• 10977
    prandelli'nin teşhisi doğru: ağır oynuyoruz ve agresif değiliz. ama bu teşhise yönelik çıkardığı kadrolar ve oyun planları aynı tutarlılıkta değil.
    hızlı ve agresif oynayabilmek için hem sistemini, hem saha yayılışını hem taktik formasyonunu hem de oyuncu tercihlerini ona göre yapacaksın. agresif, baskılı, önde basan, rakibi bunaltan, yıldıran oyun için ona uygun oyuncularla oynayacaksın. oyuncu ismi vermeden sadece oyuncu tipinden bahsederse; genç, çabuk, güçlü, dayanıklı, çevik, hırslı, saldırgan oyuncu tipi. özellikle orta üçlüde bu stildeki oyuncular şart. selçuk, dzemaili, veysel çok ağır, yavaş, rakibe pres yapmayan, top çalmayan, rahatsız etmeyen oyuncular. veli, atiba, alper potuk, gibi oyuncularla bu oyun oynanır.

    agresif oyun için elde maalesef uygun malzeme yok veya alınamadı veya yanlış alındı. bunun nedenleri var: prandelli takıma geç katıldı. yeterli hazırlık maçı yapılamdı ya da geçen yılki analizler eksik yapıldı vs... prandelli bu takımın defansına değil orta sahasına adam gerektiğini anladı ama dzemaili tercihi çok yanlıştı. elde selçuk ve hamit gibi dzemaili tarzı adamlar vardı. alınması gereken adam, genç, dinamik, agresif, top çalan, basan oyuncu olmalıydı. emre, okan suat veya beşiktaştaki veli atiba gibi adamlar.

    neyse olan oldu. en azından devre arasına kadar zevahiri kurtarmak ve hiç olmazsa kendi sahandaki maçlarda rakip üstünde baskı kurmak için eldeki oyuncular arasında buna en yatkın oyuncularla oynamak şart. bence hocanın emre çolak, furkan gibi oyuncuları kullanması lazım. bunlar hem genç, hem kıvrak ve çabuk hem de top çalan oyuncular. hatta hamit bile selçuk ve dzemaili'den daha hazır görünüyor belki o da eklenebilir.

    kadronun olabildiğince genç, hızlı, çabuk, kıvrak oyunculardan kurulması lazım. telles, bruma, tarık, emre gibi oyuncuların kesin oynaması lazım. bu işin top rakipteyken ki kısmı.

    gelelim top bizdeykenki hücum planına. yani ağır oynama sıkıntısına. burada devreye yine oyuncu kalitesi ve oyuncu tercihleri giriyor ancak işin içinde sistem, sahaya yayılış, tercihler ve taktik formasyon da giriyor.
    fenerbahçe maçı üzerinden konuştuğumuzda; oyuncu tipi olarak orta sahada çabuk ve beli ince olan oyuncu olmadığı için topun ayaktan çıkması süresi uzadı ve bu yüzden orta sahada çok baskı yedik, ya top kaybı yaptık ya da uzun vurup topu kaybettik. çabuk ve kıvrak orta saha kullanmadığımız için aynı şekilde topla kat edemedik yine baskı yedikç o yüzden çoğu kez muslera geriden degaj veya uzun vurdu sanki ileride o topu alacak drogba varmış gibi. ama bu mecburiyetti. ikincil olarak orta saha baskı yediğinden beklere ileri gönderip taç çizgisi üzerinde bekletip oyuna genişlikte kazandıramadık çünkü özellikle veysel o çapta bir oyuncu değil. topu üçüncü bir yöntemle rakip sahaya götürme şekli olan santrafor üzerinden oyun kurma konusunda da burak'ın teknik yetersizliği ve oyuncu tipi dolayısııyla zaten böyle büyük maçlarda hiç şansımız olmuyor. alsında burada maalesef dzemaili tercihinde yaptığımız hatanın bir benzerini santrafor için pandev'le yaptığımızı söyleyebilirim. zira pandev bir yardımcı forvet. asla nokta santrafor değil. burak'sa bizimle değil ama defans yapan ve oyunu kendi yarı sahasında kabul eden takımların kullanabileceği türden bir oyuncu.

    burada hocanın yapması gereken aslında sol bekte balta ile başlayıp tarık'ı sağ beke çekmek olmalıydı. yabancı hakkını dzemaili'den değil bruma'dan yana kullanarak olcan'ın hareketliliği ile caner'i çıkartmaması gibi bruma'nın hareketliliği ile gökhan'ı da çıkartmayarak oyunu rakip sahaya yıkabilirdi. orta sahaya ise emre çolak takviyesi ile hareket ve çabukluk artı pres avantajı getirebilirdi. hatta bence selçuk'un yerine hamit'i sağ içte oynatarak hamit'in hem pres ve koşu hem de top saklama özelliğini kullanabilirdi. önde ise burak'ın yerine bence umut'la başlanıp takım presine destek verilebilirdi. yine seken karambollerde hava toplarında umut'un mücadeleci özelliğinden faydalanılaibilir.

    daha genç, çabuk, hızlı, çabuk düşünene, top rakipteyken basan, agresif bir takımla oynamak lazım.
  • 10979
    kendi oyunlarını seyrediyorlar mıdır acaba diye merak ettiğim futbolcularımız. burak'ın bir demeci vardı, arsenal maçı sonrası sanırım. çok çalışıyoruz ama olmuyor; biz de anlamıyoruz diye. nasıl bir hissiyattır bu?! yani antrenmanlarda muhteşem oynuyorlar, süper üçgenler kurup, kavisli ortalar açıp, inanılmaz taktiksel oyunlar kurgulayıp, her vurdukları 90'a mı gidiyor da maçta olmuyor bunlar nedir? ne anlama geliyor bu? yahu uykumuz geliyor takımı seyrederken. batı'nın komplosu musunuz olm siz, amacınız ne?
  • 10981
    goran pandev ile blerim dzemaili'yi cok sevsem de bu ikisi yerine amrabat'i kadroda tutup forvete almeida'yi alsaydik daha saglam bir kadromuz olurdu. su an mevcut kadroda top ileri tasiyabilcek futbolcu yok. bruma falan demeyin. topu ileri tasisak topu ilerde tutucak forvet yok veya duvar olabilcek. onu gectim kanatlardan orta acsak kafa vurabilcek forvet yok. amrabat'la almeida cok sey katabilirdi bu takima. ama prandelli ya da unal aysal ikilisinden hangisi bu hatayi yaptiysa gecti gitti artik. rakipleri izlerken "ooo ne guzel lan adamlarda kanattan akan calim atan top surebilen kanat oyunculari var :o" diye ic geciricez butun sezon.
  • 10984
    92'den beri düzenli olarak galatasarayı takip etmeye çalışırım. çoğu sezon aklımdadır. cl'de grup sonuncusu olduğumuz zamanları da hatırlıyorum tromso gibi boktan takımlara elenişimizi de. hiç transfer yapamayıp cihandan sağ bek orhan aktan sol bek yaptıklarımızı da.

    bu kadar senede rakip kaleye bu kadar az giden, bu kadar isteksiz ve temposuz oynayan, bu kadar da çok para harcanan başka bir sezon hatırlamıyorum. bu sene şampiyon da olabiliriz uefada devam edip final de görebiliriz ama bütün bunlar tek bir gerçeği değiştirmeyecek: bu rezalette emeği geçen herkes bir an önce gitmeli.

    istifa da bir erdemdir
  • 10987
    eleştirilmesi gereken takımdır, ama 2010-2011 sezonundaki içler acısı halimizi unutmamamız gerekir. o günlerde son maçlarda dahi stada giden bir avuç kişiden biri olarak söylemeliyim ki; bu takıma vuralım ama öldürmeyelim(u: :(). sezonun geri kalanında bu adamlara ihtiyaç duyacağız.

    cevap editi: hangi adamlar lan! göremiyorum kimseyi.
  • 10988
    son 3 senedir avrupa'da içeride dışarda bol bol 4'ler, 6'lar yemeyi alışkanlık haline getirmiş takım. hayırdır?!

    yılmaz vural 22 ekim 2014 galatasaray borussia dortmund maçı öncesi türk futbolcuların duygusal olduklarından, ona göre davranılması gerektiğinden bahsetti. doğru diyelim; tamam, kabul edelim. peki bu durumda bu sonuçlarda köteği basmak da gerekli mi değil mi onu söylesin.
  • 10992
    şampiyonlar liginde ilk kez yenilmedik. ilk kez de fark yemedik ama bu yenilgi bana çok koydu. 70 lerden itibaren tribünler boşalmaya başladı. maçı kahvede izliyordum 85'de kahveci sandalyeleri toplamaya başladı. maç sonunda zaten 3-5 kişi kalmıştık bizim oturduğumuz sandalyeler kaldı sadece. biz "galatasarayın olduğu yerde umut vardır" ile büyüdük, buna şahit olduk. bunu bile aldılar bizden. kahveci sandalyeleri toplarken, dortmund ayağındaki topu bize göstermezken aşağılanmış hissettim kendimi.

    daha bir yıl önce real madridden 6 yemiştik. ama sahada savaşan, ilk 30 dakika da olsa üstün olan bir taraf vardı. onları cehennemimize aldığımızı hissettirmiştik. sonrasında 6 yedik. sonucu tamamen futbolla açıklayabiliriz. ama bugünü sadece futbolla açıklayamayız.

    iki yıl önce real madride deplasmanda yenilip içerde de 2-0 geriye düşmüştük. ama hala yerimizde duramıyorduk. çünkü "galatasarayın olduğu yerde umut vardı" boyun eğmemezlik vardı. bugünkü gibi gol yedikten sonra bitse de gitsek havası yoktu.

    biz "şereftir seni sevmek" dedik. babalarımızdan dedelerimizden miras kaldı. onlar 14 senelik çileyi çekti. biz de çekeriz. bugünlere göğüs gereriz. ama galatasarayın maçında umudun kalmaması yaralıyor asıl. nasıl bir camiaya geldiğinin farkında olmayan topçular, onları adam edemeyen, her kararı şüpheli hoca, insanların galatasaraya saygı duymamaları yaralıyor.

    yine de galatasaray babamın bana öğrettiği en güzel şey hala. yine de "şereftir seni sevmek"
  • 10993
    gelen geçenin kazıkladığı yol geçen hanına dönmüş. biri gelir hajrovic'i, salih dursun'u, telles'i, veysel'i alır. öteki gelir dzemaili'yi pandev'i getirir. sizin yapacacağınız transfere de... oynatacağınız futbola da....

    shakhtar'ın da 10 milyon transfer bütçesi var anderlecht'in de ama adamlar çatır çatır oynayan takım kurabiliyorlar. takım saldım çayıra mevlam gayıra mantığıyla yönetiliyor. yönetimin ayrı dünyada teknik heyeti ayrı dünyada yaşıyor. bu takımın toparlanması, birbiriyle uyumlu komple bir takım haline gelmesi için mucize gerekli. bütün taraftarlar sene başından beri takımın bir arpa boyu yol alamadığını aksine daha da kötüye gittiğini görüyor ama değişen bir şey yok. yönetimin alakasız birini takımın başına atıp çekiliyor. bu adam ne oynatır bu takımın oyun özelliğine uygun mu? yok. teknik ekip desen takımı deneme tahtası yapmış...
  • 10994
    prandelli'ye çok sinirliyim 22 ekim 2014 galatasaray borussia dortmund maçından dolayı. ama hangi taktik oynanan bu futbolu açıklayabilir cidden bilmiyorum. bir çaba bile yok yahu. saçma sapan hatalar, yürümeye mecali olmayan oyuncular. prandelli'ye kızıyorum eyvallah da, koşmayın mı diyor bu adam? top ayağında olan oyuncuya kimse yardım etmeyecek mi diyor yani bu nasıl bir ruhsuzluk, nasıl bir beceriksizliktir?
  • 10998
    anderlecht ile grup üçüncülüğüne oynayacak takımımız. vuralım ama öldürmeyelim. seviyesiz, belden aşağı vurmayalım.

    yeni gelecek yönetim acilen prandelli'den takım raporu istemeli. takımda yatan oyuncu çok, iyi oyuncular da hababam sınıfındaki ahmet gibi ortama uyabiliyorlar. takım kadrosu acilen daraltılarak 20 kişiye düşürülmeli. ali dürüst ve abdurrahim albayrak takımdaki oyuncularla birebir görüşmeli. şüphesiz bunlar yapılacaklardan birkaçı.

    bugünkü dortmund yenilgisi sıradan bir yenilgi değildi. prandelli'nin hataları ile falan açıklanamaz. alman tankına karşı kılıçla giden ortaçağ süvarisi gibiydik bugün. 4lü ortasaha ile oynasaydık sonuç yine aynı olurdu. futbolun temel unsurları yok bizde. çok geri kalmışız çok. fatih terim dönemi her zamanki gibi aldatmacaymış.
  • 10999
    ben uyuyamıyorum, uyuyamıyorum eminim bugün bircogumuz da uyuyamacak yatakta bir o tarafa bir bu tarafa dönüp galatasaray' ın halini sorgulayacayacağız. siz ne yapacaksınız basaksehir macında iyi oynarız diye bi tarafınızı devirip uyuyacak mısınız, prandelli ne yapacak ? forvetimiz olacak adam çıkmış derbi galibiyetini yasayamadan bu maçı oynadık diyor teknik direktör çıkmış benim hedefim 4.yıldız diyor. biz ne yapalım taraftar olarak biz ne yapalım? sizin kadar rahat olamıyoruz, sizin kadar ruhsuz olamıyoruz biz.

    tanım : iyi uykular dilediğim takım.
  • 11000
    beyinsiz bir insan tarafından yönetilen ve oyuncuların da zekasını kendi seviyesine indiren bir kişi tarafından yönetilen takım.

    ulan sen nasıl hedefimiz lig, hedefimiz 4. yıldız diyebilirsin ? sen hangi takımda olduğunun farkında mısın ? bu takımın kuruluş amacını, ali sami yen'i hayatında hiç duydun mu ? o 4. yıldız dolu kafanı kaldırıp da maçtan önceki koreografi'de sağ tarafta gördüğün ali sami yen'in kim olduğunu sordun mu kimseye ?

    burak yılmaz, sen nasıl asıl hedefimiz başakşehir maçı diyebilirsin ? bu mu senin galatasaray formasını taşıma şeklin ?

    hamit altıntop, gerçekçi olalım dortmund bizden çok üstün takım, onlarla başa baş mücadele edemeyiz derken utanmıyo musun ? 2 sene önce real madrid bizim dengimiz miydi de arenada adamların ağzına sıçtık ? geçen sene juventus süper ligin orta sıra takımı mıydı da adamları geçip tur atladık ?

    adam bi de çıkmış geçen sene olan yabancılar yok diyo bende. bi drogba yok. amrabat mı lazım sana bu macta ? eboue mi lazım ? riera mı lazım aq ?

    ulan şu takımın başında olan adamın yaptığı açıklamalara bak ya. sen hangi takımdasın bi onu öğren önce 4. yıldız diye avrupa'yı gözden çıkartacaksan git başka takımı çalıştır. bu takım, bu takımın taraftarları ligi avrupaya tercih eden adama ihtiyaç duymaz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın