• 501
    değil 2018, 2008'de bile aynı olan durum.

    bu sözlükte, daha iki elin parmakları kadar yazar varken ve her entry neredeyse tüm online yazarlar tarafından okunabiliyorken** galatasaray'ın teknik direktörüne sırf sahaya ıslık çalarak kendini duyurmaya çalışıyor diye çingene diyenler vardı. bu takımın, kör topal da olsa bir şampiyonluk ümidine girdiği haftadaki maçtan önce bile "bu çingeneyle işimiz zor" tarzı şeyler basan yazarlar vardı.

    o yıllarda henüz offline olmak mümkündü. akıllı telefonlar ve ona bağlı internet henüz bu seviyeye gelmemişti. twitter yoktu mesela. forumlar vardı ama forumlar kitleselleşince sözlüklerde yazmak daha moda olmaya başlamıştı. bir de blog sevdası vardı tabi. zaten o dönemin en sivrilen "blogger"ları bugün hepimizin takip ettiği insanlar olarak sektörde yer alıyorlar.

    kaçak siteler üzerinden yayın izlerken bir yandan da laptoptan sözlüğe girip entry yazmak evet teknik olarak mümkündü ama o kadar da olağan bir davranış değildi. insanların maç oynanırken maça, dizi oynarken diziye, reklamlar dönerken reklamlara ya da diğer kanallara baktığı yıllardı. şimdiki gibi arkaplanda 78 sekme açık, hiçbir şeyi de tam anlayamayan maymundan hallice dikkate sahip şeyler değildik.

    uzun lafın kısası. o yıllarda maçtan sonra "yangın yapmak", şimdiye kıyasla 10 kat zahmetli bir davranıştı. yine de yapılıyordu. insanlar üşenmeden bilgisayar açıyor, internete bağlanıyor ve öfke kusabiliyordu. bugünlerde bu iş hem teknik anlamda çok basitleşti, hem de nefret dolu ama nereye kusacağını seçemeyen insanlar olarak "cephane" sıkıntımız kalmadı.

    bu yazdıklarım da yanlış anlaşılmasın. bugün sözlükte her eleştiri yapan nefretini kusacak yer arayanlar değil. tıpkı o zamanlarda, birileri inatla çingene diye yırtınırken taktik, teknik, planlama, yönetim konularında samimiyetle kafa patlatıp dertlenenler olduğu gibi.

    yine de kulüplerin sosyal medyada organize olmuş şebekelere içerik pompalamaları için paralar ödediği, herkesin "youtuber" ya da "influencer" olup "ekmeğine" bakmaya çabaladığı bu ortamda kalkıp da galatasaray sözlük'te "no name" şekilde ve "bilabedel" klavye çürüten herkesin çabası da fikri de değerlidir.

    zaten benim için bu sözlüğe dair en hüzünlü konulardan biridir. kafası çalışan, iyi niyetli, düzgün, temiz, çok da leziz yazılar yazabilen ama az yazdığı için fazla bilinmeyen, ya da bir arkadaş grubunun içine giremeyip kenarda köşede kalan ya da sıkılıp bir şekilde sözlüğü bırakan çok kıymetli insanlar...

    benim şansım sözlükte 50 kişi online olduğunda heyecanlandığımız, günde 40 entry yazılıp da sol frame dolduğunda bayrakların asıldığı o dutluk zamanlarından beri burada olmak. o güzel insanlar o güzel atlara binip gittiler diyemeyeceğim ama hepsi okulunu bitirdi, işe güce daldı, aile kurdu, çoluk çombalağa karıştı.

    başka bir sözlükte, daniel tozser olayının doğumunda tanıştığım dünyanın en büyük manipülatörlerinden biri olan bir kardeşimiz, birkaç yıl sonrasında laf arasında "o zaman düşünüyorum da ne fuzuli işlere zaman harcıyormuşuz" demişti. benim galatasaray sözlükte "celebrity" olduğumu bilmeden.

    aradan bi 15 sene daha geçmiştir muhtemelen. "ihtiyar" rahatsızlıklarıyla uğraşır yaşa geldik ama hala fuzuli işlere zaman harcıyoruz işte...

    menajeri komisyonunu yiyor, hocası parasını alıyor, topçusu dünyalığını yapıyor. gariban taraftar iki yangın yapmış çok mu?
App Store'dan indirin Google Play'den alın