• 11076
    başına gelecekleri aylar önceden söyledik.

    selçuk inan - (bkz: #1561843)

    transferler - (bkz: #1535647)

    veysel sarı - (bkz: #1552372)

    burak yılmaz - (bkz: #1552652)

    ünal aysal - (bkz: #1548418)

    olcan - (bkz: #1517449)

    takım genel havası - (bkz: #1491766)

    bu entrylerin hepsinin ofsaytlarda olması da sözlüğün futboldan ne kadar anladığını gösteriyor. kimse kimseyi kandırmasın şimdi.
  • 11078
    takım mı?
    hala bu acemiler mangasına takım mı diyoruz?
    yazık vallahi yazık...
    sinirden delireceğim...yazmak istediklerimi yazsam pilota bağlayacağım...
    bir takım daha ne kadar kötü olabilir...
    arkadaş hep söyledik top oynamıyoruz...
    tamam bir şekilde kazandık ama top oynamıyoruz...
    on kişilik fenerbahçe maçında sniejder çakmasa galip gelebilir miydik...
    ya mal bruno alves kırmızı görmese biraz daha baskın oynayabilir miydik...
    prandelli ilk geldiği zaman çok heyecanlanmıştım...
    dün akşamdan beri gece sürekli internet sayfalarında istifa haberini okumak umuduyla dolaştım...
    nedir allah aşkına nedir ya...
    neyi deniyoruz...
    taraftarın sabrını mı...
    ne zaman vazgeçeceksiniz bu tutumdan...
    ne olmasını bekliyorsunuz...
    tesislere mi dalmak lazım...
    aziz yıldırım gibi bir başkanınız olsun adam tutup tesislerin içersinde dövdürsün mü sizi...
    adam olun akıllı olun top oynaıyın
  • 11080
    bir karga ve bir eşşek son sistem teknolojilere sahip bir uçakta seyehat ediyorlarmış.
    ama uçak son sistem herşey kusursuz.
    neyse uçak hareket etmiş. ( karga ile eşşek yanyana oturuyorlar)
    aradan biraz süre geçince karga hostesi çağırmak için başının üstündeki düğmeye basmış, son derece kibarlığı ve güzelliğiyle gelen hostes ne ihtiyacı olduğunu sormuş.
    su istediğini söylemiş karga. derhal diyerek gidip getirmiş hostes tüm güleryüzlü haliyle. aradan beş dakika geçmiş karga tekrar düğmeye basmış. hostes ne ihtiyacı olduğunu sorunca hiç bir ihtiyacı olmadığını sadece düğmeyi kontrol ettiğini söylemiş. güleryüzlü tavriyla peki demiş hostes.
    eşşek yanında oturan kargayı izlemeye devam ediyor tabi.
    aradan bi kaç dakika geçmesiyle karga tekrar düğmeye basmış, yine gelen hostes yine öylesine bastığını söyleyen pişkin karga halleri. 1-2-3-4 derken karga aynı gevseklikle devam ediyormuş. eşşek her geçen dakika şaşkınlıkla izlemeye devam ediyormuş. karga eğleniyor hostes son derece güleryüzlü haliyle yanlarına geliyormuş.
    e durur mu bizim eşşek? başlamış o da karga gibi düğmeye basmaya. aynı tavır aynı uslup aynı eğlence.
    bir karga bir eşşek derken işin suyunu çıkarmışlar tabi. hostesin canına tak edince pilotun yanına gidip olanı biteni anlatmış. pilot da x düğmesine bas koltuklarinin altı açılsın düşsün ibneler demiş.
    hostes dediğini yapmış pilotun.
    kargayla bizim eşşek hooopp aşağı düşmeye başlamışlar. belirli bi süre sonra karga kanat cirpmaya başlamış. düşmekte olan eşşeğin yanına gelmiş ve
    " madem ucmasini bilmiyorsun , o zaman ibnelik yapmayacaksin " demiş.
    hikayemiz burda bitti :(
    şimdi gelelim bizimkilere. bizde herkes eşşek. hem uçmasını bilmiyor hem ibnelik yapıyorlar.
    sen kimsin hocayı baltalıyon ? bir burak bir selçuk değil tüm futbolculardan bahsediyorum.
    mancini gelir 2 hafta önce it gibi koşan adam mancini gelince yürümeye başlar. mancini gider prandelli gelir emeklemeye başlar. ya sen nerenin itisin de hoca seçiyorsun? dünyanın parasını alıyon bi de hoca mı begenmiyon? zannediyor musun ki prandelliye söven bu taraftar manitasiyla sorunlarını bahane eden adama ağzının payını vermeyecek? zannediyor musun ki 4 gol yedikten sonra yediğin o dürüm senin burnundan getirilmeyecek?
    hocaya ayrı buraka ayrı selçuka ayrı emreye ayrı kızacak kredimiz var bu takımda.
    biz ne hoca seceriz ne rakip ne yonetim ne maç. o yüzden gelmisinizi gecmisinizi severiz. siz daha durun bunlar iyi gunler.
  • 11082
    komple lağvedilmesi lazım. öncelikle tarih boyunca hiçbir galatasaray takımından bu kadar utanç duymamıştım ben. belli, başlı isimler dışında kadroda olan çakallar ve beceriksiz teknik direktörü ile birlikte dibi görmüştür. prandelli'nin gönderilmesi gerektiğini düşünüyorum ancak koskoca galatasaray takımı başakşehir'den teknik direktörsüz dahi dört gol yememeli. artık ciddi anlamda alnından ter akıtmayan, gamsız, haysiyetsiz, onursuz bir futbolcu grubu ile karşı karşıyayız. önündeki adamı kovalamaktan aciz selçuk, her atağı faulleri ve ofsaytları ile piç eden burak, yeteneksizlikten eli ayağına dolaşan veysel ve daha niceleri. bu adamlar mal bu diye bağırıyor ve sen halen bu adamları göremiyorsun, ısrarla her maç oynatıyorsan hem kendi başını yakarsın, hem de taraftarı sinir hastası edersin . ulan bu forma bu kadar ucuz mu amk, nedir bu doymuşluk, haysiyetsizlik. ben izlerken saçımı, başımı yumrukluyorum, maçlar sonrası etrafımla, annemlen kavga ediyorum, uyuyamıyorum sizin yüzünüzden, lan sinir hastası oldum. azıcık sikinize takın lan. altında ferrari, ayağında gucciler, pradalar, tabi umrunda değil taraftarın ne dediği. insanda azıcık karakter olur, aynaya bakar, hangi takımın formasını giyiyorsunuz lan siz? haram zıkkım olsun aldığınız paralar.
  • 11083
    bazı tümörlü, kanserli organları olan ve gitgide bu kanserin daha derinlere bulaştığı takım.
    bu kanserli organlar temizlenmedikçe içindeki güzel olan hiçbirşeyi göremeyeceğiz...

    en tepeden başlayarak ciddi bir yeniden yapılanma ve istikrar sürecine girilmeli. bu ünal aysal'ın yapamadığı birşeydi. ne yönetim, ne teknik kadro , ne futbolcu konusunda bu istikrar korunamadı. bu işler bilgisayar oyunu gibi olmaz, hoca gonderirim yenisi gelir, futbolcu gonderirim yenisini alırım diyerek yürümez.

    takımı takım yapan içeriğindeki elemanlar değil, o elemanlar arasındaki bağlardır. (bkz: eleman)
  • 11084
    üç ayrı çeteyi barındıran takım.

    trabzonlular: trabzon'dan gelen futbolcular. ilk senelerinde gayet iyi sezon geçirip sonra yatışa geçerler. götleri kalkık olup çok da yüksek maaş alırlar. liderleri burak ve selçuk'tur.

    floryalılar: altyapıdan çıkıp kulübe yerleşirler. kendilerini gram geliştirmeden yatarlar. tek hedefleri galatasaray'da kalmak olup istanbul'da lüks bir hayat yaşamaktır. kulübe zerre katkıları bulunmayıp gün boyu yabancıları çekiştirip dururlar. liderleri sabri reyiz.

    yabancılar: aslında masum bir grup. amerikan hapishanesine uyuşturucudan düşen çocuk misali götü korumak için örgütlenmişlerdir. aralarında çok karakterli ve iyi futbolcular vardır ama kulüpteki belirsizlik onları boşvermişliğe itebilir.

    dünya üzerinde hiçbir takım, takım kimyasını yakalamadan başarılı olmamıştır. yapılması gereken birkaç yabancı ve yerli futbolcu dışında herkesi gönderip bir daha futbolcu üzerine sistem kurmamaktır. ama bu mali krizde dediklerim ütopya olduğuna göre önümüzdeki 5 sene bir mucize olmazsa şampiyon olamayacağız. olan taraftara ve arada gelip giden teknik direktöre olacak anlaşılan.
  • 11086
    selçuk ve dzemaili ilk 18'i, burak ve veysel ilk 11'i hak etmiyor. furkan , umut gündoğan ve sinan gümüş hiç şans bulamıyor. alt yapıdan sezon öncesi hazırlık kampına katılıp ışık veren oyunculardan hiç bahsetmiyorum bile. ne zaman futbolculara hak ettikleri muamele gösterilir o zaman en azından seyirciyi arkasına alırlar. ha ben 31 ekim 2014 galatasaray kasımpaşa maçında bu futbolcuları ilk 11'de görmek istiyorum o ayrı, yüzleşme ve hesap verme vakti hele bi çıksınlar o taraftarın önüne de görsünler o formaya ihanet etmek ne demek.
  • 11087
    önceden yenilsek kahrolurdum, üzülürdüm. neden? takım savaş verirdi, ama ya hakemin yanlış kararları ya da futbolcunun bireysel hatasıyla gol yerdik, çıkaramazdık ama son dakikaya kadar savaşırdık. şimdi ise; üzülemiyorum bile. çünkü ortada bir takım yok, mücadele yok, ruh yok, isyan yok, başkaldıran yok. nasıl üzüleyim ki? kazanmayı haketmiyoruz ki. bu futbolla yensek üzüleceğim nerdeyse çünkü o eski galatasaray ruhundan eser yok.
  • 11088
    2 sene once nasil real madrid'e manchester united'a ustunluk kuruyordu ve simdi gelen giden icerde disarda 4 atiyor? soru bu. cevap cok zor degil. 2 sene once ne vardi ve simdi ne yok? emanuel eboue ve johan elmander yokluklari aranan en onemli iki seviye. seviye diyorum cunku suan oynasalar elimizdekilerden yine iyi oynayacak olsalar bile, 2 sene onceki kalitelerinde kendileri de degil. zaten elmander artik kadroda da yok. bu iki isim kalitesinde bir sag bek ve forvet oyuncusu bugun takimda olsa olmasi gerekenin yarisi halledilmis olur. diger yarisina gelince. bu bolum biraza daha karisik. once selcuk inan ilk kesik yemesi gereken isim. bir sene boyunca yedek kalmasi herkes acisindan daha iyi olacak gibi. bu sure icerisinde zaman zaman buldugu forma sansini degerlendirebilirse ne ala, yok degerlendiremesse, sezon sonu varsa talibi gonderilir, yoksa gelecek seneye iyi hazirlamaya calisilir. bu kadar ugrasilmasi gerekiyor cunku ucuza oynamiyor. senede 500 bin dolar aliyor olsa kadro disi birak gitsin ama bu adam 3 milyon euro aliyor! ya da belki sozlesmesini fesh etmek de bir cozum olabilir sezon sonuna kadar duzelememesi durumunda. burak yilmaz ise biraz daha uzun vadede ayni muameleyi gormeli. biraz daha uzun zamani hakketigini dusunmeme sebep olan sey, takimin forvete kadar olan problemlerini cozdukten sonra, yeterli destegi gorunce de verimsizligi devam ediyor mu etmiyor mu gormek gerekir diye dusunmemden kaynaklaniyor. elde degerlendirilmesi gerekip de harcanan oyuncular kesinlikle cok fazla sans bulmali. bruma allahin emri artik surekli oynamali. bu adama 10 milyon euro verildi ve adam surekli yedek ve hatta yedek bile degil! saka mi bu? olcan ve bruma oyle boyle kanatlarda is yapar nihayetinde. felipe melo'dan canini isteyecek halimiz yok. defansin gobegi de en azindan ilk asamada cok acil degil.
    ozet olarak; cok acil sagbek ve guclu, uzun, caliskan bir forvet lazim takima. selcuk inan kendi pozisyonunda birinci alternatif olmaktan cikmali. bruma ve olcan surekli oynayarak kendilerini gelistirmeli ve eksiklerini tamamlayarak potansiyellerini aciga cikarmali.
  • 11089
    selçuk, burak, djemaili gibi futbolcularının, maçları sıcak evlerinde ki led tv'lerdinden izlemesi gereken takımdır. prandelli'yi eleştirdiğim tek nokta bunu yapmamasıdır. herşey bu kadar netken, orta sahamız saydamken, pozisyon bulamıyorken prandelli'yi gönderip denizli'yi getirsek ne olur? belki luce gelirse selçuk ve burak'ı kadro dışı bırakır, kimse de ağzını açıp tek kelime edemez, o da zaten gelmez. o yüzden teknik direktör değişikliğiyle düzelecek takım değil galatasaray futbol takımı. takımın temposunu düşüren, mücadele etmeyen, sahada yürüyerek mesafe kaydedip çok koşuyormuş gibi görünen, birbirine pas vermekten başka hiç bir alternatifi görmeyen futbolcuları kadro dışı bırakmak, şu anda en makul çözüm yolu olarak gözüküyor.
    peki an itibari ile neler yaşanıyor? orası gerçekten çok komik. abdülrahim albayrak isimli yöneticimiz geliyor, bırakın kadro dışı bırakılmayı, sabri'yi affettiriyor. umudumuz sabri ya şaka gibi.
    son olarak prandelli, kadroda bu reformu gerçekleştirmediği sürece takımla ilişkisinin kesilmesi taraftarıyım, yok eğer bu reformu yaparsa sonuna kadar da arkasındayım, ve benim gibi düşünen bir çok galatasaray taraftarının olduğunu biliyorum.
  • 11090
    en büyük ihtiyaçları ;
    çamaşır makinası * değil gol makinası
    orta sahada ekseni etrasında dönmesi 5 gün süren hevesi kaçmış adamlar değil* * dinamik , genç , istekli , hızlı oynayan orta saha
    ve takımın hepsini hevessiz ve türk milyon eurolar alan orta saha ve forvetlerden değil yaratıcı kanat oyuncularından ** kurmayı düşünebilecek ve de galatasaray'ın bangır bangır oynaması gerektiğini unutmayacak, yalnız kulübe değil tüm ülkeye yabancı olmayan teknik direktördür.

    aslında neler var da yazacağım bıktım be amk.
  • 11092
    açın herhangi bir ligde zirveye oynayan herhangi bir takımın maçını izleyin. hiçbirinde böyle harala gürele oyun anlayışı olamaz. olmamalı da. kaleye verkaçlarla gitmeyi deneyecek, birbirine duvar olmayı deneyecek futbolculara ve futbol anlayışına ihtiyacımız var bizim. öyle burak yılmaz'a top şişirmekle olmuyor bu iş malesef. hiçbir zaman da işe yaramayacaktır. herhangi bir hucum varyasyonuna dahi yeltenmeyen , takımda birisi top aldığı zaman herkesin amiyane tabirle armut gibi izlediği bir takım olmuşuz. ne ara olduk bilmiyorum. yardımlaşma yok denecek kadar az. tek pas kavramını bilen sayısı takımda sınırlı. zaten gram top oynama isteği yok. teknik ekip kaynaklı mı yoksa futbolcu kaynaklı mı bilmiyorum ama bu sorunlar halledilmediği sürece isterse futbolcun 15 km koşsun hiçbir işe yaramaz. doğru koşular yapmak gerekir bence. her maç aynı hataları yapmaktan bıkmadı takım. her maç aynı şekilde gol yiyorsun bir önlem almıyorsun. insan gerçekten hayret ediyor.burak yılmaz'ı sahada yokmuş gibi düşünüp, yardımlaşarak kaleye ilerlemesi gereken takım.
  • 11095
    mevcut form durumu için konuşuyorum.

    cl için inanılmaz zayıf bir takımız bunu konuşmaya gerek bile yok. olur da uefa kupasına gidersek de tur geçebileceğimizden hiç umutlu değilim. gelelim asıl hedefimiz olan ligimize.

    eğri oturup doğru konuşalım, bi yanda ba, pektemek, cenk üçlüsü, diğer yanda sow, webo, emenike üçlüsü varken forveti burak-umut olan takım sittin sene şampiyon olamaz. biz amatör olarak futbolla ilgilenen taraftarlar bas bas bağırırken 45 maçı burak-umut ikilisine emanet etmeyelim diye bu iş için epey maaş alan profesyoneller bunu göremedi. kalan mevkilerde ciddi fark yaratamadığımız sürece forvet konusunda çok gerideyiz çok.

    orta sahayı defansif ve ofansif olarak 2 ye ayıralım. 40 kişilik kadromuzda şino, bruma, olcan ve emre dışında hücumcu orta sahamız yok. götle gülünecek kadar komik bir durum. bunların da 2 tanesi ilk 18de olsa sevinecek hale geldik. şu ana kadar yaptığımız 10 maçta bir kere 4ü de kadroya alında. kalan maçlarda bu sayı çoğunlukla 2 çok nadir olarak 3 oldu. 40 kişilik kadroda 5, ilk 18de 3-4 banko olması gerekiyor bana göre.

    orta sahayı defans yönünden ele alalım. melo. melo. melo. melo'nun yanında oynamayan yekta ve hamit var defans,ofans karışık takımı rahatlatacak oyuncu sayısı da bu kadar. bu mevkide ilk 11de banko 2 yerine göre 3 adam olması gerekirken bizim 40 kişilik kadromuzda 1 tam 2 yarım adamımız var. bu bölgede de çok eksik durumdayız.

    beklere bakalım. 40 kişilik kadronda 4 tane bek olması gerekirken biz de bir tek tarık var. bir de yarım hakan. türkiye ligi standartlarının en altında olduğumuz bölge burası. ki o standartlar da gençlerbirliği'ne falan denk gelir hesap edin. en zayıf bölgemiz olmasına rağmen bu konuda kimseye kızamıyorum çünkü geçtiğimiz yıl devre arasından sonra yaptığımız 25 maçta telles ve veysel en azından türkiye ligine götürebilecek gibi duruyordu. üstüne yarım hakan'ımız, henüz kadro dışı kalmamış sabri'miz vardı ve üstüne tarık'ı transfer ettik. benim için sezonun sürprizi bu bölge oldu.

    stoper de ise yine yarım hakan, şecu, semih, koray ve yarım gökhan ligi götürebilir bence. lig için bu mevkide sıkıntımız yok. ama sadece lig için. 1 adet bek ve 1 adet defansif orta sahamız olduğu için 2 stoperle birlikte savunma yaptığımız kişi sayısı toplam 4e çıkıyor ki normalde olması geren 2 stoper, 2 bek, defansif-ofansif 2 göbek oyuncusuyla birlikte 6dır. yediğimiz gollerin ezici çoğunluğunda hata orta saha ve beklerde stoperlerde değil.

    kaleyi ise konuşmaya gerek bile yok. cl seviyesinde olan tek mevkimiz burası.

    oyuncuların bu verimsizliğinin üstüne, dünya çapında hızlı oyunlarıyla bilinen dortmund ve arsenal takımlarına karşı 100er metrelik kanat koridorlarını birer adama emanet eden büyük taktik deha prandelli'yi de ayrıca kutluyorum. kurt gibi hoca yemin ederim.

    muslera
    sabri-semih-şecu-tarık
    melo-yekta
    olcan-şino-bruma
    umut(ismail berk nerede amk kiralıktan döndü yazıyor transfermarkt'da)

    yada

    muslera
    sabri-semih-şecu-tarık
    olcan-melo-yekta-bruma
    şino
    umut(ismail berk nerede amk kiralıktan döndü yazıyor transfermarkt'da)

    yedekler veya yedek olamayıp ilk 18 için sıra bekleyenler
    sinan bolat, hakan balta, koray, gökhan, hamit, umut g, emre ç, pandev, cemal.

    şu kadroları 5-10 gün birlikte antreman yaptırıp, 2-3 maça birlikte sürsek şu anki durumdan kötü olur muyuz olmaz mıyız bu sorunun cevabı prandelli'nin notudur.

    eyyorlamam bu kadar.
  • 11097
    fenerbahce maciyla baslayan surec boyunca hic entry girmedim sozluge. kulupte olup bitenleri de uzaktan bir gozle izlemeye calistim duygularimdan arinarak, lakin duygularimdan arinmadigimda ne realist olarak bir seylerin farkina verebiliyorum ne de cok sevdigim insanlara kufretmekten kendimi alikoyabiliyorum. fenerbahce karsilasmasinin kazanilmasini bir insanin sok ile hayata dondurulmesine bagliyorum. ancak takip eden surecte kalbimiz maalesef dayanmadi. fenerbahce maci bizim icin once doktor basarisi sonra da sevenlerin duasinin birlesmesinin sonucu oldu. hastanin yasamasi iyi mi oldu kotu mu oldu henuz bilmiyoruz. nitekim bu macin ardindan takip eden surecte rahat bir olumdense kivaranarak olmeyi tercih ediyormusuz gibi geliyor...bu kadar bos konusmak yeterliyse birazcik takim hakkinda goruslerimi belirtmek isterim. ben oncelikli olarak sorunun cesare prandelli'de oldugunu dusunmuyorum. kendisinde sorun var mi, tabii ki var. ancak kendisinin uzerine bu kadar gidilmesini yanlis buluyorum. galatasaray futbol takimi turkiye ligi sampiyonlugu icin yeterli duzeyde bir takim olarak gozukuyor. isimler tek tek kendilerini bildigimiz sekilde ele alinirsa bu takimin bu ligi goturmemesine imkan yok. takimdasligin bozulduguna da herkesin aksine inanmiyorum. ancak turk oyuncularin artik forma savasi vermesine gerek olmadigi bir acik. ornegin bu takimin forvetinde burak yilmaz'dan baskasi yok. kendisi ne kadar kotu oynarsa oynasin o formayi kaptirmayacagina inanci tam. hoca bunu sezon basinda olcan'i kadro disi birakarak engellemeye calisti ancak olcan'in bolgesinde eli burak'a ya da selcuk'a nazaran daha rahatti. 2 sene once methiyeler dizdigimiz selcuk bugun sahanin en kotusu ama biliyor ki kendisinin yerinde yekta oynasa bu sefer o sahanin en kotusu olacak. yuzunu gormedigimiz ancak iyi oynayacagini umit ettigimiz furkan konusunda endiselerim cok acik, nitekim ayni dusunceye koray'da da sahiptik ancak koray daha iki gun once sahadaydi ama kendisini goremedik. yani demem o ki selcuk calismayi biraksa yerine gececek turk selcuktan iyi olmayacak, yerine bir yabanci gecse bu sefer sezonun en iyisi chedjou'yu mu yoksa kalede muslerayi mi kesecegiz, sneijder'den bahsetmiyorum bile. biz bu takimdan herkese bes atmasini beklemiyoruz. sahsen ben beklemiyorum. ancak en azindan top hakimiyetini sahaya hali saha maci yapmaya cikmis insanlar gibi degil de hucuma katki saglayacak sekilde kullanmasi takimin goze hos gelen futbol oynamasini saglayacaktir. bu dogrultuda bunun icin caba sarfeden iki oyuncu var takimda. bunlardan biri olcan digeri wesley. melo bulundugu konum itibariyle elinden gelen destegi sagliyor bu is icin ancak yeterli olamiyor. kanatlardan hucum etmeye kalksak yaptigimiz her orta bosa gidiyor, ortadan hucum etmeye kalksak bu kez selcuk el freni gibi, burak' atilan toplar bumerang gibi geri donuyor. dortmund ve basaksehir maclarinda topla oynama oranlarinda ezici ustunlugumuz var. bir tane hucum bolgesinde hatirladiginiz organize atagimiz var mi ? yani demem o ki oturmayan seylerin oturmasi icin bizim zamana ihtiyacimiz yok. takim gayet iyi evet, ama dengesiz. bunun uzerine bir de marco reus'tan fazla para kazanip hic bir sey vermeyen kaprisci arkadaslar eklenince iyice kaosa surukleniyoruz. baktiginiz zaman bu takim hicbir hedefinden uzakta degil, ancak hicbir isik vermedigi icin bu kadar kotu hissediyoruz. umarim en kisa zamanda bu duruma farkli cozumler bulunur. ben sahsen henuz hastaligi tespit ettigimize inanmiyorum. hastalik tespit edilinceye kadar da kalbimiz bir kez daha durursa calistirabilir mi ? simdi ofsayta bogun beni ama nefret ettigim bir doktor var, kendisi gelirse o zaman oluyu bile diriltiyor. bu kez onun eline dusmeden care bulalim su duruma...
  • 11098
    galatasaray iyi oynamiyor. ancak bu problem cozumsuz degil. hatta iki cozum var.

    birincisi takim savunmasina ve pres gucune odaklanmak, savunmayi guclendirmek, ve hucumu kisa ve direk yapmaya calismak. bu oyun burak yilmaz icin ideal, ancak sneijder'in rakip cezasahasindan uzak kalmasina neden olacak. ikincisi ise topa etkili bicimde sahip olma standardini yukseltmek. yani galatasaray onde oynayacak. bunun icin de tarik-veysel ikilisi yeterli degil, ve burak'in ileride top tutma kabiliyetinin olmamasi problem.

    ancak ikinci alternatif kadroya cok daha uygun, cunku galatasaray'in cok ust duzey savunma oyunculari yok. ancak lig icin hayli ust duzey ve ust duzey olabilecek hucumculari var.

    ***

    peki su an itiabriyle galatasaray neden onde etkili oynayamiyor?

    1) galatasaray topu cabuk kaybediyor cunku topla etkili degil.
    2) galatasaray topu kaybettiginde cok yavas geri kazaniyor.

    1. maddeyi cozmek icin ilerde top tutabilen orta saha ozellikli bir santrfor gerekli- ancak ne burak ne umut bu santrfor degil. pandev bu ozelliklere sahip, ancak fiziksel olarak hazir olana dek bir opsiyon degil. bu yuzden galatasaray burak'i ileride sadece gol amacli bulunduracak, son kosuyu yapmasini bekleyecek, stoperleri saga/sola tasimasini isteyecek bir anlayisi benimsemek durumunda. bu da topu ileride tutma ve hareketlenerek alan acma isinde burak'in arkasindaki hucumcu ortasaha oyuncularina sorumluluk yukluyor.

    galatasaray'in bu bolge icin degisilmezi sneijder. kanatlar icin ise alternatifler bruma, emre colak, olcan ve yasin. su ana kadar denenen olcan-bruma ikilisi malesef etkili olamadi, cunku bu iki oyuncu da oyunu yeterince akillariyla oynayamiyorlar, daginiklar, ve tek yonluler. sneijder'in galatasaray kariyerinin en tepe noktalarini zidane gibi, hagi gibi oyun kuran bir oyuncu olarak degil de alex gibi is bitirici bir forvet arkasi olarak oynadigini dusunursek galatasaray'a ileri 4lude ikinci bir pas duragi gerekli. olcan bu isi iyi yapabiliyor olsa da aldigi topla yaraticiligi az. galatasaray'in bu bolgede en iyi alternatifi bu sebeple emre colak, zira topun degerini bilen, al-ver'i iyi yapabilen, dar alanda da oynayabilen bir oyuncu emre. en basitinden galatasaray'in kadrosunun yasayacagi donusumde gelecekte kesin kazanilmasi gereken isimlerden biri. 4-2-3-1'in 3'lusunden ikisi emre ve sneijder olunca diger kanat icin ise delicilik ve dikine oynayabilme elzem oluyor. bunun da tek adayi bruma. galatasaray tarihinin en pahali transferlerinden olan bu oyuncuya zaten artik sans verilmesi gerek. bu ucluden sneijder ve emre sol tarafta siklikla birbirlerine yakin oynayip (hatta zaman zaman yer degistirip) topa hakim olarak ters tarafta bruma'ya daha fazla bosluk yaratacaklar. emre arkadan melo'yla kombinasyon yaparak sneijder'in rakip kaleye sizmasini kolaylastiracak, melo'nun bruma'ya uzun ters toplarina da olanak saglayacak. bruma da sag kanatta oynayacak, zira soldan ice katederek oynayacak olgunluga ve yaraticiliga henuz ulasmadi.

    bu anlayis haliyle sol bekte problem yaratiyor. zira onde sola ceken bir sneijder ve emre ile sol kanat savunmasi kolay degil. bu yuzden galatasaray'in sol beki surekli bindiren pirpir bir bek olan sag ayakli tarik degil, dengeli ve pozisyon almasini bilen hakan balta'dir. sag bek ise tam tersi- bruma topla bulustugunda onla kombinasyon yapabilecek ve orta saha presine katilabilecek, hizli isimler zaten kadroda mevcut. tarik ve sabri bu bolge icin ideal. bu isimler tum kanat boyunca pas istasyonu olabildikleri ve cizgiyi bu anlamda doldurabildikleri icin bruma'ya ve dolayisiyla takima hucum akiskanligi kazandirabilecek. sag hafta ise akil eksikligini hamit altintop veya selcuk inan gibi gibi oyunu basit oynamasini cok iyi bilen bir isimle kapatacak. selcuk veya hamit bruma/sabri veya bruma/tarik ikilisinin eksik oldugu akli saglarken bu iki ismin dinamizminden yararlanarak az eforla oynayacak.

    galatasaray boylece emre colak'la topu daha fazla tutacak, bruma'yla daha akiskan oynayacak. selcuk ileri merkezde hem sneijder hem emre colak'i pas istasyonu olarak kullanabilecegi icin daha rahat dikine oynayabilecek. takim topu ileride tutabildigi icin boy kisalacak ve pres gucu yukselecek, zira oyuncularin etkili pres icin katetmesi gereken mesafe azalacak.

    ***

    http://lineupbuilder.com/?sk=559b

    galatasaray'in ocak ayina kadar cozumu bence bu.

    devre arasinda ise cok net hamleler gerekli.

    1) engin, eboue, yigit gibi kadro disilar ve gokhan zan, umut gundogan, furkan ozcal, aydin yilmaz, sinan gumus, endogan adili gibi kadroda bulunan ama sans bulamayan ve bulamayacak isimlerle en basitinden sezon sonuna dek yollar ayrilmali. 35 kisilik bir kadroyu motive etmek imkansizdir. bu temizlik kadronun hedefe odaklanmasinda ciddi katki saglayacaktir. galatasaray'in kadrosu ikinci yari basladiginda kaleciler dahil 24'u gecmemeli. bu 24 kisi icinde de kupa maclari kullanilarak herkes hazir tutulmali. veysel, koray, pandev, yekta, hamit, yasin, umut gibi az sans bulan veya fizik problemleri olan isimler cilalanmali, gorev dustugunde sahaya cikinca zimba gibi olmalilar.

    2) bir adet yerli santrfor. bu ismin cok ust duzey olmasina gerek yok, ancak galatasaray'in oyunu iyice rakip sahaya yikabilmesini saglayacak, sirti donuk oynamasini bilen bir yedek oyuncu olmali bu, zira umut bu isi basarmaktan cok ama cok uzak. galatasaray'in bu gorev icin alternatifleri mevcut. goran pandev ikinci devreye kadar fiziksel olarak hazir hale gelirse galatasaray'in istedigi topa etkin sahip olabilme yonunde ciddi katki saglayabilir. ancak bu simdilik riskli gorunuyor zira pandev hic iyi sinyaller vermiyor. en basit ve en dogru ek cozum berk ismail'i geri cagirmak, zira berk'in en ust sinif ozelligi galatasaray kadrosunda hic bulunmayan sirti donuk oynayabilme yetenegi. boylece galatasaray bir b senaryosunu oynayabilir hale gelecek.

    3) yerli ve dinamik orta saha oyuncusu. galatasaray'in merkez orta saha oyuncularinin tamami agir ve fiziksel acidan yetersiz. selcuk, umut g., yekta gibi isimler fizik kalite olarak vasat ve vasat alti, dzemaili, hamit ve melo gibi isimler de cok agirlar. bu galatasaray'i cok rahat delinebilir hale getiriyor. bu bolgeye oyuna girdiginde sahaya herseyini koyacak yerli ve maliyeti dusuk bir alternatif gerekli. galatasaray icin ideal senaryo bunu kadro icinde bulmasi: yani yekta kurtulus'un daha yirtici motive bir sekilde sans bulmasi. kupa maclari kullanilarak yekta'nin form tutmasi saglanmali.

    ***

    galatasaray gercekten abartildigi kadar kotu durumda degil. gecen sene cok kotu yonetildi ve cok yanlis transferler yapildi, ancak hala cok iyi bir iskeleti var. son madde de burada. galatasaray'in taraftarinin artik protestoyu birakmasi, takima destek olmasi gerekli. hocaya da. prandelli'nin gidisini herkes istiyor, belki de hakli bicimde, ancak hoca degistirip sampiyon olmak diye bir sey yok artik. galatasaray 4. yildizi alacaksa prandelli'yle alacak. ve taraftar ona destek olacak, daha onemlisi yonetim ona destek olacak.

    bir avuc dogru karara bakiyor is. yapabiliriz.
  • 11100
    acilen fiyat politikasını standarta bağlaması gerekiyor. böyle giderse iyice içinden çıkılmaz bir hal alacak maaşlar, bonservisler.

    burak yılmaz'ı severim, cidden iyi golcü. ama bu adamın yıllık 3 milyona yakın para alması almanya'da, ingiltere'de top oynayan futbolculara hakaret gibi bir şey. kaldı ki yurt dışında futbolculara %40 hatta daha fazla vergi kesilirken bizde çok cüzzi bir miktar vergi kesiliyor. selçuk için de aynı şekilde, bu parayı hak etmeyen futbolculardan biri. sinan bolat 1 milyon 200 bin euro alıyor mesela yedek kulübesindeki koltuğunu ısıtmak için.

    bir tane yönetim de çıkıp şu maaşları standartlaştırmadı. sene başında otur, hesabını, kitabını yap de ki benim yerli futbolcunun en iyisine verebileceğim maaş 1 milyon 800 bin euro. yabancı futbolcunun en iyisine de 3 milyon euro, bundan bir kuruş fazla vermem de. ne olacak ki? selçuk, burak ve diğerleri rest çekip biz bu maaşlara oynamayız mı diyecekler? bugün yurt dışına gitseler, gidemezler ama hadi diyelim gitseler 1.5 milyon euro'dan fazla para ceplerine girer mi? girmez. sen niye veriyorsun? kaldı ki senin ligin çok büyük yayın gelirleri olan, dünyanın her tarafından seyredilen bir lig de değil. çok iyi futbolcu olduğunu sanan yerlilere söylüyorum bunu, dışarıda kimse tanımıyor oğlum sizi. haketmiyorsunuz da zaten.

    sen çıkıp ortalama bir oyuncuya 3 milyon euro verirsen, milli takımların halini de sorgulamamak gerekir. yerli futbolcuya yaşarken cenneti yaşatıyoruz resmen. italya'dan bir çok konuştuğum arkadaşım var, arada futbol konuşuruz, konu galatasaray olunca yerlilerden bir tek burak'ı biliyorlar mesela. ona da yilmaz diyorlar, ona yilmaz değil burak diyoruz biz desem hayretler içinde kalır, bilgisi de o kadar yani. hal böyleyken bunlara avrupai düzeyde hatta onun da üstünde bir maaş vermek delilik. getir bir standart, 1 milyon 800 bin euro en baba yerliye veririm de, ondan sonra sinan bolat 1 milyon 200 bin euro kazanabiliyor mu bakalım, sen yerliye üst sınırı 3 milyon euro'dan çizersen, sinan da 1 milyon alır, engin baytar da alır, yekta kurtuluş da alır.

    ödediğimiz bonservis bedeli de aynı şekilde, her sene ne olup ne bittiğini anlamıyoruz. bir sene para saçarken bir sene transferin son gününü bekleyip elde kalmış futbolcuları ucuza almaya bakıyoruz. olmaz abi, cidden olmaz ya. seneye başlarken bir planın olur, bir bütçen olur, ona göre yaparsın transferini, ha o dönem içinde eldeki oyuncunu satarsan belirlediğin bütçenin üzerine eklersin kazandığın bonservisi. bu iş bu kadar basit.

    bir sene amrabat'a 8 milyon verip, diğer sene pandevle dzemaili'yi 2 milyona kapatmaya çalışıyorsan başarı, başarı, başarı vaadiyle gelmeyeceksin başkanlığa. sürdürülebilir bir olay değil çünkü senin yaptığın. ilk verdiğin başarı sözü olur, ikincisi olur, üçüncüsünde rezalete döner iş. daha önceki başarılarını da unutturur.

    duygun hoca'dan çok ümitliyim, en azından giderleri bu şekilde standartlaştırırsa önümüzü daha rahat görürüz. şu an bizi neyin beklediğini bile bilmiyoruz. ve umarım bir daha kulübün paralarını umarsızca hajroviclere, ontiverolara, selçuk'lara, burak'lara saçacak bir başkana sahip olmaz bu kulüp. 2 ileri 1 geri gitmekten mehter takımına döndük iyice.
App Store'dan indirin Google Play'den alın