• 6327
    çarşamba-pazar maçlarına hazır olmadığını 11 kasım 2012 mersin idman yurdu galatasaray maçında üzücü bir şekilde göstermiştir. başımızda bulunan fatih terim, başka hocalar gibi bunu puan kaybına bahane olarak değil, takımımızın eksikliği olarak görecektir. benim için de avrupa standartlarında bir takım olmanın ilk şartı bunu başarabilmek. malesef biz bu kaliteye henüz ulaşamamışız. 135. dakikadan sonra bittik resmen.
  • 6329
    anadolu ekipleri tarafından çözülmüş durumda olan takım.
    anadolu takımı hocasıysanız 90 dakika saha kenarın "yatın amına koduklarım yatın maça çıkmayın" nidalarını nefes almadan söylemek bu takımdan puan almak için yeterli.
    barca bile 11'e 11 defans yapan takımları elinde messi alexis olmasına rağmen zar zor yeniyor.

    bir ikincisi ise geçen seneki fikstür çok iyiydi bence. takım 3 günde 4 günde bir maç yaparak üst düzey kondisyona ulaşmıştı. hafta bir maç yapmak bozdu bizi. keşke bu sene de aynı şekilde oynansa lig.
  • 6330
    2012-2013 sezonunda şu ana kadar ligde kaybetttiği puanların tamamında temel neden ciddiyetsizliktir.

    ben bu sezon fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor'un şampiyon olacağını sanmıyorum. ama antalyaspor, gençlerbirliği, orduspor, bursaspor ve eskişehir gibi ligde çok iyi işler başaracak takımlar var. 2 sene önce bursaspor'un nasıl şampiyon olduğunu unutmayalım. sonra tavşanla kaplumbağa hikayesindeki tavşan gibi son pişmanlık fayda etmeyebilir.

    şu an en az 7-8 puan farkla lider olmamız gerekirsen antalyaspor ile puan puanayız. hem gelecek haftalar için puan kaybetme kredimiz azaldı, hem takım üzerindeki baskı artıyor, hem de rakipleri umutlandırıyor bu tablo.

    devre arasına kadar kalan 6 maçın tamamını kazanıp ilk yarıyı 40 puanla kapatmamız gerekiyor.
  • 6339
    ısrarla forvetlerine yüklenilen takım. bu sayede asıl sounlardan ve eksiklerden uzaklaşıyoruz.

    şu an jardel'imiz olsa 2 saat top çevirip açamadığımız 2-3 alt seviye takımını açsa iyi futbol oynuyoruz mu diyeceğiz? gerçi hocamız şu anki futbolu da beğeniyor ya o ayrı konu.

    johan elmander, umut bulut ve burak yılmaz avrupa için tartışılabilir ama lig için fazlasıyla yeterli bir forvet triosudur. sorun topu onlarla buluşturmada ya da farklı gol yolları üretmededir. geçen sezondan bahsediyoruz, elmander ve necati'yi tartışmazdık pek. çünkü selçuk melo ikilisi hatta engin yeterli hücum katkısını veriyordu. kanatsız oynasak da en azından göbekten seri oynayabiliyorduk. şimdi takıma bakıyorum selçuk, burak ve umut'a bağlı. hücum planı, organizasyonu son derece üretkenlikten yoksun, kanat akınları son derece sönük, top çevirme hızı son derece düşük...

    sene olmuş 2012 topa %60 oranında sahip olduk diye seviniyoruz.
  • 6340
    les gibi futbol oyanayan futbol takimdir. bu gun* o dandik golu yemeyip kazansaydik da fikrim degismeyecekti.

    galatasaray'i durdurmak bu kadar kolay mi arkadas. defans yap sahandan cikma acik alan verme galatasaray yarim pozisyona giremiyor zaten. duran toptan kesin gol atasin galatasaray'a.

    bu kadar kolay bu is. 11 kisi defans yap duran toptan gol at veya kontra ataktan.
  • 6341
    rotasyonu 16 kişiden oluşan takım. maçların yükünü çeken bu 16'nın dışında kalan bir çok oyuncuyla yolların ayrılması lazım. ilk etapta takıma oyuncu almaktan çok gereksiz oyuncularla yolların ayrılıp fatih terim döneminde başlanan ve yarım kalan temizliğin acilen bitirilmesi gerek. bir an önce altyapıdan en az 3 oyuncunun takıma kazandırlması lazım.

    mertan caner öztürk, berk ismail ünsal, berk yıldız gibi gelecek vaad eden oyuncular az da olsa süre almaya başlamalı.

    sercan yıldırım, çağlar birinci, aydın yılmaz, emre çolak, ceyhun gülselam, sabri sarıoğlu, albert riera satılmalı/kiralanmalı. geçen yaz aylarında dillere pelesenk olan çilek midir nedir hah işte ondan en az üç tane (defans/ortasaha/forvet) takıma kazandırılıp takımın kalitesi ciddi manada artırılmalı.

    yönetim gerçekten şampiyonlar ligini hedefliyorsa, bu adımları ivedilikle atmaları lazım.

    not: ligde lider, cl'de ikinciyken söylüyorum bunları. ligi 8. bitiren takımın kalitesi geçen senekinden 8 kat kötü değildi. terim döneminde yakalanan pozitif hava bozulmadan harekete geçmeli. bu işler böyledir. bir anda çöküş başlar ne olduğunu anlayamazsın. hatırlarsan rijkaard'la ligin arası geldiğinde sene sonu şampiyonuz diyorduk, o sene sonu ligi averajla 3. bitirdik.* sonrasını hatırlatmak istemiyorum bile.

    sürekli pozisyona girip gol atamadığın maç sezonda bir kere olur. bizim gibi her maç olmaz. istanbulda yağmur sadece maçın olduğu günler değil sürekli yağar, bir takım pozisyon vermeden gol yemez. 11 haftada kaybedilen 11 puanın hepsini şanssızlığa bağlıyorsan sistemde bir arıza vardır.

    velhasıl geçen sene başyalan revizyon uzamadan nihayete erdirilmeli.
  • 6342
    3-5-2 sistemiyle oynaması gereken takımdır. geride 4 adamı fazladır. ya eboue, ya riera'dan vazgeçilmelidir. ya da birer devre oynatılmalıdır. akın nerden geliyorsa savunma 3 lüsü oraya kaydırılabilir. savunma bloğumuz, hücum bloğumuzdan kötüdür. öyleyse kötü olan futbolculardan birini oynatmayıp, yerine iyi olanlardan birini oynatabiliriz. savunma 4 kişiden oluşacak diye, her maç orta sahadan biri feda edilmektedir. nasıl olsa her maç gol yiyoruz, varsın 1 gol daha yesinler, ama eminim en az 2 gol daha fazla atacaklardır.
  • 6344
    bu sezon şampiyonlar liginde oynadığımız için takımda yorgunluk var eleştireleri mantıklı olmayan takım.

    geçen sezon süper finalle artan maç sayısı ve 3 temmuz süreci yüzünden ligin geç başlamasıyla sıkışan maç programında arka arkaya oynadığımız maç sayısı şu ankiyle aynı olmasına rağman hiç yorulmayan takım şu an maçların 70. dakikasından sonra durmaya başlıyor. kaldı ki geçen sezon arka arkaya 7 maç aynı 11'le sahaya çıkmışlığımız var. hepsinde de maçı son dakikasına kadar kovaladık.

    bu sezon takımda sözde daha geniş bir rotasyon varken oyunu son dakikaya kadar kovalamayı bırak 70 den sonra durağan oynayan bir galatasaray var. 6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçının son dakikasında yediğimiz gol hala hafızalarda.

    futbolcuların "biz nasıl olsa bu ligde şampiyonuz" havasından 11 haftada hala çıkamadığı bir gerçek. sezon başındaki rüya takım yakıştırmaları kendi futbolcularımızda gevşemeye sebep oluyor. rakipler ise maçı daha fazla ciddiye alıyorlar.

