• 7
    iyi yönetilirse starbucks, tchibo gibi bir konsept ile kurumsallaşılırsa, çalışanlar düzgün, temiz ve güvenilir olursa para basmaması imkansız olan fikir. kahve içmeye diğerlerine gitmektense buraya gideriz hepimiz ama konsept olarak onlar gibi olmalı bence. eski usül kafe gibi olursa pek tutmaz, ama self servis, herkesin istediği kadar oturabileceği, masalarda priz falan bulunan modern bir üçüncü nesil kahve zinciri olursa hepimiz kahvemizi buradan içeriz. umarım bu düşünülmüştür, kahve konusunda da güzel bir marka ile çalışırlarsa neden olmasın diyorum. bakalım bu fikir nasıl hayata geçecek.
  • 3
    cafe işinde iyi para var. ha tabi sektörde rekabet de üst seviyede, bence buna yatırım yapmaktansa magazacılığa daha çok önem vermeli. iyi markalarla ceo'lar la çalışıp ürün çeşitliliği arttırarak spor ürünleri dışında da satabilen mavi,colins gibi mağaza zincirleri oluşturabiliriz. özellikle çocuk ve genç müşteriler hedef alınmalı. gs store'yi büyütmek ve küreselleştirmek, sadece spor kulubunden fazlası olduğumuzu göstermede yardımcı olup markamıza daha çok katkı sağlar bence.
  • 11
    afedersiniz ama dursun özbek saçmalıklarından bir diğeri. kulağa hoş geliyor, galatasaray'ın adını taşıyan, güzel konseptte bir kafe. ama sadece bu kadar. bunu yapamayacaklarından eminiz herhalde. bu binlerce beyaz yakalının, memurun da hayalidir aynı zamanda. ah be bir kafe açsak şöyle, ne para kazanırız bee diye başlar cümleler. olayın ne olduğunu buradan bile anlarsınız. yahu sen bir spor kulübüsün. ne anlarsın kafeden, franchise'dan. bir galatasaray markası franchise ile riske atılır mı allah aşkına? ikincisi global şirketler için bile 5 yılda 500 şube iddialıdır, tahmin ediyorum ki bu hızda büyüme ya olmamıştır, olduysa da nadir olmuştur. bu öyleyse bir spor kulübü olarak anlamadığın bir konuya sen böyle giremezsin. bunun operasyonunu, dağıtımını, markanı korumak zorunda olduğun için kalite denetimini yapamazsın. bol keseden at gitsin, nasıl olsa seçim geçince unutulur. maksat proje olsun. 5 yılda 500 kafe demek, haftada neredeyse 2 kafe açmak demek. dalga geçiyor resmen. sen dersin ki galatasaray adasını bu amaçla kullanacağız, istanbul'da galatasaray temalı büyük bir restoran açacağız, etkinlikler vs olacak, taraftar etkileşim alanı gibi de olacak, hadi neyse. adam sanki spor kulübü yönetmiyor, projeye bak sen. seni kafede tutan neydi peki dursun özbek? kebapçı aç, spor salonu aç, market aç, giyim mağazası... böyle gider bu, maksat proje olsun.
  • 10
    hali hazırda kafeler için kahve tedariği sağlamam nedeniyle, hem sektör hem proje hakkında birkaç kelam etmek isterim.

    öndelikle kafe sektörünün nereden nereye geldiğine göz atmak lazım. 2000’li yılların başında atılan modern kafe tohumlarının meyveleri 2010’lu yıllarla alındı aslında. 2010’ların ikinci yarısı ile de üçüncü dalga kahvecilik dediğimiz ekol yaygınlaştı kısaca. kahve diyarından starbucks’a ordan petra coffee’ye diyerek özetleyebiliriz kısacası. pandemi süreci ise büyük bir kırılım yarattı. pandemiye kadar kahveyi yalnızca dışarda tüketen geniş bir kitle evde de bu ihtiyacı hissetti. önce filtre kahve makinaları sonra da çekirdek kahve ve nespresso makinaları gibi seçenekler eve girdi. bu makinalar için eve kahve almak istendiğinde ise korkunç geniş bir havuzla karşılaşıldı. asiditesi, gövdesi, tadım notaları falan derken kahvenin geniş dünyası aralanmış oldu. hal böyle olunca kafelerde içilen kahvelerin kalitesi sorgulanmaya başladı. buna ek olarak, türkiyede oluşan enflasyonist ortam da eklenince gelir seviyesi uçurumu arttı. yukarı doğru kırılan kitle daha niş mekanlara kaydı. çocuğun okul taksidi, arabayı yenileyelim, aman bir evimiz olsun diyerek aşağıda kalmamaya çalışan kitlede kafede tüketimi hem maddi hem evde erişebildiği kaliteli kahveler gibi nedenlerle kısıtladı. zaten beyaz yaka diye tanımlanan bu kitlenin artık evinde de ofisinde de bir kahve makinası var. 25-45 yaş arasının yaşadığı bu kırılım son 3 yılda kafe sektörünü ciddi anlamda etkiliyor. 15 yıldır durmadan büyüyen sektör pandemi sonrası insanların kendini dışarı atmasıyla 2023’e kadar hızla büyüdü ama artık ivme aşağı doğru. sektörün devi starbuckstan başlayarak durumun özeti bu. hal böyle olunca yukarıdaki sosyal gerekçeler de eklenince kafelerin elinde kalan öğrenciler, turistik bölgeler ve görece gelir düzeyi düşük kesimler oldu. son zamanlarda çıkan kafe kavgalarının sıklığını görüyorsunuzdur. self servis kafeler en rahat girebildikleri yerler çünkü. toplumsal sorunların da etkisi görülüyor yani kafelerde.

    sektörün buna karşı şu an popüler yanıtı ise coffee & bakery olmaya başladı. bir mekana kahvesini denemek için gitmezsiniz ama tatlısını, sandviçini denemek için gidersiniz. hal böyle olunca görece bilinçli ve harcama bütçesi daha yüksek insanları çekmenin bir yolu oldu bakery. aslında fırının moderni işte. çay yerine americano sütlaç yerine karpatka falan istiyorsunuz. son zamanlarda yaygınlaşan hafif & vegan & organik & sağlıklı ara öğünlere uygun menülerle falan da günün her saatine çözüm üretiliyor bu yerlerde. dört kişilik bir masanın ortalama harcaması da standart bir kafeye göre daha yüksek oluyor. tabi bu tür mekanlar kendi mutfağında yapmak durumunda bu işleri. doğal olarak artık işler bir espresso makinası birde barista ile yürümüyor. mutfak tarafı daha nitelikli personel istiyor. doğal olarak sektörün gittiği yön çok fazla şubeli yapılara müsait değil aslında.

    şimdi bu kısa fizibiliteden sonra gelelim cafe il gala’ya. evet galatasaray markası büyük bir marka ama iş bununla bitecek mi? bu büyük marka açıldığı ilk bir kaç yıl iyi iş getirir belki ama sonrasına bir bakalım.

    cafe il gala bir franchise modeli olacak. franchise’larda iki temel model var. birincisi yatırımcıya bir anahtar teslim konsept bedeli + tabela bedeli belirlersin. işletmen artık senin dersin. personelini, düzenini o belirler. sen tedarik ürünlerini benden almak zorundasın aksi takdirde sözleşmeni iptal ederim dersin. üstüne de ciro üzerinden bir yüzde belirlersin ve markanın reklam harcamaları, operasyonel giderler için bunları kullanacağım dersin. ancak parayı basana markayı verirsen bir süre sonra marka sahibi malı daha ucuza bulup başka yerden alır doğal olarak şubeler arasında aynı tadı bulamazsın, yeni pos cihazı çıkartır cirosunu düşük gösterir falan derken marka azalarak biter. diğer seçenek ise şubeleri senin merkez ekibin açar yönetir. şubelere yatırımcı alırsın sadece. tüm süreç şeffaftır. her yatırımcıya ay sonu parası yatar. son yıllarda daha çok tercih edilen model bu ikincisi. cafe il gala özelinde birinci tercih zaten 2 yıla çorbaya döner düşüncesindeyim. ikinci yolda ise o profesyonel ekibi bırakın kafe sektöründe, futbolda dahi kurmakta zorlanıyoruz. kaldı ki bu sektör inşaat gibi yaptım bitti değil dinamik hizmet sektörü. süreklilik nasıl sağlanacak, iki yıl sonra yönetim değiştiğinde ne olacak mesela? doğal olarak şubeleri biz yönetelim fikri de akılcı gelmiyor bana.

    kısacası, bu projenin gideceği yerin gsyiad’dan toplanacak parayla gidin açın şubenizi demekten öteye geçeceğine ve devamlılığına dair şüphelerim var hem sektörel hem de galatasaray’ın işleyişini düşününce. muhtemelen birileri her şubenin tabela değeri için 100 bin euro alsak 500 şubede 50 milyon euro yapıyor e gayet iyi para dedi. olabilir tabi ama yatırımcı açısından öyle değil durum pek. e zaten işin yatırımı önemli değil diyenden de istesen verirdi 100 bin euroyu. *
  • 12
    mümkünse basket salonu yapılacak yere büyük bir küçükbaş ve at çiftliği açalım. at biniş eğitimi verilir küçükbaş da seneye kurbana kadar amorti eder. üstüne üstlük yünlerden gsstore'da üst düzey kalitede uygun fiyatlı ürünler yapılır. çiftliğin yanına cafeyi açar gelip küçükbaşları sevip beslemek isteyen taraftarlar ve at binişi yapmak isteyenlere satış yaparız. aynı zamanda başka dükkanlar açar kiralarız. daha gs at sürüş ve polo takımından bahsetmiyorum bile.
  • 19
    mimari tasarımı sürecinin yetkililerinden biri baya yakın bir arkadaşım olan ve neredeyse bir aydır falan hakkında içeriden çok ciddi bilgilere sahip olduğum proje. mimari açıdan her şeyine kefilim, bir taraftar ve konunun akademik açıdan uzmanı olarak dışarıdan bazı yorumlarda da bulundum arkadaşıma, genel olarak da çok beğendim, her bir detayında bir sürü alt metin ve bağlantılar var.
  • 13
    kabul etmeliyiz ki gayet iyi bir vizyondur. galatasaray sevgisi içimize işlemiş durumda, dolaylı yollardan kulübün kazanç elde etmesi beni mutlu eder. kahve içeceğim diye kazıklanacaksam, starbucks yerine cimbom kazıklasın derim mesela. bu şekilde yan gelirlerle çok iyi yerlere gelebileceğimize inanıyorum. mevcut yönetimin nadir yaptığı iyi işlerden birisi olabilir. başarılı olması için elimizden geleni yapmalıyız.

    (bkz: kahve gala'da içilir)
App Store'dan indirin Google Play'den alın