*

resim
Adnan Polat
Görev:Başkan
Takım:-
Yaş:72
Uyruk:Türkiye
  • 3516
    elano'nun galatasaray'ı antrenman kulübü gibi kullanmasını sağlamış eski başkan. geçmişte ne yaparsa yapsın sadece bu bile her şeyi götürüyor bence. bonservisine 7 milyon euro senelik 3.5 milyon euro verdiğimiz futbolcu ayda 3 maç gibi bir sınır koyuyor dünya kupasına hazırlanmak için biz bunu üstüne kabul ediyoruz ve bunu da yıllar sonra kendisi açıklıyor açıklamasa bilemeyecekti hiç kimse. biz bugün neden mali olarak kötü durumdayız dediğimiz zaman bu tarz transferlerin etkisi yadsınamayacak kadar büyük.

    --- alıntı ---

    2010 dünya kupası'na bir yıl boyunca hazırlık yaptığını anlatan elano, "manchester city'den ayrılarak galatasaray'a gittiğimde, sözleşmeme turnuvaya hazırlanabilmem için bir ay içinde en fazla üç maçta oynama maddesi ekletmiştim. yani birçok maçta yedek kulübesindeydim. brezilya basını bu durumu öfkeyle karşıladı çünkü anlamamışlardı. ama ben evde hazırlıklarımı yapıyordum. psikolojik ve fiziksel olarak hazırlanıp beslenmeme dikkat ediyordum. dunga da bunu biliyordu. türkiye'ye giderken de ona danışmıştım." dedi.
    --- alıntı ---

    https://www.goal.com/...g9ponp31andbl2zaccnz
  • 3770
    ben ticarette kendi malının değerini, karşı taraftan herhangi bir itiraz gelmeden indiren bir kişiye bile rastlamadım. ancak malında defo varsa indirim yaparsın. peki yıllardır paraya para demeyen adamlar bunu bilmiyor mu? bal gibi de biliyor. bir yeniyetmeden ticaretin kuralını öğrenmeyecek kadar biliyor. o zaman sorun nedir? bunun o kadar fazla cevabı var ki. bu camiadan insanlara bunları yakıştıramıyorum ama hepimizin düşündüğü gibi galatasaray büyük ihtimalle birilerine peşkeş çekiliyor. umuyorum adnan polat ve dursun özbek bu işten el çektirilirler ve bir daha da galatasaray'la ilgili herhangi bir faaliyetin içinde bulunmazlar. en büyük koç düşmanlarından biri olarak neredeyse "başımıza ali koç gelse keşke" diyecek kadar bıktım bu haince işlerden.
  • 97
    rahat uyudunuz mu sayın yöneticilerimiz. maçtan sonra sayın başkanımız, tezgaha kurban gittiğimizi söyledi. hatta ilk defa fenerbahçe ile işbirlikçi olup, birlikte kumpasa getirildiğimizi anlatmaya çalıştı, bozuk diksiyon, kontrabas sesiyle. bende rahat ettim artık, madem ki bilerek yapılmış onca şey, üzülmeye ne gerek var dedim ve kendi payıma rahat uyudum!

    bir şeyi çok merak eder dururum yıllardır. başımızdaki kaderimizin karar vericileri, kendi işlerinde acaba nasıllar. örnek, ege seramik'e bir genel müdür makamına eşşek yükü para ödeyerek bir odacıyı transfer etse, 6 ay sonra fabrika sendelediğinde, yine bir eşşek yükü tazminat ödeyerek odacıyı kovup, yerine bir ton daha para vererek bir çaycıyı getirse ne olur?

    hiç bir şey olmaz kendi parasıdır, sokağa atarmı, içinizde kimbilir ne cevherler vardır, gidin bakalım iş isteyin verirler mi. maskeli balodayız sanıyorlar kendilerini ancak maskeleri bile yok. milyonlarca galatasaray'lının üzüleceğine sevineceğine, üç beş zengin galatasaray'lı karar veriyor. sistem aynı sistem, toplasan 20 kişi yoklar, sırayla para harcıyorlar. sırayla bezdiriyorlar bizi canımızdan. blogları okuyorum, gece bütün spor yazarlarını okudum. hiç biri bizim bloglardaki gibi yazmamış. niye yazsın, kendileri de sistemin içindeler. koskoca ülkenin en büyük iki takımı 3-5 kodamanın elinde maskaraya döndü. tek bir şut yok, 3 pas yapan yok, sanki beraberlik ikisinede yarıyor gibi en ufak bir kaygı yok. bizde hoca bile yok, var da zararımıza. ilk yarım saatte 2 oyuncusu değişmiş takıma karşı en ufak bir hamlesi yok. uzatmalarda nonda'yı oyuna sokarken ne düşündü acaba. manda yemiş semiz nonda'yı her halde kavga çıkınca boksör olarak kullanmayı düşünmüştür.

    lincoln'ü gözümüzden sonra gönlümüzden de düşürmeyi becerdi işte daha neyapsın. bir de utanmadan daha her şey bitmedi, kredimiz tükendi diyor. her maçı yensen ne olacak, bundan sonra kaç kişi maça gidecek? kaç kişi yeni sezon kombinesini alacak? duygularımız sevgimiz bu kadar ucuzmu bizim? her şey paramıdır sizin için? akılları sıra kurnazlar, fener'i yenip o gazla 8 ay sonraki, maçın parasını kapacaklar. kapınca ne yapacaksın ki parayı? fosil feldkamp'a tazminat mı ödeyeceksin?

    yenemedin, kes cezayı futbolcuya, yine yenemedin hocayı kov, sen getirmemişin gibi. o da olmadı hakemlere bilet kes, olmadı komplo üret, bizi indirdiler de. sakın deme ama ben ne anlarım galatasaray başkanlığından. taraftarız biz çekeriz cefa, unutur gideriz bir sonraki maç herşeyi. bülent korkmaz'ın hanımı 2002 den beri ilk defa maça geliyormuş. insan kocasının oynadığı, oynattığı takımın maçına bile gelmezmi? gelmez, bunların hiç biri futbolu da galatasaray'ıda sevmez. kendileri işin içinde yoksa en büyük maçta bile ergün penbe misali bowling oynar yine maç seyretmez.

    aslında bizde seyretmiyoruz ağalar. sanmayın ki maça gelenler futbolu sevdikleri için geliyorlar. bedava loca ver bakalım bir kişi çıkar mı fenerbahçe stadında maç seyredecek. şu devre arasında işemek için sidik gölünün içine daldığımın stadı onların sırça köşklerinden daha mamur niçin gelir bizlere. biz formayı, renkleri seviyoruz abiler. o formanın içindekileri de sevmemiz ömür alıyor. bir ömür süresince 2 kişi çıkar yada çıkmaz. formanın dışındayken de sevmemiz için metin oktay olsun isteriz, arda turan olsun isteriz.

    galatasaray'ın şu ligte 5. olması için futbolcuya bile ihtiyaç yok. boşuna para vermeyin bari şu son iki ay. hepsine izin verin, seneye oynatmayacaklarınızı şimdiden gönderin. hayallerimizi, umutlarımızı, heyecanımızı aldınız bizden. en yoğun galatasaray'lı taraftarın 23.000 kişisi tribünlerdeydi. ikinci yarı soluk bile veremez olduk, bırakın bağırmayı. korner atmaya gidecek adam yok, maç bitiminde bari kavga edelim dediler. seyirciye şirin görünmek için yok yere dalaştılar. pozisyon yok, maç bitmiş, elektrikli bir durum yok 4 kişi oyundan atılıyor. sonra hakeme bok atıyorlar. hakem ne yapsın futbolcuların hepsi üç kağıtçı, çoğu ahlaksız.

    her sene yeni bir takım kurup, hayal tüccarlığı yapanlar, bir sene de siz olmayın, çekin gidin, maça gelmeyin, hiç kimseyi transfer etmeyin. başımızda hoca falan da istemez. yok gitmeyecekseniz benden paso, ben gidiyorum. bu tiyatroyu artık seyredemeyeceğim. benim sevdiğim, uğruna ölümlere gidip geldiğim takım bu takım değil. artık umudum yok, hiç bir zaman da olmayacak.

    suçlu sorumlu aramayın boşuna, tek bir suçlu vardır o da galatasaray başkanı'dır. monşer adnan'ın yerine embesil özhan'ı, çırak bülent'in yerine çaylak skibbe'yi arayacağımı biri söylese kavga ederdim. ettim de zaten(atahan kardeş'le).

    büyük galatasaray taraftarı, okumuş, okuyan gençlik, ne yapın yapın kapalı tribün ruhunu yönetim kademelerine taşıyın. inanın bizim zamanımızda böyle bir kaygı yoktu. o zaman oynayanlar da, yöneticiler de kirlenmemişti. biz kirli değildik. saf bir galatasaray'lıydık. şimdi ki hokkabazlar olsaydı inanın ne yapar yapar o biz bu makamları bunlara bu kadar kolay teslim etmezdik. bizden geçti, gelecek sizindir, gösterin kendinizi.
  • 3473
    fatih hoca kendisinin tercihini kabul etseydi muhtemelen suan sampiyonluk sayimiz 17de sabitlenmis olacakti. cunku kendisinin vizyonu nedeniyle terim culiolarla, stancularla, zapatalarla sampiyonluk kovalayacakti. muhtemelen basarisiz olup ardindan 1 sezon daha sallantili calkantili bir galatasaray daha gorup terimi de polati da gondererek olaysiz dagilacaktik. galatasaray da o kaostan bir daha sittin sene cikamayacakti.

    fatih terimin bizdeki sonsuz kredisi sanilanin aksine birinci doneminden degil ucuncu doneminden kaynaklanmaktadir. o dibi gormus, psikolojik olarak bitmis bir camiayi ayaga kaldirdi. kendisini hic sevmesem de o donem unal aysalin hakkini yiyemeyiz. terim kimi istese hayir demedi. o takim muslerasiyla, melosuyla, ujfasiyla, elmanderiyle sadece sampiyin olmadi; 30milyonluk bir camiayi yeniden buyuk olduguna inandirdi. halbuki terim 3 ay once polatla yola devam etseydi simdi 4 yildizin kalan 3 kolunu dolduracagiz diye propaganda yapiyor olacaktik.

    velhasil hoca cok kritik bir karar vererek polati siktiretmis, iyi de etmis.
  • 3688
    dağ başına yaptırdıkları stadın 10 yıllık isim haklarından gelen parayı haldun üstünel ile birlikte yanlış kadro mühendisliği yaparak çar çur etmiş, başarı gelmemesi bir yana dursun elde de çok kötü bir kadro kalmıştı. kazanın kaynadığını fark edince başkanlık süresini biraz daha uzatabilmek adına fatih hocaya teklif yapmış ancak reddedilmişti. sen 2 sene boyunca paraları çar çur et. kurduğun kadro da dağılsın. elde mehmet batdal, serdar özkan, ali turan kalınca fatih hocam ben batıyorum gel beraber batalım. hala ne durumda, nasıl şartlar altında ve ne amaçla teklif yaptığına bakmayıp da teklifini reddetti diye fatih hocaya bitmez, tükenmez bilmeyen bir kin duyuyor olması da ayrı bir komedi.

    kendisini her şeye rağmen kıyısından köşesinden severim. ama şu konuyu gerçekten gereksiz uzatıyor. o teklifi kendisi olsa kendisi bile kabul etmezdi zira.
  • 3382
    kendisini idari yönden ibra etmeyenlere saygı duymuştum ama meğerse adnan polat'ın suçu başarısız olması değilmiş, galatasaray liseli olmamasıymış.

    2006 yılında şampiyonluğa giderken, takıma verilen çekler bile karşılıksız çıkıyorken kurtarıcı olarak yönetime gelmiş ve sonrasında başkanlığı sürecinde futbol aş. ayrımı tüzük değişikliği, stad yenilemesi gibi güzel işler yapan yönetim sırf futbolda başarısız diye ibra edilmezken, galatasaray tarihinin gördüğü ve göreceği en başarısız başkan ve yönetiminin onca zarar açıkça ortadayken ibra edilmesi ve bunu şova dönüştürmesi ne kadar iki yüzlü bir üyelerin olduğunu bir kez daha açığa çıkardı.
  • 3502
    başkanlığı öncesinde kendisinden beklenti ve başkanlık performansı itibariyle ali koç'un bizdeki versiyonudur. çok parlak, rakiplere karşı agresif, iş bitirici profiliyle taraftarların gönlündeki başkandı. gönüllerdeki başkanın gelişi, bir an evvel bitmesini dört gözle beklediğimiz özhan canaydın dönemiyle de birleşince bizim için ideal senaryo oluşmuştu. ama o 'şahin yönetici'den güvercin bir başkan çıkmış, galatasaray'ın haklarını hiçbir alanda savunamamış ve oturduğu makamın en önemli sorumluluğu olan temsil sorumluluğunu yerine getirememişti.

    daha önce samimiyetle gitse ve çok muhterem adnan sezgin'inden vazgeçmeyi göze alabilse olumlu yanıt alabileceği fatih terim'e ancak ve ancak sezonun ortasında ateşe düşünce gitmiş ve hoca'nın "samimi bulmadım" dediği teklifi reddedilmişti. adnan bey bu cevaba epey içerlemiş olacak ki üzerinden yıllar geçtikten sonra dahi hoca'ya kinini her bulduğu fırsatta kusmakta beis görmez.

    çok hayaller kurduğumuz adnan polat başkanlığında (mart ayında devraldığı 2008 şampiyonluğu hariç bırakılırsa) 2008-2011 yılları arasında 5 teknik direktörle çalıştık, şampiyonluk göremedik, fenerbahçe'yi yenemedik. çok iyi bir ikinci adamdan çok kötü bir birinci adam çıkardık.
  • 3675
    https://twitter.com/.../1671949702873358336

    --- alıntı ---

    adnan polat: "frank rijkaard ile paris'te buluştuk ve ikna ettim. iyi başladık ama futbolcuları maçtan önce kampa almıyordu. rijkaard'a 'burası türkiye, böyle olmaz' dedim. uyarılarımızı dinlemedi. o sırada türkiye'de bir arkadaşımızdan teknik direktör olarak söz aldık ve rijkaard'a teşekkür ettik. ağlayarak gitti. sonra o arkadaş 'ailemle konuştum ve vazgeçtim' dedi. ismini bile anmak istemiyorum o vazgeçen kişinin.

    --- alıntı ---

    "türkiye'de bir arkadaşımızdan" diyerek kast ettiği kişinin fatih terim olduğu iddia ediliyor. fatih terim'in de o dönem adnan polat'ı reddettiği biliniyor ancak önce kabul edip sonra reddettiği iddiasını galiba ilk defa bugün duyduk.

    twitter'da bu konu üzerine yapılan yorumlar genel olarak fatih terim'in reddedişi üzerine yoğunlaşmış ancak bana esas ilginç gelen nokta adnan polat'ın frank rijkaard sürecini yönetiş şekli.

    "iyi başladık ama futbolcuları maçtan önce kampa almıyordu. rijkaard'a 'burası türkiye, böyle olmaz' dedim. uyarılarımızı dinlemedi."

    bunu çok normal ve makul bir şeymiş gibi söylüyor olması zihniyetini yansıtmakla beraber 2008-2011 arası dönemin bizim için o denli karanlık geçmesinin sebeplerine dair ipuçlarını da gözler önüne seriyor.
  • 3568
    25 nisan 2021 kontra programında uğur karakullukçu'nun özellikle altını çizdiği isim.

    aynı yorumu bende içimde yapmıştım, burada da dile getirmekte fayda görüyorum.
    ultraslan denen oluşumun bu kadar palazlanmasında 1 numara sorumlu kendisidir. hükümete yakındır ve fatih hocayla arası hiç iyi değil.

    ultraslan denen oluşum bugün eğer fatih hocaya saldırıyorsa ve adnan polat'ın adaylığı hala belirsizse, bu işte bir bit yeniği aramak lazım. (burada yiğit şardan'a da bir parantez açmak lazım. adnan polat girmeyecekse yiğit şardan'ı destekleyebilir.)

    şahsen, klüp içerisinde asla istemeyeceğim bir isim. dursun özbek gelsin daha iyi.
  • 3602
    öncelikle kendisi çok rahat diş geçirilebilecek bir başkandı. tarihi yeniden yazmanın lüzumu yok. bırakın dışarıdan diş geçirmeleri, yönetimindeki başkan yardımcısı mehmet helvacı kendisine karşı hizip oluşturdu. dışarıdan ise zaten vur ensesine al lokmayı. fener yönetimiyle nasıl "kanka" olduklarını tapelerden gördük. kankası aziz yıldırım içeri düşünce de hemen ziyaretine koşmuştu.

    gelelim kâr-zarar açıklamasına. kendisi har vurup harman savurma noktasında başkasına kızacak son insandır. sırf mart 2010 seçimleri öncesinde seçim kazanmak için getirdiği jo ve giovanni dos santos'u unutmuş galiba. hadi onu geçtim euro'nun normal seviyede olduğu bir dönemde istikrarlı kadro, teknik heyet, altyapı organizasyonu oluşturamamış ve en sonunda küme düşmekten son anda kurtulan bir futbol takımını halefi ünal aysal'a bırakmıştı. ünal aysal ve fatih terim para harcamayıp ne yapacaktı? senin o muhteşem 8.liği son anda yakalayan futbol takımınla mı devam etselerdi ?

    sadece zekeriya öz'ü galatasaray kongre üyesi yaptığı için bile kulüpten ihraç edilmesi gerekirken başkanlığı konuşuluyor, ne acı bir durum galatasarayımız için .
  • 3571
    döneminde galatasaray'ı sportif başarı açısından sıfırlamasının yanı sıra, önceki yönetimden 158 milyon dolar olarak devraldığı borç alacak farkını 328 milyon dolar olarak devretmiştir. bunun yanında türk telekom stadının loca gelirlerini peşin olarak harcayarak, kendisinden sonra gelen yönetime 1 kuruş bırakmamıştır, kendisinden sonraki yönetimin harcayacağı paraları tırtıklamıştır.
  • 3507
    3 sezonluk galatasaray başkanlığı dönemi bir tarafa, yalnızca ünal aysal'ın seçildiği seçimli genel kurulun olduğu sezonun dönemi başlı başına hatalarla doludur. bu sezondaki akıllara zarar kadro planlaması, garip oyuncu transferleri ve ayrılıklar, rijkaard-hagi-bülent ünder gibi birbirinden alakasız teknik direktör tercihleri, adnan sezgin'den bir türlü vazgeçememesi gibi kötü olaylar yeterince başarısız olmaya yeter de artar bile. bununla birlikte, sportif ve yönetimsel başarı ve başarısızlıklar bir yana, türk telekom stadyumu'nun açılışındaki olaylar sonrasındaki tavırları bile en hafif tabirle bir galatasaray başkanına yakışmamıştır. en son kameralarla beraber dönemin başbakanını protesto edenleri tespit ettirip gereğini yaptıracaktı. ne oldu acaba merak ettim, bir netice alabildi mi...
    ancak yiğidi öldürüp, hakkını verelim. başarıyla gerçekleştirdiği çok kritik bir şey vardı: sportif aş ve futbol aş'yi birleştirmek. diğer tüm icraatlerini eleştirir, yerden yere vururuz. neredeyse hepsine katılırım da. ancak 2010 yılındaki şirket birleşimlerinin sıkıntısız şekilde birleşmesi kendisinin gayretleri doğrultusunda olmuştur.

    adnan polat'ın haricinde genel olarak söylemem gereken bir şey varsa, o da son 25 senede herhangi bir galatasaray başkanı konusunda olumlu yönde hemfikir kaldığımız isim olmaması epey düşündürücü ve endişe vericidir. alp yalman, faruk süren, mehmet cansun, özhan canaydın, adnan polat, ünal aysal, duygun yarsuvat, dursun özbek ve mustafa cengiz'in başkanlık yaptığı bu dönemde taraftarlar herhangi bir isimde başarılı anlamda mutabık kalamıyor. birinin övüp sevdiği ismi öteki taraftarımız epey başarısız ve kötü yad edebiliyor.
  • 1987
    en güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    ben sokakta rastlasam bile tanımayım diye
    en güzel günlerimin bu üç mel' un adamını
    yer yer tırnaklarımla kazıdım
    hatıralarımın camını..
    en güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    biri sensin,
    biri o,*
    biri ötekisi..*
    düşmanımdır ikisi..
    sana gelince...
    yazıyorsun..
    okuyorum..
    kanlı bıçaklı düşmanım bile olsa,
    insanın
    bu rütbe alçalabilmesinden korkuyorum..
    ne yazık!..
    ne kadar
    beraber geçmiş günlerimiz var;
    senin
    ve benim
    en güzel günlerimiz..
    kalbimin kanıyla götüreceğim
    ebediyete
    ben o günleri..
    sana gelince, sen o günleri -
    kendi oğluyla yatan,
    kızlarının körpe etini satan
    bir ana gibi satıyorsun!.
    satıyorsun:
    günde on kaat,
    bir çift rugan pabuç,
    sıcak bir döşek
    ve üç yüz papellik rahat
    için...
    en güzel günlerimin
    üç mel'un adamı var:
    biri sensin,
    biri o,
    biri ötekisi...
    kanlı bıçaklı düşmanımdır ikisi...
    sana gelince...
    ne ben sezarım,
    ne de sen brütüssün...
    ne ben sana kızarım
    ne de zatın zahmet edip bana küssün..
    artık seninle biz,
    düşman bile değiliz..
App Store'dan indirin Google Play'den alın