resim
Burak Yılmaz
Görev:Teknik Direktör
Takım:Gaziantep FK
Yaş:40
Uyruk:Türkiye
  • 11708
    dünyada başka forvet kalmadığı için hemen bugün 32 yaşında gelmeli. dünyada ön libero da kalmadığı için 34 yaşındaki felipe melo hemen gelmeli. teknik direktör de yok, lucescu veya fatih terim gelsin. olmadı eric gerets vardı değil mi. evet evet hiç olmadı hagi bir de. bu kadar içe kapalı bir kulüp olamaz. yönetimden önce kendimize kızmamız gerekiyor bence.

    gelmemesi gereken, gelmesi gündeme dahi gelmemesi gereken bir dönem faydalı olmuş eski futbolcumuz. çünkü takımdaki top ezici kontenjanı çoktan dolu.

    edit: imla
  • 12917
    atmadığı gol kalmadı diyebiliriz... kendini her yönden geliştirmiş... fiziğini her daim çok iyi korumuş... dünyanın en antipatik, en loser takımı trabzonspor'a şampiyonluk kazandırmış( şike sezonu ) galatasaray'da ve trabzonspor'da gol kralı olmuş; galatasaray'da 141 maç 82 golü var. aynı galatasaray'da şampiyonlar liginde 9 maçta 8 gol attı. yine galatasaray ile 3.5 sezonda 2 şampiyonluk kupası ve sayısız kupalar kazandı. sonra çin'e gitti; 32 maç 19 gol attı... geçen sezon ( 17-18 ) geldiği trabzonspor' da 25 maç 23 gol attı, şu aralar beşiktaş'ta 7 maçta 5 gol attı, sezon başında trabzonspor'da da 5 gol attı. bu sezon ( 18-19 ) toplam 14 maçta 10 gol attı... türk milli takımı açık ara en fazla gol atan 2. futbolcu, galatasaray'da da ilk 5'te bu alanda yanılmıyorsam... ayrıca; hırslıdır, hırsıyla takım arkadaşlarını etkileyebilir...

    yukarıda da belirttiğim gibi istatistikse istatistik, türkiye'de neredeyse kırılmadık rekor, gol atmadık takım bırakmadı. 4 büyüklerde 2. tura başladı falan... maksadım burak yılmaz'ı asla övmek değildi. ben başka bir noktaya değineceğim. aga şimdi burak yılmaz'a girilen entrylerin ortalamasını alın, aynen şunlar yazar; " ancak tüm takım ona çalıştığı için bu kadar atıyor, selçuk inan'la kanka o yüzden selçuk tüm pasları ona atıyor, sadece gol atabiliyor, yetenek sıfır, takımı baltalıyor, istatistikleri mini etek gibidir, qral, emek hırsızı vs. uzar gider... " gibi bir sürü cümle bulursunuz girin bakın. ama; söz konusu cristiano ronaldo olunca, tabiki siklet farkıyla( yoksa ronaldo ile burak yılmaz'ı kıyaslayanı allah çarpar ) benzer şeyleri ronaldo yapınca, yine sözlük ortalaması entryler; " biat edin, goat, dünyanın gelmiş geçmiş en iyisi, en iyi bitirici, futbol istatistik oyunu, gol rekorları gırdı, ronaldo league " tarzı bir sürü cümle bulursunuz, girip bakmaya gerek yok, öyle çünkü.*

    amacım; ne burak yılmaz övücülüğü yapmak, ne de cristiano ronaldo'nun başarısını küçümsemek. böyle bir şey de haddimize değil zaten. ama; yorum yaparken herhangi birinin veya bir şeyin, hayranı veya fanatiği olduğun için ikilikte bulunulmasını kabul edemiyorum. senin bir doğrun var, ama bu doğrunun birşeyleri kabul ettirmek için değişmesini anlamıyorum. anlatmak istediğim buydu. ben de birşey söyleyeyim bari; burak yılmaz, türkiye liginin cristiano ronaldo'sudur... demekle olursa, bilemedim...

    edit: bilgiler yeniden düzeltildi...
  • 2436
    küçükken benim bir kuşum vardı. allah'ı var çok güzel ötüyordu. şimdi de var bir tane rahat olun, o da ötüyor ama hani o böyle küçücüktü, yavruydu, kimseye zararı yoktu. neyse....

    babam nereden aklına esmişse gitmiş böyle ince demirden telleri olan, tahta bir kafes almış, içine de bir tane kuş koymuş. kuş dediğim, saka kuşu kırmızılı sarılı, o zamanlar fukaralık var tabi memlekette, böyle muhabbet kuşları, jako papağanlar filan hiçbir evde yok. zaten köprüde muhabbet kuşu yüklü kamyon kaza yapıp da kuşlar etrafa saçıldığında tanıştıydık, yoksa ki göreceğimiz yoktu muhabbet kuşu filan.

    kuş gelince evin rengi değişti, böyle bir değişiklik, bir başka hava geldi hayatımıza. ya da ben öyle sanıyordum. hayvancağız yeni mi yakalanmış ne olmuş bilmiyorum ama kafesin içinde insan gibi durmuyordu hiç efendi efendi. sürekli çırpınışlar, daracık yerde kanat çırpmalar filan. ilk başlarda hoş geliyordu ama bir yerden sonra babamı ifrit etmeye başladı. ev zaten bir oda, bir salon, mevsim yine böyle soğuk, karlı bir mevsim, kafes salonda duruyor, dünyanın en bet sesli kuşu, alakalı alakasız zamanlarda böbreğini bıçaklamışız gibi bağrınıp duruyor. bir yerden sonra dayanamadı babam, o karda kışta dedi ki 'geceleri balkona koyalım, sesini duymayız'. 'baba kedi kapar, kuş donar' falan filan o kadar dil döktük ama faydasız. ötüp uyandırmasın diye gece koyduk balkona.

    sabaha kalktığımızda tabi durum belli. canım kuşum donmuş, yapışmış kafesin dibine, sıpatulayla kazıdık hayvanı. gamsız adam, sabah işe giderken bakmamış bile, akşam geldiğinde bizi ağlarken görünce geldi yanımıza :

    +ne oldu kaçmış mı kuş?
    -ne kaçması baba ya, donmuş hayvan soğuktan.
    + soğuktan ne donacak, onların doğal ortamında evde mi yaşıyorlar, dışarıda yaşıyorlar, onun eceli gelmiş, hasta filandı herhalde, zaten bu kuşlar az yaşıyor.
    - baba senin ben coğrafyanı s.keyim, ne doğal ortamı, dışarıdayken gidip bi yere sığınıyorlardır, böyle armut gibi açıkta mı duruyorlardır. ne biçim mantık lan bu?!? (diyemedi)

    25 yıl oldu hala tartışılır evde soğuktan mı öldü, eceliyle mi öldü diye. sonuç itibariyle benim canım kuşum, gözümden sakındığım kuşum yitti, gitti.

    şimdi bu hikayeyi niye anlattım bilmiyorum, şuraya bağlamak istiyorum belki:

    burak yılmaz renkli, alacalı, göz alıcı bir kuştur abiler. dışarıdan bakan hayran kalır, herkesin gözü hep onun üzerindedir. ona sahip olmak isteyenler hasedinden çatır çatır çatlar. hele ki eskiden ona sahip olup da elinden kaçıranlar kudurur, kudurur. bu kuşun da bazı doğal özellikleri vardır, kusur olarak gözükür belki. bu adam kendini atmayı seviyor, varsayalım ki 'taklacı güvercin' olsun. ne zararı var?

    adam futbolcu ve futbol oynuyor. futbol çok dürüst bir oyun değildir, futbolcuların da büyük çoğunluğü cennete gitmez, birbirimizi yemeyelim. saha içinde olan futboldan bahsediyorum, biraz katakulli gerektirir, biraz çirkeflik, biraz teatral yetenek. futbolun doğasında var bu, gülle atma ya da eskrim değil ki adil olsun her şey. platini neden kamera sistemi kurulsun istemiyor? tenis mi bu 'itiraz hakkı' olsun? messi el kaldırıyor düşünsenize, 'şahin gözü istiyorum bence çizgiyi geçti'. ya da basketbol gibi, fatih terim masa hakemlerinin yanına geliyor, ofsayt mı değil mi bir daha bakalım diye. olur mu hiç? futbolun doğasına aykırı. burak yılmaz'da da kendini yere atma içgüdüsü var, bunu kasten yapmıyor, emek çalmıyor yani. küçüklüğünden beri futbol oynayan herkesin yaptığı gibi oyun anlamında biraz çirkeflik, biraz bedavacılığa kaçıyor. büyük futbolcuların çoğunda vardır bu durum. bu yüzden bu adama sahip çıkalım, ele güne karşı da savunalım.

    haa bunları derken saha içindeki futbolcuları kastediyorum, saha dışı olayları değil. haksız kazancı, şikeyi savunmuyoruz, apaçi değilim yani. allah sizi inandırsın sürekli hegel okuyorum, 24 saat aralıksız hem de. sabahleyin misal picasso'nun 9. senfonisini izledim, heyecandan kulaklarım yaşardı o derece içli dışlıyım sanatla. entelektüel ve hümanist kimliğimden ötürü istiyorum ki, kuşlar donarak ölmesin, şeker de yiyebilsinler. :s
  • 12552
    git dendiğinde giden bi adamdı, gelme dendiğinde de gelmez merak etmeyin. kendisinin futbolcu karakterini beğenmesem de insan olarak bize karşı hiç bir kötülüğü olmamıştır ve kendisini asla kötü anmayacağım. arda ile selçuk ile asla kıyaslamam kendisini.

    tanım da vereyim; zamanında bize şampiyonlar liginde ve ligde çok iyi katkı vermiş ve formu düşünce git dendiğinde gitmiş futbolcu.

    yolu bizden uzak ama açık olsun.
  • 14369
    iyi futbolcuydu. bize geldi katkı yaptı gitti.hikaye bu kadar. iyi bir hoca olacağını sanmıyorum.çok aidiyet hissettiğini sanmıyorum.baktı ki beşiktaş bir süre toparlayamayacak bize yanlıyor. kusura bakma burak bizde liste dolu.okan hoca gitse , arda hoca var sonra sırada selçuk hoca var. o gitse riera var sonra sneijder var efendime söyleyeyim melo var.sana sıra gelmez.
  • 13515
    bencil futbolcu. santrforlar biraz bencil olmalıdır sözüne katılırım ancak bu kadar da olmaz. bu adam yeri geliyor takım arkadaşını attığı gole bile sevinmiyor.

    hatırlayanlar olacaktır 18 ekim 2014 galatasaray fenerbahçe maçında sneijder'in attığı ikinci golde sevinmemişti. sonradan kutlamaya gitti ancak herkes içten içe sevinmediğini fark etmiştir.

    30 mart 2021 türkiye letonya maçının ilk yarısında maç 2-1'ken frikik kazandık. frikikleri penaltı gibi kullanan hakan çalhanoğlu varken bu abimiz kullandı. çocuk mu eğlendiriyoruz lan burada? koskoca ülkenin milli takımı sen gol at diye mi uğraşacak?

    tabi ki burak yılmaz'da iyi sayılabilecek bir frikikçi ancak sahada senden daha iyisi varsa bırakacaksın o topu. özetle santrfor oyuncusunun gol atmak istemesi güzeldir ancak bu istek takıma zarar vermemeli.
  • 12371
    oyunculuğunu beğenmezdim, takım oyuncusu değildi.
    ancak kendiyle dalga geçilecek kötülencek küfür edilcek biri değildi.
    gel dediler geldi oynadı. git dediler para kazandırdı gitti, hiç bir zaman saygısızlık yapmadı galatasaray’a benim bildiğim.
    sonra tekrar gelmek istedi istemedik bu kadar.

    galatasaraylı olmayıp saygı duyduğum ender kişilerden kendisi.
    galatasaraylı arda turan’dan iyidir.
  • 9654
    bencilliğinden ve kazmalığından artık gına gelen forvetimsi.

    öncelikle golcü adam az biraz bencil olur bunda hem fikiriz fakat golcü adam bencillik yaptığı noktada o topu o üç direk arasından sokacağını bilir ve aksiyonunu ona göre sonlandırır. gol atamasa bile en azından o topu kaleye gönderir.

    12 eylül 2015 galatasaray mersin idman yurdu maçınin ikinci yarisinda bir pozisyon vardı. kendisi soldan içeri girdi önünde bir rakip oyuncu vardı ve sağdan yasin öztekin bindirme yapıyordu. bu bencil ne yaptı peki, topu vurur gibi yapıp sağına çekti ve karşısındaki defans oyuncusunu oyundan düşürdü fakat bunu yaparken ayağı kayarak sendeledi ve topu ayağından biraz açtı. bu noktaya kadar her şey tamam. fakat bu noktadan sonra az biraz futbolu bilen bir oyuncunun yapması gereken tek şey vardı. ayak ucuyla ancak yetişebildiği topu hafifçe tıklayarak yasin'in önüne bırakmak ve akabinde yasin'in topu boş kaleye yuvarlamasını sağlamak. peki bu beyefendi ne yaptı dersiniz? ben atacam ben atacam diyerekten topu tekrar kontrol etmek istedi ve oluşan karambolde kaleci topa sahip oldu. pozisyon bildiğin piç oldu.

    bunun dışında lukas podolski ve selçuk inan'ın müsait pozisyonlarına nasıl salça olup piç ettiğini yazmak istemiyorum çünkü gören gördü.

    vermediği pas ve salça olduğu pozisyonlar kendisinin nasıl vasat bir golcü olduğunun kanıtlarından sadece bazılarıdır. kendisi yıllardır kişisel istatistikleri üzerinden savunuluyordu. ama bunca yıl buna benzer yığınla vukuatı var bu adamın.

    son olarak, boş kaleye atamadığı evlere şenlik bir pozisyon var ki, başımızda alman bir teknik direktör olsa kendisini direkt olarak oyundan çıkarırdı ve ilk idmanda 14-16 grubu altyapıdaki gençlerin yanına yollardı temel futbol bilgisini geliştirsin diye.

    top solundan geliyor, yapacağı tek şey futbolda topa vurmanın belki de en temel kurallarından biri olan ayak içini kullanarak topu boş kaleye bırakmak iken, kendisi bu topa ayak üstü ile vurmaya çalışarak kaçırdığı onlarca yüzde bir milyon gol pozisyonuna bir yenisini daha eklemiştir.

    kendisi hakkında entry girmekten bıktım usandım, maç başlarken ilk onbirde olduğunu görünce ki bu her maç oluyor, midem bulanıyor, attığı gollere sevinmek içimden gelmiyor.

    bizi bu beceriksize mahkum eden hamza hamzaoğlu ve dursun aydın özbek'e içimden ettiğim küfürlerden iki tane daha boğaz köprüsü kurulur istanbul trafiğine kalıcı çözüm gelirdi anasını satayım.
  • 1245
    2012-2013 sezonunda henüz resmi maçta forma giymemiş olmasının sebebi, geçen yıldan kalan kart cezasıdır. kaldı ki, gün itibariyle sadece iki(2) tane resmi maç yapan takımımızda, hiç bir şey ispatlaması gerekmemektedir. kendisi bank asya'dan gelen genç yıldız adayı değil, geçtiğimiz yılın gol kralıdır. daha ağustos ayı bitmeden ne medya üstüne gelebilecek, ne de surat asacak bir durumu var. kısacası, telaşa gerek yok..
  • 13958
    kulüpleri hayır kurumu sanan futbolcu. bunca yıldır üst düzey takımlarda profesyonel futbol oynuyor, dünyayı gördü, ettiği lafa bak. oyuncu türk diye, kulüp 500 bin yerine 1 milyon vermeliymis, türk diye, iyi olmasa da oynamalıymış. fransa'da böyle mi oluyor mesela?

    kendi ülkesinde hakkı yenen tüm "gariban" türkler hakkında da iki laf etse. siyasete çoktan girdiği için sıkıntı yapmaz herhalde.
  • 14208
    karışık beşiktaş'ı gider ayak daha da karıştırmış antrenör.

    --- alıntı ---

    - beşiktaş takımında beklemediğim tablolarla karşılaştım. şenol hocamızın gergin ve asabi halleri, oyuncularla ve bizimle konuşurken seçtiği üslup beni çok şaşırttı. bu deneyleri de dağarcığımda saklayacağım. ancak gücüme giden şeyler de var: sayın başkan’la konuşurken sıra para hesabına gelince beşiktaş’la böyle bir alışverişe girmeyeceğimi söyledim. ama hırvat yardımcılarım için hak ettikleri ödemenin yapılmasını rica ettim. buradan onlara da teşekkür ediyorum. özetle içten içe ‘keşke gelmeseydim’ diyorum ama, beşiktaş’tan kaçamazdım."

    -"ben başkanımız ahmet nur çebi ile konuşmayı tamamlayıp kulüpten ayrılırken, 5 dakika içinde rıza hoca’nın geldiğini öğrendim. böyle tablolara da alışmak lazımmış, ben bilemedim."

    -aboubakar 4 ay sonraki alacağının ödenmesi için ısrar ediyormuş. ödeme yapılmayınca ağrılarının da devam ettiğini söylediler. ama hayır, bilimi araya koyarak dedikodu yapmak istemiyorum. takdirini beşiktaşlı yöneticilere bırakıyorum.

    --- alıntı ---
  • 13433
    tekrara düşeceğim ama 2018 - 2019 sezonunun devre arasında imparatorla arası limoni olmasaydı kendisini kadroya katabilirdik. böylece diagne için verilen bonservis cebimizde kalırdı.. en azından elimizde forvet olduğu için diagne için pazarlık yapabilirdik, bu kadar yüksek bir bonservis ödemezdik. beşiktaş'taki ve lille'deki formunu gördükçe keşke diyorum sadece... son 10 yıldaki geçirmiş olduğu evrim örnek alınacak cinsten ve saygı duyulası...
  • 12640
    vagner love'u almamamız sonucu oluşan zincirleme olayların temel öznelerinden birisidir.

    beşiktaş kurnazlık yapmaya çalışıp love'u bonservis bedeliyle bize satmak isteyince masadan kalktık. eğer love'u bize yollayabilselerdi, yabancı kontenjanları 1 kişi azalacaktı,kendisinin yüksek maaş yükünden kurtulacak hem de biraz para kazanacaklardı. bu maaş açığıyla burak'ı transfer edecekler ve trabzonspor'u da büyük bir maddi külfetten kurtaracaklardı. ayrıca burak beşiktaş'ta iyi iş yapardı şüphesiz.

    ancak biz masadan kalkınca, love beşiktaş'ta kaldı; oynamıyor, yabancı kontenjanını dolduruyor ve üstüne milyon euro'lar alıyor.
    burak ise trabzon'un elinde kaldı. takımı tahkime verdi, kaptanlığı vs alındı, takım içi karıştı. bir de 33 yaşındaki adamla kulübün tapusuyla eş değer sözleşme yapmışlar. büyük maddi yükün altında kaldılar.

    bu durumda en şanslı biz çıktık. hem love gibi artık zamanı geçmiş bir forveti takımımıza katmadık hem de rakiplerimiz büyük zarar gördü.
App Store'dan indirin Google Play'den alın