    oynadığımız takımlar şu an 90 dakika galatasaray'a kapanalım nasılsa bir gol atarız mantığıyla sahaya çıkıyor. bu algıyı kırmak için kazanma alışkanlığını bir an önce tekrar kazanmamız lazım. arka arkaya alınıcak farklı galibiyetler rakiplerin direncini kıracaktır. galatasaray maçına çıkacak rakiplerin kafasında biz ne yaparsak yapalım bu maçı kaybediriz düşüncesi oluşana kadar futbolcular mücadele gücünü üst seviyeye çıkarmalı. aksi takdirde ligin sonunda enteresan şeyler olabilir.
  • 6346
    fatih terim'in 4-4-2 dizilişinden vazgeçmeyeceğini düşünürsek kalkıp da burdan fatih terim'e mektuplar köşesi ile 3-5-2, 4-3-1-2 gibi değişik taktikler sunmanın faydası yok. kasım ayının ortasında 7 tane futbolcuya da siktir çekmek zaten manyaklık olduğundan ilk yarının sonunu ve şampiyonlar ligi grup maçlarını mevcut 28 oyuncu ile bitireceğiz ki kademeli olarak düşeceği söylenen yabancı oyuncu sınırlamasında, yerli oyunculardan özellikle de altyapıdan yetişmiş olanlardan vazgeçerken oturup bi düşünmek lazım.

    galatasaray futbol takımında, 2012-2013 sezonuna girerken yapılan transferler ile fatih terim'in 4-4-2 sisteminin uyup uymadığı hala bi soru işareti sanırım. takımın en maliyetli oyuncusu amrabat bu sisteme hala uyum sağlamış değil. fatih terim'in özellikle kendi aldırdığı oyuncuları oynatmaktaki ısrarı bilinirken, yeterince şans tanınmadığı söyleniyor amrabat'a ama emre çolak'ı tam anlamı ile kesemedi henüz demek ki eksik olan şeyler hala mevcut. takımın en maliyetli oyuncusu banko 11 oynayacak ve sisteme daha uygun bi futbolcu olabilirdi. emre çolak cluj maçında beni şaşırtarak çok iyi oynasa da iyi bir amrabat'ı görmek isterim sürekli 11'de. melo'nun takıma çok geç katılması ve formsuzluğu ile aradığımız söylenen sol beki de bi türlü kadroya katamamız diğer sorunlar.

    oyun içindeki en büyük sorun ise, muslera'nın geçen yıla göre duşen formu ve sürekli değişen stoper ikililerini saymazsak, bence hızlı atağa çıkamıyoruz. özellikle kontra-ataklarda rakip defansa göre daha çok adamla hucum ederken sonuca gidemiyor takım. hızlı dusunen, hızlı olumlu pas atan, hızlı oynayan oyuncu sayısı sınırlı. umarım kısa surede çozum bulunur. ayrıca takımın hem şampiyonlar ligi hem de ligte oynadığını unutuyor sanırım bazı kişiler. geçen senede üç dört günde bir maç yapılıyordu ama şampiyonlar ligi konsantrasyonunun başka olduğunu düşünüyorum. sırf galatasaray değil, diğer kafa liglerdeki takımlardan da ikisini bir arada götüren çok az takım var unutulmamalı.
  • 6348
    artık 4-4-2'den vazgeçmesi gereken ekibimiz. olmuyor işte, ol-mu-yor. burak ve umut, necati-elmander-baros gibi top tutamıyor. selçuk-dany-cris üçgeninde bir sağa, bir sola, bir geriye, bir yana top dolaştırıyoruz. biz bu şekilde devam ettiğimiz sürece, birazcık "ayık" defans yapan her takım bizi rahatlıkla kilitleyebilir. kilitliyor da zaten.

    bir defa amrabat'ı ilk onbire dahil etmeliyiz. takımdaki en yaratıcı oyunculardan biri ve diğer futbolcularımız da amrabat'la oynamayı öğrenmeli. bu bir.

    pep guardiola dediğimiz adamın futbolun başına musallat ettiği iğrenç pas futbolundan vazgeçilmeli. yarı sahamızda dakikada 20 pas yapmak ne üç puan kazandırıyor, ne rakipleri boğuyor. aksine bir güzel dinlendiriyoruz rakibimizi. bu da iki.

    melo ve engin en kısa sürede ideal 11'in değişmezlerinden olmalı. ve üç.

    amrabat'ı serbest olarak denemeliyiz. orta sahaya gelsin top alsın, top taşısın, defansı karıştırsın vs vs. adam zaten kuvvetli, mutlaka işe yarayacaktır.

