resim
Milan Baroš
Takım:Kariyer Sonu
Mevki:Santrfor
Yaş:44
Boy:1.83
Uyruk:Çek Cumhuriyeti
  • 2360
    üçkağıtçı ve çirkefmiş bunu öğrenmek iyi oldu. bu yüzden galatasaray kaptanlığı yapamazmış. benim izleyebildiğim en efsane kaptan bülent korkmaz için diğer takım taraftarlarının söylediği sıfatların başında bunlar geliyor. yoksa hepimizin efsanesi kaptan bülent de mi hak etmemişti kaptanlığı.

    yıllardır bir türlü anlayamadınız ya helal olsun. bir futbolcunun kaşı, gözü, duruşu, bakışı yüzünden değil onların kabul görmeleri. takıma vermeye çalıştıkları şeyler için, futbol tarzları için sevilen sahadaki kewell'ı da neill'ı da sırf yakışıklılar diye seviliyorlar sandınız ve bu yüzden yok ettiniz, nefret simgesi haline getirmeye çalıştınız; bu davranışı en azından şu an için stsl'nin en iyi forveti için yapmayın. hayal ettiklerimizi gerçekleştirebilecek kişilerin başında gelen adama yapmayın. baros'u bari hastalıklı paranoyak düşüncelerinize alet etmeyin. kaptanlık mevzusuna gelince; benim kaptanımın muhteşem yetenekleri olmasına gerek yok, 15asist 20 golle oynamasına hiç gerek yok. sahada savaşmasına gerek var, sonucu kabullenmemesine, takımımı ezdirmemesine, gerektiğinde isyan etmesine, haksızlığa boyun eğmemesine gerek var. takımda bölünmüşlüğü engellemesine gerek var, bunun baş sorumlusu olmasına değil. taraftarla takımı bütünleştirmesine gerek var. oynamayan adama kaptanlık verilmez deniyor bir de. arkasına bakmadan giden arda kadar sahaya çıkmış acaba geçen yıl. taraftarla küs olan adam takımla taraftarı nasıl/ne kadar bütünleştirebilmiş. taraftarın gözünde sevilen adam olması gerekir bir kaptanın. taraftarın gözünde kredisi olmalıdır ki taraftarı ikiye bölmesin, bir grup desteklerken diğeri ıslıklamasın. adnan ve saz arkadaşları ne yazık ki arda turan'ı yalnız bıraktı taraftarın önünde o ayrı konu.

    takımda bu yüzden taraftarın nefret simgesi haline gelmiş ayhan ve servet kaptan olmamalıdır. sabri ya da baros ya da selçuk. hiç fark etmez. sabri her ne kadar gönlümdeki kaptan olsa da kaptanlık vasıflarına sahip olup olmadığı konusunda çekincelerim var. taraftarın da sevgisini kazanmış kişilerden biri olmalı kaptan. fatih terim de gelebilecek tepkileri önceden görür ve ona göre seçim yapar umarım.

    edit: sırf kaşı, gözü yüzünden sevildiğini sanılan diğer mağdurumuz lorik cana'yı unutmuşum.
  • 3508
    aldığı 3 maçlık cezaya yaptığımız itiraz tahkim kurulu tarafından reddedilmiş.

    bu itiraz kısmı nasıl oluyor bilmiyorum ama premier ligden çeşitli örnekler gösterilerek bir savunma yazılabilirdi. mesela şöyle bir şey olabilirdi;

    sayın tahkim kurulu,

    kafayı mı yediniz kuzum? fuck off'a 3 maç ceza nedir? wayne rooney diyince bişi yok, baroş diyince oooooooov. ne amına koyim.
    bak buraya torres ne demiş; http://www.youtube.com/...&feature=related

    yav daha samimi olalım şimdi bu hergeleler bu mereti kullanıyor sebebsiz yere. bizdeki gibi ceza olmaz buna.

    neyse, reddedecekseniz de içimde kalmasın söyleyim adam zaten gitti. kewell da her maç söylüyordu bunu, hıh.
  • 4610
    2-3 gole tav olan taraftar için fazla futbolcudur.

    aydınlar, yektalar forma buluyorsa baros o takımda olmasın zaten, baros'a yazık.

    maç günlerinde bişeyler karalamayın bu adam florya'da kimi dövmüş de tek başına çalışılıp köpek muammelesi yapılıyor onu bi sorun yetkililere.

    2 maçta gol atamayan galatasaray futbol takımındaki forvetler mi baros'tan daha iyi s.ktir lan derler adama.

    haaa bir de kaka'yı filan istemeyenler vardı takımın uyumun bozarmış, takım içi dengeleri bozarmış şuan dengelerimiz süper değil mi.

    imza: prekazi8 fanboyoğlu
  • 5491
    nonda baros ikilisi bile bu kadroyla neler yapardı neler. şöyle kaç senedir her mevkiyi tamamladık oh diyemiyoruz. 2011-2013 te bir düzgün kadro kurmuştuk uzun bir aradan sonra şimdi en yaklaştığımız transfer sezonundayız gene tam tüm pozisyonlar içimize sindi diyemiyoruz.
    daö zamanında 40 milyon euro harcanmasına rağmen eksiklerimiz gene vardı...
  • 5220
    attığı golleri izlemeye doyulmayan büyük golcü. belöz sonrası sakatlanmaya daha meyilli oluşu, sık sık itirazdan sarı kart görmesi ve elle oynama ısrarı biraz tepki çekerdi. onun dışında hep büyük bir golcüydü. ceza sahası içinde tilki, kurt, aslan, kaplan ne derseniz deyin onun gibiydi... galatasaray taraftarının büyük kısmı kendisini iyi bir şekilde yad eder. bu bile başlı başına yeterli.

    (bkz: kral)

    http://i.milliyet.com.tr/...fft99_mf1527090.Jpeg

    not: antep'e rövaşatası, ibb'ye yarım rövaşatası ve liverpool'a volesi müthişti.
  • 4270
    kalitesinin ergen onayına ihtiyacı olmayan oyuncumuz. dış kapının mandalı muamelesi çok acımasızca, en ölü dönemimizde bile sürekli basan,koşan,mücadele eden, gol arayan bir adam oldu baros. diğer taraftan bu form düzeyi, bitmek bilmeyen sakatlıkları ve yabancı pasaportu yeni bir sözleşmeyi imkansız kılıyor. artık ülkesine dönmesinin zamanıdır bana kalırsa.st süper lig'de başka bir takım! (a)llah korusun.

    (bkz: severek ayrılalım)
  • 2317
    yaz dönemini çok iyi geçirmiş, sağlam vücut yapmış kral. dünkü maçta* kendisi hakkında gözüme çarpan en önemli detay buydu. her zaman iyiydi, her zaman mücadele ediyordu ama bu kadar diri bir baros'u daha önce hiç görmemiştim. belli ki yaşadığı sakatlıklardan dolayı kendisine yapıştırılan kronik sakat etiketi onu hırslandırmış ve o da bomba gibi olmuş. çok büyük bi talihsizlik olmazsa (emre belözoğlu olayı gibi) bu sene gol krallığının en büyük adayıdır ve kim gelirse gelsin bu takımın birinci forvetidir.
  • 5376
    lincoln ile daha uzun süre oynasa veya sneijder'in iyi zamanlarında önünde olsa attığının iki katı gol atabilecek oyuncuydu. bu adam muazzam koşular yapıyordu da işte öyle ters zamana geldi ki orta sahada bam üçlüsü oynuyordu ve o istediği pasları alamadı bir türlü.

    sahadaki hırsı ve 2011-2012 şampiyonluğunun ilk yarısı çift forvette elmander ile yakaladığı uyumu unutamam.

    keşke 17 mart 2012 gecesi saraçoğlu'nda 2-0'dan 3-2'ye getiren golü atabilseydi. o golü ve o kadıköy galibiyetini çok hak etmişti.
  • 3591
    maçı * dikkatli izlemeyen arkadaşlar için hatırlatayım çünkü bende onlardan biriydim, tam dakikasını hatırlamıyorum ama 2. yarının sonlarına doğru gökhan gönül'ün hakan baltanın kanadından ceza alanına girmek üzereyken topunu çalan ve ardından yanlış bir kararla faul verilen pozisyonda hamleyi yapan oyuncumuzdur. hakan veya riera ortalıkta yoktu yani pozisyonda defansta semihle ujfa ve gökhan'ı kovalayan baros... hatırlatayım dedim.
  • 4469
    dünyanın en sığ eleştirilerine maruz kalan oyuncumuz.

    adam gönlünden kopmuş 50 bin tl bağışlamış. basına sızdıran menajerini kovmuş. belki ilk bağışı da değil bu. ama bazı andavallar parayı az bulup maaşını eleştiriyorlar. ulan hiç de vermeyebilir kafasına silah dayayan mı var? şimdi 50 bin bağışlar yarın 500 bin belki de hiç bağışlamaz. sana mı kaldı bunun çetelesini tutmak?

    çevresine 3 kuruşluk faydası olmaz yapılan 3 kuruşluk yardımı az bulur.
  • 720
    son röportajında gördüğüm kadarıyla şaka maka oldukça gergin ve huzursuz olan kralımız. hani soruları sabırla dinliyor ve içtenlikle cevaplıyor ama belli ki sakatlık çok koymuş kendisine.
    şimdi kendisi hakkında kah istatistiklere dayanan, kah yorumlarımdan oluşan bir tespit yapmak istiyorum. bilindiği üzere milan baros kariyerinin ilk yıllarını banik ostrava'da geçirdi ve kendisinin de son röportajında bahsettiği gibi henüz 19 yaşındayken burada kaptanlığa kadar yükseldi. çek cumhuriyeti'nin dünya futboluna armağanı olan yeni yıldızları ostrava'nın maradonası gösterdiği performans ile avrupa devlerinin dikkatini çekmeye başladı. banik ostrava yıllarında toplamda 76 maçta 23 gol attı fakat özellikle 2001-2002 sezonunun ilk yarısında 15 maçta attığı 11 gol kendisini devre arasında liverpool'a taşıdı. liverpool'da o sezonun geri kalanında yalnızca bir maçta forma şansı bulabildi. 2002-2003 sezonu kendisi için görece daha iyi geçti, ligde 27 maçta 9, kupada 4 maçta 2, avrupa'da ise 8 maçta 1 gol attı baros. performansı mükemmel olmasa da öyle veya böyle kendine bir yer bulmuştu artık. fakat 2003-2004 sezonunda ayak bileği kırıldığı için oldukça kötü bir dönemden geçti ve bu uzun süreli sakatlığın sonunda euro 2004'te patlama yaptı ve 5 golle turnuvayı gol kralı olarak kapattı. euro 2004 baros'un yükselen kariyerinin zirvesi oldu. bu zirve ligde 26 maçta 9, kupada 4 maçta 2 ve şampiyon oldukları şampiyonlar ligi'nde 14 maçta 2 gol attığı 2004-2005 sezonu sonuna kadar sürdü. milli takımda veya banik ostrava'daki kadar çok gol atamasa da liverpool ile başarıyı yakalamış, şampiyonlar ligi ve lig kupası şampiyonlukları yaşamıştı. çünkü o dönemde liverpool oyuncu bazında değil takım olarak golcüydü ve baros bu takımın önemli bir parçası idi. bu zamana kadar arada tatsız bir sakatlık yaşamış olsa da mutlu ve oynadığı futboldan tatmin olan bir milan baros görmekteyiz. milan baros'un kariyerinin altın yılları maalesef 2005 senesi ile tarih oldu.
    liverpool'dan ayrıldıktan sonra sırayla aston villa, lyon ve portsmouth formaları giyen baros belini uzunca bir zaman doğrultamadı. aston villa kendisine ilk onbirde bolca şans tanımasına rağmen bir buçuk sezonda çıktığı 51 maçta yalnızca 14 gol atabildi ve 2006-2007 sezonunun devre arasında lyon'a transfer oldu. düşüşü lyon'da da devam etti. ilk onbire bile giremez oldu. bir maçta yaşadığı darbe sonrası ölümden döndü, ırkçılıkla suçlandı, hatta otobanda fransa tarihinin hız rekorunu kırdı. iki devre arasında toplam 28 maça çıkıp 7 gol atabildi. sonraki durağı olan portsmouth'ta 16 maça çıkıp bir gol bile atamadı. 2005-2008 arasında salla başı al maaşı yaşayan, eski günlerin özleminde, bir zamanların süper yıldızı olan ve o günleri mumla arayan fakat bulunduğu yerlerde de bir o kadar mutsuz olan bir baros görüyoruz. işte bu sıkıntılı dönemlerin sonunda kendisini tekrardan bulduğu galatasaray'da kendisini öyle bir buldu ki performans olarak ta istatistiksel olarak ta bırakın spor basınını, fenerbahçelileri; bizleri bile şaşırttı baros. ayrıntıları uzun uzun anlatmak gereksiz, takım başarılı olamasak ta kendisi açısından oldukça verimli bir sezondu 2008-2009. yine özellikle avrupa'da oldukça iyi başladığı, ligde de sonradan açıldığı 2009-2010 sezonunda çubuklu tosunun gazabına uğradı kralımız...
    ve şimdi görüyorum ki yeniden agresif, yeniden hırslı, huzursuz, yerinde duramıyor...
    lyon'da veya portsmouth'ta sakatlansa belki böyle olmayacaktı, zaten umursamaz olan ve hissizleşen baros belki iyice kaybedecekti hırsını. ama biliyor ki bir çıksa o çim sahaya öyle şeyler yapacak ki hem takımı için hem de kendisi için... ama hizmet etmiyor işte maalesef tosun'un harap ettiği ayak ne yapsın! ben diyorum ki sahalara döndüğü vakit baros'un üçüncü patlaması olacaktır. bütün bu içinde birikenler dışarıya büyük bir kuvvetle yansıyacaktır. hele ki hayatı boyunca en çok sevildiği ve uzun bir gerileme devrinden sonra kendisini yeniden bulduğu, unutulmaya yüz tutmuş ünvanını* yeniden kazandığı kulübünde...
    veya bunların hiçbiri olmayacak, çubuklu tosunu eline geçirdiği yerde penaltı kullanmazdan önce attığı korkunç bakışlar sonrası ortadan üçe bölecek*

    ps: ölümden döndüğü an;

    http://www.bbc.co.uk/.../baros_1_421x300.jpg

    ps 2: korkunç bakışları;

    http://cache.jalopnik.com/...7/11/Milan-Baros.jpg
App Store'dan indirin Google Play'den alın