• 1451
    önce şunu farketmemiz lazım; lucescu ve demirören bu konuda tamamen figüranlar. bu olayı, gündem yaratacak şekilde, ortaya atana, o attıktan sonra kimlerin bu işi körüklediğine bakarsak daha sağlıklı yorumlar yapabiliriz.

    ''statlardaki arena ismi kaldırılsın'' çıkışının ardından bekleme dahi yapmadan stat ismini değiştiren dursun özbek, sizce sınır gelmesi halinde bu davanın peşinden gidip hak arayabilir mi?

    ya da geçmişe dönelim; drogba ve eboue'ye ırkçılık yapılmışken, olay sıcaklığını korurken ''olimpiyat adaylığı'' safsatası ile bu olay halı altına süpürülmedi mi?

    türkiye futbol federasyonu bağımsız değil, spor bakanı da hakeza öyle. artık türkiye'deki herhangi bir olayı siyasetten bağımsız düşünüp, yorumlama şansımız kalmadı maalesef. bu durum aslında o kadar acınası ki; bunu bile idrak edemiyoruz çünkü zihnen buna alıştırılıyoruz.

    iyimser tarafım kamuoyu yoklaması yapıldı, aynı ötv zammı ya da cam filmi mevzusu gibi tepkilerden sonra bu fikirden de vazgeçebilirler diyor ancak mantık tarafım olayın hiç de öyle olmayacağı görüşünde. toplum belki de ilk kez bir konu hakkında bu kadar uzlaşı içerisinde ancak bunu bile umursamadan, tepkiler ne zaman tavan yapsa bir siyasetçiyi ya da rıdvan dilmen gibi kendilerinin güdümünde insanları piyasaya sürüp karşılık verdiler. anlaşılan iş artık bu adamların göğüsleyebileceği seviyeyi aştı ve istedikleri karşılığı alamamış olacaklar ki bugün yüzde yüz futbol'da bu alakasız buluşma gerçekleşiyor.

    akılla, mantıkla hareket etmeyip ucuz hesaplar peşinde koşularak yanlışta ısrar edilmesi çok ama çok acı. allah hepimize içimizdeki futbol sevgisini koruma gücü versin.
  • 1452
    3 milyon türk'ün yaşadığı almanya'dan mesut özil, ilkay gündoğan, nuri şahin, hamit altıntop, emre can gibi kalburüstü oyuncular çıkarken 80 milyonluk ülkeden kalburüstü takımlardan birine transfer olabilmiş bir tek arda turan çıkmış, o da kendini rezil etmiş zaten. futbolu yönetenler ve öncelikli görevi, işi olmadığı halde bu işe de ben karar vereyim diyenler bunu sorgulayacağına, hanımının maç izlemek istememesinden tut, dilinin dönmemesine kadar envai çeşit "bilimsel açıklama"lar eşliğinde yabancı oyuncu aleyhine açıklama yarışına giriyor. taraftar dışında futbolu gerçekten düşünen, değer veren yok. çünkü taraftar keyif aldığı spor olan futbol için para ödüyor, çilesini çekiyor. geri kalan herkes (futbolcu, yönetici, basın, yayıncı kuruluş ve siyasetçiler) futboldan nemalanıyor. işte bu yüzden taraftar bu nemacıların karşısında kararlı ve kuvvetli bir şekilde durmazsa, bu oyun benim kurallarımla oynanmazsa ben de sizin nemanızı keserim demezse, oyunun kurallarını bu işten nemalananlar koyar, biz de onları beslediğimizle kalırız.
    bu yüzden ben yabancı sayısı konusunda umutsuzum. çünkü ben yaşımın yettiği kadarıyla hatırladığım dönemde taraftarlarca yürütülmüş ve başarıya ulaşmış ne bir boykot hatırlıyorum ne de geri adıma sebep olabilmiş kitlesel bir eylem.
  • 1455
    sadece kendi adıma konuşacak olursam, kuralda yerli oyuncu lehine bir değişiklik olursa kesinlikle ilk dk.dan digiturk tarafımdan iptal edilecek. en büyük tepkim de bu. ne passolig ne digiturk hiç birşeyi almam, aldırmam.

    kendileri çalıp oynasın, böyle sisteme böyle tepki. herkesin yazdıkları hemen hemen aynı, herkesin tepkisinin de bu şekilde olması gerekir diye düşünüyorum.
  • 1456
    11 türk oynatamazsın diye bir yasak mı var? 11 türk ile oynayın? bu sınır niye? türk futbolcuları gelişemiyor diyorlar. 5 yabancı varken de bu futbolcular çöptü. şöyle bir gerçek var ki, biz hemen hemen hiçbir spor dalında başarılı değiliz. bunun yabancıyla ilgisi yok. 8+3 olsa da bu değişir. çünkü hiçbir yerde istikrar sağlayamıyoruz. "8+3 de olmaz, 3 türk sahada üzülüyor" diyerek, 3+8 de yaparlar. milli takıma oyuncu lazım diyorlar da, milli maçı artık kaç kişi izliyor? türk takımları artık avrupa arenasında başarılı olmaya başladı. bırakın bari de bu çark işlesin.
  • 1462
    hali hazırda yabancı oyuncularla yapılmış sözleşmelerin oluşu, yabancı sayısını tartışmaya engel değil ki, niye 2019'u bekliyoruz? şimdi tartış, sonuca var, ister 2019'da istersen de 2021'de yürürlüğe sokacak şekilde düzenlersin. hem bu şekilde kulüpler de önünü daha iyi görür, planlamasını yapar.

    ancak ortada bir tartışma değil; karar olduğu çok açık. bunun için de 2019 seçimleri bekleniyor diğer yazarların da belirttiği gibi. 2019'da ise tüm detaylarını öğrenmiş olacağız. benim beklentim kademeli olarak 5-6'ya kadar düşeceği yönünde.
  • 1464
    özellikle son 1 yılda ülkede yapılan geri vitesleri aklınıza bir getirin. benim ilk aklıma gelenler cam filmi ve mtv. eminim biraz düşünürsek daha da buluruz.

    işte ben bu kuralın da 2019 sonrası dahi en kötü ihtimalle mevcut haline ek altyapı oyuncu zorunluluğu gelmesi şartıyla kalacağını düşünüyorum. bu kadar tepkiye rağmen başka türlüsünü aklım almıyor.
  • 1466
    bunu düşürmek isteyenin tek amacı şu olabilir, biz kendi yağımızda kavrulalım, bizim çocuklarımız ekmek yesin, bizim çocuklarımızla beraber biz de ekmek yiyelim. avrupa mavrupa boş işler açılıp yayılmaya gerek yok düzenimiz iyi bozmayalım.

    kusua bakmasınlar da bunların ekmeğinin parası o saatten sonra benim cebimden çıkmayacak. gözümüz açıldı daha da zor kapatırlar.
  • 1471
    ekseninde dönen tartışmalar türk futbolundaki ötekileştirici figürleri görmemizi sağlamıştır. maddi gücü baltalanınca, yeniçerileşme gayesine çomak sokulunca gerçek yüzü ortaya çıktı birçok türk futbolcunun. ayrıca kim için "bu da kesin sınır ister" dediysek sınır istedi ya lan. biraz şaşırtın be birader, bir kez şaşırtın.

    futbolumuzun böyle bir süreci yaşaması fena olmadı. ha biz sinirden kanser oluyoruz olmasına da, ümit ederim ki ilerde kazanan taraf akla yatkın fikir beyan eden insanlar olacak. bardağın dolu tarafı bu olsa gerek.
  • 1472
    doğal seleksiyon üzerinden açıklarsak;

    futbol habitatına yeni ve daha etkili yırtıcıların girmesine engel olan kuraldır. bu sayede düşük seviyedeki yırtıcılar besin zincirinin en tepesinde kalmaya devam edebilmektedir.

    tabi bu tarz habitatlar izole ortamlarda bulunur. misal avustralya. yeni zellanda. acaip acaip yaratıkların yaşadığı bir takım adalar veya yer altı mağraları.

    ne zaman bu ortamlar dış dünya ile bağlantı kurarsa bir tıkım hakim yırtıcılar soylarını sürdüremezler. zira daha güçlü yırtıcılar habitata hükmetmeye başlar. besin zincirinin en altında olan ve uyum sağlamış canlılarda hızlı değişimler ve türleşmeler görülür. yeni ve daha güçlü savunma mekanizmaları geliştirirler. ve tabi onların da bir kısmı soylarını sürdürmeye devam edemez.

    düşünsenize umut bulut'u, sabri sarıoğlu'nu, hakan balta'yı... yeteneksiz, hantal, hımbıl, tembel, yavaş.... ama besin zincirinin en tepesindeki yırtıcı bunlar. haliyle besin zincirinin altındaki canlılar da hayatta kalabilmek için sadece bunların silahlarına karşı önlem geliştirmeye ihtiyaç duyuyorlar. işte size rekabet olmayan saçma ve narin bir habitat. haliyle uluslararası şampiyonalarda aslanların, kaplanların arasında kalınca bu zavallılar süt dökmüş kedi gibi pısıp izliyorlar.

    işte yabancı sınırı bu ilkel yırtıcıların hayatta kalmasını sağlayan, suni bir izolasyondur. haliyle de en çok fayda sağlayanlar varlığını devam ettirebilmek adına etik olarak iğrenç de olsa her şeyi yapıyorlar.
  • 1473
    yabancı serbestliğine asla karşı değilim ama ortaya konulan avrupa'da başarı argümanı mantıksızdır. öncelikle avrupa'da başarı nedir bunun tanımını ortaya koymamız gerekiyor. bir tane oyuncu yetiştirmişliği bulunmayan fenerbahce ülker'in thy sponsorlu euroleague'i kazanması mı dünya çapında başarıdır yoksa alt yapısından 4-5 adam bulunduran galatasaray'ın uefa kupasını alması mı dünya çapında başarıdır? işte konu burada tıkanıyor. başarının ne olduğu konusunda hemfikir değiliz. ben yabancı ülkelerle aktif iş yapan bir insanım. yurt dışında saygı görmek istiyorsak üretmemiz gerekiyor yoksa parasını basıp adam alarak maç kazandığın zaman kimse sana saygı duymaz, seni başarılı saymaz. özellikle avrupalılar kendi değerlerini yaratabildiğin zaman seni başarılı adlediyor. bu değerler illa belirli bir pasaporta sahip olmak zorunda değil, ama avrupa'da saygı görmek istiyorsan bir şeyler üretmek zorundasın. bunun yabancı serbestliği ile gerçekten ilgisi yok. yabancı kuralına bizim üretimimiz çerçevesinde bakmak lazım. kısacası şu an hiçbir şey üretmiyorken yabancı kuralı olsa ne olur olmasa ne olur.
  • 1474
    şu anki mevcut sistem kötünün iyisi, gayet yerinde. katı yabancı sınırı kalitesizliğe yol açıyor. yabancı sınırını tamamen gevşetirsen de kimse türk oynatmaz, o zaman da lucescu bunağı söylemlerinde haklı olur. mesela şu anda tolga ciğerci, serdar aziz vesaire hak ederek oynuyor. yabancı sınırını kaldırırsan bunlar da oynamaz. e oynamasın ne olacak diyenler olabilir. o zaman da bizim fransa-almanya-ingiltere-ispanya gibi oyuncu üretemediğimiz gerçeği akıllara gelmeli. tottenham'ın bok gibi parası var ama altyapıdan kane, dier, alli gibi isimleri çıkartıp oynatabiliyor. bizim de altyapılarda o seviyeye geldiğimiz gün sınırsız yabancı kuralına karşı olmam.

    yani sorun yerli-yabancı meselesi değil. sorun bir şey üretme yani altyapı sorunu. tudor'un da dediği gibi çözüm olarak önce bu ülkenin geri kafalı antrenörleri eğitilecek. antrenörün de futbolcunun da bir vizyonu, bir çapı olacak. ondan sonra bekleyeceğiz ve göreceğiz. yani iş süreç işi ve sabırsız türk insanına bunlar tabi ters. istiyorlar ki yabancı sınırı hemen gelsin, türkler oynasın. milli takım da şahlansın. 60 yıldır sınır vardı da peki neden hala başarısızdık sorusu tabi bu ahmakların aklına gelmiyor. sınır geliyor, sonra topçuyu gidip almanya'dan yine alıyorsun. alman 3. liginde oynayan bir adam kayseri'ye, eskişehir'e geliyor. sonra da onu sana en az 5 milyon euro'dan ittiriyorlar. bu mu ulan türk futbolunun kurtuluşu! kimse türk oynamasın demiyor, şurada bir altyapı oyuncumuz çıksa, mesela enes ünal gibi karakteri olsa herkesin sevgilisi olur. biz yerliye karşı değiliz. kalitesizliğe ve kokuşmuş düzene karşıyız. yabancı sınırını eskisi gibi isteyenlerin de derdi milliyetçilik değil ranttır. aslında hepimiz bunu iyi biliyoruz.

    dediğim gibi mevcut sistem kötünün iyisi bir sistemdir. ama yetersizdir. altyapıyla ilgili zorunluluklar olmalı. altyapıdan oyuncu üretmeyen kulüplere ağır cezalar getirilmeli. bir program çerçevesinde gerekirse yabancılardan görüş de alınarak her kulübümüzün avrupa standartlarında altyapısı olması için çaba sarf edilmeli. altyapılar halledildikten sonra tam rekabet için sınırsız yabancıya geçilmeli.
App Store'dan indirin Google Play'den alın