    --------------muslera---------------

    eboue-----semih----dany-----riera

    ----------------melo----------------

    ----hamit------selçuk-----engin----

    ---------burak-----amrabat---------
  • 6349
    malesef geçen sezonki o coşkusunu ve oyun üstünlüğünü kaybetmiş gibi görünen takım. coşkulu oynamasından daha vahim bir durum varsa o da öne geçtiği maçlarda puan kaybetmesi. geçen sezon 12 derbi oynadı, 40 maç yaptı ama meşhur 2-4 yenildiğimiz antep maçı ve 39. haftada 2-2 berabere kaldığımız beşiktaş maçı dışında öne geçtiği maçlarda hiç puan kaybetmedi. bu sezon ise 6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçı, 19 ekim 2012 gençlerbirliği galatasaray maçı ve 11 kasım 2012 mersin idman yurdu galatasaray maçında öne geçmesine rağmen berabere kaldı ki hadi gençler maçını bir kenara koyalım, mersin ve eskişehir maçlarında kaybedilen 4 puanı ileride çok ararız. pisi pisine gitti. çok yazık oldu.
  • 6350
    cris - 1.25 mil euro - http://kap.gov.tr/...dirim.aspx?id=235555
    ujfalusi - 2.2 mil euro - http://www.kap.gov.tr/...m/B...aspx?id=159754
    sabri - 1.25 mil dolar - http://kap.gov.tr/...dirim.aspx?id=221171
    balta - 1 mil euro
    zan - 700 bin euro - http://www.kap.gov.tr/...m/B...aspx?id=160165
    çağlar - 950 bin tl - http://www.kap.gov.tr/...m/B...aspx?id=120089
    melo - 2.9 mil euro - http://kap.gov.tr/...dirim.aspx?id=229529
    furkan - 700 bin euro - http://kap.gov.tr/...dirim.aspx?id=235877
    riera - 2.9 mil euro - albert riera galatasaray'da - 03.09.2011 11:26 (galatasaray sportif aş) / galatasaray.org
    ceyhun - 1 mil euro - http://www.kap.gov.tr/...m/B...aspx?id=159143
    aydın - 500 bin euro
    baros - 2.5 mil euro
    sercan - 700 bin euro - sercan yıldırım galatasaray'da - 05.09.2011 22:30 (galatasaray sportif aş) / galatasaray.org

    şu yukarıdaki listede yer alan oyuncular ve onlara ödenen yıllık maaşlara bakıldığında ; sadece bunlardan bile bir şekilde kurtulunsa neredeyse 19 milyon € = 44 milyon ytl. gibi bir kaynak yaratma şansınız var. sanırım geçen sene futbolcu bonservislerine harcadığımız bütçe de bu civarlarda bir şeydi.

    yukarıdaki listeye melo, riera gibi oyuncular açısından itiraz gelebilir. bu ikisi takımın en çok kazanan oyuncuları yaşları 30; ancak onlardan aldığımız verimi yılda 1,5 milyon verebileceğiniz bir oyuncudan da pekala alabilirsiniz. özellikle bu sene ki melo için bu bedel daha da aşağılarda bence. riera ise son maçlarda sol bek açısında ortalamanın biraz üstünde performans vermeye başladı ancak; kalecisi, stoperi, sağ beki, ön liberosu zaten yabancı olan bir takım için bir de sol bekin yabancı olması için hakikaten ekstra bir oyuncu olması lazım. özellikle seneye ligdeki 5 yabancı kısıtlaması başladığında; defansta bu kadar çok yabancı bulundurmanın sıkıntısını kaçınılmaz olarak yaşayacağız. ve görünen o ki; sol bek için riera veya bulabilirsek riera'dan daha iyi bir yabancı kullanmaktan başka çaremiz de yok. zira bilinen iyi bir yerli sol bek yok zaten.

