• 26
    "galatasaray" isminin olduğu her düşüncenin bana güzel gelmesinden dolayı beğendiğim proje.

    ancak her şehirde açılması fikrinin üzerine bayağı iyi düşünülmesi lazım. çünkü bazı şehirlerde, "o şehrin takımından başka takımın tutulması yasak" gibi acayip anlamsız düşünceler hakim. böyle yerlerde açılan gs kafelerde ciddi güvenlik önlemleri alınmalı. gidecek arkadaşların da kafe çıkışlarında vs. çok dikkatli olmaları gerekir.

    alt tarafı bir kahve içeceğiz, iki sohbet edeceğiz evet ama maalesef durum böyle...

    yanlış hatırlamıyorsam, daha önceden gs store'lara bile bazı saldırılar olmuştu.
  • 27
    ilk olarak rams park ve istiklal caddesi'nde açılacağı konuşulan galatasaray kafelerimiz.

    detaylar:

    --- alıntı ---

    galatasaray, gs cafe projesiyle yeme-içme sektörüne girme ve markasını 81 ile yayma kararı aldı.

    projede ilk adımlar rams park ve istiklal caddesi'nde atılacak.

    kulüp, 50 bin dolarlık franchise bedeliyle hem isim hakkı geliri elde edecek hem de markayı türkiye genelinde hızla yayacak.

    galatasaray, mağazacılık aş’yi de 700 milyon dolar değerleme üzerinden halka arz edecek.

    ilk etapta 150 milyon dolar kazanç sağlanması planlanıyor.

    (ht spor)

    --- alıntı ---

    https://x.com/i/status/2038528455986332123
  • 30
    11 yıl öncenin projesinin bugün daha profesyonel bir şekilde ele alınmasından mutluyum. 24 ekim 2015 tarihinde yıllarca heyecanla beklediğim beyoğlu gs store ziyaretimde oradaki personel 8. kat için böyle bir planın olduğunu söylemişti. ben de mephisto'nun cafe kısmı gibi bir istiklal'in trafiğinden gelir elde edecek bir yer olduğunu düşünüp vakit geçirmelik butik bir fikir olarak benimsemiştim. yıllar geçti. bir yıl sonra her tarafta bombalar patladığı için birçok işletme istiklal caddesi'nden el ayak çekti. hatta örnek olarak düşündüğüm mephisto'nun cafe kısmı dahi alanının ciddi kısmını kitap raflarına terkederek küçüldü. artık insanlar beyoğlu'nda vakit geçirmeye gitmiyorlardı. yükselen yıldız kadıköy, bomonti, nişantaşı ve beşiktaş oldu. birçok mikro eğlence alanları oluştu. gün geldi devran döndü. suriye iç savaşı biteyazdı. insanlar istiklal caddesi'ne tekrar gelip gitmeye başladı. bu süreçte kültür değişti. espresso lab, kahve dünyası gibi yerel markalar starbucks, cafe nero, gloria jeans, karibu gibi zincir mağazalarla rekabet edecek seviyede pozisyon alabildiler. bunun alınabileceğini yerli işletmecilere gösterdiler. bu süreçte birçok zincir 3. nesil kahve markası türedi. bugün bu markaların öncüsü sayılacak simit sarayı know-how'ına sahip yöneticimiz mevcut. olayın buradan sonrası iyi planlama, iyi iç mimarlar, iyi sanat uzmanları ile sanatsal tasarımda bitiyor. bu cafe kültürü 7/24 galatasaray marşları ile müşteri karşılamamalı, buralar rakipleri gibi müzikten ürün tasarımlarına, mekanların ses izolasyonundan mekanlarda kullanılacak sanat eserlerinin seçimine kadar profesyonel ve gerekirse küresel vizyona sahip kişilerle çalışılarak prototip oluşturulmalı. bu konsept ile işletme başlamalı. her ne kadar mağazacılık a.ş. adı altında faaliyete başlasa da otonomiye sahip olmalı. store'da satılan ürünlerle cafede satılan ürünler aynı olmamalı. her iki yapı kendi tedarik zincirini kendisi organize etmeli. mekanların tasarımları uzun süre vakit geçirmeye ve çalışmaya uygun olmalı. sadece maç günleri ziyaret edilen bir cafeden çok daha fazla kazandıracak strateji sürekli müşteri çeken yerdir. menüler tasarlanırken tedarik zinciri kolay ve hızlı hazırlanabilecek ürünler oluşturulmalı. beyoğlu'nda cadde seviyesinde de bir mekan vizyon şubesi olarak tutulmalı ve organize edilmeli. maç günleri maç yayını konusu göz ardı edilmemeli. ancak mekanda sadece maç izlensin diye tasarlanmamalı. sesli yayın olmasa dahi içeride ekran bulunacaksa amatör branşların müsabaka ve yarışları dönmeli. kültür sadece futbol takımı ile inşa edilmez. amaç galatasaray kültürünü global olarak pazarlamak ve insanları bu kültürün içine çekmek olmalı. 11 yıl önceden verdiğim istihbarat için: (bkz: #1835654)
  • 32
    belediye kafelerinden hallice olmamasını dilediğim, galatasaray'ımıza ek gelir kapısıdır.

    umarım konsept tasarımı doğru yapılır.

    ilk olarak istiklal caddesinde ve ali sami yen'de açılacakmış. sonraki adım galatasaray adası olur büyük ihtimal. sonraki açılacak yerler öncelikli olarak türklerin yoğun yaşadığı avrupa ülkelerinin şehirleri, azerbaycan ve kuzey kıbrıs'ta açılmalıdır. diğer türk cumhuriyetleri de unutulmamalı. mesela nijerya gibi yerlerde de düşünülebilir. ve diğer müslüman ülkelerde.

    türkiye'de açılacak diğer yerler için iyice bir çalışma yapılmalıdır. şehir takımlarının taraftarlarının saldırabileceği yerlerden uzak durulmalı. şehirlerimizin büyük avm'lerinde ve veya lüks sokaklarında açılmalı.

    gelelim kahve seçeneklerine. tüm branşlarda oynayan sporcularımızın ülkelerine özel olan kahve çeşitleri varsa menüye eklenmeli mutlaka. kahve yanı tatlı, atıştırmalık çeşitleri de buna dahil.

    mesela kahve yanına çikolatalar futbol, basketbol vb. topları şeklinde üretilebilir.

    mesela sarı ve kırmızı renklerde olacak bir kahve veya milkshake gibi içecekler üretilebilir. içeceğin adı da cimbom olur. diğer şehirlerde var mıydı bilmiyorum ama eskiden, ben daha çocukken izmir'de sarı kırmızı renklerde patlamış mısır'a benzer bir tatlı satılırdı sokaklarda. adına da cimbom derlerdi. böyle bir şeylere girişilebilir.

    gönül ister ki bir hardrock cafe tarzı bir şeye girişelim ama buna da şükür demek gelir elden.

    tanımda belirttiğim gibi belediye kafelerinden hallice bir işe girişmezler umarım.
  • 33
    projeyle ilgili çok olumlu yazılar var ve benim de hoşuma gidiyor fakat detayları çok belirsiz. en basitinden konsept bile henüz belli değil.
    tatlı ve kahve ağırlıklı bir kafe mi olacak? menüsü daha gelişmiş gerektiğinde bir öğün yenilebilecek bir yer mi? maç yayını olacak mı? maç da kahveyle gitmiyor vs. vs. :)
    bir sürü belirsiz nokta var fakat projenin gideceği yeri görmek için de çok heyecanlıyım.
    tabi riski tekrar etmek lazım, seçilen konsept rezil de edebilir vezir de...
    özellikle evet yönetimde bu işlerden anlayan isimlerin olması da büyük bir artı.
    bir de isim konusu var tabi, "gala" isminin geçtiği bir tabela olmasından yanayım ben de. çok asil bir kısaltma. beklemedeyiz!
  • 39
    ciddi anlamda şirketleşme olmadığı takdirde hayata geçirileceğini düşünmediğim proje.

    bizim sportif a.ş eğer şirketse yönetim kurulu koltuğu oy karşılığı satılıyor. böyle şirket olacağını düşünmüyorum. o yüzden ciddi anlamda bir şirket olmadığı takdirde bu cafe projesi de hayata geçmez. ha maksimum 8-10 tane açılır, oldu mu oldu denir, zamanla da hepsi kapanır orası ayrı. fakat ciddi bir şey ortaya konulacaksa bir kere cafe sektörü inanılmaz rekabetçi bir ortam. insanların sadece galatasaraylılığına hitap ederek bu piyasada tutunamazsınız ki insanlar cafeye genelde sevgilileriyle, eşleriyle veya kalabalık arkadaş grupları ile gider. kalabalık arkadaş gruplarında farklı takımdan insanlar olur, cafe reddedilir. kız arkadaş başka kahveci ister, yine olmaz falan derken bu cafe meselesi twitter'da da konuşulduğu üzere sadece gsstore borsaya açılacak, oradaki hisseler değerlensin diye dedikodu veya seçim öncesi klasik geyikler kapsamında kalır diye düşünüyorum.
  • 40
    sadece kült yerlerde açılırsa mantığı olur. öbür türlü o organizasyonu ve kurumsallığı kaldıramayız. ayrıca yeme içme sektörü haindir. teşbihen galatasaray için ölürüm ama çiğ tavuk yemem. bence kült olacak yerlerde gs store ile iç içe olacak şekilde cafe açılabilir. ayrıca maçların da izlenebiliyor olması gerekir. buna uygun konsept oluşturulursa cuk olur. aklıma karman çorman yapısıyla taksimdeki varuna gezgin kafe geldi mesela.
  • 42
    münich'te, bayern münich mağazasına girdiğimde, birkaç katlı yaşayan bir alan görüp etkilenmiştim. her katta ürünler sergileniyor, ortada kapalı oyun alanında elektronik kaleye gol atmaya çalışan baba-oğul var, en alt katta, bir okul, öğrencilerini workshop'a getirmiş, hep birlikte bayern münich renklerinde kurabiyeler hazırlıyorlar. süper bir ortamdı. gs kafe denilince benim aklımda oluşan şöyle bir görüntü işte. yaşayan, etkinlikler yapılan, sürekli yenilenen, satış yapılan ama insana galatasaray'ı daha da bir sevdiren bir ortam. umarım böyle güzel bir konsept oluşturulur. eminim daha iyisi çıkar ortaya.
  • 43
    basit bir kafe konseptiyle tutunması imkânsıza yakın, çünkü şubeleşmesi gerekiyor ve şube olduğu takdirde markanı aslında parası olan kodamanlara kiralıyorsun. bu çok büyük bir risk marka açısından. bugün bakıyorsunuz, istanbul'daki özellikle en işlek turist mekânlarında bütün o büyük markaların şubeleri iğrenç yönetiliyor; sürekli kavga, gürültü ve kalitesiz ürün. çünkü çalışanların maaşları altında ezildiği ve turist profilinin iğrençliğiyle baş edilemiyor. bu galatasaray açısından çok büyük bir yanlış olur. bunun yerine sadece belirli bölgelerdeki gs store büyütülüp gerekirse 2 katlı cafe&store konsepti yapılmalı. başka çıkar yolu yok. sen bunu franchise olarak başlattığın an, altında kalırsın.
  • 44
    anadoluda açılan her şubesinin o şehrin takımının taraftar grupları ile içlerine sızmış fb ve bjk taraftarları tarafından "erkek adamın tuttuğu takım kimliğinde yazar" saçmalığı ile saldırıya uğraması muhtemel cafelerdir.
    bunun yanında herkesin arkadaş grubu %100 galatasaray taraftarları tarafından oluşmuyor. şahsen ben arkadaşlarımla diğer takımlara ait bir cafede buluşmak-zaman geçirmek istemem.

    sözün özü sosyal medyanın aksine ben çok parlak bir fikir olduğunu düşünmüyorum.
  • 46
    --- alıntı ---

    abdullah kavukcu, gs cafe projesini duyurdu.

    "vizyonumuz dünyanın en iyi 10 kulübü arasında yer almak. kendi ürün satış şirketimizi halka arz ediyoruz ve ayrıca kendi kafe franchise zincirimizi kurma planlarımız da var. tüm bunlar büyük ölçüde sane ve osimhen gibi oyuncularımız sayesinde gerçekleşti; onlar popülaritemizi önemli ölçüde artırdılar." (bıld)

    --- alıntı ---
  • 47
    franchise işi hakikaten çok zor. kendin açmaktan bile çok çok daha zor. ben de franchise sistemiyle çalışılan bir şirkette çalışıyorum. arkadaşlar bakın aklınıza gelmeyecek kadar saçmalıklar geliyor başımıza. logo, tipografi, sunulan hizmet, franchiseların birbirini kayıt dışı şikayet etmesi, kurucu/karar vericilerden sözler alıp karar zincirinin bozulması, verilen hizmetin dalgalı olması gibi gibi binlerce değişken var.

    florya’nın suyu projesi ortadayken buna yeterince kafa patlatılmadan sıcak para için hızlı bir şekilde girilmesi belki günü kurtarır fakat yarın çok daha büyük dertler açılır başımıza. kaldı ki galatasaray iç siyaseti ortada.

    umarım bu endişelerim yersizdir de faydamıza olur.
  • 48
    güzel ama ilk bakışta bazı sorunları göz ardı edilemeyecek proje.

    ilk bakışta galatasaray'a ciddi bir getirisi olacağı, her ilde galatasaraylıların buluşup vakit geçirebileceği bir ortamın hem maddi hem de manevi olarak kulübe çok büyük artı yazacağını düşünmek güzel şey. ancak bazı eksi noktalar var ki projeyi çok kısa sürede çok atıl bir hale getirebilir.

    1) taraftarlığa endeksli bir kafenin müşteri kitlesine olan etkisi

    takdir edersiniz ki neredeyse hepimizin akşam dışarıda kahve içtiği, iş yerinde beraber çalıştığı, beraber okul okuduğu fenerbahçeli veya beşiktaşlı samimi arkadaşları vardır. bu insanlarla tribünde ayrılsak da sosyal yaşantılarımız bir, futbolun düşman edemeyeceği arkadaşlıklar var. bu kişilerden birisi benim. çok sevdiğim arkadaşlarımın bazıları fenerbahçeli, bir iki tanesi beşiktaşlı, pek çok oturduğum insanın da ismi dışında tuttukları takımla pek de bir ilişkileri olduğunu söylemek mümkün değil.

    bu noktada "galatasaray taraftarlarına" yönelik bir kafe projesinin bir süre sonra maç günleri dışında iş yapmama potansiyeli hiç azımsanamayacak kadar çok. o da maç günlerinde özel kampanyalar, maç yayınları vs. işin içine girmezse maç günü de pek kimsenin gitmeyebileceğini tahmin edebiliriz. çünkü kafeler, arkadaşların bir arada oturup keyifli sohbet ettikleri yerlerden ibaret. gittiğiniz bir kafenin sahibini tanımazsınız, arka masanızı tanımazsınız, kafe çalışanlarının tuttukları takımı bilmezsiniz ve yine de bir sosyalleşme aracı olan bu alanlarda otururken bunları düşünmezsiniz. ama size "fener kafe"de oturalım diye ısrar eden bir arkadaşınıza başka kafe mi yok diyeceğinizi tahmin ediyorum. bunun aynısı diğer takım taraftarları için de geçerli.

    2) franchise sisteminin götürüleri

    kulüp yetkililerimiz franchise sistemi ile bu işe girişildiğini söylüyor, haberler bu şekilde. franchise bedeli de 50 bin dolar olarak belirlenmiş. çok güzel aslında kağıt üzerinde, 300 şube için talep gelse sıcacık bir 15 milyon dolar ve çoğu büyük maliyet kaleminden kaçınılarak edilinilmiş çok güzel bir gelir kapısı ve yeni bir marka. ama madalyonun diğer yüzünde de franchise sisteminin sorunları var. şubeler arasındaki farklar, işletmeciler arasındaki farklar, görüş ayrılıkları, şubeler arası rekabet ortamı, kalite standartının kontrol edilmesinin zorluğu gibi operasyonel sorunların ortaya çıkmaması çok zor. bu noktada çok büyük kurumsal firmalar bile baş ağrısı çekerken biz de çekeriz. tabi kulübün kendisinin bu yükün altına girmesindense maddi anlamda böylesi her türlü win-win ancak devam eden yıllarda özellikle çok kurumsal ve disiplinli bir yapının varlığı şart.

    3) futbol konseptli yapılacak bir işin sosyal hayatta tutunmasının zorluğu

    türkiye'de futbol taraftarı sayısı hep abartılır. evet 40 milyon insan ben galatasaraylıyım der ve bundan gurur duyarız. ancak gsstore'dan alışveriş yapan, maçları düzenli takip eden, maça giden, sosyal mecralarda galatasarayla ilgili yazan sayısı bu sayının yüzde kaçıdır tahmini size bırakıyorum. bu nedenle sarı kırmızı, futbol odaklı ve dolayısıyla erkek nüfusun kalabalık olduğu bir kafenin uzun soluklu işletilmesi bana çok zor geliyor.

    kulübümüz "bana ne, giren çıkan işletmecisine ben markamı kullandırıyorum" da diyebilir ancak gelecekteki böyle girişimlerin önünü böylesi bir tutum çok kısıtlayacaktır. ayrıca bunlar sadece endişelerden ibaret. belki de galatasaray adı "gala" gibi bir kısaltma ile kullanılacak, sarı kırmızı odaklı değil, herkesin gelebileceği ancak galatasaray ayrıcalıklı bir konsept planlanacak ve bu endişelerin tamamı ortadan kalkacaktır. ancak şehrin işlek bir yerinde 100 m2 bir yeri sapsarı ve kıpkırmızı boyayıp, galatasaray marşları çaldırarak bir kafenin ayakta kalabileceği düşünülüyorsa bence yanılınıyor. ben bile birkaç seferden sonra gitmem, sürekli gelecek adam da bulamam.
  • 49
    (bkz: 4 nisan 2026 trabzonspor galatasaray maçı)

    neden gerekli olduğunu bir kez daha gördük.

    biz bu ülkede hobisinden zevk almaya çalışan galatasaraylılar olarak yalnızlaşmak zorunda kalacağız.

    ya galatasaray ya sosyal hayat seçimine doğru giden bir süreç var. ben galatasaray'ı arka plana atabilirim diyen için sorun yok ama diyemeyenler için yeni bir hayat tarzı zorunlu hale gelecek.

    şu an için abartılı bir yaklaşım olarak gözükebilir ama bu bir süreç. bizim insanımız başkasının mutlu olmasını istemez. biz mutluyuz. her şeye rağmen bu ülkede galatasaraylı olduğumuz için mutlu kalabildik. türkiye'nin en zenginine bile batıyor bu kitlesel mutluluk. yok etmek için ellerinden geleni yapacaklar.

    kafeden ziyade sosyalleşilecek bir konsept olmalı. buna ihtiyacımız olacak. şu an için hala elzem değil ama ileriye bakınca çok uzak bur ihtimal değil.
  • 50
    yönetimin uğraştığı saçmalıklardan biri. franchising bedeli 50 bin euro olacakmış, ilk aşamada 100 adet açılacak ve wilfried singo'nun yıllık maaşı kazanılacak.
    bu kadar mı ucuz bu ismin bedeli? sektörde 5-10 katı fazla bedellere franchising verilirken çiğ köfteci açar gibi komik rakamlar akıl alır gibi değil. yaşanacak problemlerde markanın imajı ne hale gelecek bunlar hiç mi önemsenmiyor?
    bu saçmalıktan vazgeçin ya da 1m € yapın bedeli. böyle saçmalık olmaz ligi saldınız nelerle uğraşıyosunuz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın