resim
Bülent Korkmaz
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:55
Uyruk:Türkiye
  • 627
    taraftarın bi kısmı ona kızgın da olsa, kırgın da olsa herkes bilirki o bayrak adamdır, sarı-kırmızıdan başka forma giymemiştir, bazı eskiler camiaya sallarken, 'o' ona jubile yapılmasa da, kovulsa da, yeri geldiğinde kadro dışı da kalsa, galatasaraylılıgın ne oldugunu bilir, susar, cunku bilir ki yeri geldiginde omuzlara alınacak yine 'o' olacaktır...
  • 630
    gençlerbirliği'nde görev yaptığı sıralarda bizim üniversiteye söyleşiye gelmişti. bir arkadaş kendisine en çok hangi forvete karşı zorlandığını sordu. bülent korkmaz önce konfederasyon kupasında* ronaldinho'ya karşı zorlandığını söyledi. asıl cevap ise sonrasında geldi. uefa finalini kastederek thierry henry'e karşı oynamanın çok zor olduğunundan bahsetti. yanlış hatırlamıyorsam bir açıklamasında da filippo inzaghi'nin ne zaman ne yapacağının hiç belli olmadığını, bu yüzden bu oyuncuyu tutmanın çok zor olduğunu söylemişti. sonuç olarak kaptan'ın en çekindiği hücum hattının en uçta henry ve inzaghi; arkalarında ise ronaldinho olduğunu söylemek yanlış olmaz sanırım.

    bu arada o günle ilgili bir anımı da yazmadan geçemeyeceğim. söyleşiye birlikte gittiğim arkadaşım söyleşi bitince "olum hadi lan, bülent çıkıyor, arka kapıda yakalayıp fotoğraf çektirelim!" dedi. iki genç heyecanla arka kapıya yöneldik. şansımız varmış, bülent korkmaz'ı arabasına binerken yakaladık. "kaptan, bi fotoğraf lütfen..." dedim ve vga kameralı boktan siemens cep telefonumu yoldan geçmekte olan bir vatandaşa uzatıp fotoğrafımızı çekmesini istedim. arkadaşım ve ben kaptan'ın iki tarafına geçtik. hava güneşli olduğu için piksel seviyesine ulaşamayan fakir cep telefonum görüntü açısından bir sıkıntı yaratmayacaktı. velhasılı kelam vatandaş bizim fotoğrafımızı çekti ve kaptan'a teşekkür edip, gençlerbirliği'ndeki görevinde başarılar diledik, vedalaştık. efendim telefonu elimize aldığımızda bir de ne görelim? bülent korkmaz fotoğrafta yok! ben ve arkadaş karenin iki kenarındayız, ortada ise bir ışık hüzmesi, bir nur ve bu nurun içinde bir insan silüeti. olayın nedenini idrak etmemiz fazla uzun sürmedi. öğle saatlerinde neredeyse dik açıyla gelen güneş ışınları bizi, özellikle de kaptan'ı hedef almış; fotoğrafı çeken vatandaşın açıyı iyi ayarlayamaması ve benim telefonun yüksek olmayan çözünürlüğü gibi etkenler de birleşince ortaya iki insanın bir boşluğa kolunu attığı bir kare çıkmıştı. halbuki biz kolumuzu bülent'in omzuna atmıştık lan! hemen ikinci bir şans için arkamı döndüm. mamafih kaptan son model arabasıyla uzaklaşıyordu. telefonuma baktım, fotoğrafı çekene baktım, arkadaşıma baktım. kaptanın arkasından el salladım...
  • 631
    futbolculuğu döneminde hafızama kazınan en önemli anlarından birisini paylaşmak istediğim büyük kaptan.
    lucescu'nun ilk sezonunda, ligin son haftalarında kocaelispor ile deplasmanda oynuyorduk. ilk yarida kornerden gelen bir kafa vuruşuyla 1-0 öne geçmiş, bunun üzerine de geriye yaslanıp skoru koruma telaşına düşmüştük. kocaelispor'un özellikle ikinci yarıdaki artan baskısı bizi adeta bunaltmış, yenilebilecek bir golün şampiyonluk yolunda telafisi olmayacağı gerçeği bütün futbolcularımızın üzerine psikolojik baskı olarak geri dönmüştü. işte tam bu dakikalarda, sol taraftaki kaleye hücum eden kocaelispor, -hafızam beni yanıltmıyorsa- zamanın sıkı forveti alex yordanov'u ceza sahasında topla buluşturmuş, boş pozisyondaki yordanov da üzerine gelen mondragon'a bakmaksızın ayağının üstüyle sert bir şut çıkartmıştı. mondi'yi geçen top, yerden 1-1.5 m. yükseklikten filelerle buluşmak üzereyken, büyük kaptan bir anda orada bitivermiş ve hayli sert gelen topa tam gol çizgisi üzerinde bir forvet oyuncusu edasıyla uçarak kafa atarak kornere yollamıştı. dakikalar muhtemelen 70-80 küsürlü dakikalardı. yiyebileceğimiz o gol, o günkü oyunun gidişatında cevap verebileceğimiz bir gol değildi ve bizi, fenerbahçe ile girdiğimiz şampiyonluk yarışında devre dışı bırakacaktı. gerçi yine şampiyon olamadık ama olsun, bülent korkmaz'ın topa öyle cansiperane uçuşu hala hafızamdadır. eğer o pozisyonun videosunu bulabilecek bir babayiğit de çıkarsa, müteşekkir olurum.

    edit: kaleci mondragon değil, taffarel idi. teşekkürler shawshank.
  • 632
    galatasaray'ın efsane kaptanıydı. kimi zaman yaptığı fahiş hatalara rağmen devrinin en iyi oyuncularındandı. deyim yerindeyse, ki yerinde, futbolculuk yaşamında gözlerini galatasarayımızda açtı ve galatasarayımızda kapattı. 90'lı yıllarda galatasaray bahsi açılınca mutlak surette akla gelen üç kişiden biri odur. mücadeleciydi, yenilgiyi kabullenmezdi hiçbir zaman. topu oyuna iyi sokamazdı hatta genellikle de şişirirdi ve onca emekle aldığı top karşı takıma geçerdi. iyisiyle kötüsüyle futbolculuğunda galatasaray'ın efsanelerinden biri oldu. ancak ne yazık ki iyi bir teknik adam değil, olacağına dair hiçbir ışık da göremiyorum. allah yolunu açık etsin.
  • 633
    futbolculuğu ve teknik direktörlüğü ayrı ayrı ele alınması gereken büyük kaptan.

    futbol hayatına, gözlerini galatasaray'da açarak başlamış ve futbola galatasaray'da veda ederek çok az futbolcunun başarabildiği bir şeyi başarmıştır, bülent korkmaz. yıllarını verdiği galatasaray'da sarı-kırmızı formayla pek çok rekora imza atmıştır. en çok şampiyonluk yaşayan futbolcu, en fazla maça çıkan futbolcu, milli formayı en fazla giyen futbolcu gibi değerlendirmelerde, büyük kaptan'ın ismini görmek alışılmış bir durum. futbolculuğu döneminde kimileri oynadığı oyunu beğenmezken, onun cesaretine ve özverisine hayran olanlar ezici çoğunluğu oluşturmaya yetiyordu. yıllarca kaptanlığını yaptığı galatasaray'da, ismi unutulmazlar arasındadır benim için.

    futbolculuğu döneminde, defansın tüm yükünü sırtına alacak kadar cesurdu bülent korkmaz. soyadına yakışır şekilde, her ne olursa olsun bütün cesaretiyle oynardı oyununu. zaman zaman yaptığı basit hatalar çok eleştirilmiştir. topu oyuna sokamıyor diye yerden yere vurulmuştur; ama hiçbir şey galatasaray defansının bel kemiği olduğu gerçeğini değiştirememiştir. saha içindeki asabi tavrı, hakemlerle sık sık tartışmalara girmesi onun mizacından kaynaklanır sadece.

    "özveri" kelimesinin hakkını en çok verenlerden biridir. uefa finalindeki o sahne silinmez hafızamdan. arsenal gibi bir dev karşısında oynuyoruz. oyuncu değiştirme hakkımız yok ve büyük kaptan'ın omzu çıkmış. merak ediyorum, kaç futbolcu kolunu sardırıp devam eder oyuna? çıkmış koluyla, sanki hiçbir şey olmamış gibi devam eder mücadelesine? bu özveri değil de nedir? kendini galatasaray'a böylesine adamış bir futbolcuyla gurur duymak hakkımız elbet. "bizim metin'lerimiz, bülent'lerimiz, hagi'lerimiz vardı." derken hissettiğimiz gururun yapıtaşlarından biri olduğu için borçluyuz ona.

    günü geldi, galatasaray'da tüketmesi gereken sürenin sonuna geldiği söylendi kendisine. kulüple ilişkisi bitti bir şekilde. yarım kalan bir şeyler vardı giderken, ani oldu çünkü gidişi. sanki vedalaşamamış iki sevgili gibi ayrıldı yollar. gözünü açtığı galatasaray'dan, apar topar ayrıldı büyük kaptan. galatasaray'da herkes 50 yaşına kadar oynayamaz, kabul; ama böylesine de yarım bırakılmamalıydı bazı şeyler. bir vedalaşma hakkıydı en azından. olmadı...

    büyük kaptan galatasaray'ından ayrıldı, saha içindeki görevini saha kenarına taşıdı. farklı kulüpleri çalıştırdı. galatasaray'da görmeye alıştığımız büyük kaptan, başka takımlar için harcamaya başladı emeğini. zaman geçti, haberlerde "galatasaray'ın yeni teknik direktörü bülent korkmaz." demeçleri yayınlandı. sevindim haberi duyunca; çünkü yarım kalan şeylerin tamamlanacağını düşünüyordum. gidişi ani olan büyük kaptan, ardında bıraktıklarını tamamlamaya geliyordu. onu yeniden ali sami yen'de görecek olmanın heyecanı, yıllarını verdiği galatasaray'a yeniden hizmet edeceği gerçeği yüzümü güldürmeye yetiyordu. futbolculuğunda cesur yüreğini bildiğimiz bülent korkmaz, aynı cesareti takıma da aşılayacaktı. beklentilerimiz bu yöndeydi de, beklemediğimiz şeyler gördük sahada. cesur yürek bülent korkmaz gitmiş, yerine daha temkinli davranan teknik direktör bülent gelmişti. beklenmeyen sonuçlar, hazmedilemeyen başarısızlıklarla birleşince kalemi kırıldı bülent korkmaz'ın. hep el üstünde tutulduğu tribünlerden, teknik direktör bülent olarak hakaret de işitti.

    unutulan bir şey var ki, bülent korkmaz pek çoğumuzdan daha galatasaraylı'dır. günü kurtarmak adına geldiğini bile bile, kredisinin tükeneceğini gördüğü halde kabul etti görevi. kariyerimi düşünmek zorundayım demedi, belki de diyemedi. galatasaray'a öylesine bağlıydı ki, zor dönemler geçiren bir takımın başına gelmeyi kabul etti. geldiğinde de istifa mektubunu bıraktı zaten. sezon sonunda gönderileceğini bile bile elini taşın altına koymaktan çekinmedi büyük kaptan. inanıyorum ki, kendisine teknik direktörlük teklif edildiğinde bunu teknik direktör bülent olarak kabul etmedi, büyük kaptan bülent olarak "tamam" dedi.

    futbolcu bülent korkmaz ve teknik direktör bülent korkmaz arasında dağlar kadar fark var. biri fazla cesur, diğeri çok temkinli. ama ikisi de sonuna kadar galatasaraylı. yarım kalan şeyleri tamamlayamadan ayrıldı yine yollar. kim bilir, belki de yarım kalmak zorundadır bazı şeyler... ben bülent korkmaz'ı hep büyük kaptan olarak hatırlayacağım. galatasaray tarihinin efsanelerinden biri olarak anacağım. ve günü geldiğinde, onun dönemine yetişemeyenlere büyük kaptan'ın efsanesini anlatacağım. bize yaşattığın güzel anılar için teşekkürler cesur yürek...
  • 634
    bazen olmadı mı olmaz be büyük kaptan. bak maradona da büyük topçuydu.yaşayan en büyük futbolcudur hatta. ama teknik direktörlüğünü sen de görüyosun. olmaz yani bazen. yorumcu olsaydın daha mı iyiydi ne.
    sana tek kızdığım konu galatasarayın 1-0'a yatacak dünyadaki son takım olduğunu en çok senin bilmen gerekirken bilmemen, bilememendi. yine büyüksün, büyük kalacaksın, o bakiii.
  • 638
    teknik direktörlük yaparken küçük takımda yakalandığı 1-0'a razı olma hastalığını yenemeden büyük olan eski takımına teknik direktör olarak gelip, bu hastalığın sebep olduğu rahatsızlıktan dolayı gönderilmiştir. oysa alt yapımızda görev verilerek bu hastalığını yenip, hem bizi hem kendini çok çok fazla mutlu edebilirdi. lincoln için; ''bize hizmet ettiğinden dolayı koruyoruz'' entry'leri giren yazarların aynı sabrı göstermediği, faal futbolcu iken hepimizin cesaret göstergesi olarak ismini ağzımızdan düşürmediğimiz bir adam. avrupanın büyük kulüplerinde top koşturuyor olsa idi futbolu ne zaman bırakacağına kendi karar verip* ve bıraktığında muhteşem bir veda ile uğurlanmıştı *.

    bu kadar çabuk harcanmaya layık olmayan, sonunu bildiğim için teknik direktör olarak geldiğinde, gitmesinden daha çok içimin acıdığı, bir gün tekrar geleceğinden, ama daha güçlü ve olgun olacağından şüphe duymadığım büyük büyük büyük kaptan.

    edit: imla
  • 642
    keşke hiç gelmeseydi, hep büyük kaptan kalsaydı da futbol konusunda ki vizyonsuzluğunu hiç görmeseydik.

    bugün yorum yaparken bile beni çileden çıkartan cümleler söyledi. kollektivite, kondisyon, total futbol şemsiyelerinin altına gizlenip saçma sapan yorumlar yapıyor.

    şimdi anlıyorum geçen sene %96 yla pas yapan takımın neden başı kesik tavuk gibi gezdiğini.
  • 643
    dün gece fox tv'de bir programdaydı. cassio lincoln'ün sorunlu bir futbolcu olduğunu, ama kendisinin lincoln ile sorun yaşamadığını söyledi. (nasıl yani?) ayrıca elana blumer, abdul kader keita gibi isimlerin transferine karşıymış. böyle futbolculara 20 milyon avro harcamak lüksmüş, zira aldığımızdan daha iyi bir fiyata satamazmışız. (niye satalım ki?). futbolcuyu ucuza alıp,yetiştirip satmakmış asıl marifet. hayır, sanki avrupa kupasında en kritik maçta semih kaya'ya güvenmeyip kewell'den stoper yaratmaya çalışan benim. seniz seviyoruz büyük kaptan. ama ne olur daha az saçmala.
App Store'dan indirin Google Play'den alın