• 10387
    14 sene şampiyonluk bekleyen taraftarlar ayrı bir tarafa ama özellikle 2002 şampiyonluğundan 2012 şampiyonluğuna kadar arada geçen 10 senede ezikliği, çaresizliği ve "garibanlığı" dibine kadar yaşamış taraftarlardır. o dönem çektiğimiz çilelerin haddi hesabı yoktur. rakibimizin sattığı kombine bizim stat kapasitesinin nerdeyse 2 katıydı. ülkenin en zenginleri rakiplere oluk oluk para akıtırken bizim takım paraları ödenmediği için antrenmana çıkmazdı. bugün dybala gelmesin rashford mu, öehh falan diyoruz ya, o zamanlar 5.sınıf orta sahalar için nöbet tutardık. fener peş peşe arjantin ve brezilya milli takımlarının 10 numaralarını alırken biz onların kapıya koyduğu revivo'larla adını sanını kimsenin bilmediği felipelerle oynamaya çalışırdık. onlar milli takım topçularını toplarken biz anadolu kulüplerinin 3.sınıf futbolcularına dilenir onu da ancak bjk ve fb salça olmazsa belki alabilirdik.

    lincoln transferini 6 ay kutladık la biz. tamam bu kadar kutlama yeterli dediğimizde sezonun ilk yarısı bitmişti. adnan polat döneminde biraz normalleşir gibi olmuştu bu transferler ama yine de fenerbahçe'ye karşı kıramadığımız bir basiretsizlik vardı. deplasmanda zaten hep kaybediyorduk da ali sami yen de bile galibiyeti 3-4 yılda bir alıyorduk. avrupa'da zaten hepten şamar oğlanıydık. 2002'de grup sonuncusu olmuştuk, 2004'te villarreal içimizden geçmişti. 2005'te zaten avrupa'da bile yoktuk. tromsö faciasını yine şampiyonlar ligi grup sonunculuğu takip ediyordu. fener emre'yi aldığında arda da gitmesin diye dualar ediyorduk. bukres ve karpaty facialarından sonra bildiğin 70'ler galatasaray'ı gibi avrupa mı o ne la modundaydık.

    bugün transfer beğenmiyoruz, kadıköy deplasmanını habur sınır kapısına çevirmişiz. anadolu deplasmanlarında tıpkı 2000'lerdeki gibi davul zurnalarla karşılanıyoruz. bu depresyondan çıkışımız 2011 yaz transfer dönemi ile başlıyor esasında. türkiye liginin en değerli yerli oyuncusunu, arsenal'in sağ bekini, juventus'un orta sahasını, atl madrid'in stoperini ve lazio'nun kalecisini aynı anda almıştık. aysal terim işbirliği bugünkü güzel günlerin kapısını açtı. galatasaray 2011'de tam anlamıyla küllerinden yeniden doğdu. 2002-2012 arası kapkaranlık dönem ki o arada bile 3 lig, 1 türkiye kupası ve 1 süper kupa var, bitirdik. son 13 sezonda türkiye'de dağıtılan 38 kupanın tam 17 tanesini biz aldık. kalan 21 kupayı ise türkiye'nin geri kalan kulüpleri kendi aralarında paylaşmış.

    o günleri yaşayan bilhassa y kuşağı galatasaray taraftarları bugünleri hak etti. mevlam, 14 sene şampiyonluk görmeyen taraftara işin sonunda uefa kupasını görmeyi nasip etti. 2002-2012 arasındaki ezik dönemi yaşayanlara da bir uefa kupası zaferi daha yaşatır inşallah.

    oğlum o dönemler çok kötüydü lan. öyle böyle değil. almaguer, bratu, suat usta, yalçın ayhan, inamoto, carrusca, barusso, bouzid, serdar özkan, yaser yıldız, mehmet batdal falan, bunlar geldi diye heyecanlanmış adamlarız biz. şimdi ayağımızı uzatıp dybala olmaz yeaa, osimhen'i almamız lazım falan diyoruz. inanılır gibi değil.

    rabbim bu üstünlüğümüzü daim kılsın. amin deyin.
  • 6227
    2017-2018 sezonunda eğer galatasaray mutlu sona ulaşırsa aslan pay kendisindir. süper ligde statımızın iç saha maçlarının taraftar ortalaması transfermarkt verilerine göre 41050'dir.

    deplasmanda 16 maçta 7 galibiyet zor alan takım iç sahada 17 maçta yenilmeden 16 galibiyet alıyorsa bunun sebebi ateşli taraftardan başka bir şey değildir. taraftarımız bu sezon adeta bir 12. oyuncu gibi takıma destek olmuştur.

    40 bin ortalamayı devam ettirebilirsek eğer süper ligde iç sahada kolay kolay yenileceğimizi düşünmüyorum bundan sonra.
  • 1115
    dönüp kendisine bakması ve kendisini sorgulaması gereken taraftar. yönetim iyi değil, gitsin. futbolcular iyi değil, gitsin. hagi iyi değil, gitsin. skibbe gitsin, rijkaard gitsin... bu adamların hepsi yuhalandı tribünde, sözlükte, internette, orda burda. lucescu, gerets, feldkamp, skibbe, rijkaard... hepsi kötülerdi değil mi? ee? taraftar iyi mi? sami yen'de son maçta stadı yıktı, oyuncusunu ıslıkladı, rakip futbolcular pas yaparken oley çekti. bu mudur galatasaraylılık? bu mudur tepki? bu mudur protesto?

    bu yıkma, yok etme isteğidir, kör öfkedir bu. hiçbir işe de yaramaz. yaramadı da zaten. galatasaray'da değişmesi gereken şeylerden biridir taraftar. bazen gerçekten de mide bulandırıyorlar.

    kenarda senin ruhani liderin var, kenarda çırpınan bir adam var. hagi var, yanında tugay kerimoğlu var. onlara saygı duyun biraz, biraz güvenin, sabredin. yine sözlük kabarmış "terim gelsin, lucescu gelsin, x nerde, y nerde?" diye. ulan daha dur, iki dakika bi soluklan ya. şımarık çocuk gibisiniz bir kısmınız. bu oyuncağı sevmedim, yenisini ver. olmadı yenisini, yenisini... tam ağzının üstüne iki tane çakılacak çocuk gibi. sevimsiz, cırlak...
  • 5443
    bildiğin yurdum insanıdır.

    mevcut eğitim sisteminin verdiği default düşünce yapısı yüzünden sorgulamaz, yorumlamaz, çıkan haberler üzerine düşünmek yerine "vaayyy babaannn gemüüneeee" diyerek doğru sayar. bu yüzden transfer dönemlerinde çok heyecanlıdır. her çıkan haber onun için gerçektir. kimin söylediği, mantıklı olup olmadığı, altyapısı üst yapısı, yazar haberi verirken neyi amaçlamış, haberi hangi nedenler üzerine yapmış sorgulamaz. bir fikir yayılmaya başladığında üzerinde düşünmez zira akıntıya karşı yüzmek zordur. bu yüzden akıntının gittiği yere gider. "yaaaa ben de zaten bu tarafa gidecektim" diye de kendini avutur.

    basit bir örnek verelim; "cenk ergün lyon'a uçtu, gomis konusunda gelişmeler bla bla bla" diye haber çıkar, hemen gelip gomis hakkında destanlar dizer ama hiç haber üzerine düşünmez "lan gomis marsilya'da oynuyor, niye cenk ergün lyon'a gitsin??? acaba lyon'dan birilerine mi bakıyor???"

    maalesef yalanlar gerçeklerden daha inandırıcı oluyor. işte sırf bu yüzden descartes'in dediği gibi "gerçeklere ulaşmak istiyorsan, bildiğin tüm doğrulardan şüphelenmelisin".
  • 4285
    şampiyonluk istiyor, başarı bekliyor, büyük isimleri takımda olsun istiyor.. tamam istiyor bende istiyorum.. ancak daha arenayı bu sezon full dolduramadık.. ben şuna inanırım, taraftar ilahi güç gibidir.. ne isterse onu yapar.. şampiyonluk mu istiyor.. gidersin sami yen'e full doldurur takımın arkasında durur desteğini verirsin. passolig olayı artık bana saçma gelmeye başladı.. 15 milyonluk istanbul'da 55 bin galatasaraylı o ali sami yeni dolduramayacak mı arkadaş.
  • 5801
    tüm galatasaray düşmanlarının ızdırabına, yetersiz yönetimlere, ulaşım, otopark gibi sorunlara rağmen elinden geleni yapan cefakar taraftardır. daha iyisini yapmalıdır. olumlu yönlerimizi biliyoruzdur. olumsuz taraflarımızı yazarak geliştirmeye bakmalıyız. işler kötü giderken tribüne gelen sayımızın azlığı beni hep derinden üzmüştür. oysa ki ne olursa olsun tepkimizi yuvamızda göstermeliyiz. ayrıca kombine sayıları, organize olma, hızlı reaksiyon verme konularında daha iyi olmamız gerektiğini düşünüyorum. örneğin bvb taraftarları gibi. karaborsacılardan, goygoyculardan, şakşakçılardan kurtulmamız da bizi bir üst seviyeye çıkaracaktır. maç anında ise daha oyunun içinde ve reaktif olmalıyız. goygoydan uzak olmalıyız. malum kulüple içerideki son derbiyi tv'den izleyen arkadaşlarım bana sürekli hiç bağırmıyorsunuz yazdılar. oyunda bir türlü akamamak tribünleri bir türlü istenen havaya sokamadı, evet ama oyun akmasa da biz oyunu itmeli, hakemi baskı altına almalıydık. sözü şuraya getiriyorum. daha fazla senkron tezahüratlarla ateşli şekilde bağırmalıyız. bunun için de başlama düdüğüne yakın dakikalara kadar sokaklarda alkol alıp bağırmak, sesini, bilincini, eforunu orada kaybetmek yerine kendimizi oyuna saklamalıyız. ben her maç rakip ısınmaya çıkmadan orada olmaya çalışıyorum. elbette o andan itibaren baskılamaya çalışıyorum. bunu 100-200 kişi değil 40.000 kişi ile yaptığımızı düşünün... maç başlamadan 1-0 önde oluruz. herkesten ricam eforunu maça saklaması, maça bilinci yerinde gelmesi ve evinden izler gibi konfor aramadan görevini yapması, gürültülü ortam oluşturması, kendini oyuna vermesidir. bunların başarırsak zaten hiç birimizin gs sevdasından, cefakarlığından, fedakarlığından ve kardeşliğinden şüphesi yoktur.
  • 7499
    kendisine şunu sorması gereken taraftardır; kulübümüze yeni gelen transferin değeri niye anında düşüyor? transfer sürecinde büyük hevesle gelmesini istediğin futbolcu resmi imzayı attığı anda değeri düşüyor. oysa tersi olmalıydı. taraftarımızın özellikle sosyal medya taraftarımızın önemli bir kesimi yeni gelen transferi değersizleştirmek için elinden geleni yapıyor. bunu aramıza sızmış fenerli veya beşiktaşlı yapsa anlarım ama bunu galatasaray taraftarı yapıyor. yönetimin sosyal medya konusunda başarısız olması da bunda pay sahibi. galatasaray taraftarını bir türlü organize edemediler bu konularda. futbolcuyu satmak istiyorsun sürekli değersizleştirme operasyonu çekiliyor sosyal medyada. bu normal değil.
  • 2234
    2 mayıs 2012 galatasaray trabzonspor maçında sabırlı olmalıdır, 3 gün önce 4 yiyen takım elbette defans ağırlıklı oynayacaktır, dolayısıyla gol gecikebilir tribünde homurdanmalar başlamamalıdır, verilecek ters tepkiler futbolcular üzerinde her şey bitti etkisi yaratabilir dikkatli olmak lazım, hala 2 puan önde olan ve form olarak 3 takımı da üstüste koyup yenebilecek durumda olan sadece biziz.
  • 8344
    okan buruk göreve getirilmiş olsaydı bu kadar tepki göstermeyecek olan taraftardı. illa ki yabancı hoca diye tutturulacaksa da, jorge jesus tercih edilse yine bu kadar yangın yapılmazdı.

    siz terim sonrası adı sanı duyulmamış, teknik direktörlük tecrübesi 100 maç bile olmayan, flamengo'dan kovulunca taraftarın havai fişek patlattığı bir adamı getirirseniz milleti de delirtirsiniz. iki iki daha dört.

    bu olayın anti galatasaray veya fatih terimizm ile falan alakası yok.
  • 10388
    galatasaray taraftarını diğer taraftarlardan ayıran en önemli özellik futbolu bilmesidir.
    sabır edilecek adama sabır eder, gitmesi gereken adamı kapının önüne koyar / koydurur.

    fatih terim'de okan buruk'ta galatasaray hariç dünya üzerinde hiç bir takımda bu kadar şampiyonluk sayılarına ulaşamazlardı.

    galatasaray ışığı görenlerin takımıdır, o ışığı görür ve arkasından gider, giderken de yolda eleştirmeyi unutmaz.
  • 9631
    gruptaki en kritik maçlarımızdan birinde, üstelik son iç saha maçımızda, yenilip bir çuval inciri berbat etmememiz adına kenar yönetimine "bir şey yap" diyen taraftardır. daha önce pek çok defa "tam oyuncu değişikliği yapıyorduk, golü yedik. şansızlık işte, ne yapalım" mazeretini duyan; statta bu "gol geliyorum" anını defalarca yaşayan ve göz göze göre yenilen gole kahrolan insanlardır.
    o sıralar united ceza sahamıza çadır kurmuştu. golü yemek üzereydik. bir reaksiyon var sadece bu duruma tribünden. küfür yok, hakaret yok, en ufak bir sataşma yok. futbolda oyuncu değişikliği anlamına gelen basit bir el hareketi var, bir istek var. makul bir tepki var. ben o tribünde değilim ama çok çok basit ve maç içinde olabilecek bir doğal refleks söz konusuydu dün.
    ne isteniyor bu taraftardan anlamıyorum ki. sadece sürekli bağırılsın mı laylaylay diye? bir tepki verilmesin mi izlenen şeye? koyun gibi yatılıp uyunsun mu? maç bu maç. sevdiğimiz takımın maçı. çok normal tepkiler bunlar. susturmaya çalışmayın insanları. hakaret etmek falan da kimsenin haddine değil. saçmalamayın artık.
  • 1784
    bugun beyoglu kimindir gostermistir. bir bagirtiya sokak aralarindan firlayanlarla sel gibi buyudu topluluk. ozellikle ikinci lise cikartmasinda polise atilan feyk ile nevizadeye donen ve emniyetin onunden kasimpasa stadina kadar "ararim sorarim" diye yuruyenler karsilarinda bir allahin kulunu bulamamistir.

    demek ki neymis, antu'da td'de otmekle lise basilmiyormus. digerleri anca kiz meslek lisesi onunde polis esliginde fotograf cektirsin, bugun bu taraftar cok net cikartip masaya vurmustur.
App Store'dan indirin Google Play'den alın