resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 4823
    senede yatarak 3 milyon euro nasıl kazanılır? diye kitap çıkarmasına gerek yoktur,boşa masraf oluyr, twitter'dan falan 'türkiye'ye gidin' demesi yeterli.

    hala daha bu adamın oynamadan para kazanmasını, adamın suçu olarak görenler var. quaresma da, alex de, çoğu yabancı futbolcu da bu yollardan geçiyor türkiye'de, ve ısrarla biz olayı futbolcuların paragözlüğü tarafından görmek istiyoruz. normal tabi, yöneticiler bize nasıl göstermek isterse öyle gösterir, neticede bu adamlar yabancı futbolcu olarak geliyorlar, bir güçleri, söz hakları yok. adamı kadronda düşünmüyorsun, eyvallah, o zaman yollamayı becereceksin. baros'a teklif geldi de, 'yok, ben top oynamak istemiyorum, gitmicem burada sizin paranızı yiyeceğim' mi dedi, cidden buna inanıyor musunuz, mantıklı geliyor mu? beceremiyor bizim kulüpler oyuncuları elden çıkarmayı, anca almayı biliyoruz deli gibi para saçarak, giderken de üstüne para veriyoruz yine. baros'u ne ile suçlayabilirsin ki burada, adamı kadroya dahil etsen gayet de çalışacak, oynayacaktı belki, nasıl ispatlayabilirsin tersini?

    bir tek bizde var bu olay, adı sanı belli oyuncuları 1 yıl bomboş oturtuyoruz maaşlarını ödeyip, ben de adamı suçlamam burada. sözleşme imzalamışsın adamla, söke söke alır parasını, oynatıp oynatmanan da senin sorunun. acı ama gerçek.

    bunların dışında takımda olduğu süreler içinde de bana göre çok faydalı olmuştur, o yüzden kötü anamam şahsen. linderoth gibi bir adam da sakatlığı yüzünden toplam 3 maç falan oynadı ama hiç 'hacılar ben oynamadım zaten, maaşımı istemem, haketmedim' demedi, ama sözlükte sorsan, iyi adamdı lan derler..
  • 2396
    kendisine ısrarla devamlılığı yok diyenleri hayretler içerisinde takip ediyorum. milan baros sahadaki ve saha dışındaki karakter bakımından gheorghe hagi'nin kopyasıdır.

    şimdi maddeler halinde sayalım neden kendisine devamlılığı yok dendiğini;

    birincisi ve en önemlisi olarak sakatlıkları öne sürülüyor. bu adam'ın ayağını kırdılar, ayağı kırılmayana kadar çatır çatır topunu oynayan, bir sezonda 35'in üstünde maç oynayan bir futbolcuydu. ayağı iyileştikten sonra tekrar oynamaya başladı. ve sağolsun bizim sağlık kurulumuz kırılan ayağındaki adalenin zayıflayacağını öngöremediği için adalesini yeteri kadar güçlendirmeden bu adamı sahaya sürdü. ve hatırlarsanız kendisi herkesin durduğu, oynamadığı meşhur ankaragücü maçında tek başına oynarken ve aynı maçta 2 gol attıktan sonra deli gibi depar atıyorken güçlendirilmeyen adalesinden sakatlandı.
    sonra yine uzun süreli bir tedavi aşaması atlattı ve geçen sezon'un ikinci yarısından sonra sahalara döndü. ve yine topunu oynamaya başladı. bir daha da sakatlanmadı zaten ciddi bir şekilde.

    ikincisi çok kart görmesi; evet bence de buna bir çözüm bulunmalı ama en son gördüğü kartlara bakalım ve türkiye futbol federasyonumuzun , mhk'nın geçen yıl kimlerden oluştuğunu tekrar hatırlayarak bu olayı tekrar bir düşünelim diyorum. kusura bakmayın ama geçen yıl sahada kaptan gibi takımı sahiplenen adam yokken milan baros'a kasten sert hareketler yapan şüpheli futbolcuları ve eyyamcı hakemlerin tavırlarını düşünürseniz takımın ve kendinin hakkını korumak isteyen , takımını sahiplenen mücadeleci bir adamın bu kadar sinirlenmesini ben normal buluyorum. tıpkı gheorghe hagi'nin geçmişte yaptığı itirazlar ve gördüğü kartlardaki durumu gibi.
    geçen yıl'ın son maçlarında oynamadığı 5 maçlık cezayı da berbat bir hakem yönetimi sonucu kaybettiğimiz, bizim için çok önemli olan fenerbahçe maçı sonrası görmüştür. hakeme hakaret ederek, tepkisini çılgınca göstererek te sahada emre abisini kucaklayan takımdaşlarına göre çok daha şerefli davranmıştır.

    baros kesinlikle harry kewell gibi müzmin sakat bir adam değil, bizim sağlık kurulumuz yüzünden uğur uçar'ın , serkan çalık'ın ve milan baros'un çektiklerini unutmayacağım.

    ben de kendisinin hakeme itiraz edip, takımın ve kendinin haklarını koruma pahasına olsa bile fazla sarı kart görmemesinden yanayım. ama bu durum asla milan baros'u acımasızca eleştirip gönderilsin denecek seviyeye gelmemeli. gheorghe hagi'nin sinirlendiği zamanları hatırlayın ve milan baros'un sinirlendiği anları karşılaştırın. çok mu farklılar sizce? tamam milan baros hagi kadar efsanevi ve kutsal bir futbolcu değil ama o da sahada olduğu zaman fark yaratan ve bizi temsil eden ruhu taşıyan mücadeleci ve kaliteli bir futbolcu. inanın sarı kart görme konusunda en sert düşüneniniz bile geçen yıllardaki hakem yönetimleri ve şüpheli futbolcuların sertlikleri karşısında çıldırabilirdiniz..
  • 5237
    en çok fenerbahçe'ye gol atamadığına yanarım. hele 2011-2012 sezonunda şampiyon olamasaydık 2-2'yi yakaladıktan sonra direkten dönen şutu hala rüyalarıma giriyor olacaktı. mübarek beşiktaş'ı severdi ama.

    işin lanet olasıca tarafı hem elmander hem baros'un karaktersiz bir bücür tarafından sakatlanmaları sonucu bir daha eski hallerine gelememesiydi. her iki faulde de düdük bile çalınmamıştı koduğumunun tosununa.
  • 4052
    enteresandır ki kendisinin şu formuna rağmen takımda kalmasını isteyenler, gitmesini isteyenlerin ne kadar büyük bir golcü olduğunu unuttuğunu sanıyor.

    formdayken -ki bu ne yazık ki emre'nin tarak kemiğini kırmasına kadar ki süreç- dünyanın en etkili forvetlerinden biri olduğunu inkar eden çarpılır. ama baros bitti. galatasaraydaki misyonu, bitiriciliği, mücadelesi, mağlubiyeti kabul etmeyişi... baros'u baros yapan ne varsa artık yok. hazır şampiyonluk da elde etti, yollar ayrılmalı...
  • 5400
    benim için galatasaray'da oynamış olan en iyi forvetlerden biridir. çok severdim. mustafa sarp, servet çetin maç satarken gol attıktan sonra topu santraya dikip, takıma dönüp hadi lan oynasanıza diye bağırışını unutamam mesela. kaleciyle karşı karşıya kalınca mal gibi üstüne abanmazdı kalecinin. ya çalım atardı ya da kaleci yatmışsa üstünden aşırtırdı. benim için önemli bir kriterdir bu.

    fakat ayağı kırıldıktan sonra bir daha toparlanamadı. o dönemki gerizekalıca planlamamız yüzünden baros hariç tek forvetimiz nonda'yı da gönderdik, baros hazır olmadığı zamanda oynamaya çalıştı. sonrası bir daha asla eskisi gibi olmadı. bu güçsüzlük dönemi de bundan sonra başladı zaten. hatta ben bile kendisini o kadar sevmeme rağmen bazen çok sinirleniyordum kolayca düşmesine. keşke başka bir dönemde beraber olabilseydik. o sakatlık hiç olmasaydı.
  • 5208
    a milli takımın kritik 10 ekim 2014 türkiye çek cumhuriyeti maçından hemen önce fatih terim'e arka arkaya salvolar geliyor. basın başladı arkasından sallamaya, aleyhine haber yapmaya. üstelik de arkasındaki tüm siyasi desteğe rağmen. belki de şu kritik dönemde, insanlar hükümete ve malum siyasi çevrelere fazla eleştiri yapmasın diye hedef gösterildi, malzeme olarak sunuldu. baksanıza cem gariboğlu bile intihar etmiş. tabii yersen. hem de böyle kritik bir haftada.

    neyse f.terim'in beraber yola çıktığı insanlar ilk fırsatta sırtından vuracaktır ama bu sefer sırtını kollayacak galatasaraylılar olmayacak.

    milan baros mu? o bizim eski futbolcumuz, gol kralımız.
  • 4738
    susayım susayım diyorum da, susturmuyorsunuz be arkadaş...
    sokayım disiplinine de iyiliğine de. fatih terim dedi ki " kendisiyle helalleştik, yolları ayırdık " daha ne arkadaş?
    adam oynadı, oynamadı golünü de attı takımına katkıyı da sağladı. karşılığında da parasını kazandı ve gidiyor.
    yolu açık olsun ya da siktirsin gitsin ne fark eder? sonuçta gidiyor koduğumun çek cumhuriyeti'ne.
    sen de olsaydın futbolcu. sen kazanmıyorsun diye bu adam mı çekecek aldığı paranın ızdırabını?
    vermeseydin arkadaş o paracıkları. e şimdi sercan'a da veriyorsun? ceyhun da yattığı yerden kazanıyor, e aydın da? ne oldu?
    oynatmayalım o zaman futbolcu mutbolcu 11 kişi dursun asgari ücretle.

    selçuk'un evine şeker, un gönderelim. elmander'e kömür yardımı yapalım.
    oldu. ya bi siktir git derler adama...
  • 5567
    galatasaray formasıyla en iyi sezonunu geçirdiği 2008-2009 sezonunda bile ali sami yen'de izlerken tam manasıyla ısınmadığım bir futbolcuydu milan baros. baros en iyi yılı olan 2009'da 19 gol attı, galatasaray ligte zorla 5.oldu. beşiktaş ise bobo ile, nobre ile şampiyon oldu. biz baros var iken, ümit karan ve nonda'dan hiç verim alamadık. 2009'dan sonra baros'un yaşadığı düşüş genelde emre belözoğlu ile kadıköy'de girdiği ikili mücadeleye bağlanır ama baros'un en iyi sezon performansı bile ne kadar iyiydi şüpheliyim. 2008-2009 sezonunda attığı 19 golün 15'i sezonun ilk yarısındaydı, ikinci yarıda sadece 4 golü vardı. ilk yarıda attığı 15 golün 7 tanesini de arka arkaya 3 takıma attı; gençlerbirliği, ankaragücü ve beşiktaş maçlarıydı. evet iyiydi o sezon ama sezonun tamamına yansıyan çok iyi performanstan bahsetmek ne kadar mümkün? 2009-2010 ve 2010-2011 sezonlarında takımın birinci santraforu idi ve biz o sezonlardan birinde 3., diğerinde 8. olduk. ben 3. ve 8. olduğumuz sezonlarda kadromuzda yer almış ve ana planda olan bir futbolcu hakkında çok da fazla olumlu yorumda bulunamam maalesef. puan tablosu ortada çünkü.

    baros'un bireysel olarak değil ama takımı için en iyisini yaptığı sezon bence 2011-2012 sezonuydu. sakatlanana kadar tabii. elmander-baros ikilisiyle fatih hoca ligin "sistem açığını" bulmuş ve galatasaray çok iyi performans sergilemişti. baros yanlış hatırlamıyorsam arena'da farklı kazandığımız karabükspor maçında sakatlandı ve o sakatlıktan sonra performans olarak bitti. dönüşünde antalyaspor maçında çok saçma bir kırmızı kart gördü, normal sezondaki 1-1 biten trabzonspor maçında elmander'in sakatlığı sebebiyle ilk 11 oynadı ve sahada yok gibiydi. güçsüzlükten ayakta duramıyordu. süper final'de sakat haliyle canını dişine takarak kadıköy'de yarım saat oynayan elmander'in yerine oyuna girdi ve orada da hiçbir şey yapamadı. bütün bunlar da fatih hocanın o'nu silmesine neden oldu. her şeye rağmen, fatih hoca sonuna kadar baros'tan verim alabilmek için çok uğraştı sezonun genelinde. baros'un buna ne kadar karşılık verdiği veya ne kadar karşılık vermek istediği soru işaretidir. baros'un galatasaray kariyerinde tek kupa olan 2011-2012 sezonu şampiyonluğu da fatih terim'in eseridir. baros'un bu kulüpte kariyerini kupasız geçirmesinin önüne fatih hoca geçti bir anlamda. ancak skibbe'nin, rijkaard'ın arkasından son derece olumlu ve övgü dolu konuşan baros'un terim'in arkasından söylediklerini de net olarak hatırlıyorum:

    "türkiye'de çok büyük bir efsane olarak anılır. ancak, ben onunla ilgili iyi şeyler hatırlamıyorum, hiçbir şey hatırlamıyorum. onun çok muhteşem bir hoca olduğunu söylerlerdi ama çalıştıktan sonra gerçeği gördüm. dünyada ondan daha iyi olan bir sürü hoca var. fatih terim'in galatasaray'da taktik konusunda konuştuğunu hiç hatırlamıyorum. terim takıma sadece 'rakibi yıkmak'tan bahsederdi".

    bir futbolcu galatasaray kariyerindeki tek şampiyonluğu olan 2011-2012 sezonunun teknik direktörüne dair hiçbir şey hatırlamıyorsa, sorunu hocada değil kendisinin karakterinde ve hafızasında aramalı. o şampiyonluğun geldiği sezonun ne kadar ikonik bir hikayesi olduğu da hatırlanılırsa, öyle bir sezona dair aklında bir şey kalmayan futbolcuda biraz akıl aramak da lazım. galatasaray'a hiçbir şey kazandıramamış teknik adamlar hakkında iyi konuşup, fatih terim'in arkasından "hiçbir şey hatırlamıyorum" demek saçmalıktır. baros'u gerek içime çok fazla sinmeyen 4 senelik performansı gerekse de hoca hakkındaki bu açıklamaları sebebiyle çok fazla sevdiğimi söyleyemem kısacası. karşılığını sahada göremediğimiz büyüklükte bir sevgiye ve gereksiz bir övgü yağmuruna tutuldu galatasaray'da bence.
  • 5370
    kendisi galatasaray'dan sonra 6 ay banik ostrava'da oynamıştır. daha sonra yarım sezon antalyaspor'da oynamış. 13/14 sezonunun ikinci yarısını kulüpsüz geçirdikten sonra 14/15 sezonuna tekrar banik ostrava formasıyla girmiştir. 1 yıl burada oynayan gönüllerin efsanesi daha sonra mlada boleslav ve slovan liberec'te birer yıl oynayıp bu sezon tekrar banik ostrava'ya dönmüştür.

    banik ostrava için dördüncü milan baros dönemi gün itibariyle başlamıştır.
  • 4300
    şu an milan baros' a öldü, bitti, gitsin artık deyip necati ateş' i kahraman yapanlar, sezon sonunda daha ağır şeyleri necati için söyleyecekler. bundan adım kadar eminim.

    neden mi? çünkü 3-5 kişi bişey dediği zaman alayınız gaza gelip aynı şeyleri bik bik bik tekrarlamaya devam ediyorsunuz.

    milan baros geçtiğimiz sezon ne yapmış şampiyonluk yolunda?

    - 3. haftadaki karabükspor deplasmanında oyuna 81. dakikada girmiş ve 83. dakikada penaltı yaptırarak 1-0 yenik olan takımına beraberlik şansını getirmiş ve melo penaltıyı gole çevirmiş.

    - 5. hafta ankaragücü deplasmanında oyuna 74. dakikada dahil olmuş ve 85. dakikada takımının 3. golünü atmış

    - 6. haftadakibursaspor maçında 1-1 devam eden oyuna 83. dakika girerek 87. dakikada takımını öne geçiren golü atarak 3 puanı getirmiştir.

    - 12. haftada sivasspor karşısında 59. dakikada takımının 2. golünü atmış ve yine 3 puanın gelmesinde katkı sağlamıştır.

    - 16. hafta orduspor deplasmanı ve maçın 22. dakikasında takımının ilk golünü atmış. sonuç 2-0.

    - 18. hafta büyükşehir belediye karşısında takımının 3. golünü atmış ve maçı koparmıştır.

    - 19. hafta samsunspor deplasmanında takım maçı 2-0 mağlubiyetten 2-2' ye getirmiş ve ardından 3. gol milan baros' tan gelmiştir.

    - 20. hafta karabükspor karşısında daha 2. dakikada attığı gol ile takımının aldığı rahat galibiyetin öncüsü olmuş.

    vs. vs...

    bunlar sadece direk skora etki eden şeyler. kadıköy' deki fenerbahçe maçında rakip kaleden kendi kalesine kadar kovaladığı rakibinden kaptığı topu, necati ateş' le beraber oynadığı maçlarda neco' nun ezdiği sayısız toptan sonra saha içinde tıpkı bizim gibi delirmesini, neco yürürken onun metrelerce pres yapışını, şaşkın şaşkın bakışını, ali sami yen stadyumu yıkılırken soyunma odasının kapısını evine götürecek kadar bizden oluşunu, bu sezon oynayacağımız şampiyonlar ligi' ni necati ateş ve takımdaki hemen hemen herkesten daha çok beklemiş ve haketmiş olmasını saymıyorum bile.

    isteyen onu şu anki kadroda 5. hatta 10. forvet olarak görebilir ama futboldan birazcık anlayanlar, baros' un şu kadrodaki tek gerçek forvet olduğunu zaten biliyor.

    daha öncede söylemiştim, elmander, sercan, necati, burak, umut vs. hepsini toplayın ikiyle çarpın. çıkan sonuç ne yetenek, ne yürek, ne de kariyer anlamında baros' a yaklaşamaz. elmander özel bir adamdır evet, ama baros ile onu bile kıyaslamam.

    futbol ergenlerinin ağzına sakız olacak, harcanacak adam değil baros.

    çok büyük ihtimalle gidecek baros, ve havaalanında uğurlamaya gideceğim ilk futbolcu olacak. bizi boşverdim, bana yaşattıkları için teşekkür edicem kendisine.

    iyi ki geldi. iyi ki giydi parçalıyı.

    peşindeyiz!
  • 5547
    ansızın karşıma çıkan (bkz: #3323080) eski, gezgin santrformuz.

    milan baroş gibi mobil golcüler çok kıymetliydi hala da öyle. nefis deplase olurdu. bir anda kalecinin ağzına geçecek koşuyu atardı. bitiriciliği de çok iyi düzeydeydi. gomis öncesi, jardel sonrası en net katkı veren yabancı santrforumuz kendisi olmuştu. ligde 21 gol. bu sezon kadroda bu kalibrede bir isim olsaydı gayet iyi katkılar sunardı.

    edit: ifade düzeltme.
  • 5443
    bir forvetin yapabileceği çoğu şeyi yapardı. bitiriciliği iyiydi, topla mesafe kat ederdi, tank gibiydi omuz omuzada kolay kolay yere düşmezdi, ağır değildi. çubuklu tosunun sakatlamasından sonra bir daha eski günlerine dönemedi. özellikle lincoln’ün zirve yaptığı 2008/09 sezonu ilk yarısında baroş’ta başka bir seviye oynamıştı. (u: bunları hatırlıyorum ama hafızası bu konularda çok güçlü olmayan biri olarak inşallah yanılmıyorumdur) *özledim şimdi be.

    şuan kendisinin 27-28 yaşlarındaki versiyonunu bulup getirebilsek taraftar stada takla ata ata gider. kimse gomis falan hatırlamaz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın