• 384
    hayatta en korktuğum şeyle, neredeyse tüm ailemi benden alan o illet hastalıkla yüzleşeli tam 37 gün oldu.

    önce all lösemi dediler, hemen sonrasında evre-4 folüküler lenfoma teşhisi koydular. tam 13 gece 9 eylül üniversitesi hastanesi hematoloji bölümü kök hücre servisinde izole olarak yattım.

    kemik iliği biyopsileri, lenf disseksiyonları ve elbette akıllı ilaç- kemoterapiler uygulandı. delik deşik oldum, saçlarım döküldü. hala daha kızımla konuşurken bile boğazım düğümleniyor.

    uzunca bir süre tedavim devam edecek; başarabilir miyim bilmiyorum ama bu virajı dönersem bambaşka biri olacağım kesin.

    o nedenle ufak tefek şeyleri kendinize hiç dert etmeyin. kim bilir kimlerin ne dertleri var…

    (bkz: poena/#2605519)
  • 323
    ekleme: öğlen bu yazıyı yazarken ağlıyordum. bir şekilde içimi dökmek istiyordum. tutamıyordum artık kendimi ve aniden onları buraya aktarmaya başladım. ardından mezar kazma işlemlerini halletmek için evden çıktım ve döndüğümde hiç aklıma dahi gelmeyecek bir şeyle karşılaştım. beklemiyordum. sizler bana kol kanat gerdiniz, acımı paylaştınız. bu hissi tarif edemem. hepinize desteklerinizden ve yanımda olduğunuzdan dolayı sonsuz minnet duyuyorum. kendimi gerçekten daha güçlü hissediyorum. allah hepinizden razı olsun. sayenizde ayakta duruyorum. çok ama çok teşekkür ederim. bir insanı düştüğü yerden kaldırdınız ve ona metanet sağladınız. sizler çok güzel insanlarsınız, kelimeler kiyafetsiz kalıyor. iyi ki bu sözlüğün bir parçasıyım. iyi ki sizlerin arasındayım. tekrar ediyorum; allah hepinizden razı olsun.

    birazdan toprağa vermek için mezarını kazmaya gideceğim, canımdan, neşemden, ruhumdan, benden bir parçayı alıp beraberinde götüren varlıktır kendisi.

    küçüklüğünden beri koruyup kolladığım kardeşim, motor sürerken bir arabanın arkasından çarpması sonucu kaza yaptı ve kan kaybından vefat etti. elimden hiçbir şey gelmedi. hiçbir şey onu geri getirmeyecek. kabullenemiyorum. aklım almıyor. içim yanıyor, acıyor. bağırmak istiyorum, isyan etmek istiyorum ama hiçbir şeyin anlamı yok. o artık yok. sarılıp öpemiycem bir daha. konuşamıycaz hiçbir zaman. gitti.

    seni şimdiden çok özlüyorum canım kardeşim. bu özlem dinmeyecek, bu acı, bu yoksunluk, bu çaresizlik hissi asla bitmeyecek. biliyorum. çünkü ben seni canımdan çok sevdim. ama artık yoksun sen. mahvoldum.

    başın sağ olsun diyorlar. içimden benim başım sağ olacağına onunki olsaydı diyorum. ne anlamı var benim başımın sağ olmasının? kabullenemiyorum işte. olmuyor.

    mekanın cennet olsun güzel kalpli kardeşim benim. seni çok ama çok seviyorum.
  • 386
    bir süredir yazamadım. genelde zaten kendi halinde takılırdım sözlük. iyi haberler yazabilsem düşünmezdim. deprem günleri herkesin içi bin parçayken biraz toparlamak isterdim ama olmuyor, olmadı.

    senelerdir aşırı dikkatli araç kullanan babam, cumartesi annemle beraber emeklilikleri için aldıkları evi tek başına ziyaret ederken bir kaza geçirip şarampole yuvarlanmış. doktor dikiş atmış, tomografisi temiz çıkmış sözde, eve yollamışlar. pazar günü evde düşüp kalmış, müdahale etmişler bir saat acil, kurtaramamışlar. iç kanama geçirmiş.

    ben iki hafta önce yurt dışına çıktım, kendimi adadığım alana yönelmek için. kazadan habersiz, karnavaldaydım burda. maskeli, şen şakrak, meraklı insan kalabalıkları. değişime gelen öğrenciler. şovlar.

    bir yandan da galatasarayımızın zaferleri, maç kaçırmadan izlediğimiz zaferler babamla.

    sabahına annem ağlamaklı aradı, kaza geçirdi deyince acilden arıyorlar sandım, meğer olay onu çoktan geçmiş.

    ertesi sabaha da zaten herkese malum olan felaketlerle uyandık. annemin ve babamın, nice akrabamızın memleketleri tuzla buz olmuş. yakınlardan haber aldık ama uzak akrabalar var, enkazlarına ulaşıldı mı bilemediğimiz. babamız o kadar iyi bir insanmış ki nicesi de peşinden gitmiş mi diyeyim, ne diyeyim, ne konuşayım bilemiyorum. herkesin başı sağ olsun, umarım gittikleri yerde buradan daha mutlu olurlar.

    burada ev arkadaşlarım çok yardımcı oldular sağ olsunlar. hayvanlarını beslemeye gittik haberi aldığımın akşamı. midilliler ve eşekler, o kadar huzurlu bir şekilde yediler ki yemlerini, imrendim o barışa.

    uçuşlar iptal, günler geçtikçe bulanıklık artıyor mu azalıyor mu belli değil. cenazeye zaten yetişemedim, akrabalar ve meslektaşlar yardımcı olmuşlar, komşular ilgilenmiş.

    annem kanser hastası. yazın öğrendik, kolonundan ameliyat oldu. kemoterapiye başladık derken karaciğerine sıçramış. aralık başında da onun ameliyatını oldu, hala patoloji sonuçlarını bekliyoruz. istifalar olmuş, koca hastanenin laboratuvarında insan kalmamış herhalde. her şeyiyle babam ilgileniyordu bire bir, beni bile yolladılar dışarı içlerindeki umut olarak. yaparsın sen diyordu babam, 13 yaşında istanbul'da yatılıdan daha mı zor demiştik. annem zaten beni hareket halinde görmeyi çok istiyor.

    bir de lisede kardeşim var, içine attıkça çelik gibi sinirleri ne kadar dayanır belirsiz. dilerim ki resimleri ve çizimleri ayakta tutacak, ben de yazılara sığınacağım ama kaçmadan, yüzleşerek yapmak zorundayım bunu. telkini kolay, takibi zor...

    o morali düşürmemek lazım, düşmemek lazım.

    sağlıklı, mutlu günler ve hatıralar diliyorum sevdiklerinizle.
  • 178
    2011 yılı eylül ayında bir sene gecikme ile kazandığım üniversite eğitimimi almak için istanbul'dan izmir'e yerleştim. hazırlık ve 1. sınıf yıllarım benim açımdan çok zordu, sosyal hayata adapte olamıyor, arkadaşlık ilişkilerinden keyif almıyor, hayatla ilişkim çok ince bir çizgide seyrediyordu. yaptığım hiçbir aktiviteden keyif almıyordum, keyif almadığım gibi yaptığım herşey ızdıraba dönüşüyordu. istanbul'da da böyle idim belki farklı bir şehirde farklı insanlar iyi gelir diyerek tercih etmiştim izmir'i. işler benim adıma iyice sarpa sarıyor zaten güçsüz olan karakterim durumumu toparlamama izin vermiyordu. 2013ün ocak ayından itibaren intihar etmeyi düşünmeye başladım. artılarını eksilerini içeren kağıtlar hazırladım. gün gün saat saat dolduruyordum. 2013 mayısının 13üne kadar sürdü. sonra açtım ve yazdıklarımı teker teker okudum, hayatın bana değer katamayacağına benimde çevremdeki insanlara faydalı olamayacağıma karar verdim. kendi kendime geri kalan ömrümde eziyet etmek yerine bir anda bitsin istedim. 5 günlük bir internet araştırması yaptım ve okuduğum bölümden dolayı ilaçlara hakimdim hangi ilacın nasıl tesir edeceğini biliyordum ilaç içerek hayatıma son vermeye karar verdim. herşey hazırdı 19 mayısta evde kimsenin olmadığı bir zaman aralığında ilaçları içmek için odama gittim yatağıma yattım tam içecektim kucağıma bir şey atladı. ev arkadaşım bir gün önce bir tavşan almış tavşan daha 1 aylık falan. arkadaşın odasının kafesinden çıkmış benim odama geldi yatağıma oradan da kucağıma atladı. bir elimde su diğer elimde ilaçlar kucağımda bir tavşan. durdu bana baktı sonra geldi yüzümü yalamaya başladı vazgeçirdi beni minik bir tavşan. adını sabri koydum sonra. bizim takımın bütün isimlerini saydım koymak için sabri dediğimde zıpladı bende sabri koydum. ilerleyen süreçte beni hayata bağladı bir canlının beni sevebileceğini farkettim. mutlu edebileceğime inandım. hayatı öğretti bana benim oğlum oldu. 3 sene evvel epilepsi hastası olduğu anlaşıldı. ilaçlarını bakımını yapıyordum hayata beraber tutunuyorduk. evde güzel bir oda yaptım ona etrafını yastıkla kapladım kriz geçirdiğinde kafasını çarpıp yaralanmasın diye. canımdan candı o benim üzerine titriyordum. beraber uyuyorduk yemek yiyorduk benim enerji kaynağımdı. ne yaşarsam yaşayayım gelip beni yaladığında kolumun altına girdiğinde benim için yaşanmamış oluyordu. evet bunu yapan bana hayatı öğreten bir tavşandı. adı sabriydi. annem çok severdi sabriyi. 4 ayaklı torunum derdi. annemi 2019 ocağının 15inde oğlumu bugün kaybettim. anlatmak istedim. bilmiyorum.
  • 389
    lisede bir kız vardı benden bir üst sınıfta. çok güzel gülümserdi. hep hayranlıkla ve aşkla onu izlerdim. benden büyük olduğu için konuşmalarımızda hiç bir şey belli etmezdim ve o mezun olana kadar böyle devam etti.
    sonra öğretmen oldum. yaklaşık 15 yıl sonra öğretmenlere verdiğim bir hizmet içi eğitimin ilk günü sınıfa girdiğimde karşımdaydı. evlenmiş iki çocuğu olmuştu. o eğitimde her boşlukta sohbet edip lise günlerini yad ettik. lisede senden çok hoşlanıyordum dedi. boğazım düğümlendi ben de diyemedim. evliydi sonuçta artık.
    sonraki yıllarda hep telefon ile görüştük ve çok iyi iki arkadaş olduk ama hiç yüz yüze gelemedik. bir kaç ay önce ankara'ya taşınmayı düşündüğünü yazın ev bakacaklarını söyledi. son konuşmamızdı.
    deprem sonrası telefonu hiç açılmadı. adını twitter'da yardım çağrıları arasında korkarak arattım. enkaz altında kalmıştı ailesi ile birlikte. arama çalışmaları üçüncü gün başladı o binada. her şey için çok geç olduktan sonra. eşi ve çocukları ile birlikte göçtü gitti. melek arkadaşım benim.
  • 330
    babamı kaybettim sözlük. yarınki maç, yani 17 ekim 2021 galatasaray konyaspor maçı, beni galatasaray!a aşık eden, ilk kez elimden tutup ali sami yen'e götüren, sonrasında tüm maçları beraber izlediğim babamsız ilk maçım olacak. ilk defa yalnız başıma, babam olmadan bir galatasaray maçı izleyeceğim. duygularımı tarif edemiyorum. 14 sene şampiyonluk göremeyen abilerden biri daha göçtü bu dünyadan sözlük. allah rahmet eylesin, dualarınızı eksik etmeyin.:(
  • 341
    92 gb 11 saatte indirdiğim oyunu mallığım yüzünden 5 saniyede sildim. boş boş ekrana bakıyorum, kafamı s2m. o da, bakayım "oyunu kaldır" dediğim zaman hemen silecek mi, yoksa uzun uzun uninstall yapacak mı diye merakımdan.

    bir daha indirmeye kalksam muhtemelen yarın gece anca iner.

    2022 yılın malı ödülü için şu anda şampiyonlar ligi'nde bayern münih kıvamında favoriyim.
  • 286
    evde küçük kızımla yalnızız. tv'de 65 saat sonra elif perinçek isimli küçük kızımızın enkazdan kurtulduğu haberini gördüm. o kadar mutlu oldum ki. kızım kucağımda, ona sıkı sıkı sarılıyorum, dua ediyorum, şükrediyorum, ağlamamak için kendimi sıkıyorum ama dayanamıyorum.

    upuzun ömrün olsun elif. allah hepimizin çocuklarını, küçük yavrularımızı korusun ve bizlere bağışlasın.
  • 60
    bugün saat 18 civarı yemekten sonra dışarı çıktım ve kendi kendime dolaştım. uzaktan çöp konteynerlerinin yanında bir sağa, bir sola bakan bir kadın gördüm. olayı anlamak için biraz yavaşladım. ortalık sakin bir yer olduğu için hemen çöplerin içini karıştırmaya başladı. bir konteynerden bulduğu poşete, hemen yanındaki konteynerden zar zor bulduğu çürümüş bir marul koydu. hemen ardından bir salatalık buldu. çöplerin yanına konulan ekmeklerin hepsini de aldı ve sessiz sedasız yoluna devam etti. biraz ötede yine bir konteynerin içine baktı ve bir tane yarım kavun parçası buldu. çok az bir kısmını yedi, gerisini de poşete koydu.

    o anları gördükten sonra yol ortasında neredeyse ağlayacaktım. tıka basa yediğim güzel bir yemeğin ardından çıktığım yürüyüşte, susama bile muhtaç olan bir kadın gördüm. anlatırken bile insan kendisinden nefret edebiliyor. her neyse sonra dayanamadım ve yanına gittim. teyzemiz 5 yetiminin olduğunu söyledi. o hayat hikayesini anlatırken bende cepleri karıştırdım ama sadece 5 lira bulabildim. parayı teyzeye uzattım ama ısrarla almayacağını ve dilenci olmadığını söyledi. yalvara yakara sonunda kabul ettirebildim. 5 lira çok çok az bunu biliyorum ama o sırada cebimde sadece bu kadar vardı. teyzenin yanından mahçup bir şekilde uzaklaştım. anlatırken bile cebime neden sadece 5 lira koyduğumu sorguluyorum. şu anda çok fena vicdan azabı çekiyorum. inşallah teyzemizi bir kez daha görüp yardım edebilirim. çünkü ancak bu şekilde kendimi affedebilirim...
  • 47
    derdimi anlatacak pek kimsem yok yanlızım,anca buraya yazıyorum.
    intihar etmek istiyorum.
    30 yaşındayım,yaşamaktan zevk alamıyorum,her şey üstüme geliyor.ağlama krizlerine giriyorum.yaklaşık 7 senedir antidepresan ilaç kullanıyorum,sosyal fobi-anksiyete bozukluğu rahatsızlığım var.bana ilaçların bir faydası olduğunu olacağını düşünmüyorum.artık sürekli hayal kırıklıkları yaşamaktan bıktım.en son kızdan tekme yedim.tükendim.
    hayatımda bir şeylerin düzeleceğine inancım kalmadı,yarın için umudum kalmadı.

    edit:ilginiz ve mesajlarınız için tesekkur ederim,yarın yeni bir tedaviye başlayacağım,inşallah allah şifasınıda verir.

    şampiyonlar ligi kupasını almadan ölmek yok,tavsiyeleriniz için tesekkurler
  • 196
    öncelikle aşağıdaki entryme empatiyle yaklaşan, geçmiş olsun dileyen, acıma ortak olan tüm yazarlarımıza teşekkürlerimi sunuyorum.
    (bkz: #2741366)

    sözlük kurtulamadım...götten kurtulamadım. yarın yine çizdiriyorum kestaneyi. hayatım kıl dönmesi ameliyatlarının arasına serpiştirilmiş an parçalarından ibaret sanki. hayatımı yazsam tıbbi makale olur. lanet yağsın.

    her şey iki gün önce başladı. apalakasız bir yerde ceviz büyüklüğünde bir şişlik ile uyandım. sadece bir gecede, popomda üçüncü bir lob oluşmustu. dev bir sivilce sanıp önemsemedim sanki kıçımı hiç tanımamışım gibi. hafiften ateş yükselmesi de baş gösterince az önce bir pratisyen hekime göründüm ve "kıl dönmesi" dediğini duydum. işaret parmağımı usulca dudaklarına götürdüm ve "shhh" dedim. "daha fazla konuşmana gerek yok." hemen üstteki entryde bahsi geçen yaşlı kurdu aradım. hmmm yaptı. "yarın gelin alalım hemen." ona göre ne kadar da basit, ne kadar da kolay... sanki takip eden iki haftada sargı bezlerinin arasından sıçılmıyormuş gibi,sanki haftalarca yüzüstü yatılmıyormuş gibi bir umarsızlıkla konuşuyordu. "tamam hocam" dedim belki indirim yapar ümidiyle nezaketimden ödün vermeden.

    biliyorum, bir göt muhabbetidir aldı yürüdü, ne yapayım. benim de çilem buymuş a dostlar. kimse kıçıyla sınanmasın. artık ermek üzere olduğumu hissediyorum, sıkıntilı durumlar karşısında daha metinim. "bunun götü de var yiğenim" diyorum bana dert açana. inanın aldırılabilen bir şey olsa çoktan sedyede bırakmıştım mabadımı, ardıma bile bakmazdım, adını bile anmazdım bir daha.

    merak eden dostlar için entry yarın editlenecektir. esen kalın, poponuzu sevin.

    edit: (bkz: #2786911)

    iyi haberlerle geldim. halimi soran, geçmiş olsun diyen, entryi okuyup empati yapan herkese teşekkürler.
  • 391
    hüzünlü bir gündü bugün benim için sözlük. bir arkadaşımın 12 gün sonra enkazda vefat haberini aldım. bir umut beklemiştik ama olmadı. iş için gitmişti kahramanmaraş’a. işe gireli de birkaç ay olmuştu. çok heyecanlıydı, kim bilir anlatmadığı ne hayalleri vardı. senelerce okudu, dirsek çürüttü, stajdı, oydu, buydu derken nihayet işine girmişti. fakat ecel onu depremde yakaladı. istanbul’da ikamet etmesine rağmen birkaç günlüğüne gittiği yerde vefat etmesi de çok daha üzücü bir durum. allah rahmet eylesin, mekanın cennet olsun arkadaşım.
  • 388
    sevgili sözlük, hayatta en değer verdiğim insanlardan birini, can dostumu, kardeşimi, 25 yıllık arkadaşımı eşi ve iki çocuğuyla* birlikte 6 şubat depreminde kaybettim...

    sözün bittiği yerdeyim...

    yarın sabah adana'ya cenazeye gidiyorum. ilk haber geldiğinde gözyaşlarımı tutamadım yarın cenaze yerinde nasıl olurum bilmiyorum. an itibariyle beynim dondurulmuş gibi şu an... çok zor çok...
  • 211
    2019 yılı beni çok yordu sözlük. evlilik için tüm planlarımı yapmıştım. planın ilk ayağı 2019 kasım ayında işyerimden tazminatımı alıp kasım celbinde askere gitmek, 6 ay yapıp gelince iş bulup düğünü yapmaktı. başvurularımı yaptım malesef devletimiz bana kazık attı ve kasım celbi için bana askerlik çıkmadı 2020 şubat ayına kaldı hatta oda kesin değil, aşırı talep var dendi. bende bunun üzerine madem almıyorsunuz bende gitmiyorum diyerek hazır işimde varken askerliği 2 yıl daha tecil ettim ve tecil sonunda ise bedelli yapmaya karar verdim. bunun üzerine zaten 3 senedir konuştuğum ve ekim ayında nişanlandığım nişanlım ile daha fazla beklememek adına 2020 nisan ayına düğün için hazırlıklarına başladık ve düğün yerini bile tuttuk. ikinci kazıksa iş yerimden geldi nişanlım ile aynı şirketteydik ikimizide aralık ayında aynı gün işten çıkardılar tabii çıkarılan başka arkadaşlarda oldu küçülme sebepli. şuan düğünümüze 3 ay var ve ikimizde işsisiz nasıl bir ruh halindeyim sözlük siz düşünün. allah hepimize yardım etsin yeni yılda herkesin planları istediği gibi gitsin inşallah..
  • 75
    "ben ayrılmak istiyorum" dedi.

    evet sevgili renktaşlar, bana böyle söyledi. 3.5 yıllık ilişkimizi temelden yıkan cümle bu oldu. zor zamanlar geçirdiğim halde bunu ne arkadaş çevreme ne sosyal çevreme ne de ona yansıtmamaya çalıştım. onunla olan sorunlarımızda kendi sıkıntılarımın arkasına sığınmadım.

    ama hata yapmadım diyemem. neticede hatasız kul olmaz demişlerdi değil mi? ilişkimiz boyunca almış olduğum bütün kararlarda onun isteği dışına çıkmamaya çalıştım. ataerkil bir kafa yapısında hiç olmadım. karşılıklı güven ilişkisi idi bizimki.

    her güzel şeyin bir sonu olduğu gibi bunun da sonu gelmişti demek. işin tuhaf tarafı ona sorsalar ben şu an hiç üzüntü duymuyor ve acı çekmiyorumdur. halbuki hiçbir şey yapmaya gücüm olmadığı hissiyatımı belirtmeme rağmen ondan bunu çözmeye yönelik bir destek bir adım gelmemesi de garip bir durumdu. biz böyle bir ilişki biçimi geliştirmiştik ama!? herhangi bir sorunumuz karşısında birlikte hareket edecek ve olanca gücümüzle ona karşı duracaktık hani? 3.5 yılın 3 yılında ben bunları yapmıştım, ya sen neden 6 ay gibi bir zaman zarfında bu insana destek olmadın diye sormazlar mı?

    sanırım hiçbir zaman içine girmeyeceğim bir garın önünde patlayan bombalardan kaçışırken herkes gözlerim onu arıyordu. çantasını almak için geri döndüğümde, parçalanmış bedenler arasında ben onu boşvermemiştim ama.

    o beni boşverdi işte sözlük...

    belki hiçbir zaman bir daha böyle sevemeyeceğim ama olsun. sevgi her şey değildir ve maalesef bir zaman sonra bazı şeyler sizi inanılmaz yorar. "yorgunum ve ağrılarım var" sözü bu kadar uyamaz kimseye. bir dinlenme süreci devamında onsuz yaşama adapte olmaya çalışmayla geçecek bir yaz dönemi.

    bu entry girip girmemekte tereddüt ediyordum sürekli çünkü sizlerin bu durumu bilip bilmemeniz bir şeyi değiştirmeyecek, size bir şey kazandırmayacaktı. ancak ne kadar samimi gelir bilmiyorum ama içimde kalmasını bir türlü istemedim. bazı kişilere ayrıldığımızı belirttiğim konuşmalarda rahatladığımı hissettim. bir de bazen hiç beklenmedik anlarda hıçkıra hıçkıra ağlıyorum. o biraz rahatlatıyor işte.

    sizlerden tek isteğim şu halı saha maçını gerçekleştirmek. umarım yaparız ağustos ayının sonuna doğru.

    moral motivasyon açısından çok önemli bir platform sözlüğümüz. sırf şu ırkçılık hadisesinde bile gösterilen tutum çok önemli idi. iyi ki varsınız. hepinizi sevgi ve saygıyla kucaklıyorum. umut her daim!
  • 174
    geçtiğimiz hafta amcamı kaybettik.

    hayat bazı şeyler için çok kısa. sevdiğiniz insanların kıymetini bilin ve onlarla daha fazla zaman geçirmeye, daha fazla şey paylaşmaya çalışın.

    kimi ne zaman kaybedecegimizi veya kendimizin de ne zaman birilerinin kaybı olacağını bilemeyiz.

    yalnız veya sevdiklerinizle gecirdiginiz her anın tadını çıkarın ve geçmişe çok takılmayın.

    hayat gerçekten çok kısa ve acımasız.
  • 282
    pazar günü ayağımın üstüne düştüm sözlük, baş parmak burkuldu, şişti. ortopedist bir arkadaşıma gittim bugün, baş parmakta kırık olduğunu, bir kısmının eklem bölgesine denk geldiğini ve ameliyat gerektirebileceğini söyledi. o ayakla 3 gün boyunca çalışmak durumunda kaldım. yurt dışından çok önemli bir malzemem gelmişti ve zaten beklediğimden daha uzun süre gümrükte kaldığı için hemen işleme sokmam gerekti aksi takdirde ürün bozulacaktı.

    üniversitede doktora yapıyorum, bursiyerim aynı zamanda. nick'ten anlaşılacağı üzere genetikçiyim. burs yatıyor ama sigorta yatmıyor, burs kuş kadar yatıyor, dışarıdan sigorta ödemiyorsun ay sonu anca geliyor zaten. bir de bu iş için o kırık ayakla gece 3-4'lere kadar laboratuarda çalıştım, eve gidip bir duş bile alamadım.

    yaş 27 olmuş, bütün arkadaşların yavaştan çift haneli maaşlara yaklaşmış, kimisi geçmiş. sen de en az onlar kadar çalışıyorsun, sürekli kendini yenilemek zorunda olduğun bir iş yapıyorsun. gecen gündüzün olmuyor, daha karnını zor doyuruyorsun. annenden babandan para istiyorsun. yeri geliyor sakat ayağınla 3 gün bu iş için uğraşıyorsun, daha sonra bir ameliyat ihtimali doğuyor daha ssk'n bile yok ne bok yiyeceğim diye düşünüyorsun. üstelik dalga geçer gibi dönem başlarında sana laboratuarda başıma bir şey gelirse sorumluluk bendedir kağıdı imzalatılıyor.

    çok kafa ütüledin diyen olabilir, içimden geldi anlatmak istedim, kendimi rahatlatmak için yazdım sadece. buraya kadar okuyan varsa tek istediğim en azından bir dua etsin de ameliyat riski ile karşılaşmayayım. bir dert sahibi daha olmayayım sözlük.
  • 283
    öyle bir red yedim ki abdurrahim albayrak münih’e gidip önce kimmich’e sonra gnabry’ye en sonunda da lewandowski’ye teklif yapsa böyle red yemez. sözlüğün topluca evlendiği şu kutlu günde biz de hayırlara vesile olan bir hareket yapalım dedik içimizde patladı. şimdi götümüze baka baka normal hayata dönüp 11 ekim 2020 miami heat los angeles lakers maçını bekliyoruz. sabah da kalkıp mesaiye gideriz. yaşadığımız hayatın ağzına tüküreyim. iyi geceler sözlük.
App Store'dan indirin Google Play'den alın