• 2798
    üniversitede hazırlık okurken, yan sınıfta bir çocuk vardı. her gün lacoste marka giyinirdi. abartmıyorum, 1 yıl boyunca devamlı lacoste marka giymiş olarak geldi okula. normalde insanların ne giydiği bir an bile umrumda olmaz. ama bu herkesçe konuşulan ve fazla dikkat çeken bir durumdu. ayakkabısından gömleğine kadar sadece o markayı giyiyordu. ve çok çirkindi. kesinlikle çirkin, uyumsuz, saçma ama çok pahalıydı. muhtemelen sadece donu için harcadığı parayla, ben baştan aşağıya giyiniyordum o zamanlar.

    türk futboluna yabancı oyuncu özelinde bakarken aklıma hep o çocuk geliyor. özellikle 3 istanbulluya bakarken. bazen eğrisi doğrusuna denk geliyor ve sabun köpüğü "başarı" geliyor. ama sadece bu kadar. sonra bu sabun köpüğünün bedeli yıllarca ödeniyor. öyle bir futbol iklimi yarattık ki, şampiyon olan ya da bir süre şampiyonluk mücadelesine giren diğer takımlar da çöküşe gidiyor. bursa, kocaeli vs. başarı bu topraklarda yok edici oluyor. çünkü sosyoloji her zaman size "nanik" yapıyor ve kazanıyor.

    bu rezil futbol iklimi için bu kadar para harcamamıza gerek yok. iktisat teorilerine göre fiyatı alıcı belirler. alma! bu kadar basit. yabancı sınırı olunca yerli futbolcu fiyatları mı artacak? fiyatı artan yerli futbolcuları da alma. zaten paran da yok. bırak parayı, milyarlarca euro borcu var takımların. ben galatasaraylıyım. ne yani, bu takımda, söz gelimi maaş sınırı 300 bin euro olsa, ben galatasaray'ı mı bırakacağım? mesele yabancı sınırı ya da düşmanlığı değil. mehmet topuz'u da alma, falcao'yu da alma. sadece başarısız olmuş örnekler gelmesin aklınıza. "başarılı" olmuş yerli yabancı fahiş fiyatlı örnekleri de alma. o sözüm ona başarıların bedeli çok ama çok fazla.

    galatasaray'ın sadece donu için harcadığı paralarla kurulmuş yerli, yabancı takımlara karşı düştüğü durum, sizi bilmem ama beni kahrediyor. bu aptallığa şahit olmak, bu acıyı çekmek için, üstüne olmayan paramızı saçmamıza gerek yok.
App Store'dan indirin Google Play'den alın