• 9501
    futbolu tamamen futbolcular üzerinden okuyan taraftar grubu. büyük çoğunluğumuz kötü giden durumu değiştirmenin çözümünün pil değiştirir gibi oyuncu değiştirmekten geçtiğini düşünüyor. “şunu çıkar, bunu sok”, “şunu yolla, bunu al” ile her sorunun hallolacağına inanıyor. teknik direktör ne istiyor, nasıl bir oyun oynamaya çalışıyor, oynatılması istenen oyuncu ihtiyaca cevap verebilecek mi gibi sorular ile ilgilenilmiyor. sonra da, belli bir reputasyonun altındaki futbolcuların şiddetle reddedildiği transfer sezonunda, molde’nin no name topçuları tarafından haşat edilince şaşırıp kalıyoruz.

    bunların hepsi normaldir. ben de dümdüz bir taraftarım, süper lig haricinde en son ne zaman maç izledim onu dahi hatırlamıyorum. futboldan katiyen anlamıyorum. ama bildiğim tek bir şey var, futbol bu kadar tek boyutlu bir oyun değil. her oyuncunun birbirinden farklı yetenek setleri var ve bazıları teknik direktörün kafasındaki oyuna daha uygun. kötü de oynasa, o futbolcuyu kafasındaki seviyeye çekmek için üzerinde ısrar edebilir. hatta bizim kötü oynadığını düşündüğümüz futbolcudan istediklerini alıyor da olabilir.

    bu sebeple bizim biraz salmamız lazım şu işi. kendi kıstaslarımıza, kendi ölçütlerimize göre değerlendirdiğimiz futbolcuların üzerinde aşırı anlamsız baskı kuruyoruz. misal iki maç sonra angelino tribünde ıslıklansa şaşırmayacağım, yaşandı bunlar çünkü.

    taraftar çok kıymetlidir, evet. ama duracağı yeri de biraz bilmesi lazım.
  • 9506
    son yıllarda bizi diğer rakım taraftarlarından ayıran bir çok özelliğini yitirmeye başlayan taraftar. arkadaşlar bizim kültürümüzde maç oynandığı esnada futbolcusunu yuhalamak, ıslıklamak yoktur. kaldı ki bu maçta yuhalamayı gerektirecek bir şey de yoktu. evet iyi oynamayan futbolcularımız oldu ama her maç iyi mi olacak yahu bu adamlar? onlar da insan. bir maç birisi kurtarır, diğer maç birisi. sen taraftarsan destek vereceksin sonuna kadar. ha çok hevesliysen maç sonunda ne halt edeceksen et. ıslıkla, bağır, çağır. maç oynanırken futbolcuların ritmini düşürme. ayıp. bu takım şampiyon takım ve sezonun henüz başı. inanın tv karşısında çıldırdım. tribünde olsam ve ıslıklayanları görsem neler yapardım bilmiyorum. yazık etmeyin takıma. öyle taraftarlık olmaz. sosyal medyada yorum yapan bir iki zibidinin algılarına gelmeyin. bu takım bizim. sahip çıkın. şampiyonlar ligi zor kulvar. evvela orada devamlı olmamız lazım. bu da ligde şampiyon olmadan olmuyor. sezon uzun. futbolculara ihtiyacı olan desteği verelim sadece. kadro zaten kaliteli. gerekeni yapacaklardır. benim inancım tam.

    (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı)
  • 9507
    sosyal medya mecralarındaki bir kısmı fatih terim’in hıncal uluç’u eleştirirken benzettiği firavun’a dönüşen taraftar grubudur.

    transferden, maaş yüküne, takım içi dengelere, futbolcu sağlığından, idman programlarına, sporcu beslenmesine, stad zeminine kadar geniş spektrumdaki konularda fikir ve söyleyecek söz sahibi olmak hakikaten inanılmaz bir bilgi birikimine sahip olmayı gerektiriyor ya da şişirilmiş bir özgüvene.

