resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 5596
    https://x.com/riberiioo/status/1960674577404551190

    nostalji olarak güzel bir video ile anımsadığım forvet.

    metin oktay'dan victor osimhen'e kadar süregelen ''galatasaray'ın forveti star olur'' ekolünün bir dönemki temsilcisi.

    edit: galatasaray kariyerinde 116 maça çıkıp 61 gol 16 asist üretmiştir. tarihimizin en golcü 3. yabancısıdır. yaşı yetmeyenler hatırlamayabilir ancak emre belözoğlu isimli yer elması tarafından sakatlanana kadar çok iyi bir forvetti. o sakatlığı ondan çok şey götürdü. tabii bizden de.
  • 3469
    kırmızı kartıdır, oynamalıdır, oynamamalıdır, şudur, budur bir kenara; four four two'ya bu ay * bir röportaj vermiş. gece sıkıntıdan oturdum yazdım. buyurun. iyi okumalar.

    yaz transfer döneminde medyada galatasaray’dan ayrılmak istediğin ve fenerbahçe ile anlaşmak üzere olduğun yazıldı. gerçekten sarı-lacivertlilerle görüştün mü?
    -hayır! asla ağzımdan böyle bir şey çıkmadı. galatasaray’da çok mutluyum. artık kendimi buraya ait hissediyorum. hala burada yapacaklarım var. galatasaray’da iz bırakan bir başarı elde etmek benim için çok önemli.

    sezon başında daha çok yedek kulübesinde bekledin ama kasım ayından sonra düzenli olarak ilk 11’de oynamaya başladın. oynamadığın dönemlerde sorun neydi?
    -teknik direktörümüz fatih terim, tek forvetle oynamayı uygun gördü ve elmander’i seçti. oyuna girdiğimde elimden gelenin en iyisini yapmaya çalıştım. antrenmanlarda da çok çalıştım. artık böyle şeyleri sorun yapmayacak kadar deneyim sahibiyim. zaten bir süre sonra da fatih hoca 4-4-2’ye geçti ve ben de düzenli olarak oynamaya başladım. şimdi her şey yolunda.

    istanbul bb yenilgisinden sonra fatih terim’in “devre arasına kadar baros, elmander ve sercan ile idare edeceğiz” demeci moralini bozdu mu?
    -hayır, bunu duymadım bile. türk basınını takip etmiyorum. ama bunu söylemesi gayet normal. çünkü galatasaray büyük bir kulüp ve büyük takımların sürekli transfer peşinde koşmaları, kadroyu genişletmek istemeleri çok doğal.

    türkiye’ye geleli üç buçuk yıl oldu. geriye dönüp baktığında zamanın nasıl geçti?
    -takım olarak daha iyisini yapabilirdik. galatasaray’a şampiyonlar ligi’nde oynamak için gelmiştim ama hala bunu başaramadık. bu durum benim için hayal kırıklığı oldu ama yine de burada çok mutluyum. galatasaray çok büyük bir kulüp. üstelik bu sene çok başarılıyız. umarım sene sonunda şampiyonlar ligi biletini alırız.

    sakatlıklara rağmen maç başına 0,5’in üzerinde bir gol ortalamasıyla oynuyorsun. bu kariyerinin en iyi skor performansı …
    -özellikle ilk sezonum harikaydı. (31 maçta 20 gol) çünkü hiç sakatlık yaşamadım. gerçekten iyi bir başlangıçtı. gol atmak için etrafınızda iyi oyuncuların olması gerekir. ve galatasaray’ın kadrosunda her zaman iyi oyuncular vardı. son üç sezon hiç kupa kazanamamış olabiliriz ama her seferinde iyi kadrolara sahiptik.

    sahadaki partnerin elmander, senin gibi eski bir premier lig oyuncusu. göründüğü kadarıyla onunla iyi bir uyum yakaladınız…
    -elmander çok deneyimli bir oyuncu. bana çek cumhuriyeti milli takımı’ndan arkadaşım jan koller’i hatırlatıyor. topu iyi saklıyor ve benim için boş alanlar yaratıyor. mevcut oyun anlayışımız için çok önemli bir isim. onun gibi muhteşem bir oyuncuyla aynı takımda olduğum için çok mutluyum.

    bu sezon en yakın arkadaşın ujfalusi de seninle birlikte. onunla bir arada olmak nasıl bir duygu?
    -geçen yıl savunma zaafları yüzünden çok gol yedik. maç başlar başlamaz gol yemek kötü bir duygu. sonra maçı çevirmek zor oluyor. ujfalusi, oynadığı oyunla bu yılki savunma performansına büyük katkıda bulundu. diğer taraftan istanbul’da benim için iyi bir gezme kapısı oldu.

    istanbul’da zamanını nasıl geçiriyorsun? artık iyi bir istanbullu olmuşsundur…
    -evet ama bu sezon fazla zamanımız yok. sürekli maçımız var. takvim gerçekten çok ağır. ama zaman buldukça tenis oynuyorum ve ailemle dolaşmaya çıkıyorum. istanbul’da çok fazla alternatif var. her şey çok güzel; trafik hariç!

    istanbul büyükşehir belediye deplasmanına gittiğinde 2005 yılındaki efsanevi şampiyonlar ligi kupası’nı kaldırdığın stada çıkıyorsun.
    olimpiyat stadı’nda oynarken ne hissediyorsun? üstelik her gün antrenman yaptığınız florya da olimpiyat stad’ına çok yakın!
    -elbette 2005’te yaşadığım hissi unutamam. o benim kariyerimdeki en büyük başarıydı. ve maç gerçekten muhteşemdi. stada her adım attığımda yaşadığım hissi hatırlıyorum. ama tabii gün geçtikçe her şey biraz daha normalleşiyor.

    o finalin ardından şampiyonlar ligi kupasını düşürdüğün yolunda rivayetler var. bu doğru mu?
    -hayır, doğru değil (gülüyor). acaba bu dedikodu nerden çıkmış? benim kulağıma kadar geldi. duyuncu çok şaşırdım. maçtan sonra ve otobüste kupayı kaldırdım ama hiç düşürmedim.

    premier lig, ligue 1 ve süper lig’de oynamış biri olarak bu üç ligi karşılaştırmanı istesek…
    -her üçü de zor ligler. özellikle premier lig daha zordu. orada savunmalar daha sert ve hakemler de sert oyuna izin veriyorlar. ligue 1 premier lig’e göre daha kolay. takımlar hücum oyununu tercih ediyorlar. orada daha çok forvet oyuncusu var ve doğal olarak gol sayısı daha fazla. türkiye’ye gelince… buraya geldiğim zaman gerçekten şaşırdım çünkü galatasaray’la anlaşmadan önce burası hakkında fazla fikir sahibi değildim. burada çok sayıda kaliteli oyuncu var.

    euro 2012 hakkında ne düşünüyorsun? gruptaki rakipleriniz polonya, yunanistan ve rusya. göründüğü kadarıyla çek cumhuriyeti lokum gibi kura çekti…
    -kağıt üzerinde kolay görünebilir ama işler hiç de o kadar kolay olmayacak. çek cumhuriyeti’nde kimse sorsanız herkes bizden en azından bir çeyrek final bekliyor. bu durum üzerimizde baskı oluşturuyor. başarıyla başarısızlık arasında ince bir çizgi vardır. elbette takım olarak bizim de hedeflerimiz en azından çeyrek finale kalabilmek ama kendimizi diğer sonuçlara da hazırlamamız gerekiyor.

    31 yaşına geldin ve galatasaray’la olan sözleşmen 2013 yılında bitecek. kariyerinin bundan sonraki bölümü için plan yaptın mı?
    -futbolda ne zaman ne olacağını bilemezsin. her şey bir ay içinde bile değişebilir. bir profesyonel olarak kariyerim boyunca öğrendiğim en önemli şeylerden biri bu oldu: asla plan yapma! şimdilik süper lig’e ve euro 2012’ye konsantre olmuş durumdayım. sonrasında ne olacağını hep birlikte göreceğiz.

    belki de bir gün tekrar premier lige dönmek istersin…
    -dürüst olmak gerekirse hayır. premier lig’de oynamak çocukluk hayalimdi ve bunu gerçekleştirdim. oraya dönmek için artık çok geç. galatasaray’da çok mutluyum.

    şubat sonunda oynayacağınız beşiktaş derbisinden beklentilerin neler? deplasmanda berabere kaldınız, bu defa evinizde oynayacaksınız…
    -sezonun ilk yarısında fenerbahçe’ye karşı kazandığımız maçla geçen sezonun kötü izlerini sildik. artık takım olarak kendimize daha çok güveniyoruz. ancak beşiktaş’ın zirve yarışı için mutlaka kazanması gerekiyor. bu yüzden her zamankinden daha dikkatli olmalıyız.

    beşiktaş’a karşı altı maçta 5 golün var. görünen o ki, onlara karşı şansın ebey yaver gidiyor…
    -tabii beş golü iki maçta attığımı unutmamak gerek. ama yine de böyle güçlü bir rakibe karşı bu kadar gol attığım için mutluyum. bu elbette hem rakip adına hem de galatasaray adına dikkate alınması gereken bir istatislik.

    derbide yaşanan atmosfer hakkında ne düşünüyorsun?
    -ligin en renkli maçları! bütün şehir bu maçlara kilitleniyor, stadyumlar karnaval yerine dönüyor.

    röportaj: ahmet yavuz
  • 5584
    https://x.com/...sbi5BCqVJVA&s=19

    x platformunda hakkında şöyle bir edit görüp duygulandığım eski futbolcumuz. dünya futbolunda izi olan bir adamdı. o zamanın galatasaray'ı başarısız olsa da başka hissettiriyordu. eski ali sami yen'in son dönemleri, baroş, kewell, 66 numaralı arda turan, bam üçlüsü, sabri, lincoln...

    vallahi duygulandım.

    edit/not: aynı zamanda gördüğüm en karizmatik futbolcu isimlerindendir. milan baroş, çok fonetik.
  • 4455
    artık gerçek anlamda, hakkında övgünün olduğu kadar eleştirinin de dozunu kaçırdığımız futbolcumuz.

    şehit ailelerine 50000 tl bağışlaması konu. kimse buraya gelip de "adam görün adam" dememiş henüz. yok fanboyları gelecekmiş de bilmemne. sonuçta adam takdire şayan, hoş bir davranışta bulunmuş. bu bağışı şehit aileleri vakfına basın önünde çek uzatarak yapsa da güzel bir davranış, gizliden yapsa da. ama etrafımızı o denli fırsat kollayıcılar sarmış ki, biz de onlara benziyoruz. kimi diyor ki basına sızdıran menajerini kovmuş, kimi diyor türk aile yapısını çözmüş.

    biraz sakin olun. takıma ne verdi diyen de haksız olduğunun farkında, bu takımın birinci forvetidir diyen de. tartışmak için tartışmayın, inat etmeyin artık.

    milan baros'un kaliteli bir forvet oyuncusu olduğunu hepimiz biliyoruz. ilk sezonunda aslanlar gibi oynadığını, yeri geldiğinde sorumluluk aldığını, tek başına kaldığı dönemde bile savaşmaktan kaçınmadığını, hatta savaşmayanlarla kavga ettiğini hepimiz gördük, izledik.

    e bir yandan da bir söz var ki, marifet iltifata tabidir. artık yetersizse, takımda istikrar sağlayamıyorsa, e yüksek de bir yıllık ücreti var, kendisine teşekkür edilip yollar da ayrılabilir.

    ama sizler, lütfen, uçlarda yaşamayı bırakın artık. böyle oldukça hem kendi aramızda tartışma çıkıyor, hem de futbolcumuzu kaybediyoruz. arda turan, lincoln, elano ve bilimum örneklerde görülebileceği gibi.

    hoş bir şey yapmış, takdir etmesini bilin. kötü performans göstermiş, saygı göstererek eleştirmesini bilin.
  • 5561
    galatasaray tarihinin en çok gol atan 3 yabancısından biri. uzun süre gol kralı cikartamamişken ilk sezonunda krallığı almıştı. derbileri ve avrupa maçlarını boş geçirmezdi. üst seviyeye yakın bir golcüydü. sakatlık ve sarı kart sıkıntıları vardı. eğer büyük sakatlıklar yasamasa en çok gol atan yabancı oyuncumuz olabilirdi. ikon isimlerden birisidir.
  • 3441
    1 şubat 2012 galatasaray antalyaspor maçı ve önceki 2 maçta o kadar kötü futbol oynadı ki bu takım, baros'lu zamanlarını mumla aradı adeta. maç 1-1 ve baros oyunda değilken riera'yı önceki maç da sercan'ı falan izleyip baros oyuna girsin demeyen galatasaraylı yoktur her halde. kendisinden beklentiler o derece büyüktü. hatta baros oyuna girdiğinde "maç 2-1 bitecek sizce galibiyet golünü kim atar?" diye bir anket yapılsa taraftarın ezici çoğunluğunun baros'a oy vereceğinden de adım gibi eminim.

    kırmızı kart sonrası baros'un bugün sözlükte bu kadar abartılı tepki almasının sebebinin işte bu beklentiler olduğunu düşünüyorum. maçı kazansak kazandıran adam baros olacaktı belki de. sen zannediyor musun ki sol kanattan maç boyu abdürrahim albayrak'a orta açan albert riera orta yapacak da biri kafa vurup gol atacak? yahu maç boyunca tek tehlikeli atağın stoper/sağ bek'in açtığı ortadan gelmiş senin. bu sana bu takımın ofansının durumunu özetlemiyor mu?

    baros sinirlerine hakim olamayıp hata yapmıştır, zamanında hagi de yaptı bunu, hasan şaş da yaptı, keita da. tepki görmesi normaldir. ancak bu derece abartılı tepki görmesini anlayamıyorum. anlık sinirlerle bu adamın futbolcuğuna laf edilmesini ise hiç anlamıyorum.

    ilk 11 başladığı ilk maçta, kendini affettirmek için takımın en istekli oyuncusu olacağından da şüphem yok. şüphesi olan baros'u hiç tanıyamamış demektir. kendisini 90 dakika oynatmayan hocasına, oynayabildiğini göstermek ve belki de maç başı 10 dakika fazla oynayabilmek için 90. dakikada depar atarken sakatlanmış bir adamdır milan baros. baros'u baros yapan şey işte bu hırsıdır. arena'da bursa maçını alan da bu adamın hırsıdır, arena'daki ilk mağlubiyetimizi aldığımız fenerbahçe maçı sonrası kırmızı kart gören de. sonuçta bu adamın karakteri bu, quaresma gibi topa basıp düştükten sonra aman rezil oldum diye rakibine çift dalmadı bu adam. bu yüzden kırmızı kart görmedi. hırsı yüzünden gördü. adamın karakteri bu. eğer ki sen bunu istemiyorsan, baros'tan baros olmasını istemiyorsun demektir.

    okumak istemeyene özet geçiyorum:
    http://2.bp.blogspot.com/...600/bayrak+baros.jpg
  • 5250
    wesley sneijder ile galatasaray formasıyla oynayacağı futbolu izlemek için hayatımdan birkaç yıl verebileceğim adam. hatta yanlarında harry kewell.

    hatta düşünsenize lan yabancı sınırı yok.

    muslera
    eboue semih şecu telles
    felipe melo- selçuk inan
    harry kewell-sneijder-yasin
    milan baroş

    :(

    oğlum lan. harry kewell, sneijder, baroş üçlüsü acayip acımasız olmadı mı. hayali bile güzel.

    edit: mesajlar geldi çecu ve yasin ne alaka, keita niye yok lan diye. beyler iki değişiklik hakkı dedim şu anki kadroyla. efsane on bir çıkartmadım la :(
  • 123
    19 aralik 2008 konyaspor fenerbahce maci'nda önder turacı'nın el ile attığı golün ardından kamuoyu ve sözlük yazarları tarafından önder'e duyulan öfkeyi görünce bu güne kadar ne kadar çok ateşle oynadığını düşündüğüm oyuncumuz. eline sahip olmasını diler bu şekilde alınacak değil herhangi bir galibiyeti kazanılacak uefa kupasını bile istemeyiz. *
  • 5427
    işini layıkıyla yapan ve galatasaray'ı gerçekten çok seven eski oyuncumuz. özellikle ligi 8. sırada bitirdiğimiz 2010-2011 sezonunda tek başına çırpındı bu adam takımı için. af edersiniz ama götünü yırttı yani. daha öncesini söylememe gerek yok gerçekten taraftarla ve camia ile çok iyi bir uyum yakalamıştı. gelecek yıllarda umarım kulübümüze tekrardan hizmet eder.
  • 5341
    bu adamın dönüm noktaları hep fenerbahçe maçı olmuştu. çubuklu tosun şimdiki başakşehir kaptanı ayak tarak kemiğini kırması birde malumunuz kadıköy deplasmanında ki son saniyede kaçırdığı gol. beşiktaş derbileride tam tersi hep istediği gibi gitmesiydi. iyisiyle kötüsüyle ali sami yen'de bir baros rüzgarı estirmişti bizlere. doğum günü kutlu olsun !!
  • 2564
    hakkında yazılan onca entryi okuduktan sonra galatasaray sözlük yazarlarının % 70 lik kesiminin derin futbol bilgisinin, çocukken içinde yıkandığım leğen kadar derin olduğunu gördüm.

    adamın ayağı kırıldı; "e sürekli sakat"
    adam ligin yarısında sakatken bile takımın en golcü oyuncusu oldu; "e istikrar yok"
    adam gol kralı oldu; " e sırtı dönük oynayamıyor"

    11 eylül 2011 istanbul bb spor galatasaray maçı'nda ileride lincoln ayarında paslaşacağı bir adam olmadığından takımın futbol bilgisi en üst düzey adamı olan felipe melo ile göbekten girdiği pozisyonlar ve duvar pasları bile bu adamın colin kazım veya zorla maestro yapılmaya çalışılan türkiye'nin en iyi iki sağ bekinden biri olan sabri sarıoğlu ile aynı futbolu oynamadığının göstergesi. bu takımı yöneten teknik direktör, solda oynayabilecek harry kewell, juan emmanuel culio gibi adamları satarak takımın sol tarafını çökertirken birşey yok, milan baros sol kanatta arkası dönük top almaya çalışırken topu kaptırınca auvvv! selçuk inan hayalet gibi ortada gezinirken, colin kazım hayatının en mal topunu oynarken, eboue sol açık, sabri orta saha olmaya çalışırken birşey yok, milan baros orta sahadan 3-4 adamın arasından top alıp ilerlemeye çalışırken hata yapınca auvvv!

    son olarak; biraz çalıştırın o beyni, futbol zevkimin içine ediyorsunuz.
App Store'dan indirin Google Play'den alın