• 176
    ciddi manada fenerbahçe beşiktaş kardeşliğinin yaşandığı yer. galatasaray sözlük dışında spor haberi için herhangi birine uğramıyorum bile.

    türkiye içindeki cahilliği gözler önüne seriyor ve bu bakımdan güzel. dışarıdan beyefendi, hanımefendi dediğimiz insanlar bile burada şuurunu yitirmişçesine hareket edince bakma gereği bile duymuyorum.
  • 177
    sosyal medyada bu arkadaş gibi bir sürü insan var. tahminimce hepsi reşit olmayan 13-14 yaşında çocuklar. bir naneden anlıyormuş gibi bir tarafından uydurduğu argümanlarla marjinal olduklarını zannediyorlar. bir de bunların tam tersi var. her naneyi savunan eleştiri görünce yangın zanneden. sırf bu ve bunun gibiler yüzünden haksız yere oyuncular bir maçla linç ediliyor. barış alper’e neler yazılmış görseniz kafayı yersiniz. öyle bir zamana geldik ki her şeyin tadı kaçtı. hiçbir şeyden keyif almayı bilmiyorlar.

    https://x.com/...FmEHwBp4GzxLGCoaGHzg
  • 178
    fbjklilerin terörize ettiği ortam.

    iftira, hakaret, algı vs. gırla. vedat milör dünkü sözlerinden sonra öyle böyle linçlenmiyor. bu alanda da güçlü olduğumuzu sanmıyorum. düşmana düşman gibi davranmadığımızı düşünüyorum. fbjkliler her ne kadar eşimiz dostumuz da olsa sosyal medyada bizlere neler neler diyorlar. var benim de böyle arkadaşlarım ağız göz küfür ettiğim. onlarla onlar gibi olmadan mücadele edilmediğini zor yoldan öğrendim. herkese tavsiye ederim.
  • 179
    sosyal medya, modern iletişim çağının en etkili araçlarından biri olarak hayatımızda yer alıyor. ancak bu mecralar, sadece yararlı bilgiler ve eğlence içerikleri sunmakla kalmayıp, aynı zamanda algı operasyonlarının ve manipülasyonların merkezi haline gelmiş durumda. kitleler, yalan veya eksik bilgilerle kolayca yönlendirilebiliyor ve manipüle edilebiliyor. bu durum, sosyal medyanın en büyük risklerinden biri olarak karşımıza çıkıyor.

    sosyal medyanın bu manipülatif gücünü özellikle ekonomik gücü elinde bulunduran spor camiasındaki bireyler ve kurumlar çok etkin bir şekilde kullanabiliyor. istedikleri doğrultuda bir algı yaratma veya mevcut bir algıyı değiştirme konusunda son derece başarılı oluyorlar. bu süreçte doğru olmayan istatistikler, çarpıtılmış bilgiler ve hedef gösteren ifadeler kullanılarak kamuoyu etkilenebiliyor.

    bu konuyu ele alırken spor dünyasına da değinmek gerekiyor. türkiye'de ve avrupa'da başarılarıyla bilinen galatasaray, sosyal medyada sürekli olarak algı operasyonlarının hedefi haline geliyor. özellikle uzun zamandır saha içi başarı yakalayamayan bir takım, bu mecraları çok etkin kullanarak galatasaray aleyhine bir nefret söylemi oluşturmayı başarıyor.

    bu takım, sosyal medyada doğruluğu tartışmalı istatistiklerle, manipülatif paylaşımlarla ve gerçek dışı söylemlerle galatasaray'a yönelik bir karalama kampanyası yürütüyor. bu kampanya, hem bu takımın kendi başarısızlığını gizlemeye hem de galatasaray'a karşı kamuoyunda bir haksız kin ve nefret oluşturulmasına hizmet ediyor.

    bu tür girişimler, futbolun birleştirici ruhuna ve sporun dostane rekabet anlayışına zarar veriyor. taraftarlar arasındaki gerginliklerin artmasına, sporun keyif alınması gereken bir aktivite olmaktan çıkıp bir mücadele arenasına dönüşmesine neden oluyor. spor kulüplerinin ve taraftarlarının bu tür manipülasyonlara karşı daha bilinçli olması ve sosyal medya içeriklerini eleştirel bir gözle değerlendirmesi büyük önem taşıyor.
  • 180
    fbjklilerin herhangi bir girdi gördüklerinde "bunu nasıl galatasaray'a bağlayabilirim ve adlarını lekeleyebilirim?" şeklinde düşünerek görüş paylaştıkları ortamlar.

    bu girdi herhangi bir konuda olabilir, magazin olabilir, oyun olabilir, ekonomi olabilir, her şey ama her şey olabilir. adamların amacı bu olayları galatasaray'a bağlayarak hiç futbolla ilgilenmeyen insanların bile bunu kanıksamasını sağlamak.

    etkileşim almış herhangi bir tweetin altına girin, mutlaka bir fenerlinin olayı gs'ye bağladığını göreceksiniz. bu tamamen doğal gelişen bir süreç ve hep böyle düşündükleri için organize şekilde yapabiliyorlar. işin kötüsü bizim "gs fenomenleri" de komik olmak için bunun mizahını yapıyorlar. adımızı kirlettiler, itibarımızı zedelediler ve hiç futbolla ilgilenmeyen insanlar bile kulübümüzü hain terör örgütleriyle yan yana anıyorlar artık. bununla hiç mücadele edemedik, hala da etmiyoruz.

    bir örnek vereyim;
    konu: tenisçi jannik sinner'in doping yapmaktan ötürü anlaşmalı 3 ay ceza alması. ceza grand slamlerde oynamasını etkilemiyor dolayısıyla bir haksızlık durumu var.
    tweet: https://x.com/.../1890701951660167245
    altına gelen yorumlar: tenisin galatasaray'ı herhalde bu adam.

    ama bunun tam tersini, yani fenerli versiyonunu görmüyoruz. bu tamamen doğal bir süreç ve fbli taraftarların organize şekilde yapabildiği bir operasyon.
  • 182
    galatasaray’ın asla kulak asmaması gereken yer.

    ilkay diye bağırıldı. ilkay alındı. bize hiçbir faydası olmaması muhtemel.

    frankfurt maşında abdülkerim kesilsin singo oynasın diye ortalıkta kıyamet koptu, öyle oldu, dağıldık.

    yine aynı maçta sara kesilecek ilkay oynayacak yangını yapıldı, hiçbir faydası var mı? yok.

    yıllardır burada yusuf demir oynayacak, jelert oynayacak yangını yapılıyor. herhangi akla sığar bir tarafı var mı? yok

    şimdi ise okan buruk istifa yangını başladı. akıllı taraftar, yönetim, okan hoca bunu dinlemeli mi? asla.

    okan hoca avrupa’da başarısız. frankfurt maçı da bana göre teknik yönetim ve maç sonu açıklamalar olmak üzere tartışmasız en kötü maçı. eleştirilmesi, hatta çok yüksek dozda eleştirilmesi gerekli.

    peki biz avrupa’da marsilya lazio moskova grubundandan namağlup lider çıkarken noldu? ligde kötüyüz diye hocamızı yolladık.

    şimdi 3 senedir şampiyonuz, 4 e gidiyoruz, yine hocamızı yollamak istiyoruz.

    yani avrupa kulüpleri liglerinde hocalarına 3 sene müsade ederken biz bir tarafta durmadan bizi şampiyon yapan hocamıza avrupa’da 3 sene kredi vermiyoruz.

    bakın her şeyin farkındayım, galatasaray cicaldau berkanla yakaladığı başarıdan, üstüne 4 senede 300 milyon euro para harcayıp, avrupa’da rezil bir skor alıyorsa burada bazı şeyleri artık değiştirmek gerekir.

    peki burada değiştirmek gereken hocanın ekibi ve zihniyeti midir yoksa kendisi mi?

    buna cevap vermek için liverpool maçını değil, şampiyonlar ligi serüveninin sonlanmasını beklemek zorundayız.

    galatasaray liverpool’u yenmesi pek mümkün değil. oradan bir mağlubiyet çıktığında istifa sesleri daha da yükselecek. ama bu doğru mu? asla değil.

    ocak ayı gelir, galatasaray şampiyonlar ligi tablosunda yine istemediği yerde olursa o zaman okan buruk’un gönderilmesi düşünülebilir. ama bu günlerde asla.

    okan hoca gidince kim gelecek de bizi derbilerde ve ligde sürekli zaferlere ulaştıracak, onun üstüne bir de bizi avrupa’da şanlı günlerimize döndürecek bilmiyorum.

    ama okan hoca kalır ve türkiye’de ve avrupa’da farklı futbol oynarsa, zihniyet değiştirirse bunu yine okan hocanın başaracağını biliyorum.

    insiyatif gösterdiği, onu çok seven futbolcular da bir zahmet avrupa’da hiçbir şey için oynamıyorlarsa hocaları için oynasınlar.

    ha unutmadan not olarak ekleyeyim. icardi hiçbir zaman yedekken maç öncesi ısınmaya çıkmıyor. ne tesadüf ki osimhen de hiçbir zaman yedekken maçta önce ısınmaya çıkmıyor. bu oyuncuya dayalı düzen törpülenmeden, bu tavizler azalmadan avrupa’da başarı gelmesi pek mümkün değil. zihniyet değişikliğinden kastım bunu da içeriyor.
  • 183
    mantıklı kullanıldığında ne kadar güzel ve etkili bir mecra ama benim bu yazım mantıksız kullanan, mizah yaptığını zannedenlere bir eleştiri olacak.

    şampiyonlar ligi 2025-2026 sezonu kuraları çekildiğinden beri komik olduğunu zanneden bazı hesapların editleri karşımıza çıktı. yok işte liverpool'un hücum hattı karşısında uğurcan, vay efendim şampiyonlar liginde öylesine takılan galatasaray vs. gibi güya mizah editleri... üzücü olan ise bazı galatasaraylı taraftarların da bunlara gülmesi, prim vermesi, birbirine yollaması ve eğlenmesi.

    zannederim geçen sezon bu konulara benzer bir yazı daha yazmıştım burada. muslera ile, okan hoca ile güya alay etmeye çalışan bazı editler hatırlıyorum. güya mizah adı altında bana hiç komik gelmeyen işler. bunları yapanların hangi takımı tuttuğu umurumda değil ki zaten galatasaraylı ise daha üzücü. bunları yapanlar galatasaraylı değilse şaşırmam çünkü bizim başarılarımızı hayal dahi edemeyenler, aklından bile geçiremeyenler... yok bunları yapan ya da bunlara prim verenler galatasaraylılar varsa ya yaşları çok gençtir ve galatasaray'ı iyi tanıyamamışlardır ya da bazı şeyleri unutmuşlardır. ali sami yen'de "işte böyle, her sene böyle milan'a böyle..." veya "işte böyle, her sene böyle, real'e böyle..." tezahüratlarından haberleri yoktur. galatasaray'ı iyi tanıyan ben ve benim gibiler bu sözde mizaha prim vermediler, vermeyecekler. ben ve benim gibiler 30 eylül 2025 galatasaray liverpool maçına geldiler ve dosta düşmana taraftarlık nasıl yapılır gösterdiler. liverpool %68 topla oynadı, bu ne demek biliyor musunuz? 98 dakika süren maçta yaklaşık 67 dakika boyunca ıslık çaldık demek... alt çene kemiğim hala ağrıyor.

    konumuza dönecek olursak ben ve benim gibi galatasaray'ı iyi bilen taraftarlar var olduğu sürece, komik olduğunu düşünen bu tiplere prim verilmeyecek; hepsine bu maçta olduğu gibi zaferler gösterilecek.
  • 184
    özel gecelerden.
    salıdan beri timeline yanıyor, galatasaray juve’yi 5’lemiş.
    bugün şu sıralar nottingham takke düştü kel göründü yapıyor. *
    sosyal medya’daki fenerbahçeli arkadaşlarınızın story’lerine iyi bakın.
    leblebi rakı, kadıköy’de şarkı türkü, stattan “victory is close” görselleri, avrupa türküleri, sonra şak uzun bir sessizlik ve ebedi karanlık.
    bir sonraki story yok.
    hiç de olmadı.
    ıntagram’da zannedersem story özelliği çıktığından beri elle tutulur başarısı yok adamların.
    hep karanlık.
  • 185
    bir kez daha dün akşam, galatasaray taraftarının nasıl bakması gerektiği konusunda, çok net dersler çıkarılması gereken mecra.

    türk basını zaten yıllardır böyle ama artık odak sosyal medyada. konya maçı kaybedilir kaybedilmez, victor osimhen'in 2 aydır para alamadığı ve konya maçında bu yüzden oynamadığı söylentileri yayıldı. niye? çünkü konya'da kaybettik. o maçı kazansak, bunların hiçbirisi elbette haber olmayacaktı. bu ülkede kaostan beslenme haberciliğin de dedikodunun da ana hedefi. dün kasımpaşalı topçu o topu içeri vurmasa, bugün sane'nin de mutsuz olduğu haberi çıkardı. kasımpaşalı, topu içeri vurdu, bir anda o haberler, ederson'un parasını alamadığına döndü. niye? çünkü devran kısa süreliğine döndü, vurulacak takım fenerbahçe oldu.hooop bu sabah, galatasaray yönetiminin ağzından, maaş problemi yok haberi girildi.

    bu mecrada çıkan dedikodu, maksatlı haberler ile fikirlerinizi oluşturmayın veya görünce bir anda paniklemeyin ya da rahatlamayın. bazı yüksek takipçili ve etkileşimli hesapların sadece buradan para kazanmak için haber yaptığını unutmayın. herhangi bir maçın bitiminden, 10 dakika geçmeden, sakatlanarak oyundan çıkan bir oyuncu için, sezonu kapattığı paylaşımı yapılıyor yüksek takipçili hesaplardan, altında kıyamet. hesap sahibinin cebine para, altında birbirine girenler, maaşsız çalışan stajyerler gibi. daha oyuncuya müdahaleyi yapan doktorun bile olayla ilgili fikri yok ama bunların sözde var.

    o yüzden bu hesapları veya zihniyeti ciddiye almamanızı hatta görmezden gel butonuna tıklamanızı tavsiye ediyorum. hatta, misal "sezonu kapattı" ifadesini bile bloklayın ayarlardan, daha az stresli olursunuz, kulüp açıklamasında neyin ne olduğunu görürsünüz zaten.
  • 186
    özellikle x/twitter özelinde konuşuyorum, uzun süredir damarıma basan, sınırıme dokunan her hesabı patır kutur engelliyorum. böylelikle ruhumu ve timeline'ımı bir parça temiz tutabiliyor, ve burada şu an ismini anmayacağım onlarca gereksiz isme hiç prim vermiyorum. saçtıkları salyalardan ve nefret tohumlarından uzak, bir nebze de olsa daha sağlıklı bir hayatım var.
  • 187
    twitter kısmı elon musk’ın satın aldığı günden beri çukur durumdadır. tüm dünyada böyle. sana özel kısmı, ücretli mavi tik dağıtımı ve etkileşimden para kazanma vs derken iblis elon musk gül gibi mecranın içinden geçti. etiketlere bile tıklayınca etiket dışında her şey çıkıyor karşına.

    2022’ye kadar en temiz haber kaynağıyken son 4 senedir adeta lağım çukuruna döndü. yalanın, iftiranın ışık hızında yayılması dünya için çok kötü. elon musk gibi sağcı/faşo bir herife böylesine bir güç verilmemeliydi. dünyanın başına bela olan trump şu mecra sayesinde tekrar seçilebildi mesela. eski halini çok özlüyorum.
  • 189
    italyan düşünür, tarihçi ve yazar umberto eco’nun 2015 senesinde ölmeden birkaç ay evvel bununla ilgili güzel bir röportaji çıkmıştı. çok kısa özetlemek gerekirse;

    ‘sosyal medya, eskiden bir kadeh şaraptan sonra sadece barda konuşan ve topluma zarar vermeyen aptal lejyonlarına söz hakkı verdi. eskiden hemen susturulurlardı; oysa şimdi bir nobel ödülü sahibiyle aynı söz hakkına sahipler. bu, embesillerin istilasıdır.’

    daha iyi ifade edilemezdi…
  • 190
    matbaanın bulunmasından, radyo ve televizyona kadar toplum sadece izleyen ve dinleyen taraf oldu. iletişimde hep pasifti. sadece belirli bir kesim fikirlerini geniş mecralara aktarma şansına sahipti. eskiden galatasaray ile ilgili konularda hıncal uluç'lara muhtaçken şimdi orhan uluca, sinan yılmaz gibi kaliteli isimleri dinlemeyi tercih etme gibi bir şansımız var.

    sosyal medya ile birlikte internet erişimi olan herkes artık büyük bir iletişim ekosisteminin bir parçası. herkes fikrini yayınlayabilir ve anlatabilir. artık toplum, tüketici olduğu kadar üretici de. fikirler de çok hızlı yayılıyor, bilgi de. ben söz hakkının sadece bir zümreye ait olmaması sebebiyle bu durumdan memnunum. fakat sorun, bilgi ve fikir sahibi donanımlı insanların cahiller kadar fikirlerini yaymakta ısrarcı olmaması. burada suçlu sistem değil, maalesef insanlar.

    doğru bilgiyi yaymak, inandığımız temeli sağlam fikirleri konuşmak bizim elimizde. kimse elindeki gücü küçümsemesin.
App Store'dan indirin Google Play'den alın