• 36
    tam mesai bitmiş, sarkan beton dökümünü bitirip eve gitmek için yırtınırken telefon çaldı. telefonun ucundaki müdürüm her gün yazıp imzalayıp dosyaladığımız raporu farklı bişey ister gibi sordu. ben de haliyle yok dedim. 10 dakikaya yakın fırçaladı, ne beceriksizliğim kaldı ne sorumsuzluğum. hatta laf arasında "beceremiyorsan ver istifanı siktir git" dedi.

    yutkundum, dinlemeye devam ettim. istediklerini verdim ve eve geldim.

    o an istifayı yazıp al ananın amına sok diyemediğim için sinirden ağladım gelirken...
  • 112
    bugün öğle yemeğimi yediğim bir restaurant'ta '' sandalyeniz boşsa alabilir miyim'' diye sordular sözlük.

    ''tabi'' dedim.

    15 dakika sonra başka bir grup geldi yine sandalyemi sordular. onlara da ''tabi'' dedim.

    koca masada tek sandalyede karşı masalardan gelen müstehzi kahkahalar eşliğinde yedim yemeğimi.

    yukardan çekildiğinde hüzünlü bir kareydim bugün.

    birileri belamı vermiş. belli.

    :(
  • 190
    yaklaşık 2 yıldır kanser hastalığı ile mücadele eden, bu mücadelesini ve kansere karşı olan yaşama inadını internet ortamında yaptığı paylaşımlarla kitlelere duyurup özellikle kanser hastalarına umut aşılayan neslican tay'ı bir saat kadar önce kaybetmişiz...

    genç bedeni çektiği acılara dayanamayıp toprak altına gidecek olsa da ruhu ve enerjisi, özellikle de umudu hep bu dünyada kalmaya devam edecektir...
  • 216
    evlilik planları yaparken ekonomik kriz iş yerinin yapılanmasını etkiledi. işçi çıkarmakta direnen ve oldukça başarılı genel müdürümüz yk kararıyla el çektirildi. :(

    gün doğmadan neler doğar değil mi sözlük? belki yeni bir sayfa, yeni başarıların habercisi olur. ama hak edenin, cezasız kalmadığı bir ülkede inancını sorguluyor insan.

    umarım herkesin sağlığı ve huzuru yerinde olur ve kimselere muhtaç kalmadan yaşamını insanca sürdürebilir bu güzel memlekette!
  • 38
    canım sözlük. 40 yaşındayım, üniversite okuduğum şehirdeyim. artık turistik bir yer olmuş (bkz: edirne) gençliğimde garsonluk yaptığım barda içiyorum. o zamanki sahibi olan arkadaşımı evinde ziyaret ettim. birbirimize ikinci evliliklerimizde ne kadar mutlu olduğumuzu ve kalp ilaçlarımızı anlattık. doktorlarımızdan, eşlerimizden gizli sigara içtik.

    şehirde her şey değişmiş. burası artık başka bir yer. ben başka biriyim. küller küllere, tozlar tozlara karışıyor.

    barmen içkimi yenilemek tereddüdünde. ben, ağlıyorum.

    https://youtu.be/lOKe3PGtZU8
  • 142
    gurbettesindir. ailenden uzakta yeni kurduğun ailenle beraber yaşarsın. birgün telefon çalar. telefondaki kardeşin "abi birşey söyleyeceğim ama sakin ol" der. ikinci cümleye geçişteki 5 sn sana dünyanın en uzun zamanı gelir. kafanda türlü türlü senaryolar geçer.
    "babamı hastaneye yatırdık. beyin kanaması geçirmiş. yoğun bakımda" der.

    o an dünya durur. beynin olanı biteni reddetmek ister problemle mücadele edebilmek için.
    atlarsın gidersin. doktora durumunu anlatıp güç bela izin alıp girersin yanına. o halini görüp derin duygularla geri dönersin karınla kızının yanına.

    sonra bir iki defa gider görürsün. durumu her defasında daha da kötüleşir.

    birşeyler yapmak istersin ama yapamazsın gücün yetmez. ailenle sadece telefonda konuşabilirsin.

    birgün annen arar. bilirsin annen boşuna aramaz. "oğlum yarın birgün ne yap et gel. babanın durumu iyi değil." der.
    gidersin.
    babanı son gördüğün andan çok daha kötü görürsün. o gördüğün kişinin baban olduğuna inanmak istemezsin. inanamazsın.

    dünyan başına yıkılır. avazın çıktığınca haykırmak istersin. ama yapamazsın.

    çünkü çocukluğundan beri mücadele ettiğin hayat, yaşadığın hayat beynine kodlamıştır: " sen evin büyük oğlusun. dik durmalısın. yıkılmamalısın."

    babanın o halini görünce yüreğinden kan damlar içine içine ve dersin ki: "allahım ya şifasını ver ya da cennetinle müjdele."

    gurbetteki işyerinden aldığın iki günlük izin biter. gider ayak eğilirsin babanın kulağına. seni duyduğunu bilirsin. başkaları duymadan dersin ki: " merak etme. kardeşim bana emanet. hakkını helal et. benim hakkım yoktur ama varsa da ben helal ettim."

    mecburen dönersin işinin olduğu şehre.

    sabah işe gidersin.

    bir iki saat sonra telefon çalar. arayan kısmında "dayım" yazıyordur. normalde seni hiç aramayan adam arıyorsa işte o telefonu açmak istemezsin. duyacağın şeyin ne olduğunu bilirsin. bildiğin şeyden kaçabildiğince kaçmak istersin. en sonunda ofisteki arkadaşların "abi telefonun çalıyor" dediğinde kendine gelirsin.

    açarsın telefonu. dayın ağlayarak: "babanı kaybettik oğlum gel. " der.

    eşini çocuğunu alıp hemen gitmek istersin ama gidemezsin zira yollar karla kaplıdır ve senin arabayı kullanacak mecalin yoktur. ertesi sabah ancak varırsın doğup büyüdüğün şehre.

    hıçkıra hıçkıra ağlamak istersin ama beynin izin vermez. "sen güçlü durmalısın" der sürekli.

    hastaneye gider alırsınız. evin önüne getirirsiniz cenazenizi. son kez öper mezarlığa götürürsünüz.

    "ben öldüğümde üzerime rahmet yağsın" diyen babanızın duası kabul oldu diye sevinirsiniz o üzüntünüzün arasında üzerinde bardaktan boşalırcasına yağmur yağarken.

    bir dost ararsınız. o anda bulamazsın. çünkü o anda herşey herkes anlamsızdır.

    aradan zaman geçer. elin telefona gider. anneni ararsın. "babam nasıl" diye soracağın an bir kez daha çöker yüreğine acı.

    artık "babam nasıl?" diye soramazsın. aklına geldikçe gittiğine, artık olmadığına inanamazsın.

    bugün babamın vefatının 4. yılı. hala alışamadım. hala daha telefon açıp "niye aramıyorsun hayvanoğluhayvan" demesini bekliyorum.

    mekanın cennet olsun babam. inşallah hakkını helal etmişsindir.

    arayın ananızı, babanızı. yalnız koymayın.

    bir de allah rızası için tüm ölmüşlerin ruhuna fatiha okuyun. *
  • 25
    2 yıl önce bugün 13 mart 2016 günü ankara'nın ortası kızılay meydanı'nda patlayan bomba sonucu bu dünyadan göçen, aramızdan ayrılan melek olup bu kötü dünyayı bizlere bırakan güzel insanların ruhları şad olsun, mekanları cennet olsun. o güzel insanlardan, o canlardan biri de gazi üniversitesi eğitim fakültesi kimya eğitimi anabilimdalı kimya öğretmenliği bölümünde okurken tanıma şansına eriştiğim; meryem yüzlü, tanıdığım insanların en masum bakanı, bana iyiliği ve yardımı çokça dokunmuş, üzerimde çokça hakkı bulunan sümeyra çakmak kardeşim idi. kamu personeli seçme sınavı'na hazırlanıyordu ve dersaneden çıkışta yakaladı ölüm onu. o artık yok. o gözler bir daha hiç açılmamak üzere kapandı. ailesi bu durumu olgunlukla karşıladı, onlar da sümeyra'yı yetiştirme onuruna sahip çok değerli insanlardı, resmen onlar bizleri teselli ettiler. bazı etmenlerden dolayı pek ağlayamam ama sümeyra beni affet, beni çok ağlatıyorsun kardeşim. bu dünya sana layık olamayacak kadar kötüydü, sen gerçekten fazlaydın, melek gibiydin, melek oldun gittin. daha fazla yazamayacağım. o'na dua edin.
  • 111
    hiçbir şekilde kötülük etmedim ki ona ben...

    hayatımda 2. defa kahve içmek istiyordum sadece. "sana bir kahve ısmarlayabilir miyim?" diye soramadan daha "neden oturuyoruz anlamadım, gerek duymuyorum buna" dedi be sözlük...

    hayatımın içine edilmiş, eriyorum ben ama bak yine sana koşuyorum diyemeden start öncesi hatalı çıkış yapan atlet misali diskalifiye etti beni aşk koşusundan...
  • 292
    hayatıma derin etki etmiş, en önemlisi beni galatasaraylı yapmış dayımı çok genç bir yaşta kaybetmenin üzüntüsünü yaşıyorum. hayatımda tanıdığım en düzgün, en iyi insanlardan biriydi ve tanıdığım en iyi galatasaraylıydı. son 3 senedir çektiği tüm acılarından kurtuldu. son aylarda hasta yatağından bile sadece galatasaray maçlarını izlemek için çıktı nerdeyse. şimdi bir yerlerden yine galatasarayımızın başarılarını izleyecektir, o halde bile maç kaçırmayan adam orada da maç kaçırmaz.

    güle güle dayıcığım. galatasaray bize emanet.
  • 373
    belki bana büyük kötülükleri dokundu, belki bana affedilmeyecek şeyler yaptı ama ilkti. toydum, tecrübesizdim. posta koyamadim, kendimi çok ezdirdim. bu böyle 3 sene sürdü, 3 seneme mâl oldu bir şeyler. ama kusursuz, ideale yakın, mutluluktan havalara uçtuğum 3 haftalık bir sürecimiz vardı. o 3 haftalık süreci dusunerek geçireceğim önümdeki birkaç günü. faydası var mı? yok. barışacak mıyız? hayır. peki ben bir mal mıyım? evet öyleyim.
  • 361
    çok yoruldum sözlük. 1 yılı aşkın süredir kpss'ye çalışıyorum. hiç bana uygun bir süreç değil. hayatında şu ana kadar ne başardıysa hep insanlarla iletişimi sayesinde başarmış ben 1 yıldır sadece eve kapandım. özgüvenimi yitirdim, sosyal becerilerim azaldı. zaten az dışarı çıktım fakat her dışarı çıktığımda o an ders çalışmamanın verdiği huzursuzluğu hissediyordum. ama kendime sözüm vardı. bu süreci deneyecektim. yarın öbür gün denemeseydim aklımda hep keşke deneseydim olacaktı.

    aslında çok mu istiyorum öğretmen olmayı emin değilim. belki kazanırsam ve öğretmen olursam potansiyelimi açığa çıkarma imkanı bulamayacağım. belki kazanamamak daha farklı ve daha güzel kapılar açılmasına sebep olacak. bunu süreç gösterecek. zaten rehber öğretmendense psikolojik danışman ünvanı beni hep daha çok cezbedecek. ama maalesef türkiye şartları. üzücü de olsa devlette çalışmak şu dönemde en dayanaklı durum. risk alamıyorum. bir an önce maddi özgürlüğümü elime almalıyım çünkü bu şehre katlanamıyorum. yeni bir yer, yeni insanlar, kendi düzenim lazım bana.

    en büyük problem de beklentiler. bu zamana kadar beni tanımış olan insanlar bu sürece başlayacağımı duyduğu an çok rahat üstesinden geleceksin dediler. ailem süreç boyunca en ufak baskı yapmadı. çünkü öz düzenleme becerimin olduğunu biliyorlardı. bunlar ilk başta güzel şeylerdi. özgüven artırıyordu. ama süreç sona yaklaştıkça aslında asıl baskının bu olduğunu fark ettim. bu zamana kadar belki de başarısızlığı tatmadığım için böyle düşünüyorumdur. şimdi o başarısızlığı tadıp bu duyguyu da öğrenmenin vaktidir belki.

    iptal olan kpss sınavım daha iyi geçmişti. ama olsun bir kişinin hakkı yenmesin de gerekirse ben kazanamayayım. tek üzüldüğüm nokta düzen devam edecek. yarın öbür gün yine bir sınav iptal olacak. yine birçok gencin hevesi kaçacak. artık 2 gün sonra tüm serüven bitiyor. işim zor. minimum hata şansım var. zor ama deneyeceğim. real madrid deplasmanından 3-0 dönüp de sami yen'i madrid'e dar eden galatasaray geliyor hep haklıma. onlar denedi. zoru denedi. belki imkansızı. ama denedi. ben de deneyeceğim.

    kafamı bulandıran diğer nokta da eğer sınavım iyi geçmezse muhtemelen tecil bozdurup uzun dönem askere gideceğim. mesleğimi bu kadar çok severken o süreçte meslekten koparsam dönünce o hevesi kendimde bulamazsam nasıl olur bilmiyorum. kimileri diyebilir ki ulan ne güzel sıcak evinde yatıyorsun, sadece dersini çalışıyorsun. haklıdır düşüncelerinde. ama inanın bence bu dünyadaki en kötü şey aktif olmamak. sabah kalktığında evden çıkmak için bir amacının olmaması, uzun süre boyunca olumlu veya olumsuz bir duygu hissedilememesi... bunlar cidden insanı yıpratan şeyler.

    son olarak sözlük eğer imkanınız varsa psikolog veya psikolojik danışman ile bir süreç geçirmenizi tavsiye ederim. sadece probleminiz olduğu için değil daha kaliteli bir hayat için bence herkesin böyle bir süreçten geçmesi gerekiyor. keşke ekonomimiz de izin verebilseydi. iyi geceler sözlük. her şey gönlümüzce olsun.
  • 162
    beni üzen yaşadığım kötü olayı tüm sözlük okurlarına paylaşmak istiyorum.
    7. kez kamu mülakatından elendim.gelir uzman yardımcılığı,vergi müfettiş yardımcılığı,kaymakamlık girdiğim hakkımla kazandığım sınavlar.ama mülakatlarda elediler.çünkü torpilim yok.

    teşekkür ederim maliye bakanlığı eledin beni.6 kez üst üste kazanan birini elemek kamuoyunun takdirine bırakıyorum.

    mülakatta tüm soruları bil,yazılıdan yüksek puan al.sonuç işe uygun değilsin.niye çünkü mülakat komisyonuna etki edecek dayın yok.

    bıktım artık bu kirli düzenden:(

    son olarak inşallah çoluğunuzdan çoçuğunuzdan çıksın.hakkım varsa haram zıkkım olsun.emek hırsızısınız.
    hz. peygamber (s.a.v.) öyle buyurdu; "haksızlık karşısında susan dilsiz şeytandır."
App Store'dan indirin Google Play'den alın