• 976
    artık sinerek, korkarak, sözün bittiği yer falan gibi tatlış açıklamalarla işin içinden çıkamayacağını görmesi gereken yönetim.

    kulübü maddi anlamda uçurumun kenarından alma konusundaki emek ve fedakarlığınız yadsınamaz elbette. bir dolu zorunluluk, maddi, manevi, siyasi, statükosal falan sebeplerden dolayı elinizin, kolunuzun, bacağınızın, serçe parmağınızın bile bağlı olduğunu da biliyorum.

    ama artık bıçak kemiğe dayanma seviyesini çoktan geçti. kemiğe sağlandı, hatta saplayanlar sağa sola çevirip kemiği çıkarmaya falan çalışıyor artık...

    öyle de böyle de kündeye getirecekler(!) bizi, bu apaçık ortada. her maç günü, her kurul toplantısından sonra, belki ilerde her ödeme günü falan böyle azar azar eziyet çekmektense bir kere gözümüzü karartıp cesaret gösterin. nereye kadar gidebileceksek oraya kadar gidelim...

    en azından onurumuzu, gururumuzu, karakterimizi korumuş oluruz.
  • 982
    dursundan sonra buyuk beklenti icinde degildim, allah korusun ne dursunu abi. mustafa cengizi aslan meclisi programindan bilir takip ederdim ancak tamam iyidir hostur efendidir felan. futbol ve diger branslarda ki basiretsiz tutumlar, pasif kalmalara karsi bir buyugun ayagina gidip forma hediye etmek yerine baska ne yapiyorlar merak ediyorum. bakin ekonomi konusunda birsey diyemem adamlar haklilar o zaman balik bastan kokar, o zaman alamayacaksan birine 200 bin dolar daha ver gomis kalsin 1 sene daha oynardi, simdi iyi mi oldu ?

    2,5 sene daha mecburen kalmalari gerekiyor cunku bir takim vaadleri var, zaten onlarda gerceklesmez ise kulubu kapatalim galatasaray futbol kulubu olarak acalim.
  • 987
    terim'in planlama konusunda hataları var elbet, hemde çok bariz. ama terim'i bir şey sanmalarından çok, "nasılsa fatih hoca idare eder" mantığıyla transfer konusunda pasif kalmaları akabinde gs'ı bu hale düşüren yönetimdir. dursun özbek'e karşı tutunulacak bir daldı ve işlevlerini yerine getirdiler. kendilerine teşekkür eder ve bir zahmet kenara çekilmelerini temenni ederiz.
  • 988
    şimdi başkan, bu gruptan çıkamadık 9.5 mio euro grup hasılatı gitti, 2 maç daha oynayacaktık, biri sahamızda en azında 1.5 mio euro'da onun geliri (galibiyet malubiyet beraberlik stat geliri vs).

    sen galatasaray'ın 1 kuruşunu korumak için çıktıpjn yolda 11.000.000 euro gelire mani olmuş oldun 65.000.000 tl'ye yakın para eder bu.

    yazık değil mi nasıl teleafi edeceksin.

    akabinde ligi de vurup geçmek varken şimdi 3. konumdayız seneye gruplara kalamaz isek şampiyon olamadığımı için o kaçan gelirleri nasıl telafi edeceksiniz.

    "sponsor" mu bulacaksınız.

    acemi çavuşlar döner kendini avuçlar misali resmen.
  • 989
    kulübün hakkını savunamadıkları için "artık benim için yok hükmündedirler" yazmıştım. bu konuda aynı görüşüm hala devam ediyor. diğer taraftan yapılamayan santrafor transferi yüzünden eleştirilmelerini anlayabilirim ama %100 suçlu olduklarını asla kabul etmiyorum. santrafor transferinde %60 yönetim suçluysa, %40'da fatih hoca suçludur. ayrıca diyelim ki santrafor transferini yaptılar ama takım bundan çok daha iyi olmadı. o zaman ne diye eleştireleceklerdi? takımın santraforunun olmamasını tabii ki eleştirelim ama bu kötü gidişi de tamamen onlara yıkmayalım. fernando, eren, feghouli ve garry gibi futbolcularımız çok formsuz. ki diğer futbolcularımızın da durumu çok iyi değil. sakatlık konusunu hiç açmıyorum. o yüzden elma ile armutları hiç karıştırnayalım. karıştırdığımız vakit iş çığrından çıkar.

    (bkz: 2018-2019 sezonu)
  • 990
    galatasaray'ın iyi bir kadrosu olsa şu grupta en az 4 galibiyet alırdı. bu da 10.8 milyon euro yapar. bu arkadaşlar birkaç yüz bin euro'nun hesabını yaparken servet kaybettiler.

    sen 3 ay boyunca dünyada başka adam kalmamış gibi sadece n'diaye ve emre ile uğraşır üstüne anca son gün kadrona katar bu da yetmezmiş gibi halihazırda forvet ihtiyacı varken transfer sezonunun bitmesine 1 hafta kala takımın tek forvetini gönderip yerine kimseyi almazsan bu kötü tablo normal.

    rahat şampiyon olup rahat bir şekilde gruptan çıkacağımız sezonu heba ettiler.
  • 993
    2018 yazında sportif idarecilik anlamındaki yetersizlikleri konusunda bir grup insan olarak çok yazıp-çizdiğimiz yönetim. futbol takımının bir önceki sezonu şampiyon olarak tamamlaması ve fatih terim faktörü gibi iki ezbere dayanakla her daim topa tutulduk yaz dönemi boyunca. işin aslı insanlar biraz da branşları "umursamadıkları" için destek vermeye, dursun özbek travmansının da etkisiyle belki de haddinden fazla sahiplenmeye devam ettiler. ortada gerçekten mesnetsiz yaygara koparan mikserler de vardı ama ayağı yere basan gerçekçi eleştiriler de nedense görmezden gelindi, hatta futbolda işler başka olur falan dendi.

    2018 yılının son ayına girmekte olduğumuz şu günlerde şampiyonlar ligi 2018-2019 d grubunda son maçlar öncesi "acaba 3. bitirebilecek miyiz ? " telaşındayız. 13 haftası geride kalmış olan ligde liderin 6 puan gerisindeyiz. takımı neredeyse biçen sakatlık belasıyla ve galatasaray'a karşı başlatılan topyekün savaşla da mücadele etmeye çalışıyoruz. bu sportif durumlar ve saha dışı faktörler kol kola geçmiş vaziyette büyümeye devam ediyor. ortada ne bir takım planlaması, ne adam akıllı bir sportif yol haritası ne de kriz yönetimi becerisi olduğu malesef görülüyor.

    ne yazık ki durum amatör şubelerdeki kadar kötü. hicvedilen, tasvir edilen, korkulan hatta abartılan kadar kötü. zaman ilerledikçe, sezon oynandıkça, şartlar zorlaştıkça ortaya çıkıyor. her ne kadar yaşanan saha dışı olaylar gerçek durumu bir miktar kamufle etse de yeterli şekilde hazırlanamadığımız, fırsatlar kaçırdığımız çok açık...

    keşke galatasaray kamuoyu olarak bazı şeyleri görüp daha erken ses çıkartıp doğru yönlendirmeleri zamanında yapabilseydik...

    yine de ciddi bir muhalifi olmama rağmen bu dönemde koşulsuz bir destek belirttiğim yönetimdir. fenerbahçe ve beşiktaş'ın batmak üzere olduğu, başakşehir futbol şeysinin maddi manevi her yönden iteklenip belki de olası bir satış için lig şampiyonluğu ile yaldızlanıp parlatılmaya çalışıldığı bir dönemde; türk futbolunun statükosu gereği farkı koymaya çok yaklaşan galatasaray'ın paçalarından aşağıya çekilmesi zaten süpriz olmayan bir durumdu. tarihin en ağır dış saldırılarından birine maruz kalan bir galatasaray yönetimi olarak, hem de geçmişten devraldığı enkaz sebebiyle eli-kolu bağlı vaziyette iken var olabilmek kolay değil. hele ki günümüz türkiye'sinde bahsi geçen geçmeyen pek çok kimseye karşı cephe tutmak hiç kolay değil...

    iyi bir kadro planlamamız olsaydı, sportif idare anlamında daha güçlü durumda olsaydık bu saha dışı olaylar hangi boyutta kalırdı orası bir soru işareti. belki de bize karşı bambaşka methodlar denenecekti, daha da farklı şeyleri konuşuyor olacaktık.
    ya da en azından bu sakatlıklar yaşanmayıp eldeki kadroyu düzenli bir şekilde kullanabilseydik bu kadar kötü durumda olur muyduk, bilemiyorum...

    2018-2019 sezonunda bir önceki sezon kazandığı şampiyon ünvanını koruyup, kura şansını iliklerine kadar hissettiği şampiyonlar ligi gruplarında çok iyi bir iş yapacak galatasaray belki de ezeli rakiplerinde uzun yıllar devam edecek bir travma yaşatacaktı. bu ekonomik ortamda çok çok önemli olan döviz gelirleriyle maddi anlamda da ciddi bir nefes alacaktı...

    sponsorluk konusu, gomis'in transferi, gelmeyen forvet transferi ve argo tabirle bu konularda söylenen irili ufaklı yalanlar... bütün bu konularda bir çuval inciri berbat etmelere doyamayan bir yönetim...

    ancak dursun aydın özbek'ten adeta ateşten bir gömlek devralmış, yetmemiş galatasaray'a karşı başlatılan topyekün savaşın belki de en şiddetli versiyonuna maruz kalmış bir yönetim...

    eleştirilecek yanları kadar desteği hak eden, desteği hak ettiği kadar eleştirilecek yanları olan bir yönetimdir...

    yine de umarım bu savaştan beraberce galip çıkacağız. dursun aydın özbek ve zihniyetine karşı verip kazandığı mücadele gibi galatasaray düşmanlarının alayının da hevesini kursağına tıkayacaklar...

    gerisini ondan sonra konuşuruz...
  • 994
    28 kasım 2018 kulüpler birliği vakfı açıklaması ile ilgili bir takım aksiyonlar almasa gereken yönetim.

    öncelikle sağlıklı bir bildiri yayınlanarak verilen tepkinin hatalı karar verilmesine değil, var sistemine rağmen sistemin kullanılmamasına verildiğini ve bunun bir hata olarak değerlendirilmesinin mümkün sayılamayacağını belirtilmesi gerekir.

    ardından başkan mustafa cengiz'in kulüpler birliği başkanı fikret orman'ın ilgili açıklamadan sonra kendisine telefonda söylemiş olduğu ''haberim yok'' açıklamasına, kulüpler birliği başkan yardımcısı erol bedir'in ''beni bildiriyi imzalamam için fikret orman aradı'' açıklaması karşılaştırmalı olarak yazılarak, hanginiz yalan söylüyor? diyerek resmi siteden sorulmalı.

    ardında 17 kulübe, mhk'ye ve tff'ye;

    1) 24 aralik 2016 adana - başakşehir maçı, maç sonucu 1-1 hakem hüseyin göçek (yanliş ) karar veriyor.
    bu yanliş karardan dolayi - hüseyin göçek'in 1.5 yil başakşehir maçina verilmediğini;

    2) 19 eyül 2015 trabzon - galatasaray maçi, cüneyt çakir yanliş karar verdi diye.
    3 yil 2 ay 9 gündür düdük avni aker'de düdük çalmadığını;

    3)16 aralik 2010 da fenerbahçe - galatasaray maçi ( halis özkahya ) meirelesi ( oyundan atti diye )
    6 yildir kadıköy'de niçin maçi verilmediğini;
    fenerbahçenin en son yendiği 2012'de orduspor maçinda görev yapmiş bu hakem.

    4) fenerbahçe - başakşehir maçinda ( var ) arizalandi diye başakşehirin golü verilmedi.
    yardimci hakem ( serkan çimen ) mudahele etmedi diye 6 haftadir maç verilmediğini;

    sorması gerekmektedir.

    ayrıca bugün itibari ile arkamızdan iş çevirmiş olan 17 süper lig takımından hiç birinin kulüp yetkililerinin ali sami yen'de oynayacağımız hiç bir maçta kulüp yetkililerimiz tarafından bir karşılama ve ağırlama yapılmayacağının belirtilmesi gerekmektedir.

    bugün itibari ile ne şampiyonluk ne kupalar önemlidir. yönetim her hattı ile üstümüze oynayan tüm kulüplere karşı kılıcını çekmekten geri durmamalıdır.
  • 995
    sanıyorum bugün itibariyle “bizi dursundan kurtardılar” kredilerini tüketmiş yönetimdir. hep söylediğim gibi idare edebilecek insanlardır, iyi galatasaraylı da olabilirler ancak camiayı ileri taşıyabilecek insanlardan oluşmamaktadır.

    1) amatör şubeler konusu içler acısı. 10.000 dolar için su topu takımı şampiyonlar ligine gidemiyor; basket voleybol falan desen bitik. bu konuda eleştiriyorum, çünkü her ne kadar amatör sporlarda “tanking” karşı olduğum bir görüş değilse de, bu, ancak dominant bir futbol kadrosu ile kapatılabilecek bir imaj ve gelir açığı. yani futbol anormal dominant olur, amatör sporlar 3 sene zarar etmemeye oynarsa ok; ancak hem futbol “idare eder” hem amatörde tanking kabul edilemez.

    2) geldikleri günden bugüne, şüphesiz en önemli avantajları fatih terim idi. geçen sene şampiyonluğu tek başına aldı fatih terim. bu sene başında iki forvet istediğinde, kadrosunda 29 gol atan bir forvet vardı; buna rağmen çıkarak “bir veya iki forvet” dedi. yönetim ise, “içi forfet alazaaz” diye çıktığı yolda, belki plansızlık, büyük ölçüde parasızlık nedeniyle adam alamadı ve bizi, bizden daha önemlisi fatih terim’i eren ve sinan gibi bakkal emanet edecek seviyede güven vermeyen ikiliye resmen muhtaç etti. sow, ba vs. transferler ortada iken, bir şekilde o kaynağı yaratacak, ffp arkası mı dolanıyorsun ne yapıyorsun adam alacaksın aga. bugün gelinen noktada başarısızlığın her türlüsü, topa sahip olma, kontra, doldur boşalt ve sair sistemlerin hiçbirini oynayamayan eren’e bizi mahkum eden yönetime yazar.

    3) olağanüstü genel kurulda yönetim (başkan ve abdürrahim albayrak) çıkarak, her bir kuruşa ihtiyacımız var diyerek üyelik giriş aidatını 10.000 tl’den 20.000 tl’ye çıkardı. 300 kişide bu 3 milyon lira eder. forvetimiz olsa idi 12 puan (3 ev + loko deplasman) ile çıkabileceğimiz grup neticesinde 10.8 galibiyet, 9.5 tur, 3-4 m euro ilave yayın geliri elde edecektik. yani yönetim her kuruşa ihtiyaç var diyip yeni üyelerden 3 milyon tl sağarken, öte yanda yaktığı para 110 m tl. bunu kimse hazmedemez.

    4) takımlar özelinde ileri taşıyacak hiçbir hamle yapılmadı. ne bir ilave sponsor, ne bir ek gelir kalemi, hiçbir şey yok. oyuncu satıp üç kuruşla kulübü finanse ediyorlar.

    5) üyelik konusunda lise ile ters düştüler. liseden gelen üyeleri kabul etmeyerek, genel kurul nezdinde de başkanın son genel kurulda ifade ve oluştuğunu iddia ettiği, aleyhine “bindirilmiş kıta” olgusunu kendi elleri ile, göre göre oluşturdular.

    6) belki ticari kaygılar, belki naiflik, ne derseniz diyin fenerbahçe maçı ile başlayan ve iplerin koptuğu gemilerin yakıldığı süreçte doğru düzgün hiçbir eylemde bulunmadılar. kimse kusura bakmasın, herkes 2 gün sinirden uyku uyumamışken üçüncü gün çıkıp “boş” konuşarak, veya saygısızlık olmasın, “net konuşmayarak” galatasaray’ın hakkı savunulmaz. her gittiği yerde makam gezen başkan ile abdürrahim albayrak’ın, hükümet medyasının sahibi demirören federasyonuna bam bam laf söyleyeceğini düşünmüyordum; ancak bu kadar muğlak bir açıklama zinciri de beklemiyordum. akabinde konya maçı skandalı yaşandı, yine aynı terane. 30 milyonun gazını alma işi de fatih terim’e kaldı. oysa benim gözümde başkan maç sonunda iner soyunma odasına, “hocam benim hak mahrumiyetim önemli değil, sen mühimsin” der, “ne diyeceksen söyle ben söyleyeyim” der, hocan başkanımız bu konuda konuşacak der geçer ve ceza almaz. son dönemde taraftar bile artık yönetimin hak savunamadığını anlayarak baskı unsurunu kendi başına oluşturma yoluna bakıyor.

    diyeceğim şu ki; zamanında dursun özbek için ne kadar yetersiz dedi isem, aynı şey mustafa cengiz için de geçerli olacak gibi duruyor. dursun özbek bu kadar başarısız olmasa başkan da seçilemezdi. dursun özbek’in ardından gelmese bugüne kadar kalamazdı. geçen sene şampiyonluk yolında idare etmek dışında herhangi bir başarısı olmayan, esas hamle anlarında etkisiz, savunma anlamında güçsüz kalan bir yönetimden bahsediyoruz. arkasında lise koruması olmadığı, bilakis üye krizi ile liseyi de karşılarına almış olduğu düşünüldüğünde, kendileri adına, bu kötü günler geçecek daha kötü günler gelecek gibi duruyor.
  • 996
    ağır eleştiren taraftarlarımızın vefasızlık yaptığını ve galatasaray'ımızı dursun aydın özbek'le birlikte çok daha kötü günler görmekten kurtardığını düşündüğüm yönetimdir. kendisi acemi olabilir doğrudur, hatalar da yapıyor o da doğrudur. fakat asıl üzerine gidilmesinin nedeni forvet alınamaması ve futbol takımının üstüste başarısız sonuçlar almasıdır. futbol takımı başarılı sonuçlar alsaydı ve kendisi aynı açıklamaları yapsaydı asla bu kadar eleştirilmez, el üstünde tutulurdu.

    benim görüşüm, yaptığı tek önemli hata forvet almamaktır. bu hata ise acemilik ve ffp kısıtlamaları yüzünden yapıldı. insanlar, "keşke başkan olmasaydı." demeye getirerek çok büyük vefasızlık yapıyor. bu yönetim bizim dursun özbek'ten ve finansal bataktan kurtulmamız için tek şanstı, oldukça da düşük bir şanstı. bu insanlar bunu başardılar. ben kendilerine çok saygı duyuyorum ve vefa borcumuzu ödemek adına en azından seçildikleri dönem boyunca arkalarında durmamız gerektiğine inanıyorum.
  • 997
    oynadığımız rezil futbolda payı olan yönetimdir. kastettiğim forvet transferi falan değil, fatih terim'i yönetemiyorlar. güçsüzler. güçlü bir yönetim olsa şimdiye "hocam saha dışı bizim işimiz sen saha içine bak. nedir bu takımın hali? böyle futbol mu olur?" derdi. fatih hoca da saha dışını bırakıp çoktan saha içine dönerdi. biz de doğru düzgün top oynuyor olurduk.
  • 998
    eren derdiyok isimli futbol dehasının turşusunu kurması gereken yönetim. lanet olsun bizi şu adama mecbur bıraktıkları için. ne söylesek az dilimizde tüy bitti yazıklar olsun koskoca galatasaray’ın forvetinde oynayan adama bak. hayatım boyunca yaşamadığım rezilliği 18/19 sezonunda yaşıyorum. takım ilerde top tutamıyor forvetimiz olmadığı için. fatih terim’in eren derdiyok isimli zattan bir hakan şükür, drogba yaratmasını falan beklemişler resmen.
App Store'dan indirin Google Play'den alın