• 578
    halklar yasadiklari ulkenin ismine gore daha degerli ya da degersiz olmazlar. egitim, sanat, kultur gibi dallarda kendini yetistiren ve yetistiremeyen toplumlar vardir. bugun turkiye'de biraktim egitimi sanati, ulkenin tarihinden ve kendi dininden bile bi'haber olan insanlarin yuzde elliden cok daha fazla oldugunu hepimiz biliyoruz. boyle bir topluluga buyur kaderini sen kendin tayin et demek demokrasinin aslinda bazi sartlar olustugunda faydali bir yonetim bicimi oldugunu bize hatirlatmakta. nitelik mi nicelik mi sorusu devlet yonetimi gibi onemli bir konuda nicelige kalmamali. evet donduk dolastik "dagdaki cobanla benim oyum bir mi?" noktasina yine geldik. problem su ki ozellikle musluman cografyasi gelismek falan istemiyor. tek dertleri bir sekilde zengin olmak ve muslumanliklarini da digerlerinin gozune sokacak sekilde satafatla yasamak. ulkenin belki yuzde 80'inin dizi izlemekten baska hobisi yok! bu millet manipulasyona cok acik sekilde cahil ve demokrasi bu millet icin fazlaca luks. nihayetinde ulkenin anahtari bir capsiz rusvetcinin eline verildi. bundan sonra turkiye gittikce batidan kopacak ve o cok sevdigi muhtesem ortadogu ruzgarlari daha fazla esecek. kendi oglunu nizamiye kapisindan gecirmeyenler, milletin cocuklarina sehitlik dagitacak ve onlarin sevgilerini kazanacak. bu gerizekalilikla da hic bir ulke iflah olmaz zaten.
  • 579
    rezillik üstüne rezillik yaşanan ülke. anayasa gibi toplumun büyük bir kısmının onayını alması gereken bir konuda toplum karpuz gibi ortadan bölünmüş durumda. ülkenin yarısı memnun değil. bir ceza ya da ticaret kanunu değil bu. ülkenin can damarı. parti oyları toplamı %80'leri bulacak kadar, halk oylaması toplamı %70'leri geçecek oranda üzerinde mutabakata varılmış bir anayasa olmalıydı. bu olmadı üstüne de tartışmalı sonuç açıklaması oldu. kimsenin içine sinmedi. açıklanan sonuçlar bile şüpheli. allah hakkımızda hayırlısını versin. artık tamamen allah'a emanetiz.
  • 583
    cenaze namazını kendi kendine kılmıştır. karşıt görüştekilerin direkt olarak eşlerine saldırmaya meyilli olan, hedef gösteren iğrenç bir sayısal çoğunluğu vardır. kara bulutlar üstünden geçecek mi merak ettirendir. kuruluşunda emeği olan her bir insan kahramandır. ruhları şad olsun. layık olamadığını hisseden herkes otursun düşünsün. şahsi olarak tek bir cümlem var; yazıklar olsun.
  • 588
    başkanlık referandumunda yapılan manipulasyonla yoluna taş koyulmaya, tüm değerleri alaşağı edilmeye çalışılan devlet. ama başaramayacaksınız bunu bilin. manüple ettiğiniz seçimde bile en fazla bizim kadar kalabalık olduğunuzu gördük ki aslında o kadar da yoksunuz. bu ülkeyi siz hile hurdacılara, siz tek adamcılara, siz güzel olan her şeyin karşısında olan kula kulluk edenlere teslim etmeyeceğiz.
  • 590
    enseyi karartmanın manası yok. bu ülkenin okumuşları, gençleri, metropolleri, memuru, sanayicisi hala bir şey diyor. haritaya bakın. galiptir bu yolda mağlup.

    bir referandum yapılacak ve ülkenin kaderi tamamen değişecek. yok be gülüm, o kadar da değil. sadece amaçlanan insanları bölmek, insanlara kin ve nefret tohumları ekmek. göreceksiniz ki öldürmeyen her şey bizi güçlendirecek. bu ülke zamanla yeter artık diyecek ve değişecek. ama biz elimizden geleni yapmaya devam etmeliyiz: sabırla mücadele ederek, insanları kırmayarak, aklı selim davranarak... bu ülkeden ümidi kesmek gerçek bir vatansevere yakışmaz. atatürk de ümidi kesmemişti ve durum bundan daha kötüydü emin olun!
  • 595
    en büyük 500 şirketinin sadece 12'si yüksek teknoloji ürün üreten, bilim ve teknolojide dünyanın fersah fersah gerisinde kalmış ve bu eğitim sistemi ile nokta kadar bir atılım yapabilmesi de mümkün olmayan canım ülkem. malesef bizdeki gibi cahil ve eğitimsiz kesimin ve kin üzerinden siyasi görüşlerini ifade eden insanların olduğu bir memlekette, parti ayırmaksızın söylüyorum bunu, cumhuriyet ve seçimler böyle yanlış kararlara yol açabiliyor.

    anayasa değişikliğini okumamış insanların verdiği oy ile, biat ile oy veren insanların oylarının bir olması demokrasinin gereğidir ama öyle olmasını doğru bulmak da bir akıl tutulmasından başka bir şey değildir. bu noktada bize düşen eğitim sistemimizi revize edip eğitimli, okuyan, sorgulayan insan sayısını artırmaktır. oy deposu cahil kesim olan yönetenler elbette ki bu atılımı yapmayacaktır.

    üniversitelerinde siyasetin konuşulamadığı, gazetecilerin içeri atıldığı, suçu olmayan askerlerin senelerce ergenekon ve balyoz ile hayatına kast edildiği bir siyasi dönemde bunu göremeyen ve cehalet ile yoğrulmuş kesim, geri kalan insanların eğitim seviyesine erişemeyeceklerini ve sayıca üstün olduklarını da bildikleri için hınçlarını bu sayısal üstünlüğü kullanmak ve siz ne kadar eğitimli olursanız olun nasıl ve kimin tarafından yönetileceğinize biz karar veririz şeklinde bir tutum ile çıkarıyorlar.

    şimdi toplumu ortadan karpuz gibi ayırmış olan bir anayasa ile yönetileceğiz. halkın yüzde 48.6'sı bu sistem altında yaşamayı istemeyecek ve hazmetmeyecek, hazmetmek zorunda da değil zaten. daha zor günler bekliyor güzel ülkemiz.
  • 596
    16 nisan 2017 anayasa referandumu ile tam olarak ortadan ikiye bölünmüştür. bursa ve kocaeli haricindeki sanayi ve turizm merkezlerinin net bir tavır ortaya koyması anlamlıdır ve anlayana çok güzel mesajdır. şu bir gerçek ki yeni bir döneme girmiştir. kartlar yeniden dağıtılmıştır. bu süreci kimin daha iyi değerlendireceği ülkenin gelecek 30 senesine şekil vermiştir. belki de başkanlık sisteminden en çok da bu sistemi getirenler pişman olacaklar.
  • 597
    malum siyasi hareketin tüp kuyrukları , ikna odaları temalı siyasetiyle eskisi kadar oy toplayamadığı ülkedir. insanlar cahil olabilir dünyanın her yerinde cahiller sayıca fazladır. ama aptal değiller. elbet gerçeği görecekler. malum hareketin can çekiştiği, 15 sene önceki siyasete geri dönüş söylemlerinden belli. tek adam sisteminin işlemediğini ilk olarak malum siyasi hareket anlayacak. tek adama bağlı siyasi hareketin nasıl yok olduğunu görecekler ve aynı zamanda da türkiye cumhuriyeti'nin nasıl sağlam temelleri olduğunu anlayacaklar.
  • 598
    yazacaklarımı "galatasaray sözlük anayasası" içerisinde meşrulaştırmak adına; türk sporunun da türkiye cumhuriyeti'nde yaşanan gelişmelerden etkileneceğini baz aldığımı belirtmek isterim. o yüzden dünkü referandum hakkında (ki ülke geleceği açısından, dolayısıyla türk sporu açısından çok önemli bir oylamaydı.) birkaç kelam etmek ihtiyacındayım. meşrulaştırma gayretimi bağışlayınız. yasalar çiğnendikçe, hukuk hiçe sayıldıkça geriye gitmeye mahkum olacağız. bari bizler şuradaki sözlük anayasasına uyalım. uymayanları uyaralım. yazıma bu cumhuriyette dün yapılan "anayasa değişikliği referandumu" ile ilgili devam etmek istiyorum.

    öncelikle ohal kapsamında yapılan referandumun vicdanları ne kadar tatmin ettiğini sormak isterim. eğer amaç bu yasayı öyle veya böyle çıkarmak ise, neden halka sorma ihtiyacı hissediyorsunuz ki? yapılan oylamanın sonucu 48.5, 51.5 oranlarıyla bitmiştir. eğer amacımız demokrasi ise, "halka sorduk, evet dedi." diyebilecek yüzsüzlüğü göstermek neyin nesidir? amacın en başından beri, "yasa geçsin de, nasıl geçerse geçsin." olduğunu herhalde bilmeyen kimse yoktur. o zaman demokratik hakkımızı kullandığımızı, demokrasiye olan inancımızı filan iddia etmenin mantıksız olduğunu da eklemek gerek. bakın tekrar etmekte fayda var.

    "demokrasi çoğunluğun dediği olur, demek değildir. azınlıkların da haklarının korunduğu ve kendini ifade edebildiği oluşumdur."

    hele ki bu kadar yakın bir sonucu "sandıktan evet çıktı" olarak yorumlamak aymazlıktır. kazanmak için halka sorma fasa fisosunu geçiniz. her yolun mübahlığı konusunda neler olduğu ortadadır. bakınız, ysk'nın -tamamen kanuna aykırı olarak- aldığı "mühürsüz oyların dışarıdan getirildiği ispatlanmadıkça geçerli sayılacaktır." kararını oyların kullanımından sonra alması buna bir örnektir. mühür, sevgili arkadaşlarım. mühür dediğimiz şeyin varlığını izah edeyim dilimin döndüğünce. detayları geçiyorum. oy pusulaları torbaları sandık başkanlarına verilir. oylama başlamadan önce herkesin gözü önünde pusulalara mühür vurulur. bunun yegane amacı dışarıdan pusula getirmeyi önlemektir. çünkü oy pusulası basmak kolaydır. ancak o mühür yasal oyları garanti altına alır. ysk ne diyor? bazı sandık görevlilerinin ihmalkarlığı. yani mührü basmamışlar. peki o kadar insan da mı uyarmamış? bakın şimdi söyleyeceklerim mühim.

    ysk'nın savunması şu: sandık görevlilerinin hatası vatandaşın oylarının geçersiz kılınmasına yol açardı. vatandaşın ne günahı var?
    hayır. her vatandaş oy pusulasının arkasında mühür olup olmadığına bakmalıdır. ben mühür olmayan pusulaya neden oyumu basayım? nerede bunun mührü? benim oyumu yasal hale getirecek olan mühür olmadıkça ben oy kullanıyorsam, o oy geçersiz sayılır sevgili arkadaşlarım. tıpkı oy kullanacağım bölümü taşırmış olmamın oyumu geçersiz kılması gibi, mühürsüz pusulaya oy basıyorsam da geçersiz kılınmalıdır.

    bütün bu sebeplerle demokrasi adına bir seçim yaptığımızı söylemek güç. hakkın, hukukun kimlere nasıl işlediğini görmek için bir çift göz yeterli. yüzde 51.5 ile başkanlık sistemine geçiş yaptık mı? yaptık. meşruluğu sıkıntılı bir oylama ile hem de. peki kabul. bundan sonrası için (bkz: vicdan).

    şimdi ise köylü, cahil meselelerini bu topraklarda tartışmaya açan arkadaşlarım için birkaç lafım var. sevgili arkadaşlar, büyük şehirlerde çıkan hayır oylarına dayanarak mesnetsizce insanları cahillikle suçlamak yerine, o insanların içine karışmayı deneseniz mi acaba? oturduğunuz yerden insanları cahillikle suçlayacağınıza kaçınızın bu kadar uzun bir yazıyı enine boyuna okuyacağını düşünsenize. sorun cahil olmakta mı, yoksa cehaletini bile göremeyecek kadar kibirli olmakta mıdır merak konusu... sizler de iyi biliyorsunuz ki verilen yüzde 48.5 oyun hiçbiriyle aynı görüşte değilsiniz. herkesin yolu, fikri, düşüncesi farklı. çeşitlilik ve çoğulcu bir sistemin varlığına ne kadar tahammülünüz var inanın hiç bilmiyorum. hayır derken özgürlükler adına dediğinizi zannediyorsunuz ancak nefret ve ötekileştirme huylarınızın içinize işlediğini görmek en büyük "hayır" olacaktır diye düşünüyorum. madem halk cahil. neden eğitime önem vermiyorsunuz? neden insanlarımızı yetiştirme gayreti göstermiyorsunuz. bir tarafta durup, karşı tarafı cehaletle suçlamaktansa onların cehaletini gidermek için yollar aramayı yeğlerim.

    cumhuriyetin getirdiği güzellikleri anlatmak, yaşamak varken; özgürlüklerimizi, haklarımızı bilerek hareket etmek varken; her şeyiyle sporu, sanatı, bilimi yüceltmek ve ilerletmek varken bize bu hayatı dayatan sistemin, insanların hepsine selamları var devranın. döndüğümde görüşürüz diyor...

    spor yapmak zihinsel ve bedensel faaliyetleri geliştirir sevgili arkadaşlarım. türkiye cumhuriyeti'nin evlatları olarak bol bol spor yapalım. zira zihnimizin ve bedenimizin gelişmeye o kadar ihtiyacı var ki...
  • 600
    dün itibariyle bitmiştir. halen geçmişte ikna odaları kuruldu, kriz oldu diye mağduriyet kasanlar var. pes. nasıl mağduriyet bu lan, bitmedi. 15 senede ülkenin her anlamda ağzına sıçtılar. eğitim, ekonomi, ordu, adalet, spor. neresinden tutsan elinde kalıyor. şimdi ise bütün yetkileri ego hastası bir adama teslim ediyoruz. üstelik şaibeli bir seçimle. açıkçası ben bu ülkeye katkıda bulunmak, hatta çocuk sahibi olmak dahi istemiyorum. karanlık, bağnazlığın hüküm sürdüğü bir ülkede çocuğum olmasın, bizim çektiklerimizi çekmesin. gerek yok. siyasal islam'ın, faşizmin dibine kadar yaşayanacağı yeni bir türkiye geliyor. geçmiş olsun.
App Store'dan indirin Google Play'den alın