• 176
    takımın başına geldiği andan beri hagi'nin yanına iliştirdiğim ünlemi, soru işaretiyle değiştirdiğim maçtır.
    arda turan, çağlar birinci ve pino hariç tam kadro çıktığımız maçta bile oyuncuları kendi mevkisinde oynatmamıştır.
    ne yaptığını sorgulamayacak masiflikte seviyoruz seni hagi, ama -en azından - normal olanı bir denesen be iki gözüm?
  • 177
    son dakikalarda gaziantepspor'un %100'lük penaltısının verilmediği maçtır.

    büyük takım gibi oynayan taraf gaziantepspor'du, biz ise sıradan bir anadolu takımı gibiydik... hani olur ya, her sıradan anadolu takımında maç esnasında iyi oynayan 1-2 oyuncusu olur, bizde de aynen öyleydi.

    hagi teknik direktör falan değil, öyle olduğunu düşünenler büyük bir gafletin içindedir. stancu'yu forvet arkası, neill'i önlibero, cana'yı stoper oynatan birini kimse bana savunmasın. antep'in attığı özellikle 3. gol tekrar tekrar seyredilsin. galatasaray'ın gol kaçırmadan, organize atak geliştirmeden maç bitirdiğini, teknik dizilişi olmadan nasıl futbol oynandığını bize gösteren büyük teknik direktörümsü hagi'ye esenlikler diliyorum.

    futbolculuğun tamam eyvallah, ama teknik direktörlüğün beş para etmez.

    galatasaray kupadan elenirse kim var kim yok hepsi çekip gitsin, paf takımı gelir oynar yine de ligde kalır!

    rezil herifler.
  • 181
    sözlüğe gıcık olmama neden olan maç.

    takım 5 yeni oyuncu oynatmış, 2 oyuncu asya kupasından gelmiş, karşımızda sistemi, kadrosu oturmuş bir takım var. ilk maçtan makine gibi oynamayı mı bekliyorduk allah aşkına? biraz sabır, sabır, sabır... sabır yeminlerinizi ne çabuk unutuyorsunuz siz? ne çabuk adam harcıyorsunuz öyle...

    hagi yeni bir anlayış, yeni bir sistem oturtmaya çalışıyor. yeni bir şeyler deniyor. bu işler üç günde olmuş olsaydı zaten o adamın adı hagi olmazdı.
  • 182
    --- özet geç ---

    - eldeki oyunculara bakacak olursak -sarp ile baltayı saymazsak- iyi bir kadroyla sahaya çıktık.
    - allahım ayhansız futbol ne güzel ne güzel, bu bile.
    - zapata'nın yediği golleri ufuk yese tepkim olurdu zira bu ufuk'un ilk maçı olmayacaktı. bekleyip göreceğiz ilk maçtan asılması saçma.
    - mustafa sarp ne kadar asist yapmış da olsa o girdiği andan itibaren ortasaha çöktü. bi yürü git artık la.
    - neill'ı eski yerine çekmek lazım, ön libero gibi değil bek gibi oynadı bu yüzden geride kabul ettik adamları.
    - derdimiz kupa değil falan deniyor ama bu sene benim derdim kupa valla arkadaş, bu takımın bi umuda ihtiyacı var içimiz kıyıldı başarısızlıktan.
    - bu yüzden skor o kadar da kötü değil, evimizde turu atlarız diyorum. maçı taraftar alacaktır.
    - yabancı kontenjanı kaldırılmadığı sürece hakan baltalara mustafa sarplara mahkum kalacağız vallaha ciğerim yanıyor.
    - hakan sen kocaman bir baltasın.

    --- özet geç ---
  • 187
    fethi taner ve toplama adamlar, ismi çok tartışılmış bir gruptur, 1993’de iş dönüşü istanbul kenti’nde albümü çıkardılar. albüm bile denmez belki sadece kaset olarak çıkmış, çok başarılı bir türkçe blues albümüdür, meraklısı bir yerlerden bulsun, pişman olmaz. fizy veya youtube’da yok ne yazık ki. bunları yazdım ki, havalı gözüksün yazı, yoksa sadece saha içi olunca sergen benden daha iyi anlatıyor valla. galatasaray’da bugün bu durumdaydı; toplama adamlar.

    o kadar bariz bir şekilde ki bu, kimse kimsenin neyi nasıl yapabileceğini bilmiyor. şöhretler turnuvasına gelmiş profesyonel futbolcular gibiler.

    kilit yerdeki adamların hepsi ilk kez oynadı takımla birlikte. kilit mevkiler, kaleciden santrafora çizilen doğrunun geçtiği yerlerdir.
    zapata, neill, kewell. bu bir risk. ama bu adamlar işi bilen profesyoneller olduğu için hiç sırıtmadılar. en azından daha önce oynadıklarından başka bir şey oynamadılar. aklıma gelmişken zapata’ya laf edecek olan varsa ne yapmasını istediğini bana bir söylese çok memnun olurum. ilk golde altı pastan vurulan topta, kornerden direğin altına giden topta ya da son golde rakibe topa vurma şansı verilen bir pozisyonda top diğerin alt dibine gidiyorsa bir kaleci ne yapabilir. bu üç pozisyonu da çıkaracak bir kaleci var mıdır, varsa ne kadar ödemek gerekir? yine cevap bekleyen sorular.

    bunun dışında görünen şu ki, kimse en iyi oynadığı yerde oynamıyor. hep bir ikame arayışı var. bu hagi’nin devre arasında da takımı ellerine alamadığını gösterdi. hagi hala takımın tam anlamıyla sahibi değil, sezon sonuna doğru hagi’nin takımını göreceğiz, umarım geç olmaz. geç olursa, seneye yeniden sil baştan olursa, kulüp 1,5 sene bittiğinde kombinesini yenileyecek taraftar bulamaz.

    maça dönersek bir takımın diğerine baskı kurduğu, oyununu kabul ettirdiği bir oyun olmadı doğrusu. trt’de maçı anlatan beylerin gaziantepspor çok iyi oynuyor demelerine bir anlam veremedim. toplama galatasaray’a karşı pozisyonu yok adam gibi. bu ne biliyor musunuz? galatasaray hala korku salıyor etrafına.

    bunun dışında galatasaray’daki sorunlar devam ediyor. hala orta sahada top almaya gelen adam yok. allah için culio ile stancu forvette kendilerini boşa çıkarmak için çok uğraştılar. savunma, rakip üstüne gelirken geri geri kaçmayı sürdüyor. cana ve servet cansiperane oynamalarına rağmen, rakip üstlerine gelirken bocalamaya devam ediyorlar. ama bu normal, geri geri kaçmamak için orta sahadan destek lazım. hagi keşke yekta-sarp değişikliği yapıp orta sahada neill’e destek olmayı yekta’yı çıkarmadan yapsaydı, çok daha iyi olurdu. sarp yine pijamalarını giyip sahaya çıkmıştı.

    balta’daki formsuzluk ısrarla sürüyor, bütün hocalar da ısrarla oynatıyor. neden acaba? hakikaten çok merak ediyorum, neden? özellikle dakika 60’dan sonra oyundan tamamen kopuyor. vücut yorulunca kafa çalışmaz. bana sık oluyor, oradan biliyorum. ama 44 yaşındayım be abicim.

    birazdan anlatacaklarıma balıklama atlayanlar olabilir diye peşinen söyleyeyim, ben galatasaray takımının sadece transferle düzeleceğine inanmıyorum. asıl sorunun ne olduğunu sanırım yaznın sondan ikinci paragrafında bulacaksınız. amma velakin, transferden de bahsetmek gerek.
    galatasaray yönetimi eğer bugüne kadar çuvallamadıysa (bir an için öyle düşünün yav, ilk çuvallamaları varsayın) bu ara transferde bir santrafor ve bir orta saha almayarak çuvallamıştır. kewell, kazım, pino santrafor değil, öğrendiğimiz kadarıyla stancu da santrafor değil. elimizde safkan santrfor sadece baros kaldı, batdal’ı da gönderince. anıl var ama hocalar kullanmıyorlar, tecrübe eksikliği sebep olabilir.
    yine de santrafordan önemli bir eksiğimiz var. orta sahada top taşıyan adamımız yok. hem de epeydir yok. hiç misimoviç diye gelmeyin, o da top taşıyan bir oyuncu değil. dur isim vereyim hepimiz rahat edelim. bize emre belözoğlu lazım. hem topa basacak, hem topa basacak. aradaki farkı anladın? topu kazanınca, çalımla, driblingle rakip sahaya geçecek, araya, yana oynayabilecek, kaleye şut atabilecek. özetle topu kaybetmeyecek. ille de emre gibi hakemlere, rakiplere saldıran bir tip olmasına gerek yok, aklınız oraya gitmesin.

    ama taraftarı provakatörlükle suçlayan yönetim bu tip adamları alamadı. nasıl olabilir ki? bursa miller’ı hemen peşinden altidore’u alabiliyor, gaziantep cenk tosun’u alabiliyor ki cenk bize bugün 2 gol attı. bizimkiler alamıyor. şaka mısınız siz? olacak iş mi?

    bu takımın kendine güveni “0”. bildiğin sıfır. bu güveni sağlamak için bazı şeyler yapılmalıydı, bu saatten sonra geçmiş olsun. mesela muhteşem bir transfer yapılabilirdi. parası neyse verilir, bu takımı şahlandıracak, taraftarı havaya sokacak biri. ne bileyim ben kim?
    size bir şey söyleyeyim mi, dandik takımlarla maç alıp farklı kazanılsa bile bu güven sağlanabilirdi. zamanında mustafa denizli yeni kurduğu fenerbahçe’yi tsyd kupası’nda neden oynatmadı sanıyorsunuz?
    bu fikre çemkirecekler için tüyo vereyim, lig başladı, çok oldu, kupada kaldı son 3 maç, bu saatten sonra batı avrupalı tavrı sökmez, hele takım bu haldeyse. kısa yolları bir an evvel bulup, oradan kestirmeden gitmek lazım.

    gelelim maç yazımızın sonuna. maç bitti 3-2. bu ne demek? galatasaray’ın 3.mart.2011’de mutlaka kazanması gerek. 1-0’dan sonsuz-0’a kadar yolu var. 1 farkla kazanmak işimizi görür. hani top oynayan her futbolcunun söyleyeceği gibi 1 olsun bizim olsun. bir ayda galata köprüsü’nün altından çok sular geçer. hani ingiliz diplomatlar galata köprüsünü görerek oynarken bir oyun icat etmişte, adını briç koymuş ya, o köprü işte.

    çetin altan gibi bitirmek gerekirse, enseyi karatmayın.

    unutmamak lazım : sakin ol, hayat senin.....
  • 189
    gitti gelidi derken yine gitti maç. ama oynanan futbol en azından sahadaki ilk 11 gayreti ve kendilerini gösterme çabası takdire şayendi. uzun zamandı atamadığımız golü attık bu maçta ama, gel gör ki attığımızdan fazlasını yedik. ama olsun sabır her şeyin başıdır. biz galatasaray tarafatarı olarak neler gördük, neler yaşadık. sabretmesini de biliyoruz. yine sabrederiz. yeterki sahadakilerde bunun farkında olsunlar. yani umut var ama sabretmek ve beklemek lazım.
  • 190
    son birkaç yıldır öne geçip kaybettiğimiz sayısız maçlardan bir diğeridir.
    2. golü bulana kadar takım iyiydi, orta saha mustafa sarp oyuna girene kadar bizim sayılmasa da rakibe de rahat pozisyon vermiyordu. ne vakit oyuncu değişikliklerini yaptık, maçı da rakibe vermiş olduk.

    ilk yarıda orta sahada yekta kurtuluş kötü oynamasına rağmen, mücadelesiyle boşlukları kapatıyordu. gaziantepspor ilk yarı boyunca ortadan gelemedi. yapılan bireysel hatalardan* birkaç pozisyon buldular. solda hakan balta'nın vurdumduymaz oyunu ve hatasıyla golü kalemizde gördük. hücumda ise üretkenlikten uzak, birbiriyle uyumsuz oyunculardan kurulu olmamızın ceremesini çektik. pozisyon bulmadan ve vermeden 1-1 bitirdik.

    ikinci yarıda mustafa sarp'ın yekta ile değiştirilmesiyle orta alanı da yavaş yavaş rakibe vermeye başladık. yine pozisyonumuz yokken bogdan stancu'nun güzel vuruşuyla öne de geçtik fakat topu önde tutabilen harry kewell ve kazım kazım'ın oyundan çıkarılması, asya kupasından dönen lucas neill'ın ve juan emmanuel culio'nun yorulmasıyla, zaten tekleyen, güven vermeyen kalemize çok daha kolay gelmeye başladı gaziantepspor. birçok kez ortadan gelip adam kaçırmaya çalıştılar, şut çektiler. sol taraf deseniz hakan balta'dan başka herkes (bogdan stancu, yekta kurtuluş, lucas neill, culio, servet) kademeye girmeye çalıştı.

    elyasa süme'nin 100 kere vursa biri tutacak bir şans golüyle önce beraberliği, ismael sosa'nın yine ortadan gelip cenk tosun'u iyi gördüğü ve cenk'in adnan sezgin'i düşleyerek oynadığı güzel oyunun karşılığını aldığı golle de mağlup olmayı bir kez daha başardık.

    bu söylediklerim sadece hagi için değil, 2-0'dan 2-3 kaybettiğimiz 19 mart 2009 galatasaray hamburger sv maçı'ndan beri gelen-giden-oynayan herkes için geçerli.

    ben sıkıldım artık öne geçer geçmez ne kadar defansif oyuncu varsa oyuna sokanlardan, golü bulur bulmaz elini kolunu sallaya sallaya sahada gezinenlerden, kendini geliştirmeyenlerden, vurdumduymazlardan, kaçak güreşenlerden, 3 maç oynayıp 3 ay sakatlananlardan, adnan sezgin'den, her kriz döneminde taraftarın gözünü boyamak için binbir kılığa giren adnan polat'tan, hepsinden sıkıldım.

    maç yazısı böyle bitmeyecekti ama her seferinde aynı şeyleri yazmaktan da sıkıldım.
  • 191
    vallahi çözemiyorum şu takımı artık. karman çorman gidiyor her şey. saha da berbattı.

    öncelikle, neill ve kewell. kelimeler kifayetsiz kalıyor bu ikiliye. bu nasıl bir özveridir, iş ahlakıdır. asya şampiyonası daha bir kaç gün önce bitti, ardından apar topar florya'ya gelip antrenmanlara başladılar, bir kaç gün geçti, antep'te ilk 11'de. ellerinden geleni yaptılar maç boyunca. helal olsun size, helal. ne denilebilir ki başka.

    o meşhur orta saha üçlüsünden (ayhan, sarp, barış) hiç birinin olmadığı, rüya ilk 11 resmen. sonunda bunu da gördük diyecekken tam, ikinci yarıda, anlam veremeyeceğim bir şekilde yekta'nın yerine sarp girdi.

    şu sıralar ahım şahım bir futbol beklemek olmaz, en azından mücadele, iştah, hırs olsun diyordum ve bugün vardı bu. istekliydi takım, o pısırıklık, korkaklık yoktu, maçı isteyen, mücadele eden bir takım vardı, özellikle de ilk yarı.son 10-15 dakikadan sonra da piller bitmeye başladı tabi yavaştan. bu arada belirtmek isterim, bu koşan, mücadele eden takım içinde hakan balta istisna, onu takımdan saymıyorum hatta. ne koşuyor, ne mücadele ediyor. sıfıra sıfır, elde var sıfır. etkisiz eleman da değil, negatif eleman. insua'nın yarısı etmez, net. sabri de hala toparlayamadı, o eski sabri'ye dönemedi bir türlü. bekler londra asfaltı'na döndü maç boyunca. hatta stancu geldi kaç pozisyonda sol beke kadar.

    stancu demişken, sanırsın doğuştan galatasaraylı. basmadık yer bırakmadı derler ya hani, harbiden de öyle. kale önüne kadar geldi tehlikeyi önledi, beklere geldi, orta sahaya gelip top aldı, oyunu açtı, mükemmel bir gol attı, savaştı. 4/4'lük oynadı kısacası. çok iş yapacak bu takımda belli.

    4-3-3 dizilişinde oynadı takım, en uçta kewell, sağda kazım, solda (ve sahanın her yerinde) stancu. birlikte oynamamış olmamalarından dolayı bocaladılar biraz haliyle ama yine de çabaladılar bir şeyler yapmak adına. bu üçlünün dizilişinde, stancu ile kewell yer değişse daha iyi olurdu bana kalırsa, kewell daha etkili olurdu sol kanatta ama hagi stancu'nun bu mücadeleci olmasından, çok koşmasından faydalanmak adına stancu'yu orta sahaya daha yakın oynattı, iyi de iş yaptı stancu. zaten şu da bir gerçek ki stancu'yu hagi'den iyi tanıyan da yoktur muhtemelen.

    ama yekta-sarp değişikliği ile, cana'nın stoperde neill'in orta sahada oynaması, bana göre hata.

    ilk yarı pek etkili olamadı yekta ama yine de orta sahada ben de varım diyordu. sarp girdi, bir tek asist yaptığı pozisyonun içinde. iyi güzel de onun dışında balta'ya arkadaşlık etti resmen. boş boş gezindiler öyle.

    neill'in orta sahada, cana'nın ise stoperde oynamasını da anlayamadım. ne gerek var fanteziye, herkes oynasın yerinde. kaldı ki bu saha o kadar çok pas yapmaya müsait bir saha da değil, savaşacaksın bu sahada. hadi mecbur kalındığında stoperde oynuyordu cana, iyi de oynuyordu tamam ama neill gelmiş, oynasın işte herkes yerinde. cana'nın orta sahaya getireceği direnç var bir de.

    culio yine sahanın en iyilerindendi, orta sahanın en iyisiydi. çok yerinde bir transfer oldu culio da stancu gibi. sert, koşuyor, mücadeleci. stancu gibi o da basmadık yer bırakmadı sahada.

    uzun zaman sonra baros'u da izledik ama, pek etkili olamadı, ki bu da çok normal. çok uzun zaman oldu oynamayalı.

    antep'in de hakkını vermek gerekiyor, tolunay kafkas yine taş gibi takım kurmuş. özellikle de cenk tosun çok iyiydi. nasıl transfer edilmemiş bu adam, bu kadar da forvet sıkıntısı olan kadroya, anlamak mümkün değil.

    stancu'nun sarı kartı. ne kadar basit bir sarı karttır arkadaş o öyle. şu kart isteme olayının bir şiddeti falan olmalı, hatta kaldırsınlar şu saçma sapan kuralı. şiddetli itiraz kart olsun, tek kural. bir başka dikkatimi çeken bir olay da, baros'un hafif müdahalesiyle yalçın'ın 360 derece dönmesiydi.

    he bir de, maçtaki tüm kornerleri antep kullandı.

    ne kadar zaman oldu bilmiyorum, takım geriden gelip öne geçmeyi başardı. sonra tekrar geriye düştü gerçi de, yine de, önceki maçlara oranla daha umut vaat etti takım benim gözümde. hakan balta, ayhan, sarp, barış forma giymemeye başladı mı, her şey daha da güzel olur.

    rövanş maçına 1 ay olması avantaj, ligdeki maçların, hazırlık maçından pek de farklı olmadığını düşünürsek takımın iyice oturması için güzel fırsat.

    son olarak, biraz zaman sonra, takım birbirine alışmaya başladıktan sonra iyi bir takım göreceğiz sanki. şu sıralar, bu maçtaki iştahlı, mücadele futbol devam etsin, bir de şu oynamaması gerekenler oynamasın yeter. güzel futbol da gelecektir zamanla..

    http://jaimelesport.blogspot.com/...fresi-gibi-takm.html
  • 193
    dün maçtan sonra değil de sabah sakin kafayla yazmak istedim. biz galatasarayız falan diyoruz, ama maçta beni heyecanlandıran 3 topçu vardı üçü de antepten: cenk, popov ve vagner. tabi galatasarayda da vardı beni heyecanlandıran 3 kişi : balta, sarp ve zapata. isim olarak değil dün akşam sahaya koyduklarına bakarsanız bir maçın yıldızları karşı takımdan, en kötüleri sizin takımdan olursa yenilmek normaldir. aradaki kadro kalite farkı kalmamış gib bir şey artık, cenk, popop, vagner, karcemarskas, zorlasan murat ceylan, olcan, ismael sosa, serdar kurtuluş ,emre güngör. bunların hepsi bizim takımda oynayacak isimler. kadro kalite farkı bu kadar azalmış ve mantalite de değişmişse artık galatasarayın da buna ayak uydurması gerekir.

    maçın 92. dakikasında antep korner kullanıyor ve tolunay hoca yalçını ileri gönderiyor. 20 yaşındaki cenk tosuna gelir gelmez bize karşı forma veriyor. korkmadan üzerimize üzerimize oynuyorlar. adamlar 4 için geliyorlardı ve oyun biraz daha oynansaydı gelebilirdi belki de. ( ofsayt olan golu saymıyorum bile)

    yıllardır yerli kalitesi diyoruz, tamam adamı da buluyoruz ama öyle aptal bir şekilde almıyoruz ki inanılır gibi değil. bu cenk tosun hepinize kapak olsun adnans. hiç bir şey bilmiyorsanız gidin gs scout'u takip edin. adamlar 1 yıl önce "anadan doğma golcü:cenk tosun" diye başlık attılar. fransadan 19 yaşında atilla diye bir sol bekten bahsediyorlar. geçenlerde duydum barcelona da izlemiş atillayı. ama yok yapmayın genç transferler, ordan en az 50.000$ daha kar edersiniz.

    maça gelirsek ilk yarıda çok iyi bir mücadele, sıfır tempo, sıfıra yakın yaratıcılık, sıfıra yakın gol pozisyonu. iyi ki stancu ve cluio gelmiş onlarda gelmese yemin ediyorum biz gol mol atamayız. ilk yarının en kötüleri yekta ve baltaydı. bu baltaya artık ben bir şey demiyorum. 70 milyonun göremediği bir şey var demek ki. hagi'nin teknik direktör olarak eksikleri olduğunu düşünüyorum. ama scout olarak ondan iyisi çok azdır belki de yoktur. onun iyi dediği bir oyuncu iyidir. ama bu baltayı hala nasıl oynatır, neden 90 dakika sahada kalır aklım mantığım almıyor. hayır sabrinin ilk zamanları gibi olsa anlarım, koşuyor basıyor mücadele ediyor falan derim, ama herif gamsız, koşmuyor her pozisyonda popov'dan çalım yedi dün akşam. popovu maçın yıldızı yaptı. buna rağmen nasıl 90 dakikayı tamamladı, bunu hagiden duymak isterim doğrusu.

    ikinci yarı daha iyi başladık ama sonlara doğru adamlar iki klas golle maçı çevirdi. sarp oyuna girdi, girmeseydi ne değişirdi gerçekten bilmiyorum. benim hagiden tek bir isteğim var. önümüzde 15 lig maçı var. bırak hagi bu sarpı, baltayı falan. biz bunları kaç senedir seyrediyoruz ve bunlardan bir bok olmaz. koy gençleri, altyapıdan iki tane çocuk çıkar, maç kaybetsende kimse birşey demez. şimdiye kadar atak yapacak oyuncuların yoktu elinde, şimdi de takımın uyum süreci. 1 ay sonra artık bu takımın atak yapabilen pozisyona giren bir takım olması lazım. ne olur biraz da tempo. mücadele olarak son yılların en iyi galatasarayını izliyoruz, biraz da bu mücadeleye top bizdeyken tempo geldi mi bu iş olur. her daim arkandayız hagi yeter ki cesur ol.
  • 194
    burada asil tarti$ilmasi gereken galatasaray degil, gaziantepspor dur. allaç pamuguna çevirdiler bizi ama biz de kismen iyi mücadele gösterdik. tt arena da i$ degi$ir. yenip tur atlayacagiz allah in izni ile.

    lakin müthi$ bir kadrolari var. yil sonunda oradan 1-2 transfer yapilabilir. he, a$i tutarmi galatasaray da, orasi ayri dava. bir tabata örnegi var mesela.

    maç a gelince. 2. yari da yekta yi göremeyince $a$irdim. hagi nin ba$ka alternatifinin olmadigini dü$ününce daha saha ya bakmadan, ulan yinemi sarp dedim ve o nu gördüm. 40 dakika ismini bile duymadim, hep saklandi. stancu nun golünde iyi bir asist yapti, ba$ka da bir icraati yok.

    hagi yi hakli ele$tirelim. neden neill i ön libero da oynatti deniyor. nedenmi? cünkü cana nin top teknigi zayif. kesme, biçme özelligi var ama pas yapamiyor. dolayisi ile bu dizili$ $ahsi kanaatimce dogru idi.

    rövan$ maçinda orta saha da tekrardan cana oynayacak ve muhtemelen yaninda ayhan olur. arda da yeti$irse, bamba$ka bir takim olacak.

    açikçasi hem kupa, hem de lig için hala ümitliyim..

    ps. pollyanna taraftar degilim, sakatlarimiz tamami ile iyile$tigi takdir de her maç yedigimizden fazlasini atariz, kimse cimbom u küçümsemesin..
  • 195
    maçtan aklımda kalanlar:

    - culio topla her buluştuğunda üç gaziantepsporlu'nın basması (kaçtığı tek pozisyon sonunda da kazım kazım'ın golü geldi)
    - gaziantepspor'un kanatları tıkaması; hakan balta'nın ise arkasına kaçırdığı gaziantepsporlular
    - gaziantepspor'un göbekten gelebilecek galatasaray akınlarını riske etmesi (ortadan dikine gidebilen oyuncumuz olmadığını bilmezler mi)
    - zapata üçüncü golü aslında kurtarabilirdi
    - kewell'ın oyundan düşmesi sonrasında pino yerine girebilseydi, son 20 dakika çok farklı olabilirdi
    - hagi ile en azından defans olarak dar alanda, iyice kenetlenmiş bir takım beklerken, aksi yönde bir takımın ortaya çıkması
  • 196
    dünkü maçta gözden kaçan bazı şeyler var bana kalırsa,

    dün galatsarayın gol atmayı denediği yöntem(ler) nedir görebilen oldu mu? bunun jargondaki adı organize atak. herhangi bir şekilde üst üste denediğimiz yapmaya çalıştığımız bir atak şekli var mı?

    ben göremedim sadece bu maçta değil son maçların hiç birisinde göremiyorum. galatasaray sanki topa sahip olup atak yapmaya çalışan değil rakibe atak yaptırmayım herhangi bir şekilde gol atmayı uman bir yapıda oynuyor.

    peki bu tamamen yanlış bir anlayış mıdır? aslında değil bu taktikle kupalar kazanan takımlar var (bkz: yunanistan milli takımı). fakat bu tatikle türkiye liginde galatasaray gibi bir takımın maç kazanması mucizelere kalıyor.

    bunun birkaç sebebi var;
    dikine gidebilecek , adam eksiltecek, şut atabilecek adam eksikliği;

    dünkü maçta popov ya da wagner galatasaray da olsa işin rengi çok farklı olurdu.

    gerçek forvet eksikliği;
    hiçbirisi gerçek santrafor olmayan adamlardan kurulu ileri uç sebebiyle uzun atılan toplarla karambol yaratıp gol bulma ya da sürekli ceza sahasını karıştırıp arkadan gelen adamalara anlık boş alanlar yaratma şansımız olmuyor.
  • 197
    bu maçta aklımda kalan en önemli an, ikinci yarıda sağ kanatta faul oldu. tam faulü kullanacakken ekrana pozisyonun tekrarı girdi. maça döndüğümüzde ise gaziantep takımı atak yapıyordu. pozisyon tekrarı maksimum 10 saniye sürmüştür.

    yine aklımda kalan bir an ise, yine sağ kanatta muhtemelen sabri'nin kullandığı taç atışı direk rakibe gitmiştir. rakip oyuncu ortalarda pozisyonla pek ilgili gibi durmuyordu. bir baktı top ona geliyor. aldı topu sağ kanattaki popova verdi ve atağı başlattı.
  • 199
    maç gitmek üzre otobüsteki yerimizi aldık. koca otobüste tek bir bayan vardı ve sevgilisi "nasıl yaptım ben bu angutluğu" bakışı atıyordu etrafa.
    saat gelince -böyle biri yok- otobüse doluşup yola çıktık. tezahüratları ezberletmek adına önce onları dinleterek bir süre kafa sikme işlemi gerçekleştirildi. sonrasında uefa kupası maçlarına geçtik. ama tayfa ateşli yerinde duramıyor 10 yıl öncesinin hakem kararlarına, rakibin sert müdahalelerine bile basıyor küfrü.

    - senin ananı sikeyim hoca
    * şişşş kız var olm
    - pardon bacım
    + sorun değil
    - özür dilerim ersin -kızın sevgilisi-
    ^ sorun değil kardeşim

    başkası çıkıyor bu defa
    - senin amına koyim ben
    * şişşş kız var olm
    - pardon bacım
    + sorun değil
    - özür dilerim ersin
    ^ sorun değil kardeşim

    bir başkası;
    - senin ananın amına koyim ben, orospu çocuğu
    * şişşş kız var olm
    - pardon bacım
    + sorun değil
    - özür dilerim ersin
    ^ sorun değil kardeşim

    birkaç tane daha küfür savrulduktan sonra tayfa duruldu, sıkıldıi kal geldi, bööğğ oldu. homurdanmalar sonrası 50 kişiyi teker teker "hoş geldiniz" deyip öperek karşılayan cevval organizatörümüz hoş geldin apo kızla sevgilisinin yanına gelip küfür etmek için izin istedi. holigan çift sorun değil cevabını verdikten 1-2 saniye sonra tüm otobüs birden koptu.
    yarrağı ye fener-yarrağı ye fener...

    hangi ara organize ettiniz, hangi ara izin aldınız, hangi ara yanımdaki arkadaş ayağa zıpladı anlamadım mına koyim! kızın da küfürlere eşilk etmesiyle tüm otobüs rahat bir nefes aldı. saydıra saydıra antep'e ulaştık mına koyim.
    * şişşş kız var olm
    - pardon bacım

    not: şişşş kız var olm sürekli aynı abi tarafından söyleniyordu. onu kim görevlendirdi bilemiyorum.

    maç mı?, elimizle verdik maçı. 2-1 önde iken ve hatta 3. golü bulmak için çabalarken aydın-sarp ikilisi girince maça kaybedeceğimizi anlamıştık tribünde. o yüzden yolculuk kısmıyla hatırlamayı tercih ediyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın