• 1954
    taa küçüklüğünden beri sürekli kin ve nefretle yetiştirilmiş olduğunu düşünüyorum. bir kere aileden başlayalım; bir çocuğuna hıncal(hınç al) diğer çocuğuna öcal(öç al) ismini koyan bir aile... daha zaten doğmadan aileden mesaj veriliyor. tahminimce sürekli olumsuz bakış açısıyla yetiştirildi ve zaten genlerden gelen bu hisler, bir de aynı hislerle dolu çevre faktörleriyle birleşince ortaya en olumlu olaydan bile olumsuz bir şeyler çıkarmaya çalışan bir insan çıktı. güleceği zaman bile eleştiri/dalga geçme üzerinden komedi yaratıp gülmeye çalışıyor. ruh halini hastalıklı buluyorum. bunun yaşla da alakası yok. bu adam uzun zaman önce de böyleydi. tamam ülke sporumuz kötü halde deyip bu işin içinden çıkabilir ama öyle olmasaydı da hıncal uluç'un bu şekilde olacağını düşünüyorum.

    takdir edilmesi gereken yanları da var tabii. en azından cesur ve inandığı şeyi söylüyor. fakat bunun da övülme sebebi medyadaki diğer çalışanların kötülüğü. ben mesela nba'i yakından takip ediyorum. orada şu ana kadar hiçbir yorumcu/muhabiri vay be adam inandığını söylüyor diyerek övmek aklımın ucundan geçmedi.

    çok alanda çok bilgili olduğu kısmına da katılmıyorum. böyle bir izlenim yaratmasının temel sebebi halkımızın diğer sporlarla ilgilenme oranının çok düşük olması. hıncal'ın bu çok bilmiş ve kendinden %100 emin ruh hali halkımızda geleneksel mevkiiye gereksiz ekstra saygıyla birleşerek "bir bildiği var herhal" yorumlarına dönüşüyor. mesela tenis hakkında komedi yorumları var. sadece bana göre de değil, kim uzman diyorsan git okut adam ironi yapıyor zanneder. tenisle ilgilenilmediğinden ve uzun uzun yazdığından tenis konusunda bilgiliye çıkıyor adı.
  • 1955
    babası fuat uluç, alparslan türkeş'in yakın çalışma arkadaşlarındandır. hatta uluç türkeş'le olan bir anısını bir kitabında okurlara aktarır: türkeş, futbola çok meraklı olan küçük hıncal'a (hıncal uluç'un babasının ricasıyla) amerika seyahatinden futbol topu getirir. küçük hıncal büyük bir hevesle alparslan amcasının getirdiği paketi açar ama yamuk yumuk amerikan futbolu topunu görünce büyük düş kırıklığı yaşar.
  • 1960
    http://m.sabah.com.tr/...amp;utm_campaign=rss

    haklarımızı çıkıp şöyle savunabilen bir yönetim yok ki. yazısı mükemmel olmuş. eline sağlık hıncal dede. 14-15 sezonunda bizi şampiyon yaptın bu sezon da yapacaksın eminin. keşke başımızdaki vasıfsız yönetim şu söylediklerinin yarısını söyleyebilse de hakkımız bu kadar yenmese.

    kendisi de erman toroğlu gibidir. çoğu zaman konuştukları saçma gelir ancak özünde hakkaniyet olduğuna iyice emin oldum ben. ayrıca kendisinin erman toroğlu ile 20-25 sene yaptıkları röportaj da çok hoşuma gitti. hıncal reis karizma adammış. neyse varol dede.
  • 1962
    hıncal uluç, ahmet çakır ve levent tüzemen futbolculara ve oyun planlarına karışmasınlar geri kalan ne varsa yazsınlar bir itirazım olmaz. hıncal uluç'un bugünkü yazısı muhteşem ama örneğin sabri takıntısı yürek burkucu. levent tüzemen'in selçuk inan takıntısı, ahmet çakır'ın sabri ve yerli futbolcu takıntısı galatasaray'a hep zarar vermiştir.

    işte bu nedenle futboldaki adaletsizlikleri, federasyonu, mhk'yı hakemleri adil olmaya davet etsinler, zorlasınlar yerin dibine batırsınlar ama lütfen saha içine karışmasınlar. hele futbolculara asla.
  • 1964
    hıncal uluç fanatik galatasaraylı olduğu kadar fanatik bir milliyetçidir. babası rahmetli fuat uluç pek bilinmese de mareşal fevzi çakmak'ın has adamlarından olup maginot hattının bir benzeri olarak olası bir nazi taarruzuna karşı çatalcada oluşturulan mekanize hattın savunmasında yer almış emrindeki yüzlerce askerin şarbondan vefat etmesine çare olamamış kahrolmuştur. bunun üzerine ikinci dünya savaşı sonrası mareşalden affını istemiş memleketin birçok yerinde gönüllü görev yapmıştır. daha sonra 27 mayıs darbesiyle yönetime gelen mbk içerisindeki muhafazakar kanatta yer almış darbenin bir kıyıma dönüşmesine engel olmaya ve cumhuriyetin özüne yani yeniden kimsesizlerin kimsesi olmasına çabalamış bu nedenle türkeş ve arkadaşlarıyla 14'ler olarak japonyadan hindistana sürülen turancı ekipten biri olması hasebiyle alparslan türkeş ile birlikte memleketten sürgüne gönderilmiştir. fuat uluç aslen mardinli olup rahmetli cem karaca'nın öz annesi ermeni toto karaca ile gönül ilişkisi yaşamıştır.

    oğlu hıncal uluç da birçok seçim öncesi yazılarına bakılırsa görülecektir ki cumhuriyetçi köylü partisinin devamı olarak gördüğü mhp'nin daimi destekçisidir ama aynı hıncal uluç ismet paşa'dan medeni cesareti ve beşeri ilişkilerdeki inceliği öğrenmiş babasını hindistana süren, ailesinin iaşelerini kesen ikinci adam inönü'ye kin beslemeden onunla opera izlemiş, bahsettiğim özelliklerini kendine örnek almıştır.

    hasta bir olimpiyat tutkunudur; türkiye'nin olimpik dallarda başarılı olmasını şu an hayattaki herkesten çok ister ve yukarıda anlatmaya çalıştığım gibi aşırı türk milliyetçisidir ama yine bu, onun devşirme sporcuları desteklemesine engel değildir. ramil guliyev (ki kendisi azeri yani has türk), elvan hatta naim ve halil (ne yazık ki bulgar türkü olmaları bile sırf özal tarafından yurda kaçırıldıkları için onların gavur olarak zamanında medyada yer almasını engelleyemedi) örneklerinde türk olmanın, türkçe bilmenin değil türkiye adına yarışmanın önemli olduğu konusunda savaş vermiş devşirme mevhumunu herdem savunmuştur (hoş yeniçerilikle kendini tatmin eden yeni nesil osmanlıcıların çoğu devşirmeye, yabancı serbestliğine karşı ama olsun ne de olsa devir onların herhangi bir çelişki içine düşmeleri matematiksel olarak sıfırın altında zira).

    peki madem bu kadar milliyetçi bir aileden geliyor ve kendisi de milliyetçi neden hıncal ağabeyi sözüm ona milliyetçi bir mafya babası vurdu (aynı mafyöz bazı beşiktaşlı alemci futbolcuları adam etti ki bugün televizyonlarda fink atıyorlar)? nasıl oluyor da hıncal uluç aslen mardinli oluyor? neden babası evlense bir ermeni üvey annesi olacaktı hıncal ağabeyin? niçin devşirmeye karşı değil? neden inönü'ye kin kusmuyor şimdikiler gibi (ki kin beslemeye herkesten fazla hakkı var...)? niçin ama niçin hiçbir kategoriye koyamıyoruz kendisini?

    bu soruların cevabı kendisinin gerçek bir galatasaraylı ahlakına sahip olmasıdır. maalesef öyle bir dönemdeyiz ki bir kere kategorik olarak ayrıştık mı artık her şey siyah her şey beyaz, istisnaya sümme haşa yer yok... sanki karşımızdaki gavur... ne gavuru gavurdan beter...

    gerçek bir galatasaraylı olarak hıncal ağabey daima kendi doğruları olan ve bu doğrularını her platformda dile getiren bir zat-ı muhteremdir. kendi doğrusunun illa gerçekten doğru olmasına gerek yoktur önemli olan kendisinin doğru olduğuna vicdanen kanaat getirmesidir.

    işte tam da bu nedenle sevgili galatasaray taraftarı zaman zaman kendisini çelişkili bulmaktadır. dün yerdiğini bugün övdüğünde geri adım attığı zannedilir halbuki hıncal ağabey hem gerçek galatasaraylıdır yani ön yargılı, fikri sabit bir adam değildir hem de babıalinin hayatta kalan son birkaç kalemşöründendir hani şu kurşun yese de kalemini satmayanlardan, doğru bildiğinin peşinde ölüme koşanlardan... yani artık nesli tükenme tehlikesiyle karşı karşıya kaldığımız numunelik bir galatasaraylı gazetecidir. iyi bakın görün allah sıhhat verdiği sürece görün ki skora göre, menfaatlere göre değil doğru bildiğine göre nasıl gazetecilik yapılır. bugün biz galatasaray taraftarının hoşuna gidecek bir şey yazar yarın bizi sinir edecek bir şey ama hiç unutmayın daima kendi galatasaraylılık terazisine koymadan galatasarayın "g"sini ağzına dahi almaz.

    sen çok yaşa hıncal ağabey senden çok kalmadı ama yalaka sürüsü, güce tapan çokça satılık var onun için o kadar ender doğru görüyoruz ki zaman içinde yanlışı yaygınlığından ötürü doğru zannetme gafletine meyil ediyoruz...
  • 1971
    belhanda için takımdan kovulması gerektiğini ifade eden yorumcu. söylemleri şöyledir:

    --- alıntı ---

    “belhanda fenerbahçe maçında kırmızı kart gördü. sahtekarlık yapıp hakemi aldattığı için. o maçtan derste almamış. alanyaspor maçında 3 kere aynısını yaptı. belhanda ceza sahsına gol atmak için girmiyor, rakip oyuncuyu arttırmak için giriyor. ben böyle futbolculardan nefret ediyorum. futbol, milyonlar seyretsin diye oynanan bir oyun. milyonlar sahtekarlık seyretsin diye oynanan bir oyun değil. belhanda galatasaray’dan derhal kovulması gereken bir oyuncu. bu maç kötü de oynadı, döküldü resmen. belhanda’yı niye aldılar onu da bilmiyorum. kim getirmiş, hangi menajer kazıklamış bilmiyorum. infantino bu durumlara el koyacakmış zaten. galatasaray aklı başında bir hoca arıyor. her maç kafa değiştirmeyen, taktik sistem değiştirmeyen, maçı okuyabilen doğru okuyanda demiyorum hecelesin ama okusun. 70. dakikada biri sakatlanınca oyuna müdahale eden hoca olmaz.”

    --- alıntı ---

    rakip oyuncuyu arttırma kısmını oldukça katılıyorum. bu biraz da basketboldaki boyalı alana laf olsun diye dalan oyun kurucu mantığına benziyor. oradaki oyuncu sayısını arttırıp takım arkadaşlarının da yapabileceklerini kısıtlıyor.

    edit: kendi yorumumu ekledim.
App Store'dan indirin Google Play'den alın