• 2127
    son günlerde, galatasaray üzerinden istiklal marşı'mızın sömürüsü de eklenerek gündemde tutulan en önemli konulardan biri. futbolda bile pasaport üzerinden değerlendirmeleri görünce açıkçası üzülmekten başka elimizden bir şey gelmiyor. başımızdaki yöneticilere, kullandıkları eşyalar konusunda yabancı ürün sınırı getirelim desek bindikleri araba, giyecekleri kıyafet, kullandıkları telefon gibi temel ihtiyaçlarından yoksun kalacaklar. ancak onlar gibi milyonlarca euro'su olmayan, kendini zor doyuran, (hala baba parası yiyorum*) hayatta en büyük eğlencesi futbol olan taraftarlara kısıtlamaları reva görüyorlar. milli takım teknik direktörü, ''bu ekonomik durumda yabancı sınırı lazım'' diye açıklama yapıyor ama değiştirilmek istenen mevcut kuralla beraber dışarıya oyuncu satışlarımızın inanılmaz derecede arttığını en iyi kendisi biliyor. tamamen zırva olan yabancı kısıtlamasının yurt içi ve yurt dışındaki yerli futbolcu menajerlerini zengin etme, fahiş ücretlerle yerli oyuncu transferleri, yerli futbolcunun oynama garantisi elde etmesi gibi olumsuz sonuçlar doğuracağını 67 yaşında, yıllardır futbolun içinde olan bir insan benden daha biliyordur mutlaka.

    ben mevcut kuralın da yetersiz olduğunu, uefa'nın şampiyonlar liginde uyguladığı sisteme geçmemiz gerektiğini düşünüyorum. sen altyapıya her yaş kategorisindeki çocukları eğitebilecek yeterlilikte hocalar koymazsan, düzenli beslenme eğitim gibi temel ihtiyaçlarını kulüpte veremezsen, paraları zamanında ödemezsen ve de onlara akranlarıyla yarışabileceği alan oluşturamazsan yetenekli çocuklar çıkmasını bekleyemezsin. ozan kabak çalışıp fiziğini geliştirirse, onu eğitebilecek, ona destek verebilecek, hatalarında ona göğüs gerebilecek bir hocayla kariyerinin başında karşılaşabilirse gibi hep -se -sa ekiyle biten şart kipi cümleleri kurup 5 senede bir çıkmasını beklemekten başka şansımız da yok. tff bazı kurum ve şahısların kuklası olmaktan kurtulup bağımsız bir şekilde kararlar almadan, kulüplere söz geçiremeden, altyapıyı dolaylı yoldan mecbur kılmadan sadece uefa'nın kırbacını yerken oyuncu yetiştirme aklımıza gelmeye devam edecek.

    yabancı serbestliğinin burada altyapıdan çıkmış tam performans gösterememiş oyunculara ne gibi katkısı olacak diyenler olabilir (şenol, rıdvan, nihat size söylüyorum çiçeklerim*). öncelikle avrupa'da aldığı kontratlar onları tatmin etmeye başlayacak ki bence en önemlisi bu. örnek vermek gerekirse; bizde rotasyon oyuncusu olan emre çolak, bence fiziksel eksikliği olan ve yere çok sağlam basamayan vasat üstü bir oyuncuydu. mevcut sistem bizi ona pahalı kontrat vermeye zorlamadı ve daha iyi bir ligin ortalama takımında forma giydi. selçuk inan da ise getirilmek istenen sistem bizi kalın kontrat yapmaya zorladı, biz de ne yazık ki kendisinin bağkurdan emekliliği gelene kadar 5 yıl kemiksiz 2,8 milyon euro ödedik*. selçuk önemli bir oyuncuydu ve bana göre avrupa’da şansını denemeliydi ama eski yabancı kuralına göre bizim gönderme lüksümüz onun da yarı fiyatlı kontratı kabul etme lüksü olmamıştı. (ozan kabak, çağlar, yusuf, cengiz, cenk, zeki sınır 14’ken giden örnekler.)

    burada değerli sözlük yazarlarımız tarafından defalarca dile getirilen örnekleri tekrarlamak istemiyorum. diğer bir faydası da eğer oyuncu yetiştiremiyorsan yurt dışından kafayı çıkaranı indirerek yarışmak. avrupa’nın büyük takımlarından geriye kalan genç-orta yaştaki oyuncuları alıp süper ligde ve avrupa’da sergilemek ki 4 senedir bunu hemen hemen bütün takımlarımız yaptı ve önemli satış gelirleri elde etti. ayrıca yabancı sayısı azken ligde daha garanti performans vermiş ve/veya verebilecek yabancılara yönelip, bonservis ve yıllık ücretler konusunda mevcut kuraldan daha iyiye gitmeyeceğimizi düşünüyorum.

    getirilmeye çalışılan kuralı mantık çerçevesinde savunan insanlar; ''yabancı sayısı azaltılırsa yerli oyuncularımıza mecbur kalırız daha fazla şans bulurlar ve artık yetiştirmeye çalışırız'' derse onlara diyebileceğim tek şey kısıt varken 60 senedir nadir olarak yakaladığımız jenerasyonlar ve genç yetenekler de dahil kaç tane oyuncuyu geliştirip avrupa seviyesine çıkarabildik? ülke olarak toplama ürünler dışında, çoğunluğu cebimize kalan kaç farklı yüksek değerli ürünler üretebildik? eğitime, adalete, teknolojiye, saha içi ve dışı karaktere ne kadar yatırım yaptık? arda, emre, okan belki 8-10 örnek daha çıkar. (bunların da karakter eğitimi eksik kalmış*). dönemin moda olan oyunlarını iyi analiz edip elindeki kadroyu iyi kullanan hocalar dışında ne kadar başarımız var? ligimizde guardiola ilan edilip 50 yaşında gelecek vadettiği söylenen antrenörler avrupa’da ne başarmış? tepeden inme kısıtlamayla mevcut durumdan daha iyi olamayacağımız çok netken, bizi ve aynı zamanda futbolumuzu yönetenlerin, saha kenarındaki teknik direktörlere, medyaya ve kamuoyuna danışmadan kural getirecek olması çok can yakıcı.

    son olarak bence kural, 6+2+2 veya 6+0+4 gibi ortaya salınıp, 8+3’e ikna edilecek herkes. (yapılacağı açıklanan %40 zam %25’e indirilince kahraman olunan ülkemizde bolca kullanılan bu taktiği çok beğeniyorum ve hayatımın her alanında ikna taktiği olarak uyguluyorum.) şenol hocaya rüyasında mehmet topuz, tarık çamdal, gökhan ünal, ismail köybaşı, veysel sarı, alper potuk gibi futbolcularla kurulmuş milli takım görmesini diliyorum.

    https://www.transfermarkt.com.tr/...korde/wettbewerb/TR1

    https://www.goal.com/...%C4%B1l-belirleniyor

    https://www.haberturk.com/...-yorumu-2519874-spor

    https://www.galatasaray.org/...esme-yenilendi/10820
  • 2130
    yobazlık budur.

    yabancı serbestisi tüm dünyada uygulanıyor ve bu uygulamanın faydalı olduğu, futbol endüstrisini nasıl uçuşa geçirdiği çok açık. türk takımlarında ve türk futbolcularında yarattığı pozitif etki ortada. milli takım havuzunu nasıl geliştirdiği herkesin malumu...

    dikkat edin, kimler yabancı sınırının destekçisi? ülkenin yobaz zihniyeti ve onun rantçıları. kim insanların futbol zevkine saldırıyor, kim türk takımlarının gelişmemesi için elinden geleni yapıyor, kim kulüp ekonomilerini çökerten karaborsa piyasasının sebebi olan yabancı sınırını istiyor? yobazlar. bu ülkeyi senelerdir kim yönetiyor? yine yobazlar.

    değişim vakti geldi.
    yabancı sınırlaması konusundaki saçmalık ülkenin her alanına sirayet etmiş durumda.
    artık gerçekten de hak ve hukuk kavramları üzerinde durmanın vakti gelmeli. bakın osmanlı battı, yok oldu. hunlar battı yok oldu. selçuklular, göktürkler, romalılar, kartacalılar battı yok oldu. çağa ayak uyduramazsan batar ve yok olursun. biz bu saydığım devletlerin hiç biri kadar büyük değiliz ve olmadık. biz de batar ve yok oluruz. bilemiyorum belki de artık dönüş yok.

    herkes hata yapar. ama sadece aptallar aynı hatayı ikinci kere yapar. biz büyük bir hata yaptık. kader bize mustafa kemal atatürk'ü gönderdi. ve sene 2019 biz yine hasta adam olduk.
  • 2131
    uğur meleke'nin "yabancı sınırı nasıl olmalı?" başlıklı yazısı:
    adam taa 2014'te yazmış bu yazıyı. ne dediyse çıktı, ne dediyse.

    "ben 10 yıldır dilim döndüğünce mücadelesini veriyorum, bir sürü değerli spor yazarı abilerimiz var daha uzun süredir savaşan... nihayet bu mücadelenin sonucunu almaya çok yaklaştık; ülke futbolunun dibine dinamit koyan yabancı sınırının kalkması artık resmen futbol yöneticilerimizin gündeminde.
    özellikle son 10-15 yılda süper lig kulüplerinin gelirlerindeki geometrik artış, yerli futbolcu piyasasını alt üst etmişti. almanya’da-isviçre’de-avusturya’da 1 milyon euro alamayacak adam, yabancı sınırlaması yüzünden türkiye’de 3 milyon almaya başladı. yerli oyuncuların maaş bareminin bu düzeylere çıkması, avrupa’nın beş büyük ligine ihracatımızı sıfır noktasına getirdi. şu anda türkiye’de doğup avrupa’nın elit liglerinde top koşturan tek bir oyuncumuz var. hiçbir oyuncumuz elit liglere gitmeyince, yarı maaşlara ingiltere’ye ispanya’ya gitmeyi aptalca bulunca, gelişimleri durdu; vizyonları daraldı.

    üstelik bu yüksek maaşlar sadece türkiye’de doğan türkler’i değil, avrupa’da doğan türkler’i de olumsuz etkiledi. 19-20 yaşlarında, daha dortmund’un-leverkusen’in ikinci takımıyla 5 maça çıkmış adam süper lig’den milyonluk teklifleri alınca başı döndü; gelişimini önemsemeyip ankara’nın, kayseri’nin, istanbul’un yolunu tuttu. sonuçta orada kalıp ilkay, mesut, hakan çalhanoğlu olacakken, buraya gelip nizamettin çalışkan, tanju kayhan, yasin öztekin oldular. ve ne kendilerine, ne ülke futboluna, ne milli takıma katkısı olmadı bu gençlerin...

    50 yıllık bir ezberi bir türlü aşamadık: “yabancı sınırlamasını açarsak, türkler oynayamaz, milli takıma oyuncu bulamayız” dediler sözleşmişçesine... oysa bu yerli oyuncu bu ligde o yabancıyı yenip formayı alamıyorsa, uluslararası maçta zaten nasıl yenecekti ki aynı adamı? istanbul trafiğini mercedes’e, bmw’ye kapatmanız, tofaş’ı mı geliştirecekti? yasakçılıkla kim, hangi sektörde, ne zaman gelişti allah aşkına?

    sonuç hüsran oldu... milli takım, fifa sıralamasında 49, uefa sıralamasında 32’nciliğe düştü. uefa kulüpler sıralamasında da 2007’den beri ilk kez 12’nin dışına çıkma tehdidiyle karşı karşıyayız. bariz hastalık, teşhisi getirdi, şimdi de amaç, hep birlikte doğru tedaviyi bulmak...

    kriterler nasıl konmalı?

    fatih terim’in ve yıldırım demirören’in açıklamalarından anladığımız kadarıyla, yabancı sınırlamasını kriterli olarak açacağız ocak’ta... demirören, ntv’de “yüzde 10 barajı koymayı düşünüyoruz, ama o zaman da melo sınıra takılıyor” diye bahsetmiş planlarından. sanırım üzerine biraz daha kafa yorulursa, en doğru metot bulunacaktır. benim naçizane önerim şu şekilde:

    1) kulüpler sezon başında tff’ye 28’er kişilik oyuncu listeleri versinler. geniş listede 8, her maçın ilk 18’inde 4, ilk 11’inde de 2 altyapı oyun- cusu zorunluluğu getirilsin kulüplere... bu yöntemin maksadı şu: türkiye’ye bir yabancı oyuncu transfer olduğunda onun sabri’nin değil koray’ın, emre’nin değil salih’in önünü kesmesinden endişe ediyoruz. çünkü emre, sabri ya da ersan, belli bir yaşa geldikten sonra hâlâ formalarını yabancı rakiplerine kaptırıyorlarsa, zaten uluslarararası maçlarda da onu yenemeyeceklerdir.

    ama atınç’ın, salih’in, koray’ın durumu biraz farklı. onların gelişmesi için, potansiyellerini göstermeleri için, kapasitelerinin en tepesini izlememiz için oynamaya ihtiyaçları var. dolayısıyla yabancıyı sınırlamak yerine genç oyuncuyu oynatmaya teşvik etmek, daha mantıklı geliyor bana...
    2) altyapı oyuncusu tanımını da gerçekçi yapmak lazım. bir futbolcunun, altyapı oyuncusu sayılması için 23 yaşını doldurmaması ve türkiye’de herhangi bir kulüpte iki yıl eğitim alması yeterli olabilir.

    3) genç oyuncu teşvikini doğru biçimde yaptıktan sonra, yabancı oyuncuyu tanımlamaya gelecek sıra... tff başkanı demirören’in bahsettiği “yüzde 10 milli olma şartı” mantıklı. ama bu şartnameyi ülkenin fifa sıralamasına göre derecelendirmek gerek.

    a) oyuncu, 23 yaş altı ise herhangi bir milli kademede,23 yaş üstü ise a milli kademede oynama şartı aranacak.
    b) oyuncu, fifa sıralamasının ilk 15 ülkesinden geliyorsa hayatında 1 kez milli olması yeterli. eğer fifa sıralamasının ilk 15’inin dışında bir ülkeden geliyorsa, o zaman son iki yılda ulusal takımın maçlarının %10’unda (veya %20’sinde) oynama şartı aranabilir.
    türk futbolunda bu tarz bir değişiklik olur ve selçuklar, bekirler, cenkler burada forma bulamazlarsa diye düşünenler de lütfen şunu unutmasın: burada 3 büyüklerde forma bulamazlarsa, ispanya’nın orta sınıf veya hollanda’nın-belçika’nın üst sınıf takımlarına gidecekler. ve her halükarda gelişecekler. dünya görüşü açısından. vizyon açısından. lisan açısından. bir gün yine gelişmiş olarak dönecekler türkiye’ye, hatta milli takıma.
    daha vizyoner, daha yenilikçi bir gençlik umuduyla. mutlu haftalar."
  • 2132
    düşürülse dahi bu saatten sonra "ne yapıyorsanız yapın" havasına girerek umursamamamız gereken sayıdır.

    neden mi? çünkü elimizde okan, şener, emre x3, ömer, jimmy, taylan, atalay ve (küçük de olsa) mustafa kapı gibi yerlilerimiz var. devre arasında da mehmet özcan'ın geleceği konuşuluyor. sene sonu da ömer toprak* ve kaan ayhan'ı takımımıza katarız ve bu ligi kaldırabilecek(u: burası çok önemli, kaliteli demiyorum, yanlarına kaliteli yabancılar da eklersek ligi kaldırabileceklerinden bahsediyorum) yerli oyunculardan kadromuzu kurarız. içlerine de luyindama, marcao, feghouli, belhanda, nzonzi, babel, lemina ve falcao gibi a kalite yabancıları serpiştiririz ve bu ligi her türlü alırız. zaten başımızda bu ligi yalayıp yutmuş bir hoca var. gerisini onlar düşünsün...
  • 2134
    her seferinde aynı terane. bezdim amına koyayım. galatasaray bir sezonda altyapıdan ozan gibi 3 topçu daha çıkarsa, altyapıya da sınır gelir. altyapı sınırı. iyi olanın önünü kesmek hastalıktır bizde. iyiyi örnek almak yerine, onu da kendimize benzetmeye çalışırız.

    gamsızlık ve yatış aşkı damarlarının en derinine işlemiş türk futbolcu mantalitesinin en büyük kamçısıdır bu yabancı sınırı. sınır var ve artık biz oynayacağız düşüncesiyle kendini geliştirecek kaç faal türk futbolcu var allah aşkına biri söylesin. sike sike ben oynayacağım kafasıyla yatıp göt büyüten futbolcudan başka bir şey yetiştirmeyecek bu sınır. biraz parlayanın 10 milyon kesmesi de cabası. onu geç, maç öncesi seremonide istiklal marşı okuyan futbolcu yok diye bu sınırı isteyen bürokrat, futbol adamı, yorumcu filan var lan bu ülkede. bekleyin gelişir böyle.

    tesis var, hoca yok. plan var, uygulayan yok. kadro var, liyakat yok. beynin de göçmekten başka çaresi yok. amına koydunuz el birliğiyle futbolun daha ne sınırı?
  • 2135
    tff'nin resmi sitesine göre 9 eylül 2019 tarihi ile (izmir'in kurtuluşu kutlu olsun.) galatasaray futbol takımı için hala 15 olan sayı. şampiyonlar ligi için verilen oyuncu listesinde martin linnes olmadığı için ve ayrıca linnes'in eşinin paylaşımlarını gördüğümüz için ve de tüm medyada dillendirildiği için linnes'in bu denklemden çıkacağı aşikar da bir an önce olsa da biz de bilsek. bir sorun çıkacak diye korkuyorum.
  • 2136
    galatasaray'ın ligi domine etmeye başladığı zaman akıllara gelen sınır. bu hep böyle olmuştur ve böyle de olacaktır. galatasaray 11 türk futbolcu ile oynasa türk futbolcu sınırı koymaları sürpriz olmaz. bazı kişilerce kendi çıkarları için istiklal marşı bile bahane edildi bu ülkede. sınır gelmesini isteyen mantıklı bir sebep bulamamakla birlikte gülünç durumlara düşüyorlar. yabancıya sınır gelmesini isteyen kişilerin türk futbolunu falan düşündüğü yok. normalde 100.000 euro etmeyecek yerli futbolcu, nasıl olsa bana muhtaçlar deyip kendini geliştirmeye gerek görmeden 1 milyon euro paraya oynamak istiyor. nerden baksan tutarsızlık.
  • 2139
    yabancı oyuncu sayısı sınırlı olsaydı milli takımda oynayan oyuncular ne durumda olurdu bir gözden geçirelim:
    1. ozan kabak yurtdışına hiçbir şekilde gönderilmez, kontratı yüksek meblağlara yenilenirdi.
    2. çağlar söyüncü yurtdışına değil yurtiçinde 3 büyüklerden birisine ciddi bonservos bedeli ve maas ile gönderilirdi. muhtemelen daha tecrübesiz olduğundan yedek kalır zamanla azalarak biterdi.
    3. merih demiral yurtdışına belki yine giderdi oradan alanyaya gelirdi yine. ama alanyadan sassuolo'ya değil 3 büyüklerden birisine gider ve yine caglar icin yazdığım durum olurdu.
    4. yusuf yazıcı ciddi maas alır bir yerden sonra salardı.
    5. cengiz ünder üç büyüklerden birisine gider. bir yerden sonra gelişimi dururdu. en ufal hatada ıslıklanır bir yerden sonra da futbola küser, anadolu takımlarında takılmaya devam ederdi.
    6. kaan ayhan, hakan calhanoglu, kenan karaman ve diger gurbetçiler 3 büyüklerden birisinde ciddi maas ve bonservis ile katılmış ve muhtemelen yavas yavas kötülemeye başlamıştı.
    7. cenk kesinlikle yurtdışına gönderilemezdi. çünkü çok mucadele etmesi gerekmeyecekti formayi almak icin.
    8. su an zeki uc büyüklerden birisinde yedek sag bek olarak oturmaktaydi.
  • 2141
    maalesef galatasaray'a yaramamış sistem. takım 2 senedir top oynamıyor. tamam 2 senedir şampiyon oluyoruz ama bu şampiyonlukları beklerken çektiğimiz çileleri biz biliyoruz. takımda aşırı derecede karmakarışık bir yapı var hele bu yapı bu sene zirve yaptı. isimler, ırklar birbirine girdi resmen. teknik ekipte bunun zorluğunu ciddi bir şekilde yaşıyordur bence.

    demek istediğim bizim takımın 2012'de, 2013'te ve önce ki senelerde olduğu gibi kilit türk futbolcularına ihtiyacı var. burak, selçuk, engin, umut, hamit vs. gibi isimler. hem taraftarla birlikte takımı coşturacak, hemde yabancı oyunculara türklüğü ve türk futbolunu hissettirecek isimler. şimdi takıma bi bakıyorum resmen garip bir millet olmuş. taraftarın bile ne dediğini anlamayan, kulaklarına gelen tezahüratları kuru gürültüden ibaret sayan oyuncular. taraftar "saldır galatasaray" "hadi gol" diye bağırıyor. futbolcu ne anlıyor "houueuhene" ee normal tabi ne anlayacak başka? adam türk mü? sahada da ona taraftarların ne istediğini anlatacak başka türk arkadaşı var mı yok! 2012 ve öncesinde öyle miydi? türk futbolcular taraftarla birlikte gaza gelir diğer tüm takımıda oyuna dahil ederdi ve biz buna "ruh" derdik! şimdi öyle mi? asla!

    şimdi beni yanlış anlamayın bu sisteme filan karşı değilim sonuna kadarda destekleyenlerdenim. ama dengeyi de kurmamız şart. bu sene fener'in yaptığı gibi. tabiki oyun sistemimizde de sorunumuz var ama görmek istemediğimiz, belki de görmekten korktuğumuz en büyük sorunumuz bu.

    edit: liverpool gibi bir fulbol kültürüne sahip.bir kulübün, ingiltere gibi bir futbol kültürüne sahip ülken saçmalamayın demekte sonuna kadar haklısınız. ama senin kulübününde, ülkeninde kültürü belli aga!
  • 2148
    önündeki engeller azaltılınca milli takıma faydası olduğunu tekrar tekrar görmekte olduğumuz sayı. yabancı sayısı kısıtlanmış olsaydı bu gurur verici milli takım oyuncuları hiç bir zaman olmayacak, gençlerimiz avrupa'da kendilerini geliştiremeyecekti. ne olacaktı? merih demiral, çağlar söyüncü ve daha niceleri büyük ihtimalle üç büyüklerin kadrolarında yer alacak ve yerlerinde sayacaklardı. milli takım bugün tarihinin en iyi jenerasyonlarından birine sahip olamayacak ve yine bir şampiyonaya katılamayacaktı. euro 2020 elemelerinde fransayla maçlarını tamamlamış bir milli takımın hala lider kalabileceğine başta kimse inanamazdı herhalde.

    gurbetçilerden medet uman milli takım artık türkiye liginden çıkıp yurtdışında oynayan oyuncularından da faydalanabiliyor ve gerçekten dünya çapında oyuncular yetişiyor. üç kuruş komisyon kazanacaklar diye bu mükemmel düzene çomak sokmasınlar. yatıp kalkıp fatih terim'e dua etsinler. bunlar hayaller tabi ama hayatlar öyle mi olacak? hiç sanmıyorum.
  • 2149
    belirli bir eşiği aşarsak bir daha konuşulmayacağını düşünüyorum. belki o eşiği aşmış bile olabiliriz.

    türkiye a milli futbol takımı euro 2020 eleme gruplarından tarihinde ilk defa lider çıkma olanağı yakalamış durumda. üstelik grubunda son dünya şampiyonu fransa'dan 4 puan alma başarasını göstererek.

    (bkz: 14 ekim 2019 fransa türkiye maçı)

    aşağıdaki başlığı iyi okumak lazım.

    (bkz: yabancı sınırı kaldırılırsa olacaklar)

    bana kalırsa bu durum tartışma konusu bile edilemeyecek kadar nettir, gel gör ki ülkenin a milli takım teknik direktörü bile ısmarlama açıklama yapabiliyor, o kadar berrak ve net ki bu durum. herkes aynı şeye bakıyor, aynı şeyi görüyor, e sonucu da görüyor, ama bir türlü dillendiremiyor. ama dillendirecek eninde sonunda. sonra da ülke futbolu total olarak kazanacak.

    rekabet artınca sonuçlarını görebiliyoruz.

    bize ülke sınırları içerisinde değil, ülke sınırları dışında milli marşı okuyabilecek adamlar lazım.
  • 2150
    elbet gelecek olandır.

    fenerbahçe keriz değil. nihat özdemir in başkan olacağını da yabancı sınırın düşeceğini de biliyorlardı. yoksa neden piyasadaki tüm yerli oyuncuları toplasinlar.

    yabancı sınırı düşürme planı fenerbahçe nin bir planıdır ve fenerbahçe nin sözleşmeli oyuncularının durumuna göre aksiyon alınacaktır.

    bunu görmeyen medya da utanç kaynağı olur.
App Store'dan indirin Google Play'den alın