    bir gün emir timur dediğin insanı ertesi gün istifaya davet etmek. alkışladığın kerem’i stadda maç esnasında yuhalamak olmuyor, olmamalı.
  • 9511
    sakin olmayı başarabilse çok mesafe kat edecektir.
    tutkusu çok yüksek insanlar olduğumuzdan hataya, kayba tahammülümüz yok.
    biliyorumki yarın herkes kafasında (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı) nı oynayıp oynayıp duracak.
    uzun periyotlu bir yarış içindeyiz. henüz başlarda kontrolü kaybetmeden öfke, eleştiri, feryat figan hakkımızı ölçülü kullanmalıyız. ortalığı hemen yangın yerine çevirmek doğru değil. zira kaybedilen bir şey olmadığı gibi kazanma olasılığımızın yüksek olduğu bir şeyler var.
    sakin olup galatasarayı yaşamak, gündelik hayatın bir detayında armayı görmekten keyif almayı başarmamız lazım.
  • 9512
    hayatı uçlarda yaşayan genel anlamda doyumsuz taraftar grubu. 3 gün önce mertens ve kerem aktürkoğlu diye tezahüratlar yapan tribün, 3 gün sonra ikisini de ıslıklıyor, ne değişmiş olabilir 3 günde yahu?

    herkes birbirinden o kadar nefret ediyor ki, birisi bir futbolcuyu savunduktan sonra o futbolcunun haterları türemeye başlıyor, en ufak hatasını kollayıp linç etmeye çalışıyorlar haklı olduklarını ispatlamak için. linç akımına da herkes uyum gösteriyor maşallah. arkadaş sizi derdiniz galatasaray mı yoksa kendi haklılığınız mı? hayatta her şeyi mükemmel mi yapıyorsunuz? hiç hatanız yok mu?
    (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı)
  • 9517
    fbjkli sürüden farklı olması gereken taraftar. kimisine göre çoktan grubu 4. bitirdik bile. el insaf, daha beş maç var. bu seviyelerde neler olabileceğini daha önce de gördük.

    gerçekten 4. de olabiliriz ama bu inançsızlık, bu negatif hava bize hiç yakışmıyor. ne takım ne hoca ne de yönetim bu kadar gömülmeyi hak ediyor. potansiyelimiz yüksek, çok daha iyi olacağımıza eminim.

    (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı)
  • 9518
    bugün tribün maça çok iy başladı. hem savunmada hem atakta takımla beraberdi. hele top rakip kaleciye geldiğinde muazzam bir ıslık vardı. dakikalar geçtkçe goller kaçtıkça tribünde herkes düşmeye başladı. atamayana atarlar düşüncesi herkesin aklına düştü. nihayetinde golü de yiyince dağıldı tribün.

    kerem kötü bir ilk yarı geçirdi. üstüne birde ikinci yarı bir tane olumlu hareket yapmayınca ıslıklar yükseldi. hatta ıslık yükselince çoğu taraftar laf etti ıslıklayanlara.

    burada iki hata var. birincisi hocanın. adam ilk yarı kötü oynamış. neden ısrar edip adamı daha düşürüyorsun? kerem zaten genel olarak kötü başladığı maçları kötü bitiriyor. resmen yem oluyor adam.

    ikinci hata ıslıklayanların. kusura bakmayın beyler ama bu adamın 2 yıldır artıları daha fazla. hele hele sene başında, en yetenekli yerli oyuncunu ilk şampiyonlar ligi maçında ıslıklayamazsın. bunun akla mantığa yatan açıklaması yok.

    (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı)
  • 9521
    stadyumdaki taraftar için konuşursak yenilen gol sonrası oldukça düşük mod takılmışlardır. takımı desteğiyle hiç havaya sokamadı. ne zaman ilk gol geldi taraftar yükseldi ardından ikinci gol oldu. sonrasında yapılan baskı belki 3'ü bile getirebilirdi.

    futbol sahada oynanıyor evet ama moral olarak sönen futbolcuyu yükseltmek bizim taraftarın işi. biz bu yükseltmelerle sayısız başarılara ortak olduk. nasıl ilk yarıda kurduğumuz baskılarla rakibi hataya zorlayıp pozisyonlar bulduysak ikinci yarıda buna devam etmemiz lazımdı.

    (bkz: 20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçı)
  • 9522
    sosyal medyasıyla, tribünüyle gün geçtikçe ortalaması yepyeni dipler keşfetmekte olan topluluk, hepimizin toplamı.

    eski toprakların sık kullandıkları bir söylem vardı. kulüp bir kez daha 14 sene şampiyon olamasa siz başka takımı bile tutardınız derlerdi eleştiriler arttığı zamanlarda. bana komik gelirdi. hatta biraz da suçu o dönemki taraftarlarda, o eski topraklarda bulurdum. neticede taraftar dediğin yeri geldiğinde kulübün yanlışına dur demeliydi, bir yerde isyan bayrağını açmalıydı.

    sosyal medyayı çok erken kullanmaya başladım diyebilirim. hatta bugün twitter'ın efsane dönemi diye anılan zamanda, anonim bir hesapta yazıyordum. kuvvetle ihtimal o dönemi hatırlayanlar kullandığım hesabı da hatırlıyorlardır. özellikle 2014'ten itibaren sosyal medyada bir tabir çıktı ortaya. yangıncı taraftar tabiriydi bu. galatasaray taraftarının diğer kulüp taraftarlarından farkını ortaya koyan bir tabirdi. biatçılıktan uzak, yanlışı eleştiren ve tepkisini belli edenlerin arasından ortaya çıkmış ve her gün yaygınlığı artacak olan bir isimdi.

    yıllar geçtikçe sosyal medya kullanımı arttı, sosyal medyanın kullananlara sağladığı menfaatler değişti ve gelişti, geleneksel spor medyasının gücü yok oldu. artık her şey fav sayısı içindi, her şey daha fazla tık almak içindi, pastadan pay elde etmek içindi ve en önemlisi 'ben demiştim' demenin kişisel tatmini içindi.

    20 temmuz 2017 galatasaray östersunds maçı belki de yakın tarihimizin en rezil avrupa anısıdır. o maçta tribündeydim. pek çok berbat futbolcu performansı izledim bu forma altında. en kötü geçen sezonlarda bile elimden geldiğince tribünde yerimi almaya çalıştım. ama galatasaray futbolcusunun bu kadar kolay değersizleştirildiği, galatasaray tribünlerinin bu kadar pasif olduğu bir dönem daha hatırlamıyorum. önceden hatırlarsanız galatasaray'ın bir deplasman fobisi vardı. bugün ise iç sahada maç oynamak kendi oyuncumuz için çok zorlaştı, deplasmanlar artık çok daha kolay gelmeye başladı. ilk olumsuzlukta tribünler cenaze evine dönüyor, sosyal medya uygulamalarına giren bin pişman oluyor, galatasaray tribünleri süperstarlarını tek maç üzerinden ıslıklıyor. tüm bu çirkinliklerin altında da yangıncı taraftar maskesi var. maskenin altında ise maymun iştahlılık, şovmenlik ve ilgi çekme ihtiyacının yattığına inanıyorum.

    20 eylül 2023 galatasaray kopenhag maçında gollerimize sevinecek tadım tuzum kalmadı dediğimde ufacık bir abartma payı bile yok. skor 0-1 olduğundan itibaren ''cehennem'' dediğimiz mabed, kopenhaglılar için arka bahçe gezintisine dönüştü. skor 0-2 olduktan sonra kerem aktürkoğlu, dries mertens, kerem demirbay gibi isimler oyundan çıkarken ıslıklandılar. neden? bu sorunun tek bir cevabı var. tribüne gelen taraftar birkaç bin tl'ye bilet alıyor, story çekmek ve böbürlenebileceği bir şeylere şahitlik etmek için sanki galibiyet taahhüt edilmişçesine maça geliyor, işler istenmediği gibi gittiği anda da kayış kopuyor. eskiden tribünümüzde bu 'seyirci' azken şimdi ezici çoğunluk bu gruptan oluşuyor. eskiden kelimeleri seçerek eleştiri yapan, eleştiri için doğru zamanı seçmeye dikkat eden galatasaray taraftarı bugün sahada oynanan maçı bırakıp küfür kıyamet oyuncularına saldırıyor. ama bunlar hep galatasaray iyiyken yaşanıyor. çünkü galatasaray kötüyse bu grubun ekseriyeti ilgiyi alakayı kesiyor.

    herkesi sağduyulu olmaya, rasyonel düşünmeye, galatasaray'a yakışır davranmaya haddim olmayarak davet ediyorum. şımarıklık seviyesindeki bu türden davranışlar kulübe başka hiçbir şeyin vermediği kadar zarar veriyor. bugün beraberliği bir şekilde kopartamasak tüm oyuncu grubunun psikolojisini allak bullak edip sezon boyu üzerimizden atmaya çalışacağımız bir travma yaşayacaktık ve bunun sebebi sahada mağlup olmak olmayacaktı. milyon dolarlar yatırım yapıp getirdiğiniz, büyük bütçelerle kurduğunuz kadro haftalarca üst üste kazanıp ilk mağlubiyetinde ıslıklanmayı kaldıracak zannetmeyin.

    kulübe de bunun önüne bir nebze geçmek istiyorsak sezon başlamadan satılan kombine sayısını azaltmayı, devir yasağı uygulamayı öneriyorum. 40 bin kombine satıyoruz, binlercesi her maç fahiş fiyatlara el değiştiriyor. sonra da kendi cehennemimizde boğuluyoruz. sıcak para akışı iyi bir şey fakat iç sahada, sami yen'de her maç kendi futbolcunun ayaklarının titremesine değmez. onbinlerce liralık kayıt dışı gelir kapısı olmuş tribünler. sosyal medyada da kendimce ürettiğim çözüm boş zamanlarımda hesap engellemek. sık sık karşıma saçmalıklar düşse de bir nebze daha sağlıklı bir spor timeline'ım var diyebilirim.
  • 9523
    bu sezon şu tarihe kadar maç kaybetmemiş takımın oyuncularını tek tek çöp ilan eder. maçın ortasında bir hareketle ıslıklar.

    tete vasattır, niye popülist medya şebekleri öyle dedi diye yahut oynadığı ilk maçta uçup kaçmadı diye.

    kerem öyledir, böyledir asla yetmez. daima ilk ıslıklanan olmalıdır. muslera ara ara 4.5 milyon avro alır ama rezalettir.

    daha geçen sezon şöyle 35 böyle 45 eden nelsson şampiyonlar ligi için vasattır.

    angelinho iğrenç bir yaratıktır.

    berkan ı gördüğümüz yerde itin bi yerine sokmak zaten farzdır. toreira’nın yedeği casemiro olmalıdır zinhar aksi düşünülemez.

    her oyuncumuz her an çöp olabilir. süreçle ilgilenilmez, anlık karar verilmelidir. sistemler, taktikler yalan dolandır. her oyuncunun verim verebileceği bir alan muhakkak vardır önermesi zinhar yalandır. kerem her çıktığı maçta takımı taşımalıdır. yoksa yuhalayıp sahaya gömmek elzemdir.

    bu spesifik olarak galatasaray taraftarının özelliği olmasa da bizi enterese eden galatasaray olduğu için vurgulamakta fayda var. günümüz dünyası böyle anlık yaşamayı gerektiriyorsa da lanet olsun bu düzene. 30 dakika bir maça konsantre olamayanlar mı yönetecek bu takımın kaderini…
  • 9524
    alternatifi olduğu müddetçe eldekini kötüleyen taraftar. daha ziyade türk halkının genel özelliği bu.

    azımsanamayacak düzeydeki bir kitle var ve hiçbir şekilde ikna edilemiyor, kredi sahibi olunamıyor kendilerinden. ne okan hoca ne de bazı oyuncular. en küçük tökezlemede saldırmanın karşılığı da "burası galatasaray, başarısızlığa tahammül yok."

    hiç düşünüyorlar mı acaba "bu başarısızlığın sebeplerinden biri de biz miyiz?" diye?
  • 9525
    gerçekten bazı konularda çok ayıp eden bir kitleye dönüşüyor. başarılı bir takım ilk tökezlemede yerden yere vurulmaz. fb taraftarı bu kafada olduğu için takımlarının beli doğrulmuyor. biz de gitgide onlara benzedik. hangi takım tüm maçları kazanmış? hangi takım her maç iyi oynamış?

    söylemek istemediğim bir gerçeği artık dillendireceğim. toplumdaki kutuplaşma öyle bir boyutta ki; berbat oynayan ama giydiği bir tişört ile bir tarafın parçasıymış gibi kabul edilen ikinci lig topçusunu sosyal medyada eleştirebilmeye en az 30 puanımız falan gittikten sonra imkan bulabildik. hala şu kadroda yeri olduğunu savunanlar az değil. ama bize kupalar kazandıran süper ligin en iyi bir kaç futbolcusundan birini ise maç öncesi yaptığı hareketin yalnızca öbür tarafa ait olduğunu sanan bir kitle sudan sebeplerle eleştiriyor. bunun sonu da gelmeyecek. hep bir şey bulacaklar. bir gün pas verdiği için öbür gün vermediği için elestirecekler.

    sağduyulu da çok ama toplumun hali ortada.
App Store'dan indirin Google Play'den alın