• 78
    madem ara sıra özel günleri yazarak tüylerimizi diken diken ediyorsunuz bende yazayım.

    o sezon neredeyse bütün maçlara gitmişim. 1 hafta önceden amcam arıyor ''şampiyonluk maçına ben gideceğim. sen bilet bulmaya çalış. ücret sorun değil ben hallederim diyor.'' tabi sezon öncesi kombineyi amca almış beraber gideriz diye. ben lise öğrencisi. ulan aramasın diye dua ediyorum ama aramış işte. bilet ara tara ama bulmak zor tabi. neyse maça gitmemeyi kabullenmişim. içten içe şampiyonluğa inanıyorum ama adamlar kazanır diyorum. maç öncesi okulda son dersler muhabbet açılıyor arkadaşın biri rahat olun fener yenemez şampiyonuz diyor. o söyleyince şampiyon olmuş kadar seviniyorum içten içe aynısını düşünüyorum ama ya bi siktir lan diyorum arkadaşa. maç günü geliyor kafeye gitmişim. arkadaş markadaş kimse yok tanıdık. deplasman maçlarında aynı kafeye gittiğimden tanıdık birkaç abi var sadece. isimlerini bile bilmiyorum bazılarının. kafe ikiye ayrılmış. bir televizyon gs maçı diğer taraf fb. neyse maç öncesi klasik kafe sahibi konuşması küfürsüz kavgasız gürültüsüz olsun deniyor ve maçlar başlıyor. biz erkenden sıkıştırıyoruz ama kafalar hep arka taafa bakıyor. dakika 30 olmuş benim boyun ağrımaya başlıyor. o ara konfetiler falan biz görüyoruz tabi. ikinci yarılar aynı şekilde başlıyor ancak inanmaya başlıyoruz ulan 45 dakika topu kaleye sokamazlarsa iş bitecek falan diye. biz golleri atıyoruz sonra kafalar hep arkada dayan denizli modundayız. ulan dayanın yoksa küme düşeceksiniz falan. keçeli atıp denizli öne geçiyor biz ise kendimizden geçiyoruz. sandalyeler küfürler havada uçuşuyor. denizli atınca tanıdık abiler olay çıkar diye evlere doğru giderken ben kalmayı tercih ediyorum. fb yedikten sonra sözlü tartışmalar başlıyor o ara maç uzuyor tabi. skor 1-1 olup denizlinin kaybetse bile küme düşmeyeceğini öğrenince yıkılıyorum. appiahın pozisyonu hala gördüğümde gol olacakmış gibi kalbim çarpıyor. o pozisyondan sonra kafeden çıkıyorum. nereye gittiğimi bilmeden koş koş koş koş. sadece allah'ım sen büyüksün her şey ortada adaletini göster diye söyleniyorum kendi kendime. dakikalarca koşuyorum ve en son evin önüne gelmişim. içeri giriyorum eniştemler falan gelmiş trt1 açık. bitti mi? diyorum yok diyorlar. ama bu ne rahatlık. o an enişteme dalasım geliyor. ya atamazlar dediğinde bir rahatlık çöküyor üstüme. o ara tam hakan şükür hasan şaş derken bitti diyorlar ve şampiyon galatasaray yazısı. içimden ise sadece allah'ım sana şükürler olsun diyorum. o an herkesin adaleti şaşar allah'ın adaleti asla dedikleri sözden başka bir şey gelmiyor aklıma. ev kalabalık anne teyze tebrik ediyor ama bende sevinç yok. neden sevinemedim hala çözemiyorum ama düşündükçe aslında bekliyordum bunu diyorum. ve aynısı 12 mayıs 2012 işte play off zımbırtısı ve son maça kalan şampiyonluk. biz hak ettik ama buralara gelmemeliydi hepimiz hemfikiriz. ancak allah çektirdi çektirdi en sonunda adaletini gösterdi. o günde aynı şekilde eminim şampiyon olacağımıza ama dilde siktir lan olmaz kaybedeceğiz diyordum. biz galatasarayız galatasaraylıyız içimizde resmen yaşıyoruz inanıyoruz ama dilde söyleyemiyoruz. totem deyip geçelim işte. biz içimizde yaşamalıyız. bunu bu sezon çok çektik inönüye çıkıyoruz 3 atarız 5 atarız. karabük ile oynuyoruz havada karada geçeriz. bilmem kim deplasmanı oooo çok rahat geçeriz. şu an bile sürüyor bunlar. takım top oynamasa bile 3leriz 5leriz diyoruz ama kaybediyoruz sürekli. 14 mayıs 2006 içimizde yaşamamız gerektiğini gösterdi. dilin konuşmasın abi bırak fenerliler bik bik bik ötsün biz kendini beğenmişliği sevmeyiz. sevmemeliyiz bu tarih bunu gösterdi. bırak onlar konuşsun biz içimizde yaşayalım. zaten allah'ın adaleti o kadar büyük ki daha sonra sen içindekini dışarı çıkarıyorsun. hemde öyle bir zamanda çıkarmana izin veriyor ki daha iyi bir zamanlama olamaz.
  • 5
    evimizde sadece lig tv olduğundan denizlispor-fenerbahçe maçını izleyebilmiştim o gün. denizlispor'un * ilk yarı boyunca dünyaları kaçırmasıyla sinirlerim iyice laçka olmuştu. sonuçta denizlispor goller kaçırsa da iyi oynuyor, fenerbahçe'ye fazla top göstermiyordu. babam da bu durumu onaylarcasına "böyle daha iyi oğlum, gol atıp da niye uyandırsınlar feneri" diyordu. lakin hem futbol topu yuvarlaktı, hem atamayana atarlardı. üstelik fener şansı denilen bir hadise vardı.
    böyle karışık duygular içerisinde ikinci devre başladı. her sezonun son haftalarına damga vuran konfetiler, meşaleler filan derken yavaş yavaş sonlara doğru gidiliyordu. dakika 89 olmuştu ki denizlispor kale sahasından bir top atıldı ileriye. yusuf orta sahaya gelmeden topu aldı ve hızla atağa çıktı. ekranın alt köşesinden beyaz formalı biri kopmuş gidiyordu. pasını ona çıkardı, o inanılmaz deparın sonunda altıpasın oralardan köşeye sert ve düzgün bir şut attı. o an akıl almaz birşeydi, nitekim öyle oldu; aklımın iplerini saldım ben de, mabeddeki binler ve ekran başındaki milyonların da aynısını yaptığından habersiz. golle birlikte çöktüğüm yerden kalkmışım ki kendime geldiğimde yatak odamda buldum kendimi. ne zaman, nasıl geldim; orası net değil *.
    derken 16 dakika uzatma yazısı göründü ekranda. resmen kilitlenmiştim. zaten o sıralar öss ve platonik durumları sebebiyle yeterince bunalım bir haldeydim. üstüne bir de fenerbahçe'nin golü ve denizlispor'un kümede kalmayı garantilediği haberi gelince iyice yıkılmıştım. kendi kendime içimden " bitti oğlum işte... senin görüp görebileceğin sevinme bu kadar" gibisinden saçma sapan şeyler söylüyordum.
    kalan dakikalar nasıl geçti, nasıl dayandım; hiçbir kayıt yok. tek hatırladığım babamın * söylediği "şampiyonuz" kelimesi. bir de selçuk derelinin maçı bitirişi. maradona zamanında kazanılan şampiyonluğun kutlamalarında bir napoli taraftarının dediği gibi ertesi sabah yine borçlarımız, dertlerimiz olacaktı. ama o gece kral bizdik...
  • 81
    ne yıllardı be, hak adalet savaşçısı fenerbahçeli melekler belki de insanlık tarihinde çok az görülmüş bir tutum sergiliyordu, harbiden bu kadar büyük kitlelerin vicdan ve ahlak konusunda sınıfta kaldığı çok az zaman olmuştur tarihte, buda onlardan biriydi.

    ister beyinsiz desinler ister mal, ben kişisel gururu en üst seviyede biriyim aç gezerim en yakın arkadaşımdan 10 kuruş isteyemem o yıl şimdiki gibi asosyal değildik amk dershane okul şu bu derken hatırı sayılır çevre vardı bunların arasında tabiki fenerbahçeliler vardı ergen ve fenerbahçeli kafasının ürünü olan bi sürü yorum duyuyorduk tabi illa zoruna gidiyor insanın.o sezon ben inanmıyorum ki orda saidou hasan şaş oynuyordu, metin oktay sahadaydı onların ruhu ordaydı.

    o büyük gün harbiden inanmıyordum ben de adamlarda para var kadro var avantaj var var oğlu var, adana güneşliydi o gün adana ne zaman güneşli olsa güzel şeyler olurdu hoş adana hep sıcak hep güneşli ama o gün başka bi güneşliydi amk hissediyordum yani parklarda azer müslüm dinleye dinleye olmayan dertler ediniyorduk ama ilk defa kuşların cıvıltısını hissediyordum o sabah, ne ders dinleyebildik ne bişey kendimi bir an önce eve sonrada sokağa atmak istiyordum.arkadaşım vardı muro saf çocuktu ama sağlam cimbomluydu severim hala pek görüşemeyiz ama kalbimde her zaman yeri vardır.

    bazen olmadık kişilere hayranlık beslersin böyle nasıl diyeyim bir futbol maçı açarsın bi adamın tipi dikkatini çeker tüm kalbinle gol atmasını istersin bilmiyorum tanım da yapamıyorum değişik işler mesela bi kız görürsün aşık olmassın da delice bir hayranlık beslersin saygıyla karışık, muro da ümit karan hayranıydı tanırım muro çocukluğundan beri hagi jardel bi sürü yıldız geldi ama o ümit karanı değişmezdi belki ümit karan bile o halin ibilse güler geçer drogba geldi ama o hala ümit karanı seviyodur eminim yani.ümit karan ya öyle şekil bi tipi yoktu ne bileyim o kadar aşırı bi golcu de değildi ama seviyor işte ne yapalım.

    bazen seninle alakasız bir olayın hayatını değiştireceğine inanırsın, bi insan olur bi olay ama o olmayınca kendini üzersin, ben de o sabah bir adam gördüm sarı kırmızı pazar malı atkısı belki de eşi falan dikmiş o derece dandik bişey ama o adamı görünce sanki şampiyon olacağımıza inandım, değişik.arkadaşlar diyodu oğlum kötü olacak yenecekler bizi, fakirliği yaşayanlar bilir ilk başlar üzülürsün sonra gurur meselesi yaparsın sonra siklemezsin bile umrumda bile olmadı.

    bi kız vardı sarışın oda fanatik galatasaraylıydı baya zengin ailesi falan kendime dedim amk biz zaten fakiriz takımımız da fakir ama bu kız zordur kendi kendime gülümsedim maç saati yaklaştıkça akli dengeler de yavaştan gidiyordu.o sikik dershane belki hayatımı sikti, ama o kantinde yediğim poğaça bile anlamlıydı o gün ulan bir insana poğaça niye anlamlı gelir?geliyordu.hocalardada vardı bi panik ama hiç konuşmadık, sevmezlerdi zaten beni niye bilmiyorum halbuki o kadar da fena biri değildim artık eve gitme zamanı geliyordu.

    o kadar sevgiye dayalı bi ilişkimiz olmadı ama zora düşersem ilk babamın yanına giderim, iyi galatasaraylıdır cool kavramını türkiyeye getiren adam belki heyecan duymaz kolay kolay ama o gün benden beterdi, normalde küfür de ederdi ama asla evde küfür etmezdi bu akşam analarını sikecez oğlum dedi güven bana bu yaşıma geldim kolay kolay yanılmam.içimi garip bi huzur kapladı, ulan bu adamın futbolla alakası kahvehane falan amk ne kadar doğru tahmin edebilir ki?dediğim gibi mantık akıl terkedeli çok olmuştu.

    ben aşırı dua etmem, çocukca belki ama çocukken ne zaman dua etsem kabul olmazdı ben de hiç etmedim hala etmem ama o gün maça 1 saat kala deli gibi dualar ediyordum, karnıma bir ağrı girdi midem bulanıyor o heyecanın yarısını bir insan yaşatsın canımı vermessem benden ala orospu evladı yok.

    ondan sonrası mükemmel, mükemmel diye bişeyin varlığına inanmam o inansaydım o günü öyle nitelerdim.sokaklar kaynıyor adanada karnaval var ulan millet sıyırmış bağıran çağıranlar kalabalığa karıştım kendimi bir savaş kazanmış ordunun bi askeri gibi görüyordum, deli gibi bağırıyorduk

    bir baba hindi

    hey allahhhhh

    arabaya bindi

    hey allahhhhh

    fenerede bindi

    hey allahhhhhhhhh

    allah allah heyyy allahhh
  • 127
    17 yaşımda iken yakaladığım, türk futbol tarihinde ciddi bir kırılmaya yol açan unutulmaz oğlu unutulmaz tarih. o günden entry tarihine kadar da bir 17 sene geçmiş. o gün galatasaray ve fenerbahçe'nin lig şampiyonluğu sayıları 16'ya 16 olarak eşitlenmişti. bugün 22-19 galatasaray üstünlüğü var, birkaç hafta içinde belki de 23-19 olacak. 17 senede 7 galatasaray, 3 fenerbahçe şampiyonluğu yaşanmış olacak.

    1973-87 arası hasretten sonra 1987-1992 arasına 3, 1992-2002 arasına 7* şampiyonluk sığdırmıştı galatasaray. 2002'den sonrasında ise biri o periyottaki en kötü derecesi olmak üzere şampiyonluktan uzak 3 sene geçirmişti. o gün eğer kağıt üzerinde favori olan fenerbahçe şampiyon olsaydı, üst üste üçüncü şampiyonluğu kazanmış olacaktı. karşısında futbolculara maaş ödemesi bile yapamayan bir galatasaray ve yıldırım demirören'e borçlanmakla meşgul olan beşiktaş vardı. 2006-07'deki güçlü kadrolarıyla üst üste dördüncü şampiyonluk bir kenara, belki de yeni bir seriye başlayabilecek konumdaydılar.

    2006 yılında başlayan allah fenerbahçe gerginliğinin başladığı gün olarak bilinen bu tarihte atamadıkları tek bir golle şampiyonluğu kaçırdılar. bursaspor'un şampiyon olduğu 2009-10 sezonunda da ligin son 2 ayında sadece 1 gol yemiş, o golle son hafta kaybettikleri 2 puanla şampiyonluktan olmuşlardı. 3 temmuz'dan bu yana içinde bulunulan süreç sonrası biraz paranoya çokça da rezilliklerinden ötürü başlarına gelen her boka bir kumpas etiketi koyup hayali hikayeler uydurma refleksleri malum.

    bu tarihle ilgili de tabi ki işlerine geldiği şekilde eksik ve yanlış tarih okumalarıyla bir kumpas hikayesi yaratılmış durumda. o yıllardaki türkiye ligi'nde yazılı olmayan kurallar dahilinde yaşanıp bitmiştir o gün olanlar ki bu ülkede kritik son hafta maçında zaman geçsin diye sahaya paraşütle atlandığı bile olmuştur. yarışın puan puana gittiği 2000-2001 sezonunda fenerbahçe'nin de böyle çok konfeti macerası vardır mesela.

    yine bu kumpas hikayeleri kapsamında denizlispor'un ekstra motivasyonundan, durduk yere fenerbahçe düşmanlığı yaptığından falan bahsedilir. oysa bu tarihten sadece 2 yıl önce, 2003-2004 sezonunun sondan bir önceki haftasında ikinci sıradaki trabzonspor'un 2 puan önünde denizli deplasmanına çıkan fenerbahçe'ye stadın 4'te 3'ünü açmıştır aynı denizlispor. ligdeki sırası* garanti olan denizlispor'un sahada da oynarsam ipime oynamazsam sikime bir oyunla 4 golü kalesinde görmesi ve bizim de trabzon'da trabzonspor'u yenmemizle şampiyonluğu güle oynaya ilan etmiştir fenerbahçe.

    o gün küme düşme hattının son sırasıyla puan puana olan denizlispor haliyle aynı performansı gösterememiş, can havliyle alabileceği puanı almak için saldırmıştır. hatta şimdilerde aspor'da ahkam kesen selahattin kınalı klasik kazmalık nöbetlerinden birini geçirmese ilk yarıdan 3-0 gibi bir denizlispor galibiyetinin çıkması işten bile değildi. o gün denizli'de tüm o konfetilerin atııp meşalelerin yakılma sebebi olan 14 mayıs 2006 gaziantepspor malatyaspor maçının bitimi tüm çabalara rağmen anca maçın 94. dakikasına denk gelmiştir. oradan gelen gaziantespor'un maçı kazandığı haberi averajla önde olan denizlispor'un skordan bağımsız olarak kümede kaldığı haberiydi aynı zamanda.

    o haberle tekrardan bir dalgalanma yaşanmıştı denizli stadı'nda. oyun tekrardan başladıktan hemen sonra da fenerbahçe golü bulup skoru 1-1'e yapmıştır. o dakikadan sonra da maç tamamen denizlispor kalesi önünde geçmiştir. fenerbahçe'nin bulabildiği iki net pozisyonda da topu dışarı atan fenerbahçe futbolcuları olmuştur.

    ancak günümüze gelince tıpkı 1992-1993 sezonunun son haftasında olduğu gibi yanlış bir okumayla gaziantepspor'un malatyaspor'u yenmesinden hareketle "zaten kümede kalacaklardı" gibi saçma bir düşünceyle denizlispor'un bu maçta boşu boşuna hırs yaptığından falan bahsedilir. oysa 106 dakikalık maçın sadece son 8 dakikasında denizlispor kümede kalmayı garantilemiştir. zaten o sürede de fenerbahçe bir gol atıp iki tane de yüzde doksandokuzluk* gol şansı yakalamıştır.

    oysa resmi tarih 3 sene mükemmel futbol oynatsa da sadece o gün anelka'yı yedek kulübesinde oturttuğu için daum'un kovulduğunu yazar. ya da takımdan önce* denizli'ye giden, o takımın mimarlarından hakan bilal kutlualp'in afaroz edildiğini. ya da denizli yolundaki fenerbahçe taraftarının mola yerinde olay çıkarıp zevkine kavga ettikleri köylülerden bir tanesini öldürdüklerini...

    ondan sonra federasyonundan mhk'sına herkesi bağlayıp yine de kupayı alamayan ali koç çıkıp "ne yaptıysak şans faktörü bizden yana olmadı" desin.

    neden acaba...
  • 99
    o gün edirne ilinin keşan ilçesinden 55 kişilik otobüsümüzde şehir meydanında 15 inanmış yürek ile stadın yolunu tutmayı bekliyorduk. çevremizde bulunan galatasaraylı taraftarlardan moral alkışı alıyorduk. fenerbahçe olduğunu düşündüğüm bazı insanların alaycı tavırlarla gülümsemelerini hissedebiliyordum. bazılarıysa şampiyonluk denizlide kutlanır yanlış tarafa gidiyorsunuz diye laf atıyorlardı. o maç o zamana kadar gittiğim ikinci galatasaray maçıydı.

    evet işte değerli renktaşlarım gidişimiz böyle oldu ama dönüşümüz muhteşemdi.
  • 82
    lan gece vakti hortlattınız başlığı iyi mi. bende yazıyorum o zaman. okulunda son günleri malum mayıs. kütahya'ya az biraz güneş gelmiş havalar düzelmişti tüm gün dışarda öyle dolaştım sokaklarda pek kimse yoktu iyi hatırlıyorum akşamki fırtına öncesi sessizliğe nazire yaparcasına. akşamüstü yurda gittim arkadaşlarla kahveye gidelim mi tamam diye anlaştık. neyse girdik kahveye daha öncede hiç orda maç izlememişiz şimdi düşünüyorum ilginç. mekan iki katlı alt tarafı bize ayırmışlar üst tarafta onların ama öyle bir kalabalık var ki arkadaş zannedersin o kahve 500 kişi alıyor öyle kalabalıktı o gün. neyse biz dizildik yanyana televizyonun yanına bizim bayrağı asmışlar kocaman avrupa fatihi yazıyor üstünde ulan cimbom yap bi büyüklük diyorum içimden ama nafile son maç bu bırakmaz ibneler diyorum. zaten derbide fena tokatladılar bizi denizliye mi yenilecek diyorum. maç başlıyor 1-2-3 çok güzel gidiyoruz. her gol attığımızda tavana elimizle vurup üst kata gürültü yapıyoruz onlarda tık yok. neyse bizim maç bitti bitecek alt katta da fener maçını açıyor kahveci hayatımızın en uzun 16 dakikasını yaşıyoruz hep birlikte. çıt yok ölüm sessizliği. fener atıyor 1-1. iyice çöküyor tavan üstümüze nasıl gürültü bu sefer onlar. umudu kaybedenler çıkıyor tek tek atarlar birazdan bu iş bitti diyenler çıkıyor. hasan şaş ağlamış bişey mi koskoca adamlar dağ gibi salya sümüktüler o gece. kaç dakika oldu hatırlamıyorum yarım saat belki daha çok top sekti appiah vurdu.... aut oh derin bir nefes en derininden yeniden doğar gibi. bitti bu iş dedim. bitirdi hakem. kahveden çıkışımızla meydana koşmamız nasıldı tarif edemem hatırlamıyorum yüz kişi belki ellerinde bayraklar deli gibi bağırarak koşuyorduk sanırım. son kez söylermiş gibi en gırtlakları parçalarcasından hep beraber bağırdık. http://www.youtube.com/watch?v=qlzb_q3IEQQ
  • 89
    bir çağrı merkezinde çalışıyorum o zaman. internet kapalı televizyon yok. sadece telefonun radyosu var. 3 kişiyiz. ikisi fenerbahçeli. bayraklarla formalarla gelmişler nöbete. benim ümidim var ama dillendiremiyorum. içten içe görürsünüz lan godikler, az daha sabır diyorum. nitekim bitmek bilmez o 16 dakikanın sonunda ofisi birbirine katan, sitleri deviren ağızlar dolusu küfürlerle titreyerek o bayraklarını onların ağzına sokan ben sabahında işsiz kalmıştım. benim için 14 mayıs hayatımın en unutulmaz orgazmını yaşadığım gündür.
  • 55
    o gun yaklasik 8500 km otede odamda sari kirmizi formam laptop'imin karsisina gecmistim. sampiyon olacagimiz icin degil o yil bizlere muhtesem bir sezon izleten galatasaray ruhunu sahaya yansitan takimima saygimdan karsisindaydim o kucucuk ekranin. ve mac bitti sampiyon olduk bu sefer goz yaslarinin icerisindeydim ama sampiyon oldugumuzdan dolayi degil o sahada terini son damlasina kadar akitan futbolcular, tribunleri doldurmus muthis taraftar ve herseyiyle bu takima inanmis yonetim hakketigini aldigi icin.
  • 95
    o zamanlar 16 yaşındayım ağabeyim maç için biletleri aldı gidelim sonuna kadar savaşan takıma destek verelim şampiyonluk gitse de bu futbolcular bunları hakkediyor dedi. yeni açık kapalıya yakın yerdeydik dakikalar geçtikçe heyecan arttı. yanımızda başka bir arkadaş vardı o uğurlu geliyor diye ona vermiştik kulaklıktan o dinliyordu fenerin maçını. bende bir köşeye gidip dua etmeye başladım. kabe hocası sudaysi gibi duaları okurken gözüm arkadaşın suratındaydı. yaptığı mimiklerden ne olup bittiğini anlamaya çalışıyordum. o an geldi maç bitti şampiyon olduk hemen kapalıya tırmandık inanılmaz bir şeydi. hayalimdeki üniversiteyi kazandım zaman bile o kadar sevinmemiştim yemin ederim. galatasaraylı olmak başka ya...
  • 28
    bütün entryleri baştan sona okuduğum ve gözlerimin yaşlanmasına sebep olan gündür. ben mi naptım bugün de? geçmek bilmeyen, asır gibi gelen o 16 dakika sonunda öyle bir çığlık attım ki evin içinde, misafirlerin gözlerinde korku içinde baktıklarını hatırlıyorum sadece. deli gibi evin içinde ordan oraya koşturuyordum. balkona çıkıp bağırdım. ağladım.çok büyük bir mutluluktu. anlatılamaz böyle bir heyecan, coşku. son anda alınan bir şampiyonluktan bahsediyoruz ya. kimsenin umudunun olmadığı, aklımıza düşse bile yok canım artık daha neler! bu da olmaz dedirten olayı yaşadık. her iki takımın taraftarı da ağlıyordu. bizim sebebimiz her zaman ki gibi mutluluktandı. ne denir ki? biz buyuz biz böyleyiz. mutluluk sarhoşu yapan bir takımın taraftarlarıyız biz. bize herşey hak size* herşey müstehak...
  • 91
    çok galatasaray'lının hayatı boyunca unutamadığı o geceye kapalı tribünde şahit olmak benim için çok büyük şanstı.

    liseye gidiyordum o dönemler. arkadaşımın babası maça gitmeyeceği için kombinesi bana kalmıştı. o dönemlerde de en az bugünler kadar fanatik bir galatasaraylıydım. ama her nedense o gün içimde burukluk vardı, maça gidiyordum fakat yaşayacaklarımdan bihaber, içimde maalesef hiç heyecan yoktu. mecidiyeköy metrosundan herkes inleyerek 'şampiyon cimbomum' tezahüratları yapıyordu, herkes inanıyordu benim dışımda. içimde olan pesimist duygular o muhteşem gecenin öğlen saatlerini piç etmişti tam anlamıyla.

    açık söyleyeyim kayserispor ile oynadığımız maçı hatırlamıyorum bile, ilk 30 dakikası sıradan bir lig maçı gibiydi. özellikle 2. yarı başladığı zamanda kapalı tribününde arkamda oturan benden yaşca büyük bir insanın yüzündeydi gözüm. her 3 dakikada bir herkes maçı soruyordu ona. çevrede kulaklık takan tek renktaş o idi.

    zaman zaman tribünde gol sesleri geliyordu, inanın ilkinde çok pis yemiştim bu aldatıcı hareketi. kalbim ağzıma giriyordu sevincimden ama anında kursağımda bıraktılar 'gol yok beyler' diyerek. ardından bir kaç kez daha tekrarlandı bu olay.

    maçı ayakta izleyenler artık yavaş yavaş oturmaya, kulağında kulaklık olanların gözlerine bakmaya başlamıştı. maçı dinleyenlerin yüz ifadesinden resmen maçı görebiliyordum. derken o an geldi. denizlispor gerçekten golü atmıştı, o saniyeler neler yaşadığımı bir ben bilirim. o şekilde sevinci bi sabri'nin bordeaux'ya attığı golde birde arena'da 90+3'de beşiktaş'a attığımız golde yaşadım. tabi ki nonda'nın fener'e attığı golü unutmamalıyım. inanılmaz bir şeydi. kaç kişiye sarıldım hatırlamıyorum ama herkes yerlerini kaybetmişti o sırada. herkes birbirine sarılıyordu. tek bir haber ile koca bir sezonun şampiyonu olmuştuk. uzayacak dakikalardan bihaber şampiyonuz sanıyorduk. fenerbahçe kalan 2-3 dakikada 2 gol atamayacağı için biz artık şampiyonduk.

    resmen ağladım o anda sözlük. bildiğin ağladım. koltuğa oturdum hıçkıra hıçkıra ağladım o sırada. galatasaray maçının bitişini dahi göremedim.

    derken haber geldi... fenerbahçe maçında uzatmalar bir hayli fazlaydı. fenerbahçe golü bulmuştu. buz gibi sessizlik. 'allahım' diyordum 'kaldıramam; bana bunları yaşatma. gerçekten bünyem buradan şampiyonluğu kaybetmeyi kaldıramaz.' diyordum. bildiğim 2-3 tane duayı döndürüp döndürüp hızlı hızlı okuyordum.

    fenerbahçe'nin şutu direkten döndü denildiğinde umudum azalmıştı, pesimist duygular yine sarmıştı her tarafımı. 2yok,bitti, fenerbahçe atacak ikinci golü herhalde' diyordum. bu sefer hüzünden ağlayacaktım neredeyse, kalbim nasıl atıyordu bir ben bilirim.

    ve o bitiş anı... inanılmazdı. o an sebebsizce benim aylarca yolda sırıtarak yürümemi sağlamıştı. şampiyonluğu ellerinden alıyorduk. 10 derbi arka arkaya kazanmak gibi bir değerdi o an benim için.

    bize o güzel günleri yaşattığın için teşekkürler galatasaray, teşekkürler fenerbahçe, teşekkürler denizlispor.

    -kapalı saat kaç saat?
    -yirmikırkbeşşşşşş
  • 17
    tam üç sene önce bugün. hiç unutulmayacak, hep hatırlanacak olan gün...

    --- alinti ---
    90 dakika bittiğinde ali sami yen'de meşaleleri yakacak, hazırladığımız pankartlarla futbolcularla şampiyonluğu kutlayacak veya onlara emekleri için elimizden geldiğince teşekkür edecektik. alkışlayacaktık, bağıracaktık, belki ağlayacak, belki hüzünlenecek, belki sevinçten coşacaktık. hiç biri olmadı. maçın bitiş düdüğüyle, farklı biten herhangi bir maçtan sonraki alkış ve ses yükseldi. son maç, önemli maç, ama durum değişik. beş dakika önce tribün ayaklanmış, katıla katıla ağlamışım ama şimdi sessizlik ve gerilim var. volkan'la baş başa vermişiz tüm ikinci yarı olduğu gibi bir totem değil bu... serkan ve uğur yanımıza gelip gidiyorlar. ahmet ekip arabasında olmalı. onur ve kıraç kulaklıkları paylaşmışlar, onların gözler boş sahada, bizim gözler onlarda. grupla aramızda bir merdiven boşluğu var bakamıyorum bile.
    elimde, maçtan önce teşekkür için futbolculara atılmış bir gülün sapı var. onu ayaklar bağlansın diye denizli'de düğümlemişim. 9 şampiyonluk görmüşüm statlarda canlı. evet en son olanı, en güzel olanı belki ama, en değerli olanı kesin 2006 olacak. gol sesi, attılar. "biliyorduk abi", "ben demiştim" sesleri yükselmekte. radyolardan umut kesildi cep telefonları ile bağlantı kuruluyor. sorular aynı "nasıl 16 dakika uzar". hitaplar değişik "lan, ablacım, ağabeycim, olum"... sahada ne olduğunun farkında değilim, acaba futbolcular soyunma odasında mı? şu set aynı şekilde kalabalık, bir inin demeyeceğim, inseniz ne olacak? suleymanou ağır, yavaş yavaş. onur kulaklıkla bütünleşmiş, gözler onda, onun gözler sahada denizli'ye mesaj gönderiyor. yönetime karşı diyorsun, hakemlere, ellere , kollara, isyanın şampiyonluğu bu diyorsun. ahmet ile mesajlaşılıyor şampiyonluk yakın mı ne şu mesaj gönderilmiş "ahmet karakolda ilk şampiyonluğun olacak". koltukta sanki kıpırdamıyorsun. kıpırdasan sen golü yiyeceksin sanki. direk direk diyor herkes. bir şut direğe mi takılmış ne önemli değil artık son yaklaşıyor. bekliyor muyduk? evet... galatasaray'ın olduğu yerde umut biter mi? bitmez, akla hayale sığmaz galatasaray...

    bit be bit. ne onaltı dakikaymış, onaltı saat gibi... gözler onur'da, gözler kıraç'ta. bir yumruk bekliyorsun göğe zafere doğru sıkılan. ne yapacağız. ne güzel kutlama planlarımız vardı sezon boyunca? olur mu, olur... bir sigara daha, yok be önce bitsin ulan gebermezsin ya... bir kez daha o düğümü sıkıyorum. bir kez daha tamam abi diyorum, bir kez daha ağlayacak mıyım? hadi be……bitti be ulan bitti be adalet lan bu adalet….
    --- alinti ---
App Store'dan indirin Google Play'den alın