• 517
    az önce youtube önerilenlerde karşıma çıkıp tekrar özetini izlediğim maç.

    gerçekten çok tuhaf bir durum. türk futbol tarihinde bu şekilde en fazla birkaç maç vardır sanırım. 7 küsür dakikalık özette fenerin sadece 3 pozisyonu ve 2 golü var bizim 14-15 tane pozisyonumuz tek golümüz var. sahada ezim ezim ezmemize rağmen 1-2 yenik ayrılmıştık sahadan.

    sonuç olarak şampiyon olduk ama o kısıtlı kadroya rağmen normal sezonda 10 puan fark atıp birde o kadro ve psikoloji ile süper final oynamak zorunda kalmanın gerçekten çok büyük bir handikap olduğunu bir kez daha fark ediyor insan şimdi bakınca.

    sabri, necati, emre çolak, engin baytar, semih kaya ile nasıl bu kadar dominant bir oyun oynatıp, nasıl bize süper finalde şampiyonluğu getirdiğini düşününce de insan fatih hocanın nasıl bir adam olduğunu da bir kez daha anlıyor. evet bu sezon istediğimiz gibi başlayamadık hatta vasat altı bir oyunla başladık ama kendisinin hocalığına laf edenler, istifaya falan davet edenler açıp o sezonu bir kez daha hatırlasın bence. eminim kendisi toparlayacaktır.

    https://www.youtube.com/watch?v=r5KDPLodXOE
  • 383
    maça baktığımızda, çok şey söylenebilir. hepiniz söylersiniz bunları. ben bunlara çok değinmeyeceğim. biraz kırgınım, ilk golde yerini tutamayan semih’e ve pas anında müdahale edemeyen selçuk’a, ikinci golde gene semih’e kırgınım. ama semih tarzı oyuncuların galatasaray’ımıza çok yakıştığını ve çok sevdiğimi söylemek isterim.

    boğazımda bir haykırış var.

    bu ülkenin her alanında bir ahlaksızlık bir kör cehalet almış yürümüş.

    konumuz spor ise spordan devam edelim diyeceğim ama birbirinden ayırmak imkansız bazı şeyleri.

    televizyon ekranlarında yorumcuları dinliyorum. ahlak üzerine tek bir laf edeni yok. nasıl etsin ki? bu memlekette ahlak kaç para arkadaşlar?

    dün bir volkan faciası seyrettim. inanılır gibi değil. bir de seyirci tepkisi seyrettim o da inanılır gibi değil. bu ülkeye yakışmayan inanın ki, volkan değil arkadaşlar. bu seyirci profilidir bu ülkeye yakışmayan ve uymayan!

    bu sahneleri istisnasız tüm statlara taşıyın ve düşünün ve kamerayı çalıştırın. neler olurdu sizce?

    fenerli için daha önce ne yazmıştık? bir hatırlayalım...

    “fenerli bir türdür, normal insan fizyolojisi ile tanımlanamayacak garip bir organizmadır. ama böyle bir tür var.. normal ölçülere sığmayan ama yaşadığını görüp, tanımlayamadığımız bir organizma bu. biz neye nefretle bakarsak onlar onu yaparlar. gariptir ama böyle...

    bizde başkan başkandır, yönetici yöneticidir. sevmek zorunda değilizdir. biz takımımız dışında kimseyi sevmek zorunda değilizdir. çoğu kez sevmeyiz de. zoru severiz. 14 sene bekleriz keriziz der kendimizle dalga da geçeriz. onlar samsun'dan 4 maçta yirmiye yakın gol yiyip rakip futbolcuya saldırırlar. kale direklerini yerlerinden sökerler. kaptanlarını döverler. alkışlamak geleneklerinde yoktur. biz bu ezikler dışında herkesi alkışlarız. eziği alkışlamak alçaklıktır. biz bunu affetmeyiz. onlar için mazlum, hak sahibi yoktur. espiri yetenekleri "nakıs" hatta sıfıra yakındır. çünkü onlar ingilizcede "loser" bizim dilimizde "eziktir". her şeyi çalıp çırparlar, marşları flamaları bile böyledir. hep olgun meyvelerin salatasını yaparlar. ama kapları pistir. en iyi aşçıyı en iyi malzemeyi kullansalar da yaptıkları yemek bundandır yenilmez.

    misal, cümlesine şimdiki zamanda başlayıp gelecek zamanda bitiren nihat özdemir'dirler. ne dediğini, niye dediğini anlamadığım halde cinlerimi tepeme çıkaran hakan bilal'dirler. her cümlesine "biz bunları biliyoruz, bizi konuşturmasınlar" diye garip bir giriş yapan adını andığımda bile tüylerim diken diken olan ezik türündedirler. bunları anlayamamak için bir maç çıkışında papazın çayırına gidip çıkan garip güruhu seyretmek yetecektir.

    gariptirler, acayiptirler, bir buçuk atakla, 0,5 golle gelen başarılara taparlar. kafaları çalışmaz sürüdür bunlar. cannes fransa'da 4 çakar, bir yöneticileri 5 atarız der, papazın çayırını hınca hınç doldurur 5 tane daha yerler.

    bir de efsane söylemleri vardır. her şeyin olduğu gibi bunun da anlamını bilmezler. bilmeleri de gerekmez çünkü penguen tarzı bir sürü psikolojileri vardır. efsane bir anlamıyla gerçek olmayan gelenekten ve dillerden taşınarak gelen söylencedir. bir diğer anlamı ile de, yakın ya da uzak geçmişte yaşamış kişi ya da yaşanmış olayın büyüklüğünü ifade eden bir şeydir. bunlarınki olsa olsa birincisi olabilir diyeceğim ama bunun olabilmesi için benim de bu toplumun bir ferdi olarak bu söylenceden haberim olsa gerektir. oysa kerameti kendinden menkul bu zatların bu tevatürleri sadece kendilerinin bildikleri bir şey olması gerektir.

    bu görüşlerime bir şey daha ekleyeyim. bir de korkunç derecede hazımsızlar. galip geldiklerinde dahi bunun olgunluğunu taşıyamayacak kadar hakikaten “ezik” tirler.

    ben bu görüşlerimi yazdığımda bir kaç fenerli arkadaş koca bir camiaya böyle toptancı bir yaklaşımın doğru olmadığını söylemişlerdi.

    sonuna kadar doğru olduğunu düşünüyorum. ve bu ülkede kurumsal hiçbir kimliğin olmadığını iddia ediyorum. çünkü kurumsal kimlikler asla ve kata insanla değişmezler. ya kimliğine uygun insanlar bünyede barınır, ya da kuruma duhul olan o kimliği kabullenir.

    kurumsal kimlik real olabilir, barcelona olabilir.

    bu ülkede olsa olsa sürekliliğini sağladığımızda “dünkü maçin büyük galatasaray seyircisi” olabilir.

    bu ülkede yorumcu ahlaklı olsa bu büyük seyirciyi ayakta alkışlar…

    volkan ahlaklı olsa o tepkiden sonra yo-yo gibi zıplayıp durmaz utanarak soyunma odasına kaçar.

    bu ülkede sporun karar vericileri ahlaklı olsa, ya da ahlak diye bir dertleri olsa bu çirkefliğin üzerine gider, bu seyirciye hakkını verir.

    diğer futbolcular ahlaklı olsa “utanın şu seyirciden” diyebilirler.

    teşekkürler alex, seni büyük futbolcu görmem. türkiye şartlarının çok iyi bir futbolcusu görürüm. ama bu şebekliğe ortak olmadın ve beni yanılmadın. adamsın…

    ve fener camiasına yakışmıyorsun…

    kalın sağlıcakla çocuklar…
  • 440
    bu sabah evden çıktığımda aklıma soyle bir sey gelmisti:
    stada girerken en az arandigim mac bu macti. cok ciddi soyluyorum cebimde 4 tl demir para ve elimde cakmak vardi. polis sadece belime dokundu ve gec dedi. bu aklima geldikten sonra kendi kendime " ulan bunlar acaba sahaya bir sey atariz diye mi arama yapmadilar?" diye dusundum. sonra yok yahu bu kadar komplocu olma ergin, iyice kafayi yedin dedim ve ustunde durmadim.
    ama bu aksam galatasaray'in pfdkya sevk edildigini ogrenince direk aklima bu geldi. yok arkadas o gun de bu yuzden aramadilar bizi. hatta bi.genclerbirligi macinda ayakkabimi bile cikartmisti polis. ayni emniyet sampiyonu belirleyecek ve tansiyonu cok yuksek macta beni aramadi.
    belki abartiyorum, takdir sizin.
  • 179
    --- fatih terim ---
    "...bugün kaç dakika oynarsanız oynayın. ama 1. dakikadan itibaren 10 kişi oynamamız muslera dahil, hariç çok önemli..."
    "...emre ve selcuk, topa yatmak yok!. tehlikeli bölgede melo'nun adamı belli! ve top oynacaz!"
    "....size bir daha söylüyorum: en iyi defans yapmak defans yapma oyunu oynamaktır! oynamaktır!"
    "...ters toplarımızı unutmayın! ara toplarına koşanları, hiç, düşünmeksizin melo geri dörtlü ile beraber desteğimiz düşünmeksizin!.."
    "...burada tek şey kaldı; sizin oynamanız! bi dünyanın seyredeceği sizin oynamanız!.."
    "...başlarken çok iyi başlıyoruz! hiç riziko yok! ofsayt taktiği diye bir şey yok! kadememiz tamam!"
    "..ileri gittiğimiz zamanda hep beraber topa doğru bam bam bam gidecez ve oynayacaz! oynadınız!"
    "...oyun disiplinini bozmak yok! şartlar ne olursa olsun; atarız, yeriz!"
    "ibb maçı ile başladık, size hep bir şeyler söyledik. dedik ki arkadaş; biz bu işin sonuna kadar gideriz, gidersiniz!..."
    "allah'a şükürler olsun ki; aslan gibi bir periyot çizdiniz, aslan gibi top oynadınız! bugün 35 mi 36 mı?"
    "...yine söylüyorum; kazanacaksınız! kazanmak için uğraşacaksınız!..."
    "...allah yardımcınız olsun!..."

    --- fatih terim ---
  • 513
    şu ahi ömrümde en çok koyan fenerbahçe derbisi. johnson emre'nin götüne çarptırıp attığında olayın vahametini anlayamayacak kadar çocuktum. 6-0'da ergenliğin zirvesindeydim, herşeye inatlaşabilir bir kulp takabilirdim. 2006'da yine 22 nisan'da oynanan 4-0'lık maçtan sonra içimde birşeyler vardı;o sezonun öyle bitmeyi haketmediğini biliyordum çünkü...

    ama bu maçtan sonra belki de 4-5 gün hiçbirşey hissetmedim. o hali bir de rahmetli dedemi aniden kaybettiğimizde yaşamıştım. maçı dışarda bir yerde izlemiştim, eve dönerken arabayı nasıl kullandığmı hatırlamıyorum. hasta galatasaray'lı bir arkadaşım vardı, askerdeydi. normalde her derbi sonrası ya rakip, ya hakem birilerine takar söve söve hıncını almaya çalışırdı. sadece alo dedi, ben de ona alo dedim, bir iki cümleden sonra sustuk resmen, belki 10 dakika telefon açık kaldı öyle, ne o bişey söyleyebiliyor ne ben...

    eve geldim babam öylece oturuyor olduğu yerde. benim taraftar halimle her daim dalga geçen kardeşim bile ağzı açık kalmış boş boş duvara bakıyor. artık yüzüm ne haldeyse üç kere sordular "iyi misin" diye. yatağa uzandım ama uyumak ne mümkün, hala gol kaçırıyoruz. ertesindeki 4-5 gün sadece bedenen varım olduğum yerlerde. sınıfa giriyorsun gol kaçıyor, kantinde birşeyler atıştırıyorsun gol kaçıyor, hoşlandığın kız dönüp gidiyor ziegler-stoch ikiye bir kalmış gidip golü atıyor falan... felaketti ya...

    tabi bu iş burda bitmezdi tabii ki bitmeyecekti...

    (bkz: 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı)

    o değil de yıllar sonra bugün itiraf etmek gerek 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçında ben dahil birçok galatasaraylının totem yapmasının altında yatan asıl sebep bu acıyı bir defa daha yaşayacak gücü kendinde bulamamasıdır. ben şahsen maçı boyu kabristanlıkta mezar mezar gezip dua etmiştim, eve gidip ekran başına geçmeye cesaret edememiştim. son yarım saati falan annemi ikna edemeyip eve dönünce izlemek zorunda kaldım. totem bu birine de söyleyemezsin, totemi kaçar(!). aydın'dı galiba ortasahadan fırlayıp defansı da arkasına katıp rakip kaleye tek başına giderken salakça bir biçimde topu kaptırmıştı. o an dönüp şimdi yine atıp kazanacaklar dedim babama. iç çekip hıçkırıyorum ama gözümden yaş gelmiyor. ara ara hıçkırıyorum, bir terleme bir ter atma durumu... sonra maç bitti işte bir şekilde. elmander çıkıp o tarihi demecini verince kahkaha attım, o da bir nevi elektroşok oldu benim için...
  • 367
    maçtan önce hepimizin beklentileri vardı, herkes defalarca kez oynatmıştı maçı kafasında. sahaya çıkacak futbolculara teker teker dualar edilmiş, onlardan beklentiler sıralanmıştı. sizler bizim kalbimizin kazananlarısınız ne olursa olsun denmişti. hayaller güzeldi, beklentiler gerçeğe kavuşacaktı. maç başladı, beklediğimiz şekilde, baskıyla. gol gelmedi. kontrataktan golü buldular, denedik, sakin kaldık, oyun sistemini bozmadan inatla sabırla oynadık. sinirlenmeden, korkmadan, acaba demeden. çok acaip goller kaçırdık, ama selçuk’a dayanamadı top ve onların 1 numarasının parmaklarının ucundan sıyrılıp ağlarla buluştu. golden henüz 10 saniye sonra çok net kaçırdık, 1dakika sonra daha net pozisyonunu kaçırdık, olmadı atamadık. ama geliyordu gol, o baskı sonuç verecekti, tribün de inanmıştı. olmadı atamadık. yedik. bitti. futbol adına her şeyi yapmamıza rağmen yapamadık atamadık. girmedi kaleye. geçemedik kalecilerini, olmadı yani yapamadık. her istatistikte önde olmamıza rağmen, rezil etmemize rağmen olmadı.
    ağladım maçtan sonra, neden diye sordum onlarca kişiye, cevap alamadım. neden sorusuna cevabımız yoktu bugün. cevabı olan varsa paylaşsın ki az da olsa rahat nefes alayım. geçen sene çok ağladım, hatta geçen yıl bu zamanlarda küme düşücez diye ağlamıştım, küme düşmek-puan farkı 2 oldu diye ağlamak. çok fark var be arasında çok. geçen yıl maç skorlarından bağımsız takımdakilere sinirimden ağlamıştım, ruhsuzluklarından, çaba göstermemelerinden, kazanmayı benim kadar bizim kadar istememelerinden dolayı. bu seferki ise bambaşkaydı, üzüldüm çokça, takımdakilerin çabalarının boşa gitmesine, bugün sırf biz üzüldük diye üzüleceklerinden dolayı. sırf istediklerini yapamadılar diye, sırf kalpleri kırıldı diye, kalbimiz kırıldı diye. sinirlenecek kimse yok takımda, ellerinden geleni yaptılar. benim kadar istediler benim dilediğim kadar mücadele ettiler. ama” iyiler mutlaka kazanır” sözü gerçekleşmedi bugün, gerçekleşemedi. bize hep böyle denmemiş miydi. iyi bizdik, en iyisi en doğrusu en hak edeni bizdik. ama olmadı, söz “iyiler sonunda mutlaka kazanır” şeklinde değil miydi ama. son bugün değildi belki de son’un tarihi 22 nisandan sonrası olmalı belki de. playoffu çıkaran şeref yoksunlarına, bugünkü sonuca deli gibi sevinen ligtv+federasyona cevabı vermek aslanlarımızın görevi, benim gönlümün iyileri onlar, her biri teker teker.

    derbiyi kazanamadık diye
    şampiyonluk gitti zannetme..
    üstünüzdeki forma güç verir size
    hakkını verin sadece...

    unutmayın iyiler “sonunda” mutlaka kazanacak.
  • 523
    izlediğim futbol maçları arasında en adaletsiz sonuçla bitenlerden birisi. bu maçta, maç önünde sahada reklam brandalarını gerenlerden birisiydim ve sonrasında maçı saha kenarından takip etmiştim. kim bilir belki paralel evrenlerin birinde necati ateş yerde yatan volkan'a topu nişanlamıyor, aydın yılmaz sol kanattan kesilen toplarda zamanlamayı iyi yapıyordur.
  • 531
    kötü şutlar çektiğimiz bir başka derbi mücadelesiydi. 2021-2022 sezonunda nef stadyumunda oynayıp 1-2 kaybettiğimiz maçta da crespo çat diye iyi şut çekip maçı fenerbahçe’ye kazandırmıştı. neden bilmiyorum ancak özellikle fenerbahçe maçlarında kalecinin üstüne abanma saçmalığına giriyoruz. mesela geçen sezon mustafa muhammed kadıköy’de köşeye bıraktı be maçı kazandık.
  • 540
    ömrümde en çok üzüldüğüm maçtır. fenerbahçe 2. golü attığında önümüzde maç boyu sessizce oturan elemanın hareketine dahi tepki verememiş ertesi güne kadar ağzımı açmadan bitkisel hayatta yaşamıştım. ertesi gün fanatik beşiktaşlı kuaförüme gittiğimde: "eğer adalet varsa bu iş kadıköy'de kupa kaldırmamızla bitmeli" diye dert yanmıştım.
  • 373
    midede uzun zaman çıkmayacak bir yumruk. öyle bir yumruk ki, binlerce kilometre ötede, alçak ve şerefsizlere diz çöktürmemenin, yine yaptıklarının yanlarına kalacak olmasının, ali sami yen'in çimlerinin yedi kat dibine, bir daha çıkamayacak üzere gömememenin dayanılmaz gazabı.

    şampiyonluk batsın. evet ezildiler, evet 75 dakika zulüm gördüler. ama yetmez; bu olmamalı. bunları doğduğuna, var olduğuna pişman etmeden rahat yok. berlin'de, küçük istanbul denen yerin sportsbarlarından bir tanesinde, binlerce kilometre ötede galibiyet için değil, şampiyonluk için hiç değil, arma için orada olan, kalbi sıkışanlar vardı. alçaklara, şerefsizlere, puşta pezevenge haddini bildirmeyi bekleyen, onurun armasını yüreklerine kazımış aslanların beklediği bir aslan kafesi gibiydi bugün berlin'in kreuzberg'indeki arena sportsbar.

    fakat alçağın, şerefsizin, haysiyetsizin şeytanı yine bir ters takla attı. şampiyonluk da gelse, ne olursa olsun hayatın en adi, en yavşak anlarından biriydi, yerel saatle saat akşam 8 civarı. öyle bir yumruk ki midedeki, zor çıkacak. zor unutulacak.

    sahaya bir eleştiri yok. aslanlar gibi çıkıp oynadılar. ellerinden geleni yaptılar. her biri gereğini yaptı. ama o memleketteki alçağın ve şerefsizin yanına kar kalması yasasını kıramadılar. biz onurumuzla varız. galatasaray demek onur demektir. onurumuza zeval gelmedi, bunun için sonsuz teşekkür. ama bu yumruğun acısı biraz zor çıkacak. hele de bu kadar uzakta.
  • 434
    sözlükte, gazetelerde, twitterda, facebookta şöyle yorumlar görüyorum: fenerbahçe haddini bilerek oynadı, kapandı kontraatak aradı, başarılı da oldu. külliyen yanlış.
    böyle söyleyenler hakkında yorum yapmayacağım, yazdım yazdım sildim zaten.

    fenerbahçe'nin kapandığı falan yoktu, bu bir taktik değildi abicim. galatasaray fenerbahçe'yi ceza sahasına itti ve orada hapsetti. evet kapalı savunma oynamak bir taktiktir, becermek meziyet ister. ama böyle durumlarda bu kadar çok pozisyon vermezsin. ceza sahası üzerinde bu kadar çok faul yapıp frikike sebep olmazsın.
    fener kontraatak taktiği yapmış. kontraatak taktiği öyle olmaz. öyle olsa arada sırada kontra yaparsın. fenerin 2. golüne kadar bir kontrası var mı?

    hiç kimse kıvırmasın, fenerbahçe galatasaray karşısında ezilmiş ve tamamen şansa bir galibiyet almıştır. bir de bunu teknik taktik diye yutturmaya çalışmaya gerek yok.
    bir fenerbahçeli bu galibiyete çok sevinir. hem de böylesi bir galibiyete daha çok sevinir. çok normal, hakkıdır. ben yıllardır fenere karşı böyle bir galibiyet almayı istiyorum. hiç bir şey oynamadan, ezilerek galibiyet. ciddi söylüyorum müthiş olur.
    hatta golü 90+4'te ofsayttan atalım istiyorum. belki bugüne kadar yapılanlar için yüreğim biraz soğur.
  • 519
    https://www.youtube.com/watch?v=r5KDPLodXOE

    neden bilmiyorum fakat selçuk inan'ın frikik golünün hayatımda izlediğim en güzel gollerden biri olduğuna yemin edebilirim.

    bu frikikte anlamadığım bir nokta baroni'nin nasıl barajın o kadar önünde konumlanabildiğiydi. ujfa deli gibi itiraz ederken selçuk gelip mükemmel vurması hafızamdan gerçekten silinmiyor.

    selçuk'un vurduğu top volkan'a değmese belki bu derece güzel bir frikik golü olmayacaktı bu arada*

    dip not: bu maçta yenildiğimizi unutuyoruz arkadaşlar, golü izleyip geçebiliriz.
  • 530
    bizzat statta olduğum uğursuz maçtır. bu maçtan sonra uzun bir süre stada uğramadım, ki aslında uğursuz bir insan da değilimdir tribünde, gittiğim 10 maçta 7 galibiyet 1 beraberlik 2 mağlubiyet gördüm, ki birisi bu lanet maç diğeri ise eski asy'de 2007-2008 sezonu helsingborg maçıydı. anlayacağınız gördüğüm bütün mağlubiyetler sancılı oldu.*
  • 524
    bir ali sami yendeki leverkusen maçı bir de bu maçta kaçanları unutamıyorum. aklımdan engin'in müthiş ortası ve aydın'ın kaçırdığı gol gitmiyor. üstteki arkadaşın da dediği gibi bu maçı başka bir takım yaşasa psikolojik olarak etkilenip şampiyonluğu falan unuturdu. hele fenerbahçe'nin bize böyle bir maçta kaybettiğini kafamda tasarlıyorum hayata küsürlerdi.
  • 546
    fenerbahçe'ye sahasında kupa kaldırılma** ayrıcalığı verecek olan galibiyeti olmuştur.

    olmayacak toplar gol olurken, %100luk pozisyonlarimiz gol olmamıştı. sonunda bir hayır vardı.

    (bkz: 12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı)
    (bkz: şampiyon galatasaray sezonun en büyüğü oluyor galatasaray)
    (bkz: şükrü saraçoğlu stadyumu'nda şampiyonluk kupası kaldırmak)
    (bkz: sahasında kupa kaldırdığımın çocukları)
  • 541
    şike sonrası fenerbahçe'nin küme düşürülmemesi kaynaklı digitürk protestosu sebebiyle bütün sezon olduğu gibi yine kahvehanede izlediğim, fenerbahçe kalesini abluka altına alıp gol üstüne gol kaçırdığımız birçok maçtan biri.

    benim için farklı bir detay ise kahvehanede maçı izleyen hafif kırık fbli bir abimiz aynı anda kulaklığı ile radyodan da takip ediyordu. orada ses önceden geldiği için 2. golden sonra bütün kahvehaneye dönüp goool diye böğürmesi ile biz 5-10 saniye öncesinde yediğimizi anlamıştık. hemen herkes de kendisini tanıdığı için kimse ilişmemişti. o kadar sinirlenmiştim ki o günden sonra bir daha kahvede maç izlemedim.

    12 mayıs 2012 fenerbahçe galatasaray maçı gibi bir maçı bile evde kaçak göçek izleyip ertesi yıl digitürk play almıştım.
  • 526
    hayatımda izlediğim en adaletsiz derbi maçıdır. rakibi ez, inanılmaz goller kaçır, sadece iki pozisyonla gol atsınlar. zaten ikinci golleri de biz kazanmak için topyekun yüklenirken oluşan kontradan gelmişti. böyle maçlar, fatih hoca bizim başımızdayken çok olmuştur. çünkü hoca beraberliği kabul etmez, full yüklenir, atamazsak atarlar hızlı ataktan. ama kaçan goller inanılır gibi değildi. ezim ezim ezdigimiz maçta, sonuca bakıyorsun biz ne izledik baba o zaman ?

    neyse sonra çok fena intikamını aldık , zevk için sahalarında kupa kaldırdık.

    edit ; tekrar izlediğimde gördüm akan oyundst yemisiz golü. ujfa adamı kaçırmış, ilk golde de semih uyumuş.
App Store'dan indirin Google Play'den alın