• 13327
    ulan hala şu şurada oynamalı, bu burada oynamalı diyen var. yahu bu takımın belli bir pyun planı yok, önceden belirlenmiş ve çalışılmış hücum atraksiyonları yok, vs.. yabancı birisine galatasaray nasıl bir takım deseniz bir şey söyleyemez. ne hızlı hücum yapan bir takımız, ne kanatları kullanıyoruz, ne ortadan etkili oluyoruz, ne pas futbolu oynuyoruz. hiçbir şey yok. takımın başında hoca var ama takımı çalıştırmıyor. bir takım olarak oyun oynamayı öğretememiş. işte sorun bu. tamamen spontane hücum edip tamamen spontane savunma yapıyoruz. stoperler topu alıyor en az 15 saniye topu çıkarmak için boş adam arıyor. ufacık bir boşluk gördüm mü 30 metrelik pas atmaya çalışıyor. o topu tutacak olan da burak olunca doğruca bizim kaleye atak oluyor. 20'şer 30'ar metrelik paslarla hücum ediyoruz. böyle bir futbol anlayışı mı var? sneijder'in sahadaki tek görevi kaleyi gördüğü anda şut çekmek. onu da kendi insiyatifiyle yapıyor. yoksa oyun planımız bu olduğundan değil. bakıyor adam kimse boşa kaçmıyor, herkes donmuş vaziyette yerinde duruyor vuruyor nerden bulursa.

    selçuk mesela pası veriyor sonra hooop rakibin arkasına geçiyor. bir daha ona pas vermesinler diye. sabri desen adamın içinden top geçirmeye çalışıyor. top rakibe çarparsa taca çıkacağını hesap edecek kadar akıllı ama o tacı doğru kullanamayacak kadar futboldan bihaber. herkes semih'e filan kızıyor da bir maçta 20 defa 30 metrelik düzgün pas atan stoper var mı? semih buna mecbur kalıyor. çünkü en yakınındaki adam 30 metre uzakta.

    burada yazan bütün senaryolar denenmiştir. podolski'nin tek forvet oynadığı, sağda oynadığı, solda oynadığı, sneijder'in ortada oynadığı, solda oynadığı vs.. sonuç hep kötü futbol. nedeni bu. oyun planı yok.

    ortada kötü senaryo varsa ve kurgu hiç yoksa güdük necmi'yi halit akçatepe oynasa ne olur oynamasa ne olur? inek şaban'ı kemal sunal oynasa ne olur oynamasa ne olur? sonuç hep kötü olur.
  • 13328
    bu aralar gece çalışıyorum,saat gece 11 - sabah 7 mesaim var.evden de akşam 9.40 gibi çıkıyorum,haliyle 15 eylül 2015 galatasaray - atletico madrid maçının ilk yarısını izleme fırsatım olmadı.9.20 gibi beni alıcak servis şöförünün yanına gittim;
    ben: abi maç kaç kaç ?
    servis: valla 2-0 olması lazım öyle diyorlardı.
    ben: hassiktir ya sokucam böyle işe.

    bu diyalog dün gece harfi harfine yaşandı,ben burda kim yeniyor diye sormadan direk o cevabı verdiğimi sonradan farkettim.eğer ben böyle bir cevap veriyorsam birilerinin artık rahat rahat mevkilerinde ki koltuklarında oturmaması gerekiyor.istifa da bir hizmettir.
  • 13330
    takımda çok para kazananlar oynayamazken, onların neredeyse yarısı kadar para alanlar daha iyi oynuyor. yani carole, hakan balta, denayer, jose, sinan gümüş, yasin sahada etkili performans göstermeye çalışırken, bir ton para alan selçuk, burak, umut, olcan, sabri gibileri onların yarısı kadar performans gösteremiyor. bu dengesizlik bir an önce çözülmeli.*

    not: tabiki sneijder, muslera ve chedjou'yu saymadım. podolski ise şimdilik bir soru işareti.
  • 13331
    son zamanlarda beni gittikçe rahatsız etmeye başlamış iki problemi var.

    birincisi takım savunması. tek kelime ile berbat. zaten son maçlarda oyuncuların mimiklerinden de bu konunun onları da rahatsız ettiğini anlayabiliyorsunuz. hele dün 15 eylül 2015 galatasaray atletico madrid maçında bir pozisyonda burak ile sneijder rakiplerin üstüne koştular, yine şuursuzca, tek top ile ikisi de oyundan düştü. sonra birbirlerine bakıp el açtılar. şuursuz bir pres söz konusu. özellikle burak yılmaz ve umut bulut bunu çok yapıyor. rakibin üstüne deli danalar gibi koşmak evet rakibi rahatsız eder ama takımı rahatsız etmez. sadece üstüne koştuğu futbolcuyu rahatsız eder. çeker topu, atar pası yanındaki birine. koştuğu ile kalır, kalıyor da. sürekli yapıyor burak bunları mesela, ondan sonra 80'de çektiği şut bir işe yaramıyor, nasıl yarasın ki, gücünü saçma sapan harcamışsın o zamana kadar. ben bunda hamza hoca'nın "burak koşmuyor" demeçlerinin payı olduğunu düşünüyorum hatta bence direkt sebebi bu. ilginç kafalar.

    takım kısmına geçecek olursak, kaymaları yapamıyoruz. yapamıyoruz diyorum ama, yapmıyorlar ya da yaptırılmıyorlar demek daha doğrusu sanırım çünkü bu kadar bariz ve sık gerçekleşmemeli bu seviyede bir takımda. yine şuursuz koşulardan gidecek olursak. forvet koşuyor rakibin üstüne, sonra en yakın arkadaşı da koşmaya başlıyor gaza gelip, bazen bir üçüncü kişi daha katılıyor. ama bu baskı esnasında kaymalar gerçekleşmediği için rakip topu o alandan çıkardığı zaman üç kişi zaten oyundan düşüyor saçma sapan baskı yaptıkları için, takımın gerisi de kaymaları yapmadığı için büyük boşluklar veriliyor. taraftar da buna zemin hazırlıyor aslında çünkü bu koşular başladığı zaman onaylayan bir şekilde gürültü yükseliyor. olmasa keşke. kısacası galatasaray kompakt bir takım değil ve toplu hareket etmesini bilmiyor. takımda gerçek bir "dmc" yok bir defa. top rakipteyken hücum kanallarını kapatacak vesaire, yok böyle biri takımda, yaşasın içimizden halledebiliriz kafası. yaşasın 32 yaşındaki hakan balta'yı oraya koyan kafa.

    ikinci mevzu. kornerler. sübhanallah kardeş demek istiyorum. şimdi bakıyorum istatistiklere, süper ligde maç başına 3.5 isabetli ve 4.8 isabetsiz olmak üzere ortalama 8 korner kullanmışız. düz hesap, sezon başından beri 32 tane korner kullanmışız. şimdi bakıyorsun takıma, yaldır yaldır top zaten oynamıyor. maç başına girdiği pozisyonlar az, o pozisyonları skora çevirme yüzdesi de sıkıntılı. ne yapsak? voila! kornerler. çalıştırsana korner organizasyonu be hoca. maç başına 8 tane korner diyor!!! bir tanesi gol olsa belki kaderin değişecek. yok, yok, yok.
  • 13333
    bu takımın dönüşüm geçirmesini sağlamak için takımda toplamda 5 veya 6 tane iyi türk oyuncu bulundurmak ve gerisini 24 -28 yaş arası fiziksel olarak güçlü yabancı oyunculardan oluşturmak lazım. olmuyor işte ağalar, atletico maçında da gördük el alemin oyuncusu 90 dakika durmadan koşup, uğraşıyor ama bizim yeniçerilerin pili 50. dakikada bitiyor. yetenek olarak zaten karşılık veremiyorlar, bir de mücadele anlamında da eksik kalınca ortaya kaos futbolunu bile aratır derecede berbat bir oyun çıkıyor. bizim takım şu haliyle cl gruplarında astana'ya dahi geçilip sonuncu olabilir, ligde de 10. maç itibariyle bütün hedefini kaybedebilir. bunun önlemek için geçen sene son 6 maçta oynanan tek gollü galibiyetlerle biten sıkıcı oyuna geri dönmek belki bir nebze işe yarayabilir. çünkü bu takım gol yediği zaman maçı çevirebilecek fiziksel güce sahip değil. attığını da muslera sayesinde koruyabiliyorsa koruyor işte. onun dışında pek bir caydırıcı yönü de yok zaten takımımızın.
  • 13336
    futbolcu kalitesi bu kadar yerlerde sürünüyorken, eksik pozisyonlar için o bölgeye futbolcu devşiriliyorsa, dzemaili, bruma, amrabat, melo, telles gibi adamlar neden gönderildi hala anlayamıyorum. bakıyorsun umut sağ kanat oynuyor, bakıyorsun hakan balta ön libero oynuyor, bakıyorsun denayer sağ bek oynuyor. bizim buralarda oynayacak futbolcularımız zaten vardı.

    aklım almıyor. yani hadi melo ve telles'i anlıyorum da lan dzemaili, hakan balta'dan bruma ya da amrabat da umut'tan ne kadar kötü olabilir arkadaşım?

    bu kulübü kesinlikle amatörler yönetiyor.
  • 13337
    2014 sezonu da dahil olmak üzere, 2015-2016 sezonunda futbol oynayamayan, yerli kadrosu tam anlamıyla çöp yığını olan, teknik direktörü akıllara ziyan, yönetimi tam anlamıyla allahlık olan taraftarı aklından eden içerisinde bir sürü yetersizi barındıran ağır acziyetlerle bezenen bir sürü basiretsizin içinde olduğu ve kendine hayrı olmayan derin bir dedeler ordusu tarafından yönlendirilen türkiyenin en başarılı ve en plansız programsız yönetilen camiası.
  • 13340
    şampiyonlar liginde oynamak istemeyen, şampiyonlar ligi stresini yaşayan takım. hatta bu stresin ligi dahi etkilediğini söyleyebilirim. atletico maçından beri düşünüyorum. inanın bulabildiğim tek açıklama bu.
    yani galatasaraylı futbolculara şampiyonlar ligi bitti, sadece lig oynayacağız deseniz takım anında kendini toplayacaktır.
    neden böyle düşünüyorum.
    1- tamam kabul ediyorum. burak yılmaz dünyanın en iyi forveti değil. ama arkadaş boş kaleye top önünde kalsa yemin ediyorum golü yapamaz şu anda.
    2- umut bulut. taraftar kızıyor top süremiyor diye. yaw umut bulut hayatı boyunca top süremedi. ama top kafasına geldiği zaman golü yapıyordu. şu an boş kalsa, top tam istediği gibi gelse, kale boş olsa, alnı ile topu içeri atamayacak.
    3- top semihe geliyor. eli ayağı birbirine karışıyor.
    4- sabri maç bitse de gitsek gibi.

    bu takım şike sürecinde avrupada tek başına oynadı hep. 4 yedi, 6 yedi. galatasaraylı futbolcular kötü oldu real madrid maçında oynadıkları için. fenerbahçeli, beşiktaşlı futbolcular iyi oldu anadolu takımlarını yendiği için.

    şike sürecinde avrupadan para kazanıyoruz diye fenerbahçe medyasının aldığı bir öctü belki bu.

    saraçoğlu stadına çıkarken yıllardır galatasaraylı futbolcular üzerinde gördüğüm stres ve şansızlık, şu an şampiyonlar ligi maçlarında var. belki aynı medya yaptığı için bunlar birbirine benziyor.

    denayeri beğeniyoruz maçta. beğeniriz tabi. bu bahsettiğimi stresi bilmeyen nadir futbolculardan birisi o.

    peki şampiyonlar ligindeki stresimiz nasıl geçer. bizim futbolcularımız ellerinde mısırları ile evlerinde real madrid- fenerbahçe şampiyonlar lig maçını izlediklerinde ancak rahatlayacaktırlar. başka türlü olmaz.

    o orada olmaz, bu burada oynar mı falan değil ya bu iş.
  • 13341
    top rakip ceza sahası ve 3. bölge olarak tabir edilen alana taşındığında kaleye sırtı dönük futbolcularının yüzlerini kaleye dönmeleri için yaklaşık 4x4 =16 metrekare alana ihtiyaç duyduğu, aynı adamların kendilerine yerden atılan topları kontrol edemedikleri için arkaya doğru 10 metre açtıkları ve bu nedenle zibilyar tane ataktan mahrum kalan takımım.

    "yasin girince oyun değişti" diyoruz ya; esasen yasin'in oyununun ön plana çıkmasının tek sebebi, ayağına gelen topu ayağından 9-10 metre açmadan tutabilmesi ve arkasını x bir yere dönmek için normal bir futbolcunun ihtiyaç duyduğu 1 metre alanda bu işi yapabiliyor olması.
  • 13342
    koşmayan takım olur mu? uzaklarda aramayalım, bu takım kelimenin tam anlamıyla odur.

    henüz 4 veya 5 resmi maç geride kalırken gördük ki en büyük sıkıntı, rakibi karşılayamamamız ve geriye dönemememizdir. rakip atletico da olsa osmanlıspor da olsa, iki veya üç adam üstümüze geliversin, hızlı çıkmak için birkaç pas ve ani hamle yapılsın, hemen yelkenler iniyor, sefil bir hal alıyoruz.

    bunun tabii ki birden fazla önemli sebebi var, fakat en büyük etkenin 'koşmayan bir takım' suretine bürünmemizden kaynaklandığını düşünüyorum. ortalama 12 bin km koşu mesafesini geçtim, artık maç sonunda 11 bin km mesafeyi gören oyuncumuz olmuyor, nasıl bir tembelliktir, nasıl bir acziyettir, benim mantığım almıyor. geçen seneye göre ileride daha iyi işler yapıyoruz evet, fakat maç esnasında ciddi bir umursamazlık var. geri dönemiyoruz, saatlerce uğraşarak sürüsünü vahşi kurtlardan kurtarmış köpek gibi soluyoruz adeta, ki ortada kesinlikle fedakarlık yok.

    hamza hamzaoğu geldiğinden beri takımın topla çalışmasına önem veriyor, çoğu maç sonunda pas ve şut istatistiklerindeki mühim rakamlar da meyvesini aldığını gösteriyor. fakat kendisi ve ekibinin takımdakı 'boşvermişliğin' önüne geçmesi gerekmektedir. çünkü eğer bu takım koşmamaya devam ederse, yol ayrılığı üzülerek söylüyorum ki mukadder duruyor.
  • 13345
    uclu savunma ve cift forvete donmesi gereken takim.

    butun stoperler uclu savunmada daha rahat edecekler, cunku savunma ozellikleri yetersiz. chedjou ve denayer daha rahat topla cikacaklar, savunmadan top cikarma meselesi boylece asilabilecek. bekler savunma yapamiyor. carole bir nebze, ama sabri, olcan filan hikaye. grosskreutz da kulvar kullanan oyuncu. butun bekler 4-4-2'den cok 3-5-2'nin kanatlarina uygun oyuncular. hepsi icin daha dogru tercih 3lu savunma. ortasaha merkez oyuncularinin hepsi yumusak. herhangi ikisi oyunu tutmaya yetmiyor. 3lu savunmayla bu oyuncular daha rahat ceza sahasi kosusu yapacak, rakip kaleye yaklasacak. forvetlerin hicbiri tek basina oynayamiyor. burak, umut kazma, podolski'nin fizik kalitesi yetersiz, sinan zaten tek oynayamaz. bunlarin hepsi cift forvette verimi artmis, artacak oyuncular.

    yani galatasaray'in 10'a yakin oyuncusu 3-5-2 turevi sistemlerde profillerine daha uygun roller ustlenecek!

    kalede muslera, yedegi cenk.
    stoperde chedjou, denayer ve semih. hakan ilk yedek, koray da boylece sans bulacak.
    sag kanat simdilik sabri. ocak'tan sonra grosskreutz.
    sol kanat carole. yedegi olcan.
    merkezde selcuk ve jose, problem olursa hamit, bilal, jem. onlerinde sneijder, yedegi colak.
    ileride geri kirilan podolski, ucta burak. statik kaldiklarinda girip oralari karistiracak super yedek yasin, olmazsa umut, sinan gumus.

    su kadro galatasaray'i sampiyonluk yarisinda da, sampiyonlar liginde de goturur. gercekten inaniyorum.
    rica ediyorum hocam, bir mac dene...
  • 13349
    kulüpte tonlarca sorun var ama madem kaptanlıktan konu açıldı kaptan olması gereken 3 isim saymam gerekse birinci sıraya wesley sneijder, ikinci sıraya chedjou, üçüncü sıraya da hakan balta'yı koyarım. neden wesley? çünkü sürekli oyunun içinde, takımın hakkı yeniyorsa en önde kendisi gidiyor. tecrübesi ve kariyeri de ilk sıraya yazmamı gerektirecek diğer önemli sebepler. neden chedjou? kendi arkadaşını silkelemekten çekinmiyor. örneğin; juventus maçında eboue'yi ayağa kaldırmak istemesi. neden hakan balta? sabri'den sonra en eski galatasaray oyuncusu. yıllar geçtikçe daha da tecrübelendi. eski hatalarını tekrarlamıyor. her zaman başı dik ve en önemlisi haksızlığa gelemeyen bir karakteri var.

    selçuk ve sabri asla kaptan olmamalılar. çünkü takım içinde, hakemlere baskı konusunda ağırlıkları yok.
App Store'dan indirin Google Play'den alın