• 451
    aslında sadece bu alan için değil ama genel beslenme vs ile de alakalı olarak herkese tavsiyem, şu kısır türk vücut geliştirme dünyasında, serkan yimsel'i takip etmeleridir.
    https://www.instagram.com/...utm_medium=copy_link

    kendisi böyle tiplerin, herbalife dolandırıcılarının türkiye'deki korkulu rüyası;
    https://www.instagram.com/...utm_medium=copy_link

    açıklamalarının hepsi bilimsel araştırmalara dayanır çünkü kendisi bu konunun akademisyeni.

    buna ek olarak barbell hareketlerini öğrenme, barbell hareketlerinde yaşanan mobilite zorluklarını yenme, vücudu ısıtma, mobilite artırma gibi şeyleri öğrenmek için de ingilizce kaynak squatuniversity;
    https://instagram.com/...utm_medium=copy_link

    broscienceten uzaklaşmak lazım.
  • 452
    aşırı disiplin gerektiren, benim de yeni başladığım olay.

    diyet ve spor programı ile beraber hayatın akışı sizin için komple değişiyor. az da olsa sporcu olmanın ne demek olduğunu bu olaya girişince anladım, gerçekten zor ama diğer sporculardan duyduğum ise; eğer bunu hayatınızın bir parçası haline getirirseniz spor yapmanın sizin için zorluk ya da kolaylık olmaktan çıktığı, nefes almak kadar normal bir şey olduğu.
  • 455
    yıllar içinde daha da popülerleşen ve vücudun bir meta haline getirilmesiyle de bağlantılı olarak kocaman bir sektör haline gelen olay. bilimum ekranlar benzer estetik müdahalelerden geçip birbirine benzeyen kadınlar ve benzer antrenman/takviye programları uygulanıp birbirine benzeyen adamlarla doldu. bu vücutların sürekli şekilde "hype" edilmesi de bu sektörün dolaylı yoldan kullandığı pazarlama kaynaklarından biri oldu.

    buna ek olarak "modern" hayatın insanı en temel aktivitelerinden bile uzaklaştırması, hazır yemek endüstrisinin her geçen gün yeni hamleler yapması ve bu ikisinin sonucu olarak "obezite"nin artık bir problemden neredeyse gerçekliğe dönüşmesi de vücut geiştirmenin bir sektör olarak popülerleşmesindeki önemli etkenlerden oldu.

    sabahın köründe kalkıp yola düşen, öğlene kadar okulda, öğleden sonra dershanede oturan çocuklar var artık. ya da üç kuruş maaş için yine sabahın köründe kalkıp yollara düşen, çok uzun saatler boyunca işyerinde düşük aktivite ile yoğun mesai yapan, akşam eve dönüş için tekrar yollara düşen ve akşam gücü anca üstünü başını değişip yemek yiyip yatmaya yeten büyükler var. bu döngü bir sarmal şeklinde güçlenmeye devam ediyor. en temel fiziksel aktiviteden bile mahrum kalan insan zaten hantallaşacak hatta vücudu bir miktar değişime uğrayacaktı. buna ek olarak içeriği belirsiz ama erişimi kolay hazır gıdalar, yüksek kalorili ama insana haz veren ürünler derken artık obezite istisnai değil baskın bir konu haline geldi.

    enformasyon akışının tarihin belki de en yoğunu olduğu günümüzde bir yandan "geliştirilmiş" vücutlar delicesine pompalanırken bir yandan da bunun tam tersi vücutlar ne yazık ki "gerçek" dünyanın en temel sorunlarından biri haline gelmiş durumda. tam da bu noktada işte vücut geliştirme bir sektör olarak büyüyüp gelişmeye devam ediyor.

    vücut geliştirme aslında ilkel ve basit bir disiplindir. bütün hareketler temelde iki gruba ayrılır; çekme ve itme. beslenme olarak da yumurta, tavuk, et, pirinç, patates ve sebze gibi basit* bir içeriği vardır. beslenmesini düzenleyip antrenman yapmaya başlayan bir birey birkaç ay içinde vücudunu geliştirmeye başlar. kilo sorunu varsa kilosu azalır, şişkin görüntüsü daha ince bir hale gelir. çok çelimsiz bir yapısı varsa ufak tefek de olsa irileşmeye başlar. sadece aynı şeyleri yapmaya devam ederse sadece 1 yıl kadar sonra başlangıç noktasından tamamıyla farklı bir yere gelmiş olur.

    ancak işte zurnanın zort dediği yerler var. bunların en başındaki faktör yine "modern" hayatlarımız aslında. yukarıda bahsettiğim dayatma tempoya rağmen kişinin hayatını düzenleyip vücut geliştirmeye başladığını varsayıyorum. bugün günümüzün "sosyalleşme" formatında yiyecek/içecek satın almadan yapabileceğiniz etkinlik sayısı, bütün havuzun içerisinde parmakla gösterilecek kadardır. bu bile kişinin bu basit disipline ayak uydurmasını zorlaştıran bir etmendir. ikincisi, içinde bulunduğumuz hayatların tüketim toplumu diye çıktığımız yolda artık saatlik olarak tamamen değişebilir olmasıdır. 6 ay gibi kısa bir süre bile "çok uzun" gelebilmektedir. hatta onu geçtim, bir fast food restoranında 5-10 dakika içinde paketi alıp oturmakla bir ızgara tavuğun önünüze gelmesini beklemek arasındaki süre bile aylar yıllar gibi algılanabilmektedir.

    zaten genel anlamda hayatlarımız bir sabırsızlık üzerine kuruludur artık. her işimiz acildir, her şeye yetişmemiz(!) lazımdır, her yere geç kalıyoruzdur falan. 1 saatlik bir sürede bir yemeği hazırlamak, bunu kaplara koyup her öğünde yemek aslında 2-3 günlük yemek yapmaya/almaya harcanan zamanı size geri kazandırır. ama o 1 saat gözümüze çok büyük göründüğü için bundan vazgeçme eğilimimiz vardır.

    vücut geliştirmenin zor bir spor gibi görünmesinin temel sebebi budur. 1 saat aslında bir günün 24'te 1'idir. haftada 4 gün spora gitsen bu haftanın %2'si bile değildir. 1 saatlik antrenmana 1 saat de gidiş-geliş, yarım saat de temizlik desen haftanın %5'i bile değildir. ancak 6 ay salona gidip gelmesi gerektiğini öğrenen biri "ömrü salonda geçecek" hissiyatıyla bir yaygara koparır kendi içinde.

    bunun bir de tüketim toplumu boyutu vardır tabi. 2 sene sadece benim saydığım prensiplerle beslenme ve antrenmanını düzenli yapmış birisiyle yan yana gelen sıradan bir insan hayretini saklamaya çalışır. hatta o kişi ortamdan ayrılınca "bu kadar olsa yeter be" diye bir muhasebe başlar. ancak o vücutların hiçbirini hiçbir ekranda göremezsiniz. bunun yerine özel protokoller* uygulanarak hazırlanmış, profesyonel cihazlarla çekimi yapılmış ve üzerinde oynamalar da yapılmış vücutları görürsünüz.

    bundan bir 15-20 yıl önce "tüketici"ler sadece bu vücutları görür, vücudun sahibinden/karizmasından/popülaritesinden etkilenir ve kendini salonlara atardı. bundan 5-10 yıl önce bu vücutları gördüğü zaman bazıları salona gidip bir süre kendini yırtar, bir kısmı bir süre sonra pes eder, bir kısmı da bir süre sonra işin aslını öğrenip bir yol ayrımı yaşardı. artık günümüzde bu vücutlar yapan antrenörlerin kendi sayfalarından servis ediliyor, altta bir iletişim numarası ile birlikte. hatta pek çok oyuncu belirli roller için kısa süreli programlara girip "transformation" geçiriyor ve bu sektörün reklam pastasından payını alıyor.

    6 ay salona gidip gelip normal bir gelişim sağlamak günümüz insanına "hammaliye" gelir. ancak x oyuncunun yaptığı 16 haftalık programın aynısını yapmaya çalışıp 3. ayın sonunda gümlemek çok cazip gelir. 6. ayın sonunda efendi gidip antrenmanını yapan, az biraz düzgün beslenen çocuk bir yol kat etmiş olur. ancak bir hevesle(!), binbir masrafla x oyuncunun programına başlayan çocuğun 6 ay sonunda hem cebinde parası kalmamıştır, hem vücudu başladığından da kötü olmuştur, hem de en azından bir sağlık problemi olmuştur. oysa sıçıp batıran ikinci çocuğun bastığı hava ve sattığı caka oranı birinciye 6 aylık sürede defalarca kez "illallah" çektirmiş olur...

    işte günümüzün hayat tarzında ve sosyo-kültürel yapısı içerisinde bir bireyin daha basit ve daha sağlıklı olan birinci örneğin yolunda gidebilmesi, tüm bu saçmalıklardan kendini sıyırıp da o yolu bulabilmesi çok ama çok zordur. envai çeşit ilaç korkutucu şekilde ulaşılabilir durumdadır. vücut geliştirmenin profesyonel tarafının sağlık için sporla pek bir ilgisi olmamasına rağmen bu prensiplerle geliştirilmiş(!) vücutlar üzerinden yapılan reklamlarla birlikte, tüketici toplumda var olan hızlı sonuç alma takıntısı çok ciddi bir talebi doğurmaktadır.

    bu da vücut geliştirmenin bir sektör olarak büyümesini sağlamaktadır. "ilaçlar" dediğimiz sentetik hormon takviyeleri ve baskılayıcılarla vücudun tüm dengesinin kontrollü şekilde(!) bozulduğu bir iş haline gelmiştir artık profesyonel boyutu. gerçekten ürkütücü etkileri olan bu farmakolojik ürünlere pazar yaratabilmek için de pek çok "celebrity" insan kullanılmaktadır. her ne kadar can çekişiyor olsa da orta sınıfın eğlence kültüründe yeme-içmenin önemli bir yer tutması, buna rağmen hep "ulaşmaya" çalıştığı ve örnek aldığı üst sınıfın böyle vücutlarla popüler olması bu sektörün her daim gerekli müşteriyi bulmasına imkan sağlamaktadır...
  • 458
    21 aydır yaptığım aktivite. 1.80 boyundayım ve sıska bir insan olmak canıma tak ettiği için başlamıştım. en baştan beri haftada 4 gün, günde 1 saat spor yapıyorum. bu süreçte 65 kilogram olarak başladığım serüvenime 75 kilogram olarak devam ediyorum. pazularım 31 cmden 37 cmye kadar gelişti. bu süreçte tamamen doğal (tavuk ve balık ağırlıklı) beslendim ve hiç suplement kullanmadım. büyürken temiz kalabilmek önemli. bu nedenle beyaz ekmek, hamur işi, cips, tatlı gibi junk food tüketimini neredeyse sıfır seviyesinde tuttum. bir noktadan sonra bu durum keyifsiz olduğu için az az kaçamak yapmadım diyemem ama ilk 1 yıl hiç tüketmedim desem abartmış olmam sanırım.

    şimdi tabi ki bu işlerle düzenli bir şekilde uğraşan bir çok kişinin yanında spor yaptığım belli bile olmasa da toplum içinde duruşumla standart insanlardan ayrıldığımı görüyorum. ilk halimle bugünüm arasında olumlu anlamda inanılmaz bir fark var ve bu insanı hakikaten çok ciddi şekilde motive ediyor. bodybuildingin nankör olduğunu iddia edenlere de kesinlikle katılmıyorum. emek verdiğinizde vücudunuz değişimini size gösteriyor ve ne kadar emek verdiyseniz o kadar karşılık alıyorsunuz. hatta bence dünyadaki en adil sporlarından biri. hedefim 80 kgde temiz bir vücuda ulaşmak. kısa vadede kendime koyduğum bir zaman sınırlaması yok. uzun vadede ise önümüzdeki 2 senenin sonunda kolu 40 cm ve göbeği olmayan biri olabilirsem hedefime ulaşmış olurum.
  • 460
    bilimsel yani tabiki var bu sporun ama her vücut aynı olmadığından her egzersize farklı tepki verir. yani başlangıçta bir araştırma yaparak daha az yanlışlı bir başlangıç mümkün. yoksa herkes o hataları yapacak. deneye deneye kendi vücudunuzun ne istediğini bulacaksınız. vücut geliştirmede yaptığınız ağırlık çalışmaları sadece 20-25% arası bir etki yapar. düzgün uyku, doğru beslenme ise 75-80% etki yapar. bu sporun yüzde yüz yanlışı veya yüzde yüz doğrusu yoktur. en azından ben kendi adıma bunu rahatlıkla söyleyebilirim.
    youtube'da "fitness zone" diye bir kanal var. çok takipçisi yok ama egzersizleri animasyon haline getirmişler. tek tek bakmak mümkün. buna benzer belki daha iyi kanallar vardır. araştırmak gerek.

    ekleme: "workout_inspiration" diye bir kanal var. daha faydalı olabilir.
App Store'dan indirin Google Play'den alın