resim
Lincoln Cássio de Souza Soares
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:On Numara
Yaş:46
Boy:-
Uyruk:Brezilya
  • 2652
    saf yetenekti. hagi'den sonra gördüğümüz en yetenekli 10 numaraydı.

    canı isteyince oynayan tiplerdendi. fb medyasının gazına gelip taraftar da üzerine gidince iyice ayarı kaçtı.

    zaten istikrarı olsa yolu türkiye'ye düşmez avrupada 1.sınıf bir takımla la liga, seri a ya da şampiyonlar ligi kupası kaldırırdı.

    2008-2009 sezonu 16.haftaya kadar olan istatistikleri. bu istatistikleri şu an ligimizde yapan biri olsa kapıyı 30 milyon avrodan açardı oynadığı kulüp.

    https://www.transfermarkt.com.tr/...0/plus/0?saison=2008

    o dönem rıdvan başta olmak üzere herkes üzerine gitmişti. buna taraftarın gaza gelip sallaması ve kendi disiplinsizliği de eklenince 2.yarı kayboldu gitti. adamın saçının bile eleştirildiğini hatırlıyorum.
  • 2653
    kendisinin kaybolup gitmesinde disiplinsizliginin yaninda o donem kisa bir ara teknik direktorlugumuzu yapan bulent korkmaz’in yerli oyunculari ve formdan dusmus hasan sas’i lincoln yerine tercih etmesi ve lincoln’e olan garezi gercegini de unutmayalim.

    bulent korkmaz’in galatasaray tarihinde yeri ayridir ama gercekleri de ortbas edemeyiz. daha gelmeden o sene oynadigimiz hertha berlin macinda yorumcu olarak cikan bulent korkmaz’in “galatasaray evlatlari varken niye lincoln kaptan oluyor” demisligi vardi. ayrica futbolun kendilerini biraktigi hasan sas, umit karan, ve yetenek olarak kisitli mehmet guven o donem bir cok kez kewell, lincoln, ve baros yerine anlamsiz bir sekilde oyuna suruldu. hatta arda turan’in 66 numaradan “adamliga” evrildigi surec o donemde basladi.

    tum bunlarin yaninda bulent korkmaz’in eski asker arkadaslari hakan unsal, ve henuz biraz da siyasi sebeplerden vatan haini ilan edilmemis hakan sukur’un gaziyla iyice yerli - yabanci ayrimi yapilmisti. oyuncu degisikligi tabelasinda “kewell-mehmet guven”, “lincoln-ayhan/hasan sas” yazilari yuzunden ligde 5. olduk, avrupa’da kadikoy’e finale gidecegimiz yil o meshur hamburg faciasini yasadik.

    tum bunlarin ustune ertesi yil hakan unsal cikip “galatasaray’li yabancilar noele gitmek icin bilerek sakatlik numarasi yapiyor kart goruyor” diye bir yazi yazmisti. guzide taraftarimiz “ama objektif olcem derken b*kuni cikarma agbi” diye sirin mi sirin dusunurken aslinda bu yorumlarin takimimizda huzursuzluk cikarip yerli-yabanci ayristirdigi ve bu sebeple potansiyel 3 sampiyonluk kaybetmemize yol actiginin farkinda bile degildi.

    galatasaray gercegidir, “bazi” efsanelerimiz bize ne kadar verdilerse, bir o kadar da aldilar. bunu kimse inkar edemez.
  • 2655
    2008-09 sezonu. hamburg maçında emre aşık haksız bir kırmızı kart görüyor. ilk maçtayız. deplasmandayız. skor 1-1. aynı anda nonda, kewell, arda ve lincoln sahada. takımın teknik direktörü bülent korkmaz bu karttan sonra, bence doğru bi değişiklikle, oyundan lincoln'ü çıkarıyor. yerine mehmet güven'i alıyor, kewell'ı da stopere çekiyor. burda not düşelim. mehmet güven'i diğer hocalar ne kadar kullanmışsa, kewell'ı stopere çekecek kadar eksiğin olmasına rağmen, bülent korkmaz da o kadar kullanmıştır. 6-7 maçta, maç kadrosuna dahil bile etmemiştir.

    oyundan çıkan lincoln, bülent korkmaz'a söyeniyor ve fuck off diyor. maç sonunda haldun üstünel, lincoln'ü haşlıyor. skibbe döneminde krallığını ilan etmiş lincoln bu duruma alınıyor. daha önce de yaptığı iddia edildiği gibi, deplasmanlara "sakatım" bahanesiyle gitmek istemiyor. bülent korkmaz da zorla götürüp kulübede yanında oturtuyor. burda en az suçu olan bülent korkmaz'dır ki hatırladığım kadarıyla "galatasaray'ın evladı" tabirini de mehmet güven için değil, yorumcu olduğu ve meira'nın abuk subuk hatalar yaptığı dönemde emre güngör için kullanmıştır. yine hasan şaş'a da lig, kupa, avrupa derken 6 maçta toplam 82 dakika şans vermiştir. ama hep lincoln'ü kesip hasan'ı oynatmış gibi anlatılır. burda fikirlerine çok değer verdiğim dostlarımız da öyle hatırlıyor olabilir. asıl ayıbı, hasan şaş oyuna girerken onu ıslıklayan biz galatasaray taraftarı yapmışızdır. aklıma geldikçe üzülürüm.

    üst düzey bir yetenek olan lincoln kariyerinin her aşamasında karakter sorunları yaşamış bir adamdır. gittiği diğer takımlarda bülent korkmaz yoktu ama hepsinde sıkıntı yaşadı. bu yüzden suçu bülent'e ya da başkasına atmaya gerek yok. kaldı ki galatasaray kulübü, rijkaard gibi ismi büyük bir hocayla kendisine tertemiz sayfa açma fırsatı verdi. beyzademiz onu bile kabul etmeden kaçtı gitti.
  • 2661
    ilk zamanlarında yeteneğiyle kendine hayran bırakan, karakteri ve istikrarsızlığı ile zamanla kendisinden soğutan brezilyalı on numara. özellikle ilk sezonda 12 ağustos 2007 galatasaray çaykur rizespor maçında attığı füze aklımda yer edinmiştir. fakat yeteneğini tamamlayacak, onu ideal bir 10 numara yapacak liderlik ve çalışkanlık özellikleri zayıf olduğu için kimseyi tatmin edemeden ayrılmıştır. deplasman maçlarına gitmemesi, yaz kamplarına geç katılması gibi profesyonellikten uzak davranışları hala aklımdadır. bunun yanında 67 maçta 28 asistlik performansıyla asist konusunda son yıllarda herhangi bir futbolcumuzda görmediğimiz bir üretkenliği olduğu söylenebilir. işini ciddiye alsa belki de kendini dünya yıldızları arasında sayabilirdik, ama almanların dediği gibi: halamın tekerlekleri olsa minibüs olurdu
  • 2662
    bugün 43 yaşına giren yakın dönem 10 numaralarımızdan belki de en gösterişlisi. topla dans eden topçular familyasının da son üyelerindendi, hem kendine hem bize çok yazık etti...

    cassio lincoln denince bir çırpıda akıllara gelen top 5 (rastgele sıralamayla):

    1) ilk maçında olimpiyat stadı'nda çaykur rize'ye salladığı füzesi
    2) 3-4'lük bellinzona deplasmanında son dakikada rakibe çarpıp giren aşırtması
    3) turuncu formayla çıkılan fb deplasmanında 0-1 öne geçiren golü + frikik golünün saçma sapan şekilde iptal edilmesi
    4) volki'den sami yen'de kaçışı
    5) kaptan çıktığı hertha berlin deplasmanındaki tek kişilik şovu
  • 2664
    2008-2009 sezonu,
    hertha berlin deplasmanı.
    parçalı forma, beyaz şort, beyaz konç.
    kolda beyaz, ortasında galatasaray amblemiyle kaptanlık pazubandı.
    kamera alttan yan açıyla çekerken attığı klas çalım.

    lincoln denince asla aklımdan çıkmayan maç. tek kişilik şov...

    hakkında fazla entry girilmesine gerek yok. evet biraz problemli bir oyuncuydu ama oynadığında tek başına dağıtırdı rakibi.

    kimileri problemli olmasıyla hatırlar kimisi şovlarıyla.

    ben gözlerim yaşlı hertha berlin deplasmanıyla hatırlayacağım.

    bir de "why coach ? why ?" dediği sami yen'de ki hamburg maçı. hala daha hatırlayınca içime öküz oturur.

    bir ara lincoln vs. belhanda entryleri vardı.
    belhanda'nın şampiyonluklardan sonra en büyük başarısı belki de lincoln'le kıyaslanırken isminin yanından geçmesidir.
  • 2665
    bu adamın gerçekten neyi hasretle anılıyor anlamıyorum. sadece skibbe döneminde doğru dürüst top oynadı. geri kalan dönemde ful yatışta idi. üstüne üstlük kulüpten de bir kamyon para alıyordu.

    bunu schalke'den almışlardı. hamit ve halil altıntop kardeşlerin sadece 1 sezon beraber oynadıkları schalke döneminde stutgart ile şampiyonluk için çekişiyorlardı. son haftalarda lincoln gitti rakibine kafa mı atmıştı ne yapmıştı işte ardından 5 maç ceza aldı. tabbii sezon sonunda stutgart şampiyon oldu. schalke taraftarı şampiyonluğun kaybedilmesi olarak bunu gösteriyorlardı ve de sezon bitiminde hemen galatasaray'a şutlandı.

    o dönem schalke'nin tarihinde şampiyonluğa en çok yaklaştığı sezondu. lincoln'u 3 sezon oynattıktan sonra sezon bitiminde 5 milyon euro'ya galatasaray'a satmışlardı. schalke'de tek giden lincoln değildi. hamit altıntop'da bayern münih'e transfer olmuştu. stutgart'da da khedira real madrid'e transfer olmuştu çok net hatırlıyorum.

    fenerbahçe'de o sezon roberto carlos'u transfer etmişti. hatta iki oyuncu da sürekli birbirleriyle karşılaştırılıyorlardı. fenerbahçe roberto carlos için taraftarlara açık imza töreni düzenlemişlerdi. adam biraz top sektirip sonra bir taraftarı işaret ederek topu tribüne dikmişti. lincoln ise geldi yüksek bir balkondan aşağıdaki taraftarlara sariiiii taraftar da kırmızı, lincoln tekrar sariiii diye bağırmıştı falan :)

    lincoln'un galatasaray kariyeri tıpkı kendisinden sonra yerine gelen bir diğer brezilyalı elano blumer gibi ilk maçında güzel bir golle başlamıştı. ilk başta, 2 sezon takımı çalıştıran ve ilk sezonunda takımı şampiyon yapan fakat ikinci sezonunda takımı 2. yapınca gönderilen eric gerets'in yerine getirilen feldkamp ile 2007 yazında başlayan galatasaray macerası sezon bitmeden feldkamp ile yollar bitime 6 hafta kala feldkamp'ın görevi bırakmasıyla, sezonun geri kalan 6 haftalık diliminde takımın başında cevat güler ile devam etti ve lig onunla bitirildi. o sezon evet şampiyon olduk fakat lincoln ligde sadece 19 maçta oynadı ve 5 gol 5 asist yaptı. toplamda da 27 maçta 7 gol 8 asist yaptı.

    lincoln galatasaray'da ikinci sezonuna bir önceki sezon uefa gruplarından çıktıklarında 3. turda karşılaşıp ilk maçta kendi sahamızda sayısız gol kaçırıp 0-0 berabere kaldığımız ikinci maçta deplasmandaysa 5-1 yenildiğimiz bayern leverkusen'in o sıradaki teknik direktörü michael skibbe ile başlamıştı. işte bu dönemde skibbe bir şekilde motive etmeyi başardı ve bundan verim almayı başardı. inişli çıkışlı saha sonuçlarından dolayı skibbe şubat ayı sonunda, kendi sahamızda 21. hafta maçında lincoln'un 1 gol attığı kocaelispor'a 5-2 yenilip gönderilene kadar takım için uğraş veriyordu. skibbe yerine gelen bülent korkmaz bunun şımarık tavırlarına taviz vermeyince ipler orada koptu.

    bulent korkmaz gelir gelir gelmez çıktığı, skibbe ile fransa'da 0-0 berabere kaldığımız bordeux maçının istanbul'daki rövanşında 4-3 kazanırken lincoln o maçta 1 asist yapmıştı. işte korkmaz'ın lincoln'den doğru dürüst yararlandığı belki de tek maç budur. skibbe döneminde ligde 15 maçta 8 gol 13 asist yapan lincoln, bülent kokmaz döneminde ligde 8 maçta 1 asist yaptı. adam canı isteyince oynuyordu ama parasını her şekilde alıyordu. o sezonu 5. sırada tamamlarken beşiktaş sezonu mustafa denizli ile çifte kupa ile tamamlamıştı.

    ertesi sezon takımın başına bülent korkmaz yerine rijkaard getirildi. takım almanya'da bochum'da kamp yaparken kendi keyfi olarak kampa katılmamıştı. daha sonra takımın kamp yaptığı yerin 20 km uzaklıkta kızlarla alem yaptığı öğrenilince adnan polat idi galiba bunu apar topar brezilya'ya palmerias'a satıyor. 2 sezon önce 5 milyon euro'ya alınan adam yarı fiyatından bile ucuza 2.10 milyon euro'ya satılıyor.

    galatasaray kariyeri boyunca akılda kalan en önemli özelliği oldukça sorunlu ve şımarık biri olduğuydu. o dönemde kışın soğuk deplasman maçlarına sakatlığını öne sürüp gitmemesiyle ve türkiye kupası fener rövanşında volkan demirel'in bunu sahada kovalamasıyla ün salmıştı. bütün bunlara rağmen takımda en çok kazanan oyunculardan biri olması da diğer oyuncular arasında da huzursuzluk yaratmıştı.

    lincoln'u bazı taraftarların sevmesi normal. tıpkı muhammet ali'nin de boksörken seyircilere yönelik yaptığı gibi bazı maçlarda tribünleri çoşturmak adına hareketler yapardı. arada biraz şova kaçtığı olurdu. sahada topu sektire sürmesi, gol attıktan sonra korner bayrağını çıkartıp saz veya gitar gibi çalıp dans etmesi gibi değişik hareketleri vardı.

    https://www.milliyet.com.tr/...k-eden-yanit-1114981

    eğer gerçekten özlenecek biri varsa o da yanlış zamanda gelen zvjezdan misimovic'dir. lincoln'un yerine alınan elano blumer ile beraber sadece yarım sezon oynadılar. ikisi beraber yan yana harikalar yaratabilirlerdi ama olmadı maalesef. o adam halen daha içimde bir yaradır. ne rijkaard ne hagi adamı doğru dürüst oynatamadı. 4-3-3 ün ileri üçlüsünün solunda misimovic mi oynatılır kardeşim. neyse bakalım.
  • 2667
    schalkeden geldiğinde koşan 10 numara şeklinde lanse edilmiş, ilk 5 maç türkiye liginin içinden geçmiş eski 10 numaramız. hasan şaş yaz kampında herkes sahada 1-1/istasyon çalışırken, o salonda bisiklet bindiği için lincolne france tour dediğinden kendisine küstüğünü söylemişti. yetenek olarak saha içinde müthiş ama saha dışında bir o kadar da sorunlu bir oyuncuydu.
    o sıralar yaşananlarla ilgili bir haber linki de bırakayım da hafızalar canlansın. *
    http://gss.gs/ap0
  • 2668
    90’ların ortasından beridir galatasaray’ı takip ederim, hemen hemen her maçı izledim ya da ezbere bilirim. izlediğim kadarıyla söyleyeceğim; hagi’den sonra gelen en yetenekli oyuncu tartışmasız lincoln’dür. allah vergisi bir yeteneği vardı. canı isterse tek başına maç alırdı.

    hertha berlin maçı var mesela uefa’da oynadığımız, allah aşkına izleyin resitalini. tek başına gitti aldı getirdi 3 puanı. tadı damağımda kaldı resmen oyunu. sneijder de dahil o yeteneğe kimse erişemedi. bambaşka bir adamdı.
  • 2670
    futbolun hala aslen bir seyirlik olduğu yılların, nezdimde bağıra basılası aktörü.

    bu brezilyalı pek tabii ki galatasaray'ı başarıdan başarıya koşturuşuyla yahut istikrarlı futbolculuk katkısıyla hatırlanmıyor. tüm duygusallığıma ve onunla yaşadığımız bir şampiyonluğa rağmen ben de öyle hatırlamıyorum. o, nazeninliği ve meşin kavalyesini bedeniyle bir kılıp sahada ahenkle salınışıyla futbolu sevdiresi türden bir karakterdi. öylesi bir sanatçıyı, benimsediğim, benim saydığım kulübümün sahnesinde izlediğim için pek mutluyum.

    çoklarınca tecrübe edilmiştir ki tabiatımızda biraz güldürüp biraz süründürene bağlanma eğilimi vardır. lincoln böyledir. o asla ne vereceğini bildiğimiz, düz, istikrarlı, güvenilir, sınırlı yeteneklerine rağmen özverili oyuncu tipi olmamıştır. tam tersidir bunun. benim benzetmemle pokemon'daki charizard gibidir ve hakkaniyetli olanın bu olmadığını hissetsek de genelde böylelerini çok severiz. en kötü günlerde yanımızda olan değil nadiren uğrayıp keyfe boğan ve tatlı bir esintiymişçesine uzaklaşan, hep de gönlümüzün kendisinde kaldığı insandır o. nazlılığı müsamaha görür. isteyince yapabildikleri, keyif aldığında verebildikleri açlıkla beklenir.

    bahşettiği gülümsemelerin yanı sıra iki damla göz yaşımın da üstlenicisidir. on ikisinin sonlarında olan ve yaz günlerini dayısının ufak marketinde çalışarak geçiren bana, her mesai sabahında gazete standı önüne dikilmeyi ve tüm spor gazetelerinin galatasaray kısımlarını tedirgin gözlerle okumayı reva görmüştür. sahada ne ise, giderken de oydu aslında. bir sabah kalacağına dair umutlanlandırıp neşeye gark ederken hemen ertesinde gidiyor oluşunun korkusunu yaşattı. nihayetinde, gazete standının önündeki kaldırıma çöküp iç çekerek ağlamama sebebiyet veren manşeti attırdı: "ve lincoln gitti."

    tüm sorunlarına rağmen (ya da esasen onların da payıyla) o, özel olanlardandı. iyi ki vardı.
  • 2673
    07-08 yaz transfer döneminde bize gelmişti. bende de o sezonki parçalı formayı (inanılmaz güzel formaydı) alana kadar 100. yıl için çıkarılan formamız vardı. sürekli onu giyerdim sokakta top oynarken. karşı apartmanda da çocukluk arkadaşlarımdan biri oturuyordu. ben yeni sezon parçalısını alınca benden rica etmişti 100. yıl formasını verir misin diye ben de vermiştim. hiç unutmuyorum ben formayı verdim dışarıda oturuyoruz arkadaşım gitti evden tükenmez kalemi aldı yanımızda o kalemle 100. yıl formasının arkasına 10 lincoln yazdı. aradan 15 yıl geçti hala lincoln ismini görünce aklıma bu geliyor. tabii bir de açıklanırken gs tv ekranında dönen o güzel klip. fener'e sapladığı anları döndürüyorlardı :)
  • 2675
    gamsız yıldız futbolcu ekolünden bir futbolcuydu. hatırlıyorum da gelişini. florya'da taraftarı selamlamak için balkona çıkıp "sariiiii" diye bağırıyor insanlar coşuyordu. revivo'dan sonraki ilk hayal kırıklığım kendisidir. çok büyük beklentilerimiz vardı fakat zerre umursamadı. dünkü paylaşımını görünce eski sinirim depreşti resmen.
App Store'dan indirin Google Play'den alın