• 12554
    yerli furbolcularla yapılan kontratlar incelendiğinde, en hafifinden işlerini iyi yapmamakla suçlanacak kişiler tarafından yönetilmekte. aslında çok daha ağırları ile de itham edilebilirler ama işte hukuk devletinde yaşıyoruz neticede. yine de, bu sözleşme konuları biraz kurcalandığında; hukuk önünde olmasa da vicdanlarda hüküm giyecekleri kesin...

    sabri’ye verilen yeni kontratın günahı elbette, başkandan hocaya kadar yeni yönetime ait. ancak ilerleyen satırlarda göreceğiniz diğer tüm kontrat yenilemeleri aysal döneminde gerçekleşmiş ve aslında sabri’ye bugün verilmek zorunda kalınan şartları hazırlayan onlar. hala bir kesim ağır derece dilenip duruyor kendisine fakat en az adnan polat kadar ibra edilmemeyi hak etmiştir aysal ve yönetimleri...

    yazıda adı geçen oyuncuların tamamı, galatasaray kariyeri sırasında en az bir kez kontratı yenilenmiş olan isimler. ancak, içlerinde bir önceki sözleşme detayları kap’a bildirilmemiş olan aydın, eray gibi isimler yok. onlarda da durumun çok benzer olduğu kesin, ancak eski kontrat bilgileri bulunmadığından net konuşmak mümkün değil.

    transfer edilen oyuncuların da, neredeyse hiç birinin eski takımlarındaki sözleşme şartlarını bilemediğimiz için, onlar da konu/kapsam dışı...

    soyadına göre alfabetik bir sıralama var, önde ya da sonda olmak başka bir anlam taşımıyor.

    ** necati ateş

    2011/12 sezonu devre arasında kiralık olarak transfer edilirken, yarım sezon için 400.000 usd ödenmiş. şampiyonluğun ardından da bonservissiz olarak 2 senelik yeni bir sözleşme yapılmış. buna göre, yıllık ücreti 1.1m euroya yükseltimiş. yani, ilk sezonki yaklaşık 620.000 euro eden ücreti, neredeyse ikiye katlanmış. şampiyonlukta payı/katkısı da olsa, kontrat tarihinde 32 yaşını tamamlamış bir oyuncu için absürd bir zam verilmiş. her ne kadar, iki ay sonra takımdan ayrılmış da olsa, yine de kontrat yenileme politikamız konusunda somut bir örnek.

    ** hakan balta

    2013 yazında imzaladığı 2+1 yıllık kontratındaki 1.25m usd, bir sezon sonrasında durduk yere euroya çevrilmiş. 2014 yazında, zaten takip eden iki sezonda (1+1) geçerli olan kontratı, opsiyonsuz 2 yıl kesin şeklinde değiştirilerek yıllık ücret 1.25m euro haline getirilmiş. o dönemde 1.35 civarında olan pariteye göre, aslında bir anlamda %35 zam yapılmış. (sonrasında parite 1.10’lara geldi gerçi)

    ** engin baytar

    2011 ağustosunda trabzonspor’dan 1.1m euro karşılığında transfer edilirken 2 yıllık sözleşme imzalanmış. 400.000 euro olarak belirlenen yıllık ücretine, ilk yıl 20 maçta oynaması şartı ile ertesi sezon +200.000 euroluk bir artı eklenmiş. ilk sezonunda aldığı her kuruşu (centi demek lazım aslında) hak etmesine rağmen, ikinci yılın başındaki malum olay ve ceza neticesinde, sezonu/kontratını toplamda 10 maç dahi oynamadan tamamlamış. 2013 temmuzunda ise akıl/mantık dışı bir anlaşma önerilmiş kendisine. normalde 400.000 euro olan (ikinci yılındaki 600.000 euro, ilk sezon performansı neticesindeki kazancıdır, ikinci sezon aynı şartı sağlayamadığından 3. sezonu için aynısını talep etmesi anlamsız olur) yıllık ücreti, iki mislinden fazlasına yaklaşık 850.000 euroya yükseltilirken (kontrat 1.1m usd olark yapılmış –parite 1.30 civarı o dönem) sözleşme 2+1 yıl olarak uzatılmış. ikinci sezonki berbat performansın ardından, kontratının yenilenmesi bile büyük soru işareti olmasına rağmen, en iyimser olarak belki 1 yıllık -o da maç başı ağırlıklı- bir kontrat beklenirken, euro cinsinden iki misli maaş artışı ile iki yıllık sözleşme yapılmasını tarif edecek kelime/cümle aradım yarım saattir, bulamadım geçiyorum...

    dingo’nun ahırı ifadesini de artık kullanmasın rica ederim kimse, galatasaray futbol takımı deyin onun yerine, dingo’ya ayıp etmeyin...

    ** umut bulut

    2012-13 sezonu başında, 1.250.000 euro garanti + 10.000 euro maç başı ücret karşılığında kiralık olarak kadroya katılmış . ertesi sezon ise, bonservisi alınmış. o tarihte 30 yaşında olan umut için 2.700.000 euro bonservis ödenmiş, umut’la da 3+1 yıllık kontrat imzalanmış.
    gerek yaşı, gerek potansiyeli, gerek bonservis ödenmesi, gerek de önceki sezon (başlangıcı hariç) gösterdiği vasat performans düşünülürse; en fazla önceki sözleşmesi ile denk bir kontrat önerilmesi beklenirken, sırasıyla 1.75m, 1.8m ve 1.85m euroluk 3+1 sezonluk bir anlaşmaya imza atmışız, maç başı ücreti de 10.000’den 15.000 euroya yükselmiş.

    son 1 yılda euronun 2.20'lerden 2.50'lere gelip, yaklaşık %10 prim yapmış olduğu bir ortamda, euro cinsinden %50 civarı zam veren başka kaç kuruluş var acaba memlekette? ya da hiç görüşme/pazarlık falan yapmadan, boş a4 kağıda kaşe+imza yapıp falan mı veriyorlar menajerlere alın siz nasıl biliyorsanız doldurun diye?

    ** emre çolak

    mevcut sözleşmesi, 2011/12 sezonun ikinci yarısında iyileştirilerek, 2015/16 sezonu sonuna kadar geçerli hale getirilmiş, yıllık ücreti de 600.000 tl civarına yükseltilmiş. o sezondaki performansı düşünülürse, makul bir hareket olmuş. aradan geçen 1.5 sezonun ardından; ilk 11’deki yerini, ikinci yıl büyük ölçüde, 3. sezon (13/14) tamamen kaybetmiş olmasına rağmen, kasım 2013’te sözleşmesi revize edilmiş. sezonun ilk 3-4 aylık bölümünde sadece 1 kez ilk 11’de yer almış, onda da 90 dakikayı tamamlayamamış olmasına rağmen, kontrat süresine de dokunulmadan (madem bi düzenleme yapıyorsun, bari süresini uzat da iki yıl sonra tekrar uğraşma) yıllık ücreti 2.5 misline yükseltilerek, 1.4m tl civarına çıkarılmış. gerçi 1.4m tl nedir ki yıllık, lafı olmaz diğerlerinin yanında...

    muhtemelen de, kontratının son sezonu olduğundan yakında bir haber daha gelir kap’a, o zaman da euro cinsinden 7 basamaklı kontratının detaylarını okuruz.

    ** selçuk inan & burak yılmaz

    2011 mayısında selçuk bonservis bedeli ödenmeden kadroya katılmış. 5 sezon için geçerli anlaşma çerçevesinde de yıllık 2m euroluk bir ücret önerilmiş. bunun yanısıra, 1.2m euro imza parası ile 15.000 euro maç başı ücreti sözleşmeye eklenmiş.

    bir sezon sonrasında ise burak yılmaz alınmış trabzon’dan. temmuz 2012’de transferi sırasında 4+1 yıllık bir kontrat imzalanmış. buna göre, yıllık 2.300.000 euro garanti ücret + 20.000 euro maç başı ödemesi taahhüt edilmiş. selefi milan baros’a ödenen yıllık ücretle orantılı denilebilecek bir anlaşma yapılmış.

    her iki oyuncunun da 2016 haziranına kadar devam etmesi öngörülen kontratlarında 2014 mayısında sıradışı değişiklikler yapılarak, kulüp tarihinin en şaibeli işlerinden bir tanesine imza atılmış... kontratların imzalandığı tarihte, iki oyuncu da 29 yaşında olmalarına rağmen, ikişer yıl kalan sözleşmeleri üçer yıl daha uzatılarak, beşer yıla çıkarılmış.

    bu saçmalığa söylenecek o kadar çok şey var ki, insan nereden başlayacağını bilemiyor.

    1- yeri gelmişken bu maç başı ödemelerini de incelemek gerek. tam manasıyla boku çıkarılmış vaziyette bu işin, maksadından sapmış, bir sömürü aracı haline getirilmiş... normal şartlarda, kulübün ödemeyi kabul ettiği maksimum tutarı ancak belirli bir maçta forma giyme karşılığı ödeyeceği, kulübü koruyan bir performans bonusu olan bu uygulamayı bu hale nasıl getirmeyi başardık, akıl alır gibi değil gerçekten. takım geneline muhtemelen 10m euroya yakın bir para ödüyor olmamız gerek sanırım kabaca bir hesapla yıllık olarak. ederinden falzasını zaten verdiğimiz adama daha neyin maç başını ödüyoruz, bir açıklayan olursa mübarek günde büyük sevap kazanır...

    2- ikiliye, 2014/15 ve 2015/16 sezonları için toplamda 8.6m euro yerine, 11.1m euro ödemeyi kabul etmişiz nedense. üç yıllık uzatmayı ve o dönemde taahhüt edilen ücretleri kabul ettik diyelim, mevcut iki yılın maaş artışının sebebi nedir? ilk sözleşmelerin yapıldığı dönemde, 2.20lerde olan euro kuru zaten mayıs 2014’te 2.80lere gelmiş, öncesinde 3tl üzerini görmüş. indirim ya da kur sabitleme vs çeşitli alternatifleri konuşman gerekirken, euro cinsinden zam yapılmış, üstelik ortada bunu hak edecek bir performans falan da yok. fenerbahçe’nin nisan ayında şampiyon olduğu bir sezonun ardından yapılıyor bu anlaşmalar. kimse kusura bakmasın, bu olayın iyi niyeti ya da samimiyetine aklı başında kimse inanmaz.

    3- her sezon 50.000 euro zam yapılması, izahı yapılamadığından ancak mizahı yapılacak bir abukluk olabilir ancak. asgari ücrete bile her 6 ayda 1 %5 civarı zam (tl bazında ama olsun %5, %5tir) yapılan bir ülkede, ucuza gitmiş garipler. şakası bir yana, bir insan bunu neden talep eder? zaten iki 90 dakika oynayınca maç başından o kadar para hak ediyorsun. iki sezon geçsin aradan, çok paraya sıkıştım diye ararlar yine yönetimi şu hesap;
    https://www.youtube.com/watch?v=fzauwPwrmwE

    ** semih kaya

    öncelikle, semih’i takımdaki bir kaç oyuncu ile birlikte (melo, sneijder, muslera) ayrı bir yere koyarım. her zaman ayrı bir yeri vardır. burada adı geçen bazı oyuncularla aynı mevzunun konusu olmasını hiç istemeyerek yazmama rağmen ne yazık ki ekonomik anlamda benzer bir saçmalık kendisi için de geçerlidir.

    2011/12 sezonunda kasım ayında, artık a takımda süre almaya başlaması üzerine profesyonel sözleşme imzalanmış. 5 sezonluk kontrat gereği, (sözleşme tl cinsinden yapılmış, ancak ileride karşılaştırma yapacağımız için kontrat tarihindeki kur ile euroya çevrilmişini yazıyorum) sırasıyla 145b, 185b, 215b, 245b ve son olarak da 2015-16 sezonunda 275.000 euro ödemeyi taahhüt etmişiz. artı olarak, yaklaşık 5.000 euro civarında da maç başı ödeme şartı içeriyor sözleşme.

    iki yıl sonrasında, kasım 2013’te, süre uzatılmadan mevcut kontratın şartlarında iyileştirme yapılmış. (sözleşme yine tl üzerinden, o günkü kur ile euroya çevirerek yazıyorum)
    2013/14 sezonu için 215.000 euroluk ücreti, 520.000 euroya;
    2014/15 sezonu için 245.000 euroluk ücreti, 555.000 euroya;
    2015/16 sezonu için 275.000 euroluk ücreti de 580.000 euroya yükseltilmiş.
    maç başı ücretleri yaklaşık iki misli olurken, bir de performans bonusu eklenmiş.

    bu iyileştirme, gerek lig/takım standartları açısından gerek de ilk 2 yıl gösterdiği performansın karşılığını vermek anlamında son derece yerinde olmuş.

    aradan daha 1 yıl geçmeden, üstelik gerek takım gerek bireysel olarak hiç de parlak geçmemiş bir sezonun ardından 2014 temmuzunda yeni bir kontrat verilmiş semih’e. 2 yılı kalan sözleşmesi, 2 daha eklenerek 4 yıla çıkarken, sıradışı bir ücret arttırımı yapılmış. 14/15 ve 15/16 sezonlarında 550-600b euro civarında olan garanti ücreti, 1.5m ve 1.6m euroya yükseltilirken, sonraki 2 sezon için 1.7m ve 1.8m euroluk ödemeler taahhüt edilmiş. neresinden bakarsan bak, saçma sapan bir vaka. neticede giden semih’e gitsin diyerek geçmek lazım burayı.

    ** yekta kurtuluş

    ocak 2011’de devre arasında 4.5 yıllık bir kontrat ile transfer edilmiş. 2014-15 sezonu sonunda bitecek sözleşmeye göre, yıllık 500.000 euro ücret ödenmesi kabul edilmiş yekta’ya. 2011/12 sezonunda geçirdiği sakatlık nedeniyle sezonun tamamını kaçırmış. sonrasındaki 2 sezonda da orta sahada yedek ya da yedeğin yedeği düzeyinde bir performans göstermiş. kontratının son yılında da benzer bir rolde devam edip, sözleşmesi bitince de muhtemelen ayrılması beklenen 29 yaşındaki yekta’ya yeni sözleşme önermişiz. gerçi, buna ne derece sözleşme denir emin değilim. kulübün maddi imkanlarının bir kısmının peşkeş çekilmesinin belgesini vermişiz diyelim, daha doğru olur böyle. 500.000 euroya oynayacağı son sezonun ücreti 1.000.000 euroya yükseltilmiş; 15/16 ve 16/17 sezonları içinde 1.1m ve 1.2m euroluk garanti ödeme taahhüt edilmiş. bir de maç başı 15.000 euro eklenmiş sözleşmeye. bi yarım saat daha görüşseler demek ki, riva’nın tapusunu falan yapacaklarmış yekta’nın üstüne...

    ** sercan yıldırım

    2011/12 sezonunun başında, yıllık 700.000 euro garanti ücret karşılığında 5 sezonluk bir kontrat ile transfer edilmiş. bekleneni verememesi üzerine (gerçi ne bekleniyodu ki) ikinci sezon ikinci yarıda sivas’a; 3. sezonunun başında ise şanlıurfaspor’a kiralanmış. şanlıurfa’ya 150.000 euro karşılığı kiralandığı içerikli kap açıklamasında, sözleşmesinin +1 yıl daha uzatıldığı da not düşülmüş. doğru dürüst talibi bile olmayan, bonservisle satmayı geçtim, kiralamak için bile para verilmesi düşünülmeyen, o sezon haricinde daha 2 sezon sözleşmesi devam eden bir oyuncuya, +1 yıl daha 700.000 euro ücret ödemeyi taahhüt etmişiz ağustos 2013’te.

    saul goodman duysa, nail salon yerine galatasaray’ı önerir müşterilerine money laundering mevzusu için...

    ** gökhan zan

    2009 yazında transfer olurken imzaladığı 2 sezonluk kontratın bitiminde (haziran 2011); sözleşme yenilenmiş. ilk iki sezonda toplam 30 resmi maç bile oynamamış olmasına rağmen, 2011-12, 2012-13 ve 2013-14 sezonlarını kapsayacak biçimde yıllık 700.000 euroluk bir kontrat önerilmiş kendisine. ilk sözleşmenin detaylarını bilmediğimiz için parasal anlamda pek bir şey söylemek mümkün değil, ancak kontratın gerek süresi, gerek sadece garanti ücret üzerinden olması açık şekilde manasız. yaşadığı sakatlıklar nedeniyle adı cam adam’a çıkmış; sezon başı itibariyle de, kadroda yedek stoper rolünde olması öngörülen bir oyuncu ile; 1 ya da 1+1 gibi alternatifler yerine direk 3 sezonu kapsayacak şekilde, üstelik tamamı garanti ödeme üzerinden bir anlaşma yapılmasının makul bir izahı yok kesinlikle.

    2011 haziranındaki bu anlaşma, gökhan zan’ın galatasaray kariyerindeki tek vaka değil ne yazık ki. aradan geçen iki yılın ardından; 02.07.2013 tarihinde, kap’a gökhan zan’ın sözleşmesinin 2+1 yıl olarak uzatıldığı bildirilmiş; üstelik % 20 civarında bir artışla... 700.000 euroluk yıllık ücret, yaklaşık olarak 850.000 euro olarak düzenlenmiş. (sözleşme 1.1m usd olarak yapılmış -o tarihte 1.30 eur/usd paritesi) o da yetmemiş olacak ki, bir de maç başı ücreti (25.000 usd) eklenmiş sözleşmeye.

    galatasaray forması ile geçirdiği 4 sezonun hiç birinde, 20 resmi maçta bile oynamamış, 32 yaşındaki gökhan zan’a, -üstelik mevcut kontratı devam ederken- şartları iyileştirilmiş yeni sözleşme önermek , heralde koca gezegende bir tek güzide kulübümüze nasip olacak cinsten bir iş...

    son paragrafları da felipe melo’ya ayıralım. bütün bunlar ortadayken, hala felipe melo’ya paragöz diyerek sallayanlar var ya, hani buraya yazmıyorum ama içinden neler geçiyor, bi bilseniz...

    ilk senesinde 3.3m, ikinci yılında 2.9m, son iki sezonunda da 3.1m euro garanti paraya oynayan ve kontratının son yılında 15/16 sezonunda yine 3.1m euro ödeneceği -kalırsa tabi- gibi verilere sahibiz kap sayesinde.

    son iki yılda sadece kur farkından dünyaları kazanmış olmalarına rağmen euro bazında zamlı kontratları alanlar iyi;

    neredeyse bayramdan bayrama ancak sahaya çıkacaklarken iki senedir ziraat türkiye kupası sayesinde yüzünü gördüklerimiz çok iyi;–o sayede bi de maç başılardan güzel götürmüş oluyorlar-

    34 yaşına kadar her sene euronun enflasyon farkını bile garanti sözleşmelerine dahil ettirip, kulüpten euro cinsinden 8 basamaklı taahhütler alanlar çok çok iyi;

    ama hakkını –standartlar buysa aslında hak ettiğin çok azını bile talep ediyor- isteyen melo kötü, melo paragöz, melo gitsin...

    son olarak; kulüp tarihinde başarılar hep görülmesi gerekenleri perdelemiştir bugüne kadar. bu sezonki çifte kupa da aynı şekilde olacak muhtemelen ne yazık ki. galatasaray’ı layık olduğu yerlere taşımanın; mevcut başkan, yönetim ve teknik ekibin kapasitesinin çok üzerinde bir iş olduğunu büyük olasılıkla çok acı tecrübeler neticesinde anlayacağız, iş işten geçmiş olacak...
  • 12555
    bu sene kurulması gereken kadro bence şu şekildeydi:

    kale:

    muslera
    mert günok (transfer, bedelsiz)
    alperen uysl

    defans (stoper)

    chedjou
    semih
    hakan
    koray

    defans (bekler)

    dani alves veya maxi pereira (transfer, bedelsiz)
    sabri (max. 500k euro, herşey dahil max 2 milyon tl)
    telles
    emre altıntaş (kadroda yazmadığım 4-5 hatta istenirse 15 oyuncu verilecek, bursadan 3 oyuncu alınacak)

    orta saha (mc)

    hamit
    melo (giderse de jong)
    selçuk
    birlo (bilal)
    ozan tufan (bursa transfer paketinde, hamit seneye bıracakağından tecrübesinden faydalanacak bu sene)

    orta saha (amc)

    şıno başgan
    yerli messi emre çolak

    kanatlar

    yasin öztekin
    bruma
    amrabat
    konoplyanka (transfer, bedelsiz)

    forvet

    niasse ve gignac gibi çapsız adamlar yerine bony, negredo, adebayor kıvamında güçlü kuvvetli kariyerli kiralık veya duruma göre satın alınacak ilk 11 forveti.
    burak
    sinan gümüş
    hamza hoca yalvarırsa üzülmesin diye niasse
    enes ünal

    açıklama

    emre, ozan, enes türk kontenjanından bursadan alınabilecek isimler. takıma uzun vadede de katkı sağlayacaklarını düşünüyorum. bunlar için olcan, umut, yekta, dzemaili, sercan, dany ve daha fazla isterlerse daha fazla adam ve hatta 3-5 milyon euro verip transferi operasyonunun gerçekleşebileceğini düşünüyorum. olcan bizde iş yapmıyor ama bursada net yapabilir. forvetleri yok, umut ilaç olabilir.

    bursalılar dışında sağ bek ve kanat adamlarına bonservis ödemiyoruz, daha doğrusu ödemeyebiliyorduk. bu kalitede adamların 6-7 milyon bonservis normal olarak bakılacağından senede 5 ten toplamda 15 milyon euro hadi 2 milyon da imza parası versen 3 sene para versen, adamların seneliği aşağı yukarı 3.5-4 milyona gelecek. biz bu paraları selçuk ve burak'a hali hazırda ödüyoruz. ayrıca buna maliyetli diyip sabriye 2 milyon euro veremezsin.

    forvet duruma göre diyorum yine. kiralanabilir, city'nin 5 tane forveti var ancak ilk tercih agüero. dolayısıyla birini bırakabilirler. ya hadi tamam hiç anlamıyorsun, bu sene başında alınan ancak sonra gözden düşen graziano pelle bile bizim ligde iş yapar. keza soldado ve kane varken kadroya girememiş adebeaaayor da kule tipi forvet ihtiyacımızı karşılar. kaldı ki sen beke dani alves, sağ açığa konoplyanka'yı aldıktan sonra "pivot olsun diye aldım" dersen çilek dikersin, forvet alamıyorum dersen duruma göre canın sağolsun hacı bile deriz.

    şu yukarıda saydığım kadro kurulabilse idi, isteyen istediğimizi alsın ben an itibariyle 21.şampiyonluğu kutlamaya başlamıştım. şimdi her sabah kap'a ulan gece operasyonu ile aydının sözleşmeyi uzatmışlar mı diye korku içinde bakıyorum.
  • 12556
    2015 2016 sezonunu şampiyon tamamlayıp 4. yıldızı takmıştır.

    şimdi benim anlamadığım neye göre. galatasaray 77 puanla şampiyon olmuş bu takım. şampiyonluk sondan bir önceki hafta bitmiş.

    ben izlemezsken 3 takımda aynı anda puan falan mı kaybetti de fener ve beşiktaş şampiyonluğu bize hediye etmiş olsun. bu takımlar ne ara bize şampiyonluğu hediye etmiş. son 7 hafta her şey bizim elimizdeydi. hadi geride olsak sonra öne geçsek hediye etti derdim. aynı şekilde şampiyon olana kadar bu takım bütün maçlarını kazandı son 7 haftada.

    derseniz ki bütün lig hediye etti hadi tartışalım. ama sanki 55 puanla şampiyon olmuşuz gibi davranıyorsunuz.
    çok kırıyorsunuz.

    ezberi bırakınız da şöyle güzel güzel teknik taktik tartışalım yahu.
  • 12557
    dorduncu yildizi taktigimiz 2014-2015 sezonunda bir macinda, sadece bir tanecik macinda bile rakibini domine eden, goze hos gelen bir futbol oynayamamis futbol takimi. sampiyonlugu kazanmamizda iki onemli durum rol oynamistir. birincisi ismail kartal isimli fenomen. ikincisi de gayet iyi futbol oynayan besiktas jimnastik kulubunun her macini deplasmanda oynamasi ve benzinlerinin ligin sonuna bir ay kala bitmesi.

    sapkamizi onumuze koymamiz ve durustce gercekleri kabul etmemiz lazim.
  • 12558
    yapılması gereken ve yapıldığında da birçok umudu yeşertecek hamleler şunlardı;

    - sağ beke maxi pereria ya da glen johnson ikilisinden birini almak, bonservis sorunları yoktu.

    - orta sahaya melo'nun ayrılma ihtimaline karşılık, ki ayrılmasa bile yanına alınsa ortasaha direncini müthiş yukarı çekerdi, stephane mbia'yı transfer etmek, bonservis sorunu yoktu, büyük ihtimalle trabzonspor'la anlaşacak.

    - kanat oyuncusu olarak evgen konoplyanka'yı almak için var güçle uğraşmak, alınması zor biliyorum, ama galatasaray gibi bir takım için, transferdeki rakiplerini de düşününce imkansız değil. sırf sabri'yle aydın'ın sözleşme yenilemeleri için gösterilen iştah bile bu transfere harcansa fazlasıyla yol alınmıştı. ve evet kendisinin de bonservis sorunu yok.

    -gelelim en zor yere; forvet oyuncusu olarak robin van persie, klaas jan huntelaar, fernando llorente, roberto soldado isimlerinden birini almak için çaba göstermek ve birini takıma katmak. şuanki durumlarını göz önünde bulundurduğumuzda van persie hariç hangisi çok ama çok zor transfer? ortalama 10 milyon euro maliyetleri olurdu diyelim.

    bunlar bu takımın ana ihtiyaç bölgeleriydi, yapılması gereken as transferlerdi ve hepsinin toplam maliyeti imza parası vs. hesaba katarsak 15-20 milyon euro maksimum tutar olurdu tahminen.

    bu mantalitede transfer sezonuna başlasaydık bilal kısa transferi de, sabri sarıoğlu ile 'makul bir fiyata' sözleşme yenilenmesi de bu kadar tepki çekmeyecekti eminim. çünkü bu transferler taraftarın gözünde tamamlayıcı, yan parça transferler olacaktı.

    peki biz ne yaptık? dursun özbek ve hamza hamzaoğlu ikilisi ne yaptı?

    hepinizin malumu. taraftarın damarına basacak ne kadar hamle varsa...şaka gibi ama tepkiler şelale olmuşken bile yapmaya da devam ediyorlar işin tuhaf yanı.

    sözün özü; yeni sezon, 2015-2016, arefesinde hiç ama hiç iyi sinyaller vermeyen takım. hem de rakiplerinden biri* transferde şaşırtıcı derecede iyi hamlelere girişip, diğeri de* şenol güneş gibi müthiş bir teknik direktör hamlesi yapmışken...

    iş bu entry transfer sürecinin başında olduğumuzun bilincinde olarak, sadece ortaya konan hatalı mentaliteye tepki olarak yazılmıştır. transfer sürecinin başında bu eleştirileri yazınca aceleci taraftar ya da 4. yıldız başarısının bir ay sonrasına yazınca da nankör taraftar olmuyorsun.
  • 12559
    aslında yapılması gereken transferlere bakınca ne kadar kötü bir kadroya sahip olduğumuz ortaya çıkıyor. belli ki melo ile yollar ayrılacak. o yüzden vlaar, de jong, huntelaar paketi ile çok sağlam bir iskete sahip oluruz. burak ile melo'nun ayrıldığını düşünürsek maliyet olarak nötr durum ortaya çıkacaktır. bunlar da yeterli değil. sağ ve sol bek + podolski ile bu takım iş yapar diyebiliriz. mevcut on birden ayrılacak iki adam ve yapılacak altı transfer... durum bundan ibaret.
  • 12561
    cüneyt tanman'ın dün yaptığı açıklamalarda gördük ki huntelaar ve podolski transfer listemizde. tamam bu iki futbolcu da gerçekten iyi futbolcular ancak bu iki oyuncunun aynı dönemde bizim listemizde olması bir tezat oluşturmuyor mu sizce de? huntelaar tam bir nokta santrfor, ceza sahası içerisinde oldukça etkili ve bitiriciliği yüksek bir futbolcu. podolski ise tamamen ayrı bir profilde, kanat forvet özelliği taşıyan, tam bir 4-3-3 ileri üçlüsünün soldaki elemanı. ha ikisini birden alıp oynatacaksan acaip bi forvet hattımız olur ve mantıklı da olabilir ama böyle bir ihtimal olmadığına göre, bu iki oyuncunun birbirinin alternatifi olması ya kafa karışıklığının ya da oyucuları iyi etüd edemediğimizin bir göstergesidir ancak. sneijder'i forvet arkasında oynatıp iki kanat ve bir forvetle oynayacağımızı söylemişti hamza hoca. bu durumda tek forvet oynayabilme özelliği ve sneijder ile iyi bir ikili olacağını varsayarak klass jan huntelaar daha mantıklı bir seçim olacaktır ama hoca önce ne istediğine karar versin!
  • 12562
    oluşturulan algının aksine ligde parlamış oyuncuları transfer politikası, gözden düşmüş veya uzun süre forma giymemiş yıldız oyuncuları transfer etme politikasından daha çok avrupaya yönelik bir politikadır. ligden yaptığımız bu transferlerde parlayan oyuncular, açık alanda etkili kontra atak oyununa uygun ve savunmada takıma köstek değil destek olan oyunculardır ki avrupada bu oyuncular galatasaray'ın çok işine yarar. daha önce de verilen bir örnek olarak amrabat buna en iyi örnek olabilir. buna mukabil lig maçlarında kapanan savunmalara karşı da bu oyuncuların etkisiz bir oyun sergilemesi muhtemeldir ancak galatasaray forması giymiş ortanın üstü kalitede bir takım biraz takım olabilirse zaten sezon sonuna kadar zirve yarışında kalabilir ve son yıllarda şampiyonluk yarışındaki rakiplerinin bu loserlıkları sayesinde winner karakteri ile şampiyonluğun en büyük adayı konumunda kalır.
  • 12563
    kale:

    1 fernando muslera 2018

    2 eray işcan 2018

    3 alperen uysal 2016

    --------------------------

    stoper:

    4 semih kaya 2018

    5 aurelien chedjou 2017

    6 koray günter 2018

    7 dany nounkeu 2016

    8 emre can coşkun 2015

    --------------------------

    sağ bek:

    9 sabri sarıoğlu 2017

    10 tarık çamdal 2019

    --------------------------

    sol bek:

    11 alex telles 2018

    12 hakan balta 2016

    --------------------------

    merkez orta saha:

    13 felipe melo 2016

    14 selçuk inan 2019

    15 blerim dzemaili 2017

    16 yekta kurtuluş 2017

    17 hamit altıntop 2016

    18 umut gündoğan 2018

    19 ibrahim coşkun 2016

    20 kaan baysal 2019

    21 birhan vatansever 2017

    22 bilal kısa 2018

    --------------------------

    ofansif orta saha:

    23 wesley sneijder 2016

    24 emre çolak 2016

    25 oğuzhan kayar 2018

    26 furkan özçal 2016

    --------------------------

    sağ açık:

    27 olcan adın 2018

    28 sinan gümüş 2019

    --------------------------

    sol açık:

    29 yasin öztekin 2018

    30 bruma 2018

    --------------------------

    forvet:

    31 burak yılmaz 2019

    32 umut bulut 2017

    33 sercan yıldırım 2017

    34 berk ismail ünsal 2017

    35 endoğan adili 2019

    görüldüğü üzere sanılanın aksine 35 oyuncumuz var şu anda. sakin olun. ayrıca.

    blerim dzemaili--satılır

    umut gündoğan--satılır, takas

    furkan özçal- satılır, taks

    oğuzhan kayar----kiralık

    lucas ontivero--kiralık

    berk ismail ünsal----kiralık, ya da takasla satılır

    emrecan coşkun-----kiralık

    endoğan adili---kiralık

    kaan baysal----kiralık

    bu elemanlar şuanda takımda son derece gereksiz olduğundan ve genç olduklarından ağzıyla kuş tutsalar bile gönderilecekler. bunun sonucunda 26 oyuncu kalıyor. yani basında yazılıp çizildiği ya da bu sözlükte yazılıp çizildiği gibi o kadar sıkıntılı bir durum yok. daha bu adamlar haricinde

    - dany yada koray

    - yekta

    - sercan

    - birhan vatansever

    - ibrahim coşkun

    - sinan gümüş

    rahatlıkla gönderilebilecek oyuncular. böylece 6 elemanı daha yolladığımızda 20 kişi kalıyor. yani şu anda oyuncu yollama konusunda hiç sıkıntımız yok. çok rahatlıkla 3-4 transfer yapılabilir. hamza hoca da bunun farkında kesinlikle.
  • 12564
    boy sorununu en kısa sürede halletmesi gereken takım. çok kısayız, bu sezon çok gol atmamıza rağmen duran toplarda varyasyon üretmemiz lazım. kısa oyuncu alınmaması taraftarıyım çok üst düzey değilse. melo ve chedjou dışında topa kafa atabilecek oyuncumuz yok ki melo da işin savunma kısmında iyi. chedjou gibi adam lazım bize savunma veya ortasaha pozisyonu için.
  • 12565
    artık yabancı sınırı da kalmamışken benim hayalimde söyle bir takım var 4 transfer gerektiren.

    ----------------muslera----------------
    (e)-------semih------chedjou------telles
    ------------melo-------(s)-------------
    ----------------sneijder-----------------
    ---(k)------------(d)-------------yasin-

    (e): eski eboue tarzı
    (s): alex song tarzı
    (d): drogba tarzı
    (k): keita tarzı
  • 12567
    2015 - 2016 sezonu galatasaray futbol takımı için okunması gereken bir yazı.

    galatasaray'da kanat problemi

    hamza hamzaoğlu, "saha parselasyonunun en iyi yapıldığı sistem" olarak ifade ettiği 4-2-3-1'i, elinde bu sisteme tamamen tezat oyuncular olmadıkça kullanmaya çalışıyor. 4-2-3-1'in faydaları konusunda hocaya katılıyorum. özellikle bir büyük takımın hücum gücüne faydası oluyor. savunmayı öne çıkardığınızda rakipleri ezebiliyor, çok kişiyle hücum bölgesinde olabiliyorsunuz. barcelona modasıyla birçok kulübün uygulamayı denediği 4-3-3 ise özellikle büyük takımlar için pek kolay bir sistem değil. özellikle stoperler ile ortasahanız arasına koyduğunuz ön libero hem fiziksel olarak üstün olacak hem de bir pasör olacak! bunu bulmak pek kolay değil. mehmet topal gibi oyuncularla defansif olarak ne kadar avantaj sağlasanız da takımın ağırlık merkezini öne çıkarma konusunda o kadar sorun yaşayabiliyorsunuz. öte yandan o ön liberonun önünde de çift yönlü oynayabilecek kadar dayanıklı, hücumda da becerikli ortasahalar bulmanız gerekir. bunlar çabuk ve driplingi olan yaratıcı oyuncular olmalı. galatasaray geçen sene bu sistemde başarılı olamadı. melo ve selçuk göbekten yeterince çabuk ve etkili olamadığı için fazla üretemedi. hatta selçuk ıslıklandı vs. öte yandan ancelotti'nin 4-2-3-1'inde olsun, şenol güneş'in bursa ve trabzonspor'unda gördüğümüz 4-2-3-1'de olsun, topa yatkın ve defansif becerisi de olan 2 ortasaha ile, savunma çizgisini de öne çıkararak rakibi kendi yarı alanına hapsetmek mümkün.

    geçtiğimiz sezon galatasaray şampiyonluğa uzanırken, hamzaoğlu bu 4-2-3-1'ini başarıyla uygulayabilmişti. üstelik galatasaray, hamzaoğlu devraldığında neredeyse kanatsız bir takım gibiydi. ancak o yasin'i çıkardı ve çözüm üretti!

    daha önce prandelli, mancini ve hatta fatih terim denediğinde de bir türlü doğru kanat oyuncularını oturtmadılar. terim ilk senesinin ilk yarısında riera - kazım denedi, çok statik ve yavaştılar... olmadı. ikinci yarısında emre-engin denedi, 10 numaralaşan necati, defansif forvet elmander ile bu içe kat ederek oynayan iki çabuk ve iştahlı kanat önce tuttu. ama emre de engin de kötü profesyonel olduğundan, emre istikrar sağlayamadığından, engin de hakeme saldırıp ilk devreyi kapatacak kadar ceza aldığından 2. sezona bunlarla başlanılamadı. yerine sola amrabat, sağa hamit altıntop gelmişti. hamit senelerdir sürekli oynayamadığı için maç temposunu yitirmişti, çabukluğu tamamen bitmişti ve kazım'ın yaşadığı sorunu yaşadı. kanadı statik hale getirdi. amrabat ise yanındaki oyuncularla etkileşime girmeyen, kendi başına oynayan ve dar alanda etkisiz bir oyuncuydu. ayrıca bonservisi yüzünden beklenti çok büyük olunca, çok fazla şans da bulamadı. sonrasında düşen yabancı sınırı ve kendisinin her zaman ilk 11'de oynamak isteyen iş ahlakı onu galatasaray'da fazla şans bulamadan ispanya'ya yönlendirdi.

    terim 2. devre kendi isteği dışında alınan sneijder'i takıma monte etmek için ilk amrabat'ı kesti. kanatların ortasahalaştığı 4-4-2'sini sneijder'in 10 numaralaştığı bir 4-3-1-2 izledi. takımın oyun kalitesi ciddi düşmüştü, bir önceki yılın etkili galatasaray'ı yoktu ama kaliteli ayaklar vardı. birçok maçı kötü oyun ama kaliteli ayaklarla aldı galatasaray. ayrıca beşiktaş vefa sezonundaydı ve fenerbahçe de avrupa liginde yarı final, türkiye kupasında final derken ligde direnemedi. galatasaray o sene şanslıydı.

    3. sezon başında terim, emre utkucan'la bir iş birliğine gitti ve ilk meyve bruma idi. aksayan hamit yerine tam tersi çok çabuk bir oyuncu olan bruma konulacaktı. terim bu geçişi yavaş yavaş denerken sezonun başlarında görevine son verildi.

    mancini ilk olarak sneijder'in sol kanat veya 10 numara, drogba ve burak'ın ise ikili forvet olacağı sistemlerin verim sağlamayacağını gördü. terim'in düzeltemediği bir sorundu bu ve mancini bunu düzeltti. mancini gelene kadar sneijder, terim'in kendisine biçtiği rollerde başarılı olamamıştı. mancini'den sonra çalıştığı üç hocada da takımın en iyisi olmayı başardı.

    sneijder'in en iyi yaptığı iş, mükemmel pasları ve şutları. yere sağlam basamaz, çok çabuktur ama süratli değildir, dolayısıyla hagi gibi topu alıp, kendi başına driplingler zorlayarak koridor açacak bir oyuncu değildir. zira artık takımlar 80'lerin 90'ların futbolunu oynamadığı için, artık eskisi gibi 50-60 metrede değil 30-40 metrede oynandığı için topu alıp 50 metre dripling yapacak alanlar da kalmamıştır.

    sneijder'i verimli kullanmak için, çok sayıda pas opsiyonu yaratabileceğiniz ve onu rakibin kolay marke edebileceği bir alandan çıkarmanız gerekir.

    örneğin...

    sneijder bu sistemde tamamen kilit altında, ne sağa oyunu açabilir, ne sola. zira kanat yok. hamit ve selçuk ağır haf oyuncuları, onlar kanat bindirmesi yapamaz. ziyadesiyle dünyanın en iyi pasörlerinden biri sneijder'in sadece 2 pas opsiyonu kalıyor. 1'i drogba'nın ayağına, sırtı dönük top alması için... diğeri de burak'ın koşu yoluna... bu iki farklı pası, farklı adamlara da atamıyor. drogba'nın koşu yoluna, burak'ın da ayağına oynayamıyordu. 2 ayrı forvete, sadece iki ayrı pas gibi bir kısır döngünün içindeydi. üstelik ligimizde bir çok takım en az bir ön libero kullandığından (bazıları iki tane kullanıyor) sneijder iki stoper ve en az bir de ön libero arasında boğuluyordu. dediğim gibi zaten yere sağlam basan bir driplingçi de değil, topu alır almaz etrafında 2-3 rakip bitiyordu ve onu fizikleriyle eziyorlardı. sneijder terim döneminde bu taktik hata yüzünden haftalarca verimsiz oynadı ve aldığı paradan girildi, karakterinden çıkıldı. sonra mancini döneminde sneijder döktürünce bizim basın; sistem, taktik gibi konularda son derece cahil olduğunda adamı terim'i yemekle bile suçladı. bir trt spikerinin mancini ile art arda goller atan sneijder için "1 ayda ne değişti, merak konusu" diye imada bulunduğunu hatırlıyorum. neyse...

    öte yandan 4-4-2'de denendiğinde de bu sefer markajdan kurtulmuş oluyordu ama rakip kaleden uzaklaşıyordu. 4-4-2'nin sol kanadı olarak sıradan bir oyuncuya dönüşüyordu.

    mancini ne yaptı? bu sistemlerde sneijder'i asla verimli kullanamayacağını görünce derhal 4-3-3'e döndü. sneijder'i sol öne, burak'ı sağ öne, drogba'yı da tek başına ileri attı. sneijder 4-3-1-2'nin kalabalık markajından kurtulduğu kanada kaçtığı gibi, 442'den farklı olarak kaleye de yakınlaştı. artık şut tehdidini kullanabiliyordu. drogba'yı duvar olarak kullanmaya devam edip, ona orta kesebilecek açıyı da yakalamıştı. öte yandan uzak forvet burak'ın önüne de ara paslar atabilecekti. yine de pas opsiyonu 2'den +1 de orta kesme özgürlüğüyle 3'e yükselmiş ve ayrıca şut tehdidi de devreye girmişti.

    mancini bununla yetinmedi, devre arası hücumu iyi bir sol bek istedi. sağa veysel, salih gibi uzun güçlü ve fizikli stoper vasıflı bekler düşünüp, sola telles'i aldı. sebeplerinden biri sneijder'e +1 pas opsiyonu daha doğurmaktı. 2. yarının ilk haftalarında bunu mükemmel uyguladılar. sneijder sol önde topu tutuyor ve arkasından bindiren telles'i sıfıra indirecek paslar da atıyordu. yani pas opsiyonları 3 artı bir de orta ve şuta dönmüştü. sneijder sistem içinde zenginleşiyordu.

    bence mancini'nin veysel - salih gibi adamlar aldırmasının bir diğer nedeni de 3'lü savunmayı düşünmesiydi. ocak ayındaki hazırlık maçlarında bruma'yı 5'linin sağında denemişti, solunda da telles'i düşünüyordu. iki 20'lik genç ile git gel yapacaktı! fakat o dönemde bruma'nin dizi döndü, aydın'ın ayağı kırıldı ve galatasaray'ın hızlı sağ kanadı kalmadı. mancini de 3'lü savunmayı bir daha deneyemedi. eğer deneseydi salih ve veysel'i üçlü stoperin sağı olarak da düşünmüş olabilirdi. öte yandan bu dönem transfer edilen hajroviç de yine hayal kırıklığı transferlerden oldu. terim döneminde denenen bir başka sağ açık yiğit gökoğlan gibi.

    galatasaray 4 yıldır mükemmel oturttuğu temele bir türlü kanat eklemesi yapamadı. hep paralar harcandı, hep beklenen alınamadı. yiğit gökoğlan 2.5, hamit hem maaş, hem bonservis, amrabat 8.6, olcan 4.5, hajroviç bir o kadar, ontivero 2, bruma 12 vs. galatasaray belki en çok parayı buralara harcadı ama bir türlü olmadı.

    prandelli de kanat eksiğini görüp yasin'i aldırdı 2.5 da ona verildiğinde ben dahil herkes artık isyan etmişti. kim derdi ki bu kadar tutmayan adam üzerine 27 yaşına gelmiş ve şimdiye kadar beklenen patlamayı yapamamış yasin tutacak? zaten alanlar da alternatif olsun diye almıştı. performans beklenen olcan'dı ama o da profesyonel davranmadı ve çok kilo aldı. kanat oyuncusu olarak çıktığı tüm maçlarda fiziksel zaaflar yaşadı.

    nihayetinde hamzaoğlu ilk 4-2-3-1'ini burak'ı forvet arkasında gizli forvet yaparak uyguladı. solda sneijder, sağda emre çolak vardı. her iki kanat oyuncusu da içe kat ederek oynadığından rakip ortada kümelenip galatasaray'ı sıkıştırabiliyordu. sonra bruma denendi ve sonra nihayet yasin tuttu... sneijder 4-2-3-1'in 10 numarasına geçti optimum performansına ulaştı. nasıl mı?

    "rakip yine iki stoper ve önünde en az bir ön libero ile oynuyor. 4-3-1-2'den fark ne?" diyeceksiniz... yine sneijder marke edilip, ezilebilir? hayır! sneijder çok çabuk. 4-3-1-2'de sadece iki pas opsiyonundan başka bir alternatifi olmadığı için yaratamıyor ve topu ayağında tutmak zorunda kalıp eziliyordu ama 4-2-3-1'de iki tane kanat var, önünde bir forvet var ve kendisi de çok çabuk.

    rakip sağdan, soldan kaçan kanatları ve önde sürekli hareketli burak'ı bırakıp sneijder'e çok kişiyle basamazdı. 4-3-1-2'de basabilirsiniz çünkü oyun dardır, kanat yoktur, sneijder çabuk olsa da boşta arkadaşı olmadığı için topu tutmak zorunda kalır ve ezilir. bu sistemde bir 10 numara driplingle, çalımla alan açmak zorundadır ama 4-2-3-1 öyle değil! pasla da oyunu genişletebilir ve markajcılardan uzak kalabilirsiniz. sneijder asla 1-2 saniyeden fazla topu ayağında tutmadı, sadece bir saniyede oyunun yönünü sağa sola çevirebilen bir adam olduğu için markaj altında gömülmedi. soldan yasin'i hem verkaçlarda kullandı, hem de onu sıfıra indirebilecek paslar atabiliyordu. (kasımpaşa maçı 2. gol) sağdaki oyuncuya pas atıp oyunu genişletebiliyordu, sola yakın top alıp sağ ile şut şansı doğurabiliyordu ve en önemlisi burak'ı sürekli duvar olmaya çalışması yönünde eğiten hamzaoğlu sayesinde burak'la hem duvar olarak, hem de önüne pas olarak anlaşabiliyordu. mesela gençlerbirliği'ne attığı gol. sabri kesti, burak ceza sahası içinde sırtı dönük kontrol etti, sneijder'e çıkardı ve sneijder de golü attı. sneijder'in pas opsiyonları 2 yasin, 2 burak ve bir de sağ kanat ile 5'e yükselmiş, markajcıları ona yapışamadığı için, sneijder ayağında top tutmak zorunda kalmadığı için şut tehdidi de artmıştı.

    hamzaoğlu'nun en iyi yaptığı şey; burak'ı, çok iyi yapamasa da sürekli duvar olmaktan korkmaması konusunda eğitmek, yasin'in yeteneklerinden faydalanmak ve sneijder'i bu kadar etkili kullanmaktı. yine de sağ kanat 4 yıldır olduğu gibi halen çözülememiş bir sorundu.

    muslera, semih, melo, selçuk, sneijder, burak. takımın iskeleti 4 senedir ara ara aksasa da her zaman en iyi performansı veren isimlerdi. bunlar nasıl oturmuşsa, kanatlar da bir o kadar oturmadı.

    bruma 3 teknik adam ve bir ağır sakatlık sığdırdığı 2 senede çok az gelişti. amrabat satıldı, olcan bu fizikle bekten başka yerde oynayamayacak halde ve evet elde yeteri kadar gelişmemiş bruma ve yasin'den başka bir de fazlaca forvet özellikli genç sinan var.

    ancak galatasaray'la ilgili çıkan transfer haberleri her ne hikmetse kanat değil forvet ve başka isimler üzerine. özellikle sağ kanatta sadece bruma varken, solda iyi işleyen yasin'in mevkisine isimlerin geçmesi gerçekten şaşırtıcı.

    şimdi bence 4-2-3-1'de bir kanat skorer olmalı, forvet özellikli olmalı ve diğer kanat da top taşıyacak, kendi yarı alanının bittiği yerden yani 2. bölgeden topu alıp, 3. bölgeye götürecek bir oyuncu olabilmeli.

    zira ne melo ilk 2 senesinde yapabildiği gibi topla kat ederek takımı ve topu öne taşıyabiliyor, ne selçuk'un zaten böyle bir becerisi var, ne de yasin'in.

    yasin sanılanın aksine bir açık oyuncusu değil, bir forvet oyuncusu gibi. yasin şu resimdeki bölgeden top alıp 20-30 metre sürüp takımı ve topu hücuma taşıyabilen bir oyuncu değil.

    yasin'in topla ve topsuz ivmesi 10-15 metre. maksimum 3 hamle. bu ivmelenme işini topla da topsuz da çok başarılı yapıyor ama maksimum 3 hamle yapıyor.

    öte yandan yasin'in aslında şutu iyidir, erciyes'te birçok golü topu ters ayakla içeri çekip, şut atarak sağlamıştır ve galatasaray'da da son haftalarda artık iyice özgüven kazanınca aslında skorer bir kanat olduğunu, yani forvet özellikli bir adam olduğunu göstermiştir. öte yandan yasin formayı kapabilmek için ilk aylar sürekli koşuyor ve defansif mücadele ediyordu. sneijder'i de taşımaya çalışıyordu ve onun tarafından sol haf oynayan melo'nun temposuzluğunu da kapatmaya çalışıyordu. enerjisini buralara harcarken gol yollarında çok görünmemesi de normaldi. fakat son haftalarda özgüven kazanınca aslında çok düzgün bir ayağı olduğunu gördük. zira kendisinin mersin'e attığı golü galatasaray'ın yeni transferi, atıyorum podolski atmış olsa yer yerinden oynar, taraftar taksim'e transfer kutlamaya falan çıkardı.

    şimdi "son haftalarda mersin ve beşiktaş'a attığı güzel golleri sağ taraftandı. sağa yasin'i sola podolski'yi monte etsek olmaz mı?" soruları gelecektir. yasin o golleri sağdan attı ama o maçlarda solda oynadığı maçlar kadar oyun içinde etkili olamadı. zira yasin'in yeteneği ters ayakla içe toplu-topsuz hızlı kat edip delici hamleler yapmak. onu sağa koymak verimliliğini çok düşürmek olacaktır. robben'i sol açık, arda'yı sağ açık yapmaktan bir farkı kalmaz! o yüzden galatasaray solda oynayacak adam değil de sağda oynayacak adam bakmalıdır.

    hatta bana kalırsa sol hafa da melo gibi derinde gizlenen, temposuz bir oyuncu yerine çok daha dinamik ve yasin - sneijder'e biraz daha yakın oynayabilip onların arkasını da toplayabilecek genç bir adam alınmalıdır. melo, yasin-sneijder ikilisiyle arasındaki mesafeyi çok açıp geride dinleniyor. galatasaray topu kaptırınca yasin bu alanı kapatmak için geri koşuyor ama alan kapatarak savunma yapmayı da pek bilmediği için gereksiz efor harcayıp yoruluyor. bu da yukarıda bahsettiğimiz gibi onun gol yollarındaki enerjisinden çalıyor.

    hatta hatırlayın, melo'dan bir yaş büyük olmasına rağmen ondan 2 km fazla koşan hamit ilk 11'e girdiğinde, melo yerine oynadığında galatasaray çok daha fazla pozisyona girip, çok daha gol attığı maçlar oynadı. yasin özellikle bu maçlarda daha etkiliydi.

    uzun lafın kısası hamzaoğlu bence yasin'i kanat forvete çevirmeli ve alacaksa poldolski'yi alıp ikisini forma rekabetine sokmalı ve sinan'ı da kiraya göndermeli. yok almayacaksa da yasin'i as kanat/forvet yapıp, sinan'ı da yedeği yapmalı.

    şimdi tabi podolski sinan'in çok önünde. fakat eski çalışkanlığından çok uzak. ben ilk galatasaray'la adı geçtiğinde, "kesin başarılı olur, yeni kewell olur" diyordum ama son bir iki maçını izledim, mücadeleden çok kaçıyor, çalışkanlığı çok kötü. ee zaten sneijder de çok çalışkan olabilecek bir oyuncu değil. ee melo yerine ondan çok daha fazla koşan, dinamik bir sol haf oyuncusu da düşünülmüyor. o halde podolski bende ciddi soru işaretleri yaratmaya başladı.

    peki podolski santrfor alternatiflerinden biri olamaz mı? bu sorunun cevabı pandev... pandev de mükemmel sırtı dönük oynar, mükemmel son vuruşları vardır ama hamzaoğlu burak yerine onu oynatsa galatasaray şampiyon falan olamazdı. neden mi? çalışkanlık!

    hamzaoğlu kanatlardan da çok, en uç oyuncuların savunmayı başlattığı bir takım kurdu. 4-2-3-1'de en ön oyuncu zaten hareketli olmazsa statik kalırsınız, kolay marke edilir ve hücumda etkisizleşirsiniz. 4-2-3-1'i en iyi uygulayan takımlardan biri ancelotti'nin madrid'iydi. benzema neden hiç değişmedi bu takımda? kimler geldi kimler gitti, benzema hep kaldı. sebebi top madrid'teyken benzema çok hareketli, top rakipteyken de çok çalışkandı.

    lig sonu hamza hocaya burak'ı sordular. "çok memnunum ama daha iyi olabilir" dedi. daha çalışkan olabilir!

    umut da bu konuda kim ne derse desin faydalı oldu. insanlar top umut'un ayağındayken yetersiz tekniği yüzünden sitem etti ama top rakipteyken? umut'un en önde oynadığı maçlarda galatasaray'ın yediği baskıya bakın, o olmadığında yediği baskıya bakın. 33. hafta beşiktaş 2. yarı akın akın gelirken, maç tek kaleye dönmüşken 60'ta umut-burak değişikliği yaptı hamzaoğlu. burak da sitem etti hatırlarsınız... fakat sonra umut'un ne kadar faydalı olduğunu gördük. galatasaray yarı sahasına hapsolmuşken umut geldi beşiktaş'ın 2. bölgesinde oyun kurmaya çalışan oyunculara arkadan yetişip baskı yaptı. nihayetinde beşiktaş'ın baskısı yavaş yavaş kırıldı ve yine umut'un rakip yarı alanda kazandığı bir top sonrasında da 2. gol geldi. taraftar bu baskıyı, presi pek görmez. tabi umut'un bu pres gücü de artık yaşıyla birlikte 90 dakika değil! artık kendisi 30 dakikalık bir hamle oyuncusu ve işte böyle baskı yediğiniz maçlarda sonradan oyuna girerek verimli olmaya devam edebilir.

    geçen gün bir beşiktaşlı arkadaş söyle yazmış. "demba ba geldiğinde çok sevinmiştim. almeida 5 pozisyona giriyor 1 tane atıyordu, bu 2 pozisyona girip 2 tane atacaktı. oynadığı dönemde de kendisini çok sevdim, 27 gol atmış ama keşke 17 atsaydı da o gollerin içinde fener, cimbom, brugge, liverpool falan olsaydı"

    arkadaşa cevabım şuydu. "demba ba liverpool, fener, cimbom, brugge maçlarında pozisyona bile giremedi ki, sezon başı hariç temposu yüksek maçların hepsinde hayalet gibiydi, öte yandan almeida'nın 5 pozisyona girmesi de kendisi adına bir meziyetti"

    yine cardozo'ya da bakın. trabzonspor rakip yarı alanda oynayamadığında sadece 10 kişi olmanızı sağlıyor. fenerbahçe maçını hatırlayın. ki fenerbahçe'yi yensin diye alınmıştı...

    beşiktaşlı arkadaş şöyle yazdı devamında. "burak'ı tigana döneminde, "çok kaçırıyor" diye gönderen de bu kafa, haklısın"

    beşiktaş burak'ı, holosko'yu almak için 5 milyon euro karşılığında manisaspor'a göndermişti. trajikomik.

    yani galatasaray pandev'le şampiyon olamazdı. 4-2-3-1'in en ucunda arkasındaki 3'lü hücum hattını oynatacak, onlara alan açacak bir santrfor şart, sadece duvar olup onlara top servis edecek bir pivotla olmuyor. hamza hocanın burak'a alternatif niasse düşüncesi de sanırım bundan kaynaklanıyor. fakat ben olsam onun yerine daha uzun, atlet yeni bir hakan şükür arardım, çok skorer olmasına da gerek yok. dağıtan bozan ve rakip savunmayı öne çıkartmayacak bir tehdit daha etkili olurdu. aslında buna benzer 22'lik bir santrforu geçen arjantin liginde gördüm... neyse niasse'nin kapalı savunmalarda sıkıntı yaşayabileceğini düşünüyorum.

    şimdi gelelim sağ tarafa emre çolak oynayınca, bekini çıkaran bir oyuncu değil, top tutmuyor, hemen ve hızlı oynuyor çok fazla top kaybına müsait... öte yandan çizgiyi kullanamıyor ve sol tarafta yasin'in olduğu gibi içeri kat ederek üretiyor. rakip de göbekte kümelenip oyunu galatasaray aleyhine sıkıştırabiliyor.

    umut sağda oynayınca top tutamıyor, süremiyor, orta kesemiyor. sadece rakip bekin çıkmasına engel oluyor, duran toplarda takımın +1 uzamasını sağlıyor o kadar. bruma ise bu ikisinden takıma daha faydalı ama bireysel olarak da yetersiz.

    yukarıda yasin'in süremiyor dediğim 20-30 metrelik topları bruma sürüyor. 2. bölgeden top alıp 3. bölgeye taşıyabilir ama sonrası yok. sonrası konusunda çok tecrübesiz. defansif pozisyon alma konusunda gelişti, topu taşıma konusunda verimli, bekini çıkarma konusunda da iyi ama ofansif aksiyonların hiçbirini bilmiyor. ne sıfıra inebiliyor, ne savunma arkasına koşusu var, ne şutu var... bence özgüveni de düşmeye başladı, ilk geldiğindeki rahatlığından da uzak. zira aslında topla yetenekli bir oyuncu bruma, şutları da kötü değildi. kendine güveni olsa pasları da, şutları da etkili olabilir ama o özgüven sorununu yenemedi.

    sırf topu ileri taşıması (ki galatasaray, erciyes maçının ilk golüne lütfen bakınız) bekini çıkarması, savunmayı dikkatli ve özverili yapması bile onu takıma daha faydalı yaptı. galatasaray sağ kanatta onun oynadığı maçlarda oynamadığı maçlara oranla daha çok gol attı, daha çok pozisyon üretti. zira takım oyununa faydalıydı ancak galatasaray gelişmek istiyorsa onun tecrübelisini ve gol yollarında da etkilisini bulmalı. yani yeni kader keita'yı!

    keita da 2. bölgeden top alıp hücuma taşıma konusunda mükemmeldi, ayrıca yere çok sağlam bastığı için top saklar kaybetmezdi ve gol yollarında da bireysel etkili olabiliyordu.

    yine söyleyeyim. selçuk, melo, yasin kimse topu driplingle taşıyarak takımı hücuma çıkaramadığı için galatasaray'ın bir kanadına top taşıyan oyuncu alması gerekli. sinan ve yasin, gelirse poldi skorer kanat olurken sağa bu profilde bir adam bulunmalı.

    o yüzden sürekli santrfor isimlerinin geçmesine şaşırıyorum. tabi podolski transferi bir önceki yazımda da belirttiğim bir 2. bahar transferi olabilir. euro 2016'da oynamak için, tekrar forma giyip goller atmak için, istanbul'un, arena'nın iyileştirici gücüyle eski günlerine dönebilir, yasin'i kesip daha diri bir oyuncuya dönüşüp ilk 11'in değişmezi olup, kewell vari bir performans da verebilir. kalitesi bellidir, bu transfere karşı değilim... yasin'le iyi bir kanat/forvet rekabeti yaratabilirler ancak para harcanacak öncelikli transfer bu olmamalı. galatasaray'ın para harcayarak kalite satın alması gereken mevkiler 1- top taşıyacak sağ kanat 2- sağ bek 3- melo ile rotasyona girebilecek dinamik bir ortasaha 4- dinamik, çalışkan, fizik gücü yüksek bir santrfor. sonra 5. podolski'ler, atıf'lar falan gelir.

    bakalım arda ve kewell'ın ayrılmasının ve bu takımın temellerinin atılmasının ardından gelen 5. sezonda nihayet kalıcı bir sağ kanat bulunabilecek mi?

    http://www.futbolarena.com/...-kanat-problemi.html
  • 12568
    2015-2016 sezonu için bir amacı olmayan takımdır. geçen sezonu izledik, az biraz 4. yıldız geyiğine bir sinerji yaratıldı ve son haftaları kayıpsız geçerek şampiyon olduk. önceki entrylerimde de belirttiğim gibi, iyi futbol oynadık mı sorusuna verilecek cevap takdir edersiniz ki kesinlikle hayır olur. son maçları şampiyonluk stresiyle kötü oynuyoruz, skor için oynuyoruz laflarıyla geçiştirildi ancak tüm sezon boyunca kötü oynadık.ayrıca bu takım başarılara da nispeten doymuş takımdır, yani selçuk melo'lu orta saha geçen sene itibariyle miadını doldurduğunu gösterdi açık şekilde. bu takıma başarıya aç, belli hedefleri olan futbolcular ve takımın bir amacının olması lazım. karşı tarafın yaptığı transferler de tam bu profilde transferler. hedefi kalmamış, yüzü eskimiş oyuncuları gönderip, kaliteli futbolcularla kabuk değiştiriyorlar. ayrıca onların 4.yıldız motivasyonları azalmış da olsa hala var ancak bize baktığımızda 4. yıldızı takmış olmamızın verdiği rehaveti başkan, yönetim ve ne yazık ki hamza hocada görmekteyiz.umarım bu rehavet futbolcularda yoktur, onlara bulaşmamıştır ve bu sene onları yine bir hedef doğrultusunda kenetlenmiş olarak izleyebiliriz..
  • 12569
    isterse iyi bir forveti, iyi bir kanatı, iyi bir sağ beki ya da ne bileyim iyi bir stoperi olsun, topu alıp dikine gidebilecek aynı zamanda sert ve hızlı bir orta saha almadığı sürece mıy mıy mıy bay geri pas maestro selcuk, hızı 10 üzerinden 2 olan ve her an sakatlanmaya müsait hamit ile tek başına direnen felipe melo'yla şampiyonlar liginde gelenin geçenin 3-4 atacağı takım olmaya mahkumdur. ama hamza * alır mı? sanmıyorum. o sadece cok sevdigi selcuk kaptanına alternatif alır.

    ama bilal var canım ne gerek var transfere bak jem paul karacan da geliyor hayat bize güzel vallahi.
  • 12571
    ------------------------------- klaas-jan huntelaar---------------------------

    lukas podolski ----- ------------------------------------ -------- yasin öztekin
    ----------------------------------- wesley sneijder----------------------------------

    -----------------alexandre song--------------------selçuk inan------------

    ----alex telles -------semih kaya--------aurelien chedjou---maxi pereira

    ------------------------------------fernando muslera---------------------------------

    olsa tadından yenmez be, nerde o günler :(
  • 12573
    sağ açık transferi yapmayı düşünüp düşünmediğimizi merak ediyorum. bruma real sociedad yolcusu, basına yansıyan br isim de yok(u: çok istediğim adamlarla ilgil hep entry girdim hepsi yattı aklımda bir topçu var ama yazmayacağım kendimce totem yaptım), forvet transferi bitmeden diğer mevkilerle ilgili pek bi' gelişme olmayacak gibi
App Store'dan indirin Google Play'den alın