• 11981
    hamit, şampiyonlar ligi’nde 1 sene final, sonraki sene de yarı final oynayarak, real madrid’e transfer oldu. orada 2 barcelona maçında ilk 11 oynadı. bu futbolcuyu karabük maçı için motive etmek kolay değil. küçük maçlarda da motive olacak yavaş yavaş. o da artık türkiye’de oynadığının farkına varacak ve üzerine koyacak. her geçen gün iyiye gidecek.” fatih terim

    dünyanın en büyük 5 takımından ikisinde oynamış, dünyanın en büyük hocası tarafından transfer edilmiş, çalıştırılmıştır. diğer bütün futbolcular galatasaray'a çıkmış, hamit düşmüştür. akhisarlı, karabüklü futbolculara karşı oynayacak olmanın travmasını atlatamadığı ilk yarı boyunca görülmüştü.büyük maçlara daha fazla konsantre olup daha iyi oynamıştır. kendisini sıradan bir ligte, sıradan takımlara karşı oynadığına inandırdığı an, takımın en iyi futbolunu kendisi oynayacaktır. biri dürtsün, barca'ya, dortmunt'a karşı oynamadığını söylesin. uykudan uyan hamit, alt tarafı oynayacağın en büyük maç fenerbahçe maçı, gerisi senin antrenmanlarda oynadığın maçlardan bile kolay. büyük futbolcusun, bu ülkede tek bacağınla bile oynarsın. hadi kolay gelsin kardeşim. mahalle takımı
  • 11982
    ”dinlenmeye çalıştığım ve yeni dönem planlaması ile uğraştığım şu günlerde yaşananları, galatasaray ve şahsımla ilgili çıkan haberleri üzüntü, şaşkınlık ve hatta ibret ile izliyorum. tarafımdan yapıldığı iddia edilen açıklamalar üzerine kurgulanmış olan, bir gazetede çıkan ve ona bağlı olarak çeşitli gazete ve haber sitelerinde yer alan haberdeki bilgiler hayal mahsulü olup, tamamı yalandır. bilgilerin yanlış olması bir yana, bunların sanki şahsımdan öğrenilmiş gibi verilmiş olması yaşanan erozyonun en büyük göstergesidir. futbol takımımıza ve şahsıma karşı yürütülen sistemli harekatın, tüm galatasaraylılar gibi ben de çok farkındayım. görevimin başında olduğum sürece bunun takımımıza zarar vermesine izin vermeyeceğim gibi yalan haber yapanlar ve yapılmasına zemin hazırlayanlara karşı gerekli mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğimden kimsenin şüphesi olmasın.”

    (bkz: fatih terim)
  • 11984
    "benim bir başkana cevap vermem yakışık almaz ama o dönemin yöneticisi olduğum için yorum yapmak durumunda kalıyorum. zaten başkanın bu şekilde konuşması psikolojik üstünlüğün g.saray'a geçtiğini gösteriyor"

    "bir gram dahi ilerleyememişler. galatasaray, 6-0 yenildiği o maçta herkes hatırlar tek kale oynadı. verilmeyen penaltılar var. ayrıca o sezonu galatasaray şampiyon olarak tamamladı."

    ''türkiye kupası finalinde 5-1 yendik. ama biz hiç bu kadar abartmadık. hatta hagi, frank ribery'yi çıkarmasaydı 7-8 olacaktı. ayrıca fenerbahçe, uefa kupası ve real madrid'i yenip, süper kupa'yı almış olsaydı, sayın başkan ne diyecekti, merak ediyorum"

    (u: aziz yıldırım'ın, psikolojik üstünlüğün galatasaray'a geçmesi için bizi 6-0 yenmeleri lazım sözünün üzerine)

    "rıdvan gelsin gs tv'de programa katılsın. o gün gs tv'nin reytingi de artar. bence ufku da açılır. ultraslan fazla tepki koyuyor, katı düşünmemek gerekir. bu konuda empati yapmak lazım. hakan ünsal'ın da fb tv'ye çağırılması gibi bir şey... çağırıldığında hakan ünsal gitmesin mi?"

    *

    fatih gökşen
  • 11987
    "galatasaray'ı çok seviyorum. büyük bir kulüp ve harika taraftarları var. ben oradayken durumlar daha farklıydı. açıkçası bir şey başaramadık. yıldız oyunculara imza attıramadık. iyi başlamıştık fakat yeterince güçlü bir kadromuz yoktu. şu anda harika bir şekilde yönetiliyorlar ve takım çok iyi inşa edilmiş. onlar için çok mutluyum."

    frank rijkaard
  • 11988
    “dinlenmeye çalıştığım şu günlerde g.saray ve şahsımla ilgili çıkan haberleri üzüntü, şaşkınlık ve hatta ibret ile izliyorum. tarafımdan yapıldığı iddia edilen açıklamalar üzerine kurgulanmış olan, haberdeki bilgilerin tamamı yalandır. takımımıza ve şahsıma karşı yürütülen sistemli harekatın, tüm g.saraylılar gibi ben de çok farkındayım. görevimin başında olduğum sürece bunun takımımıza zarar vermesine izin vermeyeceğim ve yalan haberle mücadeleyi sonuna kadar sürdüreceğim.”

    fatih terim
  • 11990
    “fransa'da 'topa kafayla iyi müdahale ediyorsun, ayaklarına hakimsin ama kalenin önünde pek becerikli değilsin' dedi hocam ve ben de savunmacı oldum.”

    “benim aslında çok zor bir kariyerim oldu. fransa'da doğdum, çok küçük yaşta kamerun'a döndük. fransa'ya 17 yaşında geri döndüm, çok alt seviyelerde futbol oynamak zorunda kaldım. galatasaray'da oynamak benim için hayattan alınan bir rövanş. fatih terim beni bu takıma getirdiyse, benim bazı yeteneklerim olduğuna inandığı içindi. ben 4. lig'de bile oynadım fransa'da. dördüncü kümeden birinci lige imza atmayı başardım, pau'dan, toulouse'a transfer oldum. ama toulouse da çok parlak geçmedi. bu yüzden galatasaray'da oynamak, kariyerimden de onlardan da alınan bir rövanş gibi.”

    dany nounkeu
  • 11991
    u17 dünya kupası'ndan sonra herkesin benden beklentisi büyüktü. kamerun futbolunun yeni yıldızlarından biri olarak kabul ediliyordum. ama o dönemde sakatlandım ve dizimden bir operasyon geçirdim.

    metz ile anlaşma imzaladım ama kötü bir dönemdi, onlarla yaşadığım problemler yüzünden 5. lig'e kadar düştüm ben. metz'deki antrenörlerimden biri, bir gün arayıp beşinci ligde oynayıp oynamayacağımı sordu bana, tercih yapma lüksüm yoktu, düşünmeden gittim. ama inanın 5. lig'de oynarken bile profesyonel olmanın hayalini kuruyordum. 19 yaşındaydım ve o iki senenin sonunda başka kulüplerle idmanlara çıkmaya başladım. sonra pau ile imzaladım, çok iyi bir sezon geçirdim. o sezonun sonunda bir sürü büyük kulüp bana kontrat teklif etti fakat ben toulouse'u seçtim. sonra galatasaray'da olan şey oldu. benim yerimde oynayan biri vardı ama sakatlandı. birinci lig'de oynamaya başladım, avrupa maçlarına çıktım. ilk maçımı trabzonspor'a karşı oynadım. hatta 1-0 yenildik ve şimdiki takım arkadaşım ceyhun atmıştı golü.

    dany nounkeu
  • 11992
    *

    "yine zor bir geçiş oldu. bir noktada yedek kaldım ve oynamak istiyordum. kulüpten ziyade futbolu öne koydum. antep'e gelirken nereye gittiğimi bilmiyordum. ama bu kararı verdim çünkü bana oynayacağımı söylediler ve benim ihtiyacım da buydu, oynamak. "

    (u: geçen sene gaziantepspor, galatasaray'dan sonra ligin en az gol yiyen takımıydı. peki galatasaray bu sezon neden savunmasını oturtamadı bir türlü? )

    gilles binya ile oynuyordum evet ve farklı bir ilişki vardı orada, birbirini anlayan iki oyuncuyduk. birbirimizi tamamlamamız daha kolay oldu. ama ben galatasaray savunmasının o kadar da kötü olduğunu düşünmüyorum, gayet başarılı maçlar da çıkardık ve futbolun parçası olarak kötü maçlar da yaşandı.

    *

    "buraya kontrat imzalamaya geldiğimde fatih terim'le bir görüşme yaptım ve bana benden ne istediğini hemen o gün söyledi. dedi ki, “seninle imzaladıysak bu iyi bir oyuncu olduğunu gösterir. yeteneklerin olduğunu biliyorum ama ben onları doğru kullanmanı istiyorum.” antrenörün bana ilk günden böyle bir konuşma yapmasının benim için büyük bir etkisi oldu. "

    dany nounkeu
  • 11993
    (u: şimdi senin için işler iyi gidiyor. ujfalusi'nin de sakatlığı sonrası defans tekrar şekillendi, bir şans olarak görüyor musun bunu?)

    ujfalusi olsaydı takıma bu kadar hızlı girer miydim bilmiyorum. ama şans ayağınıza geldiğinde onu kullanmayı da bilmek lazım, ben kullandığımı düşünüyorum. ben her maçta elimden gelenin en iyisini yapmaya çalışırım. oynadığım zaman en üst seviyede oynamaya çalışıyorum, umarım antrenörlerim de benden memnundur ve en uzun süre burada devam ederim.

    (u: galatasaray'daki partnerin semih kaya, 21 yaşında genç bir oyuncu ve bütün galatasaraylılar onun üzerine titriyor. ne düşünüyorsun semih hakkında?)

    "bir oyuncu eğer bulunduğu yere gelmişse gereken niteliklere sahip demektir, “genç oyuncu” diye nitelendirmeyi bırakmalıyız. real madrid'in stoperi de genç! bir takımda oynuyorsan oranın gerektirdiği yeteneklere, kalitelere sahipsin demektir. "

    (u: semih'le saha içindeki iletişimin nasıl? çünkü ujfalusi geçen sezon semih'in saha içindeki öğretmeni gibiydi. savunmanın şefiydi. şu an galatasaray savunması bir şefe ihtiyaç duymuyor mu?)

    "ujfalusi gibi bir oyuncuyla oynarken, kim olursanız olun, bir şeyler öğrenirsiniz. semih'le benim aramdaki ilişki ise farklı. biz birbirini tamamlayan türden bir ikiliyiz. futbol dilini konuşuyoruz; hareketlerle, bakışlarla ya da kısa kısa kelimelerle birbirimizi yönlendiriyoruz ve aramızdaki uyumun giderek arttığını söyleyebilirim. "

    tolunay kafkas'ın bir demeci var: “top dany'ye geldiğinde kalp krizi geçiriyordum” diyor…

    "evet bana sürekli bunu söylüyordu, ben de ona “koç, benim oyun tarzım bu” derdim. bugün olduğum yere geldiysem, oyunda risk alabildiğim için. bu beni ben yapan özelliklerden biri."

    *

    "oh, fatih terim. “risk yok dany, basit oyna” diyor, ben de ona tamam diyorum. ama pozisyon geldiğinde dany yine aynı dany. eğer o an içimden hücumcuya çalım atmak geliyorsa atmalıyım o çalımı. karakterim bu. nasıl bir hücumcu kafaya çıkıyor içgüdüsel olarak, ben de örneğin topu göğsümle karşılayabilirim."

    dany nounkeu
  • 11994
    (u: galatasaray'a geldiğinden beri topu hiç taca atmamış olabilirsin. hatta topu en yakınındaki adama bile değil, direkt oyunu kuracak adama atmak gibi bir çaban var.)

    altyapıda çok antrenörle, çok oyuncuyla çalıştım. böylece benim oyunumun bütünü, birçok parçanın bileşiminden oluştu. ben oyunu dikine oynamayı seviyorum, antrenmanda bile pası en uzaktakine vermeye çalışırım çünkü o pası geçirirsem bir anda 50 metre kazanıyoruz. yandakine verince aynı enlemde oynamış oluyoruz.

    (u: galatasaray taraftarı sen geldiğinde ön liberoda da kullanılabileceğini düşünmüştü, o zaman daha melo da gelmemişti. oynayabilir misin?)

    oynayabilirim ama sevmiyorum. ben artık stoper olarak kendimi daha rahat hissediyorum ama tabii ki antrenör benden isterse orta saha da oynarım. sağ bek de oynarım, eboue'nin yerinde, ama onu da sevmiyorum!

    (u: tribünde, geride kaldığın adama yetişeceğine dair bir inanç, güven oluştu. bugüne kadar tek yetişemediğin oyuncu wellbeck'ti herhâlde…)

    ah, o pozisyonda kaydım ben. yakalar mıydım bilmiyorum ama hızımın benim iyi özelliklerimden bir tanesi olduğunu biliyorum. bunu en iyi şekilde kullanmaya çalışıyorum. semih de çok hızlı bir oyuncu. iki stoperimizin de hızlı olması takım için bir avantaj, bu sayede savunmayı daha yukarıda kurabiliyoruz.

    *

    aydın benden hızlı koşuyor! takımda yarış yaptık, en hızlısı aydın. ben ikinci oldum. hızlıyım evet ama bu natürel bir şey. çünkü artık koşu antrenmanı yapmıyorum.

    *

    futbol adına ulaşabileceğiniz iki yer var; biri dünya kupası diğeri ise şampiyonlar ligi. bunlardan başka ne isteyebilir bir futbolcu?

    *

    bence çok iyi ve daha da önemlisi ilk maç bizim sahamızda. o ilk maçı çok iyi oynamak ve istanbul'da turun gidişatını belirlemek çok önemli.

    (u: turnuvanın en iddialı takımları birbirleriyle eşleştiler, birbirlerini kıracaklar. buna ne diyorsun?)

    kesinlikle çok iyi kura. bundan sonrası daha zor olacak bunu biliyoruz ama bize bir şans geldi ve bu şansı değerlendirmek bizim elimizde. futbol sahada oynanıyor, kura çekiminde değil.

    (u: fatih terim'le çalışmak nasıl bir duygu? ne söylemek istersin fatih hoca hakkında?)

    fatih terim, çok büyük bir antrenör. bana çok şey öğretiyor. onun nasıl bir antrenör olduğunu herkes biliyor ama fatih terim için tek tek oyunculardan ziyade takımın önemi var.

    bazen kaybettiğimiz maçlardan sonra hiçbir şey söylemiyor. örneğin karabükspor maçından sonra böyle yapmıştı. bazı maçlarda gelir, bize bağırır çağırır, orada eline geçeni yere fırlatır ama en azından ne düşündüğünü bilirsiniz. o hiçbir şey söylemediğinde, “hiçbir şey söylemedi, eyvah” diyoruz birbirimize.

    *

    ben buraya hiçbir şey bilmeden geldim. trabzon'la oynamıştık toulouse'dayken, bir tek orayı biliyordum. ligin böyle olduğundan hiç haberim yoktu. çok mücadeleci bir lig ve bence premier lig'e benziyor, çok fiziğe dayalı. biraz hız düşük ingiltere'ye göre ama manchester'la oynadığımız maçlara bakın, topa sahip olma oranına bakın. ne farkımız var? orada da topu al oyna, top sende değilken mücadele et…

    *

    neredeyse çılgınlık boyutunda. geçenlerde babam geldi ve bir sürü maçımı seyretti. son fenerbahçe maçından sonra bana dedi ki, “oğlum sizin taraftarlarınız deli.” hayatında böyle bir coşku görmediğini söyledi.

    işin garibi, ben antep'e geldiğimde seyrettiğim ilk maç galatasaray maçıydı, ali sami yen'de. oynamıyordum, tribündeydim ama orada bile tüylerim diken diken olmuştu.

    bu taraftarı görünce kendime diyorum ki, neyin var neyin yoksa sahaya dökmelisin. çünkü 90 dakika, tezahürat yapıyorlar. ne var ne yoksa veriyorlar, senin de hesap yapmaman lazım.

    (u: peki sahaya çıkmadan önce taraftarların sesleri geliyor, korkutucu olmuyor mu bazen? rakip sahada örneğin…)

    hayır bu bana tamamen motivasyon veriyor. 12. adam arkamda diyorum, sahaya çıkınca hiçbir hesap yapmayalım, çıkalım ve kozlarımızı paylaşalım.

    mesela manchester united maçını düşün, şampiyonlar ligi'nde maça çıkıyorsun, old trafford'da. dışarı bir çıkıyorsun, senin taraftarının sesi yine geliyor, yine oradalar. o anda her şeyi unutuyorsun. rekabet, deplasman, hiçbir şey kalmıyor.

    (u: bazı oyuncular maç sırasında oyuna konsantre olduklarını ve tribünleri hiç duymadıklarını söylerler, sen ise old trafford'da köşedeki az sayıda galatasaray taraftarını bile duyduğunu söylüyorsun…)

    evet, tabii ki duyuyorum. ve o kadar motive ediyor ki... tamam diyorum, bizimkiler buradalar, arkamızdalar, e hadi, biz de çıkalım oynayalım!

    *

    taraftar? on numara!

    *

    benim için bir takım arkadaşı değil, öz abim o benim. bizde önce saygı gelir, ben profesyonelim ve galatasaray'ın oyuncusuyum doğru. ama eboue ile aramdaki profesyonel bir ilişki değil; ben ona önce abi saygısı veriyorum. eboue aileden birisi gibi benim için.

    dany nounkeu
  • 11996
    transfer sürecim biraz uzun sürdü. bunun sebebi küba'dan çıkışım için gerekli olan belgelerin hazırlanmasıydı. genelde de böyle uzun sürer. şu anda buradayım. burada olmaktan dolayı da çok mutluyum. gelir gelmez kendimi çok iyi hissettim. buradaki hedefim hem ülkemi temsil etmek hem de işim olan voleybolu en üst seviyede galatasaray için oynamak. galatasaray voleyboluna yapabileceğim katkıyı yapmak istiyorum. herkesin, özellikle de galatasaraylıların yeni yılını kutluyorum. buradan aileme de selam gönderiyorum. onlardan uzaktayım ve bundan dolayı biraz üzgünüm. sonuçta bu benim işim. herkes işi için bazen fedekarlık yapmak zorundadır. ben de bunu yaparak buraya geldim ama ilk günden anladığım kadarıyla burada emin ellerdeyim. çok misafirperver bir ülkedeyim. takımda çok ciddi uluslararası yeteneği ve kariyeri olan oyuncular var. bunu gelmeden önce de biliyordum. ancak bu hiçbir zaman yeterli olmayacaktır. şu andan itibaren takım olarak hareket etmemiz ve taşıdığımız formanın ciddiyetine göre gerekli sorumluluğu almamız gerek. böyle olunca kulübümüzün de istediği yüksek yerlerde kendimize yer bulabiliriz.

    henry bell cisnero
  • 11997
    "trabzonspor'dayken transferde yüzde yüz konuşma hakkım vardı. çünkü sözleşmemde öyle bir madde vardı. ama galatasaray'da transferim hakkında konuşmam söz konusu bile değil. tüm yetki kulübüme ait. ben burada mutlu ve huzurluyum. gönlüm burada kalmaktan yana. galatasaray forması ile avrupa'da ve ligde başarılar yaşamak istiyorum. bu yüzden transferle ilgili hiçbir düşüncem yok

    (bkz: burak yılmaz)
  • 11998
    insanlar nedense beni bir türlü kabullenmiyor. kabullenmek istemedikleri için de 'yok, kafayla gol atamıyor. yok, ofsaytta kalıyor. yok, kendini yere atıyor. yok, hakemle devamlı konuşuyor' diye hep eleştiri yapıyorlar. yani sürekli bir şeyler çıkarıyorlar, ben de onların tam tersini yapıyorum yine de başka şeyler üretiyorlar. eleştiriler her zaman olacak ama biraz da destek olmak lazım. benim üzüldüğüm taraf bu. baktığınız zaman benim yakaladığım bireysel başarılar, birçok oyuncunun yapmak isteyip başaramadıkları şeyler. uefa'da en iyi oyuncu seçilmemi bile konuşmak istemiyorlar. çünkü ben olduğum için bunu bile kabullenemiyorlar. bunun nedenini bilmiyorum, belki galatasaray'a gelişim olabilir. düşünün büyük takımlarda oynayıp giden futbolcuların çoğu silinip giderken, ben çalıştım, direndim, devamlı üstüne koyarak ilerledim ve bir yerlere geldim. bir türlü insanlara bunu kabul ettiremedim. insanların çoğu sanki bunu hazmedemiyor. benim en çok üzüldüğüm konu bu. böyle başarıları yakalamak kolay değil. ben bitmemişim, yılmadan çalışıp buralara gelmişim. biraz da köstek değil destek olunup 'haydi yürü oğlum' demeleri lazım diye düşünüyorum

    (bkz: burak yılmaz) *
  • 12000
    -dört büyük takımda şampiyonlar ligi'nde oynadın; sadece galatasaray'da gol attın. hatta krallıkta iddialısın. bunu nasıl yorumluyorsun?

    o zamanlar, yani diğer takımlardayken bu şekilde bir burak yılmaz yoktu. güvenilen, inanılan, kendini kabul ettirmiş bir burak değildi o... baktığınız zaman ben galatasaray'a iyi bir performans yakalamış, gol kralı olarak geldim. hiçbir zaman galatasaray'da oynadığım özgüvenle oynama şansı yakalamamıştım. bu zamanım galatasaray'a denk geldi. elbette farklı bir burak yılmaz görüntüsü ortaya çıktı. bunda fatih hocamız'ın katkıları da çok büyük. zaten beni daha 2.lig'de oynadığım günlerde a milli takım'a çağırıp oynatan da fatih hocam'dı...

    -şampiyonlar ligi'nde gol krallığı iddiası, ronaldo ve messi ile yarışmak nasıl bir duygu?

    neden olmasın ama benim hedefimde gol kralı olmak yok, takımımın başarılı olması var. takımım başarılı olursa, ben de gollerimle katkıda bulunabilirsem ne mutlu bana. ama bireysel olarak gol kralı olmak gibi bir hedefim yok. açıkçası, messi ve ronaldo dünyanın en iyi futbolcuları. onlarla yarışmak güzel ve onur verici ama onlarla da aşık atacak değilim. kendime güveniyorum, atabildiğim kadar gol atacağım ve iyi işler yapmaya devam edeceğim.

    -şampiyonlar ligi'nde attığın goller içinde en beğendiğin hangisi?

    son maçta braga'ya kafa ile attığım gol...

    -yakın zamana kadar 'kafa golü yok' diye eleştiriliyordun. ama şampiyonlar ligi'nde 6 golünün dördü kafayla... nasıl oldu bu?

    geçen sezon attığım 33 golden sadece biri kafaylaydı. benim kafa vuruşlarımda bir eksikliğim yoktu ama bu istatistik de ilginç. galatasaray'dan önceki oyun tarzımdan ve pozisyonlardan dolayı böyle olduğunu düşünüyorum. ama ben galatasaray'da kafa ile goller atabileceğimi de gösterdim. insanlar nedense beni bir türlü kabullenmiyor. kabullenmek istemedikleri için de 'yok, kafayla gol atamıyor. yok, ofsaytta kalıyor. yok, kendini yere atıyor. yok, hakemle devamlı konuşuyor' diye hep eleştiri yapıyorlar. yani sürekli bir şeyler çıkarıyorlar, ben de onların tam tersini yapıyorum yine de başka şeyler üretiyorlar. eleştiriler her zaman olacak ama biraz da destek olmak lazım. benim üzüldüğüm taraf bu. baktığınız zaman benim yakaladığım bireysel başarılar, birçok oyuncunun yapmak isteyip başaramadıkları şeyler. uefa'da en iyi oyuncu seçilmemi bile konuşmak istemiyorlar. çünkü ben olduğum için bunu bile kabullenemiyorlar. bunun nedenini bilmiyorum, belki galatasaray'a gelişim olabilir. düşünün büyük takımlarda oynayıp giden futbolcuların çoğu silinip giderken, ben çalıştım, direndim, devamlı üstüne koyarak ilerledim ve bir yerlere geldim. bir türlü insanlara bunu kabul ettiremedim. insanların çoğu sanki bunu hazmedemiyor. benim en çok üzüldüğüm konu bu. böyle başarıları yakalamak kolay değil. ben bitmemişim, yılmadan çalışıp buralara gelmişim. biraz da köstek değil destek olunup 'haydi yürü oğlum' demeleri lazım diye düşünüyorum.

    -baban da bir teknik direktör... ondan özel taktik veya nasihatler alıyor musun?

    taktik diyemem ama bana tavsiyelerde bulunuyor. taktik anlamında ise hiçbir zaman karışmadı, karışmaz da... zaten benim bir hocam var. ama özellikle benim sinirli yapımı bildiği için sahada sakin olmamı hep söyler. saha içinde yapamadıklarım olunca asabileşiyorum,. babam da bu konuda bana hep nasihat eder. bunları aşmam gerektiğini söyler.

    -transferde ismin avrupa için geçiyor. ne düşünüyorsun?

    trabzonspor'dayken transferde yüzde yüz konuşma hakkım vardı. çünkü sözleşmemde öyle bir madde vardı. ama galatasaray'da transferim hakkında konuşmam söz konusu bile değil. tüm yetki kulübüme ait. ben burada mutlu ve huzurluyum. gönlüm burada kalmaktan yana. galatasaray forması ile avrupa'da ve ligde başarılar yaşamak istiyorum. bu yüzden transferle ilgili hiçbir düşüncem yok.

    -pres yapmayı sevmeyen bir futbolcu olarak gösteriliyorsun. ama galatasaray'da istesen de, istemesen de bu açıdan da katkı yapman gerekiyor. bu, bir sıkıntı yaratıyor mu?

    bu sezon galatasaray'a geldiğim zaman hocamızın benden ilk isteği de bu olmuştu. hocam da oyunu çift taraflı oynamamı istedi. ben de değişmeye başladım. bu bende sıkıntı yaratmıyor, tam tersine zevk bile alıyorum. eski alışkanlıklarımı yavaş yavaş değiştiriyorum. bunu önce beynimde, sonra da fiziki olarak yapıyorum. elbette bunların hepsi bir anda olmuyor. dediğim gibi yavaş yavaş bunu da yapacağım. oynadığım son maçlardan birinde en çok mesafe kat eden futbolcu bile oldum. bu da benim ne kadar değiştiğimin bir göstergesidir.

    -şampiyonlar ligi'nde rakip schalke... hedef büyüdü herhalde?

    şampiyonlar ligi'nde bütün takımlar güçlü, zorlu olduğu için rakibimizin kim olduğu fark etmiyor. schalke de grubundan birinci çıkmış, çok ciddi bir rakip. o maça daha çok var ama biz turdan ümitliyiz. ilk hedefimiz gruptan çıkmaktı. bunu başardık. şimdi çeyrek finale yürümek istiyoruz. yavaş yavaş ilerleyeceğimizi düşünüyorum.

    -schalke yetkilileri kuradan sonra en korktukları oyuncu olarak senin ismini verdi.

    ne diyebilirim? kendilerine teşekkür ediyorum. inşallah onları mahcup etmem.

    -avrupa'de en beğendiğin lig hangisi?

    ingiltere ligi'ni çok beğeniyorum.

    -şampiyonlar ligi'nde en iyi oyuncu seçilmenle ilgili ne düşünüyorsun?

    çok büyük bir onur ve gurur. bunun için başta hocam fatih terim'e, yardımcı hocalarıma ve takım arkadaşlarıma teşekkür ediyorum. bunda büyük katkıları var.

    -biraz da özel hayatını anlatır mısın? ne yaparsın, ne yersin, ne içersin?

    genelde evdeyim. evim tesislere 5 dakika. çoğunlukla annem de benimle kalır. trafik yüzünden dışarı çıkmayı sevmiyorum. arkadaşlarımla haftada 1-2 kere yemeğe giderim. yemek hiç ayırmam ama kiloma çok dikkat ederim. eskiden kitap okuma alışkanlığım vardı, bu i-pad'ler çıktıktan sonra kitap okumayı unuttuk. kamplarda, evde elimizde hep i-pad var, oyun oynuyoruz. kamplarda da böyle vakit geçiririz. sinemaya da giderim. en son 'evim sensin'e gittim; çok beğendim. tam bize hitap eden duygusal bir filmdi.

    burak yılmaz

    edit: istekler üzerine soruları yıldızdan çıkardım
App Store'dan indirin Google Play'den alın