resim
Sabri Sarıoğlu
Görev:Teknik Direktör
Takım:-
Yaş:41
Uyruk:Türkiye
  • 9570
    mevcut yönetimden zerre bir şey beklediğimden falan değil de, eğer biraz zeka kırıntıları varsa sabri olayını kullanarak taraftarın gözünde eksilerin dibinde olan kredilerine tek bir artı puan yazdırabilirler. yani sırf ''sabri'yi galatasaray'dan yollayan yönetim'' olmak için bile sözleşme uzatmama kararı alabilirler, birazcık zeka varsa dediğim gibi. bir şey kaybettirecek hali yok zira, ama kazanacakları gönüller olabilir...
  • 2318
    öncelikle bu entrynin anası sikilecek kötülenme rekoru kıracak pipimde değil.

    sabrı sarıoğlu benim için sırasıyla şudur:

    1- çok iyi galatasaray lıdır iyi savaşır ve hızlıdır.
    2- oyun zekası yoktur.
    3- takım oyununu bilmez kafasını kaldırmadan pas atar.
    4- gereksiz yere oyuncularla ve hakemlerle tartışır.
    5- iki, üç ve dördüncü maddelerle birlikte beşinci olarak diyeceğim adam gibi adamdır.

    final olarak galatasaray'ın ilk 11 futbolcusu olacak niteliklere sahip değildir. ama çok severim oynatılınca kızmam.
    adamın hasıdır o.
  • 3318
    20 mart 2012 galatasaray sivasspor maçı ndaki teknik, mental ve fiziksel yetersizliği neticesinde eboue nin her zaman yaptığı bindirmelerden oluşan boşluğu kapatamayarak tekrar ve tekrar galatasaray kalesinde gole sebebiyet vermiştir. malesef mevcut kadrodaki futbolcular ile kendisi arasındaki kalite farkı her geçen gün daha da artıyor. artık iş öyle bir boyut aldı ki oynadığı her maçta yetersizliği galatasaray kalesinde potansiyel bir gol tehlikesi..
  • 10198
    olm adami ovuyorsunuz bari yedirdigi 3838399 tane golu anlatin. hayatim bu adama kapalidan,sabri geriye kos demekle gecti. ulan taraftar oyuncusuna geriye kos diye bagirir mi?. kendisi sesini tabiki cikarmayacak. cunku kalitesi belli orandaydı. en fazla anadolu kariyeri yapacak iken ugur ucarin sakatlanmasi ile takimda uzun sure ekmek yedi. koca galatasarayin tek buldugu adam gibi sag bek eboue oldu. o da gelince sabriyi kesti.

    inanın ben ve benim gibiler sabriden daha iyi adam ve kalbi güzel ama bu benim gibilerin galatasarayda oynaması için sebep değil. kendinden önce ki son 5 yılda capone,ümit davala ve fatih akyel sağ bekte oynamıştır. sadece o standard bile yeterlidir. 13 sene bizde oynamış akılda kalam maç sayısı 5 geçmez. düşünün bu adam sağ kanat oynamadığından sağ beke devrilmeye çalışıldı. bakın modern futbolda bek oynamak hem daha zor hem daha kabiliyet getiren bir pozisyon. onun için takımlar 4-3-3 pozisyona döndü. bekler hem defans hem ofans yapsın diye. sabri ne ofansı var ne de defansif özellikleri.

    karantina filan derken herkes de hafıza kaybı başlamış. adamın sigarası ve rakısı meşhurdur onun dışında futbolculuğu kötüdür.
  • 3355
    kendisini severim ve sürekli eleştiren tayfadan da değilim * ancak fatih terim bu takıma geldiğinden beri arada bir forma şansı bulup da kendini geliştirmeyen galiba tek futbolcu. aydın nerdeyse patlayacak, ufuk kaleye geçince nerdeyse güven verecek ama sabri'de hiç bir ilerleme yok. bu adam geldiğinden beri zaten defansif anlamda çok iyi değildi. ona eyvallah dedik ama bu sene bari bi ortadır, şuttur çalış ve geliştir be arkadaş. hasan şaş var ümit davala var söyle birine öğretsinler sana. "defansı iyi değil ama hücumda çok faydalı oluyo adam" diyelim bari. eboue'nin önümüzdeki 2 sene yaklaşık 1 ay takımda olamayacağını düşünürsek * ya kendini geliştirmeye bugünden tezi yok başlamalı ya da tribün yolunu öğrenmeli. gerçekler acıdır kaptan, seni seviyoruz ama futbol sahada oynanıyo maalesef. umarım bi gün bizi gidişinle değil de oyununla sevindirirsin.
  • 6994
    eğer her iç saha maçına gidebilme şansım olsaydı, her maç kendisini ıslıklardım. kendi futbolcusunu ıslıklayan taraftar olmaz diyeceksiniz belki, eyvallah haklısınız da bu yabancı düşmanı, takım arkadaşlarını çekemeyen, kaptanlık bandı için gerginlik yaratan, kendi takım arkadaşının boğazına sarılan, işi gücü taraftara şov yapmak olan kişi her türlü tepkiyi hak ediyor.

    edit : yolda falan da görsem ıslıklar, sonra titreyerek imzamı alırım.
  • 10099
    jübileyi sonuna kadar hak ediyor.

    türkiye'deki bir kısmı geçmişini bilmeyen balık hafızalı, bir kısmı da ergen taraftar kitlesi yüzünden bu tür gelenekler unutuldu. en son ne zaman bir oyuncumuza jübile yapıldı, hatırlayamıyorum. aynı mantık çerçevesinde retrospektif şekilde bakalım, fatih terim'in jübilesi:

    ''rezil kaptan. şampiyonluk görmemiş galatasaray kaptanı kabul edilebilir mi ya? böylesi olmaz olsun. 12 yıl takımda kal, kaptanlık yap; 1 şampiyonluğu yok. jübile yapılmasını doğru bulmuyorum, kazandığı 7 sülalesine yeter. paşam bir de helikopterle sahaya inecekmiş. 1 şampiyonluğu yok, şov peşinde.''

    gerçi kurgulamaya gerek yok. yaşanmışları var.

    kulübün 7 şampiyonluk yaşamış efsanesi bülent korkmaz ne demişti zamanında:

    ''ama kulüp içinde ne yazık ki başarılı insanlarımız paçalarından aşağıya çekiliyor. başarılı bir adamı yüceltmeniz gerekmiyor mu? bu manevi değerlere sahip çıkılmama olayı benimle sınırlı değil. birçok arkadaşımıza bu yanlışlar yapıldı''

    ''bizdeyse manevi değerlere sahip çıkmak yok. örneğin, galatasaray'da bu böyle. metin oktay yaşadığı zaman değer veriliyor muydu veya bu kadar değer veriliyor muydu? hayır. allah rahmet eylesin, öldükten sonra değer verildi. insana yaşarken değer verilmeli.''

    sabri galatasaray altyapısının çıkardığı bir oyuncudur. bu forma altında 6(altı) şampiyonluk ve toplamda 15 kupa görmüştür ki kulüp efsanesi bülent korkmaz'ın toplamda 18, hakan şükür'ün 16, kupa gördüğü bir ortamda aslında hiç de az değildir(diğer kupaları 2000'lerde oynanmadığı için dahil etmedim). başarıdan bağımsız olarak, ileride geri dönüp bakıldığında 2000'lerin galatasaray'ı için aslî unsurlardan birisi olduğu görülecektir.

    iyi futbolcu değildir, kötü futbolcu dersiniz eyvallah; ancak galatasaray altyapısının ürünüdür ve çocuğudur. yaptığı sözleşmeleri, aldığı paraları kimsenin alnına silah dayayarak almamıştır. mevkisine tonla oyuncu alınmış veya altyapıdan çıkmış(cihan haspolatlı, uğur uçar, serkan kurtuluş, salih dursun, veysel sarı, tarık çamdal), ancak nihayetinde kalıcı olan sabri sarıoğlu olmuştur ki bu da ülkenin futbol düzeyi hakkında fikir verici olmakla birlikte ehven-i şer sabri'yi suçlamak için bir gerekçe de değildir. kendisine aydın yılmaz veya tarık çamdal muamelesi yapmak galatasaray taraftarına yakışmaz(aslında modern taraftara yakışıyor).

    jübileyi sonuna kadar hak ediyor. seversiniz sevmezsiniz(ki ben bayılmam kendisine), ancak kariyeri boyunca gönderildiği son sezon haricinde galatasaray forması dışında hiçbir formayı giymemiş ve bu süre zarfında 6 şampiyonluk(toplamda 15 kupa) görmüş bir oyuncuya kulübünün taraftarları tarafından(bakın taraftar diyorum, yöneticilik değil, doğrudan duygusal bir bağ ile bağlı olan insanlar; taraftar böyle yapabiliyorsa yöneticilerin falakaya yatırması gerekir herhalde) bir jübilenin çok görülmesi kanımca bir spor ayıbı.
  • 1835
    sabri hakkında her şey

    sabri sarıoğlu: sahadaki biz. sahadaki galatasaray taraftarı.

    hep jenerasyon yakalamaktan bahsedilir ya, sabri başarılar kazanmış hiçbir jenerasyona dahil değil, arada kalmış, neredeyse hiç üst düzey futbolcu çıkaramamış bir jenerasyonun tek üst düzey futbolcusu. bu bile yeter aslında sabri’yi anlatmaya.

    galatasaray alt yapısından yetişmiş, milli olmuş son yıllardaki en fazla devamlılık gösteren futbolcu. biz sabri’yi sağ açık, sağ bek, sağ orta saha olarak tanıdık. halbuki alt yaş takımlarında, hem galatasaray’da hem de milli takımlarda orta sahada serbest oynayan adamdı. bu eski tabir tabii, yeni tabirle forvet arkası, 10 numara, amc oynardı sabri.

    sabri geldi 25-26 yaşına. bir futbolcu için atılım yapacağı yaşlarda artık. hem gücü hem oturmuş oyun karakteri hem de tecrübesi ile mesela avrupa’ya transfer yapacaksa tam zamanı. benzeri şekilde anadolu’da oynayanlar bu yaşlarda istanbul’a transfer yapıyor. sarp falan gibi ekstrem örnekleri saymazsak.

    sabri niye galatasaray taraftarı için bir yürek yarası peki? yürek yarası, çünkü taraftar içinde sürekli küfür eden de var, çok seven de. çok seven sayısı açık ara azdır, unutmayalım bunu. ama maç sırasında müthiş destek gördüğü o kadar çok oldu ki, hele son 2 sezondur.
    özellikle rijkaard sonrası büyük ilerleme gösterdi. ve elbette bu süre içinde sağ bek oynamayı da öğrendi. bunun dışında sabri maçlarda genellikle yırtıyor kendini, taraftarın gözünde yükseldiği zamanlar bunlar işte. ama bazen de öyle bir bırakıyor ki, eski hallerinden bile eser kalmıyor.
    mesela meşhur ankaragücü maçında yenen 4.golde neler yaptığına bir dikkat etseniz, ne demek istediğimi anlarsınız.

    sabri hala orta kesemiyor, hala büyük pozisyon hataları yapıyor. a takıma çıkalı epey oldu. bu uzun sürede aşamadığı en büyük problem eski alışkanlıkları. alt yaşlarda oynadığı zamandan kalan alışkanlıklarını bırakmakta zorlanıyor. mesela takımın yıldızı olup, büyük bir özgüvenle oynadığı zamanlar, istediği yerde çalım atar, istediği yerde kaleye şut atardı. hatta her frikikte topun başına gelmesinin sebebi bile bu. ama genç takımda 10 numara oynamak ile a takımda sağ bek oynamak arasında ciddi bir fark var elbette.
    kaleye vurduğu topların istatistiğini bilmiyorum ama yüzde çok düşük büyük ihtimalle, bir de avuta çıkan topun gittiği yer açısından taraftar şut atmasını istemiyor. topu kargalara gönderiyor. halbuki vuruş zamanları genellikle doğru. önünde rakip varken göbek deliğinden geçirmeye çalışmıyor örneğin. eskiden daha fenaydı, artık 4’e 4 giderken kaleye vurmuyor.
    yine benzeri şekilde kestiği ortaların isabet oranı çok düşük. bu defa kesin konuşabilirim. aslına bakarsanız ceza sahasına kesilen ortalarda bakılması gereken topun nereye gittiğidir. şöyle ki; sağ bekten bindirip orta kestiğinizde topun penaltı noktası civarına düşmesi gerekir. ama sabri’nin ortaları genelde ya 18’in uzak köşesinden dışarı ya da 18’in içine girmeden rakip tarafından kesiliyor. sabri kalitesinde bir futbolcunun, yani galatasaray ve türk milli takımı futbolcusunun bunları yapamayışın tek sebebi kendini rahat hissetmemesi ve telaşı.

    sabri’nin kıyaslandığı 2 kişi var sürekli. galatasaraylı’lık açısından arda turan, oynadıkları mevki bakımından gökhan gönül. ben her seferinde arda’yı ve gökhan’ı tercih ederim.
    arda konusunu çok ciddiye almıyorum. çünkü çok net ki, sabri’yi bu kadar kollayanların bir çoğunun asıl amacı arda’ya çakmak.
    gökhan gönül mevzusu da enteresan. sabri’den daha yavaş, daha güçsüz ama top tekniği daha iyi, pozisyon bilgisi daha iyi. örneğin yaptığı ortalardaki isabet oranı daha yüksek. bu sebeple bir takımın hocası olsam gökhan’ı tercih ederim. tamamen futbol meziyetleri açısından.

    haa, bir de sabri’yle dalga geçenler var. eleştiri başka şey dalga geçmek başka.dalga geçenler içinde futbolu, futbolcuya kazandırdıklarını bilmeyenler ya da kıskananlar var. o kadar belli ki. yapmayın arkadaşlar. hep söylenmez mi, keşke eğitim sistemimiz kişinin yeteneklerine uygun mesleği seçmesini sağlasa diye. sabri bunu başarmış biri işte, kıskanıp da çemkireceğinize gıpta edin, ayıptır.
    hani yeni bir numara var ya; secret. hani, istediğiniz şeyleri hayal edin gerçekleşir diyen mevzu, hani aslında o kitabı yazanın milyon dolarlar kazanarak bu fikrin doğruluğunu kendisi için kanıtladığı güzel fikir. hah, işte sabri de bu işi çözmüş. zamanında da vinci, newton gibi büyük adamların çözdüğü sırrı çözmüş.
    bilen bilir, galatasaray futbolcusuna küfür etmem, kolay kolay laf söyletmem, tribünde yanımda topçuya küfür ettirmem. yıllar önce fenerbahçe – göteburg maçında fenerli bir çocukla kapışmıştım. top rıdvan’a, oğuz’a, aykut’a geliyor, bizim arkadaş “bak salağa bak” falan diyordu. “yavrum sen çok mu zekisin, o zaman niye sahada değilsin” demiştim de kaçmıştı yanımdan. o yüzden sabri’yle dalga geçmeyin, hele küfür aman ha, sakın.

    bir de sabri’de şeytan tüyü var. sempatik bir genç adam. aynı kibariye’deki gibi. kibariye gibi içten, doğal bir yapısı var. maçlardan sonra üçlü çektirmesi “o da biliyor bunları yapmasa takımda barınamaz” diye açıklanamaz. çok içten ve samimi bir tavır o. kazanılan maçtan sonra ben nasıl istiyorsam sahaya çıkıp üçlü çektirmek sabri de o kadar istiyor. ben gol atsam nasıl davranacaksam sabri de öyle davranıyor.

    madem hakkında her şey dedik, aile hayatına da değinmek lazım. sabri çok belli ki mazbut bir hayat yaşıyor. bekarken de orada burada dağıttığı, rezalete karıştığı duyulmazdı. göz önünde olmadan bir hayat yaşıyordu. sabri gibi adamlar evlendikten sonra çok daha rahat ederler. aile babası olurlar. yeğenimiz de geliyor ki sabri’nin içi içine sığmıyordur. sabri tam tabirle; “evleneceksin, hanımla çay demleyip tv izleyeceksin, mutluluk budur” diyen tiplerden. allah hayatının sonuna kadar sevdikleriyle mutlu olmayı nasip eder inşallah.

    son söz : sabri’yi seviyoruz, hırsını, kazanma arzusunu, formanın, armanın hakkını vermek için didinmesinden hoşlanıyoruz. ama gençliğin ve kendine bakmanın getirdiği gücün yanında artık tecrübesini ve aklını daha çok kullanmasını istiyoruz.
    yani; ey sabri, sakin ol, hayat senin.
  • 792
    topu kullanmadan evvel sektirmesi veya belinin çevresinde döndürmesi mevzu edilen futbolcumuz.
    maçı dikkatle seyrederseniz bu hareketlerin birer parola olduğunu görürsünüz. tacı atmadan topu yere vurup sektirirse uzun atışlarla forvetlere atıyor, belinin etrafında çevirerek atarsa çizgi boyuna atıp devamında kendisi koşuyor ve sabri bunu uzun zamandır yapıyor.. gerçi sözlüğe yazınca parola olmaktan çıktı ya, neyse..

    sabri nin aklına zekasına ve yaratıcılığına kurban olsun bu zizonkovac..
  • 4195
    2 mart 2013 eskişehirspor galatasaray maçında direkten dönen topu gol diye bırakıp arkasını dönen oyuncu. sadece bu pozisyon için değil tabi de şu adam fenerli olsa taraftar olarak 7/24 top yekün taşşak geçerdik kendisiyle. ama galatasaraylı diye koluna kaptanlık bandı takıyoruz. bu kadar ucuz olmamalı galatasaray'da kaptanlık yapmak. yetenek, etkinlik, liderlik, tecrübe, zeka vs. gibi konulara da dikkat etmek gerek biraz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın