• 1526
    beşiktaş'ın desteklemesini net anladığım kural. kendileri zaten küçülmeye gidecek ve oyuncu taransferi yapamayıp vasat gurbetçileri toplayarak layık olduğu 3. sıraya geri döneceğinin ve bizim zaten yükselişimizin geçen sezonki*şampiyonluk itibariyle başlamış olduğunun fenerbahçe'nin ise (belki) ali koç ile yükselişe geçeceğinin net farkında.

    bu durumda beşiktaş düştüğü çamurun içine bizi de yabancı kontenjanı ile çekmeye çalışmaktadır. felsefe " ben klübü yönetmiyorsam da rakiplerimi bataklığa çekiyim. " zaten onların "büyük klüplüğü"de ancak bu kadar olabilir, beşiktaş bundan fazlası da değildir bana göre. ayrıca beşiktaş için yazdıklarımın trabzonspor için de geçerli olduğunu düşünüyorum. başakşehir ise malum siyasi yapı kulüp binasını yak dese gözünü kırmadan yakacağı için onların yabancı kontenjanı tavrı benim için sürpriz olmadı.
  • 1527
    artık uygulanmaması gerekendir. yabancı sınırsız olmalıdır. iyi yerli oyuncu yetiştirmenin yolu yabancıyı sınırlamaktan geçmiyor. bu serbestlik sayesinde bugün cenk premier ligde, cengiz serie a'da, enes la liga'da oynuyor. aksi halde hepimiz biliyoruz ki bizim kulüplerimiz olmadık yerli oyuncuya abuk sabuk ücretler verecekler. onlar da kendilerini gram geliştirmeyecekler.
    lucescu'ya olan nefretim baya bir artar bu abuk karar çıkar ise.
    bu arada 15 kulübün gücü beşiktaş ve başakşehir'e yetemiyorsa kapasınlar kulüpleri.
  • 1528
    sadece futbol değil, ticaretin her alanında sınırlamanın 2 amacı olur.

    1) yerli üreticiyi koruma ve destekleme
    2) vasıfsız ve ucuz yabancı üreticinin pazarı ele geçirmesini engelleme

    şimdi düşünelim. yabancı sınırı çok matah bir şey olsaydı 1923'ten bu yana son derece ağır bir şekilde uygulanan yabancı sınırı türkiye'yi avrupa'nın futboldaki en iyi ülkeleri arasına sokardı değil mi? 1959'da futbolu profesyonelleştirmeyi başardık. aradan geçen neredeyse 60 senede avrupa'da arada bir başarı sağlayan yegane türk futbol takımı galatasaray. (diğer "büyük" kulüplerimizin isimleri bile bilinmiyor) milli takımlar düzeyinde ise dünya kupasına ve avrupa şampiyonalarına 40 yılda bir katılabilen bir ülkeyiz. bu durumda "yabancı sınırlaması, hedeflenen amaca ulaşamamıştır" demek yanlış olmaz.

    yabancıyı sınırlayarak başarı sağlayamayız. önemli olan yerli genç futbolcu üretimini teşvik etmek. hatta daha açık tabirle, takımları genç oyuncu yetiştirmeye zorlamak. burada dikkat edilmesi gereken nokta şu. mental, teknik ve fiziksel anlamda en üst seviye olan süper lig'de, yetersiz oyunculara sırf pasaportları nedeniyle ederlerinden fazla değer vermeyecek düzeni kurabilmek zorlu bir iş. (bkz: tarık çamdal) yani bizim sadece ve sadece genç türk futbolcuları korumamız, genç olmayan türk oyuncuları ise vahşi futbol arenasında kendi haline bırakmamız gerek.

    benim yıllardır savunduğum şu:
    "sahada yer alan 11. oyuncu, transfer tahtasının kapatıldığı gün 21 yaşından gün almamış, türk milli takımında oynama yeterliliği olan bir oyuncu olmak zorundadır."
    şeklinde bir kural koyup yabancı sınırını tamamen serbest bırakmalıyız. (14 yabancı sınırı da kalkacak doğal olarak) bunun ne gibi artıları olur:

    genç oyuncularımızın en üst seviyede forma giymelerini sağlayarak profesyonel yaşama (idman ve maç temposu, basınla ve halkla ilişkiler gibi) erken yaşlarda adapte olması başarılır.
    sadece tüketmek üzerine şekillendirilen süper lig, her 2 senede bir 20'ye yakın oyuncu üretmek zorunda kalır.
    pasaportundan ötürü inanılmaz kontratlara oynayan türk futbolcularla karşılaşmayız. (bkz: selçuk inan)
    düzenli olarak oyuncu yetiştirilmesinden ötürü yurtdışındaki kulüplerin sürekli olarak dikkatlerini türkiye'deki genç oyuncular üzerinde yoğunlaştırmayı başarırız.

    elbette 2018-2019 sezonundan itibaren bu kural uygulamaya konulamaz. ancak bildiğiniz üzere artık takımlarımız 21 kişilik maç kadrosu belirliyorlar. 1 yıllığına 10 yedek oyuncunun 2'sinin 21 yaş altında olması zorunluğu koyularak geçiş döneminin daha yumuşak geçmesi sağlanabilir.

    sonuç olarak yabancı sınırının geri getirilmesi bizi bir adım bile ileri götürmez. örnek almamız gereken yabancı sınırının olmadığı ancak tabiri caizse leblebi gibi oyuncu üreten avrupa'nın 4 ligindeki sistem olmalıdır.
  • 1530
    gerçekten beni en çok korkutan mevzuu bu.
    ne;

    -transfer yapmamız,
    -ne zor mali durum
    -ne ali koç'un gelmesi

    hiç bir şey.

    gerçekten, o aklı evvel luce yüzünden ve 15 takımın yabancının serbest olmasını istemesine rağmen bu sınır gelecek ve bir şey yapamayacağız.
    gerçekten çok sinir bozucu.

    ulan aklı evvel lucescu, ulan allahın kamil koç turizm yolcusu...

    ukrayna futbolu ne ki, sen oradaki uygulanan sistem güzel diyorsun, biz de uygulayalım diyorsun?
    hem sen şaktar'da 32 yabancı ile fink atarken bizim başımıza gelince mi yabancı sırını olmalı diye çıkışıyorsun?
    eğer ki 3 büyüklerden birinin başında olsaydı ben görürdüm o zaman, sınırı ister miydi istemez miydi.

    biri de çıkıp tff'nin iftar yemeğinde bunu tff'nin yüzüne soramadı mı?

    inşallah azalarak bitersiniz.

    edit: bu yıl değil, kaideyi taciz eden istisnanın belirttiğ gibi, kademeli düşülerek (8+3 gibi) 4 yıl sonunda 6 yabancı olarak uygulanması konuşuluyormuş.
    kesinlikle bir taraftar hareketi gerekli.
  • 1531
    sosyal medya sayesinde gelmesini engelleyeceğimiz ırkçılık.

    yönetim gerçekten yönetimse, sadece sosyal medyada bile milyonlarca galatasaray'lıyı harekete geçirip, ırkçılara ayağına denk aldırır.

    en kötüsü yanlışı kabullenmektir. edit; gelecek, gelebilir gibi kelimeler kullanmaktansa, direnmek, kabul etmemek, bunlar için de sadece sosyal medyayı doğru kullanabilmek yeterli.
  • 1535
    tarih itibariyle artık halihazırda buluhan 14 yabancı kuralının düşeceği neredeyse kesinleşmiştir. erdoğan ve bahçeli bu şekilde asla bırakmazlar. ona göre ileriki senelere hazırlık yapmaya başlamalıyız.

    yazık bu muhalefete üzülüyorum. bir iklim değişikliği olsun isterdim ama bu halk sol partiye oy vermiyor işte. bir de üstüne tayyip erdoğan hayranlığı eklenince artık kaç sene daha iktidara gelemezler allah bilir.

