• 4076
    daha önceden de yazmıştım şimdi yine yazıyorum. bizim uzun vadeli bir planlamaya girmemiz lazım. bunu altyapılardan başlayarak yapmalıyız. alt yaş kategorilerinde oyuncu aradığımızı sanmıyorum çünkü balkanlardan bile oyuncu getiremedik şu ana kadar. 2025-2026 sezonu özelinde kadroda oynayan oyunculara bakın, bir tane altyapının süre aldığını göremezsiniz.

    ikinci olarak kendi salonumuzu inşa edip sponsorluk anlaşmalarını artırmak. mevcut yönetim sponsorluk bulma konusunda sıkıntı çekmiyor gözlemlediğim kadarıyla. iyi kötü bir şekilde sponsor buluyoruz. salonumuz olursa bunu daha sürdürülebilir hale getirebiliriz.

    öte yandan ise uzun vadeli gerçekçi hedefler. ilk sezondan şampiyonluk hedefiyle değil ama kurulan kadro uzun vadede beraber oynayabilecek oyunculardan olmalı. aynı zamanda yıl yıl avrupa ve lig hedefi basamak basamak artırılmalı. yani gerçekçi hedeflerle ilerlemeliyiz. buna göre de uzun vadede teknik kadro seçimi yapmalıyız.

    elimizde taraftar ve camia olarak müthiş potansiyel var ancak değerlendiremiyoruz. umarım profesyonelce yönetilen bir branş haline gelir burası.
  • 4078
    yakup sekizkök uğruna yine bir sezonu ve önemli fırsatları kaçıran takım. 2025-2026 sezonunda önce bahçeşehir, ardından da tofaş maçına çıktık. yazın rakipleri takip etmedim ama 2 takım da bizden iyi kadrolar kurmuş. zaten efes, fener ve beşiktaş(yazarken utanıyorum) bizden daha iyiler. ligimizdeki diğer takımların da bizden aşağı kalır yanı yok. bu bütçe ile nasıl bunu başarıyoruz anlamıyorum. belki arada bu takımları yeneriz ama daha başarılı bitirenileceğimizi sanmıyorum.

    yanlış saymadıysam son 34 maçın 20’sini kaybeden bir takımız. böyle birisine takım kurduruyoruz. bunu neden yapıyoruz kimse anlamıyor. elimizdeki parayla euroleague takımına yakın para kurmamız lazım. ergin ataman’ın sponsorların kapısında yatıp zorla aldığı bütçeye denk bir bütçemiz var.

    galatasaray bunu çoğu zaman yapıyor ama. hep bir eski oyuncuya ya da eski çalışana ya da liseliye bir iş vermek zorunda hissediyor gibi. futbolda altyapılarda hep eski oyuncular, basketbolda eski oyuncular, liseliler, voleybolda eski oyuncular. bıktık artık bu durumdan. hak etmeyenlerin buralarda işi yok. kendini kanıtlamış insanlara iş verin.

    biz hemen hemen her branşta bütçe olarak ilk 3’teyiz. ama başarı aynı oranda değil. evet fenerbahçe ile aramızda çok fark var şu an ama arada başarı alırsın yahu. ve biz eskiden her branşta şampiyon olan bir takımdık. utanmamız lazım şu işten ama bu liselilerin yönetiminde de sanki hep böyle devam edecek gibi. bir yandan diğer takımların genel kurullarını görünce bizimki hoşumuza gidiyor ama diğer yandan da böyle bir durum var işte.
  • 4081
    her sezon bir öncekinden daha kötü bir takım kurmayı başarabilen bir ekipçe yönetilen, maç kazanması tamamen bir iki oyuncunun (palmer ve mc collum) o günkü bireysel performansına bağlı olan, taraftar olarak izlemek için gerçekten peygamber sabrına ve çelik gibi sinirlere sahip olunması gereken takımımız.
    bu, şu an oynanmakta olan aliağa maçını kazansak da böyle, kaybetsek de böyle maalesef...
    (bkz: 12 ekim 2025 aliağa petkim galatasaray basketbol maçı)
  • 4082
    kaçıncı sınıf basketbol oynadığını artık anlayamadığım takım. geçen sezon play-offa zar zor kalmıştı bu sene o da zor gözüküyor. öyle bir basketbol oynuyor ki yorumcular “ben hayatımda bu kadar hata yapılan maç izlemedim”, “ligin top kaybı rekoru kaç” falan diye tartışıyorlar.

    (bkz: 12 ekim 2025 aliağa petkim galatasaray basketbol maçı)
  • 4084
    türkiye basketbol süper ligi'nde bir güç sıralaması yapılsa ilk 8'e giremeyecek, ama bütçe sıralamasında ise ilk 4-5'te olan takımımız. yakup sekizkök, ömer yalçınkaya ve can natan 3'lüsü ve onların her türlü rezilliğine sırf 2'si liseli diye göz yuman dursun aydın özbek yüzünden harcanan paralar çöpe gidiyor. sonra da bazı taraftarlar "iyi yönetin" diyeceklerine çıkıp "kapatın şu şubeleri" diyorlar. olan galatasaray'ın paralarına oluyor.
  • 4085
    son üç senedir çeşitli aralıklarla sezonda 10 maçını izlediğim takımımızdır. bu maçların neredeyse hepsinde yorumum aynıydı.

    yakup sekizkök senelerce ergin ataman’la çalışıp nasıl bu kadar alakasız bir koç olabilir aklım almıyor.

    ilk düğme kadro planlaması ile başlayalım. ergin ataman’ın başarılarının arkasında yetersiz bütçelerle dar kadro planlaması vardır. 8 yabancı hakkı olan bütçeyi 5 yabancıya sıkıştırır örneğin. 2 tane de rotasyona dahil olabilen tecrübeli yerli ekler. geri kalan oyunculardan parlayanlar olursa 8. adam olabilir belki. kalan 4 isim yalnızca düşük seviye maçlar ve garbage time oyuncusu olur. basketbolda ortalama üzeri bir takım kurduğunuzda sene içinde oynadığınız maçların yüzde 60-80’i görece düşük seviye rakiplerle oynanıyor. futbol gibi süprize açık bir oyun da değil. oyun içimde oyuncuların nefeslenme şansı da var. yani bütçeniz kısıtlıysa 10-12 kişilik rotasyonun marjinal faydası düşük. hatta zararları var. uyumlu 5’leri bulmak, setleri oturtmak ve oyuncuları ritmde tutmak zorlaşıyor.

    yakup hoca ne yapıyor bu konuda? 2 senedir hiçbirisi üst seviye denemeyecek 7-8 yabancı alıyor sezon başı. bakın cole palmer ve will cummings gibi isimler üst seviye skorer falan değil örneğin. istikrarsız ve hücum ederken net zaafları olan oyuncular. melo trimbleya da aaron harrison gibi isimler hızlıca son yıllarda aklıma gelenler.

    ergin hocanın kadro planlamasında net olan diğer konu oynanacak basketbolun ne olduğunun açıkça belli olmasıdır. kadroda bu ilkeler üzerine kurulur. şutör bir dört numara varsa onun yerine süre alacak isim de şutördür örneğin. beş numaralar sert ve fiziklidir ya da. böylece sezon ortasından itibaren takım giren çıkan fark etmeden robotikleşmeye başlar ister istemez.

    yakup hoca ne yapıyor? parçalar birbiriyle uyumsuz ve tek boyutlu planlama ile kuruluyor. bir uzun savunmada sert diye alınıyor diğerinin bileği yumuşak diye. rotasyon başladığı anda takım sudan çıkmış balık oluyor. az önce ikili oyun oynayıp köşedeki boş şuta istasyon olan uzun yerine hand off oynamak isteyen uzun geliyor örneğin. oyun zekası zaten kısıtlı olan takım da bu kadar farklı planı uygulamak mümkün olmuyor haliyle. öyle olunca da hücumda birinin topu alıp birebir oynuyor. rakip vasat ya da vasat altı ve o gün şutlarımız girerse kazanıyoruz. zaten vasat hücum eden takımlar dahi 80 sayıyı rahatça buluyor bize. bunun üstüne çıkarsak maçı alıyoruz.

    savunmada ısrarla undersize kalıyoruz 3 yıldır. bu bir seçimdir. ancak bu seçimi yapmanın temel amacı adam değişme savunmasında kısaların karşısında kalabilen, topa şiddetli baskı yapan bir savunma kurgulamaktır. bizde adam değiştirme değil adam bırakma savunması var sanki. rakip perdeye geldiğinde uzuna da kısaya da çözülüyoruz. rahatlıkla potaya gitmesi mümkün rakip oyuncunun. perde yerine topu çevirmek istediklerinde üç pas sonrası allak bullak oluyoruz rahatlıkla dış şutu attırıyoruz. hal böyle olunca bizden güçlü bir rakibi yenme şansımız tek haneli bir ihtimal işte.

    seneye bütçe arttıracağımız ve nba europe söylentileri varken en kısa sürede güçlü ve bize uygun felsefesi olan yeni bir koç ile anlaşmamız gerektiğini düşünüyorum.
  • 4086
    nba europe'a katılması için davet aldığı doğrulanan takım. galatasaray başkanı dursun aydın özbek tarafından yapılan açıklama:

    "nba europe projesi ile ilgili galatasaray'ı davet ettiler. galatasaray'ın bu projede olması bizim için çok önemli dediler. dolayısıyla nba europe projesinde biz de olacağız."

    video: https://x.com/aa_spor/status/1987132059026899065
  • 4087
    https://x.com/...urZnmyMEd7w&s=19

    alperen şengün ve adem bona'nın nba'de olduğu için, cedi osman'ın da sakatlığından dolayı katılamayacağı dünya kupası eleme maçlarının kadrosuna bile oyuncu gönderemeyen takımımız. takımımızın başındaki yakup sekizkök aynı zamanda türkiye basketbol milli takımının yardımcı antrenörü. buna rağmen kendisinin yönettiği takımdan tek bir kişi bile seçilmiyor, ha zaten seçilmeyi hak eden de yok. yazık.
  • 4090
    günden güne ilgisizliğimizin arttığı takım. nba europe projesi konuşuluyor ama insanların artık pek umurunda değil takım.

    ben bırakın televizyondan izlemeyi, bütün maçlara gitmeye çalışırdım. şimdi ise inanın televizyondan bile izlemek gelmiyor içimden. yine açıyorum ama açmam ile kapatmam bir oluyor.

    bunu yönetim böyle yaptı. taraftar ile inatlaşıyorlar. futbolda taraftar olarak bir etkimiz var ama diğer branşlarda yok maalesef. adamlar bizi takmıyor. inatla başarısız olmak istiyorlar. böyle böyle de takımla bağımız kopuyor. sonucunda hiçbir zaman başarı gelmiyor.

    bir şeylerin değişmesi lazım. bu koç değişikliği değil zihniyet değişikliği olmalı. bu işi profesyonellere bırakmalıyız. bütçe artsın azalsın değil. bu bütçe de yeterli. ama doğru kullanacaksın, bir organizasyonun olacak. bir oyun aklın olacak. bir sistemin olacak. yoksa yerimizde sayarız.

    ama anladığım kadarıyla böyle bir derdimiz de düşüncemiz de yok. bizim de bu durumda yapabileceğimiz bir şey yoksa durumu kabullenmemiz lazım.
  • 4094
    nihayet yakıp sekizkök ve bazı idarecilerden kurtulmuş olan takımımız. pozzecco ve micov ile iyi bir yapılanmaya gidilebilir. koç konusunda biraz daha araştırma yapılabilirdi belki ama yine de memnunum. (mumbru ismi geçti keşke olsaydı. ancak benim asıl istediğim bir başka italyan andrea trinchieri idi) yaşım itibariyle pozzecco'nun basketbolcu zamanlarını da bilirim. her zaman çılgın bir adamdı. halen de öyle. ancak taraftar ve oyuncularla iyi bir uyum ve aidiyet yakalanırsa başarılı olabileceğini düşünüyorum. bu sene çok beklentiye girmeden yeniden yapılanmanın temellerini atmamız gerek. nba europe için salon temelini de acilen atmalı ve bitirmeliyiz. salon olmadan sürdürülebilir başarı zor. micov'a güveniyorum. inşallah her şey planladığı gibi gider ve bu şube hak ettiği seviyelere tekrar çıkar. ben de kendi adıma bazı kişiler gittiği için çok sevdiğim bu takımı yeniden takip edebilirim.
  • 4095
    en azından yarışmacı bir takım kurulmak isteniyorsa yerlisinden yabancısına, yardımcı antrenöründen malzemecisine kadar herkesin gönderilmesi şart. yakup sekizkök gitti diye 4 ocak 2026 manisa basket galatasaray basketbol maçına biraz bakayım dedim takımın başında koçluk yapan yardımcı antrenör gökhan turan'ın errick mccollum, can korkmaz, buğrahan tuncer, john meeks ve clifford omoruyi 5'iyle sahaya çıktığını görünce sinirlenip maçı kapadım. uzun yıllardır takımlasın, kendini gösterebileceğin nadir anlardan birinde böyle salakça bir 5 çıkartıyorsan senden de bir cacık olmaz.
  • 4096
    harbisinden izlemesi ızdırap veren bir ekip.

    eldeki fena olmaya bütçeyle bu kötü kurguyu tasarlayan, bu oyuncu grubunu bir araya getiren, birkaç isim haricinde bu boş küme oyunculara galatasaray formasını giydiren her kim ise, bu işte kimin parmağı varsa alayının istiklal mahkemelerinde yargılanması temennisiyle...

    james palmer haricinde takımda oyuncu yok.
  • 4098
    basketbol branşının manchester united'i. özellikle hocaların işi çok zor. andreas pistiolis bi umut verdi ama olmadı. şimdi gianmarco pozzecco bi ivme kazandırabilir ancak uzun soluklu olacağını düşünmüyorum.

    teşbihte hata olmaz, basketbol liginin trabzonspor'u hatta başakşehir fk'sı sayılırız. koskoca galatasaray kulübünün basketbolda yarışmacı kimliğinin olmaması kabul edilebilir gibi değil. ya radikal bir kararla bu şubeler kapatılıp yalnızca futbol kulübü olarak devam edilmeli (ki kulübün tarihine bakınca mümkün değil), ya da bu şubeye galatasaray armasına yakışır seviyede yatırım yapılmalı.

    fenerbahçe veya efes kadar 20-30 milyon euro ayırmamıza gerek yok. kulüp + sponsor desteği ile mevcut bütçe arttırılmalı ve bu şubenin başında kesinlikle ama kesinlikle tam yetkilerle ergin ataman olmalı. çok sıkı bir galatasaraylı olan, başarıları ile basketbolun bi nevi fatih terim'i sayılabilecek ve avrupa'nın en iyi koçu ergin ataman'ın galatasaray'ı yalnızca 1 dönem çalıştırmış olması kabul edilebilir şey değil.
  • 4099
    kabuk değiştirmektedir.
    iki üç sezon sonra tekrardan maç saatlerine göre program yapar hale getirmiştir takipçilerini.
    bu 40 dakika geçmez, kenardaki kişiye o kadar tahammül edemem noktasından, maç saati gelse de biraz keyiflensek aşamasına ışık hızıyla geçmiştir.
    takım yerel ligde rezil yenilgiler aldıktan sonra, birisi lider 3 rakibini üst üste yendi, bir tanesi de evinde namağlup tofaş karşısında geldi bu galibiyetlerin.
    ilk defa dün son periyodda bir ümitsizlik dalgası gelmişken, avrupa'nın sert deplasmanlarından birinde çift haneli mağlubiyetten dönüp kazandı bu sefer de galatasaray erkek basketbolu.
    eğer ki kenarda bir önceki mensup bulunsaydı, dün 11 sayı fark 20'yi geçer, biz de kanıksamış bir şekilde ekranı kapatırdık.
    büyük bir eziyeti geride bıraktık, şimdi keyif zamanı, umarım ki uzun sürer, biz de bütün hafta sadece futbol için beklemeyiz galatasaray ile buluşmayı,
    zira bizlere başka galatasaray yok..
  • 4100
    sonunda heyecanlandıran, meraklandıran, ekran başında yumrukları havaya kaldıran bir takım olma yolunda ilerliyor. ergin ataman sonrası büyük buhran yaşadı şube. orada kafaya oynayabilir avrupa'da isim sahibi olabilirdik ancak bu fırsat tepildi. sonra beceriksiz yöneticilerin lise arkadaşlarına, dinozorlara emanet edildi. erden timur'un desteği ile yeniden yarı final gören, sıkı takipçilerin şimdi bile sayabileceği bir kadro kurup parke özlemini gidermiştik. ancak son 2-3 sene dibin dibini gördük. geçen sene başımızda hoca olsaydı bir avrupa kupamız daha olacaktı. gelinen noktada 8 sene sonra türkiye kupası'na bile katılamadık.
    sonra kimin aklına geldi nasıl oldu hangi kablo hangi kabloya değdi de pozzecco'yu takıma kazandırma vizyonunu gösterdiler. hayret verici. takıma sihirli değnekle dokundu. ligde durumları düzeltti, avrupa'da le mans mağlubiyeti üzse de litvanya'da çok da iyi oynamadığımız maçta yılmadan geri gelip kazandık. taraftarın beklediği o ruh, savunma direnci, coşku, sevgi ortamı çok net görünüyor. sezon başından beri faydalanılmayan oyunculardan üst düzey verim alınıyor. ben pozzecco hoca ile devam edilirse iki sene içinde final görebileceğimizi düşünüyorum.
App Store'dan indirin Google Play'den alın