• 131
    yıllar geçse de favorim olan takım. tek kelimeyle harika bir sezon geçirmiştir. şampiyonlar liginde çeyrek final, ligde 3. haftadan liderliği alıp tüm sezon lider olarak şampiyon olmak ve açık ara en iyi galatasaray formasından olan yakalı parçalı forma.

    çok seviyorum bu sezonu ve takımı. ayrıca daha geçen gün lig maçlarının özetini seyrettim hafta hafta, pasların ve hücumun kralını görüyorsunuz. şimdiki galatasaray'la alakası yok gibi.
  • 133
    abartılan takım. o sezon boyunca toplansa 10 maç iyi futbol oynanmamıştır ama işte uzun bir aradan sonra cl’de çeyrek final yapıldı diye bu kadar beğeniliyor.

    asıl takım 2011-12’deki takımdı. 10.haftadan sonra istediği zaman maç koparan bir futbolcu topluluğu vardı. her maç dominant oyun oynuyordu. son 10 yılı sıralarsak;

    2011-12 10.hafta sonrası
    13-14 mancini iç saha
    17-18 tudor iç saha

    bu takımlar dışında beni hiçbir takım heyecanlandırmadı.
  • 132
    uefa kupasını alan galatasaray kadrosu dışındaki en dominant galatasaray takımıydı. hatırladığım bütün galatasaray kadrolarını düşünüyorum da efsane 96-200 dönemi hariç bu kadroyu yenebilecek bi kadromuz olmadı hiçbir zaman. oyuncuların kalitesi ve uyumu, fatih hocanın çeşitli güzel oyun planları ve şampiyonlar ligini yeniden titreten avrupa fatihi bi takım. real madrid'i çeyrek finalde elemeye çok yaklaşmıştı bu takım, ligde yenemediği takım da kalmamıştı. 2011-12 kadrosundan daha kaliteli ve iyiydi. çok özledim çok.
  • 129
    https://pbs.twimg.com/...=jpg&name=medium

    galatasaray'ın sportif anlamda yakın tarihte en başarılı olduğu ve hepimizin sık sık andığı takımdır. ligde 10 puan farkla şampiyonluk ve şampiyonlar liginde çeyrek final. melo, drogba, sneijder'li üst seviye bir kadromuz vardı. aradan o kadar sene geçti hala hiçbir galatasaraylı bu takımı unutamıyor. açıyor youtube'dan bu sezonki şampiyonlar ligi maçlarının özetlerini izliyor arada sırada. gerçekten çok özel bir sezondu. akşam akşam güzel bir nostalji yaşadım.

    edit: 2013-2014 kadrosunun resmini eklemişim. bu da 2012-2013 kadrosu: https://cdn.sporx.com/...n_efsane_d603a_v.jpg
  • 141
    2011-2012 sezonu şampiyonu galatasaray oyun olarak dominant bir şekilde şampiyon olduktan sonra bir sonraki yıl takım profili tamamen değişmişti.

    takımı şampiyonluğa ulaştıran necati ateş, johan elmander, engin baytar hatta emre çolak gibi isimler çok daha az süre bulmaya başlamıştı. bu isimler yerine daha kariyerli ama daha az mücadele edecek futbolcular transfer edildi. takım kalitesiyle bu sezonu da şampiyon tamamlasa da oyun olarak bir önceki sezonun doyuruculuğundan bir hayli uzaktı.

    yıllar sonra bu yılı neden hatırlattığımı aklı başında olan taraftarımız fark etmiştir. yine benzer bir dönüşüm yaşıyoruz. sonumuz hayrola ama çok önceden yazmıştım yine yazayım. dursun aydın özbek yönetimi popülizme yenilmiştir.
  • 127
    9 nisan 2013 galatasaray-real madrid maçı nda real madrid' in aklını alan kadrodur. oynadığı futbol biz taraftarları fazlasıyla mest etmiş. ileriye dönük umutlar beslememizi sağlamıştır. ancak imparatorun görevine son verilmesiyle başlayan süreçte dağıtılmış eski gücünden uzaklaştırılmıştır. emeği geçenlerin allah belasını versin.
  • 104
    defansının en kilit ismi transfer sezonunun bitimine çok az bir süre kala sakatlanıp sezonu kapatır.
    (bkz: tomas ujfalusi)

    deplasmanda bir dünya deviyle kafa kafaya oynar, topları direkten döner, puan alamaz.
    (bkz: 19 eylül 2012 manchester united galatasaray)

    tek kale oynarken rakip, kalesine bir gelir pir gelir ve kontradan golü yer.
    (bkz: 2 ekim 2012 galatasaray braga maçı)

    90. dakikada sikko bir gol yiyip berabere kalır.
    (bkz: 6 ekim 2012 galatasaray eskişehirspor maçı)

    yine tek kale oynarken şut bile olmayan kendi oyuncusuna çarpan bir toptan gol yer. geri kalan dakikalarda da tek kale oynar ama topları suya takılır, penaltısı kaçar, onca baskıya rağmen galip gelemez.
    (bkz: 7 kasım 2012 cfr cluj galatasaray maçı)

    özet: cenabet takım. very very cenabet takım.

    ha unutmadan; önündeki kayseri, cluj, mersin idman yurdu, karabük ve elazığ maçlarıyla seriye bağlayıp toparlanacak takımdır ayrıca. ahan da buraya yazdım.
  • 122
    12 mayıs 2012 tarihinde kazanılan büyük zaferin ardından haklı olarak büyük bir zafer sarhoşluğu yaşadık. bir çoğumuz için 2000 sonrasında oynanan en iyi futbol sergilenmiş ve taraflı tarafsız herkesin beğenisiyle şampiyonluğa uzanılmıştı. gözümdeki eşsiz futbolun üzerine koyacağımızın hayaliyle yeni sezona başladık.fatih terim’in istediği bütün transferler yönetim ve başkan ünal aysal gayretleri sonucunda takıma kazandırıldı.dany , umut bulut , amrabat , burak yılmaz , hamit altıntop , tekrar kiralanan felipe melo.

    takım sezonun ilk ciddi sınavını erzurum’da süper kupa finalinde fenerbahçe’yi 3-2 yenerek veriyordu. umut bulut ve selçuk inan’ın üstün performansı hepimize “yürüyoruz biz bu yolda” tezahüratını “replay” ettirdi.

    takım sezona hazırlanırken transferler birer birer takıma katıldı.sezon başlangıcında en kritik olay big chef’in talihsiz sakatlığı oldu.2011-2012 sezonunun en önemli taşı , takım omurgasının bel kemiği 6 ay süreyle takımdan ayrı kalıyordu.apar topar lyon’un emektar stoperi cris takıma katıldı.

    çekilen fikstürde en sıkıntılı geçeceği tahmin edilen ilk dört hafta idi.açılış maçı olan galatasaray-kasımpaşa maçında son dakikalarda atılan galbiyet golüyle alınan 2-1 ‘lik galibiyet pek tat vermedi.peşine 3-3’lük bol gollü geçen bjk derbisi defansta yapılan hataların , hazır olmayan melo’nun,burak’ın aldığı veya aldırdığı penaltının tartışılmaya başlanmasına neden oldu.

    takım hazırdı , değildi derken anadolu’dan çıkan son şampiyon bursaspor maçında alınan 3-2 ‘lik galibiyet yüreklere su serpse de yenilen 2 gol ve takım savunmasında oluşan gediklerin devam etmesi soru işaretlerini arttırdı.devamında sezonun flaş takımı olacak antalyaspor deplasmınında 4-0’lık galibiyet amrabat ve burak yılmaz’ın sergilediği güzel performansla akıllarda yer etti.2012 – 2013 sezonunun ilk gol yemeden bitirdiğimiz maçı olarak tarihlerde ki yerini aldı.

    ve özlenen an ,uzun zamandır beklenen şampiyonlar ligi maçı.ilk hafta ingilizlerin dev takımımanchester united ile old trafford’da oynanıyordu.3 direkten dönen top , bariz verilmeyen 2 penaltı , muslera’nın kurtardığı penaltı ve ingiliz devine karşı sergilenen (sezonun en iyi futbolu) muhteşem mücadele… ilk maç kaybedilsede sezon başından beri geçen senenin izlerini arayan taraftara umut ışığı oluyordu.

    deplasmanda alınan 2-0’lık orduspormağlubiyeti , muhteşem bir kareografiyle arena’nın ilk kez ev sahipliğinde çıkılan şampiyonlar ligi maçında 2-0 ‘lık bragamağlubiyeti , iç sahada alınan eskişehir beraberliği akabinde ankara deplasmanında gençlerbirliği ile 3-3 ‘lük beraberlik ile çıkılan şampiyonlar liginin kritik mücadelesi cluj ile 1-1’lik beraberlik ; takım savunmasını , mücadele gücünü , sol bek sorunsalını , ebuoe’nin form düşüklüğünü , emre çolak’ın takımdaki yerini , amrabat’ın adam eksiltemeyişini ,dany-semih tandemini , etkisiz melo’nun selçuk üzerinde ki kötü etkisini , geldiği günden beri formu ile istenileni bir türlü sahaya veremeyen hamit altıntop’un tartışılmasına neden oluyordu.

    takım tekrardan reaksiyon gösterecek ve 3-0’lık kayserispor galibiyetiyle üzerinde dolaşan kara bulutları dağıtıyordu.her zaman büyük takımlara zor anlar yaşatan ibb deplasmanından da 3-1’lik skor ile dönüldü.2’de 2 ile tekrardan yarışa daha güçlü asılan galatasaray , rakiplerininde puan kayıplarını avantaja çevirerek liderliği perçinledi.

    şampiyonlar ligi’nde oynadığı 3 maçtan sadece 1 puan alabilen sarı kırmızılılar, cluj deplasmanında “son sözümüzü söylemedik” diyordu.burak yılmaz’ın neden bu ülkede ki en iyi forvet olduğunu ispatlarcasına attığı 3 gol ile 3-1 ‘lik skorla ayrılıyordu romanya’dan...

    yine bir şampiyonlar ligi dönüşünde akdeniz bölgesinin güzel şehri mersin’de 1-0 öne geçmesine rağmen “belalısı” nobre’nin kornerden gelen kafa golüne engel olamayarak 1-1 ile dönüyordu.ertesi hafta mesut bakkal ’ın başına geçmesi ile büyük takımlara bu sezon 3-1 ‘lik tarifelerin başlangıcını arena’da yapan karabükspor’a mağlup oluyordu.

    galatasaray taraftarının heyecanla beklediği manchester united ile oynanacak kritik mücadele gelmişti.geçmişte 3-3 ve 0-0’la ilk kez düzenlenen şampiyonlar liginin dışına itilen manchester united as oyuncularını dinlendirmeyi tercih ederek türk telekom arena ’ya çıkıyor ve burak yılmaz’ın gazabından kurtulamıyordu.alınan 1-0’lık galibiyet galatasaray’a 2013 şubat’ında avrupa’da olmanın kapısını açarken , hangi sınıfta olacağına ise deplasmanda ki braga maçı belirleyecekti.

    geldiği günden beri türk futbolunda ilgi odağı olan “ pitbull ” lakaplı felipe melo elazığspor deplasmanında son dakikada kurtardığı penaltıyla galibiyeti takımımıza hediye ediyordu.elazığ deplasmanından alınan 3 puanla istanbul ‘a dönen galatasaray , türk telekom arena’da gaziantepspor ’u ağırlıyordu.maç içerisinde sakatlanan muslera’nın kontrpiyede kalmasıyla 1-0 geriye düşsede burak yılmaz’ın 9 dakika sonrası verdiği cevap ile beraberliği yakalıyordu.takım pozisyon üretmekte zorlansada rakiplerinin kendisiyle beraber puanlar kaybettiği haftalarda liderlik koltuğunda portekiz’e gidiyordu.

    takımın bu sezon içerisinde rotasını belirleyecek kader maçına çok kötü bir başlangıç yapıyordu galatasaray.oyun olarak ilk yarıda fazla varlık gösterememiş ve soyunma odasına 1-0 lık skor ile mağlub girmişti.devre arasında takıma sağladığı motivasyonla tanınan fatih terim , bu sefer oyuncularına hiç bir şey söylemeyerek kendi oyunlarını sorgulamasını sağlıyordu.2.yarıda amrabat ve aydın yılmaz hamlesi galatasaray’ın ilk yarıda işlemeyen kanatlarına ilaç oluyor ve uzun bir aradan sonra şampiyonlar ligi son 16 takım arasına kalmayı garantiliyorduk.

    deplasman turu sivas ’ta devam ediyordu.umut bulut'un ilk dakikada bulduğu jeneriklik golü ile 1-0 öne geçiyorduk.skor 1-1 ‘e gelsede burak yılmaz’ın etkinliğiyle 3-1’lik skor ile rahat bir galibiyet alıyordu.

    galatasaray bu galibiyet ile 16.12.2013 tarihinde kendi evinde oynayacağı yılın son derbisine hazırlanmaya başlıyordu.sarı kırmızılı ekip taraftarının hazırladığı muhteşem kareografi ve desteğiyle maça baskılı başladı.bekir’in kendi kalesine attığı golle 1-0 öne geçsede süper lig’de henüz golü olmayan hasan ali kaldırım ’ın sağ ayağından gelen şutla topu ağlarında görüyordu.galatasaray yine son sözünü söylememişti.ceza sahası yakınlarında kazanılan serbest vuruşta topun başına takımın maestrosu ve kaptanı selçun inan geçiyordu.taraftarlar o an gol olacağına içten inanarak telefonlarını hazırlayıp bu anı ölümsüzleştirmek istiyordu.selçuk inan topun başına geçtiğinde arena’da nefesler tutulmuştu.halis özkahya’nın düdüğüyle topu volkan demirel’ in bakışları arasında kalecinin sağına (kapattığı köşe) vuruyor,galatasaray’ı da 2-1 öne geçiriyordu.maç bu skorla tamamlanırken dillerde“fener ağlama” şarkısı ile arena’da 2012 ‘nin defteri kapatılıyor, yılın son maçına ise trabzon’da çıkılıyordu.

    2010-2011 sezonunda trabzon’un iskeleti galatasaray’a transfer olduğu için taraftarların neden olduğu saha olayları ile dolu geçen bir müsabakadan 0-0 lık beraberlik ile istanbul’a dönüyordu takım.

    devre arasına antalya kampı ile değerlendirildi.takıma katılan wesley sneijder ve didier drogba tüm dünyada büyük ses getirdi. şampiyonlar ligi ve süper lig’de yoluna emin adımlarla devam etmek isteyen galatasaray’a 2 önemli yıldızla kadrosunu güçlendirdi.birçoğumuzun hayallerini süsleyen forvet drogba , 2010 senesinde yılın en iyi futbolcusuna aday gösterilen sneijder artık parçalı için mücadele verecekti.

    galatasaray ikinci devreye şok kasımpaşa mağlubiyeti ve etkisiz futbol ile başlıyordu.hazırlanması ve kendisini toparlaması gereken bir sürece girildi.ilk hedef “feda”yılı olan beşiktaş maçı idi.60 dakika boyunca oyunun hakimi olan galatasaray 2-1 ‘lik skorla oyuna devam ederken çok tartışılan bir karar ile 10 kişi bırakılıyordu.sezon başından beri form düşüklüğü,transferinin gecikmesi ve kampa geç katılması sebebiyle bir türlü istenileni veremeyen felipe melo “tükürdü- tükürmedi” tartışmalarıyla derbide takımını eksik bırakıyordu.10 kişi kalan galatasaray mücadele gücünü formasında ki asil armadan ve renklerinden alarak beşiktaş’ı bir kez daha eli boş gönderiyordu.

    tartışmaların odağında geçen haftanın sonunda uzun zamandır 3 puana hasret kalınan bursaspordeplasmanına doğru yola çıkıldı.sezonun en zorlu geçeceği bilinen maça rüzgar damgasını vuruyordu.galatasaray ik yarıda geriye düşsede umut bulut’un golüyle 1-1’lik skorla bursa’dan ayrılıyordu.iç sahada kilit bir maç galatasaray’ı bekliyordu.zirve takibini sürdüren medical park antalyaspor ile oynanacak maç sneijder’in arena’da 11’de başladığı ilk maç oluyordu.zorlu geçmesi beklenen maçı rahat bir şekilde 2-0 ile atlatarak önüne bakıyordu fatih’in aslanları.

    takıma yeni katılan drogba , antalya maçını ünal aysal’ın locasında maçı takip etmiş , tribündeki şovu cep telefonu ile kaydederek nasıl büyük bir taraftarın önünde forma giyeceğine canlı tanıklık etmişti.ligin en zayıf takımı olarak görülen, galatasaray’ın eski futbolcusu hamza hamzaoğlu ’nun çalıştırdığı akhisar belediye maçı ile yeni bir seriye başlangıç yapmak istiyordu.ilk yarıda istenilen oyun bir türlü sahaya yansımıyordu.maçın son yarım saatinde oyuna dahil olan didier drogba’nın takıma kattığı hava hemen kendini belli ediyor ve galatasaray golü drogba’nın kafa vuruşuyla buluyordu.çok geçmeden drogba’nın asisti ve burak yılmaz’ın golüyle farkı ikiye çıkartıyordu.akhisar’ın sertan’ın kafasından bulduğu gol ise şeref golü vasfından öteye geçemeyecekti.galatasaray , akhisar deplasmınından 2-1 ‘lik galibiyet ile dönerken taraftar drogba’nın ilk golünü ve gol sevinciyle schalke 04 maçını beklemeye başlıyordu.

    son 16’da herkesin gönlünden geçen takımdı schalke 04 idi.sakatlıkları,bundesliga’da kötü gidişatı herkeste rahat geçilecek tur imajı yaratıyordu.bunda tabiî ki medyanın insanları buna inandırması başı çekiyordu.bir çoğumuzun atladığı bir gerçek ise karşımızda ki rakip bir alman takımıydı.maç öncesi ve başlangıcı her şeyiyle çok güzeldi.drogba arena’da ilk kez sahne alıyor , yanında sneijder ve burak yılmaz ile etkili bir hücum hattı oluşuyordu.maç öncesi taraftar hazırlığını yapmış yine büyüklüğünü tüm dünyaya gösteriyordu.hazırlanan kareografide “hedefe koşuyor türkiye’nin gururu, avrupayı sardı galatasaray korkusu” yazıyordu.herşey okadar güzel başlamıştı ki burak yılmaz’ın muhteşem golüyle 1-0 öne geçildi.tribünde herkes golün güzelliğini birbirine anlatırken hamit altıntop’un direkte patlayan şutuyla farkı 2’ye çıkarma şansını kullanamadık.işte bu andan itibaren ortada olan maç , oyun üstünlüğünü schalke 04’e kaptırılmasına yol açmıştı.tribün bu sezon hiçbir takıma karşı oyunun hakimiyetini rakibe kaptırılmasına alışık olmadığı için gergin bir hal aldı.ilk yarıda sol tarafta sneider’in geriye yardım etmeyişi , o bölgeye zaman zaman burak yılmaz’ın zaman zaman drogba’nın geçmesine rağmen birçok pozisyon verilmesine mani olunamıyordu.ileride ki ikiliden drogba fizik olarak tam hazır olmadığı için , galatasaray’ın alışık olduğu hücum presi burak yılmaz’ın omzuna yükleniyordu.bu yükle beraber orta sahada selçuk inan tek başına kalıyor , schalke 04’ün 2’li zaman zaman 3’lü presi karşısında top çıkarmakta ve ayağa pas yapmakta zorlanmasıyla oyun hakimiyetini tamamen rakibe kaptırılıyordu.maç boyunca takımın en iyisi olan selçuk muhtemelen galatasaray kariyerinde en çok yorulduğu maçın ilk yarısını tamamlamaya doğru giderken dany-melo anlaşmazlığından kaynaklı yenilen gol ve 45.dakikada 1-1’lik skor ile soyunma odasının yolunu tutuyordu.imparator 2.devreye sneijder-amrabat değişikliği ile başlıyor ve riera’nın kanadında ki gedikleri kapatmayı planlıyordu.takım savunması daha düzenli hale gelsede orta saha üstünlüğünün rakibe geçmesini engelleyemiyordu.burak yılmaz’ın 76. dakikada yakaladığı pozisyon ağlar yerine reklam panolarına isabet edince galatasaray 1-1’lik skor ile müsabakadan ayrılıyordu.

    23.02.2013 tarihine kadar sezon bu şekilde geçti.türkiye kupası’na 1461 trabzon maçıyla veda eden galatasaray , süper lig’de yoluna 6 puan farkla lider olarak , şampiyonlar ligi’nde ise çeyrek final umuduyla yoluna devam ediyor.takımda taşlar yerine oturup , drogba ve sneijder’in fizik olarak açıklarını kapattığında keyif veren maçlar izleyeceğimizden eminim.yeter ki 2011-2012 sezonunda ki iştahı ve azmi oyuncularımızda görelim.”son sözümüzü söylemedik” diyerek 12.03.2013 tarihinde ki schalke 04 deplasmanından turla dönmek ümidiyle.
  • 84
    --- gerçek hayatta işimize yaramayacak bilgi ---

    4 almanya doğumlu gurbetçi;

    hamit altıntop (gelsenkirchen)
    hakan balta (berlin)
    engin baytar (bielefeld)
    ceyhun gülselam (münih)

    5 izmir'li;

    semih kaya (bergama)
    yekta kurtuluş
    ufuk ceylan
    yiğit gökoğlan (konak)
    mehmet batdal

    şeklinde bir yoğunluğa sahip oyuncu grubunu ihtiva etmektedir şu sıralar..

    --- gerçek hayatta işimize yaramayacak bilgi ---
  • 82
    gelecek isimler hemen hemen kesinleşmiştir şimdi merak edilen gidecek isimlerdir. kadromuz şu an 31 kişiden oluşmakta.

    bu sayının 25'e düşmesi muhtemel.

    kaleciler: muslera(ufuk)
    defans: ujfalusi(dany), semih(zan), eboue(sabri), hakan(çağlar)
    orta saha: selçuk(engin,yekta), melo(ceyhun), hamit(aydın,yiğit), amrabat(çolak,culio,riera)
    forvet: burak(necati,baros), elmander(umut,sercan)

    alternatifleriyle birlikte ideal kadroyu yazdığımızda toplam sayı 28 oluyor. yazılmayan 3 oyuncu altyapıdan kampa çağrılan eray, mertan ve berk ismail. bu oyuncular belki türkiye kupası maçlarında belki ciddi sakatlık hallerinde kadroya eklenebilir.

    yine de 3 kişilik bir fazlalık var. 18 kişilik maç kadrosunun dışında kalması muhtemel 10 oyuncudan 3'ünün en kötü kiralık olarak gönderileceği kesin.

    bu 10 oyuncu: zan, sabri, çağlar, ceyhun, yekta, yiğit, culio, riera, sercan, baros

    yani açıkçası hocanın zorunlu haller dışında ufuk, dany, çolak, engin, aydın, umut, necati gibi oyuncuları 18 dışında bırakacağını sanmıyorum. sonuçta geçen sezon şampiyonlukta bu oyuncuların çoğunun payı büyüktü. umut ve dany ise kadro derinliğini arttırmak için zaten bu sezon transfer edildi. onları da aynı kategoriye aldım bu nedenle.

    tekrar o 10 oyuncuya dönersek:

    - sabri, zan ve çağlar şu saatten sonra takımdan ayrılmazlar. onları geçelim.
    - ceyhun'un gönderileceğine ihtimal vermiyorum. çünkü oyun tipi olarak melo'yu yedekleyecek tek isim ceyhun. üstelik stoper de oynayabiliyor. takımda fazlalık yaratmıyor şu konumda.
    - culio'nun kamp performansı kaderini belirleyecek. riera'ya göre maaşının azlığı nedeniyle gönderilecekler listesinde bana göre 2. planda.
    - yekta ve yiğit potansiyeli yüksek oyuncular. sakatlık durumları nedir bilmiyorum. ama hocanın bu 2 oyuncudan kolay vazgeçeceğini düşünmüyorum. yine de kiralık gidebilirler elbette.
    - sercan genç forvet kontenjanından bir sene daha kalsa bile baros ve riera'ya bir şekilde kulüp bulunmalı. şu an kadrodaki fazlalığı oluşturan oyuncular bunlar. ayrıca yabancı kontenjanına da dahiller.

    takımdaki yabancılara parantez açalım: muslera, ujfalusi, dany, eboue, melo, amrabat, culio, riera, elmander, baros

    18 kişilik kadroya maksimum 8 yabancının girebildiği düşünülürse yine yollar baros ve riera ikilisine çıkıyor. dany ve culio zaten yedek kalmayı sorun edecek oyuncular değiller. diğer 6 oyuncumuz da zaten ideal 11'de yer almakta.

    sonuç: benim beklentim baros ve riera bir şekilde takımdan gönderilir. riera olmasa bile baros kesin olarak ayrılır. riera kalırsa tribündeki yabancılarımızdan biri olur. culio ile değişmeli oynarlar. yerlilerden de bir ya da iki oyuncunun kiralık verileceğini düşünüyorum. adaylar sercan, yiğit ve yekta. yaşı ve oynadığı mevki itibariyle sercan ilk aday. çünkü takımda şu anda 6 forvet var ve tercih edilecek son oyuncu kendisi. gelişimi tribünde gösteremeyeceğine göre kiralanması gerekiyor.
  • 69
    melo da katılırsa ligde kalçasını en iyi kullanan ilk on oyuncunun altısına sahip olacak takım.

    1) melo

    2) fernandes

    3) eboue

    4) amrabat

    5) hamit altıntop

    6) sow

    7) selçuk inan

    8) culio

    9) zokora

    10) yattara

    kalçasını kullanmayı bilen oyuncu zor top kaybeder, istediğinde kolayca faul alır, ikili mücadelelerde ayakta kalır. bizim için en önemli artısı; görece yeni olan kadromuzun pas trafiği yoğunlaşana kadar bu oyuncular sayesinde ortasaha hakimiyetini kolay kolay kaybetmemek olacak. pas trafiği oturduğunda ise ortalama topa sahip olma yüzdemizin kaç olacağını tahmin edemiyorum, özellikle de lig maçlarında. melo - selçuk - hamit - amrabat dörtlüsü top mu verir lan adama!
  • 21
    elmander'in yanına bitiriciliği yüksek, hızlı, çevik, zeki, kurnaz, teknik, yakışıklı bir oyuncuya ihtiyacı olan takımdır.

    ----------------------muslera----------------------
    eboue-----semih-----------ujfaa---------balta
    ------------------------------------------------------
    ---------------melo--------xelçuk-----------------
    hamit---------------------------------------bastos
    ------------------------------------------------------
    --------------lisandro----umut-------------------

    ekleme: ayrıca ujfa yerine devre arasında ya da 2013-2014 transfer sezonunda ömer toprak trasnferi kadroyu olduğundan da yukarıya çıkartır hem de yabancı kontenjanı açılır.
  • 135
    üstüne koya koya gidilen birinci fatih terim dönemini saymazsak, iyi bir kadroyu daha ileri ve güçlü hale getirebildiğimiz belki de yegane kadro. belki 2004-05 kadrosundan 2005-06'ya geçiş de sayılabilir ama onun dışında entry tarihi itibarı ile son 25 yıllık dönemde bu açıdan başka bir örnek bulmak pek mümkün değildir.

    şampiyonlar ligi'nde ilk 3 maçtan sonra "bu iş bitti" noktasında iken bir anda gruplardan çıkış, biletleri polemik konusu olan schalke deplasmanından o adam bayıltan baskıya rağmen galibiyetle çıkış, (gkbz: 9 nisan 2013 galatasaray real madrid maçı)nın ikinci yarısında 20 dakikada skorun 0-1'den 3-1'e hatta 4-1'e geldiği o sekans...

    bunlar 2011-2012 kadrosunun becermeye teknik kabiliyetinin yetemeyeceği işlerdi.

    ligde ise çok dominant bir performanstan bahsetmek mümkün olmasa da manchester united ve schake maçları öncesi yaşanan puan kayıpları olmasa 80'li puanlara ulaşacak kadar iyi ve yeterliydi. son 14 haftada alınan 11 galibiyet ile zaten 5 puan önde girilen periyodu finalde 10 puan farkla önde bitirecek kadar winner bir takımdı. kazanılamayan 3 maçtan biri sondan bir önceki hafta şampiyon gidilen fenerbahçe deplasmanı, diğer ikisi de schalke maçları dönemine gelen eskişehirspor ve gençlerbirliği maçlarıydı.

    zaten türk futbolunun yazılı olmayan kuralları gereği ertesi sezon başı dahili ve harici bedhahlar galatasaray'ın altını oymuş, bir önceki sezonun avrupa ligi yarı finalisti fenerbahçe de biz kendi meselelerimize dalınca aradan sıyrılıp şampiyon olmuştu.
App Store'dan indirin Google Play'den alın