• 5226
    bir kısmını en az dursun özbek yönetimi kadar suçlu buluyorum.

    saf gibi transfer istemiyorlar. hiç sahada top oynayan takımı düşünmüyorlar, görmüyorlar. patron çıldırdı sağa sola hiç vermemesi gereken milyon eurolar saçıyorlar. biz ah-vah diyoruz. forvete bir takviye daha yapmadan 4. sağ bek alındı. orta sahaya aldığın adam yetersiz. defansif bir orta saha lazım diyor.

    ulan ne futbol cahili adamlarsınız. bu sene avrupaya yine gidemeyiz bu kör futbol sahasına bakınca oynayan takımın eksiklerini görmeyen kafa yapısı yüzünden.
  • 5227
    30 yaşını yarılamış bir yazar olarak, (bkz: galatasaray taraftarı)'nın yıllar içerisinde beklentilerinin nasıl da değiştiğini görmek gerçekten çok şaşırtıcı geliyor son zamanlarda.

    bu platforma bizlerden çok daha tecrübeli abilerimiz var, eminim onlar da onaylayacaktır. bu (bkz: endüstriyel futbol) dalga motoru bize musallat olduğundan beridir transferler özelinde herkesin beklentisi inanılmaz değişti. gelecek oyuncu illa ki tanınır olsun, büyüklerde oynamış olsun, az bi yakışıklı olsun, ön liberoysa zencisi makbul, forvetse sarışın, uzun boylu olsun vs. vs.

    üzerinden çok zaman geçmiş olsa da, 2001-2002 (bkz: galatasaray) kadrosunda, (bkz: jardel)'in takasında alınan çöpler haricindeki yabancıların bir kısmına bakmak biraz fikir verecek herkese:

    (bkz: faryd mondragón): bizle beraber efsane olmuş olsa da, hatta (bkz: kolombiya milli takımı) kariyeri de başarılarla dolu olsa da, mondi'nin bizden önceki kulüp kariyeri çok da parlak değildi. hele ki (bkz: taffarel) gibi bir efsaneden sonra kaleye geçen biri olarak.. bizden önce (bkz: metz) ve (bkz: zaragoza) haricinde önemli takımlarda oynamamamış olmasına rağmen, bizde efsane olmayı başardı.

    (bkz: joão batista): sezon ortasında antep'ten transfer edilen batista, o yıl özellikle ligde oynanan maçlarda ciddi katkı verdi ve şampiyonlukta önemli rol oynadı.

    (bkz: gustavo victoria): kolombiya'dan transfer edilen sol bek, o sezon genelde (bkz: ergun) ile önlü arkalı oynamış ve ciddi başarılı olmuştu.

    (bkz: sébastien pérez): fransa'daki başarılı performansından sonra ingiltere'nin yolunu tutan, ancak orada sakatlıklardan dolayı form tutamayan (bkz: perez), (bkz: marsilya)'da geçirdi orta şekerli 5 yıldan sonra bize geldi ve kritik performanslar gösterdi. bir yıl kiralık oynadıktan sonra (bkz: fransa)'ya geri döndü.

    (bkz: andrés fleurquin): (bkz: beşiktaş)'ın kocası (bkz: fleurquin), bize (bkz: strum graz)'dan gelmiş, 1 senede bir çok şey kazandıktan sonra fransa'nın yolunu tutmuştu.

    (bkz: radu niculescu): şampiyonluğu getiren golün sahibi, 25 numaralı forması ile ağları havalandıran radu, 3 aylığına kiralanan ender futbolculardan. bükreş'in tüm büyük takımlarında oynayarak tarihe geçen radu, kariyeri zirvesini türkiye şampiyonluğu ile yaptı.

    **

    demem o ki, hangi düzen, hangi ekonomik durum olursa olsun, sahada takım olabilen oyuncu grupları başarıya koşuyor. üstteki oyuncuların bulunduğu kadro ligde bir yıl önce ligi ciddi sirkülase etmiş (bkz: fenerbahçe)'yi 3 puan geçip şampiyon oldu, (bkz: şampiyonlar ligi)'nde (bkz: lazio) ve (bkz: psv)'yi geçip 2. tur grup maçlarına yükseldi, orada da sadece 1 mağlubiyet alarak, 5 beraberlik ile gruptan çıkamadı. gruptaki diğer takımların (bkz: barcelona), (bkz: roma) ve (bkz: liverpool) olduğunu da hatırlatalım.

    bu da bir durum tespiti olarak buralarda dursun o zaman..

    edit: yukarıdaki yazı, yönetimi korumak amacıyla falan yazılmamıştır. anlatılmaya çalışılan, taraftarın beklentilerinin yıllar geçtikçe nasıl evrildiğidir. yoksa yabancı kuralı yokken yerli stopere 4.5 milyon € veren adama zaten söylenecek bir şey yok yani..
  • 5228
    hiç transfer yapılamasa, ekonomik olarak zor günler geçirsek, uefa ekstra cezalarla tehdit ediyor olsa yine de transfer isteyen çıkmaz. teknik taktik konuşur taraftar, diziliş konuşur. fakat bir bakalım yönetim neler yapmış;
    1. serdar aziz gibi muadili bizde bulunan bir adama korkunç bir bonservis bedeli artı maaş yükleri olmayan 3 adam vermiş.
    2.sözleşmesi bitmek üzere olan, 6 ay daha bekleyen 30 yaşında bir adama 2,5 milyon bonservis ödenmiş.
    3.eren derdiyok gibi bir adama drogba muamelesi yapıp ödenen bonservisler...
    4.tolga ciğerci için ödenen bonservis bedeli vs vs.

    bunlar olursa taraftar tabiiki kızar, tabiiki transfer ister. çünkü boş beleş etrafa saçılan milyonlar ve hala doğru düzgün oyuncun kadron yok.

    transfer istiyor diye suçlanan kesimin düşüncesi
    "madem bu saçma transferleri yapacak kadar para var, bunları yapacağınıza bari adam gibi transfer yapın"dır. ki bu paralardan çok daha azını harcayarak kat kat daha iyi bir transfer sezonu geçirebilirdik.

    kızacağınız tarafı düzgün seçin lütfen.
  • 5229
    galatasaray futbol takımı için her zaman en iyiyi bilen taraf olmuştur.

    bu bir eleştiri değil, ironik bir yorum değil. gerçekten böyle. hatta her zaman kızarız "kabak gibi açık olan gerçekleri yöneticiler nasıl göremiyor?" deriz. geçen yıl bunun en canlı kanlı örneğiydi. bas bas bağırdık, takımda şuralar eksik buralar eksik. böyle sezon geçmez dedik. ama hamzason sağolsun, içimizde hallederiz diye diye takımın içine etti.

    ve sonuç: taraftarın beklediği gibi

    geçen yıl sezonun ilk haftasından itibaren hepimiz pembe rüyalarla yaşasak da biliyorduk yine de, "olmayacak" diyorduk. olursa "galatasaray gücü" derdik diyorduk. galatasaray bitti demeden bitmez diyorduk ama bittiğini hepimiz biliyorduk hatta biçoğumuz daha sezon başlamadan biliyordu.

    ama bu yıla bakıyoruz. gerçekten doğru şeyleri takdir eden bir taraftarız biz. görüyoruz ki takımın eksik yerleri üzerine çalışılmış. henüz o eksiklerden 1-2 tanesi doldurulamamış olsa da en azından farkındalar. "takım içinden hallederiz, eksik değil oralar" diye bi görüş yok. transferler beklediğimiz gibi üst düzey olmasa bile yine biliyoruz ki bu çalışılmış eksiklikleri dolduracak transferler. zaten sadece ligde varız, yeter diyoruz bu yıl.

    çok gerçekçi bir taraftarız. ve bunun bilinciyle diyoruz ki "bu sene şampiyonuz"
  • 5231
    genelde yererim (özellikle salt başarıya odaklı olanları ve bu konuda makyevelist tutumda olanları) ama en sevdiğim özelliği başarısızlık durumunda, sorunu dış faktörlere değil direk kendinde aramasıdır. zaten bu halde olmamızın en büyük nedenlerinden biridir öz eleştiri özürlü olmamız.

    duygun yersuvat'ın dediği gibi; galatasaray türk toplumundan farklıdır.
  • 5232
    ne yazık ki iki yüzlüleri de mevcuttur.

    örnekler üzerinden izah edeyim en iyisi. abdurrahim albayrak: ünal aysal döneminin başrol ismi, duygun yarsuvat yönetiminin sağ kolu. eleştirilen duygun yarsuvar, kahraman olan ünal aysal...

    hajrovic, cris, yiğit gökoğlan, chedjou, endoğan adili, kaan baysal transferlerindeki alenen dönen komisyon dalgasını taraftar görmezden geliyor. bizden ayrıldıktan sonra 100'de bir daha az para alan kaan baysal mı ararsın, kebapçı tavsiyesi ile ihya edilen adamlar mı, tulun'un milyoner oluşu mu, 1 milyonluk lütfi bey mi, nerde olduğu bile zar zor bulunan boş depolara 1 milyon tl kira verilmesi mi, kulüp çalışanlarının toplam 1 milyon dolar para kaçırması mı, ünal aysal'ın danışmanı tulun'un parasının kulüpten çıkmış olması mı?

    derseniz ki bunlar kulübe ihanettir, komisyondur, birilerinin zengin edilişidir o zaman tamam. gelin dursun özbek'i hep beraber eleştiri yağmuruna tutalım serdar transferinden dolayı. haa yine derseniz ki bu saydıkarımda bir şey yok normal şeyler, mümkünse muhatap dahi olmayalım.

    podolski alınıyor 2,5 milyona, bok atılacak ya adamın dediği aynen şu: ''taraftar zoruyla aldığı podolski...''

    sneijder ve drogba'yı alan başkan ise halk kahramanı...

    ünal başkan döneminde yapılan transferlerden dolayı ffp cezası alıyoruz. şöyle savunuyorlar: ''ama bu takımın omurgasını o kurdu yea.''

    dursun özbek ffp dolayısıyla transfer yapamıyor, çapsız diyorlar bir kesim. transfer yapıyor, kulübü batıracak diyor yine aynı kişiler.

    jor hocamın da etkisiyle güzel neticeler ve kupalar aldık değil mi? büyük kısım diyor ki özbek'e allah razı olsun başkan ama yine çıkıntı kısım diyor ki ''ne var yani bunlar başkanın başarısı mı? teknik direktörün başarısını başkana mal etmem ben.'' diyor. faka basıyor... çünkü aynı kişiler fatih terim- ünal aysal döneminin başarılarını başkana yazan kişiler. başkan iyi olmasaydı hoca iş yapamaz diyenlerdendi. ki doğru da demişler bu konuda.

    diyor ki bazı şahıslar: ''isterse şampiyonlar ligini kazansın ben her zaman istifa diye bağıracağım.'' bağır bağır, bi halt zannediyorsan bağır. biz galatasaray'ı isimler üzerinden sevmedik, galatasaray'ı menfaat ve fikir gütmeden sevdik. diyor ki yani her şeyi mükemmel de yapsalar ben istifasını isterim. ne demek kardeşim ya? işini doğru yapanı niye desteklemeyelim? bu art niyet ne şimdi?

    hatalarını herkes kabul ediyor yönetimin ama düzgün çalıştıklarında da istifa bekleyecek kadar saygısız ve şımarık değiliz kusura bakmayın. tam işler rayına oturmuş, yönetim düzgün işliyor ama birileri istifa diye bağırıyor. bu istifa kampanyasını zamanında en çok ben destekledim ama görüyorum ki toparladılar yavaş yavaş. yiğidi öldürelim hakkını yemeyelim kardeşim. ünal başkan döneminde de nontvspor'un yayın amacı aynıydı yapabildiler mi böyle bir yaptırım? yapana niye sahip çıkmıyorsunuz?

    gözlemlediğim şu ki ne yapılırsa yapılsın bir kulp bulunacak o icraate. açıkça belirtiyorlar art niyetli olduklarını. jor hocamı takımda tuttuğu için bile bir ''eyvallah'' diyemiyor. neden? kibir kardeşim kibir. dünyanın en aşağılık şeyi kibir. ben yanıldım diyemiyor. ''ya zamanında böyle demiştim ama yavaş yavaş düzeliyorlar'' diyemiyor.

    aynı kişiler başkalarına geldi mi her şeyi koşulsuz şartsız destekliyorlar.

    ha bir de siyasi olaylar yüzünden yönetimleri değerlendirenler var. banane ya galatasaray başkanının siyasi icraatlerinden? siyasi parti mi burası? spor kulübü. şahsi olarak görüş belirtebilirim ama bir taraftar olarak beni sportif icraatleri bağlar. onun dışındaki icraatler boş işlerdir.

    desteklediğiniz fiko'nun ıslatmadığı yer kalmadı cumbabasının bilmem neresinde. eee? perhiz, turşu, lahana hepsi karıştı galiba.
  • 5236
    teknik direktörünü hunharca eleştiren bir kesime sahip taraftardır.

    (bkz: 24 eylül 2016 beşiktaş galatasaray maçı)nda yedeklerde cenk, linnes, cavanda, sinan, semih, hamit ve josue vardı.

    o çok bilmiş taraftarlara sorsan linnes, semih ve hamit'in zaten bu takımda yeri bile yok. cavanda da daha takımla bir maç dahi oynanamamış. sinan'ın takım savunmasına zerre katkısı yok ve haftalardır yokları oynuyor. josue de pozisyonu gereği aslında sneijder'in yedeği.

    riekerink maçı verdi diye eleştirenler bu adamların maçı tutacağını sanıyorlardı sanırım. eleştirinin de bir dozu olmalı arkadaş. bu takıma podolski, de jong ve sigthorsson dönmeden teknik direktör 90 dakikayı aynı oyuncularla oynasa bile bu yedeklere bakınca benim gözümde haklıdır.
  • 5243
    birçoğu sekilcidir. asgari ücret ile çalışıp iphone 7 almaya çalışan tiplere benzetiyorum bu bazı kitleyi.

    rikerink konusunda bir tokezlese de sallasak diye pusudalar fakat tek eleştiri kaynakları bizden önce takım calistirmamis sizler de kör kutuk arkasında duruyorsunuz diyor. bu kör kutuk arkasında duruyorsunuz diyen insanların bir çoğu da hamzacı he.

    bunlara göre galatasaray'dan önce illaki cvsinde önemli başarılar olan hocalar görev alabilir. rijkaard, prandelli, mancini, skibbe, gibi...

    sekilciligi bırakın kardeşim zaten bu konuda değil özel hayatınızda da bırakın bu huyunuzu. bizler şu ana kadar her seyi doğru yapan riekerink'e neden destek olmayalım? cvsinde barcelona, italyan milli takımı, inter olmadığı ve istikrarsiz sonuçlar almadığı için mi destek olmayacağız? varsa adam akıllı bir gerekceniz ona göre elestirin ötekisi provakasyona giriyor. hasbelkader takımın başına geçmis filan.. yok yaradan gökten gönderdi tövbe yarrabbi ya.

    galatasaray'a gelecek olan her personel tecrübeli olacaksa ribery, carole, jose, denayer, bruma gibi adamlar yerine başka oyunculara yonelelim.

    edit: imla.
  • 5245
    tamamen kendi gözlemlerime dayanarak söylüyorum ki , eğitim seviyesi yüksek , hedeflerini sürekli yükselten ve bi çok konuya uluslararası boyutta bakabilen kişilerin çoğunluğu bu tanıma uyuyor. saydığım 3 kriterin 1ini ve 2sini barındıran galatasaraylı da çok ancak rakip takım taraftırı da az değil. 3 kriteri de bir arada sağlayan en çok taraftar galatasarayda diye düşünüyorum.

    dipnot: nesnel veriler gözleme dayalı olduğu için ben öyle görmek istiyorum diye de öyle algıladıklarım mutlaka olmuştur.*
  • 5246
    takımına, futbolcusuna sahip çıkma konularında ezeli rakip taraftarlarının gerisinde kalan kitle.

    çok kısa sürede futbolcu asma-kesme, "oyuncu değişikliğinde geç kaldı hoca" şeklinde teknik direktörün başını yeme, bruma gibi genç, potansiyelli bir adamı bile 2-3 top ezdi diye ıslıklayan ilginç bir taraftar topluluğu. ben bu tarz olayların bizim taraftarımızda daha kolay olduğunu düşünüyorum. olumsuz bir hava yaratmakta maalesef üstümüze yok.

    sahada kim oynuyor, onları da kenarda kim yönetiyorsa onlara destek olmaktır taraftarlık. yasin mi oynuyor ? sabri mi oynuyor ? onu da sonuna kadar desteklerim beğenmesem de.
  • 5248
    türkiye’de 80’li yılların ortasından itibaren doğanlarla 90’lı yılların başında doğanların diğer takım taraftarlarına nazaran çoğunlukta olduğu topluluktur. istatistik bilimi beni doğrulayabilir. bu yıllarda doğanların oluşturduğu rastgele seçilen bir örneklemden yaklaşık yüzde 80’i galatasaraylıdır. bu yıllarda doğan arkadaşlar kendi bulundukları ortaokul, lise, üniversite yıllarını düşünsünler ve sınıflarındaki galatasaraylı oranını akıllarına getirsinler. her biri rastgele seçilen örneklem olduğundan, genel nüfusun da bu oranda galatasaraylı olduğunu düşünebiliriz. ayrıca 20 ile 30 yaş arasında olan insanların sosyal medya kullanımında daha etkin olduğunu hesaba katarak, galatasarayın resmi sosyal medya hesaplarındaki takipçi sayılarının rakiplerine nazaran çok daha fazla olmasını da buna bağlayabiliriz.

    (bkz: galatasaray sk twitter)
    https://www.instagram.com/galatasaray/
    http://www.webmasto.com/...ki-durumu-rapor-2014

    kuşkusuz bu durumun en önemli sebebi 1996-2000 yılları arasındaki başarılardır. bunu belirtmemin sebebi şudur:
    maddi durumu kendimi bildim bileli çok da iyi olmayan kulübümüzün (bkz: galatasaray) en çok taraftara sahip olduğu yılları yaşıyoruz. bahsettiğim yaş grubu büyümeye, iş güç sahibi olmaya başladı. bu yıllardan itibaren maddi olarak güçleneceğimiz dönemler başlıyor diye düşünüyorum. burada en önemli etken doğru yönetim ve vizyondur.

    bu işin başka boyutu da çok önemli başarılarla beraber gelen taraftarın daha büyük başarılar beklemesi ve kolay kolay tatmin olmamasıdır. takımımızda bulunan birçok oyuncunun beğenilmemesi, başarı gelmediği zaman bir kalemde herkesi harcayabilecek potansiyele sahip olunması hep bu sebeptendir. 14 yıllık çileyi yaşayan (1973-1987) taraftarın romantik oluşunu, aksine yeni nesil taraftarın pragmatist oluşunu da bununla açıklayabiliriz. yönetenlerin dikkat etmesi gereken bir diğer durum da budur. eskiden sadece kahvelerde oyunculara laf söyleyebilirken şimdi tek tuşla oyuncunun kendisine söyleyebiliyoruz. bu sebeple kulübümüzün çok gelişmiş bir iletişim ağı oluşturması şarttır. yönetimde oluşturulan iletişim biriminin çok iyi organize edilmesi gerekir. taraftar profillerine de dikkat edilerek ciddi bir çalışma yapılmalıdır. bu iletişim birimi vasıtasıyla kulüp imajı, oyuncu imajı çok doğru şekilde oluşturulmalıdır. hep söylenen vizyon teriminin altını bu şekilde doldurmak gerekir diye düşünüyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın