normal şartlar altında kadın basketbol deplasmanı dışında hepsini kazanmamız lazım ama bakalım göreceğiz.
8654
iş bilmezlerle ve primcilerle yönetilen, potansiyelinin tamamı kullanılamayan kulüp. hatta potansiyelinin yarısı bile kullanılamıyor belki de. hemen hemen tüm branşlarda görülen durum bu.
8655
haksız rekabete şikeye hileye hurdaya karşı mücadelesi süren takımım canım herşeyim. transferlerin siyasetle yapıldığı rakibinin saha içi saha dışı tam gaz desteklendiği yerde hala zirvede olması takdire şayan. en son gündemler sonucunda şampiyonluğunu pek mümkün görmesem de varsa hakkım helal olsun. ne bir futbolcuya ne teknik ekibe ne de 100% hatalı da olsa yönetime tek kelime etmeyeceğim.
8656
bugün, açıkça ortaya çıkmıştır ki "sayesinde" değil "rağmen" başarılı olan kulüptür. "rağmen" kısmına herkes birçok kişiyi yazabilir ama ben "kendi taraftarı"nı da eklerim.
ekleme: taraftar kısmını açmak gerekirse; okulda zorbalığa uğrayıp dayak yemiş çocuğu "sen nasıl dayak yersin" deyip bir postada evde pataklar, sonra da "ben ders verdim artık benim sayemde dayak yemicek" diye de öğünen zihniyete sahiptir.
8657
futbol da dahil her toplumsal zemini baştan aşağıya belirlemeye çalışan bir yapıya karşı istikrarlı bir biçimde başarılı olan kulüp.
cumhuriyet'in göz bebeği. eksiği, kusuruyla canımız, ciğerimiz. sahip çıkalım.
son yaşanan malum takıma siyasetin göstere göstere desteğinden sonra bizim klübü kapatsınlar, tamamen çekilsinler türkiye'den, bakalım o zaman ne oluyor. bak daha 1 sezon öncesi için yazdığım entry burada. ben artık çok sıkıldım. (bkz: #3944278)
8661
mücadeleci ruhunu ve başkaldırı kültürünü son dönemde kaybeden kulübümüz. rahmetli eski başkan mustafa cengiz ve efsanemiz terim'in galatasaray'ın sevri gibi bir dönemde uğramış olduğu ciddi haksızlıklara, sırf adam yiyebilmek için bizzati kendi camiamız tarafından hiçbir şekilde sahip çıkılmadı. sonra koşa koşa dursun özbek yönetimini seçtik. ilk geldiğinde inanılmaz boyutlarda zararları olmuş bir adamı koşa koşa seçtin mi seçtin? kendi yönetiminde kendisine rağmen bugünün galatasaray'ını inşa etmiş erden timur gibi bir değerin bugün ne hallerde olduğunu ve o zamandan bu zamana neler yaşadığını hepimiz çok iyi biliyoruz. unutuldu mu, unutuldu.
şampiyonluklar, yıldız transferleri vs. derken galatasaray birikimlerinin hunharca savrulması karşısında susanlar, başkanın ve yönetimin iktidarın siyasi konjonktürü ile bir arada görünmesine karşı susanlar, sırf 2 3 şampiyonluk için susanlar, zamanında şöyle dayaklar yedik şimdi işimize ne yarıyorsa yapıyoruz diye susanlar bugün bağırıyorlar. neye bağrıyorsun kardeşim? kulüp nezdinde tff başkanına sesin çıkamıyor. kerem mevzusuna çıkamıyor. barış mevzusuna çıkamıyor. trabzonspor'a çıkamıyor. çünkü senin bir duruşun kalmadı ki. sen 2 günlük başarı uğruna her şeyi görmezden geldin. hani nerede fikri hür vicdanı hür nesiller! ancak lafta kaldı. ya divanda muhalif konuşanların mikrofonunu bile kapattın. sesin çıktı mı, çıkmadı? şimdi ne bağrıyorsun! ngolo kante transferinde o siyasi konjonktür sürece dahil oldu diye bağırıyorsun! duruş göstermeye çalışanlar var falan. o eşik çoktan geçildi kardeşim. zaten o konjonktürün içinde olanlar bizi yönetiyor gibi durmuyor mu? bence duruyor.
benim için bu kulüpteki en anlamlı hatta en büyük başarı başakşehir'den aldığımız lig şampiyonluğu idi. anlayan çok iyi anladı. o zaman bu kulüp neler yaşadı yaşamasına ama yine şampiyon oldu. ne oldu, değişti. kaybetseydik ne değişecekti. koskoca mazin, nice şampiyonlukların var zaten. ben hep derim, galatasaray her türlü şartta her daim kazanır. sırf 2 şampiyonluk için galatasaray'ın o muhalif duruşunu, o mücadeleci ruhunu vs. bırakmaya değer miydi? yorumu sizlere bırakıyorum. burada en büyük pay maalesef 2. dönemini geçiren dursun özbek ve yönetimidir. tabi camiada da bayağı suç var, o ayrı. defalarca kez yazdım. kendisini 1 2 başarıya kanarak övdüğüm için herkesten özür diliyorum. umuyorum bu kulübün tüm birikimleri peşkeş çekilmemiştir. o zaman hiçbir şekilde bunda payı olanları affetmem! hakkım varsa helal etmem! ben eski bizi, eski o ruhu, eski ne varsa hep özledim. maalesef bugünkü bu kulübün, içinde bulunduğu hali ne benimseyebiliyorum, ne de sevebiliyorum.
galatasaray’a yıllardır yapıştırılmaya çalışılan etiket. "devlet takımı". ama tutmuyor. çünkü galatasaray ne tam olarak devletin takımıdır, ne de devletsizdir. arada, rahatsız edici bir yerde durur.
galatasaray iktidarın değil, devlet aklının kulübüdür. aradaki farkı kaçıran herkes meseleyi yanlış okur.
galatasaray lisesi demek; bürokrasiye, diplomasiye, yönetime adam yetiştiren bir gelenek demek. yani devleti yönetenlerle aynı masada oturabilecek bir kültür. ama burada kritik nokta şu; galatasaray hiçbir zaman mevcut iktidarın arka bahçesi olmadı.
osmanlı’dan cumhuriyet’e, darbelerden sivilleşmeye kadar; rejimler değişti, hükümetler gitti geldi galatasaray kaldı. çünkü gs’nin bağlılığı şahıslara değil, kurumsal sürekliliğe.
bu yüzden galatasaray: -güce yaslanmaz ama güçten korkmaz -devletle kavga etmez ama kimsenin borazanı da olmaz -gerektiğinde mesafesini koyar, gerektiğinde masaya oturur.
devletlidir çünkü: dili ölçülüdür, refleksleri soğukkanlıdır. kriz anında panik yapmaz
devlet takımı değildir çünkü: popülizm yapmaz, emirle şampiyonluk kovalamaz, iktidar değişince çöken bir yapı değildir.
"bilimsel araştırmalara göre, aşkın ömrü 18 ay ile 4 yıl arasında değişiyor. bu süre sonunda, aşıkımza karşı duyduğumuz heyecan ve haz azalıyor, çünkü beynimizde salgılanan dopamin hormonuna bağışıklık kazanıyoruz"
bunu diyenler galatasaray'ı bilmiyor.
gününü kutladığım canım ciğerim. aşkı bambaşka, bitmeyen, hep süren... iyi ki var.
başarının bu ülkede düşmanı hep olmuştur. bu toplumun karakteristik özelliğidir kıskanmak. bizim de son üç yılın şampiyonu olup sevilmemiz mümkün değil.
fener yırtınmasına rağmen geçemediği için bizden nefret ediyorsa, diğerleri de dördüncü yılda yine favori olduğumuz için nefret ediyor. ts ve bjk taraftarlarının yorumlarına bu şekilde bakmak gerekiyor. bizden oyuncu çaldı yorumları falan filan bunların hepsi kıskançlığın kılıfı.
çok da şaşırmıyorum çünkü iki önceki şampiyonluğunu 30 küsür yıl önce aldılar. belki yine yıllarca bekleyecekler. diğeri zaten bir istikrarsızlık abidesi.
demem o ki şu an yerimiz, vizyonumuz onlardan çok farklı. gereksiz polemikleri çok fazla kafaya takıyoruz. şampiyonluk modunu açma dönemine geldik. takıma konsantre olup yolumuza devam etmeliyiz.
kimleri işe aldığına çok dikkat etmesi gereken kulüp. artık elli farklı referans mı istenir, yoksa sözleşmeye çok katı maddeler mi eklenir bilemem. kulüpten ayrılan bir şekilde kulübün karşısına dikiliyor. onlarca olay var böyle.
8670
çok büyüksün çok. iyi ki galatasaray’lıyım, iyi ki…
8671
çok seviyorum çok. ramazan'a mutlu gireceğiz sayesinde.
8672
galatasaray en çok da kendisine inanmayanları göt eder.