    bu durumlardan dolayı zaten gözleri neredeyse körken, yüzyüze görüşüp ikna etmek bile çok zorken, hala ekşi'de twitter tt'de gündem olunca iktidar olunacağı sanılıyor. kayseri'deki bakkal nuri, afyonkarahisar'daki nalbur hasan tt den mt den anlamaz. bu bir anlaşılmadı. mitinglerin kalabalık olması seçime müthiş yansımaz. tabanın geliyor mitinge. senin ise iktidar olabilmek için rakipten oy alman lazım. aynı şeyleri yapıp farklı sonuçlar beklemek aptallık derler. sen orada twitte ekşi'de aylarca tamam yazsan o adam onu görmüyor bilmiyor, görse de sallamıyor işte. bunun anlaşılması için daha kaç seçim kaybedilmesi gerekecek. 16 yıldır anlamayan adamlar bir 16 yıl daha kaybetmeye mahkumdur. taktik mi değişilir, yeni politika mı yapılır bilmem. böyle giderse daha çok seçim kaybedilir, bir onu biliyorum.
  • 1539
    bu yaz yapacağımız işler ile değişip değişmeyeceğine doğrudan etki edeceğimiz anlamsız, çağdışı uygulama.

    hatırlarsınız geçen sene ilk 2-3 hafta lig öyle şahane böyle şahane idi. sonra baktılar ki gs yenilmiyor, yok televizyona çıkıp “sahada türk görmüyorum ifindim” yok “yerli oyuncular erken emekliliğe zorlanıyor ifindim”. sanki taşla ödeme yapıyor takımlar heriflere.

    ne hikmetse, gs ligi domine ederken hemen her gün 7-8 farklı alandan (spor siyaset sanat vb.) çıkıp hakkında atıp tuttuğu yabancı sınırı, tudor’un haklı gidişine zemin hazırlayan süreçte unutuldu, ligin sonuna kadar kimse çıkıp yabancı sınırı gibi bir laf etmedi.

    olay yerli topçulara kalırsa ligin en kötü 4-5 takımından biri olmamız sebebiyle dile getirilen bu sınır, bu sene doğru düzgün 3-4 türk topçu alınırsa en kötü şartlarda olduğu gibi kalır.

    misal veriyorum, amc rotasyonuna, en az belhanda kadar oynayacakemre akbaba, nagatomo’nun arkasına rotasyona emre taşdemir, olası bir feghouli gönderilmesi halinde, dünyada kendisinden verim alabilecek tek teknik direktörün fatih terim olduğu emre mor, veya yine belhanda gönderilirse hem amc hem kanat oynayabilecek yunus mallı, 8 numara rotasyonuna nuri şahin gibi adamlar alıp,

    muslera (türk yedek), mariano (linnes) maicon (yabancı stoper), serdar (ahmet yokluktan), nagatomo (taşdemir), fernando (donk), nuri (selçuk), rodrigues (muğdat), akbaba (mallı), emre mor (sinan), gomis (yabancı yedek forvet) gibi bir 22’ yerli 3. kaleci, iki altyapı ile 25 kişilik kadro kur; bir allahın kulu çıkıp da “yeaa yabancı sınırı hede hödö” derse sözlüğe yazmayı bırakırım.

    emre taşdemir ve emre akbaba özellikle takas yolu ile alınabilecek adamlar bence. ikisi de ciddi rotasyon katkısı sağlar. nuri, aradığımız oyun görüşü olan orta saha. burada transferi şahsen zor olan tek adam emre mor, zira celta satmak istemez ama bu sezon devre arasına kadar “hırt” kişiliği nedeniyle yine kadro dışı kalacağından dvre arası takas makas alınabilir. feghouli ile kafa kafaya takası bile kabul edebilir celta; bilemiyorum.

    bu kapsamda, elimizi kolumuzu ve hepsinden önemlisi vizyonumuzu bağlayacak bir sınır gelmemesi için yerli kalitemizin yükselmesi lazım ki bir daha bu başlığı sövmek için hortlatmayalım.
  • 1544
    uefa türk kulüplerinin içinden geçti. büyük diyebileceğiniz kaç takım varsa 3-4 milyon euroyu biraraya getirip oyuncu transfer edemezken, daha hala yabancı futbolcu sınırı tartışılıyor. kur almış başını gitmiş, bir tane adam çıkıp mali disiplinden söz edemiyor. önümüzdeki yıllarda türk futbolunun küçüleceği aşikar. ama bu kafayla devam edilirse, eskiler bilir, intertoto kupası vardı ya; o seviyelere düşeriz işte.
  • 1546
    genel olarak ligdeki transfer politikasına bakılırsa bir kaç sene içinde bu sayıda bir değişiklik olacaktır. biz bu anlamda çok aktif değiliz. sanırım 2000 nesline güveniyoruz. emre akbaba transferi ve sinan gümüş'ün gelişimi üstüne sonraki transfer sezonlarında yapılacak birkaç gurbetçi transferiyle üstesinden gelebiliriz. kulübün vereceği reaksiyon böyle olur.

    işin bir de seyirci kısmı var. değişecek kuraldan sonra ligi hala takip eder miyim bilmiyorum ama bu ekonomik dar boğazda gidip de kombine vs almam artık. biz bu tarz mevzularda tepkisiz kaldığımız sürece bize her şeyi dikte etmeye devam ederler.
  • 1547
    son senelerde ülkenin genel karakterini yansıtan laçkalaşmış milliyetçi söylemlerle sınırlama gelecektir. fatih terim'in kopartıldığı süreçte baskıyı unutmak mümkün değil. ekonomi kanalında bile laf arasında fatih hocaya baskı yapılıyordu. futbolla hiçbir ilgisi olmayanlar dahi fatih hocayı milli görevden kaçmakla itham ediyordu. kadın-erkek, çocuk-ihtiyar, zengin-fakir, okumuş-cahil fark etmeden hepsi ezberlemiş gibi aynı tornadan çıkmış retoriği tekrarladı. neticede hoca milli takıma gitti. sonrası malum.

    aynı güruh, 12 haziran 2016 türkiye hırvatistan maçı'nda yedek kulübesine konan atatürk portresinin ardından fatih hocanın kovulması için ellerinden geleni yaptı. ne hikmetse hocanın arkasında olduğu söylenen kişilerden de o portreden sonra yok oldu. hoca tamamen yalnız kaldı. hakkı olan tazminatı almak istedi diye, sanki hocayı milli göreve davet edenler kendileri değilmiş gibi ''vergilerimiz haram zıkkım olsun'' demeye başladılar. (federasyonla verginin alakası yok, o da ayrı mesele)

    sanki kurallara aykırı bir durum varmış gibi on bir yabancı oyuncuyla sahaya çıkmamız olay oldu. meclis grup konuşmalarına kadar dert oldu bu durum. konuşan şahsın takımı beşiktaş da şampiyonlar ligi maçına on bir yabancı ile çıkmıştı ama bu dert olmadı. kaldı ki biz on bir yabancıyla oynarken, rakip takımlar on veya dokuz yabancı oyuncuyla sahadaydı. mesele üzüm yemek değil. bağcı biz oluyoruz.

    hasılı önümüzdeki sezon* başarılı olursak müthiş bir kampanya daha başlayacak. ne fransızlığımız kalacak ne de diğer kötü yakıştırmalar. galatasaray sadece sahada kazanmıyor. bu yüzden şampiyonluğumuz çok önemliydi. yalnız a takıma değil; bütün alt kategorilere takviye yapmamız şart. önümüzdeki sezon şampiyonluk daha da önemli. ellerinden geleni yapacaklar durdurmak için.
  • 1549
    bein sports çekilmedikçe sert kısıtlamaların olacağına ihtimal vermediğim. ayrıca ekonomik olarak yerli futbolcu fiyatları yine abes seviyelere çıkacağından, ekonomiye de bir faydası olmayacak. hatta durumu kötüleştirecektir. (u: futbol ekonomisinden bahsediyorum. o paralar kasadan çıktığında uefa "ha tamam ülke içinde yerli oyuncu almışsınız" demeyecek.)
  • 1550
    yabancı oyuncu sayısı değiştirme kriterleri galatasaray'ın başarısı ile doğru orantılı olarak işliyor bizim ülkemizde.

    yasaklayarak içerideki üretimi ve kaliteyi yükseltmek bir hayalden öte değil. ülke olarak bunu bir çok farklı sektörde denedik. ithal telefona ek vergi getirince milli üreticiler sadece daha çok satar, üretim kalitesini artırmayı düşünmezler.

    bizim ülkemizde de yerli futbolcular kendini geliştirmek yerine, anadolu klubü başkanları altyapıya yatırım yapmak yerine, daha az para kazanma korkusuyla yasakçı zihniyeti destekliyorlar.

    konu asla kaliteyi yükseltmek olmuyor, hep azınlık birileri para kazansın diye ülkenin daha iyisini yapmasının önü kesilmiş oluyor.
App Store'dan indirin Google Play'den alın