yerli menajerler ile ortak olan yabancı menajerlerin oyuncakları. sadece üç büyük değil süper ligdeki hemen hemen tüm takımlar öyle. göztepe yapısı gereği şu an farklı bir yere konumlanıyor...
152
berbat yönetilen, sürekli baskısından şikayet edilen siyasetin hedşye rttiği araxilere yspılan projeler ve borsaya açılmış olmanın verdiği gazla sürekli sermaye artırımı yaparak piyasadan toplanan parayı 3-5 yönetici ve menajer çetesine yediren, bu sebeple birkaç yıllık lale devirleri hariç bir daha avrupada başarı yakalaması mümkün olmayan türkiye süper ligi takımları. ne yöneticilerinde, ne idari kadrolarında ne de teknik kadrolarında zerre vizyon yok. sadece ve sadece anı yaşamaya çalışan, bazen taraftarın gönlü olsun diye vizyon ortaya kouyormuş gibi bir iki genç oyuncu transfer eden, bundan tesadüfen para kazandı mı hemen lale devri politikasına geri dönen takımlar. altyapı kimsenin umrunda değil, sürdürülebilirlik kimsenin umrunda değil, üstelik borsaya açık firmalsr sözde... normal şartlarda hisse sahiplerinin genel kurulları bssması lazım...
sosyal medyadan atılan hakaret mesajları sonrası gelmekten vazgeçtiğinde dair haberler dolaşıyor. bu mesajları tasvip etmesem de bunun bir üç büyüklerin gerçeği olduğunu kabul etmemiz lazım.
bu hakaretleri kaldıramayacak oyuncu bu kulüplerde başarılı olamaz. mentali kuvvetli olmayan futbolcu eğer genç değilse yani direkt kadroya girecekse alınmamalı.
154
galatasaray beşiktaş fener bu üçlünün kendi aralarında oynadığı son 10 maçlardaki kart sayılarına baktım galatasaray-beşiktaş: 26-41 sarı, iki takımda da üçer kırmızı var. galatasaray-fener: 38-31 sarı, 2 galatasaray, 5 fener kırmızı görmüş. bu kırmızıların 2-2 olan kısmı kavga sebebiyle türkiye kupasında. 3 kırmızı kart fener'de var geri kalan bölümde. beşiktaş-fener: 32-26 sarı, 4 kırmızı beşiktaş. fener kırmızı görmemiş.
gs toplam sarı-kırmızı: 64-5 bjk toplam sarı-kırmızı: 73-7 fb toplam sarı-kırmızı: 57-5 fener'in nasıl kollandığı şu kart sayılarından bile belli. son 10 maç bu. eskiye gitmeye dahi gerek yok. ancak burada dikkat edilesi olaylar var. yani kart sayılarından ziyade kırılma anlarındaki kartlar önemli. misal bjk bize karşı gördüğü 3 kırmızı karttan sadece 1 tanesi oyuna etki edecek türde. o da mert günok ceza sahası dışında elle topa temas etmişti. maç 1-0 lehimizeydi ve ilk yarının sonlarına doğruydu. geri kalan 2 tane kırmızısı oyunun sonlarında etkisiz kartlardı. fener ile oynadığımız maçlarda kavga kartları hariç 3 kartın biri irfancan'ın gördüğü maç gitmiş bitmiş kartıydı. diğeri bizi içerde 1-0 mağlup ettikleri çok kritik dakikadaki karttı. biz karşılık veremedik. bir diğeri de luan peres'in sarhoş çıktığımız formalite icabı oynadığımız maçtaki 60. dakika kartı. peki fener beşiktaş nasıl olmuş? 2-4 bjk galibiyetiyle sonuçlanan maçta maç 1-0 fener lehine devam ederken bjk 10 kişi kalmış. ona rağmen çevirmişler maçı. bir sonraki musrati 25. dakika kırmızı görüyor deplasmanda mağlup oluyor bjk. bir kırmızı 90. dakikada gedsona veriliyor. bjk içerde 1-0 yeniyor. ve son maç fener deplasmanda 0-2 mağlup tak dakika 26 orkun kırmızı ve fener maç sonu 2-3 galip. ben bizim maçlardan sonra özellikle bjk tarafından isyanlar, hakemlere el çektirmeler, tff'ye ve mhk grubundaki yöneticilere ağır ithamlar ve istifa istemeler duyum gördüm. peki neden kendileri sürekli fener'e karşı kritik dakikalarda eksik bırakılmalarına rağmen, şampiyonluk yarışını direkt etkilemelerine rağmen bir isyan belirtisi göstermiyor? boşuna arka bahçe demiyoruz. bu veriler tabi görmek istemeyene bir şey vermez. çünkü her maçın hikayesi ayrı. ancak bizim gibi fil hafızasına sahip insanlar sorgular, hayıflanır. sonra ne oluyor? yapı var gs'nin arkasında diyorlar. yok kardeşim yapı sapı. var diyorsanız yapı sizsiniz, sapı biziz. sapı dikkatli tutmalısınız! edit: yazım hatası.