261
takımın geleceği açısından acilen gerçekleşmesi gereken hadise. bunu kim dile getirir artık o insanların kendi tercihi.
-2 takımlı hale düşmüş bir ligde, ligdeki tek rakibi fenerbahçe'ye, tüm kupalarda, oyun olarak son 4 maçta hiçbir üstünlük kuramayan, son maçında futbolun tüm gereklerinde mat olan
-tarihin, en çok bonservis ve maaş ödenen kadrosunun başında olup bu kadroyla en kötü avrupa ligi şampiyonu olması veya şampiyonlar ligi'nde çeyrek final oynaması gerekeceği yerde, hollanda ligi'nde avrupa ligi play-off'u oynayan az'den 2 maçta 6 gol yiyen, young boys'a elenen. (tarihin en pahalı transferlerinde ve en pahalı kaleci transferlerinde ilk 10'da artık galatasaray da var)
-neredeyse her büyük paralar ödenen transfer sonrası takımın dizilişini değiştiren
-4 sene sonra hala "ön alan presi" dışında, top ayağında iken kurduğu bir sistem olmayan ve takımın hücum taktiğini "at o an formda olan oyuncuya" üzerine kuran (zamana göre barış alper, mertens, icardi, osimhen)
-son 1,5 sezondur avrupa'nın en üst düzey forvetinin, yerel ligde yarattığı anomali ile ilerleyebilen, onun olmadığı maçlarda artık kaleye bile gidemeyen, olduğu avrupa maçlarında ise ona topu getirecek planları çizemeyen
-rakip teknik adamın ilk 30 dakika maçı izleyip hamle yaptigi her avrupa maçında bir afallayıp mat olan.
--frankfurt' antrenörünün topu bırakarak, tedesco'nun topu alarak, rahat rahat mağlup ettiği
-işler her kötü gittiğinde, maçı bırakarak kenarda rakip hoca, hakem, rakip futbolcu vs. ile uğraşmaya başlayan
-şampiyonlar ligi'nde ekseriyetle ancak ve ancak düşüşte olan takımları güç bela mağlup edebilen (paçavra olduğu dönemde 10 kişilik manchester united'ı 3-2, düşüşte olan ve -bu hafta hocasını kovacak olan- liverpool'ı 1-0, acınacak hale gelen ve bizim maçtan sonra hocasını kovan ajax'ı 3-0, en ilginci de rotasyon ile istanbul'a gelen tottenham'ı 3-2. adamlar sonradan, aynı kupada oynadıkları finale, istanbul'daki maçtan 7 oyuncu farklı kadro ile çıktılar. biz, uzatmada, muslera önde yakalandığında rakip 10 metre sola vursa 3-3 bitecek maçtan sonra "ne hapsettik beee" diye övündük. sonra biz mart ayını göremezken, adamlar kupayı aldı).
-kaybedilen her maç sonrası "forma ağırlığı, kulübün ağırlığı, galatasaray camiası" gibi içi boş, saha içi oyunla hiçbir alakası ve ona hiçbir etkisi olmayan söylemlerle taraftarı sıkça uyutmaya çalışan
-her sezon birkaç tane ayrıcalıklı futbolcuyu kızağa çekemeyen, (hatta kaan ayhan'a premium üye gibi muamele yapıp her maç bir şekilde oyuna alma yolu arayan)
-ve oturup yazsak sene sonuna kadar, özellikle uluslararası arenada, kulübün kuruluş felsefesi göz önüne alındığında, çok kötü performans sergilediği bir dolu an ve sekans sayabileceğimiz
okan buruk'un acilen görevini bırakması için dile getirilen slogandır.
zaten bir antrenörün, kötü performansını savunmak için, geçmişteki başarıları sayılmaya başlanırsa, sorun artık somut olarak ortada demektir. aynısını mourinho için yaptılar, bugünlerde guardiola için yapıyorlar. hele bu, çok övüldüğü 3 sezonluk şampiyonluklarından 2'sini, başta gomis, sonra icardi, son olarak da osimhen'in performanslarına aşırı derecede borçlu bir teknik direktör için yapılıyorsa takımın geleceğinin değerlendirilmesi açısından büyük bir muhakeme sorunu var demektir.
umarım biz hiçbir şey bilmiyoruzdur ve "hayır her şeyi toparlayacak" diyenler haklı çıkar. bekleyip göreceğiz.
-2 takımlı hale düşmüş bir ligde, ligdeki tek rakibi fenerbahçe'ye, tüm kupalarda, oyun olarak son 4 maçta hiçbir üstünlük kuramayan, son maçında futbolun tüm gereklerinde mat olan
-tarihin, en çok bonservis ve maaş ödenen kadrosunun başında olup bu kadroyla en kötü avrupa ligi şampiyonu olması veya şampiyonlar ligi'nde çeyrek final oynaması gerekeceği yerde, hollanda ligi'nde avrupa ligi play-off'u oynayan az'den 2 maçta 6 gol yiyen, young boys'a elenen. (tarihin en pahalı transferlerinde ve en pahalı kaleci transferlerinde ilk 10'da artık galatasaray da var)
-neredeyse her büyük paralar ödenen transfer sonrası takımın dizilişini değiştiren
-4 sene sonra hala "ön alan presi" dışında, top ayağında iken kurduğu bir sistem olmayan ve takımın hücum taktiğini "at o an formda olan oyuncuya" üzerine kuran (zamana göre barış alper, mertens, icardi, osimhen)
-son 1,5 sezondur avrupa'nın en üst düzey forvetinin, yerel ligde yarattığı anomali ile ilerleyebilen, onun olmadığı maçlarda artık kaleye bile gidemeyen, olduğu avrupa maçlarında ise ona topu getirecek planları çizemeyen
-rakip teknik adamın ilk 30 dakika maçı izleyip hamle yaptigi her avrupa maçında bir afallayıp mat olan.
--frankfurt' antrenörünün topu bırakarak, tedesco'nun topu alarak, rahat rahat mağlup ettiği
-işler her kötü gittiğinde, maçı bırakarak kenarda rakip hoca, hakem, rakip futbolcu vs. ile uğraşmaya başlayan
-şampiyonlar ligi'nde ekseriyetle ancak ve ancak düşüşte olan takımları güç bela mağlup edebilen (paçavra olduğu dönemde 10 kişilik manchester united'ı 3-2, düşüşte olan ve -bu hafta hocasını kovacak olan- liverpool'ı 1-0, acınacak hale gelen ve bizim maçtan sonra hocasını kovan ajax'ı 3-0, en ilginci de rotasyon ile istanbul'a gelen tottenham'ı 3-2. adamlar sonradan, aynı kupada oynadıkları finale, istanbul'daki maçtan 7 oyuncu farklı kadro ile çıktılar. biz, uzatmada, muslera önde yakalandığında rakip 10 metre sola vursa 3-3 bitecek maçtan sonra "ne hapsettik beee" diye övündük. sonra biz mart ayını göremezken, adamlar kupayı aldı).
-kaybedilen her maç sonrası "forma ağırlığı, kulübün ağırlığı, galatasaray camiası" gibi içi boş, saha içi oyunla hiçbir alakası ve ona hiçbir etkisi olmayan söylemlerle taraftarı sıkça uyutmaya çalışan
-her sezon birkaç tane ayrıcalıklı futbolcuyu kızağa çekemeyen, (hatta kaan ayhan'a premium üye gibi muamele yapıp her maç bir şekilde oyuna alma yolu arayan)
-ve oturup yazsak sene sonuna kadar, özellikle uluslararası arenada, kulübün kuruluş felsefesi göz önüne alındığında, çok kötü performans sergilediği bir dolu an ve sekans sayabileceğimiz
okan buruk'un acilen görevini bırakması için dile getirilen slogandır.
zaten bir antrenörün, kötü performansını savunmak için, geçmişteki başarıları sayılmaya başlanırsa, sorun artık somut olarak ortada demektir. aynısını mourinho için yaptılar, bugünlerde guardiola için yapıyorlar. hele bu, çok övüldüğü 3 sezonluk şampiyonluklarından 2'sini, başta gomis, sonra icardi, son olarak da osimhen'in performanslarına aşırı derecede borçlu bir teknik direktör için yapılıyorsa takımın geleceğinin değerlendirilmesi açısından büyük bir muhakeme sorunu var demektir.
umarım biz hiçbir şey bilmiyoruzdur ve "hayır her şeyi toparlayacak" diyenler haklı çıkar. bekleyip göreceğiz.

