• 3
    luyindama dönmüş belhanda ile florya’da idman yapıyor. oyuncu sosyal medyadan fotoğraf paylaşınca öğreniyoruz. aynı şekilde feghouli takıma bir hafta erken katılıyor yine kulüp sosyal medya fotoğraflarından öğreniyoruz. bizim muhabirlerden çıt yok. biliyorlar da söylemiyorlar mı ?. florya içinden bilgi mi uçmuyor anlamadım.

    sneijder transferini hatırlıyorum da ırmak kazuk italyada kamp kurmuştu resmen. sneijder’i adım adım takip ediyordu.
  • 6
    işi haber vermek olmasına rağmen haber vermek bir yana sürekli algı peşinde koşup birilerine yaranmaya çalışanlar topluluğu. kardeşim senin algı dolu yorumunu merak eden yok. transferi de gectim, sen önce sabah antrenmanına kimlerin katılıp kimlerin katılmadığını öğren!

    bir tanesi çıkar sosyal medyada dolaşan transfer söylentilerini haber yapar, diğeri çıkar futbolcunun menajerinin yaptırdığı bariz şekilde belli olan transfer haberi yapar. bir diğeri işi gucu birakir lise yalakaliği yapar.

    ama işini yapip yapmamasi hiç önemli değil, işi çözmüşler. nasil mi? rakip takımlara sallayacak bir tane tweet atip, yine kral ilan ediliyorlar.
  • 10
    (bkz: çöp)

    yeni nesil muhabirler insanların aklıyla dalga geçiyorlar. twitter'da gördüklerini televizyona çıkıp anlatıyorlar. tek dertleri beğeni ve takipçi. sizin göreviniz, bağlı olduğunuz kuruma galatasaray hakkında haber götürmek kardeşim twitter duyumculuğu nereden çıktı?

    hayat bunlara güzel. kamplara git, maçlara git... ama haber için kıçını kıpırdatma. ne de olsa twitter'da yazıyorlar.
  • 14
    biraz liyakat ya birazcık liyakat. transfer haberlerini vs geçtim. luyindama gelmiş floryada antreman yapıyor adam instagramdan fotoğraf atmasa nerede olduğunu bilmiyoruz, feghouli erken geliyor kimsenin haberi yok. sabah haberleri okuyorum “diagne 9 ağustosta gelecek o da gelir mi belli değil.” diyorlardı. şimdi sosyal medyada bugün floryaya diagne gelmiş antreman yapmış haberleri var. bilmiyorum saçmalık gibi geliyor bana belki de ben yanlış düşünüyorum.
  • 19
    seviyenin yerlerde olduğu topluluk.

    sürekli övülen baron hangi transferi önceden söyledi biri bana söyleyebilir mi? tasdik tweeti atmak dışında ne yapıyor kendisi çok merak ediyorum.

    andone, lemina geldi kim yazdı?

    ali naci küçük adam uçağa bindikten ya da kap gelmeden 2 dk önce tweet atmak dışında ne yapıyor? hafta başını bekleyin dediği falcao o hafta başından 15 gün sonra geldi.

    iyi gazeteci olduğu söylenen s.rodop hangi transferi gündeme gelmeden söyledi? dün diagne'ye anderlecht dedi. belçika basını haber girince bir anda brugge dedi. sonra utanmadan "ay iyi ki araştırmışım." triplerine girdi. bugün "taylan antalyalı gs gündeminde yok" dedi. erzurum başkanı konuşunca yine geri vites yaptı. sürekli soru sormayın, yorgunum diye tweet atması da cabası. amca biz seni mi çekeceğiz bu saatten sonra?

    andone'yi ilk ve tek dünyanın en kolpa gazetesinin muhabiri savaş çorlu yazdı. yani o iyi bu kötü yokmuş.

    lemina'yı rmc sport yazmadan bir allah'ın kulu yazmadı. ya gazeteci değil misiniz? nasıl bir istihbaratınız var, birinizin bile mi kulağına gitmiyor?

    nevzat dindar'ın zaten dünyadan haberi yok.

    emre kaplan ve kankası burhan can terzi ise taraftara umut pompalayıp daha sonra trip atmakla meşgul.

    hem kötüler, hem de bazıları iyiymiş gibi bir algı var. bu arkadaşlardan haber alacağıma, en azından taraftara umut pompalamayan, az-öz yazan erhan kaan adıgüzel, yakup çınar gibi genç, haluk yürekli gibi tecrübeli gazetecilerden haber alırım. her dedikleri doğru mu? hayır. ama açın bakın bu king, baron, kral, üstad ilan edilenlerden daha çok "haberi ilk verme" başarısını göstermişlerdir. ve kimsenin pohpohlaması olmadan yapıyorlar bunu.
  • 21
    hicbirini sahsen tanimam ama kimisini ismen biliyorum. maalesef turkiye’de bir suredir uygulanan “angaje muhabirlik” sisteminin bir parcasidirlar. soyle ki eskiden gazeteler ve tv’ler muhabirleri belirlerken hangi takimli olduguna bakmazdi, ornegin yillarin galatasaray muhabiri halil ozer iyi bir fenerbahcelidir. gun geldi bu sistem tamamen terk edildi, artik her takimin “resmî muhabirleri” var. bunlar kimi zaman takim icerisindeki bir kligin, baskanin veya hocanin destekcisi olabilirken, kulubun birlik halinde hareket ettigi zamanlarda tamamen resmî temsilciye donuyorlar.

    isimleri bir yana birakirsak, bugun icin galatasaray muhabirleri icin de durum aynidir. cogu saksakcidir, bu durumdan patronlari da sikayetci degildir cunku saksagi keserlerse haber kaynaklari da suratlarina kapiyi kapayabilir. gerci ortada haber niteliginde dogru durust birsey de yok, bu kardeslerimiz cogu zaman ilk 11’i bile tutturamaz. iclerinden bazisi sosyal medya kusu olmustur, “alex bacak bacak ustune atmis, elinde tweet” halinde yasarlar. habire sosyal medyada birseyler paylasip begeni ve takipci toplama pesindedirler. mesleklerinin kendilerinin de katkilariyla ölmekte oldugunu gorduklerinden, yarin obur gun dijital platformlardan ekmek yer miyiz dusuncesindeler.

    turkiye’de gazetecilik can cekisirken, spor gazeteciligi icin de ayni seyi soyleyebiliriz. bu nedenle galatasaray’i yakindan takip etmekle gorevli bu emekci arkadaslarimiza gazeteciden cok “angaje muhabir” demek daha yerinde olur. maalesef sistem onlari bu duruma getirmistir. durumun vahametini anlamak icin tum sene boyunca tek tek butun gs muhabirlerinin haberlerini incelemeye gerek yoktur. ornegin fatih hoca’nin basin toplantilarinda sorulan sorulardan guzel bir akademik arastirma malzemesi cikabilir. sorular elestiri icermez, takim kotu gidiyor olsa bile tarihteki basarilara vurgu yapar, dibe vurdugumuz anda fatih terim’e konuyla alakasiz bir sekilde “hocam klopp’un bugun yaptiklarini 20 sene once siz yaptiniz ama kimse hakkinizi vermedi” tarzinda golluk paslar atilir. hafif bir elestiri yapmak gerekiyorsa o da kivranilarak ve ucuncu agizdan yapilir: “hocam takimin fiziginde genel bir dusus oldugu soyleniyor”. kim soyluyor, valla biz soylemiyoruz. sahi bu sene takimin basinda ornegin tudor veya baska bir yabanci olsa hali nice olurdu acaba, basin toplantilari nasil seyrederdi?

    isin en ilginc yani ise bu kadar angaje olmalarina ragmen dogru durust haber de alamamalaridir. aldiklarini da mesleklerine degil kuluplerine bagli olduklari icin kendilerine sakliyor olacaklar ki, ortaya hicbir zaman “vay anasini” dedirtecek bir haber cikmiyor. tabi futbolda haber deyince akla hemen en cok ragbet edilen “transfer haberleri” geliyor. ben transferleri de kulubun sitesinden takip etmeyi tercih ediyorum, cunku galatasaray muhabirlerinde bu konuda da tweet bol ama icerik bos.

    bir de yayinci kurulusun galatasaray muhabirleri var. ornegin pinar argun 10 sene boyunca mac basinda ve mac sonunda ayni sorulari sorulari, kimse yav bu ne is demedi. « hocam bugun nasil bir mac olacak » ve « hocam tebrikler, bugun nasil bir mac oldu ? ». herhalde sirketin talimati da bu sekilde, cunku pinar hanim degisti, sirketin sahipleri degisti ama sorular yine ayni tekduzelikte. herhangi bir yaratici soru olmayacaksa bu isi robotlar da yapabilir pekala.

    iclerinde illa ki hala bagimsiz kalmaya ve gazetecilik yapmaya calisanlar vardir. erhan telli, evren goz bir nebze iyiydi mesela ama onlar da geleneksel medyadan ayrilmak zorunda kaldilar. daha eskilerden ise yine halil ozer’i anacagim. genel profil ise maalesef bahsettigimiz gibidir. kendilerini suclamak ne kadar dogrudur bilemiyorum, sistem ve ekmek parasi derdi onlari bu hale getirmistir. yine de daha fazla haber beklemek herhalde hakkimiz, bir de hocalara veya yonetimlere gore sekil degistirmemeleri.
  • 23
    hiçbiri galatasaray'ın maaşlı çalışanı değil; çeşitli medya kuruluşları için galatasaray'ı takip eden basın emekçileridir. gazetecilerdir.

    galatasaray gerek kurumsal kimliğiyle gerek vizyonuyla her zaman çağdaş olmayı, batıyı örnek almayı ve türkiye'yi uluslararası arenalarda başarılı bir şekilde temsil etmeyi kendisine görev bilmiş bir kültürdür.

    "vatanını en çok seven görevini en iyi yapandır" diyen, türkiye'de özgür gazeteciliğin temellerini atabilmek için büyük çabalar harcayan ulu önder atatürk cumhuriyeti yeşertirken osmanlı'dan kalma birçok kurumu ıslah ederken sarayın en büyük eğitim kurumu galatasaray lisesi'ne dokunmamıştır çünkü galatasaray lisesi mezunları ve hocaları ile zaten batının biliminden ve ilminden faydalanmayı alışkanlık haline getirmiş bir kurumdu. ali sami yen ve arkadaşları önderliğinde o lisenin sıralarından çıkan bir kulübün de bu vizyondan pay almamış olması düşünülemez, düşünülmemeli.

    ben bunları niye yazıyorum? bak nereye bağlayacağım olayı. geçen sene dahi yaşanan bir gerginlik vardı burada. hatta gerginlik bile değil, sadece beni geren muhtemelen. galatasaray'dan transfer hedefleri ile ilgili isimler sızdığında sözlükte büyük bir grup muhabirleri hedef aldı. neymiş? isim sızdırmayacaklarmış. bak hele sen şu işe yav! bunun alt metni "birader kurumundan paranı al işini yapma" demek. liyakat neydi? liyakat tarihti, önemsizdi. siz yapsanıza bunu iş yerlerinizde. bankacı olan renkdaşlar tüm gün otursun veznede işlem yapmasın, sağlık personeli olanlar hasta bakmasın, muhasebeci olanlar elleşmesin hiçbir şeye... bakalım kaçıncı gün koyuyorlar sizi kapının önüne.

    ülkede sadece spor muhabirleri özgür şu an, gerisi ya hapiste ya da mobbingle falan uğraşıyor.* siz de gelmiş spor muhabirlerine kendiniz sansür uygulamaya çalışıyorsunuz. insanların yıllarca okulunu okuduğu, emek verdiği mesleklerini yapmamalarını istiyorsunuz. vay anasını yauv, kafalara bak on numara.

    kusura bakmayın vereceğim örnek biraz mide bulandırıcı olacak ama anadolu'nun çeşitli köşelerinde çocuklar tecavüze uğradığında, kadınlar öldürüldüğünde "niye hiçbir gazeteci peşine düşmüyor bu olayın" diye ağlayanlar değil miydi gazeteciler bir bir içeri atılırken aman ağrısız başım diyerek üç maymunu oynayan? ortada gazeteci mi kaldı? şimdi de gelmiş spor alanına da siz karışıyorsunuz. bu mu sizin özgür basına olan saygınız? yaz geliyor, yine başlarsınız bir bir bütün işini yapan galatasaray muhabirlerini çükünden taksim'in ortasında sallandırmaya.

    benim galatasaray muhabirlerinden tek beklentim var o da patronlarının gazına gelip yanlış haber yapmamaları. yoksa doğru olan bir haberi gizlerlerse hem meslek etiğine, hem de topluma karşı olan sorumluluklarına ihanet etmiş olurlar. eğer sızmaması gereken bir isim sızıyorsa bunun tek sorumlusu galatasaray kulübü personelidir, basın emekçileri değil.
  • 25
    kendi çıkarları adına galatasaray’a,taraftara hatta hocaya zarar vermekten çekinmeyen kişiler. aylardır hocanın istediği transferler yok ama hoca kadrodan memnun deyip yönetim yerine hocayı taraftar önüne atarlar. kendi oyuncusunun değerini olduğundan daha düşük gösterip olası zararına satışlar için taraftara karşı cephe oluştururlar. sonra gelip de kendilerini iyi galatasaraylı olarak gösterip bunları takımı korumak için yaptıklarını iddia ederler. 4 milyona aldığın potansiyelli bir adamı 10 milyon ancak eder gibi bir ağızla pazarlamak kusura bakmayın ama gerçekçilik değil tam tersi algı oluşturmaktır. *