14501
defansif zafiyetleri olan takımımız. ama bunun ön libero ya da bireysel futbolcularla hiçbir ilgisi yok. hele ki rakamasal saha dizilişleriyle bunu açıklamaya çalışmak çok büyük bir yanılgıdır. ben bu konu hakkında nacizane fikirlerimi 4 ana başlıkta toplayarak sizinle paylaşayım.
1- kadro istikrarsızlığı,
hem savunmada hem hücumda takım olmak öncelikle beraber sıkı çalışmak ve sürekli beraber oynayarak alışkanlık kazanmak üzerine gelişir. buna da istikrar deniyor zaten. kadroda istikrarı bir türlü sağlayamadık. geri 4'lüde açın bakın her maç farklı kombinasyonla çıkmışız. yani bizim 1. sorunumuz istikrar bu da biraz sabır işi ama sabır gösteremedik camia olarak. 15/16 sezonunda sanırım 4. teknik direktörümüzle çalışmaya başladık.
2- sorumluluktan kaçmak,
oyuncularımız zamanla kendilerine olan güveni kaybettiler ve sürekli sahada kaybolmak, taşın altına elini sokmamak için çabalıyorlar. bu da savunmaya direkt etki ediyor zira savunma en başta sorumluluk isteyen bir olay. mesela en çok yediğimiz iki gol türü var bunlardan ikincisi duran toplar. duran toplarda nasıl savunma yapacağımız tam olarak belli değil. yani alan savunması mı ? adam adama mı ? hangi rakip oyuncuyu kim alacak bunlara oyun anında karar veriliyor ve bazı oyuncuları ateşe atma durumu gerçekleşiyor. mesela en güzel örneği godin'i denayer ile eşlemektir.
3- hücumda oyun stilimizin tam oturmamış olması,
bunun savunmaya etkisi şöyle oluyor; hücumda topu çevirmek isteyen set oynamak isteyen bir takımız, haliyle bir iki top çevirip savunmamızı öne çıkartıp rakibi sıkıştırmak istiyoruz. fakat 1. maddede belirttiğim gibi iyi top çevirebilmek , iyi set yapabilmek beraber sıkı bir takım çalışması sonrası sağlanan istikrarda gizlidir. rakipler her maç bizi aynı tuzağa düşürüyorlar. rakip biraz geri çekiliyor bizim top çevirmemize olanak sağlıyorlar ne zaman takımca enine genişliyoruz pas hatalarına meyilli oluyoruz o zaman ortasahada baskıyla topu kazanıp savunmayı çıkarken yakalayıp gole gidiyorlar. aynı golden sanırım 15 tane yedik bu sezon. ortasahada top çevirirken yapılan pas hataları desem size bir şeyler hatırlatır.
4- savunmada saha parselizasyonu,
mesela diyelim ki top rakipte rakip sete döndü bizi hapsetti. 10 tane oyuncumuzla savunmadayız ama nedense rakipten 2 adam bu kadar kalabalık savunmanın içinden dümdüz gidebiliyor. bunu mutlaka görmüşsünüzdür. işte ben buna kuru kalabalık diyorum. oyuncularımız savunma içgüdüsüyle geri geliyorlar iyi niyetlerine kesinlikle şüphem yok fakat ne yapacaklarını hangi alanı nasıl tutacaklarını bilmiyorlar, çünkü pratiği yapılamış, herkesin mevkisi her maç değişiyor. yan yana dizilmiş 10 tane adam kimin nereyi savunacağı belli olmayan görev paylaşımı yapılamamış bir 10 kişilik savunma var.
bu savunmanın içinden yürüyerek geçen rakip oyuncular hem sinirimizi bozuyor hem de gol yememize sebep oluyor.
14502
milli takımda olmayan oyuncuları an itibari ile 30 mart 2016 galatasaray gran canaria maçında.
14503
şimdiden gelecek yılın planlamasını yapması gereken takım.
taktik:4-2-3-1 ve 4-4-2
2015-2016 kadrosu
kaleci:
fernando muslera--------3.300.000
cenk gönen-----------------950.000
eray işcan-------------------500.000
ismail çipe--------------------50.000
sol bek:
lionel carole-------------600.000
sağ bek:
martin linnes----------950.000
sabri sarıoğlu--------1.500.000
tarık çamdal---------1.200.000
stoper:
chedjou-------------2.200.000
semih---------------1.500.000
hakan balta--------1.200.000
koray günter--------700.000
denayer-------------600.000
orta alan:
selçuk inan---------3.000.000
hamit altıntop-----2.750.000
ryan donk----------1.500.000
jose-------------------750.000
bilal-------------------700.000
emre çolak-----------500.000
wesley sneijder---3.200.000
kanatlar:
yasin öztekin-----1.000.000
podolski-----------3.000.000
olcan adın--------1.600.000
sinan gümüş-------500.000
forvet:
umut bulut-----1.800.000
bu bu yılın kadrosu ve ücretleri yukarıda veriler resmi siteden alındı (isim verileri ücret değil.)
yeni yıl için ise benim kafamdaki plan şudur:
----------------transfer------------------
---------------(transfer)-----------------
bruma--------------------------podolski
(yasin)--------------------------(sinan)
-----------sneijder-----transfer--------
-----------(emre ç.)---jose-------------
-----------------transfer----------------
-----------------(donk)------------------
telles----transfer----chedjou----linnes
(carole)-hakan b.----koray-------tarık
----------------muslera------------------
----------------cenk g.-------------------
kafamdaki plan bu şekilde olcan ve bilal hem sol bek hem de orta alan rotasyonunda form durumuna göre kullanılablecek (yasin ve jose yerine) isimler olarak planladım.
gönderilecek isimler
eray işcan------500.000----0
sabri----------1.500.000----0
semih--------1.500.000----3.000.000
denayer--------600.000----0
selçuk-------3.000.000----3.000.000
hamit-------2.750.000----0
umut b.----1.800.000----0
bruma'nın performansına göre olcan veya yasin de gönderilebilir.
kiradan gelecek olan bruma ve telles dışındaki herkes üçe beşe bakmadan gönderilmelidir.
bu bağlamda bu yıl sonunda toplam maaş giderimiz 35.550.000 milyon euro olacak. göndermelerden sonra bu rakam 23.900.000 euro seviyesine düşecek. bu bağlamda yasin veya olcan'dan birisi ve bilal de gönderilirse bu rakam 1.7 ve 2.3 milyon euro daha da aşağıya inecektir. bana kalsa donk, chedjou, tarık isimlerini de silmek isterim ama tarık yapılan uzun kontrat donk sözleşmenin yeni yapılması ve görece yüksek maaş verilmesi sebebiyle chedjou için ise transfer bütçesinin düşüklüğü sebebiyle iyi bir stoperin yanında daha vasat stoper olarak kadro tutulmalı diyorum. zaten gelecek yıl sonu sözleşmesi bitiyor.
gelelim transferlere telles ve bruma benim yeni birer transfer ve bence takımda olması gereken isimler ben ikisininde bu yıl kendilerine çok şeyler kattığını düşünüyorum.
yapılacak transferler için ise en önemli iki nokta stoper ve ön libero (orta alan- top kazanan orta alan) rolündeki isim. stoper kesinlikle çok kaliteli kimse tarafından tartışılmayacak bir isim olmalı savunma kafaya oynamak isteyen bir takımın olmazsa olmazı ve savunma organizasyonun en temel iki taşı bu iki mevki olduğu için savunma ve orta alan bu noktalar çok önemli ve kritik omurgayı yeniden kurmalıyız ve genç kurmalıyız. genç kuralım ki bu omurgayı önemli yıllar koruyalım. çünkü bizi 4 yılda 3 kez şampiyon yapan omurga dağıldı veya yaşlandı yenilenme şart ve genç olmalı mutlaka. tarihe baktığımızda ise bu geçiş dönemlerini sıkıntılı yaşıyoruz bu değişim kısa sürede olmuyor bu yüzden de performanslarımızda çok dalgalanma oluyor.
yeni transferler için ise ilk hedef her zaman olması gerektiği gibi ilk hedef sözleşmesi biten oyuncular olmalı feghouli, n'koulou, ben arfa, zivkovic, cecares gibi isimler ilk hedefler olmalı bonservissiz alınacak her oyuncu daha rahat oyuncu satışı demek bosnervis ile yaptığımız her oyuncu satışı da gelir demek.
bunun adına bence hoca şimdiden belirlenmeli ve kesinlikle yabancı olmalı. bu tür planlama ve sözleşme görüşmesi yapabilecek bir sportif direktör de belirlenebilir. cenk ergün daha çok yönetim maşası gibi daha bağımsız hareket edebilecek birisi lazım. sammer tabi ki bir rüya ama geçmişli ve kariyerli bir sportif direktör neden olmasın çünkü liseli dedelerin futboldan anlamadığı çok açık.
transfer çalışmalarına şimdiden başlanmalı gönderilecek isimler için yüzde 90 herkes aynı isimleri veriyor zaten sezon da mental açıdan zaten bitmişken bence kesinlikle operasyon şimdiden başlamalıdır.
edit:imla
14504
2015-2016 sezonundan berbat performanslarına ve kulübün mali olarak zor durumda olmasına rağmen maaşında 1 lira dahi indirime gitmeyen adamlardan(!) kurulu takım. kimse bunu unutmasın.
14505
maçı yokken ne rahatmış. ne güzel 2-3 hafta ara vardı, nereden çıktılar yine, kanser ediyorlar.
14506
eskiden maçları dört gözle beklenen takım iken şimdi maç günü gelmese denen bi takım oldu sorumluları kim acaba
14507
ligden düşmemesi adeta bir mucize olan takım.
14508
an itibariyle florya'ya sokulmaması gerekendir. yetet artık amına koyayım.
14509
aktif takımı tarihin en ruhsuz takımıdır.
14510
şu güzel günümün içine etmiş reziller sürüsü. allah sizi bildiği gibi yapsın.
14511
muslera'yı bile bozmuş takım. adam olmayacak goller yemeye başladı aq.
14512
an itibari ile eksikleri olan lig sonuncusundan 4 gol yemiş takımım. yuh amk yuh.
14514
ikinci lazio maçında boş kaleye yediği iki gol bu sezonun özeti gibi. kadrodaki yerli oyuncuların hepsi gereksiz ne desek boş. dursun özbek gibi birinin seneye bu kadroyu toparlaması mümkün değil. kendisi bütün olumsuzluğun ana sebebi. kadro işleri iyi bir yönetim için halledilemeyecek bir sorun değil.
14515
2015-2016 sezonu itibariyle çekilecek işkence değil; ama çekiyoruz maalesef.
14518
2015-16 futbol sezonu geneli itibariyle dursun özbek ve saz arkadaşları, bir an önce defolup gitmeli. yerine gelecek yönetim her kim olursa olsun, öncelikle yapması gereken bir numaralı iş afrika ve brezilya'dan bir kamyon oyuncuyu floryaya dökmeli, ardından kadrodaki ruhsuzları toplu olarak takımdan kovmalı ve bunu da büyük bir organizasyon düzenleyip tt arena'da taraftarın önünde bir taraflarına teneke bağlayıp
seyircinin önüne atmalı.
işte bu ruhsuzlara ancak böyle davranılmalı böyle ruhsuz futbola, böyle tavır.
14519
ulan ben mi yanlış takımı izledim, bu takım köylü hamza döneminde içeride eskişehir ile yedeklerle kedinin fare ile oynadığı gibi oynamamış mıydı? hiçbir şey anlamadım.
14521
oynayan hiç bir oyuncusuna saygı duymadığım takım. güvendiğimiz isimler bile virüslere ayak uydurmuş durumda, salmış her biri. direkt olarak temizlik şart.
edit:
çok ilginç bir olay da yakaladım. 21 şubat 2016 galatasaray trabzonspor maçı son dönemde kazandığımız tek maç lakin o maçı da nasıl kazandığımız malum. şimdi o maçı saymazsam ki ben saymıyorum, maç bittiğinde de gram sevinmedim, son galibiyetimiz 2. yarının açılış maçı olan sivasspor maçı 16 ocak 2016 da oynadığımız. sivas'ta ligin çok kötü takımlarından malum, burak yuhalanmıştı hani. 3 aydır maç kazanamıyor bu takım, 3 ay, 92 gün yuvarlarsak. mancini döneminde deplasmanda kazanamıyorduk, şimdi hiçbir türlü kazanamıyoruz. vay anasını.
14522
hayatımda ilk defa utandım kendilerinden. burada utanacak kişi ben olmamam gerekirken kimsenin ipinde değil.
14523
hayatımda gördüğüm en birbirinden kopuk takım halindeler şu anda. bir takım hiç mi organize oyun oynayamaz? eskişehir'in 3.golü sezonun özeti niteliğinde resmen. hadzic orta sahadan itibaren göstere göstere gol atmaya gidiyorum edasıyla koştu resmen. takımda savunma yapmakla görevli tek futbolcu adamın önünü kesemedi.
bu saatten sonra takımın %80'i gönderilmeli ve tamamen yepyeni bir yapılanmaya gidilmeli. bunun için de 2 alternatif var;
1- ya adam gibi, bu işi bilen bir yabancı hoca getireceksiniz
2- ya da fatih terim'i bir şekilde geri getireceksiniz.
bu saatten sonra başka bir ihtimal yok düzelme için.
14524
uefa tarafından finansal uyuşmazlıklar sebebiyle avrupa'dan men cezası almış, kulüp düzeyinde borçlar içinde yüzen, son 4 sezonun 3 kez şampiyonu, şampiyonlar ligi çeyrek finalisti, 2 kez kupa ve 3 kez de süper kupa galibi takımımız...
bu başarılara ulaşmak için milyonlarca euroluk çöp transferler elbette şart olmadığı gibi yıldızların da tamamına ihtiyaç yoktu, zira 2000 jenerasyonu da, mesela tarih itibariyle leicester city de bunun kanlı canlı örneğidir, fakat bu durum vasıfsız ve ucuz topçuların takıma doluşması anlamına da gelmemelidir çünkü önemli olan tasarruf değil hem tasarruf hem de buna paralel gelen başarılardır...
galatasaray benim hatırlayabildiğim hiçbir dönem baştan aşağıya transferlerden oluşan bir takım olmadı, tam tersi fenerbahçe bu şekilde kadrolar kurup ekseriyetle de başarısız olurken galatasaray her daim galatasaraylı kimliğini korumasını bilmiş, eksik olduğu noktaları tamamlayıp çıtayı daha da yükseğe koymak için nokta atışı yıldız transferler yapmaktan da asla geri kalmamıştır.
biz bu ruhu maalesef kaybettik... günümüz neo-osmanlıcıların pratikte asıl osmanlı ile hiçbir ilgilerinin olmaması gibi bugün kadromuzda "galatasaraylı" kontenjanından bulunan oyuncuların da hemen hemen tamamı bizim seviyemizde olmayan isimler. buna ek olarak ilk on bir için de büyük oranda yetersiz olduklarından dolayı transfer takımı olmak durumunda kalıyoruz fakat kulüp olarak da takım olarak da uzun yıllar böyle bir şey yaşamadık...
hocalar gelip gidiyor, oyuncular gelip gidiyor, paralarımız çatır çatır ortalığa saçılıyor... üzgünüm ki adeta ruhsuz bir arap takımı gibiyiz, fakat farklı olarak petrol zengini falan da değiliz, hatta hiçbir güvencemiz olmadığı için de batıyoruz, gittikçe batıyor ve boğuluyoruz...
tutunacak kimsemiz kalmadı, aşırı derecede kötü yönetiliyor ve de galatasaray değerlerimizden her geçen gün daha da uzaklaşıyoruz. işin kötüsü imam-cemaat ilişkisinde olduğu gibi taraftar olarak bizler de bundan aşırı derecede olumsuz etkileniyor ve süreci tersine çevirmek yerine haklı da olsak bir şekilde etrafa saçtığımız negatif enerji ve tepkiyle kulübün ve takımın omuzlarına iyice ağır bir yük bindiriyoruz.
nitelikli "yeniçeriler" ve katlanmak zorunda oldukları müthiş yıldızlar bizim hamurumuzdu... yerini niteliksiz yeniçeri sürüsüne ve de takıma tam anlamıyla katkı vermekten uzak yıldızlara bıraktı... ne yazık ki kendimizi yeni sneijder'lere, yeni drogba'lara mahkum eden bizleriz, fakat ortada bir takım ruhu, ya da bir "takım" yoksa ne kadar para harcasanız da adeta denize moloz döker gibi sağlam bir temel oluşturamazsınız, bunun da eksikliğini çok derinden yaşadığımızı düşünüyorum...
ümit ediyorum ki bir gün yine "galatasaraylı" bir iskeletimiz olur, üzerine yine dünya yıldızları getirir, her kulvarda başarıdan başarıya koşarız... öteki türlü kim gelirse gelsin özellikle avrupa kulvarında durum yalancı bahardan ve avuntudan öteye gidemiyor, süper lig şampiyonluğu için de tüm bu meblağlar bizi uçurumdan aşağıya sürüklüyor...
sil baştan sil baştan nereye kadar?