• 227
    öğrencilik hayatının belki de en stresli senesi olan lise son üniversiteye hazırlık senesini güzelleştiren ve motive eden sezondur benim için. o sene yatılı olarak yalovada lise son sınıftayız. sınıfta galatasaraylılar olarak çoğunluktayız haliyle (90lı yıllarda doğmanın verdiği etki*). çok güzel geçen ilk 3 senenin ardından zor bir seneye giriyoruz ama bu geçen 3 sene her ne kadar güzel olsa da içimizde hep bir eksiklik vardı, o da galatasaray eksiğiydi tabi ki biz zıpkın gençler için*.

    gireceğimiz sınavın, olduğumuz denemelerin, beklenen sonuçların heyecanı yetmezmiş gibi bir de maçların heyecanı çıktı karşımıza ama bu başka bir heyecandı tabi. derbileri internetten satın alıp akşam etütlerinde nöbetçi öğretmenlerle beraber bütün okul izlediğimiz zaman kalbimizin güm güm atması, el ayak titremelerimiz, kantinci kenan abinin küçük çaplı kalp krizleri ve rakip takım taraftarı öğrencilerle ufak atışmalarımız hala tazedir zihnimde.

    derslerde ya da denemelerde sürekli başarılı olamasak da ligde harika bir biçimde sene sonuna kadar geldik. son maç geldi çattı ama ne son maç. sınav falan umrumuzda değil tek düşüncemiz bu maç ve şampiyonluk. bu maç herkesle izlenmez kendi aramızda izleyelim dedik. nasıl olur, ne yapalım ne edelim derken beni sözlüğe getiren sınıf arkadaşım goreyimbenimtakimimi bizi gebzede evine çağırdı. atladık feribota düştük yola yalovadan. maçı anlatmaya gerek yok çünkü herkesin kendi anısı bir başka güzeldir. nasıl kutladınız diye sorarsanız, gebzedeki bütün galatasaraylılar gibi biz de ellerimizde bayraklar, dillerimizde şampiyonluk şarkılarıyla koştuk meydanlara.
  • 228
    galatasaray'ın, trabzonspor'un en üst seviye lige yükseldiği 1974-1975 sezonundan sonra fenerbahçe, beşiktaş ve trabzonspor ile oynadığı maçlar değerlendirmeye alındığında üçüncü kez "altı maçlık" periyodu namağlup geçtiği sezondur. ayrıca, normal sezonlardaki en başarılı dördüncü derbi performansı da olmuştur.

    34 haftalık süreçteki derbi performansımız şöyle;

    11. hafta, beşiktaş - galatasaray: 0-0,
    14. hafta, galatasaray - fenerbahçe: 3-1,
    15. hafta, trabzonspor - galatasaray: 0-3,
    28. hafta, galatasaray - beşiktaş: 3-2,
    31. hafta, fenerbahçe - galatasaray: 2-2,
    32. hafta, galatasaray - trabzonspor: 1-1,

    toplam: 6 maç - 3 galibiyet - 3 beraberlik - 12 atılan gol, 6 yenilen gol, 12 puan.
  • 230
    duble şampiyonluk getiren özel bir sezon...

    çifte şampiyonluk sonrası yazılı basında manşetlere yansıyanlar;
    "2012 kadıköy'ün fethi" (akşam) - http://gss.gs/cB1.jpg
    "aslan, kadıköy'de kral" (bugün) - http://gss.gs/t8T.jpg
    "şampiyon galatasaray" (fanatik) - http://gss.gs/AGZ.jpg
    "koşun haber verin tarihe" (fotomaç) - http://gss.gs/h8z.jpg
    "süper şampiyon" (güneş) - http://gss.gs/4WQ.jpg
    "2 kere şampiyon" (habertürk) - http://gss.gs/7Di.jpg
    "süper keyif" (hürriyet) - http://gss.gs/ytD.jpg
    "önce sarı sonra kırmızı" (milliyet) - http://gss.gs/cGn.jpg
    "fetih 2012" (radikal) - http://gss.gs/71C.jpg
    "helal olsun" (sabah) - http://gss.gs/gly.jpg
    "selam sana şampiyon" (star) - http://gss.gs/uQR.jpg
    "aslan kral" (takvim) - http://gss.gs/CQE.jpg
    "şampiyon cimbom" (türkiye) - http://gss.gs/mFd.jpg
    "süper şampiyon" (vatan) - http://gss.gs/G9V.jpg
  • 231
    4-4-2'nin lezzetini son kez tattığımız sezon.

    bambaşka bir şeydi bu takım. yaklaşık 10 yıldır süren fetret devrini paramparça etmişti.

    kadıköy'de rakip taraftarı çoşturan iki tane über gol yemesine rağmen 2-0'dan maç çevirip galibiyeti kaçıran manyaklardı bunlar!* mental olarak da çok üst düzey bir takımdı. sahada lider, karakter koyan oyuncular vardı: melo, ujfa, o dönemki selçuk inan, elmander, necati...

    yaşattığı heyecanı drogba ve sneijder'in eklendiği showtime kadrosu tekrar sağladı ama bu sefer de sahada aksak şekilde ilerlediğini hissettiğimiz bir takım vardı. sonrası tufan zaten.
  • 232
    ara sıra anti depresan niyetine açar izlerim özetleri. 26 ekim 2011 galatasaray gaziantepspor maçında atılan şampiyonluk tohumu, 1 şubat 2012 galatasaray antalyaspor maçında ömer çatkıç'a verilen tepki, 17 mart 2012 fenerbahçe galatasaray maçında hakan balta'nın golü, 26 şubat 2012 galatasaray beşiktaş maçında hasan şaş engin baytar'ın saçlarını yoluyor, 5 mart 2012 sivasspor galatasaray maçında necati'nin golü, 8 nisan 2012 manisaspor galatasaray maçında "muslera, muslera" sesleri...

    çocukluğumdan bile güzel sezondur. hiçbir detayını ölene kadar unutmam. sarı forma = sarı tutku...

    edit: görseller:

    http://gss.gs/p2p.jpg

    http://gss.gs/8XM.jpg

    http://gss.gs/ggs.jpg

    http://gss.gs/Un4.jpg

    http://gss.gs/rNn.jpg

    http://gss.gs/00v.jpg

    http://gss.gs/jV1.jpg

    http://gss.gs/vUo.jpg

    http://gss.gs/qyE.jpg

    http://gss.gs/uMR.jpg

    http://gss.gs/29n.jpg

    http://gss.gs/YNl.jpg

    http://gss.gs/f0Y.jpg

    http://gss.gs/DG8.jpg

    http://gss.gs/K11.jpg
  • 234
    son iki gündür 31.hafta kadıköy derbisi* ve play-off inönü derbisini* 90 dakika izlediğim şampiyonlukla bitirdiğimiz güzel sezon. o günkü takım bence kağıt üzerinde çok favori gibi gözükmese de sahaya yansıtılan futbol ve hırs her dakika belli oluyor ve "topun olduğu yer bizim için pozisyon" felsefesini net şekilde görebiliyorsunuz. inönü'de yapılan toplu savunma beraberinde aydın yılmaz ile bulduğumuz ikinci gol ve kadıköy'de hakan balta'nın maçı 2-0'dan 2-2'ye getiren gollerinden sonraki rakip taraftardaki yüz ifadeleri de paha biçilemez doğrusu* ah bir de milan baros'un fenerbahçe maçında direkten dönen topu gol olsaydı.
  • 235
    yaşım nedeniyle 96-00 arasındaki sezonlara canlı izleyerek şahit olamamış biri olarak gördüğüm en baskın ve dominant olduğumuz sezondu. öyle ki bu sezonun ardından tam 4 kez daha şampiyon olduk her birine de çok sevindim ancak hiçbirinde o sezonki tadı alamadım.

    sneijder, drogba, gomis, feghouli, fernando gibi isimlerin bulunduğu kadrolar da gördük ama bu takımlar başarılı olsalar da o sezon o takımın sahadaki yaptıklarına ulaşamamıştı benim gözümde. emre, engin, eboue, balta, semih, melo, selçuk, ujfa, elmander, riera, nando... kadronun her bir ferdinin bu kadar verimli olduğu başka bir sezon var mıdır bakmak lazım.

    ara ara bu sezonki kadar keyif aldığım ve heyecanla izlediğim bir galatasaray kadrosu daha gelicek mi diye düşünürüm. dilerim bu dileğim gerçekleşir ve o günlerin keyfini tüm galatasaraylılar olarak hep birlikte yaşarız.
  • 237
    benim izlediğim en iyi galatasaray futbol takımı bu sezonun takımıydı. yaşım itibariyle 96-2000 arasını hatırlamıyorum.

    bu takıma yakın performanslar olarak tudor'un ilk 8 hafta performansı ve bu sezon* ikinci yarı performansımızı söyleyebilirim.

    bunun dışında şampiyon olduğumuz sezonlarda dahil galatasaray maçlarını "allahım sen yardım et" modunda tamamen pragmatik bir şekilde "3 puanı alalım da bitsin bu çile" modunda izliyordum.

    ancak 2011-12 sezonunda bir önceki maç yenilmiş dahi olsak, "keşke her gün maç yapsa bu takım" psikolojisindeydim.

    tamamen hissiyat önümüzdeki sezon* bu takıma benzer bir performans sergileyeceğimizi düşünüyorum.
  • 239
    fatih terim hegomonyası dedikleri şeyin başladığı sezon.

    19-20 sezonunu saymazsak geçen bu 8 sezonda galatasaray 5 kere, fatih hoca ise 4 kere şampiyon oldu. resmen ezeli rekabette öne geçtiğimiz sezon olmuş 2011-2012 sezonu. o sezondan beri galatasaray futbol olarak sürekli çabalayan, ileri giden, gelişen bir yapıya dönüşmüşken; fenerbahçe sürekli geriye giden, her türlü başarısızlığını başkalarında arayan, kendinden hiç hata aramayan, 6 senedir tek bir kupa dahi kazanamamış ve futbol aklı olarak 100 küsür senelik tarihindeki en beter hale gelmiş bir yapıya dönüştü.

    türkiye'de futbol dönemlerini böyle 8'er yıllık periyotlar halinde ele alırsak eğer;

    2020-2012 arasında ağır şekilde biz üstünüz.

    2011-2003 arasında fenerbahçe ağır şekilde üstün ama bu 8 senelik periyotta 4 kere şampiyon olabildiler. 2006'daki şampiyonluğun ne denli önemli olduğunu burdan anlayın işte.

    2002-1994 arasında yine ağır şekilde biz üstünüz, yorum yapmaya bile gerek yok. 6 kere şampiyon olduk. uefa ve süper kupa'yı saymıyorum bile.

    ve şimdi corona sonrası dünyadaki her şeyin değişeceğini öngörürsek futbol sistemi de pek pek tabii ki değişecek ve yeni bir 8 senelik döneme gireceğiz.

    (bkz: 2021-2029 yılları arası)

    hülasa; başımızda fatih terim varken bu 8 senelik periyoda girmemiz bizim için büyük şans. umarım mustafa cengiz de sağlık sorunlarını atlatır ve bir kere daha bu 8 senelik döneme damgamızı vururuz...
  • 240
    en çok özlem duyduğum sezondur kendisi. oynanan futbola bakınca şampiyonluğu en çok kimin hak ettiği apaçık ortadayken gelin görün ki hala resmi hesaplarından ''şampiyonluğu biz kaybetmedik, elimizden çaldılar'' algısı yaratmaya çalışmaktadır kendileri. biz rezilliklerinizi, başarısızlıklarınızı kabul edin, bunlarla yüzleşin yoksa daha böyle çok olay yaşarsınız dedikçe onlar hala kendi başarısızlıklarını örtmeye, asalak taraftarlarını algı oyunlarıyla uyutmaya devam edip, her koşulda fatih terim'e ve galatasaray'a saldırmaya zorunlu hissediyorlar kendilerini. malup kulüp sen uslanmazsın. bu devran böyle dönmeye devam ettikçe, zihniyetleri değişmedikçe rahat olun bir gün fatih hoca galatasaraydan ayrılsa bile galatasaray başarılarıyla malum kulübe tokat vurmaya devam edecektir.
  • 241
    bu sezonki galatasaray futbol takımı izlediğim en baskın galatasaray idi. burak yılmaz, nordin amrabat, wesley sneijder transferleri ile bu sezon oynanılan futbol başka bir şeye dönmek zorunda kaldı ve ben hiç memnun kalmadım.

    muslera
    eboue semih ujfalusi hakan
    engin melo selçuk emre
    elmander necati

    bu sezon semih kaya'nın kariyer sezonunu yaşaması da bu dizilişe dayanır. adamın dört tarafı denizlerle değil yıldızlarla çevrili. sağında eboue, solunda ujfalusi, arkasında muslera, önünde melo var.
  • 242
    hakan balta dışında, diğer oyuncularımızın takıma o sene katıldığı düşünüldüğünde, takımımız adına müthiş bir transfer başarısının da yaşandığı sezondur. transferde bu kadar isabet sağladığımız başka bir sezon hatırlamıyorum. altyapıdan gelen semih kaya ve emre çolakın ilk on bir devamlılığı sağlaması elimizi daha da kuvvetlendirmişti. bana göre, fatih terim adam ederin en büyük kanıtı olan engin baytar'dan bile müthiş bir performans aldığımız sezondu.
  • 243
    türk futbol tarihinin en dominant sezonudur. şike olayları patlak vermiştir. ama öyle baska ülkelerdeki gibi rakiplerin kadrolari da zayif kalmamıştır. baya saglam kadrolarla sezona girmişlerdir.
    sezon sonunda daha doğrusu normal sezon sonunda açık ara sampiyon olmustuk.
    playoff denen saçmalık sonunda da yeniden şampiyon olup kupamızı rakibin sahasında kaldırmıştık.
    peki galatasaray'in o kadrosu uçuk kaçık bir kadro muydu? hayır. ama takım icin savaşan biraz da teknik adamlardan oluşan bir kadroydu. rakiplere nefes aldırmıyordu. derbilerde bile rahat oyun ortaya koyuyorduk.
    sonra amrabat, burak, sneijder, drogba falan alındı ve o kadronun sihri bozulmaya başladı.
  • 244
    "iyiler sonunda mutlaka kazanır" metaforunu dosta nasihat, düşmana tokat olarak hayat felsefesi yapan kahramanlık serüveni.

    aradan 8 yıl geçmesine rağmen kaldırdığımız kupanın acısını bazılarının hala çıkaramadığı ve görünen o ki 80 yıl da geçse çıkaramayacağı muhteşem bir zaferle noktalanmıştır. o kadar desteğe rağmen yapabildikleri tek şey saha ışıklarını kapatmak olunca unutmak mümkün olmuyor tabi.
  • 246
    bu sezonki ezici performansımızın en önemli sebeplerinden ikisi avrupa'da oynamamamız ve kupadan erken elenmemizdi. bahsedildiğine eminim ama sineğin yağını çıkarmakta olan hoca yine eldeki malzemeden maksimum verimi almıştı, bunun yan etkisi olaraksa sezonun genelini dar bir rotasyonla oynamıştık. aslında kağıt üstünde bol alternatifli olan kadroda zihnen ve/veya fiziken verim vermesi mümkün olmayan ayhan, sercan, yiğit gökoğlan, çağlar birinci, servet, gökhan zan* gibi oyuncular rotasyondan düştü ve 14-15 kişilik kemik bir ekibe odaklandık. haliyle puan kayıplarımızın önemli kısmı da yoğun fikstür dönemlerine (ve tabii ki süper final'e) denk gelmişti. kupadan erken elenmemize rağmen 42 resmi maça çıktık, bunun üstüne 6+ avrupa maçı daha gelse kaldıramazdık belki de.

    hem kadrodaki oyuncularla, hem de avrupa'da alınan sonuçlarla 2012-13 daha ihtişamlı ve başarılı bir sezondur. ama tüm bu saydıklarıma rağmen 11-12 sezonu özellikle öncesinin de etkisiyle kalbimizde daha özel bir yer taşır. 7 aralık 2011 galatasaray fenerbahçe maçını statta yaşayan herkes için de böyle kalacaktır eminim.
  • 247
    milat. 11-12'den bu yana 9 sezonda 5 şampiyonluk aldı galatasaray.

    muhtemelen en sevilen oyuncu grubu bu sezona aitti, hocanın oynattığı futbol ikinci kez peak yapmıştı, coşku, adrenalin, kazanma alışkanlığı kazanma, psikolojik üstünlük, suyun karşı tarafında kupa kaldırma, galatasaray yoğunluğu hissediliyordu her alanda. hep bir iz ararım her sezon başı 11-12'den çünkü o sene bir maçı canlı izleyemedim, süper finali radyodan takip edebildim hayatımın mutsuzluğu peak yapmıştı fakat ben bu sezonda galatasaray yoğunluğunu iliklerime dek hissettim, sonraki çok güzel senelerde bir hobim vardı, ismi: 11-12 sezon maç özetleri izlemek. hobimi direkt olarak yaşamak isterdim. asla khalkedon'da son 10 dakikayı canlı göremeyeceğim.

    inanılmaz hakimim 11-12'ye. tek izleyemediğim sezonun tesiri nasıl böyle büyük olabilir anlamak namümkün. en sevdiğim galatasaray futbolcularını sıralasam başa her zaman ve her koşulda hasan şaş'ı koyarım ama riera, melo ve elmander'i de arkalarında sıralarım. özetlere ve izlediğim bant yayınlar üzerinden konuşuyorum engin baytar'ın büyük hayranıyım. en sevdiğim forma 11-12 düz sarı formadır. agresif forma bir kere, ruhu var.

    galatasaray oluşu bizlere birçok güzellik sundu ve bizden ettiği kar ne olabilir ki, maddiyat mı? 1 vermişsem 100 aldım galatasaray'dan. o yüzden epik yersizleri ve epik yersiz durumları saymazsak haddimi aşmamaya dikkat ediyorum galatasaray konusunda. bu camia alelade bir camia değil. kültür mirası var; gazi paşa'nın ardından ülkenin en büyük markası galatasaray. işte tam da burada bana sunduğu en güzel tesir olan "11-12"den izler siliniyor ya üzülmedim dersem yalan söylerim, şimdi de selçuk biraz burktu yüreğimi. bir tek muslera kaldı. "hater"ım diye gezdim selçuk için fakat bir iz bıraktı bu insan, anılarımız söz konusu. olaylar iyi performans, kötü performans olarak değerlendirilmemeli bugün, dün öyle olmalıydı. nando'da gidince zaten 11-12'den bir suret kalmayacak iz kalacak, izler önemli.

    teşekkürler gasssaray ve 11-12'si. iz bırakanlar unutulmaz.
  • 248
    fenerbahçe ve galatasaray'ın birlikte avrupada olmadığı son sezon. sadece lige yoğunlaştıkları bu sezondan itibaren dört sezonda ligi sürklase etmişlerdi. tüm kupaları bu iki takım toplamıştı.

    şampiyonluk: 3 gs, 1 fb
    kupa: 2 gs, 2 fb
    süper: 3 gs, 1 fb

    20-21'de ikinci kez aynı senaryo gerçekleşirse sıkışık takvimle birlikte yeni bir rekabet dönemine girebiliriz.
  • 249
    https://www.youtube.com/...ExnS6AO5o&t=198s

    53 dakikalık hikayesi şu linkte bulunan sezon. gerçekten her anlamda mükemmel bir sezondu. son 10 senede kazandığımız şampiyonluklar içinde en dominant futbolu bu sezonda oynamıştık. ve takımda muslera dahil gol atmayan tek bir futbolcu kalmamıştı. önceki sezon "kümede kal galatasaray" tezahuratı yapanların sahasında şampiyon olup kupa kaldırmıştık daha ne olsun ?
  • 250
    bu sezonla ilgili bir anı okuduğumda, bir görsele denk geldiğimde eski bir dostu görmüş gibi oluyorum.

    özlüyorum o takımı, taraftarı, heyecanı. aslında o zamanki genci özlüyorum en çok.

    şampiyonluk kutlaması sonrasında sahasında turladığım stat çıkışında muslera ile tokalaştığım sezon. daha öncesinde de sonrasında da hiç bir futbolcuya el uzatma isteği duymamış birisiyim. o sezon her şey çok farklıydı sanki.

    geriye dönüp baktığımda o günler hayatımın da zirvesi gibi geliyor. bu da üzüyor tabii biraz.

    sanki 2011-12 sezonunu videoları daha bir canlı geliyor. futbola olan ilgimi aysal&terim el ele tutuşurken bırakmalıydım bazen diyorum. zirve o anmış gibi geliyor nedense.

    abarttım tabii ama yıllardır içimde. tutamadım daha fazla.
App Store'dan indirin Google Play'den alın