• 499
    --- alıntı ---

    içler acısıdır. bir maç önce göklere çıkarılan futbolcular yerin dibine sokulur. hoca zaten idam edilmiştir. iki saat önce büyük olan başkana ve ekibine de sitemde bulunulur. oysaki bir maçla değişmez hiç kimsenin değeri.

    --- alıntı ---

    demiş neverfall taa 2008'de.

    bugün de durum farksız. kimse yangın yapmasın diyecek halim yok fakat entryleri okuyunca nerdeyse hiçbiri ciddiye almalık durmuyor. meybuz yüzünden ettiği kavgayı babasına hararetli bir şekilde anlatan oğlan çocuğu gibi herkes. mesela okan buruk başlığına bugüne kadar ilk senesindeki giresunspor maçından başlamak üzere 20 ayrı periyotta istifa yazılmıştır. adam 3 sene üst üste şampiyon oldu. bugün erden timur başlığında keşke başkanımız olsa yazıyor, adam tutuklu. fatih terim'in hocalığına umanlar var hala. herkes bir arayışta, inanıyorum ki hepsi de iyi niyetli. fakat nerdeyse tamamı komik. en popüleri olduğu için sadece ona cevap vereyim. bugün okan hocayı kovsan yerine gelecek adam tıpkı torrent gibi ölü doğacak. 3 sene üst üste şampiyon olan adam sezon ortasında hem de liderken kovulur mu kardeşim komik olmayın ya.

    bu arada neverfall son entryi bundan tam 7 sene önce girmiş. şaka mı? vallahi yaşlanıyoruz.

    düzeltme: neverfall yazmasa da aramızdaymış. 2008 de başlığı açmış. ben 2018 yazmışım onu düzeltmek için mesaj atmış. ulan üzerinden 20 sene geçmiş hala aynıyız.
  • 500
    tepkileri kaybedilen maça indirgemek esas sorunları tekrar halı altına süpürmeye benziyor. kimse mevcut eleştiri yağmurunu tek maç yüzünden yapmıyor zaten. bunlar bir dizi yanlış yönetim sorununun kaçınılmaz sonucu. saha içinde alınan kötü skor zaten halı altına süpürülmüş, üzerine benzin dökülmüş ve yanmak için tek bir aleve ihtiyacı olan sorunları tutuşturan küçük bir kıvılcım oluyor. çok geriye gitmeden geçen sezonun bitmesinin ardından kutlamalarda yaşanan rezalet, yaz transfer döneminde oluşturulması gereken kadro genişliğinin sağlanamaması, büyük beklentiler ve avrupada başarı hedefiyle başlanan sezonda, takımın her sene olduğu gibi dar rotasyon sebebiyle dağılmaya başlaması, avrupa ve ligde görece kolay rakiplere puanlar dağıtılması, elimizin daraldığı bu süreçte dahi altyapıdan 1 tane genç oyuncu çıkmaması, teknik ekibin sürekli aynı yanlışlarda ısrar etmesi, süper kupanın ezeli rakibe bir varlık gösteremeden kaybedilmesi ve üzerine patlak veren yağmurluk krizi, statta ısıtıcıların dahi düzgün çalışmaması gibi pek çok olay var. artık bir noktada yönetimin de şapkasını önüne koyması gerekiyor. insanları asıl sinirlendiren ve sinir uçlarına dokunan ise tüm bu yaşananlara rağmen hala yönetimsel olarak hiçbir şey yaşanmamış gibi devam edilmeye çalışılması.

    tüm bunlar yaşandı ve yönetenlerin aksine taraftar unutmuyor. hepsi bu.
  • 501
    değil 2018, 2008'de bile aynı olan durum.

    bu sözlükte, daha iki elin parmakları kadar yazar varken ve her entry neredeyse tüm online yazarlar tarafından okunabiliyorken** galatasaray'ın teknik direktörüne sırf sahaya ıslık çalarak kendini duyurmaya çalışıyor diye çingene diyenler vardı. bu takımın, kör topal da olsa bir şampiyonluk ümidine girdiği haftadaki maçtan önce bile "bu çingeneyle işimiz zor" tarzı şeyler basan yazarlar vardı.

    o yıllarda henüz offline olmak mümkündü. akıllı telefonlar ve ona bağlı internet henüz bu seviyeye gelmemişti. twitter yoktu mesela. forumlar vardı ama forumlar kitleselleşince sözlüklerde yazmak daha moda olmaya başlamıştı. bir de blog sevdası vardı tabi. zaten o dönemin en sivrilen "blogger"ları bugün hepimizin takip ettiği insanlar olarak sektörde yer alıyorlar.

    kaçak siteler üzerinden yayın izlerken bir yandan da laptoptan sözlüğe girip entry yazmak evet teknik olarak mümkündü ama o kadar da olağan bir davranış değildi. insanların maç oynanırken maça, dizi oynarken diziye, reklamlar dönerken reklamlara ya da diğer kanallara baktığı yıllardı. şimdiki gibi arkaplanda 78 sekme açık, hiçbir şeyi de tam anlayamayan maymundan hallice dikkate sahip şeyler değildik.

    uzun lafın kısası. o yıllarda maçtan sonra "yangın yapmak", şimdiye kıyasla 10 kat zahmetli bir davranıştı. yine de yapılıyordu. insanlar üşenmeden bilgisayar açıyor, internete bağlanıyor ve öfke kusabiliyordu. bugünlerde bu iş hem teknik anlamda çok basitleşti, hem de nefret dolu ama nereye kusacağını seçemeyen insanlar olarak "cephane" sıkıntımız kalmadı.

    bu yazdıklarım da yanlış anlaşılmasın. bugün sözlükte her eleştiri yapan nefretini kusacak yer arayanlar değil. tıpkı o zamanlarda, birileri inatla çingene diye yırtınırken taktik, teknik, planlama, yönetim konularında samimiyetle kafa patlatıp dertlenenler olduğu gibi.

    yine de kulüplerin sosyal medyada organize olmuş şebekelere içerik pompalamaları için paralar ödediği, herkesin "youtuber" ya da "influencer" olup "ekmeğine" bakmaya çabaladığı bu ortamda kalkıp da galatasaray sözlük'te "no name" şekilde ve "bilabedel" klavye çürüten herkesin çabası da fikri de değerlidir.

    zaten benim için bu sözlüğe dair en hüzünlü konulardan biridir. kafası çalışan, iyi niyetli, düzgün, temiz, çok da leziz yazılar yazabilen ama az yazdığı için fazla bilinmeyen, ya da bir arkadaş grubunun içine giremeyip kenarda köşede kalan ya da sıkılıp bir şekilde sözlüğü bırakan çok kıymetli insanlar...

    benim şansım sözlükte 50 kişi online olduğunda heyecanlandığımız, günde 40 entry yazılıp da sol frame dolduğunda bayrakların asıldığı o dutluk zamanlarından beri burada olmak. o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler diyemeyeceğim ama hepsi okulunu bitirdi, işe güce daldı, aile kurdu, çoluk çombalağa karıştı.

    başka bir sözlükte, daniel tozser olayının doğumunda tanıştığım dünyanın en büyük manipülatörlerinden biri olan bir kardeşimiz, birkaç yıl sonrasında laf arasında "o zaman düşünüyorum da ne fuzuli işlere zaman harcıyormuşuz" demişti. benim galatasaray sözlükte "celebrity" olduğumu bilmeden.

    aradan bi 15 sene daha geçmiştir muhtemelen. "ihtiyar" rahatsızlıklarıyla uğraşır yaşa geldik ama hala fuzuli işlere zaman harcıyoruz işte...

    menajeri komisyonunu yiyor, hocası parasını alıyor, topçusu dünyalığını yapıyor. gariban taraftar iki yangın yapmış çok mu?
App Store'dan indirin Google Play'den alın