488
bu ülkedeki futbol iklimi sebebiyle soğuduğum spor ancak tenis izleyeyim diyorsun aynı cahil, lümpen kitle orayı da işgal etmiş sosyal medyada. gerçekten merak ediyorum, sabalenka'dan nefret edecek ne yaşamış olabilirsin sabalenka ile? nasıl bir nefret ki bu hakarete varan şeyler yazılıyor hakkında.
40 yaşına geldim, kötü giden bir performansan sonra kondisyonere kadar eleştiren kitle hiç değişmedi. yahu başarıl olurken de aynı kondisyonerler vardı. bugün artık doktor yener ince'ye bile gelmiş sıra. bu kitleden kaçayım diyorsun bir tenis maçı takip ediyorsun, ekşi sözlük'te bakıyorsun ki popüler başlık, lan bir okuyayım diyorsun adamın klavyesinden bok akmış sadece. mesela bunu yapan engin ardıç vardı, hatta leman güzel bir karikatür çizmişti kendisi için. https://gss.gs/Qf7.jpg
bir kitle var sosyal medyada, ekşi sözlük'te, burada küçük engin ardıç hepsi. bu nasıl bir öfke ya. hani maç sırasında maç başlıklarını anlıyorum, çünkü duygularla yazıyoruz, anlık öfke patlamaları yaşıyoruz. eleştiriye zaten lafım yok ve herkes aynı üslupla eleştiri yapmak zorunda da değil, herkesin üslubu farklıdır ama bunun hiç mi sınırı olmaz? benim burada engellediğim bir dolu yazar var, ancak diyemem ki bu adamların hepsi böyle yazıyor. yani mesele farklı görüş, eleştiri vs. değil, vallahi değil.
bakın mesela galatasaraylı bir ekşi yazarın okan buruk eleştirisinden bir alıntı; ''futbolcu lisansı olup olmadığı belli olmayan singo işinden sonra dursun akıllanıyor ve hop birader sen hayırdır her sezon 1 adama takılıp kulübe çakıyorsun'' bu şimdi eleştiri mi? burada mesela üslup mu? gerçekten bıktım, sanıyorum artık sadece yazarım, pek bir şey okumam zira engellemekle de başa çıkılmıyor. günümüzün modası bu. boomer'lık yapmak da değil niyetim, aksine yeni nesli pek çok insana göre daha fazla savunan biriyim. yani öyle ah yeni nesil çok terbiyesiz, ah rap şarkıları bunları böyle yaptı diyenlerden falan değilim. bu terbiye meselesi de değil bence. klişe olacak ama bu mutsuzluk, bu öfke mutsuzluğun yansıması benim için.
40 yaşına geldim, kötü giden bir performansan sonra kondisyonere kadar eleştiren kitle hiç değişmedi. yahu başarıl olurken de aynı kondisyonerler vardı. bugün artık doktor yener ince'ye bile gelmiş sıra. bu kitleden kaçayım diyorsun bir tenis maçı takip ediyorsun, ekşi sözlük'te bakıyorsun ki popüler başlık, lan bir okuyayım diyorsun adamın klavyesinden bok akmış sadece. mesela bunu yapan engin ardıç vardı, hatta leman güzel bir karikatür çizmişti kendisi için. https://gss.gs/Qf7.jpg
bir kitle var sosyal medyada, ekşi sözlük'te, burada küçük engin ardıç hepsi. bu nasıl bir öfke ya. hani maç sırasında maç başlıklarını anlıyorum, çünkü duygularla yazıyoruz, anlık öfke patlamaları yaşıyoruz. eleştiriye zaten lafım yok ve herkes aynı üslupla eleştiri yapmak zorunda da değil, herkesin üslubu farklıdır ama bunun hiç mi sınırı olmaz? benim burada engellediğim bir dolu yazar var, ancak diyemem ki bu adamların hepsi böyle yazıyor. yani mesele farklı görüş, eleştiri vs. değil, vallahi değil.
bakın mesela galatasaraylı bir ekşi yazarın okan buruk eleştirisinden bir alıntı; ''futbolcu lisansı olup olmadığı belli olmayan singo işinden sonra dursun akıllanıyor ve hop birader sen hayırdır her sezon 1 adama takılıp kulübe çakıyorsun'' bu şimdi eleştiri mi? burada mesela üslup mu? gerçekten bıktım, sanıyorum artık sadece yazarım, pek bir şey okumam zira engellemekle de başa çıkılmıyor. günümüzün modası bu. boomer'lık yapmak da değil niyetim, aksine yeni nesli pek çok insana göre daha fazla savunan biriyim. yani öyle ah yeni nesil çok terbiyesiz, ah rap şarkıları bunları böyle yaptı diyenlerden falan değilim. bu terbiye meselesi de değil bence. klişe olacak ama bu mutsuzluk, bu öfke mutsuzluğun yansıması benim için.

