resim
Felipe Melo de Carvalho
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Ön Libero
Yaş:42
Boy:1.83
Uyruk:Brezilya
  • 10801
    orta saha oynamasına rağmen maç başı ortalama 9km koşuyordu en son. ama gelsin. çünkü yer yüzünde başka oyuncu yok. hele genç çok koşan oyuncu hiç yok. o yüzden gittik taraftar nasıl olsa 5 sene önceki city günlerinden sonra daha izlememiştir city performansını hatırlar olumlu karşılar deyip nigel de jong'u aldık. üzerine bir de sahada koşmaya mecali kalmamış felipe melo'yu alırsak 10 numara olur. çünkü yabancı ligleri zaten izlemeyen galatasaray taraftarı onu da her zaman 2011-2013 yılları arasındaki melo olarak hatırlayacak. sonra bu takım neden az koşuyor. selçuk neden ilk 11 oynuyor. saçma sapan anadolu takımlarından neden baskı yiyoruz falan filan.

    (bkz: futbol takımı kapatılsın yerine huzur evi açılsın kampanyası)
  • 10802
    ayar vermesiyle ünlüdür. galatasarayın 2014 yılı türkiye kupasını aldığı kupa töreninde, hakkında gereksiz sözler sarfeden tff başkanı yıldırım demirören'in elini sıkmayarak türkiyenin spor gündemine oturmuş, gazetelere manşet olmuş brezilyalı futbolcu.

    ali sami yen arena'da ırkçılığı ispatlanmış fenerbahçeli bir futbolcuyu hakettiği gibi sahadan kovarak daha beterini yapmışlığı da vardır.
  • 10806
    sow ve quaresma ile melo'nun durumu çok farklıydı. sow'un sözleşmesi gereği her sezon düşen ücreti dışında fenerbahçe'den ayrılmak için bir sebebi yoktu ki arttırıma gitseler kalırdı büyük ihtimal. quaresma'da beşiktaş'tan ayrılmak istemiyordu, fikret orman feda uğruna göndermek için her şeyi yapmıştı. melo ise gitmeyi kafasına koyup, kampa gelmemiş, sonradan da pes ederek sözleşme imzalamıştı.
  • 10808
    kendi iradesiyle gitmek istediği öne sürülen gerçek galatasaraylı. adama türkiye'yi terk etsin diye türlü baskılar uygulanırken melo ne yapacaktı? tüpçünün adamları tarafından arabasının önünün kesildiği iddiaları boşuna mı çıktı? yahut ümit akbulut'un melo'nun çocuklarını tehdit ediyorlar açıklaması?

    tamam bizim de bildiğimiz eşinin italya'ya gitmek istemesi. ancak arka planda daha önemli şeylerin olduğu da muhakkak. bana göre yerli çetesinin haricinde yabancılar bile melo'yu takımdan yollatmaya çalışmış olabilir. gökhan zan'ın 'melo'yu takımda yabancılar da sevmiyordu' açıklaması önemli bir itiraftı bana göre.

    üstteki arkadaş güzel yazmış. melo'yu takımdan göndermeye çalışanlar melosuz rezil rüsva oldu. yetmedi 30 yıllık hayatımda hiç şahit olmadığım bir derbi canavarı haline gelen 2011-15 arası galatasaray'ı melo'dan sonra ligde tek bir derbi kazanamadı.
  • 10809
    kendisinden kulüp içinde hoşlanmayanların sadece selçuk inan, umut bulut falan olduğu varsayılıyor, neye göre bilmiyorum... mesela wesley sneijder çok mu hoşlanıyordu, merak ediyorum. öyle çok kulağı delik biri değilimdir ama güvendiğim bir iki arkadaştan aldığım duyumlar, felipe melo'nun takım içinde neredeyse kimse tarafından pek sevilmediği yönündeydi. bir düşmanlık değil de, hazzetmeme durumu... ki çok da şaşırtıcı değil; biz çok seviyoruz, ben de çok seviyorum, ama takım arkadaşını soyunma odasına evire çevire döven bir adamdan hazzetmeyene de neden hazzetmiyorsun diyemem açıkçası. bir de, malum üçlü olayında hatalıdır.

    kulübün içinde olan arkadaşlar bu konuda belki daha net bilgilendirebilirler.

    bu arada, kendisinin askerleriyiz, özledik, o da ayrı konu :(

    edit: arkadaşlar istediğiniz kadar kafanızda tüm galatasaray'a hakim bir yerli çetesi kurun, öyle bir şey yok. varsa da felipe melo'dan hoşlanmayanlar sadece yerli oyuncular değildi. bunu da bir tek benim duymadığımı iyi biliyorum. selçuk inan'a geçirmek için mevzu aramaktan gerçekleri yok sayıyorsunuz, kolay gelsin ne diyeyim. tekrar söylüyorum, felipe melo'yu çok seviyorum, ama çoğu takım arkadaşıyla arası tatsızdı. ayrıca melo'yu kimse göndermedi, kendi gitmek istedi. yani bunu da anlamak zor olmamalı, adam kampa gelmedi yahu! melo bir gün futbolu bıraktığında bu kulüpte yeri her zaman olmalıdır, en kötü arada bir gelip tribünde bizimle haykırmalıdır, kalbimizde yeri kolay dolmaz; ama bir de gerçekler var, bunları reddederek ne kazanacaksınız?
  • 10810
    ben kulağı delik 2-3 arkadaştan takımla zaten arasının çok iyi olmadığını, üzerine bir de bitiş düdüğü ile takımın ıslıklanmaya başladığıı 16 eylül 2014 galatasaray anderlecht maçından sonra üçlü çektirince iplerin iyice koptuğunu, sneijder'in bile kendisine iyice uyuz olduğunu, sağda solda soranlara tribünlere oynuyor şovmen falan dediğini duydum. hatta zamanında yerli çetesi yedi başını gibilerinden iddialar çıktığında o zaman da dile getirmiştim sadece yerliler dğeil sneijder bile sevmiyordu diye ki gökhan zan da melo'yu sadece yerliler değil yabancılar da sevmiyordu dedi. yabancılardan kastının ontivero falan olduğunu düşünmüyorsunuz herhalde.

    ayrıca bir spor programında erman toroğlu da sneijder'e melo'yu sordum. çok tribünlere oynuyor şovmen dedi demişti. sneijder bu konu ile ilgili bir yalanlama da yapmadı.

    bence biz melo ile tam zamanında ayırdık yolları. doğru zamanda yol ayırabildiğimiz ender oyunculardan biridir melo. keşke selçuk, burak, sneijder gibi isimlerle de yolları doğru zamanda ayırabilseydik de taraftarın gözünde bu duruma hiç düşmeyip güzel hatırlansalardı. melo konusunda en büyük yanlış yerinin önce bilal, jose rodriguez, jpk daha sonra ise nigel de jong ile doldurulmaya çalışılması.
  • 10812
    tam zamanında ayrılmış eski futbolcumuzdur. 1 sezon daha kalsa galatasaray taraftarının gözünden düşecekti.
    sneijder gerçekten taraftara oynuyor demiş midir bilinmez ama demişse haklıdır. gerçekten taraftara iyi oynuyordu ama bu konuda onu suçlayamam. çözmüş türk insanını.
    mesela galatasaray taraftarının en sevmediği futbolcuların başında gelen emre'ye yaptığı o hareket. gördükçe hala bir tebessüm geliyor. yine fb kalecisi volkan ve tff başkanı demirören'e yaptıkları...
    aslında taraftarın isteyip de yapamadığı şeyleri yaptı, sevildi.
    kötü de oynasa pek çoğumuz kızamıyorduk bunlardan ötürü. mesela son sezon o eski hızını kaybetmiş, yaptığı müdahaleler hep ya boşa gidiyordu ya da rakibin bileğine.
    1 sezon daha kalsa toparlar mıydı bilinmez ama pek öyle görünmüyordu. o da kafasında bitirmişti bence.

    hata onu göndermekte değil ondan önce selçuk'u göndermemek yerine yenilerini almamaktı.
    gittik bilal oğlanı aldık, geçen sezon malum. bu sezon hala selçuk oynuyor resmen el freni görevi görüyor. her maç 1 kişi eksik oynuyoruz.
  • 10813
    yerine henüz birisi alınmamışken nasıl olup da zamanında ayrıldığını anlamadığım galatasaraylı oyuncu.

    hayır taraftar şu adamın gidişinden 4 ay sonra donk transferine tepki göstermiş olsa anlayacağım ama sırf bize karşı iyi oynadı diye 30 yaşındaki kazma için kesin alalım, hollandalı olduğu için sneijder'le iyi anlaşır diye donk güzellemesi yapıyordu.

    çelişki diz boyu.
  • 10815
    galatasaray futbol takımının son yıllarda muslera ile birlikte tek gerçeği. bu adam her şey demekti, futbolsa futbol, savaşsa savaş...

    oyuna isyan eden, arkadaşlarına isyan ettiren bir adamdı, sahadaki bizdi. yemişim kimin sevip sevmediğini, bu adam deli gibi mücadele ediyordu be. orta sahada kafa topu bırakmıyordu, kimle oynasak en iyi oyuncusunu sindiriyordu, kadıköy'de sinmiyordu öyle. bu adam gittikten sonra bu hallere düşmemiz tesadüf mü?

    medyanın gazına gelip yok "taraftara oynamak" -ki bu kalıbı kim bulduysa onun ben aq- yok koşu mesafesi falan eleştiriliyordu. ulan bu adam zekiydi zeki, boşuna niye koşsun?

    bu adamın değerini başakşehir maçında anladım 1000.kez. emre hakemi bizim sahamızda baskı altına alırken kimse isyan etmeyince anladım.

    velhasıl melo benim için ayrıdır ve kesinlikle muslera ile birlikte efsanedir. gel demem ama yarın gelse havalara uçarım.

    (bkz: sen sahadaki biz, biz tribündeki sen)
    (bkz: felipe melo'nun askerleriyiz)
    (bkz: alayınıza felipe melo)

    not: tam zamanında ayrılmıştır her açıdan. onu gönderenlerin onsuz ne hale düştüğünü herkes gördü.

    edit: tam zamanında ayrıldı yazmamın nedeni, kendisinin değil takımın yetersizliğnden dolayı. ameliyat olup 1 ay sonra döndükten sonra bile her yerde saçma argümanlarla eleştirilen adama kim bilir geçen sene neler denmezdi ve taraftar da bundan etkilenirdi. yoksa bu lige testislerini koysan ligin en iyi ön liberosu kendisi olur, yanlış anlaşılmasın.
  • 10821
    valla sosyal medyada kendini takip eden biri olarak, bu saatten sonra bize fayda getireceğini düşünmediğim eski efsanemiz. adam resmen tatil yapıyor, ne maça çıktığı var ne bişey. bizim maçları izliyor, flamengo maçlarını izliyor, eşiyle spor yapıyor, akşam yemeğine çıkıyor, çocuklarıyla play station oynuyor, adamın hayatı 1 yıldır bu şekilde. futbolu bıraktı çoktan yani. bizdeki anıları da iyi, bu saatten sonra adamı döndürüp verim alamayınca söverek ayrılırız, çok yaşadık oradan biliyorum...
  • 10822
    ölüsü filan yetmezdi bu lige. formsuz olduğunda (2012-2013 sezonunun ilk yarısı) ve son zamanlarında 9 km koşmaya başladığında hiç de yetmiyordu çünkü. inter'e gittiğinden beri de iyice düşüşe geçmiş vaziyette zaten. çünkü melo fiziğiyle oynayan adamdı. e yaşı geldi 33'e. bu saatten sonra fiziğinin daha iyiye gitmeyeceği de aşikar.

    gidişi son derece acı vericiydi çünkü melo sadece bir futbolcu değildi bizim için. takımın ruhuydu adeta. fakat kalsaydı da kötü mü hatırlasaydık? iki sene önce sneijder için de "ölüsü yeter" deniyordu; şu an ölüsü yetiyor mu? yetmiyor. ve çoğu taraftar homurdanmaya başladı. aynı şey melo'nun da mı başına gelseydi.

    selçuk 2011-2012 sezonu sonu atıyorum tottenham'a gitse "gelmiş geçmiş en efsane 10 galatasaraylı orta saha" futbolcusundan biri olurdu. şu an belki de "gelmiş geçmiş en hayalet galatasaray orta sahası" olur.

    her şeyin bir zamanı vardır. ayrılık da dahil.
  • 10824
    ister şov deyin ister başka bir şey ama maçın çıkmaza girdiği anlarda tribüne doğru dönüp ellerini kaldırması ve tribünü ateşlemesi tüm takıma tesir ediyordu. oyun içindeki etkinliğimiz tükendiği anda takımın sadece 10 dakikalık reaksiyonu bize maçı kazandırıyordu. tüm bu psikolojiyi yöneten tek adam da melo'ydu.
    kendisiyle ilgili -di li geçmiş zamanlı cümleler kurmak ne zormuş yahu :(
  • 10825
    selçuk inan gibi hepi topu 1 sene adam gibi top oynayıp basının gazıyla efsaneleştirilmemiş, basına rağmen, tüpçüye rağmen, aziz-emre lobisine rağmen aslan gibi mücadele ederek efsane statüsü kazanmış eski topçumuz. benim için kendisine ait en güzel hatıra elazığ'da çıkardığı penaltı ve emre'yi sahadan siktir edişidir.

    felipe melo gerçekten başkaydı.
App Store'dan indirin Google Play'den alın