• 18551
    ndiaye'nin gidişinin ardından sinan, rodrigues ve yasin 3'lüsünden yalnızca 1 tanesinin 11'de oynaması gerekiyor artık. fernando dönse de bu durum geçerli bence. orta ikilimiz herkesin malumu üzere zayıf kalıyor. kanatlardan merkeze yardım gelmedikçe bu sıkıntı sürecek. bu yüzden, fernando dönene kadar selçuk-tolga, döndükten sonra fernando-tolga ikililerinin önünde rodrigues, feghouli, belhanda 3'lüsü görev yapmalı.

    ister belhanda solda, feghouli 10 numarada, rodrigues sağda oynar, ister feghouli sağda, belhanda 10 numarada, rodrigues solda oynar. orası hocaya kalmış. sinan veya yasin'den birini rodrigues, feghouli ve gomis* varken kullanmak mevcut orta saha direnci için yanlış bir tercih olacaktır. o belhanda 11'e girecek. mecbur.
  • 18552
    ara transfer döneminde büyük güç kaybetmiş futbol takımı. buna rağmen hala şampiyon olabilecek potansiyel taşımaktadır.

    ortasaha kurgusu hayati önem taşıyor. ligte son şampiyon olan takımlara baktığınızda hep ortasaha oyuncularıyla öne çıkmış olduğunu görebiliyoruz.

    sözlükte çok kabul edilmese de selçuk inan kesinlikle oynamalıdır. onun dışında ayağında top tutabilecek playmaker ortasaha oyuncumuz malesef yok. bir başka deli gibi eleştrilen oyuncumuz belhanda ise takımımızın olmazsa olmazı bence. onun olmadıgı maçlarda ücüncü bölgede kreatif isler yapamıyoruz. yani özetle fernando,selçuk,belhanda şeklinde oynamalı bu takım. fernando sakat olduğu zamanlarda tolga bizi idare edecektir. zira mücadele gücü cok yüksek.

    kilit nokta "güven" arkadaşlar. oyuncularımıza güvenelim. önyargılarımız bir kenarda kalsın artık.
  • 18554
    her ne olursa olsun orta sahasında pas kabiliyeti yüksek bir oyuncuyla maça çıkmalı. bakın bu olmazsa olmazımız. çünkü; elimizdeki tüm kanat oyuncuları tam manasıyla winger (kanat) tarzı adamlar. yani pas oyununa hiçbir katkıları yok, pas bekleyen adamlar diyebiliriz kısaca. mesela elinde bir hamit olur kanat oynatırsın o zaman orta sahadaki pas eksikliğine katkı verebilir yada valbuena tarzı bir kanat da bu soruna katkı verebilir. ama rodrigues, yasin, sinan ve feghouli önüne pas isteyen ve dribling ile kaleye yada çizgiye inen adamlar dolayısıyla selçuk ve belhanda'dan birisi sahada olmak zorunda. bu ikisi yok ise gerekirse atalay'ı oynatmamız lazım. ayrıca forvetlerimiz de görece olarak top saklamakta iyi değiller. yoksa sivasspor maçının ilk yarısı gibi hücuma çıkmakta ciddi sıkıntılar yaşarız.
  • 18555
    2017-2018 sezonun ikinci yarısında lige özellikle fernando’nun sakatlığı ve ndiaye’nin satılması sonrası oluşan orta saha boşluğunda fernando’nun alternatifi donk veya tolga değil selçuk’tur. donk ve tolga (tolga öncelimi olmak kaydıyla) ndiaye’nin alternatifleridir. ve kadroda takımı ileri taşıyabilecek silahlardan belhanda da kadro da mutlaka bulunması lazım. ilk 11 den kesilecek isim de yasin’dir.
  • 18556
    2017-2018 sezonu için şampiyonluk istiyorsa her bir futbolcusunun bunda emeği olacaktır.

    yani selçuk'u kenara atalım, yasin'i kadro dışı bırakalım, sinan'ı paf takımına gönderelim, donk'u sınır dışı edip latovlevici'yi postalayalım gibi hayaller içi boş gereksiz tespitlerdir sadece. bunlar üzerinden yapılan eleştirilerin hepsi laf ola beri gele sınıfına girmekte benim için.

    terim 4 şubat 2018 sivasspor galatasaray maçında hatalıydı özellikle oyuna müdahale konusunda. evet ama çıkardığı kadro üzerinden zorlama eleştirileri komik sadece. tolga - selçuk ikilisiyle başlansaydı ve sonuç yine aynı olsaydı aynı arkadaşlar 'bak gördün mü evladını korudu donk'u yedek bekletti' diyecekti. donk - selçuk yapsaydı o bölgeyi 'yuh ya yürüyemeyen selçuk'u tolga'ya tercih etti' diyip yine evlat muhabbetine saracaklardı.

    evet allah korusun başarısız bir tabloda sorumluluk terim'indir bu net. ama eleştirileri yaparken dediğim gibi laf olsun torba dolsun şeklinde ezberlenmiş muhabbetleri bırakmak gerek. ve tabi fazlasıyla karamsar bir hava da yaratmamak lazım daha netleşmiş hiçbir şey yokken.
  • 18562
    sezon başından bu yana * birçok kısımda onlarca şeye değindik ama o kadar farklı olaylar gelişti ki bir toparlama ihtiyacı hissettim. şöyle iyice detaya girerek, derli toplu bir değerlendirme yapalım.

    1) yaz kampı süreci ve transferler

    tudor, haziran ayındaki ntvspor yayınında kendi istediği futbolun fotoğrafını taraftarlara göstermişti. baskılı, tempolu, hızlı bir takım ve aynı zamanda maça hükmetmeyi hedefleyen bir mentalite. tabi çoğumuz bu vaatleri tıpkı prandelli'nin ''agresif oynamalıyız''ı, tıpkı riekerink'in ''agresif ve hücum ağırlık ağırlıklı bir takım olacağız''ı gibi bir hayal ürünü sandığımızdan o dönemde çok önemsemedik. gomis, maicon, belhanda transferlerinin ardından mariano, ndiaye, fernando, feghouli gibi isimler de takıma katılınca acaba bu sefer olacak mı diye düşünsek de yine de kimse takımın yapacağı şekilde bir şaşalı başlangıç beklemiyordu. ancak vainqueur'un reddedilip fernando'nun tercih edilmesi orta sahadaki hareketli ve ısırgan profili, negredo'nun reddedilip gomis'in büyük bir ısrar sonucu takıma kazandırılması oyunu rakip sahaya yıkmak istediğimizi ve çok başka adreslere gitmeden stopere yaratıcı özelliği olan, bölgesel geçişte önemli rol oynayan maicon'un alınması da skor odaklı hızlı bir futbol oynayacağımızı net şekilde gösteriyordu. böylelikle çok doğru bir planlamayla istenilen futbola son derece uygun bir kemik kadro kurulmuş oldu. işin kötü yanıysa bu kadronun sadece ilk on bire yetecek genişlikte olmasıydı. çöp gözüyle bakılan serdar aziz'in bana kalırsa ligin en iyi savunmacısına dönüşmesi, tolga ciğerci'nin ciddi bir taktiksel hamle sonucu takım için olmazsa olmazlardan biri haline gelmesi de hani derler ya bizim adımıza ''mucizevi'' bir olay oldu zira şapkadan çıkan serdar ve tolga'nın ilk on bire girmesiyle beraber planlamada muhtemelen ilk on bir görülen denayer ve rodrigues hamle haline geldi.

    2) sezon başındaki futbolumuz

    birtakım tercihler yapıldı. taktiksel değişiklikler oldu:

    2.a) fernando klasik bir orta saha olarak değil stoperlerin arasındaki yardımcı kuvvet gibi görevlendirildi.

    2.b) birinci kısımla da bağlantılı olmak üzere, beklerin bir açık oyuncu gibi konumlandığı klasiğe yakın bir 5-4-1 ile maicon ve serdar'ın bek, mariano ve linnes'in açık oyuncusu olduğu 3-3-3-1 (veya 3-5-1-1) formasyonlarının maçın içinde değiştirilerek kullanıldığı bir düzene geçildi.

    2.c) muslera'yı oyunun içine sokarak rakibi öldürücü baskımızın bizi yorduğu dakikalarda top çevirerek rakibi yormayı ve onları pozisyona sokmamayı hedefledik ki hatırlarsanız ilk 8 haftalık süreçte değil akan oyunda gol yemek, rakibe gol pozisyonu şansını bile nadiren veriyorduk.

    2.d) tolga ciğerci'ye saklambaç oynattırdık ve bu oyunun sonunda da epey kazançlı çıktık. esasında tolga'yı sol açık oynatmak tudor'un sezon öncesi planlamasında yüksek ihtimal yoktu. kayserispor maçında biraz da mecburiyetten oynayan tolga'dan faydalanmak için uygulanan taktik çok işe yarayınca bu tercihte haklı olarak devam edildi. geliştirerek üstelik. burada bir kanadı feda etme pahasına, oyunun bazı bölümlerinde art arda sağ kanattan hücum edip sol taraftaki tolga'yı damla damla rakip ceza sahasına sokarak onu arka direkte pozisyonlara sokmayı başardık.

    https://youtu.be/mMk1iLbDzXY?t=25m14s karışıklığın gırla gittiği bir pozisyonda hücumun sol çizgi bölgesinde 20 metrekarelik boşluk olmasına rağmen tolga'nın nasıl da özenle rakip ceza sahasına girdiğine dikkat edin.

    https://i.hizliresim.com/XP992D.png - https://i.hizliresim.com/NZllYL.png

    ----------tolga'nın rakip ceza sahasına koşuları----------

    https://youtu.be/0Ex3Z1s3tdc?t=35s - https://i.hizliresim.com/Rn11rR.png - https://i.hizliresim.com/lO33qJ.png

    https://i.hizliresim.com/z0aaOR.png - https://i.hizliresim.com/bBkkZm.png

    https://i.hizliresim.com/9mgg7o.png - https://i.hizliresim.com/azddA7.png - https://i.hizliresim.com/qGjj0B.png

    https://i.hizliresim.com/Rn11Mj.png - https://i.hizliresim.com/6JrrAW.png

    görüldüğü üzere çalışılmış ve oyuncuyla konuşulmuş bir konu bu. çokça pozisyonda da bu ani koşuların skor olarak takımın lehine sonuçlandığını belirtelim. ayrıca gomis'in gol aktivasyonunu arttıran şey de buydu. nasıl mı?

    ---------- tolga ciğerci'nin gomis'in oyununa etkileri----------

    https://youtu.be/JsTDtQBKlMM?t=44s pozisyon bu ilişkiyi net şekilde anlatıyor. stoper ikilisinden biri tolga'nın ani koşusu sonucu gomis'i mi tutayım tolga'yı mı tutayım derken tolga'dan yana adım atınca gomis bir anda boş kalıyor ve pozisyon da gomis'in kafa vuruşu sonrası golle sonuçlanıyor. aşağıdaki pozisyonlarda da tolga ciğerci'nin koşuları sonrası gomis'in nasıl boşta kaldığını ve önünün açıldığını görebiliyoruz.

    birinci pozisyon: https://youtu.be/nrQnNJPXqZ4?t=26s

    ikinci pozisyon: https://youtu.be/JsTDtQBKlMM?t=20s

    üçüncü pozisyon: https://youtu.be/JsTDtQBKlMM?t=49s

    bakın tolga'nın olmadığı anda gomis'i nasıl kolay marke ediyorlar: https://i.hizliresim.com/767qav.png

    kısacası araya yaptığı ani koşular ve koşmasa bile sıkça ceza sahası içinde bulunmasından dolayı adam markajını bozan bir oyuncu tolga. daha doğrusu ligin devre arasına kadarki kısmında böyle görevlendirilmişti. gomis de böylelikle daha fazla boş alan bulabiliyordu. tolga'nın olmadığı maçlardaysa gomis'in tıkandığını, hatta artık son haftalarda bunu formsuzluk aşamasına çıkarttığını görüyoruz. evet, her ne kadar tolga'nın sol açık oynamasının dezevantajları da olsa kabul edelim ki hem gomis'in etkinliğini arttırmak hem de daha sıkı bir takım olmak için fernando döndükten sonra tekrar bu düzene geçilebilir. fatih hoca'nın da bundan memnun kalacağını temin edebilirim çünkü temel felsefesi olan önde baskıyı aşırı kolaylaştıran da bir oyuncu tolga.

    (buradan sonrakiler sadece sezon başı değil sezon geneli)

    2.e) daha merkezi bir ndiaye...
    osmanlıspor'dakinden daha geride oynayan bir badou gördüğümüzü herkes biliyor. elbette bunun sonucunda oyuncunun skor ve hücum katkısı düştü ancak özellikle son haftalardaki göztepe- kayserispor- osmanlıspor- sivasspor maçlarımızdaki dağınık orta sahanın o dönem nasıl da diri ve kompakt olduğunu hatırlamak gerekir. + topu kapma süremiz kısaldı + daha az gol yedik.

    3) takımın temel sorunları

    3.a) oyunu dinlendirememek: oyuncu grubumuz baskıyı ve top kapma işini gerçekten üst düzey yaptılar bugüne kadar. feghouli'nin ve belhanda'nın aynı anda forvet arkası oynadığı maçların haricinde de çokça pozisyona girmeyi başardık ancak çok önemli bir sorunumuzu sezonun dördüncü beşinci haftasından bu yana çözemedik. baskı yapmadığımız, hücum etmediğimiz anlarda topu tutup oyunu soğutmada zorluk çekiyoruz. bunu yapmaya çalıştığımızda ya top kaybediyoruz ya da topu komple rakibe veriyoruz. bunun birçok nedeni var, en başta takımın birlikte oynama alışkanlığına hala tam erişmemiş olması, ikinci olarak da önceki hocamız tudor zamanında büyük maçları gergin bir ortamda oynamamız. halbuki topu tutup oyuncularımızı dinlendirebilsek ilk dört beş haftada olduğu gibi güle oynaya kazanacaktık çoğu maçı.

    fatih hoca bu noktada çok büyük bir devrim yaptı. geldiğinden beri oyunculara aşılamaya çalıştığı birlikte oynama hevesi ve takımdaşlık nihayetinde ''8 şubat 2018 galatasaray konyaspor maçı''nda üzerimize güneş gibi doğdu. bu da toplu oyunda futbolcularımıza özgüven ve istek getirdi. özellikle maçın ikinci yarısında rakibin gole ihtiyacı olduğu anlarda topu sakince dolaştırmamız, ve bunu yaparken top kaybetmeden topa da uzun süre hakim olarak yapmamız çok değerliydi. uzunca aradan sonra topla oynama süremiz bu denli yükseğe çıktı.

    belhanda'nın biraz daha geride oynaması, ön liberoların arasında derinlik olmayıp birbirlerine yakın konumlanmaları ve takım boyunu oyunun sıkıştığı anlarda açmamız bunu sağladı.

    3.b) duran toplar: burada artık alan markajını denememiz bile yanlış olacak. kesinlikle adam adama markaja uygulayarak doğru eşlemeler yapmamız gerekiyor. ayrıca iki direk yanına oyuncu koymak, ön direk bölgesine ve merkeze uzun oyuncular yerleştirmek de önemli şeyler.

    https://i.hizliresim.com/y0NqrN.png işaretli adamlar boşta. böyle dizilince rakip oyuncular topa hamle yapmaya daha yakın oluyor çünkü rakip sadece gelen topa bakarken bizim oyuncular hem topa hem rakibe bakmak durumunda. haliyle bir oraya bir buraya bakayım derken topu kalemizden çıkartıyoruz sonunda.

    ideali buna benzer dizilimler, http://gss.gs/X0b veya sert bir adam markajı.

    4) bireysel değerlendirmeler:

    maicon: onun hücuma aktardığı paslar çok önemli bizim için. ikinci bölgeye geçişimizi hızlandırmakla birlikte geride tıkanıp yatay paslarla vakit kaybetmemizi önlüyor. tabi ki çok başka meziyetleri de var ancak herhalde en büyük katkısı hücum pasları ve attığı goller. hücum paslarını fenerbahçe'nin iki stoperiyle kıyaslayınca ortaya çıkan tablo da maicon'un bu becerisini net şekilde gösteriyor.

    -skertel
    15. hafta: 2 hücum pas, 0 isabet
    16. hafta: 7 hücum pas, 4 isabet
    18. hafta: 8 hücum pas, 2 isabet

    -roman neustadter
    15. hafta: 9 hücum pas, 7 isabet
    16. hafta: 4 hücum pas, 2 isabet
    18. hafta: 11 hücum pas, 7 isabet
    19. hafta: 6 hücum pas, 2 isabet
    20. hafta: 8 hücum pası, 4 isabet

    -ve maicon
    15. hafta: 9 hücum pas, 6 isabet
    17. hafta: 14 hücum pas, 7 isabet
    19. hafta: 20 hücum pas, 11 isabet
    20. hafta: 14 hücum pas, 8 isabet

    serdar aziz: çok sağlam bir stoper gerçekten. hala yeterince fark edilmeyen bir özelliği var ki o da şu, çoğu rakip atağını gelişmesine imkan vermeden henüz başında kestiğinden pek bir şey yapmamış gibi gözükebiliyor denayer'e kıyasla. denayer ise rakiplerini önce pozisyona dahil edip sonrasında ne yapacaksa yaptığından sanki her pozisyona müdahale ediyormuş, rakiple tek başına savaşıyormuş gibi görüntü verebiliyor ki esasında dediğim gibi bu da onun rakibe karşı zaafiyetinden kaynaklanıyor.

    denayer'in ilk on bir başladığı 12 maçta takım 17 puan kaybederken,
    serdar aziz'in ilk on bir başladığı 14 maçta sadece 7 puan kaybetti...

    belhanda: tekrardan şuraları alıntılamak gerekiyor,

    --- alıntı ---

    temel katkıları bile çok önemli takım için:

    1) bölgeler arası geçişte müthiş bir hız ve vakit kazandırıyor takıma.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=11s : merkezden topu hücum bölgesine geçirmesi 4 saniye. (25-30 metre)

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=38s : sırf kendi koşusuyla topu 35-40 metre ileriye taşıyor. top kontrolleri, paslar, koşular dahil 8 saniye.

    https://youtu.be/dbwr8MF5N6Y?t=1m32s : başkası olsa 20 saniyeyi bulacak top akımı, onunla tek pasta gerçekleşiyor.

    peki dönelim selçuk'un yaptıklarına:

    https://youtu.be/wuDOuDrBrHI?t=13s : topu kontrol ediyor, önce bir bakınıyor etrafına, ardından ileriye doğru sürüyor topu ve geriye dönüp ilk baştaki pozisyonunda duran arkadaşına pas veriyor. 6 saniye, sıfır mesafe.

    2) mücadele gücü açısından da büyük bir fark. bir defa belhanda yerine feghouli'yi koyunca hiçbir şeyden olmasa buradan baştan kaybediyorsun zira iki oyuncunun mücadele gücünde ciddi farklar var. yanılmıyorsam çoğu maçımızda fernando ile ve serdar- maicon ikilsiyle beraber en çok ikili mücadeleye giren oyuncumuz olmuştu. bu da direnç demek. top tekniği olarak bakılıp, fark yokmuş gibi görülüyor ama bölgesel düşününce farklar söz konusu.

    3) yaratıcılık baba. hiç umulmadık anda öyle bir pas çıkartıyor ki yoktan pozisyon üretiyoruz. arada top kaybetmiyor mu? ediyor ancak belhanda olmadan da atağa çıkamıyoruz.

    --- alıntı ---

    ve bunun üzerine oynadığı konyaspor maçı var ki aman allah'ım!

    bir dönemeç olduğunu düşündüğüm için konyaspor maçını da buraya eklemek istiyorum. bana kalırsa çok önemli bir maçtı. *

    kayserispor maçının ilk yarım saatinden sonra başlayan sıkıntılı sürecimize ilaç gibi geldi gerçekten. çok ilginçtir bu zamana kadar çözülememiş birçok sorunun da çözüldüğü maç oldu. serdar aziz, belhanda ve gomis yeniden on bire sokularak oyuncuların moralini toparlamamız bir yana daha önce bahsettiğim son haftalardaki takım boyu sorununu da net şekilde geliştirdiğimizi söyleyebilirim.

    - https://i.hizliresim.com/Ygqd5a.png uzun zamandır görmediğimiz derecede kısaydı takım boyu.

    - en başta belirttiğim bir konu olan, oyunu dinlendirme konusunda iyi çalıştığımızı ve hocanın da bunun üzerine düştüğünü görüyoruz. bugün hiç olmadığı kadar soğukkanlı oynadık, hem baskı yaptık hem de yaptığımız paslarla oyunu dinlendirebildik. üçüncü bölgede de bunu yaptığımız anlar oldu. oyunsal olgunluk olarak zirve maçlardan birini yaşadık.

    - belhanda sağ olsun savunmadan hücuma çıkışımız 4-5 saniyeyi bulmadı herhalde. rakibi çabuk ekarte edince de önde baskı kurma gibi bir plan yapamadılar. geriye çekilmekten başka bir çare bulamadılar.

    dediğim gibi bu maç bizim için dönüm noktası olacak. sezon başından bu yana en güzel futbollardan birini ortaya koyduk. hem de orta sahadaki eksiklerimize, son maçta gelen mağlubiyetin yaşattığı üzüntüye rağmen. fatih hoca da gereken dersleri çıkartmış belli ki.

    yolunuz açık olsun fatih'in aslanları!

    not: gönlüm isterdi ki her konu başlığını birbirine karışmadan, gözü yormayacak şekilde koyayım ama sözlük ortamında bundan başka bir yol yok maalesef.
  • 18563
    bu sene şampiyon olması hem ekonomik hemde prestij açısından çok önemlidir. ekonomik açıdan malum şampiyon olunca gelecek gelir ile birlikte şampiyonlar ligine direkt katılımdan gelecek para elimizi inanılmaz rahatlatacak ve prestij açısından ise iki yıldır diplerde bitirilen lig sıralamalarından sonra gelecek şampiyon herkese gücümüzü tekrar gösterecektir çünkü biz yokken herkes kral oldu asıl kralı herkes görecektir.
  • 18564
    zırt pırt sıfırdan kadro kurulmaz. geçen yaz ciddi bir yatırım yapıldı. aldığımız parayı verseler bile kaliteli oyuncularımızı elimizde tutmalıyız. gomis ve mariano hariç yaşı en az 2 sene daha oynamaya müsait olmayan oyuncumuz da yok. kaldı ki gomis ve mariano da 2 sene daha oynar.

    kabaca seneye:

    muslera
    mariano
    maicon
    serdar
    fernando
    belhanda
    feghouli
    gomis

    gibi kemik oyuncularımız mutlaka kalmalı. zaten 8 adam ediyor. çok çok iyi bir bonservis teklif edilir, kendisi de isterse gomis'e izin verilebilir. ancak yerine mutlaka en az onun kalitesinde ve fiziğinde 1 adet santrafor alınması şartıyla. 27-28 yaşından aşağı olmamalı, tecrübeli, disiplinli ve kendisi gibi taraftarla iyi anlaşabilecek, coşkulu bir oyuncu olmalı. mümkünse de frankofon olmalı. en azından takımla anlaşabilmeli. hem dil hem de karakter olarak. öyle mesafeli, süper profesyonel, kendisini ön plana koyan bir karakter olmamalı.

    şimdi gelelim eksiklere. sol kanat, sol bek ve orta saha. garry eğer ki çok iyi bir bonservis teklif edilirse gönderilebilir. kendisini bu sezon çok beğeniyorum. ama daha iyisine ihtiyacımız var.

    nagatomo ne kadar iyi performans gösterirse göstersin muhtemelen sol ayaklı olmadığı ve yaşı nedeniyle seneye bizimle olmayacak. umarım asamoah'ı sezon sonu kadromuz katabiliriz. olmazsa mutlaka buraya iyi bir adam alınmalı.

    orta saha ise en önemlisi. buraya mutlaka topla dikine gidebilen, ceza sahasına gol koşusu yapabilen, uzaktan şut atabilen, kolay yorulmayan, dinamik, güçlü ve mümkünse hava toplarını da alabilen bir oyuncu lazım. yani harcanacak paranın önemli bir kısmı buraya ayrılmalı.

    donk, lato, carosso gideceği kesin olanlar. bunlara tarık eklenmeli. hakan balta zaten futbolu bırakacak. koray durabilir. ahmet ise bir işe yaramaz ama kalacak gibi. keza terim yasin ve selçuk'u da bırakmaz. linnes ve denayer kalabilirler.

    bunun yanı sıra 1 tane türk kaleci bulmamız lazım. 1-2 tane de kulübeye yerli takviye şart.

    kabaca seneye kadromuz şu şekilde olmalı:

    muslera (y)
    kaleci (t)
    eray

    maicon (y)
    serdar
    denayer (y)
    ahmet
    koray
    mariano (y)
    linnes (y)
    sol bek (y) (t)

    belhanda (y)
    orta saha (y) (t)
    fernando (y)
    tolga
    selçuk

    feghouli (y)
    sol kanat (y) (t)
    yasin
    sinan

    gomis (y)
    eren
    forvet (y) (t)

    23 oyuncu, 13 yabancı, 5 transfer. farklı alternatifler de düşünülebilir. ama umarım takım baştan kurulmaya kalkılmaz. 3-4 senedir sadece teknik direktör değil takımı da değiştiriyoruz çünkü.

    transferler konusunda benim temennilerim ise şunlar:

    sol bek - asamoah

    orta saha - imbula

    sol kanat - joel campbell (tam terimlik adam işte, "ben kazandım" egosunu da doyururuz, hem de ucuz. bu adamdan hala ümidim var benim.)

    forvet - burada benim bahsettiğim kriterlerde ve bizim alabileceğimi çapta bir oyuncu net olarak aklıma gelmiyor. gomis gitmezse zaten burayı genç bir oyuncuyla geçiştirebiliriz.

    bu oyuncuların hepsini bonservisiyle almak şart değil. mesela imbula kiralanabilir. stoke ile bir ilişkimiz oluştu zaten. geçen sene de çok uğraştık kendisi için. bence halledilebilir.

    campbell içinse dediğim gibi hem terim'in egosunu tatmin etmek adına, hem gol koşusu yapan kanat olması hem de solak olması, maliyetinin düşük olması, nispeten genç ve çıkış yapma ihtiyacı duyması adına bence makul bir isim olacaktır. ben de isterim çok daha iyi bir oyuncuyu. hayır da demem elbette.

    sonuçta şöyle bir kadro düşüncem var:

    ----------------------muslera---------------------
    mariano-----maicon------serdar-------asamoah
    ----------------------fernando--------------------
    --------------belhanda-------imbula-------------
    feghouli-------------gomis-------------campbell
  • 18565
    elden çıkarılması gereken isimler; ahmet çalık, tarık çamdal, iasmin latovlevici, selçuk inan, yasin öztekin, ryan donk'tur. bu oyuncuların gönderilmesi maaş boşluğu yaratır, potansiyelli ve maliyetsiz isimlere yönelebiliriz.

    kemik kadro olarak ise; muslera, maicon, serdar, fernando, feghouli, belhanda ve gomis bizimle olmalıdır. bu ekibin yanına yaptığımız takviyeler seneleri kurtarırır.

    fakat yaş ortalaması yüksek bir kemik kadro var, beşiktaşın düştüğü yanlışa düşmeyip, her sene ufak dokunuşlalarla revize edilmesi elzemdir.
  • 18566
    2017-2018 sezonu için 25. haftadaki fener maçına kadar hata yapma lüksü kalmayan takımdır. defalarca yazıldı çizildi ama mevzu ciddi. fener maçına kadar olan 5 maçlık periyotta kesinlikle puan kaybı yaşamamalıdır. zaten bu 5 maçın 3'ü arenada. deplasmanda olanlar da biri ligden düşmesi neredeyse kesin karabük diğeri de neredeyse komşumuz diyebileceğimiz kasımpaşa.

    gözünüzü seveyim saçmalamayın. önümüzde şampiyonluk yarışındaki rakiplerimizin puan kaybetme ihtimalinin son derece yüksek, hatta bazılarında kesin olduğu maçları var. mesela;
    başakşehir-fener, konya-bjk, trabzon-başakşehir, bjk-fener, trabzon-bjk maçlarından sonra, rakiplerden en az ikisi benden bu kadar deyip havlu atacak. bizim fener'le yapacağımız 25. haftada da başakşehir-bjk maçı var. zaten sonrasında hem başakşehir'i hem de bjk'yı arenada ağırlayacağız.

    içeride zaten 0 hatayla oynamamız gerekiyor ama gözünüzü seveyim bir daha malatya veya sivas gibi saçma mağlubiyetler, puan kayıpları yaşamayın.
  • 18567
    tarihin en pahalı kadrosu. ama en iyisi değil, bunun sebebi hem oyunculara eserinden fazla veren yönetim, hem de piyasanın geçmişe kıyasla çok daha fazla olması. kasadan çıkan para çok ama karşılığı yok.
    bir çok eksiğimiz var, ndiaye'nin gidişiyle de çok zayıf bir orta saha rotasyonu kalmıştır.
    fernando dahil, şampiyonluğa oynayan takımlar** arasında en dar en yetersiz orta sahaya sahip takımdır.
    buna karşın, en dominant karaktere* sahip takımdır.
    fernando, sakatlık dönüşü bildiğimiz fernando gibi oynar ve terim'in eli değmiş selçuk & belhanda & tolga performanslarını birer tık daha arttırırlarsa sezon sonu şampiyonluk bizimdir.
  • 18569
    2013 sezonu takımımız kadrosu ile 2018 sezonu kadromuz benzemektedirler. yani fatih terim'in isteyebileceği tarzda bir kadroya sahibiz. şimdi şöyle ki kale aynı değişmedi.(performansı düştü aslanımın) geri dörtlüde daha iyi olduğumuzu düşünüyorum. sağ bek konusunda şahsım açısından o döneme göre bir seviye üstteyiz. sol bek konusunda eksiğimiz hala devam etmektedir. stoperler de ise hemen hemen aynı düzeydeyiz. hatta maicon faktöründen dolayı belki daha da iyi düzeyde olabiliriz. melo= fernando. burada kesinlikle eksiğimiz yok. orta sahada ki en büyük eksiğimiz 2012 yılındaki selçuk inan perfomansı. ileri üçlü için düşüncelerimi birçok arkadaş onaylamayacaktır. fakat bu ileri üçlü konusunda da o zamana göre iyi durumdayız. özelikle gary'nin performansı şu anda çok iyi durumda. eksik olduğumuz en büyük yer ise gomis tam olarak drogba etkisi göstermedi. golleri performansı her şey iyi fakat eksik olan bazı şeyleri mevcut. özelikle bu eksikleri büyük maçlarda çok hissettik. son olarak bu takım şampiyon olacaktır.
  • 18574
    3-0 öne geçip kopardığı maçı* rölantiye alıp skoru korumasında bir sakınca görmediğim takımımız. zaten dar bir kadroyla oynarken 4. gol için şuursuzca saldırıp sakatlık ve kart riski almaktansa skora yatmak çok daha mantıklıydı. açık konuşmak gerekirse benim bu sezondan tek beklentim şampiyonluk, gerekirse sezonun kalanında bütün maçları duran toptan bir gol atıp 1-0 kazanalım umrumda olmaz. güzel futbolun acelesi yok, seneye izleriz bol bol.
App Store'dan indirin Google Play'den alın