42
birinci fatih terim dönemi, mircea lucescu dönemi ve sonra yeniden ikinci fatih dönemi. galatasaray’ın çok özel 8 yılıdır bu üç dönem.
gelin bu süreçte yaşananlara bir hikaye uyduralım.
genç bir adamla (galatasaray) bir kadın (fatih terim) birbirlerini çok severek evleniyorlar. 4 sene boyunca (1996-2000) tüm hayallerini gerçekleştiriyorlar, zenginlikse zenginlik, kariyerse kariyer, sosyalleşme ise sosyalleşme. etraflarındaki tüm çiftler (fenerbahçe, beşiktaş), dostları falan herkes onları kıskançlıkla izliyor, seyrediyor.
sonra günün birinde kadın adama ben boşanmak ve italya'ya gitmek istiyorum diyor ama belki de gitmeye o kadar cesaret edemiyor, eşinden hayır gitme kal lafını duysa gitmeyecek. adam kadının bu düşüncesine feci köpürüyor, nasılsa gidemez, kendi egosunu okşamak için kal dememi istiyor diye düşünüp kadına gidersen git diyor. bunu kendine yediremeyen kadın, italyan sevgilisi (fiorentina) ile ülkeyi terk ediyor.
terkedilmiş ve kurduğu zengin hayatta yalnız kalmış adam yalnızlık allaha mahsustur diyerek dostlarının (gheorghe hagi) da tavsiyesiyle yeni bir evlilik yapıyor. yeni eşi (mircea lucescu) bu evlilik boyunca hep eski eşiyle kıyaslanıyor, işte o şöyle güzeldi, bu ne çirkin, bu çok sıkıcı o çok eğlenceliydi gibi kocasının akrabaları (hıncal uluç, medya) tarafından acımasızca eleştiriliyor. ama kadın yılmıyor. derken kocası iflas ediyor. her şeye haciz falan geliyor. adam perişan. ama kadın çalışıp kocasına destek oluyor, kıt kanaat geçinip durumu biraz olsun toparlıyorlar. tam kadın işleri biraz daha toparlamak için adımlar atacakken adam ben boşanmak istiyorum, eski eşimi unutamadım ona döneceğim diyor. kadının dünyası başına yıkılıyor tabi.
bu arada eski eş birlikte italya'ya gittiği sevgilisinden kavga edip ayrılmış. ondan ayrılınca daha zengin bir italyan'la (milan) görüşse de o adam da onu terk etmiş. durum böyle olunca kadın çaresiz şekilde türkiye'ye dönmüş. dönünce ve eski eşiyle karşılaşınca eski aşk kabarmış.
netice de adam ikinci eşine yol verip eski eşiyle tekrar evlenmiş. geri dönen ilk eş adamın durumunun bozuk olmasına kulaklarını tıkamış. ben o kadının eşyalarını kullanmam diyerek ne var ne yoksa değiştirmiş evde. taksit üstüne taksit, borç üstüne borç birikmiş. kadın durmadan içine sinmedikçe değişiklik yapar olmuş. en sonunda adam tekrar iflas bayrağını açınca boşanmışlar.
umduğunu bulamayan adam eski günlerinden uzak şekilde yaşamaya başlamış. eski günlerini özleye özleye, ağlaya ağlaya geçiyormuş günleri. o arada eski eşi uğruna boşadığı diğer eşi başlarda adamdan intikam almak istercesine adamın en yakın arkadaşıyla (beşiktaş) sevgili olmuş. başlarda mutlu gibi görünseler de bir süre sonra kavga edip ayrılmışlar, kadın da ukrayna'ya gidip orada evlenip mutlu bir yuva (shakhtar donetsk) kurmuş. şimdilerde ukrayna'da yaşamaya ve adından söz ettirmeye devam ediyormuş.
bizim adam da ilk eşiyle bir ayrı bir birlikte, bir dargın bir barışık (üçüncü, dördüncü terim dönemleri) yaşayıp gidiyormuş. zaman zaman barışıyorlarmış. sonra kavga edip ayrılıyorlarmış. iş kısır döngüye girmiş anlayacağınız.
masal burada bitmiş. gökten üç elma düşmüş. biri terim’in, biri lucescu’nun biri de tüm galatasaraylıların başına.
gelin bu süreçte yaşananlara bir hikaye uyduralım.
genç bir adamla (galatasaray) bir kadın (fatih terim) birbirlerini çok severek evleniyorlar. 4 sene boyunca (1996-2000) tüm hayallerini gerçekleştiriyorlar, zenginlikse zenginlik, kariyerse kariyer, sosyalleşme ise sosyalleşme. etraflarındaki tüm çiftler (fenerbahçe, beşiktaş), dostları falan herkes onları kıskançlıkla izliyor, seyrediyor.
sonra günün birinde kadın adama ben boşanmak ve italya'ya gitmek istiyorum diyor ama belki de gitmeye o kadar cesaret edemiyor, eşinden hayır gitme kal lafını duysa gitmeyecek. adam kadının bu düşüncesine feci köpürüyor, nasılsa gidemez, kendi egosunu okşamak için kal dememi istiyor diye düşünüp kadına gidersen git diyor. bunu kendine yediremeyen kadın, italyan sevgilisi (fiorentina) ile ülkeyi terk ediyor.
terkedilmiş ve kurduğu zengin hayatta yalnız kalmış adam yalnızlık allaha mahsustur diyerek dostlarının (gheorghe hagi) da tavsiyesiyle yeni bir evlilik yapıyor. yeni eşi (mircea lucescu) bu evlilik boyunca hep eski eşiyle kıyaslanıyor, işte o şöyle güzeldi, bu ne çirkin, bu çok sıkıcı o çok eğlenceliydi gibi kocasının akrabaları (hıncal uluç, medya) tarafından acımasızca eleştiriliyor. ama kadın yılmıyor. derken kocası iflas ediyor. her şeye haciz falan geliyor. adam perişan. ama kadın çalışıp kocasına destek oluyor, kıt kanaat geçinip durumu biraz olsun toparlıyorlar. tam kadın işleri biraz daha toparlamak için adımlar atacakken adam ben boşanmak istiyorum, eski eşimi unutamadım ona döneceğim diyor. kadının dünyası başına yıkılıyor tabi.
bu arada eski eş birlikte italya'ya gittiği sevgilisinden kavga edip ayrılmış. ondan ayrılınca daha zengin bir italyan'la (milan) görüşse de o adam da onu terk etmiş. durum böyle olunca kadın çaresiz şekilde türkiye'ye dönmüş. dönünce ve eski eşiyle karşılaşınca eski aşk kabarmış.
netice de adam ikinci eşine yol verip eski eşiyle tekrar evlenmiş. geri dönen ilk eş adamın durumunun bozuk olmasına kulaklarını tıkamış. ben o kadının eşyalarını kullanmam diyerek ne var ne yoksa değiştirmiş evde. taksit üstüne taksit, borç üstüne borç birikmiş. kadın durmadan içine sinmedikçe değişiklik yapar olmuş. en sonunda adam tekrar iflas bayrağını açınca boşanmışlar.
umduğunu bulamayan adam eski günlerinden uzak şekilde yaşamaya başlamış. eski günlerini özleye özleye, ağlaya ağlaya geçiyormuş günleri. o arada eski eşi uğruna boşadığı diğer eşi başlarda adamdan intikam almak istercesine adamın en yakın arkadaşıyla (beşiktaş) sevgili olmuş. başlarda mutlu gibi görünseler de bir süre sonra kavga edip ayrılmışlar, kadın da ukrayna'ya gidip orada evlenip mutlu bir yuva (shakhtar donetsk) kurmuş. şimdilerde ukrayna'da yaşamaya ve adından söz ettirmeye devam ediyormuş.
bizim adam da ilk eşiyle bir ayrı bir birlikte, bir dargın bir barışık (üçüncü, dördüncü terim dönemleri) yaşayıp gidiyormuş. zaman zaman barışıyorlarmış. sonra kavga edip ayrılıyorlarmış. iş kısır döngüye girmiş anlayacağınız.
masal burada bitmiş. gökten üç elma düşmüş. biri terim’in, biri lucescu’nun biri de tüm galatasaraylıların başına.

