• 692
    50. dakikaya kadar konyaspor'un herhangi bir pozisyonu yoktu.
    ne zaman ki nizami golümüz iptal edildi, ondan sonra oyundan düştük. aslında yine ayakta kalmaya çalışıyorduk ama eren'in yapmış olduğu temiz müdahaleye faul+sarı kart verilmesiyle birlikte futbolcular artık iyice ümitsiz hale geldi. singo'ya faul yapan oyuncunun ikinci sarı kartı görmemesiyle birlikte artık tamamen dağıldık.
    evet kötü oynadık, evet mücadele etmedik ama bu durum galibiyet alamazsınız demek değildir. buna rağmen galip gelecektik ama hakemler izin vermedi. golünün iptal edilmesi, rakibinin kırmızı kartının verilmemesi...
    bir maçta daha ne kadar hata olsun? üstelik hepsi de aleyhine yapılan hatalar.
    ikinci yarının 5. dakikasında öne geçtikten sonra farka da gidebilirdik. o yüzden bu maçta konuşulması gereken şeyler varsa atilla ve davut adında iki tetikçidir.
    kötü oyunumuz, buz gibi golün iptaline neden değildir!
  • 693
    biz bu filmi daha önce izlemiştik. zaten maçtan önce de gündeme gelmişti ama pek kulak asılmadı.

    8 nisan 2001 yimpaş yozgatspor galatasaray maçı. 2-0'dan 3-2 kazanılan real madrid maçı rehavetiyle 2 dakikada 2 gol yiyerek 2-0 geride başladığımız maç.

    17 şubat 2026 galatasaray juventus maçı da normal bir maç değildi. juventus eski gücünde olmasa da bilmem kaç yıl sonra avrupada 5 gol yedi. biz de ilk defa şampiyonlar liginde 5 attık. bu maç hepimizi ister istemez bulutların üzerine çıkardı. maç öncesi yorumlarda dahi hem konyaspor hem ilhan palut hafife alındı.

    hatta size bir maç daha bırakayım. tribündeydim o maçta.
    (bkz: 12 mayıs 2000 altay galatasaray maçı)
    efsanevi uefa finali olan arsenal maçından önce oynanmıştı. hatta altay bizi yense de ertesi hafta küme düşmüştü. ligde 40 maç sonra deplasmanda yenilmiştik. herkesin aklı o kadar uefa finalindeydi ki futbolcular yürüyerek oynamıştı. hani bu maça baksanız gs arsenalden fark yer dersiniz.

    yozgatta teknik direktör lucescu iken izmirde ise fatih terimdi. demek ki iş hocada bitmiyormuş.

    yorgunluk, rehavet ve her şeye rağmen başa baş giden oyunda rezil hakem kararları. futbolda böyle günler olur. sezonun geri kalanında bir daha böyle bir maç yaşamazsak inşallah yine şampiyon olacağız.
  • 696
    (bkz: 9 kasım 2025 kocaelispor galatasaray maçı)
    (bkz: 10 ocak 2026 galatasaray fenerbahçe maçı)

    bu sezonki üçüncü gaflet maçımız. diğer ikisi yukarıda.
    3 maçın da ortak özelliği önceki maçların 3 farkla kazanılması. ajax'ı deplasmanda 3-0 yeniyorsun, kocaelispor'a 1-0 yeniliyorsun. trabzonspor'u süper kupa yarı finalinde 4-1 yeniyorsun. fener'e rezil bir futbolla 2-0 yeniliyorsun. sonunda da juventus maçı ve bu maç.

    maç öncesi kötü futbolun geleceğine dair bir belirti yok, herhangi bir semptom yok. sadece taraftarda coşku ve heyecan var. yenersek asla durdurulmayacak galatasaray gerçeği var. ama bu maçlarda takımda ruh yok, mücadele yok. vicdansız ve satılık hakemlerin eline kalmış şekilde kaderimizi bunlara teslim ediyoruz.

    evet hakem sayesinde yenildik. bunu rahatlıkla belirtebiliriz ama bu ruhsuzluğu yine de açıklayamayız. nabalım bu takıma. maçtan önce demir çubuklarla dövelim de kendilerine mi gelsinler. yenme olasılığımız yüzde 50-50 idi bu maç. en kötüsü bu oran olabilirdi. takım kafa olarak hazır olmayınca hakem de galatasaray'dan puan çalma cürretinde bulunabildi. yönetimi, lobisi, dayanabileceği direği falan yok bu takımın. sadece saf kalite ve mücadele. o da olmayınca puan kaybı geldi. kötü senaryolara sıfır hazırlıklı olmaya devam edersek daha çok ağlarız.
  • 697
    maçtan eve şimdi gelebildim takım zaten oldukça kötü bir performans sergiledi tribün olarak da çok iyi değildik ne yazık ki. kötü bir hafta sonuydu iptal edilen golün neden iptal edildiğini maç sonuna kadar görmemiştim keşke görmeseymişim. iptal kararı oldukça düşürdü çünkü bizi.

    ev sahibi taraftarıyla, futbolcusuyla çok yüksek konstantrasyonla hazırlanmıştı maça, avrupa maçı sonrası deplasman olması ve galatasaray’ın her sene bir kez düşkün takıma puan bıraktığı gerçeğini bilenlerden olarak maçın zor geçeceğini tahmin ediyordum, ilk dakikalarda da belli oldu bu ama ona rağmen saçma sapan iptal kararı olmasa maçı kesinlikle kazanırdık.

    her sene aynı terane vicdanımızı yaralayan bir karar olmadan düpedüz yenilmeyi ve rakibi tebrik etmeyi bile unutturdular bize. umarım konya da küme düşer. yenilmek kötüdür ama bazen sahici bir sarsıntı sahte vir dengeden iyidir.
  • 698
    yarım saatte çözebileceğimizi düşündüğüm maçtı. yanıldım kendi adıma. olur öyle. kötü oynadık, ilk golü atanın kazanacağı bir maça çevirdik. attık ofsayt dediler. yedik ve iş bitti. bu sene şampiyonluk yarışının düğümü bizim stadımızda çözülecek. şampiyonlar liginde devam ettiğimiz senaryoda hayırlı bir mağlubiyet bile almış olabiliriz. işi ciddi tutmamız gerektiğini fark etmiş olduk.

    okan buruk’a tek kızdığım nokta ise icardi’yi 45’te oyundan alması. ben icardi’nin hem büyük bir lüks haline geldiğini hem de osimhen alternatifi haline gelmesinin teknik olarak imkansız olduğunu düşünüyorum. takıma osimhen’le böyle yokken bambaşka bir futbol oynamalısınız demeniz imkansız. kontrat falan yenilenmesini de büyük hata olarak görüyorum.

    ancak takımda bu denli ağırlığı olan bir adamı 45’te oyundan alma sebebi nedir yahu? ne bekliyordukta yapmadığı için aldık? icardi oynadığında tempomuzun düşeceğini ve ön alan baskımızın etkisizleşeceğini zaten bilmiyor muyduk? daha üç gün önce çok daha önemli bir maçta, çok daha ciddi defo yaratan yunus’u çıkarmadın hocam.

    karara sadece teknik olarak baksak ilk yarı yüksek eforla oynayan konyanın skoru alsa da almasa da çekileceğini biliyorduk. yani bizim icardi’ye ihtiyacımız olan süre ilk 45 değil ikinci 45’ti bu açıdan. ön alanda fizik kalite istiyorsak yunus yerine barış’ı icardi yanına yollayabilirdik. ya da madem bu maç temposuz oynanacak yunus yerine ilkay’la seti çeşitlendirmeye çalışabilirdik. kısacası hem dengeler hem teknik açıdan çözümü icardi ile aramalıydık. icardi’siz çözüm arayacaksakta ilk 45’te aramalıydık bunu. icardi’nin getireceği defoları artık sağır sultan öngörebilir çünkü.

    okan hocanın neden geniş kadro ile çalışmak istemediğinin de bir doğrulamasını yaşıyoruz. hocam 45’ten itibaren çorbaya çevirdi takımı. ilk yarı kötü ikinci yarı başı kesik tavuk olduk. beni endişelendiren tek konu bu maça dair.
  • 699
    konyaspor ligin son haftası ve yenerse ligde kalacakmış gibi oynadı. hücumda çok mu etkiliydi değildi ancak 90 dakika boyunca futbolcularımıza nefes aldırmadılar. zaten yorgun olan takım böylesine dirençli ve istekli hırslı bir konyayı beklemiyordu muhtemelen. hoca da beklemiyormuş ki aşırı rotasyonla çıktı maça. sonuç hepimizi üzdü ama dünyanın sonu değil. şampiyonluk ipleri elimizde olduğu sürece açıkçası hiç stres yapmam. yok fener orda takılır burda takılır vs. vs. gibi beklentiye de girmiyorum. kalan maçlarımızın tümünü kazanırsak şampiyon oluyor muyuz ? evet oluyoruz. o zaman strese gerek yok.
    futbolcuları, hocayı sabaha kadar eleştirebilirim ama önce ipleri elinden kaybetmeleri gerekiyor. onun dışında sonuna kadar destek hep destek tam destek.
  • 702
    biz bazen hakemi de yenmeliyiz argümanını çok basite indirgiyoruz. arkadaşlar bu takımın kötü oynarken de kazanma hakkı var. kötü oynarken hakemin keyfiyle verdiği gol iptaliyle puansız döndük. şimdi bu keyfi karar olmasaydı maç farklı bir şekle bürünebilirdi. bu yüzden verilen kararları maçın şekline göre okumak lazım. takım istetsizdi, kötü oynadı, yok icardi çıktı, yok bu girdi değil sorun. sorun hakemlerin pusuda yatması. benim kazanmak için hakemi yenmeye ihtiyacım olmamalı. attığımız golün iptali ve ardından yediğimiz gollerle puansız döndük. ben bu takıma güveniyorum. yeterki her maça iyi hazırlansınlar. şimdi herkes hedef maçı fb olarak koydu ya hani. iç sahada çıkar bu yancı hakemlerden biri sana bir kırmızı gösterir, bir penaltı çalar bitttin sen. o yüzden pusuda bekleyen bu hakem sürüsüne işi bırakmaman gerekiyor. zor evet. ama sen güçlü olmalısın. her anlamda.
  • 703
    fatih terim: "güçlü olmazsanız size herkes dokunur. az dokunur, çok dokunur ama dokunur. dokunulmaz olmak için güçlü olmak lazım. galatasaray'ın güçlü olmaya ihtiyacı var."

    tam olarak bu cümlenin özeti gibi geçmiş karşılaşma. bizim güçlü olmaya ihtiyacımız var, juve'ye 5 attığımız momentumu arkamıza aldığımız an kalbimize mızrak gibi saplanan korkunç bir mağlubiyet.

    osimhen'in oynamadığı her kadronun as 11'le çıkması lazım. osimhen'siz rotasyona gidebilecek bir futbol oynamıyoruz hatta osimhen olmadan futbol oynamıyoruz. okan hoca hala bu konuda eksik. 2. yarı aklı başına geldi ama hakem galatasaray'ın fişini attığımız nizami golü vermeyerek çekti. takım zaten çok kötü oynuyordu 1-0'ın üstüne yatmaya hazırken gol iptal olunca tepetaklak oldular.

    sonuç çok kötü, bütün momentumu tek hamlede çöpe attık. bizim güçlü durmamız lazım artık abuk sabuk rotasyon yapma lüksümüz falan yok.
  • 704
    sara ve uğurcan çakır’ın maç sonucu demeçlerine bakıyorum özet geçelim; “maça tam konsantre değildik. konyaspor daha istekliydi. onlar daha çok istediler.” şeklinde. en hafif tabiriyle ayıp be. bu oyuncular hala mı idrak edemiyor? okan hoca seni anlayamıyorum. sen dört sene üst üste şampiyon olup rekoru egale etmek istemiyor musun? kötü oynasak dahi rakibimizden daha fazla bu maçı istemeliydik. galatasaray’ın şampiyonluk mücadelesi, konyaspor’un küme düşme yarışından daha az mı önemli? nasıl onlar bize göre daha motive? üç sene, dört sene fark etmez; galatasaray doymaz, doyamaz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın