• 10912
    galatasaray’ın o meşhur tarihsel derinliğinden süzülen metin oktay efendiliği ve rasyonel akıl, yerini son yıllarda bazı taraftarlarda gördüğümüz kolektif bir kibre ve dijital zorbalığa bıraktı maalesef.

    yanlış anlaşılmasın; galatasaray kültürü özünde bir eleştiri kültürüdür. liseli geleneğinden gelen o "fikri hür, irfanı hür" anlayışı gereği sorgulamak, yanlışa yanlış demek bizim genetiğimizde var. ama bugün yaşadığımız şey sağlıklı bir eleştiri değil, resmen yıkıcı bir "ben bilirimci" istilası.

    bu kitlenin —ki bazen maçın hararetiyle ekran başında kendimi "şunu çıkart, bunu al" derken bulduğum o anlık hırsı da buna dahil ediyorum— en büyük sorunu yanılmazlık kompleksi. kendi futbol bilgisinin teknik direktörden daha üstün olduğuna dair sarsılmaz bir inançları var. bazen ben bile klavye başında bu kibre yenik düşüyorum ama biraz durup düşününce karşımızda florya’nın suyunu içmiş, bu kulübün içinden yetişmiş ve son üç senedir bu ligi domine ederek şampiyonlukları üst üste dizmiş bir okan buruk gerçeği duruyor. rakiplerimizin sahip olmayı hayal bile edemeyeceği, camianın içinden çıkan böyle bir başarı hikayesine ve karaktere bile iki kötü sonuçta "yetersiz" yaftası vuracak kadar gözümüz dönüyor bazen.

    en garibi de eleştirmeyi takımı düzeltmenin tek yolu sanma illüzyonu. takımı sert eleştirmenin, hatta dozajı kaçırıp linç etmenin takımı düzelteceğine inanıyorlar. oysa üç senedir kupalara ambargo koyan bir yapıya, en ufak tökezlemede "her şey bitti" muamelesi yapmak rasyonel taraftarlık değil, sadece bir duygusal savrulma. işler iyi gidince de "biz istifa dedik de akılları başlarına geldi" diyerek okan hoca’nın ve oyuncuların emeğinden kendilerine aslan payı çıkarmaları da işin en trajikomik kısmı.

    bir hafta önce göklere çıkardığı ismi, tek bir kötü performansta bir kalemde silecek kadar hızlı tüketiyorlar her şeyi. sosyal medyadaki o anlık etkileşim hırsı, yılların emeğine duyulan saygının ve vefanın fersah fersah önüne geçmiş durumda.

    benim gördüğüm, içinde büyüdüğüm galatasaray taraftarlığı bu değil. biz yenildiğinde bile sahadaki alın terine saygı duymayı, pes etmemeyi ve her şeyden önce "galatasaraylı gibi" durmayı öğrendik büyüklerimizden. evet yine eleştirelim, galatasaraylı olmanın şanındandır bu; ama bunu yaparken armanın ağırlığını, üst üste gelen üç şampiyonluğun değerini ve okan hoca gibi "bizden biri" olan değerlerin kıymetini unutmadan yapalım. her şeyi en iyi ben bilirim demek yerine, arma yere düşmesin diye omuz vermek galatasaraylı olmanın ilk şartıdır. o eski, vakur ve birbirine güvenen ruhu yeniden hatırlamamız lazım. yoksa bu hırçınlık bizi biz yapan o samimiyeti yavaş yavaş kemirip bitirecek.
App Store'dan indirin Google Play'den alın