    aynı şekilde yılda primler, maç başınalarla birlikte 4 milyon€'dan fazla bir para alan melo da bence gereksiz. aynı işi yılda 1 milyon € maaşla 21 yaşındaki alper potuk da yapabilir.

    bence devre arasıdan başlamak kaydıyla bu arkaşlarla yavaş yavaş yolları ayırmak da fayda var. hem ekonomik olarak hem de gerçekten tabanca gibi 18-19 kişiden oluşan sağlam, dinamik, rekabetçi ve biribirini yedekleyebilecek oyunclardan kurulu bir yapıyı kurmak için. yoksa aydın, sercan, çağlar gibi kifayetsiz, hakan, sabri, gökhan zan,ceyhun, furkan, yiğit gökoğlan gibi kapasitesi sınırlı aynı şekilde hem pahalı hem de yaşı geçkin verimsiz yabancılarla uzun vadeli başarı hedefleri koymak zor.

    takımın şu aşamada kaleci, sol bek ve sağ bek için yabancı oynatmaktan başka çaresi yok gibi. o zaman şimdiden gelecek sezon transfer planlaması yapılırken semih'in yanına onu tamamlayacak yerli kaliteli stoper almak şart. bu ömer toprak veya serdar taşçı olabilir.

    aynı şekilde melo için alternatifleri düşünmek lazım. alper potuk veya olabilirse nuri şahin veya başka alternatif. zira orada oynayan yekta, engin, emre gibi oyuncuların varlığını da düşünürsek kuvvetli bir ilave ile orta sahaki istediğimiz dinamizmi ve pas akışkanlığını kurabiliriz. belki geçen sene ki melo bize bu anlamda umut vermişti ama bu sene melo kesinlikle bu çapta yatırım yapılmayı riskli kılıyor.

    bence galatasaray'ın elinde bir sürü santrafora veya forvete rağmen halen net bir golcüsünün olmaması en büyük eksiklik. kesinlikle sırtı dönük topu alıp dönebilen veya saklayıp servis yapacak, ceza sahasında geldiğinde çerçeveyi bulacak net bir golcü alması lazım. elinde türkiye'deki en iyi iki yerli forvet var ama bunlar yeterli değil. eğer şl'de bir seviye yukarı sıçramak istiyorsa esas bütçeyi ve parayı buraya ayırması lazım. aynı fener'in musa sow'u gibi genç, klas, çabuk ve iş bitirici bir golcü bulup ona yatırım yapması lazım.

    ve son bir şey daha bir de yaratıcılık meselesi var. amrabat dışında şu an takımda yoktan bir pozisyon yaratacak, önündeki adamı geçip pozisyon çıkarabilecek yetenekte biri kadroda yok. amrabat da bunu şu an zaten yapamıyor. belki fatih hoca bu tarz oyuncu istemiyor ama bence bunu düşünmeli. oynattığı sistem içinde günümüz tempolu futboluna ayak uydurabilecek dünyada az da olsa bu tarz adamlar hala var. forvet arkasında gezici olarak, sürekli yer değiştirerek oynayan diego, van der vaart, valbuena vs.. gibi gerçekten fark yaratabilecek oyuncular var. bunlar oyun tıkandığında sorunu çözecek adamlar. oyunu tek bir hareketle hızlandırıp, tempo yapmayı, baskı kurmayı sağlayan ve maç alan adamlar. hoca böyle adamları severdi ama nedense 2 yıldır kendisine teklif edilen bu adamları sanki istemiyor gibi bir intiba var. bence diego ribas, üstelik yaşı da hala 27-28 iken düşünülmeli. werder bremen ve atletico'da yaptıkları ortada. eğer iyi idare edilirse bir takımı 2 seviye atlatabilecek bir adam. ve fatih hoca hagi'yi bile idare etmiş biri iken diego'dan üstün verim alabilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın