• 56
    6 kasım 2011 tarihli akşam gazetesindeki yazısı.

    --- alıntı ---

    riera'nın kılı sabri'nin ruhu!

    f.bahçe'nin yenildiği haftada puan kaybediyorsan 'hopp bir dakka beyler ne oluyor?' derler...
    herkes arena stadı'nın büyülü ortamından çıkarken aynen bu düşünce içindeydi inanın...
    g.saray'ın rüzgar gibi başladığı oyunda iki 'yetersiz' göze çarptı... biri sabri, diğeri riera...
    arkadaşları yırtınırken, riera gamsız, sabri şuursuzca koşturup durdu.
    oysa herkes full konsantreydi...
    kaleci muslera penaltıyı süzülüp kurtarırken, rieara'nın kılı bile kıpardamadı...
    sabri'nin ruhu bile duymadı...
    ilk yarıda g.saray'ın süratini, dengesini bozup, dengesiz hale getiren bu ikiliye terim 45 dakika zor dayandı. ve 'gelin yanıma benim fazla canımı sıkmayın' dedi.
    ilahlar korudu
    g.saray'ın ilk yarıdaki fırtınası 25'inci dakikadan sonra azaldı... mersinli oyuncular fazlaca top çevirip, rakibinin temposunu kırmaya çalıştılar...
    60. dakikada g.saray'ı resmen ilahlar korudu.
    nduka boş kaleye yuvarlamak yerine artistik vurmaya kalktı, teknik direktör nurullah sağlam sinirden neredeyse çimleri yiyecekti...
    eboue ve semih'in inanılmaz direncini, sercan ve ayhan'ın tempoyu yükseltmesini, elmander'in müthiş çabasını takdir etmek lazım...
    ancak bunların hiçbiri galibiyete yetmedi...
    bayram çoşkusuyla evine gitmek isteyen g.saraylılar kafalarını iki yana sallayarak 'ne olacak bu bizim halimiz?' diye evinin yolunu tuttular...
    ne kadar heyecanlı bir maç olsa da, ne kadar güzel bir ambians yaşansa da, tempo zirveye yapıp, herkes hop oturup hop kalksa da 'futbol skor oyunudur...'
    kazanmadıktan sonra hiçbir şeyin önemi kalmaz...

    --- alıntı ---
  • 57
    08.12.2011 tarihli akşam gazetesindeki yazısı.

    --- alıntı ---

    akıl oyunu

    g.saray için kasırga mı desem? fırtına mı desem;
    seller sular mı desem?
    aşk mı, vazgeçilmeyecek bir tutku mu?
    futbolun tüm güzellikleri yemiş yutmuş, cesaretin, yumruk olursa neleri yapabileceğini gösteren 'aslan yüreklilerin' takımı mı desem?
    o apoletleri omuzunda gururla taşıyan bir takımdı galatasaray dün gece...
    f.bahçe ilk yarıda kabuğundan dışarı çıkamadı... iki top yapsa neredeyse kutlama yapacaktı...
    maç neredeyse volkan'la g.saray arasında oynanıyordu.. bir boksör gibi sürekli yumrukları yiyen volkan'dı...
    colin kazım, emre çolak, milan baros, johan elmander, kaleci volkan'ı neredeyse hayata küstürdü...
    g.saray tarihini bir fırsatı yakalayacak pozisyonlardan ancak ikisini eboue ve elmander'le gole çevirirken, f.bahçe'nin ise yürüyecek hali bile yoktu.
    taraftar müthişti
    ikinci yarıda aykut kocaman'ın hamleleri hiç ama hiç işe yaramadı..
    hiç kimse eveleyip gevelemesin; g.saray tek kelimeyle f.bahçe'yi ezdi, nefes aldırmadı müthiş bir galibiyete imza attı...
    yani futbol aklını oyunun her anına yansıtan taraf kazandı...
    g.saray taraftarının müthiş tribün performansı galibiyette etkili oldu.
    bu futbola emeği geçen herkese başta fatih terim olmak üzere tüm futbolcuların yüreğine sağlık...

    --- alıntı ---
  • 58
    12.12.2011 tarihli akşam gazetesindeki yazısı

    --- alıntı ---

    g.saray rüzgarı esmeye devam ediyor

    g.saray rüzgarı, trabzon'da da sürdü... hem de öyle bir rüzgar ki önüne kim gelirse gelsin devirecek güçteydi.
    bunu oyuna uyarlarsak; f.bahçe maçında başlayan rüzgar, avni aker'de de her şeyiyle devam etti.

    dostluk gösterisi
    melo, semih, emre çolak ve diğerleri oyunun her anında trabzonspor'a karşı üstündü.
    fatih terim ile şenol güneş maça koridorda sohbetle başlayıp elele tutuşarak çıkarken bu dostluk gösterisi maça da yansıdı.
    dikkatimi çeken şey; 38. dakikada selçuk kaybettiği anlamsız bir topla fatih terim'i çılgına döndürdü. terim, ümit davala ve hasan şaş'a; 'hemen engin'i alıyorum, selçuk'u değiştireceğim' dedi ve engin'i ısınmaya gönderdi.

    kendini affettirdi
    tribünler selçuk'un ritmini bozmuştu. ancak 44. dakikada selçuk ikinci golü atarken kendini terim'e affettirdi. kendini affettiren bir başka isim de trabzon'dan gönderilen ceyhun gülselam'dı. son golü atan ceyhun, bir nevi trabzonspor'dan gönderilmesinin hesabını kesmiş oldu.
    f.bahçe galibiyetinin başaktörleri tüm takımdı. bu maçta semih ve ujfalusi arkadaşlarına oranla daha ön plana çıkan isimlerdi.
    yine maçın devre arasında kazım ile giray ve elmander sert şekilde tartıştı. burak yılmaz soyunma odasına giderken taraftarlar 'adam gibi oynasına' diye bağırınca burak yılmaz çıldırdı ve eldivenlerini tribünlere attı.

    terim ders veriyor
    oyuncuları yatıştırmak da fatih terim ile abdurrahim albayrak'a kaldı.
    özetle; g.saray'da fatih terim bir takım nasıl kurulur, nasıl maça hazırlanır, nasıl büyük olunur herşeyiyle gösterdi. ve hakkıyla rüzgarını trabzon'da da estirdi.

    --- alıntı ---
  • 59
    --- alıntı ---

    "sporun zirvesi istanbul 2011" etkinliklerinde lig tv'ye ödül yağdı. lig tv, 3. ödülünü de 'yılın spor yazarı' dalında aldı. akşam gazetesi'nde yazılarına devam eden lig tv'nin deneyimli ismi bahri havadır da ödüle layık görülen isim oldu''

    --- alıntı ---

    adamı en iyi spor yazarı seçmişler. türk spor camiasının ne hallere düştüğünün de bir göstergesi galiba.

    edit: bu da link beyler http://www.ligtv.com.tr/.../?r=1&hid=103411
  • 61
    04.01.2012 tarihli akşam gazetesindeki yazısı.

    --- alıntı ---

    emre'nin gecesi

    maçtan önce soyunma odası koridorları; fatih terim'le yeni teknik direktör arif erdem kolkola sempatik bir fotoğraf karesiydi.
    g.saray'ın unutulmaz golcüsü tarık hodziç'in terim'e sarılıp ağlamamak için kendini zor tutması duygusal bir andı... soğuk havada tribünlerin içini ıstan şarkılar-türküler söyleyip, maça her zaman hazırız demeleri futbol adına güzelliklerdi...
    futbolcuların seremoni öncesinde birbirleriyle şakalaşmaları, espriler yapması, gözlerindeki ışıltı, futbolu özlemiş olmalarının kanıtıydı...
    böyle bir atmosferde başladı maç... her geçen gün yıldızı yükselen emre çolak'ın 7. dakikadaki golü heyecan fırtınasının habercisi oldu...
    sonra orta alanda arif erdem'in öğrencileri hakimiyeti ele geçirdi. ancak elmander'in durgun olduğu da gözden kaçmadı. top iki kale arasında çığlıklar arasında gidip gelirken edin visca eşitliği sağladı. burada g.saray savunmasınn pozisyon hatası vardı...
    güzel hava gerildi
    doka'nın engin'e yaptığı sert hareketin etkisinde kalan halis özkahya, ilk yarının bitimine beş dakika kala webo'ya kırmızı kart gösterirken, ağır bir karar olarak kayıtlara geçti... o güzelim hava boşu boşuna gerildi...
    iki teknik adam bile kararı saha kenarında yorumlamaya çalışırken, arif erdem, terim'in boynuna sarılarak 'hocam yanlış anlamayın ben sadece ne olduğu öğrenmek istedim' diye konuya açıklık getirdi.
    ikinci yarıdaki temponun zirve yaptığı bölümde yine emre çolak sahneye çıktı... özgüven, yetenekle birleştiğinde durumu 2-1'e getirdi genç emre.
    milan baros'un şutunda top tıngır- mıngır ağlara giderken, herkes derin bir oh çekerken, colin kazım'ın bencilliği gözlerden kaçmadı...
    özetle, emre çolak geceye damgasın vuran adam oldu... peki riera gollerde aklından ne geçirdi acaba? veya daha yolun başında olan arif erdem; 'teknik adam olarak öğreneceğim çok şey var' dedi mi acaba?
    kim ne derse desin, ne düşünürse düşünsün g.saray bıraktığı yerden aynı hırsla devam ediyor...

    --- alıntı ---
  • 64
    bahri havadır klübe her zaman yakın olmuş lig tv de yer almasına rağmen gs tvdeki bir çok çalışandan daha çok bilgiye ve istihbarata sahip olmuş bir insandır. bu istihbaratın lig tvye akması yerine bu tecrübeden gs tv de yararlanılmak istenmesi bence çok takdire şaiyan bir hamle yönetim adına.

    gs tv de ulusal kanallarda ve büyük kanallarda kendini ispatlamış daha çok insanın yer alması gerekir ki kanalın kalitesi artsın.

    tanım: yönetimin gstv ye yaptığı transfer. * **
  • 68
    lig tv'den galatasaray'a geçmiştir, lig tv'den birini kulübe sokan zihniyete tüküreyim, ünal aysal bu tür ufak detaylara dikkat etmezse yarın öbürgün bu hamleler terse döner bunu hesaba katmayı unutmasın bence.

    1) yeteneksiz
    2) yabancı oyuncular ile röportaj yapacak donanıma sahip değil
    3) lig tv çalışanı
    4) türk oyunculara mikrofonu uzatmak haricinde ne işe yarar bunu gören varsa beri gelsin.
  • 69
    umut bulut'tan sonra bu sezonun en önemli transferi. ikisine de taraftarın büyük çoğunluğu karşıydı. ikisi de şu ana kadar anormal işler yapıyor. hep diyorum, transfer döneminde taraftar kimi istemiyorsa, tak alacaksın. kime mesafeliyse, ertesi gün önüne 3 yıllık sözleşme koyacaksın. başka türlü başarılı olamadık çünkü.

    transfer dönemlerinde taraftarın istediği, gelmesi için gece gündüz nöbet tuttuğu 10 isim varsa bunların en az 8'i başarısız oldu. dudak bükülenlerin, mesafeli olunanların, nötr kalınanların da bütününe yakınında tam tersi cereyan etti. bahri havadır da bunlardan biri. mahmuti sonrası ergin ataman da öyle olacak. umut bulut da öyle oldu. ujfalusi'ye karşıydık. adam hepimizi göt etti. elmander'i hiçbirimiz aman gelse de şova başlasa diye beklemedik. lincoln, elano, kewell, baros, keita, meira, cana..bunların hepsine çocuk kestik. akıttığımız kanlarla kaldık :(

    bahri havadır da transfer döneminin yanlış gözüken doğrularından. acayip bir noktaya getirdi galatasaray tv'yi. son 2-3 ayda kendisini emre çolak'tan daha fazla geliştiren biri/bir şey varsa o da galatasaray tv'dir arkadaşlar. uğur arslan da ''benzemez kimse sana''yla çok farklı bir yere geldi ama ilk 2 galatasaray tv ve emre çolak.

    geçen gün kanalı izlerken annem: ''ben bilmem eşim bilir de olsa çok güzel olurmuş.'' dedi. düşün kanalın geldiği yeri.

    teşekkürler bahri havadır.
App Store'dan indirin Google Play'den alın